Kız çocuklarında erken ergenlik neden artıyor?

Giderek daha fazla kız çocuğu erken yaşta ergenliğe giriyor. Bu değişim, bedenlerin doğal ritminden mi kaynaklanıyor, yoksa çevresel koşulların bir yansıması mı? Obezite, stres ve hormon bozucu kimyasallar bu süreci nasıl etkiliyor? Erken ergenlik bireysel bir sağlık meselesi mi, yoksa daha geniş çaplı bir eğilimin işareti mi?

Kız çocuklarında ergenliğin giderek daha erken yaşlara kayması, yalnızca tıbbi bir mesele değil. Bu değişim, bedenlerin çevreyle, stresle ve yaşam koşullarıyla nasıl iç içe geçtiğini gösteren daha büyük bir dönüşüm. Obeziteden hormon bozucu kimyasallara, pandeminin yarattığı belirsizlikten çocukluk stresine uzanan pek çok etken, ergenlik başlangıcı giderek daha erken yaşlara kaymaya başladı. Erken ergenliğe giren kız çocukları, çoğu zaman henüz hazır olmadıkları beklentilerle karşılaşıyor. Daha olgun davranmaları bekleniyor, çocukluğun sunduğu koruyucu alanlar daralıyor. Stresli yaşamlar, kimyasallarla dolu çevreler ve sürekli performans beklentisi, çocukluğu giderek kısaltıyor. Erken ergenlik de bu hız çağının bedendeki izlerinden biri gibi duruyor.

Bilim gazetecisi Cassandra Willyard, Nature internet sitesinde yayımlanan yazısında, kız çocuklarında ergenliğin giderek daha erken yaşlara kaymasının ardındaki nedenleri, bu değişimin sağlık ve ruhsal gelişim üzerindeki etkilerini ve ailelerin nasıl karşılık verebileceğini ele alıyor. Willyard; obezite, hormon bozucu kimyasallar, çocukluk stresi ve koronavirüs pandemisinin yarattığı koşulların bu süreci nasıl hızlandırmış olabileceğini tartışırken, erken ergenliğin meme kanserinden diyabete, depresyondan kaygıya uzanan risklerle ilişkisine dikkat çekiyor. Ayrıca erken gelişen kız çocuklarının toplumsal beklentiler, ayrımcılık ve akran ilişkileri içinde daha kırılgan hâle gelebildiğini vurgulayarak, tıbbi müdahalelerin yanı sıra psikososyal desteğin ve doğru bilgilendirmenin önemini hatırlatıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Veriler, dünyanın birçok yerinde kız çocuklarının geçmişe kıyasla daha erken ergenliğe girdiğini ortaya koyuyor. 1840’larda ilk adet görme yaşı ortalama 16-17 iken, bugün yaklaşık 12’ye düşmüş durumda. Göğüs gelişiminin başladığı yaş da Amerika’da 1960’larda ortalama 11 iken, 1990’lara gelindiğinde 9-10’a geriledi. Bazı çalışmalar, bu sürecin koronavirüs pandemisi sırasında beklenmedik biçimde hızlandığını öne sürüyor. Erkek çocuklarında da benzer bir eğilim olabileceğine dair veriler var; ancak değişim kızlara göre daha sınırlı.

Bilim insanları bu ergenliğe erken girme durumunun ardında pek çok olası etken belirledi. Artan vücut ağırlığı ve obezite neredeyse kesin bir rol oynuyor. Bazı araştırmacılar, hormon dengesini bozan kimyasallara maruz kalmanın ya da çocukluk dönemindeki stresin ergenliği öne çekebileceğini düşünüyorlar.

Çocukluk neden giderek kısalıyor?

Bugüne kadar kızlarda sekiz yaşından önce başlayan süreç erken ergenlik olarak tanımlanıyordu; fakat bazı uzmanlar bu sınırın daha aşağı çekilmesi gerektiğini savunuyor. Son yıllardaki araştırmalar, erken ergenliğin sağlık üzerindeki etkilerini de giderek daha açık biçimde gösteriyor. Çalışmalar; obezite, kalp hastalığı, meme kanseri, depresyon ve kaygı gibi sorunlarla daha yüksek risk arasında bağlantılar kuruyor. Başka araştırmalar ise erken ergenliğe giren çocukların, ırkları ya da etnik kökenleri nedeniyle ayrımcılığa uğrama ya da akranlarından farklı muamele görme olasılığının arttığını gösteriyor.

Aileler, araştırmacılar ve klinisyenler şimdi nasıl uyum sağlanacağını ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiğini tartışıyor. Bu bazen süreci geçici olarak durdurmaya yönelik ilaçları içerebilir; ama çocuklara daha güçlü psikososyal destek sunmak ve ergenlik hakkında doğru bilgilendirme yapmak da en az bunun kadar önemli.

2020’de yayımlanan ve 30 çalışmayı kapsayan bir meta-analiz 1977 ile 2013 arasında göğüs gelişiminin ortanca yaşının her on yılda yaklaşık üç ay gerilediğini ortaya koydu. En erken başlangıç Amerika’da görüldü (8,8-10,3 yaş), en geç Afrika’da (10,1-13,2 yaş); Avrupa ve Asya ise bu iki uç arasında yer aldı. 2025’te Avrupa’da düzenlenen bir endokrinoloji kongresinde sunulan güncellenmiş bulgular, bu eğilimin sürdüğünü gösteriyor.

Araştırmacılar, ergenliğin daha da erkene kayıp kaymayacağını ya da biyolojik bir alt sınıra ne zaman ulaşacağını henüz bilmiyor. Günümüzde dünya genelinde hekimler, kız çocuklarında 8 ile 13 yaş arasındaki ergenlik başlangıcını genellikle normal kabul ediyor.

Obezite ergenliği nasıl öne çekiyor?

Bilim insanları yıllardır ergenliğin neden giderek erkene çekildiğini anlamaya çalışıyorlar. Mümkün olan birkaç güçlü açıklama arasında ilk sırayı obezite salgını alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuklar ve ergenler arasındaki obezite oranı küresel ölçekte 1990’da yaklaşık yüzde 2 iken 2022’de yüzde 8’e yükseldi; Amerika’da ise aynı dönemde yüzde 11 civarından yüzde 20’nin üzerine çıktı. 2022’de Amerika’da yaklaşık 130 bin çocuk üzerinde yapılan geniş ölçekli bir araştırma, obezite ile erken ergenlik arasında açık bir ilişki buldu. Obezitenin başlıca itici güç olduğu konusunda hiçbir şüphe yok.

Vücut ağırlığı ergenliği kısmen yağ hücrelerinin ürettiği leptin hormonu üzerinden etkiliyor. Leptin, gelişimi ve üremeyi düzenleyen beyin devreleriyle etkileşime giriyor. Bazı araştırmacılar çevredeki hormon bozucu kimyasalların da ergenliğin öne çekilmesinde payı olabileceğini düşünüyorlar. Özellikle plastiklerde bulunan ftalatlar, ‘sonsuz kimyasallar’ olarak bilinen PFAS bileşikleri ve sentetik kokulara dikkat çekiliyor; bunların tümü 20. yüzyılda yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Bu maddeler hormonları taklit ederek ya da işleyişlerini bozarak etki gösterebiliyor. Ancak bulgular tutarsız ve herhangi bir maddeyle doğrudan nedensel bağ kurmak son derece zor.

Stres çocuklukta nasıl iz bırakıyor?

Bulmacanın üçüncü parçası ise psikolojik stres olabilir. Bazı araştırmalar, aile içi şiddet, istismar, yoksulluk ya da ayrımcılıkla karşılaşan kız çocuklarının, bu deneyimleri yaşamayanlara kıyasla daha erken ergenliğe girdiğini gösteriyor. 2022’de yayımlanan uzun dönemli bir çalışma, erken yaşta fiziksel ya da duygusal istismarın Amerikalı kız çocuklarında daha erken adet görmeyle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştu.

Stres, ergenliğin zamanlamasındaki küresel kaymayı tek başına açıklamıyor; çocukluk stresinde, ergenlik başlangıcındaki düşüşe paralel net bir artış gözlenmiyor. Ancak New York’taki Columbia Üniversitesi’nden epidemiyolog Lauren Houghton’a göre stres, aşırı kilo ile birlikte etkisini artırıyor olabilir. Henüz yayımlanmamış araştırmaları, yüksek stres yaşayan, stres hormonları yüksek ve beden kitle indeksi fazla olan kız çocuklarının, düşük stres düzeyine ve düşük vücut kitle indeksine sahip akranlarına kıyasla ortalama yedi ay daha erken göğüs gelişimi gösterdiğini ortaya koyuyor.

Koronavirüs pandemisi sırasında, önceki yıllara kıyasla daha fazla kız çocuğunun erken ergenliğe girmesinde stresin önemli bir payı olabilir. Pandemi 2020’de başladıktan kısa süre sonra, İtalya’daki çocuk endokrinologları erken ergenlik şüphesiyle yapılan yönlendirmelerin hızla arttığını fark ettiler. Daha sonra yayımladıkları veriler, 2020’de başvuran çocukların yüzde 41’inin erken ergenlik ölçütlerini karşıladığını gösterdi; bu oran 2019’da yüzde 26’ydı. Diğer ülkelerden gelen çalışmalar da benzer bir tablo ortaya koyuyor; bazıları ergenlik sürecinin daha hızlı ilerlediğine işaret ediyor. Kaliforniya’daki Kaiser Permanente San Francisco’da görev yapan çocuk endokrinoloğu Louise Greenspan bu durumu ‘kısalmış ve sıkıştırılmış bir ergenlik’ olarak tanımlıyor.

Bu değişimin nedenlerini net biçimde ayırmak zor. Okullar kapalıyken çocuklar birçok ülkede ekran başında daha fazla vakit geçirdiler, daha az hareket ettiler ve bazıları kilo aldı. Ancak Greenspan, belirleyici etkenin pandeminin yarattığı stres olabileceğini düşünüyor. ‘Kronik, düşük yoğunluklu bir stresten söz ediyoruz. Bunun çocuklarımız üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum,’ diyor. Sonuçta ergenliğin erkene kaymasının nedenleri büyük olasılıkla iç içe geçmiş, birbirini besleyen süreçlerden oluşuyor.

Erken ergenlik ne tür problemlere neden oluyor?

Giderek genişleyen bilimsel literatür, erken ergenliğin hem ergenlik döneminde hem de ilerleyen yaşlarda bazı kronik hastalık risklerini artırdığını gösteriyor. Epidemiyolojik çalışmalar, daha erken adet görmenin yetişkinlikte tip 2 diyabet riskindeki artışla güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Fakat şu soru hâlâ yanıtsız: Ergenliğin zamanlaması mı diyabeti etkiliyor, yaklaşan diyabet mi ergenliği öne çekiyor, yoksa obezite gibi üçüncü bir etken her ikisini birden mi şekillendiriyor?

2017’de yayımlanan bir çalışma, erken ergenliğin, beden kitle indeksinden bağımsız olarak meme ve rahim içi kanseri riskini artırdığını ortaya çıkarmıştı. Bunun olası nedenlerinden biri, erken ergenliğin yaşam boyu östrojene maruz kalma süresini uzatması; bu da meme kanseri riskini yükseltiyor. Araştırmalar ayrıca, akranlarından daha erken ergenliğe giren kız çocuklarının depresyon, kaygı, yeme bozuklukları ve madde kullanımı gibi ruhsal ve davranışsal sorunlar açısından daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. Bunun bir açıklaması, üreme hormonlarının beynin duygusal ve bilişsel merkezlerini daha erken etkilemeye başlaması olabilir.

Ancak giderek artan sayıda çalışma, bu ilişkinin biyolojiden çok toplumsal tepkilerle bağlantılı olduğunu öne sürüyor. Michigan Üniversitesi’nden psikolog Rona Carter’a göre insanlar, boyu uzamış ve göğüs gelişimi gibi ergenlik belirtileri gösteren kız çocuklarına farklı davranıyor. Kızlar daha olgun ve bağımsız olmaları yönünde baskı hissedebiliyorlar; çocukluğun sunduğu koruyucu alanların bir kısmını kaybedebiliyorlar. Siyah kız çocukları en erken gelişen grup olduğu için bu etkileri genellikle ilk yaşayanlar da onlar oluyor. Carter, yetişkinlerin erken ergenliğe giren çocukları ‘biraz daha büyük, daha az masum ve desteğe daha az ihtiyaç duyan’ bireyler gibi algıladığını söylüyor.

Ekim ayında yayımlanan uzun dönemli bir çalışma, erken ergenliğin siyah ve Latin kökenli kız çocuklarında artan ırksal ayrımcılıkla ilişkili olduğunu, erkek çocuklarında ise böyle bir bağ bulunmadığını gösterdi. Bunun nedeni, kızlarda ergenlik değişimlerinin daha görünür olması; bu da onları nesneleştirmeye ve olumsuz kalıplara daha açık hâle getiriyor.

Erken ergenliğin yol açtığı problemler nasıl engellenebilir?

Buna karşılık, destekleyici bir sosyal çevre bazı risklere karşı koruyucu olabilir. Haziran ayında Avustralya’dan bir araştırma ekibi, aile desteği ve kabulü, destekleyici arkadaş ilişkileri ve olumlu bir okul ortamının, erken ergenliğe giren kız çocuklarında daha az depresyon ve kural ihlaliyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Carter’a göre çocukları ergenliğe ve buna verilebilecek tepkilere daha erken ve daha iyi hazırlamak da önemli bir koruyucu adım olabilir. ‘Ergenlik öncesinde yoğun bir beklenti kaygısı yaşanıyor; kızlar neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar, ebeveynler bu konuyu konuşmakta zorlanıyorlar’ diyor. Carter, 9-11 yaş arası siyah kız çocukları için Double Digits adlı bir eğitim programı geliştirdi. Program regl ürünleri ve hijyen gibi pratik bilgiler sunuyor, ayrıca karşılaşabilecekleri önyargılar üzerine konuşmalar içeriyor.

Tıbbi bir seçenek de mevcut. Endokrinologlar, erken ergenlik yaşayan bazı çocuklara ‘ergenlik baskılayıcıları’ olarak bilinen hormon ilaçları verebiliyorlar. Bunun nedenlerinden biri, bu çocukların normalden erken boy uzamasını durdurabilmesi ve duygularını ya da regl sürecini yönetmekte zorlanmaları. Bu uygulama, erken ergenlik yaşayan bazı çocuklar için uzmanlar arasında yaygın kabul görüyor. Ergenliğin başlama yaşının düşmesi, ‘erken ergenlik’ tanımının ne olduğu ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiği konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.”

Bu yazı ilk kez 24 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Cassandra Willyard’ın Nature internet sitesinde yayımlanan “Girls are starting puberty younger — why, and what are the risks?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.nature.com/articles/d41586-026-00089-8

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Kız çocuklarında erken ergenlik neden artıyor?

Giderek daha fazla kız çocuğu erken yaşta ergenliğe giriyor. Bu değişim, bedenlerin doğal ritminden mi kaynaklanıyor, yoksa çevresel koşulların bir yansıması mı? Obezite, stres ve hormon bozucu kimyasallar bu süreci nasıl etkiliyor? Erken ergenlik bireysel bir sağlık meselesi mi, yoksa daha geniş çaplı bir eğilimin işareti mi?

Kız çocuklarında ergenliğin giderek daha erken yaşlara kayması, yalnızca tıbbi bir mesele değil. Bu değişim, bedenlerin çevreyle, stresle ve yaşam koşullarıyla nasıl iç içe geçtiğini gösteren daha büyük bir dönüşüm. Obeziteden hormon bozucu kimyasallara, pandeminin yarattığı belirsizlikten çocukluk stresine uzanan pek çok etken, ergenlik başlangıcı giderek daha erken yaşlara kaymaya başladı. Erken ergenliğe giren kız çocukları, çoğu zaman henüz hazır olmadıkları beklentilerle karşılaşıyor. Daha olgun davranmaları bekleniyor, çocukluğun sunduğu koruyucu alanlar daralıyor. Stresli yaşamlar, kimyasallarla dolu çevreler ve sürekli performans beklentisi, çocukluğu giderek kısaltıyor. Erken ergenlik de bu hız çağının bedendeki izlerinden biri gibi duruyor.

Bilim gazetecisi Cassandra Willyard, Nature internet sitesinde yayımlanan yazısında, kız çocuklarında ergenliğin giderek daha erken yaşlara kaymasının ardındaki nedenleri, bu değişimin sağlık ve ruhsal gelişim üzerindeki etkilerini ve ailelerin nasıl karşılık verebileceğini ele alıyor. Willyard; obezite, hormon bozucu kimyasallar, çocukluk stresi ve koronavirüs pandemisinin yarattığı koşulların bu süreci nasıl hızlandırmış olabileceğini tartışırken, erken ergenliğin meme kanserinden diyabete, depresyondan kaygıya uzanan risklerle ilişkisine dikkat çekiyor. Ayrıca erken gelişen kız çocuklarının toplumsal beklentiler, ayrımcılık ve akran ilişkileri içinde daha kırılgan hâle gelebildiğini vurgulayarak, tıbbi müdahalelerin yanı sıra psikososyal desteğin ve doğru bilgilendirmenin önemini hatırlatıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Veriler, dünyanın birçok yerinde kız çocuklarının geçmişe kıyasla daha erken ergenliğe girdiğini ortaya koyuyor. 1840’larda ilk adet görme yaşı ortalama 16-17 iken, bugün yaklaşık 12’ye düşmüş durumda. Göğüs gelişiminin başladığı yaş da Amerika’da 1960’larda ortalama 11 iken, 1990’lara gelindiğinde 9-10’a geriledi. Bazı çalışmalar, bu sürecin koronavirüs pandemisi sırasında beklenmedik biçimde hızlandığını öne sürüyor. Erkek çocuklarında da benzer bir eğilim olabileceğine dair veriler var; ancak değişim kızlara göre daha sınırlı.

Bilim insanları bu ergenliğe erken girme durumunun ardında pek çok olası etken belirledi. Artan vücut ağırlığı ve obezite neredeyse kesin bir rol oynuyor. Bazı araştırmacılar, hormon dengesini bozan kimyasallara maruz kalmanın ya da çocukluk dönemindeki stresin ergenliği öne çekebileceğini düşünüyorlar.

Çocukluk neden giderek kısalıyor?

Bugüne kadar kızlarda sekiz yaşından önce başlayan süreç erken ergenlik olarak tanımlanıyordu; fakat bazı uzmanlar bu sınırın daha aşağı çekilmesi gerektiğini savunuyor. Son yıllardaki araştırmalar, erken ergenliğin sağlık üzerindeki etkilerini de giderek daha açık biçimde gösteriyor. Çalışmalar; obezite, kalp hastalığı, meme kanseri, depresyon ve kaygı gibi sorunlarla daha yüksek risk arasında bağlantılar kuruyor. Başka araştırmalar ise erken ergenliğe giren çocukların, ırkları ya da etnik kökenleri nedeniyle ayrımcılığa uğrama ya da akranlarından farklı muamele görme olasılığının arttığını gösteriyor.

Aileler, araştırmacılar ve klinisyenler şimdi nasıl uyum sağlanacağını ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiğini tartışıyor. Bu bazen süreci geçici olarak durdurmaya yönelik ilaçları içerebilir; ama çocuklara daha güçlü psikososyal destek sunmak ve ergenlik hakkında doğru bilgilendirme yapmak da en az bunun kadar önemli.

2020’de yayımlanan ve 30 çalışmayı kapsayan bir meta-analiz 1977 ile 2013 arasında göğüs gelişiminin ortanca yaşının her on yılda yaklaşık üç ay gerilediğini ortaya koydu. En erken başlangıç Amerika’da görüldü (8,8-10,3 yaş), en geç Afrika’da (10,1-13,2 yaş); Avrupa ve Asya ise bu iki uç arasında yer aldı. 2025’te Avrupa’da düzenlenen bir endokrinoloji kongresinde sunulan güncellenmiş bulgular, bu eğilimin sürdüğünü gösteriyor.

Araştırmacılar, ergenliğin daha da erkene kayıp kaymayacağını ya da biyolojik bir alt sınıra ne zaman ulaşacağını henüz bilmiyor. Günümüzde dünya genelinde hekimler, kız çocuklarında 8 ile 13 yaş arasındaki ergenlik başlangıcını genellikle normal kabul ediyor.

Obezite ergenliği nasıl öne çekiyor?

Bilim insanları yıllardır ergenliğin neden giderek erkene çekildiğini anlamaya çalışıyorlar. Mümkün olan birkaç güçlü açıklama arasında ilk sırayı obezite salgını alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuklar ve ergenler arasındaki obezite oranı küresel ölçekte 1990’da yaklaşık yüzde 2 iken 2022’de yüzde 8’e yükseldi; Amerika’da ise aynı dönemde yüzde 11 civarından yüzde 20’nin üzerine çıktı. 2022’de Amerika’da yaklaşık 130 bin çocuk üzerinde yapılan geniş ölçekli bir araştırma, obezite ile erken ergenlik arasında açık bir ilişki buldu. Obezitenin başlıca itici güç olduğu konusunda hiçbir şüphe yok.

Vücut ağırlığı ergenliği kısmen yağ hücrelerinin ürettiği leptin hormonu üzerinden etkiliyor. Leptin, gelişimi ve üremeyi düzenleyen beyin devreleriyle etkileşime giriyor. Bazı araştırmacılar çevredeki hormon bozucu kimyasalların da ergenliğin öne çekilmesinde payı olabileceğini düşünüyorlar. Özellikle plastiklerde bulunan ftalatlar, ‘sonsuz kimyasallar’ olarak bilinen PFAS bileşikleri ve sentetik kokulara dikkat çekiliyor; bunların tümü 20. yüzyılda yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Bu maddeler hormonları taklit ederek ya da işleyişlerini bozarak etki gösterebiliyor. Ancak bulgular tutarsız ve herhangi bir maddeyle doğrudan nedensel bağ kurmak son derece zor.

Stres çocuklukta nasıl iz bırakıyor?

Bulmacanın üçüncü parçası ise psikolojik stres olabilir. Bazı araştırmalar, aile içi şiddet, istismar, yoksulluk ya da ayrımcılıkla karşılaşan kız çocuklarının, bu deneyimleri yaşamayanlara kıyasla daha erken ergenliğe girdiğini gösteriyor. 2022’de yayımlanan uzun dönemli bir çalışma, erken yaşta fiziksel ya da duygusal istismarın Amerikalı kız çocuklarında daha erken adet görmeyle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştu.

Stres, ergenliğin zamanlamasındaki küresel kaymayı tek başına açıklamıyor; çocukluk stresinde, ergenlik başlangıcındaki düşüşe paralel net bir artış gözlenmiyor. Ancak New York’taki Columbia Üniversitesi’nden epidemiyolog Lauren Houghton’a göre stres, aşırı kilo ile birlikte etkisini artırıyor olabilir. Henüz yayımlanmamış araştırmaları, yüksek stres yaşayan, stres hormonları yüksek ve beden kitle indeksi fazla olan kız çocuklarının, düşük stres düzeyine ve düşük vücut kitle indeksine sahip akranlarına kıyasla ortalama yedi ay daha erken göğüs gelişimi gösterdiğini ortaya koyuyor.

Koronavirüs pandemisi sırasında, önceki yıllara kıyasla daha fazla kız çocuğunun erken ergenliğe girmesinde stresin önemli bir payı olabilir. Pandemi 2020’de başladıktan kısa süre sonra, İtalya’daki çocuk endokrinologları erken ergenlik şüphesiyle yapılan yönlendirmelerin hızla arttığını fark ettiler. Daha sonra yayımladıkları veriler, 2020’de başvuran çocukların yüzde 41’inin erken ergenlik ölçütlerini karşıladığını gösterdi; bu oran 2019’da yüzde 26’ydı. Diğer ülkelerden gelen çalışmalar da benzer bir tablo ortaya koyuyor; bazıları ergenlik sürecinin daha hızlı ilerlediğine işaret ediyor. Kaliforniya’daki Kaiser Permanente San Francisco’da görev yapan çocuk endokrinoloğu Louise Greenspan bu durumu ‘kısalmış ve sıkıştırılmış bir ergenlik’ olarak tanımlıyor.

Bu değişimin nedenlerini net biçimde ayırmak zor. Okullar kapalıyken çocuklar birçok ülkede ekran başında daha fazla vakit geçirdiler, daha az hareket ettiler ve bazıları kilo aldı. Ancak Greenspan, belirleyici etkenin pandeminin yarattığı stres olabileceğini düşünüyor. ‘Kronik, düşük yoğunluklu bir stresten söz ediyoruz. Bunun çocuklarımız üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum,’ diyor. Sonuçta ergenliğin erkene kaymasının nedenleri büyük olasılıkla iç içe geçmiş, birbirini besleyen süreçlerden oluşuyor.

Erken ergenlik ne tür problemlere neden oluyor?

Giderek genişleyen bilimsel literatür, erken ergenliğin hem ergenlik döneminde hem de ilerleyen yaşlarda bazı kronik hastalık risklerini artırdığını gösteriyor. Epidemiyolojik çalışmalar, daha erken adet görmenin yetişkinlikte tip 2 diyabet riskindeki artışla güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Fakat şu soru hâlâ yanıtsız: Ergenliğin zamanlaması mı diyabeti etkiliyor, yaklaşan diyabet mi ergenliği öne çekiyor, yoksa obezite gibi üçüncü bir etken her ikisini birden mi şekillendiriyor?

2017’de yayımlanan bir çalışma, erken ergenliğin, beden kitle indeksinden bağımsız olarak meme ve rahim içi kanseri riskini artırdığını ortaya çıkarmıştı. Bunun olası nedenlerinden biri, erken ergenliğin yaşam boyu östrojene maruz kalma süresini uzatması; bu da meme kanseri riskini yükseltiyor. Araştırmalar ayrıca, akranlarından daha erken ergenliğe giren kız çocuklarının depresyon, kaygı, yeme bozuklukları ve madde kullanımı gibi ruhsal ve davranışsal sorunlar açısından daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. Bunun bir açıklaması, üreme hormonlarının beynin duygusal ve bilişsel merkezlerini daha erken etkilemeye başlaması olabilir.

Ancak giderek artan sayıda çalışma, bu ilişkinin biyolojiden çok toplumsal tepkilerle bağlantılı olduğunu öne sürüyor. Michigan Üniversitesi’nden psikolog Rona Carter’a göre insanlar, boyu uzamış ve göğüs gelişimi gibi ergenlik belirtileri gösteren kız çocuklarına farklı davranıyor. Kızlar daha olgun ve bağımsız olmaları yönünde baskı hissedebiliyorlar; çocukluğun sunduğu koruyucu alanların bir kısmını kaybedebiliyorlar. Siyah kız çocukları en erken gelişen grup olduğu için bu etkileri genellikle ilk yaşayanlar da onlar oluyor. Carter, yetişkinlerin erken ergenliğe giren çocukları ‘biraz daha büyük, daha az masum ve desteğe daha az ihtiyaç duyan’ bireyler gibi algıladığını söylüyor.

Ekim ayında yayımlanan uzun dönemli bir çalışma, erken ergenliğin siyah ve Latin kökenli kız çocuklarında artan ırksal ayrımcılıkla ilişkili olduğunu, erkek çocuklarında ise böyle bir bağ bulunmadığını gösterdi. Bunun nedeni, kızlarda ergenlik değişimlerinin daha görünür olması; bu da onları nesneleştirmeye ve olumsuz kalıplara daha açık hâle getiriyor.

Erken ergenliğin yol açtığı problemler nasıl engellenebilir?

Buna karşılık, destekleyici bir sosyal çevre bazı risklere karşı koruyucu olabilir. Haziran ayında Avustralya’dan bir araştırma ekibi, aile desteği ve kabulü, destekleyici arkadaş ilişkileri ve olumlu bir okul ortamının, erken ergenliğe giren kız çocuklarında daha az depresyon ve kural ihlaliyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Carter’a göre çocukları ergenliğe ve buna verilebilecek tepkilere daha erken ve daha iyi hazırlamak da önemli bir koruyucu adım olabilir. ‘Ergenlik öncesinde yoğun bir beklenti kaygısı yaşanıyor; kızlar neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar, ebeveynler bu konuyu konuşmakta zorlanıyorlar’ diyor. Carter, 9-11 yaş arası siyah kız çocukları için Double Digits adlı bir eğitim programı geliştirdi. Program regl ürünleri ve hijyen gibi pratik bilgiler sunuyor, ayrıca karşılaşabilecekleri önyargılar üzerine konuşmalar içeriyor.

Tıbbi bir seçenek de mevcut. Endokrinologlar, erken ergenlik yaşayan bazı çocuklara ‘ergenlik baskılayıcıları’ olarak bilinen hormon ilaçları verebiliyorlar. Bunun nedenlerinden biri, bu çocukların normalden erken boy uzamasını durdurabilmesi ve duygularını ya da regl sürecini yönetmekte zorlanmaları. Bu uygulama, erken ergenlik yaşayan bazı çocuklar için uzmanlar arasında yaygın kabul görüyor. Ergenliğin başlama yaşının düşmesi, ‘erken ergenlik’ tanımının ne olduğu ve ne zaman müdahale edilmesi gerektiği konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.”

Bu yazı ilk kez 24 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Cassandra Willyard’ın Nature internet sitesinde yayımlanan “Girls are starting puberty younger — why, and what are the risks?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.nature.com/articles/d41586-026-00089-8

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x