Alparslan Türkeş: Askeriyeden parlamentoya uzanan bir devlet adamının yolculuğu

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu, Türk milliyetçiliğinin siyasi tarihimizdeki en önemli temsilcilerinden biri… Ölümünün 28. yıldönümünde Başbuğ’u Doç. Dr. Süleyman Aşık yazdı.

Alparslan Türkeş… Önce 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”, sonra Türk siyasetinin güçlü karakteri… İlerleyen yılarda siyasetçi kimliğinin askerî kimliğini unutturduğu bir isim… Aynı zamanda bir külliyata sahip yazar… 80 yıllık ömrüne bir askerî darbenin yürütücülüğü ile diğer bir askerî darbenin mağduriyetini de sığdırmış olan Alparslan Türkeş, Türk milliyetçiliğinin Türk siyasi tarihindeki en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.

1917’de, İngiliz işgali altındaki Lefkoşa’da dünyaya gelen Alparslan Türkeş (25 Kasım 1917 – 4 Nisan 1997), 1933 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiş ve ardından da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilmiştir. Tutkusu olan askerlik için Kuleli Askerî Lisesi’nde eğitimi almış ve Türkiye’nin farklı yerlerinde görevini icra etmiştir.

Türk tarihine yakın ilgi duyan Türkeş’in üzerinde, Türkiye’nin en önemli sosyologlarından olan Ziya Gökalp ve eseri Türkçülüğün Esasları kitabı ile Nihal Atsız’ın fikirleri etkili olmuştur.[1] Milliyetçilik düşüncesinin henüz 14-15 yaşında “kabarmaya” başladığını söyleyen Türkeş bunda Kıbrıs’ta ders aldığı hocalarının etkili olduğunu söyler.[2]

Daha 27 yaşındayken Irkçılık-Turancılık Davası olarak tarihe geçen ve dönemin siyasi konjonktürünün bir yansıması olan hadisenin yargılama sürecinde ismi tanınır hale gelir. “Vatan hainliği” suçlaması ile itham edildiği mahkemede, “Ben koyu bir milliyetçiyim, fakat zannedildiği manada ırkçı değilim”[3] der. Aldığı cezayla bir süre tutuklu kalan Türkeş 1945’te beraat edip yeniden üniformasına kavuşmuştur.

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”

1960 yılına kadar orduda çeşitli görevlerde bulunan Türkeş için tarihin çarkları 27 Mayıs’taki askerî darbe ile farklı bir şekilde dönmeye başlayacaktır. Cumhuriyet Türkiye’si ilk kez bir darbe ile karşı karşıya kalırken, toplum darbeyi onun sesinden öğrenecektir. Darbenin “Kudretli Albayı”[4] olarak ön plana çıkan Türkeş, yapılan müdahaleyi Türkiye’nin sorunlarının çözümü için fırsat olarak görecektir.

Ancak şurası da ilginçtir, Türkeş yapılan askerî müdahalenin köklerini 1940’lı yılların başına dayandırır: “İhtilal fikri bu memlekette CHP iktidarı devrinde başlamış ve bu fikir, partilerin memleketin kaderini daima uçurumlara doğru sürüklemeye devam ettikleri 27 Mayıs 1960 yılına kadar gelmiştir. Bilmem kaç milyon taraftarı olan bir DP’yi askerî kuvvetin muhatabı olarak değerlendirmek 27 Mayıs’ı asıl gayeler ile anlamamış, anlayamamış olanların acz olduğu kanaatlerinden başka bir şey olamaz.”[5]

Türk siyasi tarihini derinden sarsacak olan darbenin “fiili lideri” olduğunu söyleyen Türkeş, “27 Mayıs İhtilali’nin fiilen lideri bendim. General olmamama rağmen, fiilen liderliğini ben yaptım. General olsaydım, herhalde bir disiplin, sağlam bir disiplin kurmuş olacaktım örgüt içerisinde” der.

Darbeden birkaç yıl sonra yaptığı bir değerlendirmede ise şu dikkat çekici ifadeleri kullanır: “27 Mayıs, o günkü olağanüstü şartların meydana getirdiği bir olaydı. Keşke o da o şekilde olmasaydı. Ama işte o şekilde tecelli etti.” Darbe bildirisini okuduğu metinde NATO’ya bağlı olduklarını belirten Türkeş, süreç içerisinde dış temsilciliklerde çalışanların maaş ödemeleri ve ordunun gençleştirilmesi için paraya ihtiyaçları olduğunu ve bunu da “dost ve müttefik” olarak nitelendirdiği ABD’den talep edip bağış şeklinde aldıklarını anlatır.[6]

Darbenin fiili liderliğinden kızak yurtdışı göreve

27 Mayıs’ın kudretli albayı Türkeş, Başbakanlık Müsteşarlığı görevine kadar yükselmiş ancak darbe sonrası kurulan Millî Birlik Komitesi (MBK) içindeki fikir ayrılıkları nedeniyle 13 arkadaşıyla birlikte tasfiye edilmiş ve her biri yurtdışı görevlere atanmıştır.

Şu sözleri darbe sonrası oluşan atmosferi anlatması bakımından önemlidir: “İhtilal bir deniz fırtınasına benzer. Rüzgâr kesildikten sonra da dalgalanmalar devam eder.”[7] Türkeş bu yeni dönemde Yeni Delhi Büyükelçiliği müşaviri olarak Hindistan’a gönderilmiş, 23 Şubat 1963’te Türkiye’ye dönmüştür.

Döndüğünde siyasetin gündemini yakından takip eden Türkeş, Başbakan İsmet İnönü’nün kendilerine yaklaşımını şöyle eleştirecektir: “Sözde 27 Mayıs’ı korur görünerek halk üzerinde sindirme ve baskı denemeleri yapmaktadır. Buna karşılık da hakiki 27 Mayıs’çılar olarak, 14’leri iktidarın başı olan zat eline geçen her fırsatta birtakım kanun dışı tedbirlerle ilgili göstermekten menfaatler ummaktadır.”[8]

Siyaset yolculuğu

Siyasete dair açıklamalarıyla Ankara’nın gündeminden uzak kalmayan ve Albay Talat Aydemir’in 1963’teki darbe girişiminde dört ay cezaevinde kalan Alparslan Türkeş için tam zamanlı siyaset mesaisi başlamak üzereydi. Türkiye’de sağ çizgideki Adalet Partisi (AP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Yeni Türkiye Partisi (YTP) bünyesinde Türkeş’i kendi yanlarında görmek isteyen isimler vardı. Türkeş o günlerde içinde bulundukları durumu şöyle anlatıyor:

“(…) Biz bir siyasi partiye girelim’, dedim. 27 Mayıs’ta görev yaptığımız için, adımız bir defa ‘ihtilalci’ye çıkmış. Memlekette de biz sürgüne gönderildikten sonra 22 Şubat 1962 olayları oldu, ardından Silahlı Kuvvetler Birliği teşekkül etti, sonra da 21 Mayıs patlak verdi. Bu olaylar dolayısıyla, bizim, memlekette yapmak istediğimiz hizmetler ancak partileşme ile olur. ‘Ya, bir siyasi parti ile anlaşalım ya da kendimiz bir parti kuralım’, dedim. Meşru yoldan, siyasi parti çerçevesi içinde çalışmamız lazımdı. Arkadaşlarım da bu görüşteydi. Ama, siyaset kirli iş, diyenler de vardı. Ama ben memlekete hizmet için başka yol olmadığını kendilerine söyledim.”[9]

Nihayetinde, 1965’te önce CKMP genel başkanı olmuş ardından da 1965 Genel Seçimleri’nde CKMP’den Ankara milletvekili seçilip Meclis’e girerek siyasete adım atmıştır. Hatta 1966’da Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday dahi olmuş ancak Cevdet Sunay’a karşı kaybetmiştir.

1969 yılına gelindiğinde, CKMP’nin adı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirilmiştir. Türkeş, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’ne kadar, Süleyman Demirel liderliğinde kurulan Milliyetçi Cephe hükümetlerinde iki kez başbakan yardımcılığı yapmıştır. Tabii bu dönem Türkiye’de sağ-sol çatışmalarının tavan yaptığı yıllar olarak tarihe geçmiş, Türkeş de önemli bir siyasi aktör olarak ön planda yer almıştır.[10]

Darbe sonrası tutuklanıp idamla yargılanmış ve 1985’te beraat etmiştir. 1987 yılında siyasi yasaklar için yapılan referandumda ise yasağı kalkmış ve MHP’nin devamı olan Milliyetçi Çalışma Partisi’nin (MÇP) genel başkanı olmuştur. 1993’te partinin adı yeniden MHP olarak değiştirilmiştir. 1995’teki genel seçimlerde Meclis’e giremeyen Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997’de Ankara’da geçirdiği kalp spazmı sonucu vefat etmiştir.

Düşünce dünyası

Sevenlerince “Başbuğ” unvanı verilen[11] Alparslan Türkeş salt bir asker ve siyasetçi olmayıp kültürden ekonomiye, siyasetten sosyal meselelere geniş bir yelpazede düşünceleri olan bir isimdir. Birçok eser kaleme almıştır. Eserlerinin adı şöyledir: Temel Görüşler, Yeni Ufuklara Doğru, 1944 Milliyetçilik Olayı, 12 Eylül Adaleti: Savunma, Gönül Seferberliğine, Dokuz Işık ve Türkiye, Sistemler ve Öğretileri, 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler, Bunalımdan Çıkış Yolu, Türkiye’nin Meseleleri, Kahramanlık Ruhu, Millî Doktrin Dokuz Işık, Dış Politikamız ve Kıbrıs, Dava.

Türkeş’i ön plana çıkaran düşünce yapısı, milliyetçiliğidir. Gençlik yıllarından itibaren milliyetçi düşünce ile yetişmiş bir isimdir. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu, Türk milliyetçiliği düşüncesinin öncüsü Ziya Gökalp’e özel önem veren Türkeş, onun bu konuda yol gösterici olduğu söylerken, bir düşünce ve ülkü sahibi olmanın önemini ise şöyle ifade eder: “Her şeyin temeli düşüncedir, düşünebilmektir, ülküdür, idealdir. Düşünceye, ülküye, ideale dayanmayan aksiyon, beyinsiz hareket, dümensiz gemi gibidir.”[12]

Türk milliyetçiliği anlayışını İslam ile bütünleşik gören Türkeş’in şu sözleri bu çerçevede değerlendirilmelidir: “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.” “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız.” Şu düşüncesi de Müslüman Türk kavramını bir arada gördüğünü açık bir şekilde göstermektedir: “Türk milletinin tefekkürüne en az bin yıldan beri İslam dini biçim vermektedir. Kurduğumuz muhteşem kitaplıklar incelendiğinde görülecektir ki, (…) İslamiyet tam bir şuur ve yüksek bir irade ile tercih edilmiştir. Böylece, ‘vahyin aydınlığına’ ulaşan Türk’ün akıl ve idraki, İmamı Buhari’leri, İmamı Gazali’leri, Mevlana Celaleddin’leri, Yunus Emre’leri, büyük mantıkçı ve Şeyhülislam Molla Fenari’leri vd. yetiştirdi.”[13]

Türk milliyetçiliği düşüncesinin izdüşümü olarak Türk Dünyası’na yakın ilgi duyan Türkeş, Türkiye’nin, sınırları ötesindeki Türkleri mutlaka düşünmesi gerektiğini belirtir: “Dünyanın neresinde Türk varsa, Türk milliyetçililerinin ilgileri içindedir. Dış Türkler için elden ne gelirse yapmayı Türk milliyetçilerinin boynuna borç sayarız.”[14] “Büyük Türkiye ülküsü” hedefi doğrultusunda “Dokuz Işık Doktrini” kavramını geliştiren Türkeş, kalkınmanın yollarını şöyle ortaya koyar: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köycülük, hürriyetçilik ve şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikçilik.[15]

Son söz… Kıbrıs’ta başlayan hayatı Ankara’da son bulan Alparslan Türkeş 80 yıllık ömründe asker, diplomat, siyasetçi ve yazar olarak pek çok gelişmenin içerisinde yer almış, Türk siyasi tarihinde önemli bir konumda bulunmuştur. Bir yönüyle tarihî olayların seyrini belirlerken diğer yönüyle, kendisi için belirlenen yöne de gittiği olmuştur. Düşünceleri ile etkisini hâlâ sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 4 Nisan 2025’te yayımlanmıştır.

[1] Atilla Çetin, “Alparslan Türkeş”, Gözden Geçirilmiş 3. Baskı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: Ek-2, Ankara 2019, s. 615.

[2] Bahar, 2016, s. 7-8/ akt. Mırık, 2018, s. 53.

[3] Tuba Tombuloğlu, “Alparslan Türkeş’in Hayatı”, Doğumunun 100. Yılında Alparslan Türkeş’e Armağan, Haz.: Saadettin Yağmur Gömeç- Tuba Tombuloğlu, Berikan Yayınevi, Ankara 2018, s. 11-12.

[4] E. Semih Yalçın, Türk Milliyetçiliğinin Bir Hizmetkarı Alparslan Türkeş, Türk Ocakları Aydın Şubesi, Aydın 2000, s. 38.

[5] Yalçın, s. 38.

[6] Hulûsi Turgut, Türkeş’in Anıları Şahinlerin Dansı, ABC Basın Ajansı Yayınları, İstanbul 1995, s. 129, 215, 389.

[7] İrfan Ülkü, Doktoru Selim Kaptanoğlu Anlatıyor 12 Eylül’de Türkeş, Bilge Karınca Yayınları, İstanbul 2017, s. 25.

[8] Metin Turhan, Bilinmeyen Yönleriyle Alparslan Türkeş, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2009, s. 4.

[9] Turgut, s. 388.

[10] Çetin, s. 616.

[11] Çetin, s. 616.

[12] Alparslan Türkeş Diyor Ki, Hazırlayan: Ahmet İzci, Avrupa Yakası Yayıncılık, İstanbul 2016, s. 41.

[13] Alparslan Türkeş, Dava, Kamer Yayınları, İstanbul 2013, s. 28.

[14] Alparslan Türkeş, Türkiye’nin Meseleleri, Kutluğ Yayınları, 6. Baskı, İstanbul 1976, s. 82.

[15] Alparslan Türkeş, Türkiye’nin Meseleleri, Kutluğ Yayınları, 6. Baskı, İstanbul 1976, s. 58-60; Alparslan Türkeş, Millî Doktrin Dokuz Işık, Kutluğ Yayınları,12. Baskı, İstanbul 1975.

Süleyman Âşık
Süleyman Âşık
Doç. Dr. Süleyman Âşık - Lisans eğitimini 2005-2010 yılları arasında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde aldı. 2013 yılında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Programı’nda yüksek lisans eğitimini “Türk Otomobil Tarihinde Bir İlk: Devrim Arabası” adlı çalışma ile tamamladı. 2018 yılında, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Programı’nda yürüttüğü, “Türkiye’de Demokrasinin Yeniden İnşası Sürecinde Anavatan Partisi (1983-1991)” adlı çalışmayı bitirerek Tarih doktoru unvanını aldı. Ağırlıklı olarak Türk siyasi hayatı ve basın tarihi üzerine bilimsel çalışmaları bulunuyor. İzmir Bakırçay Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Alparslan Türkeş: Askeriyeden parlamentoya uzanan bir devlet adamının yolculuğu

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu, Türk milliyetçiliğinin siyasi tarihimizdeki en önemli temsilcilerinden biri… Ölümünün 28. yıldönümünde Başbuğ’u Doç. Dr. Süleyman Aşık yazdı.

Alparslan Türkeş… Önce 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”, sonra Türk siyasetinin güçlü karakteri… İlerleyen yılarda siyasetçi kimliğinin askerî kimliğini unutturduğu bir isim… Aynı zamanda bir külliyata sahip yazar… 80 yıllık ömrüne bir askerî darbenin yürütücülüğü ile diğer bir askerî darbenin mağduriyetini de sığdırmış olan Alparslan Türkeş, Türk milliyetçiliğinin Türk siyasi tarihindeki en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.

1917’de, İngiliz işgali altındaki Lefkoşa’da dünyaya gelen Alparslan Türkeş (25 Kasım 1917 – 4 Nisan 1997), 1933 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiş ve ardından da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilmiştir. Tutkusu olan askerlik için Kuleli Askerî Lisesi’nde eğitimi almış ve Türkiye’nin farklı yerlerinde görevini icra etmiştir.

Türk tarihine yakın ilgi duyan Türkeş’in üzerinde, Türkiye’nin en önemli sosyologlarından olan Ziya Gökalp ve eseri Türkçülüğün Esasları kitabı ile Nihal Atsız’ın fikirleri etkili olmuştur.[1] Milliyetçilik düşüncesinin henüz 14-15 yaşında “kabarmaya” başladığını söyleyen Türkeş bunda Kıbrıs’ta ders aldığı hocalarının etkili olduğunu söyler.[2]

Daha 27 yaşındayken Irkçılık-Turancılık Davası olarak tarihe geçen ve dönemin siyasi konjonktürünün bir yansıması olan hadisenin yargılama sürecinde ismi tanınır hale gelir. “Vatan hainliği” suçlaması ile itham edildiği mahkemede, “Ben koyu bir milliyetçiyim, fakat zannedildiği manada ırkçı değilim”[3] der. Aldığı cezayla bir süre tutuklu kalan Türkeş 1945’te beraat edip yeniden üniformasına kavuşmuştur.

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin “Kudretli Albayı”

1960 yılına kadar orduda çeşitli görevlerde bulunan Türkeş için tarihin çarkları 27 Mayıs’taki askerî darbe ile farklı bir şekilde dönmeye başlayacaktır. Cumhuriyet Türkiye’si ilk kez bir darbe ile karşı karşıya kalırken, toplum darbeyi onun sesinden öğrenecektir. Darbenin “Kudretli Albayı”[4] olarak ön plana çıkan Türkeş, yapılan müdahaleyi Türkiye’nin sorunlarının çözümü için fırsat olarak görecektir.

Ancak şurası da ilginçtir, Türkeş yapılan askerî müdahalenin köklerini 1940’lı yılların başına dayandırır: “İhtilal fikri bu memlekette CHP iktidarı devrinde başlamış ve bu fikir, partilerin memleketin kaderini daima uçurumlara doğru sürüklemeye devam ettikleri 27 Mayıs 1960 yılına kadar gelmiştir. Bilmem kaç milyon taraftarı olan bir DP’yi askerî kuvvetin muhatabı olarak değerlendirmek 27 Mayıs’ı asıl gayeler ile anlamamış, anlayamamış olanların acz olduğu kanaatlerinden başka bir şey olamaz.”[5]

Türk siyasi tarihini derinden sarsacak olan darbenin “fiili lideri” olduğunu söyleyen Türkeş, “27 Mayıs İhtilali’nin fiilen lideri bendim. General olmamama rağmen, fiilen liderliğini ben yaptım. General olsaydım, herhalde bir disiplin, sağlam bir disiplin kurmuş olacaktım örgüt içerisinde” der.

Darbeden birkaç yıl sonra yaptığı bir değerlendirmede ise şu dikkat çekici ifadeleri kullanır: “27 Mayıs, o günkü olağanüstü şartların meydana getirdiği bir olaydı. Keşke o da o şekilde olmasaydı. Ama işte o şekilde tecelli etti.” Darbe bildirisini okuduğu metinde NATO’ya bağlı olduklarını belirten Türkeş, süreç içerisinde dış temsilciliklerde çalışanların maaş ödemeleri ve ordunun gençleştirilmesi için paraya ihtiyaçları olduğunu ve bunu da “dost ve müttefik” olarak nitelendirdiği ABD’den talep edip bağış şeklinde aldıklarını anlatır.[6]

Darbenin fiili liderliğinden kızak yurtdışı göreve

27 Mayıs’ın kudretli albayı Türkeş, Başbakanlık Müsteşarlığı görevine kadar yükselmiş ancak darbe sonrası kurulan Millî Birlik Komitesi (MBK) içindeki fikir ayrılıkları nedeniyle 13 arkadaşıyla birlikte tasfiye edilmiş ve her biri yurtdışı görevlere atanmıştır.

Şu sözleri darbe sonrası oluşan atmosferi anlatması bakımından önemlidir: “İhtilal bir deniz fırtınasına benzer. Rüzgâr kesildikten sonra da dalgalanmalar devam eder.”[7] Türkeş bu yeni dönemde Yeni Delhi Büyükelçiliği müşaviri olarak Hindistan’a gönderilmiş, 23 Şubat 1963’te Türkiye’ye dönmüştür.

Döndüğünde siyasetin gündemini yakından takip eden Türkeş, Başbakan İsmet İnönü’nün kendilerine yaklaşımını şöyle eleştirecektir: “Sözde 27 Mayıs’ı korur görünerek halk üzerinde sindirme ve baskı denemeleri yapmaktadır. Buna karşılık da hakiki 27 Mayıs’çılar olarak, 14’leri iktidarın başı olan zat eline geçen her fırsatta birtakım kanun dışı tedbirlerle ilgili göstermekten menfaatler ummaktadır.”[8]

Siyaset yolculuğu

Siyasete dair açıklamalarıyla Ankara’nın gündeminden uzak kalmayan ve Albay Talat Aydemir’in 1963’teki darbe girişiminde dört ay cezaevinde kalan Alparslan Türkeş için tam zamanlı siyaset mesaisi başlamak üzereydi. Türkiye’de sağ çizgideki Adalet Partisi (AP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Yeni Türkiye Partisi (YTP) bünyesinde Türkeş’i kendi yanlarında görmek isteyen isimler vardı. Türkeş o günlerde içinde bulundukları durumu şöyle anlatıyor:

“(…) Biz bir siyasi partiye girelim’, dedim. 27 Mayıs’ta görev yaptığımız için, adımız bir defa ‘ihtilalci’ye çıkmış. Memlekette de biz sürgüne gönderildikten sonra 22 Şubat 1962 olayları oldu, ardından Silahlı Kuvvetler Birliği teşekkül etti, sonra da 21 Mayıs patlak verdi. Bu olaylar dolayısıyla, bizim, memlekette yapmak istediğimiz hizmetler ancak partileşme ile olur. ‘Ya, bir siyasi parti ile anlaşalım ya da kendimiz bir parti kuralım’, dedim. Meşru yoldan, siyasi parti çerçevesi içinde çalışmamız lazımdı. Arkadaşlarım da bu görüşteydi. Ama, siyaset kirli iş, diyenler de vardı. Ama ben memlekete hizmet için başka yol olmadığını kendilerine söyledim.”[9]

Nihayetinde, 1965’te önce CKMP genel başkanı olmuş ardından da 1965 Genel Seçimleri’nde CKMP’den Ankara milletvekili seçilip Meclis’e girerek siyasete adım atmıştır. Hatta 1966’da Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday dahi olmuş ancak Cevdet Sunay’a karşı kaybetmiştir.

1969 yılına gelindiğinde, CKMP’nin adı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirilmiştir. Türkeş, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’ne kadar, Süleyman Demirel liderliğinde kurulan Milliyetçi Cephe hükümetlerinde iki kez başbakan yardımcılığı yapmıştır. Tabii bu dönem Türkiye’de sağ-sol çatışmalarının tavan yaptığı yıllar olarak tarihe geçmiş, Türkeş de önemli bir siyasi aktör olarak ön planda yer almıştır.[10]

Darbe sonrası tutuklanıp idamla yargılanmış ve 1985’te beraat etmiştir. 1987 yılında siyasi yasaklar için yapılan referandumda ise yasağı kalkmış ve MHP’nin devamı olan Milliyetçi Çalışma Partisi’nin (MÇP) genel başkanı olmuştur. 1993’te partinin adı yeniden MHP olarak değiştirilmiştir. 1995’teki genel seçimlerde Meclis’e giremeyen Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997’de Ankara’da geçirdiği kalp spazmı sonucu vefat etmiştir.

Düşünce dünyası

Sevenlerince “Başbuğ” unvanı verilen[11] Alparslan Türkeş salt bir asker ve siyasetçi olmayıp kültürden ekonomiye, siyasetten sosyal meselelere geniş bir yelpazede düşünceleri olan bir isimdir. Birçok eser kaleme almıştır. Eserlerinin adı şöyledir: Temel Görüşler, Yeni Ufuklara Doğru, 1944 Milliyetçilik Olayı, 12 Eylül Adaleti: Savunma, Gönül Seferberliğine, Dokuz Işık ve Türkiye, Sistemler ve Öğretileri, 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler, Bunalımdan Çıkış Yolu, Türkiye’nin Meseleleri, Kahramanlık Ruhu, Millî Doktrin Dokuz Işık, Dış Politikamız ve Kıbrıs, Dava.

Türkeş’i ön plana çıkaran düşünce yapısı, milliyetçiliğidir. Gençlik yıllarından itibaren milliyetçi düşünce ile yetişmiş bir isimdir. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu, Türk milliyetçiliği düşüncesinin öncüsü Ziya Gökalp’e özel önem veren Türkeş, onun bu konuda yol gösterici olduğu söylerken, bir düşünce ve ülkü sahibi olmanın önemini ise şöyle ifade eder: “Her şeyin temeli düşüncedir, düşünebilmektir, ülküdür, idealdir. Düşünceye, ülküye, ideale dayanmayan aksiyon, beyinsiz hareket, dümensiz gemi gibidir.”[12]

Türk milliyetçiliği anlayışını İslam ile bütünleşik gören Türkeş’in şu sözleri bu çerçevede değerlendirilmelidir: “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.” “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız.” Şu düşüncesi de Müslüman Türk kavramını bir arada gördüğünü açık bir şekilde göstermektedir: “Türk milletinin tefekkürüne en az bin yıldan beri İslam dini biçim vermektedir. Kurduğumuz muhteşem kitaplıklar incelendiğinde görülecektir ki, (…) İslamiyet tam bir şuur ve yüksek bir irade ile tercih edilmiştir. Böylece, ‘vahyin aydınlığına’ ulaşan Türk’ün akıl ve idraki, İmamı Buhari’leri, İmamı Gazali’leri, Mevlana Celaleddin’leri, Yunus Emre’leri, büyük mantıkçı ve Şeyhülislam Molla Fenari’leri vd. yetiştirdi.”[13]

Türk milliyetçiliği düşüncesinin izdüşümü olarak Türk Dünyası’na yakın ilgi duyan Türkeş, Türkiye’nin, sınırları ötesindeki Türkleri mutlaka düşünmesi gerektiğini belirtir: “Dünyanın neresinde Türk varsa, Türk milliyetçililerinin ilgileri içindedir. Dış Türkler için elden ne gelirse yapmayı Türk milliyetçilerinin boynuna borç sayarız.”[14] “Büyük Türkiye ülküsü” hedefi doğrultusunda “Dokuz Işık Doktrini” kavramını geliştiren Türkeş, kalkınmanın yollarını şöyle ortaya koyar: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köycülük, hürriyetçilik ve şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikçilik.[15]

Son söz… Kıbrıs’ta başlayan hayatı Ankara’da son bulan Alparslan Türkeş 80 yıllık ömründe asker, diplomat, siyasetçi ve yazar olarak pek çok gelişmenin içerisinde yer almış, Türk siyasi tarihinde önemli bir konumda bulunmuştur. Bir yönüyle tarihî olayların seyrini belirlerken diğer yönüyle, kendisi için belirlenen yöne de gittiği olmuştur. Düşünceleri ile etkisini hâlâ sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 4 Nisan 2025’te yayımlanmıştır.

[1] Atilla Çetin, “Alparslan Türkeş”, Gözden Geçirilmiş 3. Baskı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: Ek-2, Ankara 2019, s. 615.

[2] Bahar, 2016, s. 7-8/ akt. Mırık, 2018, s. 53.

[3] Tuba Tombuloğlu, “Alparslan Türkeş’in Hayatı”, Doğumunun 100. Yılında Alparslan Türkeş’e Armağan, Haz.: Saadettin Yağmur Gömeç- Tuba Tombuloğlu, Berikan Yayınevi, Ankara 2018, s. 11-12.

[4] E. Semih Yalçın, Türk Milliyetçiliğinin Bir Hizmetkarı Alparslan Türkeş, Türk Ocakları Aydın Şubesi, Aydın 2000, s. 38.

[5] Yalçın, s. 38.

[6] Hulûsi Turgut, Türkeş’in Anıları Şahinlerin Dansı, ABC Basın Ajansı Yayınları, İstanbul 1995, s. 129, 215, 389.

[7] İrfan Ülkü, Doktoru Selim Kaptanoğlu Anlatıyor 12 Eylül’de Türkeş, Bilge Karınca Yayınları, İstanbul 2017, s. 25.

[8] Metin Turhan, Bilinmeyen Yönleriyle Alparslan Türkeş, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul 2009, s. 4.

[9] Turgut, s. 388.

[10] Çetin, s. 616.

[11] Çetin, s. 616.

[12] Alparslan Türkeş Diyor Ki, Hazırlayan: Ahmet İzci, Avrupa Yakası Yayıncılık, İstanbul 2016, s. 41.

[13] Alparslan Türkeş, Dava, Kamer Yayınları, İstanbul 2013, s. 28.

[14] Alparslan Türkeş, Türkiye’nin Meseleleri, Kutluğ Yayınları, 6. Baskı, İstanbul 1976, s. 82.

[15] Alparslan Türkeş, Türkiye’nin Meseleleri, Kutluğ Yayınları, 6. Baskı, İstanbul 1976, s. 58-60; Alparslan Türkeş, Millî Doktrin Dokuz Işık, Kutluğ Yayınları,12. Baskı, İstanbul 1975.

Süleyman Âşık
Süleyman Âşık
Doç. Dr. Süleyman Âşık - Lisans eğitimini 2005-2010 yılları arasında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde aldı. 2013 yılında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Programı’nda yüksek lisans eğitimini “Türk Otomobil Tarihinde Bir İlk: Devrim Arabası” adlı çalışma ile tamamladı. 2018 yılında, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Programı’nda yürüttüğü, “Türkiye’de Demokrasinin Yeniden İnşası Sürecinde Anavatan Partisi (1983-1991)” adlı çalışmayı bitirerek Tarih doktoru unvanını aldı. Ağırlıklı olarak Türk siyasi hayatı ve basın tarihi üzerine bilimsel çalışmaları bulunuyor. İzmir Bakırçay Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x