Kilo verme ilaçlarında yeni bir çığır: Tek seferlik gen tedavisi

GLP-1 ilaçları gerçekten kalıcı bir çözüm mü, yoksa geçici bir umut mu? İğneler bırakıldığında kilo neden geri geliyor? Vücudu baştan programlayan tek seferlik bir gen terapisi mümkün mü? Peki bu yeni vaadin bedeli sağlık mı, risk mi, belirsizlik mi?

Ozempic ve benzeri GLP-1[1] kilo verme ilaçlarının hızla yaygınlaşması, obezite ve diyabet tedavisinde büyük bir dönüşüm yarattı, ancak birçok hasta için bu umut, enjeksiyonlar kesildiğinde sona eriyor. İnsanlar genellikle maliyet, yan etkiler veya erişim sorunları nedeniyle ilaçları bırakınca, verdikleri kiloları geri geliyor ve bu da günümüzün ilaçlara yönelik yaklaşımındaki büyük bir zayıflığı ortaya koyuyor.

Bugün, küçük bir grup araştırmacı ve biyoteknoloji firması çok daha radikal bir yaklaşımla, vücudu yeniden programlayarak yıllarca kilo kontrolünü sağlayan ve obezite tedavisinin geleceğini yeniden şekillendirebilecek tek seferlik bir gen terapisi üzerinde çalışıyorlar.

Sağlık ve tıp alanın takip eden bir gazeteci olan Daniel Gilbert, The Washington Post için kaleme aldığı yazısında GLP-1 ilaçlarının dezavantajlarını ve araştırmacılar ile biyoteknoloji firmalarının üzerinde çalıştığı daha kalıcı olabilecek bir çözüm olan gen terapisini ele alıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri paylaşıyoruz:

Sorun tedavide mi, yoksa tedavi modelinde mi?

“Harith Rajagopalan, diyabet veya obezite tedavisi için GLP-1 ilacı alan milyonlarca hastayı düşündüğünde, vaatlerini gerçekleştirememiş bir devrim görüyor. “Kelimenin tam anlamıyla on milyarlarca doları ateşe atıyoruz” diye belirtiyor.

Rajagopalan, çoğu hastanın bir yıl veya iki yıl içinde GLP-1 ilaçlarını almayı bıraktığını ve bu durumun kardiyovasküler riskin azaltılması gibi uzun vadeli faydaların elde edilmesini engellediğini gösteren araştırmalara değiniyor. Kalp uzmanı olan Rajagopalan, GLP-1 ilaçlarının faydalarından yararlanmanın daha iyi bir yolu olduğuna inanıyor: tek bir infüzyonla vücudu yıllarca doğal olarak daha fazla GLP-1 hormonu üretmeye programlayabilen bir gen terapisi.

Rajagopalan, hızla büyüyen kilo verme endüstrisini altüst etmek için uzun vadeli bir girişimde bulunan küçük bir biyoteknoloji firmasının kurucu ortağı. Halka açık şirketi Fractyl Health, bu yılın sonlarında insanlarda klinik denemelere başlamayı planladığını açıkladı.

Gen terapisi geliştirmek önemli riskler içerir. Fractyl’ın yaklaşımı daha uzun süreli sonuçlar vaat etse de, potansiyel olarak önemli bir dezavantajı da beraberinde getiriyor: Terapi, hastaların vücutlarının çok fazla GLP-1 üretmesine neden olursa ne olur?

Cambridge Üniversitesi’nde obezitenin genetiğini inceleyen Profesör Giles Yeo, GLP-1 ilaçlarını aldıktan sonra mide bulantısı ve kusma yaşayan kişiler hakkında “İlaçları kesebilirsiniz” dedi. “Birini genetik olarak değiştirirseniz ve o kişi buna tolerans gösteremezse, başı belaya girer” diye ekledi.

Gen terapisi geri döndürülemezse ne olur?

Merkezi Massachusetts eyaletinin Burlington kentinde bulunan Fractyl, finansal risklerle de karşı karşıya. 2024 yılında halka açıldığından beri, düzenleyici kurumlara sunduğu belgelerde, faaliyetlerine devam edebileceğine dair “önemli şüpheler” olduğunu açıkladı. Bu arada, günümüzün GLP-1 pazarını domine eden ilaç üreticileri Novo Nordisk ve Eli Lilly, daha da büyümeye hazırlanıyor. Bu şirketler, insanların daha fazla kilo vermelerine yardımcı olabilecek yeni nesil iğneler ve rahat ve daha ucuz bir seçenek sunan günde bir kez alınan haplar üzerinde çalışıyorlar.

Rajagopalan, Fractyl’in gen terapisinin hem güvenlik hem de ticari risklerini yönetebileceğinden emin. Menkul kıymetler dosyasına göre, şirket 2025 yılını, bir yıl boyunca zarar eden faaliyetlerinin masraflarını karşılayacak kadar nakit parayla kapattı.

Şirket, Tip 2 diyabet hastaları için klinik denemelerine başlamaya hazırlanırken Wall Street ve obezite araştırmacılarının dikkatini çekiyor. Fractyl, daha yakın bir gelecekte, diğer önde gelen ürünü için bu yıl düzenleyici kurumlardan onay almayı planlıyor: Bu ürün, bağırsağın bir kısmının iç yüzeyini çıkararak sağlıklı dokunun yeniden büyümesini sağlayarak insanların kilo kaybını sürdürmelerine yardımcı olan bir prosedür.

Yüzde 9’luk yağ kaybı mı, yüzde 150’lik hisse artışı mı daha belirleyici?

Şu ana kadar yatırımcılar, obezite tedavisinde gen terapisine kıyasla daha sınırlı genetik müdahalelere şimdilik daha fazla ilgi gösteriyor. Wave Life Sciences, Aralık ayında obeziteyle ilişkili bir genin aktivitesini azaltan enjekte edilebilir bir ilacın küçük çaplı deneme sonuçlarını açıklayarak Wall Street’i heyecanlandırdı. En az altı ay etkili olacak şekilde tasarlanan tek bir dozun, 12 hafta sonunda katılımcıların viseral yağlarında yüzde 9’luk bir azalmaya yol açtığı görüldü. Şirketin hisseleri o gün neredeyse yüzde 150 değer kazandı.

Arrowhead Pharmaceuticals, vücudun enerjiyi yakmak yerine depolamasına neden olan bir proteini baskılayarak aynı geni (INHBE) hedefleyen kendi ilacından benzer sonuçlar aldığını bildirdi.

Obezite doktorları için gen terapisinin en büyük cazibesi, hastaların uzun süre ilaç almaya devam etmek zorunda kalmamasıdır. Massachusetts General Hospital’da obezite tedavisi uygulayan ve Harvard Tıp Fakültesi’nde ders veren Fatima Cody Stanford, sigorta şirketlerinin geri çekilmesi sonucunda, muayenehanesindeki hastaların yaklaşık yüzde 70’inin bu yıldan itibaren GLP-1 ilaçlarının kapsamını kaybettiğini söyledi.

Stanford, “Hastalar kendi istekleriyle bırakmıyorlar. Bırakmak zorundalar çünkü maddi imkanları ilaç tedavisine devam etmelerine izin vermiyor” dedi. Obeziteyi tedavi etmek için uzun süreli bir gen terapisi hoş bir ekleme olurdu, ancak bunun kulağa neredeyse gerçek olamayacak kadar iyimser geldiğini de ekledi.

“Böyle bir şey gerçekten olabilir mi?” dedi. “Bu kulağa neredeyse kalıcı bir tedavi gibi geliyor ve bugüne kadar böyle bir şey görmedik.”

Pankreası yeniden programlamak daha güvenli bir yol mu?

Fractyl’in gen terapisi, Rejuva, özel bir kateterle pankreasa küçük bir doz enjekte edilmesini ve insülin üreten hücrelere daha fazla GLP-1 hormonu üretmeleri için talimat veren zararsız bir virüsün yayılmasını içeriyor. Pankreas hücrelerini GLP-1’i artırmak için programlayarak, tüm vücutta dolaşan hormon, GLP-1 ilaçları alındığında olduğu gibi ani bir artış göstermez — Fractyl, bunun kandaki yüksek konsantrasyonlarla bağlantılı yan etkileri azaltabileceğini söylüyor.

Yüksek yağ içerikli diyetle beslenen farelerde Rejuva ile ilgili devam eden bir çalışmada, Fractyl Ekim ayında, tek bir dozun 35 gün sonra yüzde 29’a varan kilo kaybına yol açtığını söyledi. Şirket, tedavinin “kendini sınırlayan bir mekanizmaya” sahip olabileceğini belirterek, Rejuva verilen zayıf farelerin 21 gün içinde vücut ağırlıklarının sadece yüzde 6’sını kaybettiğini ve düşük kan şekeri yaşamadığını gösteren ayrı bir çalışmaya dikkat çekti.

Obezite için gen tedavileri üzerinde çalışan Ohio State Üniversitesi profesörü Lei Cao, Fractyl’ın pankreas hücrelerini kullanmasının “onların güçlü yanı” olduğunu söyledi. Ancak, hormonun esas olarak üretilmediği pankreasta yüksek düzeyde GLP-1 üretilmesinin uzun vadeli etkilerinden, örneğin kanser potansiyelinden endişe duyuyor. “Pankreasta yerel olarak yüksek düzeyde GLP-1 ilacının etkileri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz” dedi.

GLP-1 kanser riskini azaltıyor mu, yoksa etkisi sınırlı mı?

Fractyl, mevcut GLP-1 ilaçlarının pankreas kanseri riskini artırmadığına ve bu hastalığa karşı koruma sağlayabileceğine dair kanıtlara işaret etti; diğer araştırmalar ise bu ilaçların obeziteyle ilişkili kanserler üzerinde çok az etkisi olduğunu öne sürüyor.

Stanford Üniversitesi’nde gen terapisi uzmanı ve Fractyl’ın bilimsel danışma kurulu üyesi olan Mark Kay, gen terapisinin optimal dozunu hesaplamak için mükemmel bir formül bulunmadığından, Fractyl’ın hayvan çalışmalarına dayanarak tahminlerde bulunmak ve fayda sağlayacağını düşündükleri aralığın alt sınırından başlamak zorunda kaldığını söyledi.

“Her zaman bir miktar risk vardır” diyen Kay, gen terapisi alan hastaların bu hormonu fazla üretmesi durumunda GLP-1’in etkilerini nötralize edebilecek bir ilacın geliştirilmekte olduğunu da ekledi.

Fractyl, terapisini geliştirmek için bir “panzehir”e güvenmediğini, ancak düzenleyici kurumlar tarafından onaylanması halinde GLP-1’i düşüren ilaçların “ek bir dış güvenlik mekanizması sağlayabileceğini” belirtti.

Gen terapisi tıbbi bir çözüm mü, finansal bir kumar mı?

Diğer bir soru ise, çoğu GLP-1 ilaçlarının yüksek maliyetinden çekinen sağlık sigortalarının, ön maliyeti daha da yüksek olan bir gen terapisi için ödeme yapmaya daha istekli olup olmayacağıdır. (Fractyl fiyatı açıklamıyor, ancak tipik dozdan daha düşük bir doz kullanmanın “daha düşük mal maliyetine” yol açtığını söylüyor. Onaylanmış gen terapilerinin maliyeti yüz binlerce dolardan birkaç milyon dolara kadar değişiyor).

Bazı çalışmalar, GLP-1 ilaçlarının hastaların daha ciddi tıbbi durumlardan kaçınmasına yardımcı olarak gelecekte sağlık maliyetlerinden tasarruf sağlayabileceğini gösterse de, bu faydalar genellikle yıllar sonra gerçekleşirken, maliyetler ise şimdiki zamanda karşılanmak zorundadır.

Fractyl, Rejuva’nın başarılı olması halinde, hastaların sonunda almayı bırakabilecekleri ilaçlar için “belirsiz eczane harcamaları” yerine “glikemik kontrol ve metabolik sağlıkta güvenilir ve öngörülebilir iyileşmeler” sağlayacağını söyledi.

Fractyl, ilk klinik denemesi için, ciddi yan etkiler olmadan GLP-1 ilaçları almış ancak hala yüksek kan şekeri olan Tip 2 diyabet hastalarını incelemeyi planlıyor. Gen terapisinin ikinci versiyonu, hem GLP-1’i hem de başka bir bağırsak hormonunu uyarıyor ve obeziteyi tedavi etmek için geliştiriliyor.

Rajagopalan, hastaların ilgisinin az olmadığını söylüyor. “Rejuva gen terapisi denemelerini duyan ve bu çalışmalara katılmak isteyen kişilerden her gün e-postalar alıyoruz” dedi.”

Bu yazı ilk kez 5 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Daniel Gilbert’ın The Washington Post adlı haber sitesinde yayınlanan “The next frontier in weight-loss drugs: one-time gene therapy” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz: https://washingtonpost.com/health/2026/01/24/fractyl-glp1-gene-therapy/

[1] GLP-1 (Glukagon Benzeri Peptid-1), bağırsaklarda salgılanan ve iştahı azaltan, mide boşalmasını yavaşlatan, insülin salımını artırarak kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan birçok yeni ilaç, bu hormonun etkisini taklit ederek ya da güçlendirerek çalışır.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Kilo verme ilaçlarında yeni bir çığır: Tek seferlik gen tedavisi

GLP-1 ilaçları gerçekten kalıcı bir çözüm mü, yoksa geçici bir umut mu? İğneler bırakıldığında kilo neden geri geliyor? Vücudu baştan programlayan tek seferlik bir gen terapisi mümkün mü? Peki bu yeni vaadin bedeli sağlık mı, risk mi, belirsizlik mi?

Ozempic ve benzeri GLP-1[1] kilo verme ilaçlarının hızla yaygınlaşması, obezite ve diyabet tedavisinde büyük bir dönüşüm yarattı, ancak birçok hasta için bu umut, enjeksiyonlar kesildiğinde sona eriyor. İnsanlar genellikle maliyet, yan etkiler veya erişim sorunları nedeniyle ilaçları bırakınca, verdikleri kiloları geri geliyor ve bu da günümüzün ilaçlara yönelik yaklaşımındaki büyük bir zayıflığı ortaya koyuyor.

Bugün, küçük bir grup araştırmacı ve biyoteknoloji firması çok daha radikal bir yaklaşımla, vücudu yeniden programlayarak yıllarca kilo kontrolünü sağlayan ve obezite tedavisinin geleceğini yeniden şekillendirebilecek tek seferlik bir gen terapisi üzerinde çalışıyorlar.

Sağlık ve tıp alanın takip eden bir gazeteci olan Daniel Gilbert, The Washington Post için kaleme aldığı yazısında GLP-1 ilaçlarının dezavantajlarını ve araştırmacılar ile biyoteknoloji firmalarının üzerinde çalıştığı daha kalıcı olabilecek bir çözüm olan gen terapisini ele alıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri paylaşıyoruz:

Sorun tedavide mi, yoksa tedavi modelinde mi?

“Harith Rajagopalan, diyabet veya obezite tedavisi için GLP-1 ilacı alan milyonlarca hastayı düşündüğünde, vaatlerini gerçekleştirememiş bir devrim görüyor. “Kelimenin tam anlamıyla on milyarlarca doları ateşe atıyoruz” diye belirtiyor.

Rajagopalan, çoğu hastanın bir yıl veya iki yıl içinde GLP-1 ilaçlarını almayı bıraktığını ve bu durumun kardiyovasküler riskin azaltılması gibi uzun vadeli faydaların elde edilmesini engellediğini gösteren araştırmalara değiniyor. Kalp uzmanı olan Rajagopalan, GLP-1 ilaçlarının faydalarından yararlanmanın daha iyi bir yolu olduğuna inanıyor: tek bir infüzyonla vücudu yıllarca doğal olarak daha fazla GLP-1 hormonu üretmeye programlayabilen bir gen terapisi.

Rajagopalan, hızla büyüyen kilo verme endüstrisini altüst etmek için uzun vadeli bir girişimde bulunan küçük bir biyoteknoloji firmasının kurucu ortağı. Halka açık şirketi Fractyl Health, bu yılın sonlarında insanlarda klinik denemelere başlamayı planladığını açıkladı.

Gen terapisi geliştirmek önemli riskler içerir. Fractyl’ın yaklaşımı daha uzun süreli sonuçlar vaat etse de, potansiyel olarak önemli bir dezavantajı da beraberinde getiriyor: Terapi, hastaların vücutlarının çok fazla GLP-1 üretmesine neden olursa ne olur?

Cambridge Üniversitesi’nde obezitenin genetiğini inceleyen Profesör Giles Yeo, GLP-1 ilaçlarını aldıktan sonra mide bulantısı ve kusma yaşayan kişiler hakkında “İlaçları kesebilirsiniz” dedi. “Birini genetik olarak değiştirirseniz ve o kişi buna tolerans gösteremezse, başı belaya girer” diye ekledi.

Gen terapisi geri döndürülemezse ne olur?

Merkezi Massachusetts eyaletinin Burlington kentinde bulunan Fractyl, finansal risklerle de karşı karşıya. 2024 yılında halka açıldığından beri, düzenleyici kurumlara sunduğu belgelerde, faaliyetlerine devam edebileceğine dair “önemli şüpheler” olduğunu açıkladı. Bu arada, günümüzün GLP-1 pazarını domine eden ilaç üreticileri Novo Nordisk ve Eli Lilly, daha da büyümeye hazırlanıyor. Bu şirketler, insanların daha fazla kilo vermelerine yardımcı olabilecek yeni nesil iğneler ve rahat ve daha ucuz bir seçenek sunan günde bir kez alınan haplar üzerinde çalışıyorlar.

Rajagopalan, Fractyl’in gen terapisinin hem güvenlik hem de ticari risklerini yönetebileceğinden emin. Menkul kıymetler dosyasına göre, şirket 2025 yılını, bir yıl boyunca zarar eden faaliyetlerinin masraflarını karşılayacak kadar nakit parayla kapattı.

Şirket, Tip 2 diyabet hastaları için klinik denemelerine başlamaya hazırlanırken Wall Street ve obezite araştırmacılarının dikkatini çekiyor. Fractyl, daha yakın bir gelecekte, diğer önde gelen ürünü için bu yıl düzenleyici kurumlardan onay almayı planlıyor: Bu ürün, bağırsağın bir kısmının iç yüzeyini çıkararak sağlıklı dokunun yeniden büyümesini sağlayarak insanların kilo kaybını sürdürmelerine yardımcı olan bir prosedür.

Yüzde 9’luk yağ kaybı mı, yüzde 150’lik hisse artışı mı daha belirleyici?

Şu ana kadar yatırımcılar, obezite tedavisinde gen terapisine kıyasla daha sınırlı genetik müdahalelere şimdilik daha fazla ilgi gösteriyor. Wave Life Sciences, Aralık ayında obeziteyle ilişkili bir genin aktivitesini azaltan enjekte edilebilir bir ilacın küçük çaplı deneme sonuçlarını açıklayarak Wall Street’i heyecanlandırdı. En az altı ay etkili olacak şekilde tasarlanan tek bir dozun, 12 hafta sonunda katılımcıların viseral yağlarında yüzde 9’luk bir azalmaya yol açtığı görüldü. Şirketin hisseleri o gün neredeyse yüzde 150 değer kazandı.

Arrowhead Pharmaceuticals, vücudun enerjiyi yakmak yerine depolamasına neden olan bir proteini baskılayarak aynı geni (INHBE) hedefleyen kendi ilacından benzer sonuçlar aldığını bildirdi.

Obezite doktorları için gen terapisinin en büyük cazibesi, hastaların uzun süre ilaç almaya devam etmek zorunda kalmamasıdır. Massachusetts General Hospital’da obezite tedavisi uygulayan ve Harvard Tıp Fakültesi’nde ders veren Fatima Cody Stanford, sigorta şirketlerinin geri çekilmesi sonucunda, muayenehanesindeki hastaların yaklaşık yüzde 70’inin bu yıldan itibaren GLP-1 ilaçlarının kapsamını kaybettiğini söyledi.

Stanford, “Hastalar kendi istekleriyle bırakmıyorlar. Bırakmak zorundalar çünkü maddi imkanları ilaç tedavisine devam etmelerine izin vermiyor” dedi. Obeziteyi tedavi etmek için uzun süreli bir gen terapisi hoş bir ekleme olurdu, ancak bunun kulağa neredeyse gerçek olamayacak kadar iyimser geldiğini de ekledi.

“Böyle bir şey gerçekten olabilir mi?” dedi. “Bu kulağa neredeyse kalıcı bir tedavi gibi geliyor ve bugüne kadar böyle bir şey görmedik.”

Pankreası yeniden programlamak daha güvenli bir yol mu?

Fractyl’in gen terapisi, Rejuva, özel bir kateterle pankreasa küçük bir doz enjekte edilmesini ve insülin üreten hücrelere daha fazla GLP-1 hormonu üretmeleri için talimat veren zararsız bir virüsün yayılmasını içeriyor. Pankreas hücrelerini GLP-1’i artırmak için programlayarak, tüm vücutta dolaşan hormon, GLP-1 ilaçları alındığında olduğu gibi ani bir artış göstermez — Fractyl, bunun kandaki yüksek konsantrasyonlarla bağlantılı yan etkileri azaltabileceğini söylüyor.

Yüksek yağ içerikli diyetle beslenen farelerde Rejuva ile ilgili devam eden bir çalışmada, Fractyl Ekim ayında, tek bir dozun 35 gün sonra yüzde 29’a varan kilo kaybına yol açtığını söyledi. Şirket, tedavinin “kendini sınırlayan bir mekanizmaya” sahip olabileceğini belirterek, Rejuva verilen zayıf farelerin 21 gün içinde vücut ağırlıklarının sadece yüzde 6’sını kaybettiğini ve düşük kan şekeri yaşamadığını gösteren ayrı bir çalışmaya dikkat çekti.

Obezite için gen tedavileri üzerinde çalışan Ohio State Üniversitesi profesörü Lei Cao, Fractyl’ın pankreas hücrelerini kullanmasının “onların güçlü yanı” olduğunu söyledi. Ancak, hormonun esas olarak üretilmediği pankreasta yüksek düzeyde GLP-1 üretilmesinin uzun vadeli etkilerinden, örneğin kanser potansiyelinden endişe duyuyor. “Pankreasta yerel olarak yüksek düzeyde GLP-1 ilacının etkileri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz” dedi.

GLP-1 kanser riskini azaltıyor mu, yoksa etkisi sınırlı mı?

Fractyl, mevcut GLP-1 ilaçlarının pankreas kanseri riskini artırmadığına ve bu hastalığa karşı koruma sağlayabileceğine dair kanıtlara işaret etti; diğer araştırmalar ise bu ilaçların obeziteyle ilişkili kanserler üzerinde çok az etkisi olduğunu öne sürüyor.

Stanford Üniversitesi’nde gen terapisi uzmanı ve Fractyl’ın bilimsel danışma kurulu üyesi olan Mark Kay, gen terapisinin optimal dozunu hesaplamak için mükemmel bir formül bulunmadığından, Fractyl’ın hayvan çalışmalarına dayanarak tahminlerde bulunmak ve fayda sağlayacağını düşündükleri aralığın alt sınırından başlamak zorunda kaldığını söyledi.

“Her zaman bir miktar risk vardır” diyen Kay, gen terapisi alan hastaların bu hormonu fazla üretmesi durumunda GLP-1’in etkilerini nötralize edebilecek bir ilacın geliştirilmekte olduğunu da ekledi.

Fractyl, terapisini geliştirmek için bir “panzehir”e güvenmediğini, ancak düzenleyici kurumlar tarafından onaylanması halinde GLP-1’i düşüren ilaçların “ek bir dış güvenlik mekanizması sağlayabileceğini” belirtti.

Gen terapisi tıbbi bir çözüm mü, finansal bir kumar mı?

Diğer bir soru ise, çoğu GLP-1 ilaçlarının yüksek maliyetinden çekinen sağlık sigortalarının, ön maliyeti daha da yüksek olan bir gen terapisi için ödeme yapmaya daha istekli olup olmayacağıdır. (Fractyl fiyatı açıklamıyor, ancak tipik dozdan daha düşük bir doz kullanmanın “daha düşük mal maliyetine” yol açtığını söylüyor. Onaylanmış gen terapilerinin maliyeti yüz binlerce dolardan birkaç milyon dolara kadar değişiyor).

Bazı çalışmalar, GLP-1 ilaçlarının hastaların daha ciddi tıbbi durumlardan kaçınmasına yardımcı olarak gelecekte sağlık maliyetlerinden tasarruf sağlayabileceğini gösterse de, bu faydalar genellikle yıllar sonra gerçekleşirken, maliyetler ise şimdiki zamanda karşılanmak zorundadır.

Fractyl, Rejuva’nın başarılı olması halinde, hastaların sonunda almayı bırakabilecekleri ilaçlar için “belirsiz eczane harcamaları” yerine “glikemik kontrol ve metabolik sağlıkta güvenilir ve öngörülebilir iyileşmeler” sağlayacağını söyledi.

Fractyl, ilk klinik denemesi için, ciddi yan etkiler olmadan GLP-1 ilaçları almış ancak hala yüksek kan şekeri olan Tip 2 diyabet hastalarını incelemeyi planlıyor. Gen terapisinin ikinci versiyonu, hem GLP-1’i hem de başka bir bağırsak hormonunu uyarıyor ve obeziteyi tedavi etmek için geliştiriliyor.

Rajagopalan, hastaların ilgisinin az olmadığını söylüyor. “Rejuva gen terapisi denemelerini duyan ve bu çalışmalara katılmak isteyen kişilerden her gün e-postalar alıyoruz” dedi.”

Bu yazı ilk kez 5 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Daniel Gilbert’ın The Washington Post adlı haber sitesinde yayınlanan “The next frontier in weight-loss drugs: one-time gene therapy” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz: https://washingtonpost.com/health/2026/01/24/fractyl-glp1-gene-therapy/

[1] GLP-1 (Glukagon Benzeri Peptid-1), bağırsaklarda salgılanan ve iştahı azaltan, mide boşalmasını yavaşlatan, insülin salımını artırarak kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan birçok yeni ilaç, bu hormonun etkisini taklit ederek ya da güçlendirerek çalışır.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x