Sevginin tutkalları: Sağlıklı bir gönül ilişkisi kurmanın ve sürdürmenin yolları

Sağlıklı bir gönül ilişkisi nasıl tanımlanabilir? Sevgiyi soldurmadan sürdürmenin yolları nedir? Sağlıklı bir ilişki için gerekli olan sekiz tutkal nedir? Bu tutkallar nasıl geliştirilir? Sağlıklı bir ilişki kurmak için önerileri Prof. Dr. Aslıhan Dönmez yazdı.

Sağlıklı bir gönül ilişkisi çiftlerin birbirlerine mutlak bir bağlılık hissettikleri, duygusal ihtiyaçlarını karşılıklı olarak giderdikleri, doyumun ve dengenin olduğu bir ilişkidir.

Bu kıvamı tutturmak elbette ki kolay değildir. İlişkiye önem ve değer vermeyi, türlü türlü fedakârlık içine girmeyi, birçok beceriyi ve emek göstermeyi gerektirir. Bize birebir benzeyen biriyle bile uzun süreli, ortak alanların çok olduğu bir ilişkiyi sürdürmek epeyce zordur.

İşte bu nedenle sağlıklı bir ilişkinin gelişmesi ve sürmesi için olmazsa olmaz diyebileceğimiz, iki insanı uzun süre bir arada ahenk içinde tutabilecek tutkalları bulmak çok önemlidir.

Sağlıklı bir ilişki için gerekli olan sekiz temel tutkalın neler olduğuna bir bakalım.

Sevgi: Sevgiyi alma ve verme konusunda istekli ve becerikli olmak

Sevgi içinde şefkat, anlayış, kabulleniş, beğeniş, hayranlık gibi birçok kavramı da içeren geniş bir şemsiyedir ve bir gönül ilişkisinin sürmesi için gerekli temel tutkallardan biridir. Fakat sadece sevgiyi hissetmek bir ilişkinin sağlıklı olması için yeterli değildir.

Sevgi paylaşılmadıkça sararır, solar, ölür. Sevgiyi alabilmek ve verebilmek de önemlidir. Sağlıklı bir ilişkide sevgiyi vermeye ya da almaya engel bir tıkaç yoktur. Çiftler birbirlerine olan sevgilerini göstermekten ve eşinin ona gösterdiği sevgiyi büyük bir keyif ve şükranla almaktan kaçınmazlar.

Saygı: Birbirlerinin duygu ve düşüncelerine, sınırlarına saygılı olmak

Bir ilişkide karşıdakine saygı duymak onun bizimkinden farklı duygu ve düşünceleri olabileceğini idrak etmek, bu duygu ve düşünceleri yargılamamak, o kişiyi olduğu gibi kabul etmektir. Bu, karşımızdaki kişinin kişisel sınırlarına saygı duymayı da gerektirir.

Sağlıklı bir ilişkide çiftler aralarındaki duygu ve düşünce farklılıklarını aşılması gereken bir zorluk, güç savaşı için bir malzeme gibi görmezler. Tam tersine fikir ayrılıklarını hem kişisel hem de ilişkisel gelişim için bir fırsat olarak görürler. Birbirlerinin sınırlarına da saygı duyarlar. O sınırları ihlal etmeye çalışmazlar. Sınırların ilişkide gerekli olduğunu bilirler.

Sağlıklı bir ilişki eşlerin birbirine bağımlı oldukları değil, bağlı oldukları ama kişisel sınırları içerisinde de özgür oldukları ilişkidir.

Denge: Alma-verme dengesini iyi kurmak

Alma verme dengesini iyi kurmak da aslında sağlıklı sınırların varlığıyla mümkündür. Alma verme dengesinin iyi kurulduğu ilişkilerde eşler kendilerini alacaklı ya da borçlu hissetmezler.

Eğer eşlerden sadece biri veriyor, diğer de hep bana hep bana diye alıyorsa sürekli veren eş bir süre sonra kendini alacaklı hissedecek ve tükenecektir. Hep alan kişi de giderek tembelleşecek ve bencilleşecektir.

Almayı bilmek ve becermek kadar, vermeyi istemek ve verebilmek de önemlidir. Al(a)mayan kişi ver(e)mez de. Almak ve vermek bu nedenle bir denge içerisinde olmalıdır. Sağlıklı ilişki bu dengenin iyi kurulduğu bir ilişkidir.

Güven: Dürüstlük, sadakat, duygusal anlamda güvende hissetmek

Sadece gönül ilişkilerinde değil, arkadaş, iş, aile dahil tüm ilişkilerimizde güven duygusu sağlıklı bir ilişkinin gelişmesi açısından mutlak şarttır. Buradaki güven partnerin dürüstlüğüne, sadakatine ve duygusal açıdan yargılamayacak olmasına duyulan güvendir.

Güven duygusu olmazsa çiftler birbirine yanaşamazlar. Hep diğerine karşı temkinli durma ihtiyacı hissederler. Bu durum doğal, içten davranmalarına engel olabilir ve zaman zaman birbirlerine rol yapmalarına sebep olabilir.

Oysa sağlıklı ilişkilerde eşler tümüyle kendileri olmaktan çekinmezler. Birbirlerini tam olarak da o kişi oldukları için severler. Yaralarıyla, zaaflarıyla, hatalarıyla birbirlerini sever ve kabul ederler.

İletişim: Sağlıklı bir iletişim kurmak

Kendi duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine aktarma ve onun duygu ve düşüncelerini dinlemek ancak iletişime geçmekle mümkündür. Ben dili kullanarak kendimizi etkin bir şekilde ifade etmek, doğru beden diliyle karşıdakine onu dinlemeye niyetli olduğumuzu göstermek, kapı aralayıcılarla onu konuşmak için cesaretlendirmek ve yansıtmalı dinleme yapmak sağlıklı iletişim kurma yöntemleridir.

Kapı aralayıcılar karşıdakinin daha fazla bilgi vermesi için onu cesaretlendiren ifadeleri içerir. Örnek verecek olursam: “Eee, sonra, başka?”, “Bir örnek verir misin?”, “Bana bir şey söylemek ister misin?”, “Aklına takılan bir şey mi var?”, “Üzgün görünüyorsun, yanılıyor muyum?”, “Kötü bir şey mi oldu?”

Yansıtmalı dinleme, karşıdaki kişinin söylediklerini kendi ifadelerinizle onu anladığınızı gösterecek bicimde geri iletmenizi içerir. Bu çözümlemeyi yapabilmek için öncelikle karşıdaki kişinin bunu hangi duygu nedeniyle söylemiş olabileceğini anlamaya çalışmak, yani empati yapmak gereklidir. Daha sonra tahmin ettiğiniz duyguyu da içeren yansıtmalı dinleme cümlesini kullanmalısınız.  Aşağıdaki cümlelerde birkaç tane yansıtmalı dinleme örneği bulabilirsiniz.

Yaşanan olay/durum: Eşiniz eve size söylediği saatten 1 saat geç geldi. Ona “Bu saate kadar neredesin” diye sordunuz.

Eşinizin söyledikleri: “Sana hesap vermekten bıktım!”

Yansıtmalı dinleme cümlesi: “Hayatına fazla müdahale ettiğimi düşünüyorsun ve bu seni öfkelendiriyor.”

Yaşanan olay/durum: Eşiniz buluşmak istedi ve siz gelemeyeceğinizi söylediniz.

Eşinizin söyledikleri: “Tamam, bir sonraki sefer randevu alırım.”

Yansıtmalı dinleme cümlesi: “Seni reddettiğim için hayal kırıklığına uğradın.”

Sağlıklı iletişim kurmak demek hiç kavga etmemek demek değildir. Çatışmanın olmadığı bir ilişki ölü ilişkidir. İki insan sevgiyle bir araya gelse bile çatışma kaçınılmazdır. Önemli olan çatışmaları bir güç savaşına döndürmemek, kendini karşıyı suçlamadan ifade etmek ve karşıdakini dinlemeye özen göstermektir. Bu şekilde yaşanan çatışmalar çiftler arasındaki bağı daha da güçlendiren, ilişkiyi bir üst versiyona taşıyan cinste çatışmalardır.

Bağlılık: Güvenli bağlanmak ve duygusal yakınlık kurabilmek

Bir gönül ilişkisi, güvenli bağlanma temeli üzerine kurulduğunda çok daha sağlam ve doyurucu olur.

Güvenli bağlanma, bireylerin ilişkide kendilerini güvende, değerli ve kabul edilmiş hissetmelerini sağlar. Bireylerin birbirlerine güvenle yaslanabileceği ve aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir dengeyi içerir. Biri diğerini yutmaya çalışmaz. Eşler birbirinden köşe bucak kaçmaz.

Birbirlerine yaslanarak yürüdükleri gibi ayrı ayrı yürüdükleri de olur ve her iki yürüyüş de kabuldür. Çiftler arasında bir bağımlılık değil bağlılık söz konusudur.

Cinsellik: Uyumlu, tatminkâr bir cinsellik

Sağlıklı bir gönül ilişkisinden bahsediyorsak cinselliği de ele almamız gerekir. Çünkü cinselliğin olmadığı bir ilişki iyi bir ilişki olsa dahi bir gönül ilişkisi değildir. Ancak iyi bir dostluk olabilir.

Fakat burada cinselliği oldukça geniş bir kavram olarak kullandığımı belirtmek isterim. Burada bahsettiğim cinsellik cinsel ilişkiden ibaret değildir. Eşlerin cinsel bir arzuyla birbirlerine yönelik yaptıkları tüm eylemler (sarılma, öpme, dokunma, şakalaşma gibi) ve söylemler cinsellik kavramı içine girer.

Cinsellikteki uyum ve tatmin, duygusal bağın güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Ancak şunu da vurgulamam gerekir; sadece cinsel çekime dayanan bir ilişki sağlam bir ilişki değildir. Çünkü sağlıklı bir cinsellik sadece bedensel arzu ve cinsel doyuma değil, duygusal alışverişe de bağlıdır. Eğer çiftlerin birbirine bağlanmasındaki tek tutkal cinsellik olarak kalırsa bu ilişki yüzeysel bir ilişki olarak kalacak veya bitecek demektir.

Eşitlik: İlişkiyi bir güç mücadelesi üzerine değil, dengeli bir ortaklık üzerine kurmak

Bir ilişki sağlıklı bir şekilde devam edecekse çiftler arasında eşit bir ilişkinin olması şarttır.

Bir eşin diğerinden daha baskın veya çekinik olması veya ilişkideki tüm sorumluluğun tek bir eş üzerine yüklenmesi gibi durumlar eşitlik ilkesini bozar ve ilişkiyi sağlıksız bir hale çevirir. Eğer çiftler “Benim dediğim ve istediğim olacak” diye bir güç savaşına girerlerse birbirlerini yaralamak zorunda hissederler ve yaralanırlar.

Sağlıklı bir ilişkide ise eşler böyle bir gereksiz güç müdahalesine girmezler. İlişkiyi bir ortaklık, yoldaşlık gibi görüp dengeli bir şekilde birbirlerine destek olurlar. Tıpkı iyi bir takım gibi. İyi takımlar herkes her zaman iyi oynamasa da maçı kazanırlar. Neden? Çünkü takımın bir üyesi o gün kötü oynuyor olabilir ama diğer bir üye onun görevini de sırtlanıp eksiği kapayabilir. Çünkü her takım üyesi için önemli olan maçı kazanmaktır.

İyi ilişkilerde de önemli olan bu gemiyi yürütmektir. Bunun için de eşler arasında bir güç ve yük dengesi olması önemlidir.

Sağlıklı bir ilişki kurmak için öneriler:

Kendi zihinsel süreçlerinize karşı farkındalık geliştirin: Kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, ihtiyaçlarınızı ve isteklerinizi anlamak için zihninizi dinleyin. Sınırlarınızı tanımlayın. Bağlanma stilinizi tanıyın. Sezgilerinize güvenin. Duygularınız bastırmak yerine, onları sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.

Açık ve şeffaf iletişim kurun: Partnerinizle düşüncelerinizi, duygularınızı ve beklentilerinizi açıkça paylaşın. Onu empati kurarak dinleyin. Sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinlemeye odaklanın. Kendinizi ben dili ile ifade etmeye dikkat edin.

Güvenin ve güvenilir olun: Sözleriniz ve davranışlarınız tutarlı olsun. Eşinize karşı kontrolcü ve kıskanç bir tavır içine girmeyin. Onun kişisel sınırlarına saygı duyun. Duygusal olarak destekleyici olun; eşinizin duygularını küçümsemeyin, eleştirmeyin, değişmesi için baskı kurmayın. Ona duygusal olarak güvenli alanı oluşturup geri çekilin; bırakın ne yapacağına o karar versin. Eğer ilişkinizde güven duygusu sarsılmışsa, tekrar oluşması için zaman gerektiğini unutmayın.

Sağlıklı sınırlar koyun ve sınır ihlali yapmayın: İlişkide kendi bireyselliğinizi koruyun. Eşinizin sınırlarına, özel alanına saygı duyun. Eşinizle tamamen aynı duygu ve düşünceler içine girme zorunluluğunuz olmadığını hatırlayın. Her konuda uzlaşmak ve anlaşmak zorunda değilsiniz. Hayır diyebilmek ve rahatsız olduğunuz şeyleri dile getirebilmek, çözüm üretebildiğiniz çatışmalara girebilmek sağlıklı sınırların göstergesidir.

Çatışmaları gelişim ve değişim fırsatı olarak görün: Güç savaşına girmediğiniz ve etkili iletişim yöntemleri kullandığınız müddetçe çatışmalar üretkendir. İlişkinin değişmesi ve gelişimine katkıda bulunur. Her çatışmanız bir ayrılık tehdidi içermesin. Haklı çıkmaya çalışmak yerine, ortak bir çözüm bulmaya odaklanın. Bazen de uzlaşamadığınız konusunda uzlaşabilir ve daha fazla çatışmaya girmeyebilirsiniz.

Ortak zamanı ve kişisel alanı dengede tutun: Birlikte kaliteli zaman geçirmeye özen gösterin ama sürekli dip dibe olmak zorunda olmadığınızı da hatırlayın. Zaman zaman birbirinizden ayrı vakit geçirin, ortak olmayan aktivitelerinizin olmasına da izin verin.

Cinselliği ve fiziksel yakınlığı önemseyin: Cinsellik sadece fiziksel değil, duygusal bir bağın da ifadesidir. Hatta sıklıkla çiftler arasındaki ilişkinin aynasıdır. Bu nedenle cinsel alandaki yakınlığın sönmemesi için gayret gösterin. Cinselliğin rutinleşmemesi, monotonlaşmaması için özen gösterin. Eşinizin cinsel ihtiyaçlarını anlamaya çalışın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınız hakkında açık iletişim kurun.

İlişkiyi besleyin: Unutmayın: Beslenmeyen ilişki ölür. İlişkiyi kendi haline bırakırsanız da ölür. O nedenle ilişkinize özen gösterin, ilişkiyi besleyin. Küçük jestler, sürpriz kaçamaklar, tamamen birbirinize odaklandığınız anlarla ilişkinizin keyfini çıkarın.

İlişkiler, zamanla ve emekle gelişir. Önemli olan mükemmel olmak değil, birlikte gelişmeye açık olmaktır. Gönlünüzün sultanıyla nice huzurlu günlere yelken açmanız ümidiyle…

Kaynak:

Aslıhan Dönmez. Aşk ve Huzur: İlişkilerde Dengeyi Bulma Rehberi. Doğan Yayıncılık, 2025.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 12 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Aslıhan Dönmez
Aslıhan Dönmez
Prof. Dr. Aslıhan Dönmez - Psikiyatri uzmanı ve nörobilim doktoru. Çalışma alanları kaygı bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları. Uzmanlık alanı Bilişsel Davranışçı Terapi. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak dersler veriyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Sevginin tutkalları: Sağlıklı bir gönül ilişkisi kurmanın ve sürdürmenin yolları

Sağlıklı bir gönül ilişkisi nasıl tanımlanabilir? Sevgiyi soldurmadan sürdürmenin yolları nedir? Sağlıklı bir ilişki için gerekli olan sekiz tutkal nedir? Bu tutkallar nasıl geliştirilir? Sağlıklı bir ilişki kurmak için önerileri Prof. Dr. Aslıhan Dönmez yazdı.

Sağlıklı bir gönül ilişkisi çiftlerin birbirlerine mutlak bir bağlılık hissettikleri, duygusal ihtiyaçlarını karşılıklı olarak giderdikleri, doyumun ve dengenin olduğu bir ilişkidir.

Bu kıvamı tutturmak elbette ki kolay değildir. İlişkiye önem ve değer vermeyi, türlü türlü fedakârlık içine girmeyi, birçok beceriyi ve emek göstermeyi gerektirir. Bize birebir benzeyen biriyle bile uzun süreli, ortak alanların çok olduğu bir ilişkiyi sürdürmek epeyce zordur.

İşte bu nedenle sağlıklı bir ilişkinin gelişmesi ve sürmesi için olmazsa olmaz diyebileceğimiz, iki insanı uzun süre bir arada ahenk içinde tutabilecek tutkalları bulmak çok önemlidir.

Sağlıklı bir ilişki için gerekli olan sekiz temel tutkalın neler olduğuna bir bakalım.

Sevgi: Sevgiyi alma ve verme konusunda istekli ve becerikli olmak

Sevgi içinde şefkat, anlayış, kabulleniş, beğeniş, hayranlık gibi birçok kavramı da içeren geniş bir şemsiyedir ve bir gönül ilişkisinin sürmesi için gerekli temel tutkallardan biridir. Fakat sadece sevgiyi hissetmek bir ilişkinin sağlıklı olması için yeterli değildir.

Sevgi paylaşılmadıkça sararır, solar, ölür. Sevgiyi alabilmek ve verebilmek de önemlidir. Sağlıklı bir ilişkide sevgiyi vermeye ya da almaya engel bir tıkaç yoktur. Çiftler birbirlerine olan sevgilerini göstermekten ve eşinin ona gösterdiği sevgiyi büyük bir keyif ve şükranla almaktan kaçınmazlar.

Saygı: Birbirlerinin duygu ve düşüncelerine, sınırlarına saygılı olmak

Bir ilişkide karşıdakine saygı duymak onun bizimkinden farklı duygu ve düşünceleri olabileceğini idrak etmek, bu duygu ve düşünceleri yargılamamak, o kişiyi olduğu gibi kabul etmektir. Bu, karşımızdaki kişinin kişisel sınırlarına saygı duymayı da gerektirir.

Sağlıklı bir ilişkide çiftler aralarındaki duygu ve düşünce farklılıklarını aşılması gereken bir zorluk, güç savaşı için bir malzeme gibi görmezler. Tam tersine fikir ayrılıklarını hem kişisel hem de ilişkisel gelişim için bir fırsat olarak görürler. Birbirlerinin sınırlarına da saygı duyarlar. O sınırları ihlal etmeye çalışmazlar. Sınırların ilişkide gerekli olduğunu bilirler.

Sağlıklı bir ilişki eşlerin birbirine bağımlı oldukları değil, bağlı oldukları ama kişisel sınırları içerisinde de özgür oldukları ilişkidir.

Denge: Alma-verme dengesini iyi kurmak

Alma verme dengesini iyi kurmak da aslında sağlıklı sınırların varlığıyla mümkündür. Alma verme dengesinin iyi kurulduğu ilişkilerde eşler kendilerini alacaklı ya da borçlu hissetmezler.

Eğer eşlerden sadece biri veriyor, diğer de hep bana hep bana diye alıyorsa sürekli veren eş bir süre sonra kendini alacaklı hissedecek ve tükenecektir. Hep alan kişi de giderek tembelleşecek ve bencilleşecektir.

Almayı bilmek ve becermek kadar, vermeyi istemek ve verebilmek de önemlidir. Al(a)mayan kişi ver(e)mez de. Almak ve vermek bu nedenle bir denge içerisinde olmalıdır. Sağlıklı ilişki bu dengenin iyi kurulduğu bir ilişkidir.

Güven: Dürüstlük, sadakat, duygusal anlamda güvende hissetmek

Sadece gönül ilişkilerinde değil, arkadaş, iş, aile dahil tüm ilişkilerimizde güven duygusu sağlıklı bir ilişkinin gelişmesi açısından mutlak şarttır. Buradaki güven partnerin dürüstlüğüne, sadakatine ve duygusal açıdan yargılamayacak olmasına duyulan güvendir.

Güven duygusu olmazsa çiftler birbirine yanaşamazlar. Hep diğerine karşı temkinli durma ihtiyacı hissederler. Bu durum doğal, içten davranmalarına engel olabilir ve zaman zaman birbirlerine rol yapmalarına sebep olabilir.

Oysa sağlıklı ilişkilerde eşler tümüyle kendileri olmaktan çekinmezler. Birbirlerini tam olarak da o kişi oldukları için severler. Yaralarıyla, zaaflarıyla, hatalarıyla birbirlerini sever ve kabul ederler.

İletişim: Sağlıklı bir iletişim kurmak

Kendi duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine aktarma ve onun duygu ve düşüncelerini dinlemek ancak iletişime geçmekle mümkündür. Ben dili kullanarak kendimizi etkin bir şekilde ifade etmek, doğru beden diliyle karşıdakine onu dinlemeye niyetli olduğumuzu göstermek, kapı aralayıcılarla onu konuşmak için cesaretlendirmek ve yansıtmalı dinleme yapmak sağlıklı iletişim kurma yöntemleridir.

Kapı aralayıcılar karşıdakinin daha fazla bilgi vermesi için onu cesaretlendiren ifadeleri içerir. Örnek verecek olursam: “Eee, sonra, başka?”, “Bir örnek verir misin?”, “Bana bir şey söylemek ister misin?”, “Aklına takılan bir şey mi var?”, “Üzgün görünüyorsun, yanılıyor muyum?”, “Kötü bir şey mi oldu?”

Yansıtmalı dinleme, karşıdaki kişinin söylediklerini kendi ifadelerinizle onu anladığınızı gösterecek bicimde geri iletmenizi içerir. Bu çözümlemeyi yapabilmek için öncelikle karşıdaki kişinin bunu hangi duygu nedeniyle söylemiş olabileceğini anlamaya çalışmak, yani empati yapmak gereklidir. Daha sonra tahmin ettiğiniz duyguyu da içeren yansıtmalı dinleme cümlesini kullanmalısınız.  Aşağıdaki cümlelerde birkaç tane yansıtmalı dinleme örneği bulabilirsiniz.

Yaşanan olay/durum: Eşiniz eve size söylediği saatten 1 saat geç geldi. Ona “Bu saate kadar neredesin” diye sordunuz.

Eşinizin söyledikleri: “Sana hesap vermekten bıktım!”

Yansıtmalı dinleme cümlesi: “Hayatına fazla müdahale ettiğimi düşünüyorsun ve bu seni öfkelendiriyor.”

Yaşanan olay/durum: Eşiniz buluşmak istedi ve siz gelemeyeceğinizi söylediniz.

Eşinizin söyledikleri: “Tamam, bir sonraki sefer randevu alırım.”

Yansıtmalı dinleme cümlesi: “Seni reddettiğim için hayal kırıklığına uğradın.”

Sağlıklı iletişim kurmak demek hiç kavga etmemek demek değildir. Çatışmanın olmadığı bir ilişki ölü ilişkidir. İki insan sevgiyle bir araya gelse bile çatışma kaçınılmazdır. Önemli olan çatışmaları bir güç savaşına döndürmemek, kendini karşıyı suçlamadan ifade etmek ve karşıdakini dinlemeye özen göstermektir. Bu şekilde yaşanan çatışmalar çiftler arasındaki bağı daha da güçlendiren, ilişkiyi bir üst versiyona taşıyan cinste çatışmalardır.

Bağlılık: Güvenli bağlanmak ve duygusal yakınlık kurabilmek

Bir gönül ilişkisi, güvenli bağlanma temeli üzerine kurulduğunda çok daha sağlam ve doyurucu olur.

Güvenli bağlanma, bireylerin ilişkide kendilerini güvende, değerli ve kabul edilmiş hissetmelerini sağlar. Bireylerin birbirlerine güvenle yaslanabileceği ve aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir dengeyi içerir. Biri diğerini yutmaya çalışmaz. Eşler birbirinden köşe bucak kaçmaz.

Birbirlerine yaslanarak yürüdükleri gibi ayrı ayrı yürüdükleri de olur ve her iki yürüyüş de kabuldür. Çiftler arasında bir bağımlılık değil bağlılık söz konusudur.

Cinsellik: Uyumlu, tatminkâr bir cinsellik

Sağlıklı bir gönül ilişkisinden bahsediyorsak cinselliği de ele almamız gerekir. Çünkü cinselliğin olmadığı bir ilişki iyi bir ilişki olsa dahi bir gönül ilişkisi değildir. Ancak iyi bir dostluk olabilir.

Fakat burada cinselliği oldukça geniş bir kavram olarak kullandığımı belirtmek isterim. Burada bahsettiğim cinsellik cinsel ilişkiden ibaret değildir. Eşlerin cinsel bir arzuyla birbirlerine yönelik yaptıkları tüm eylemler (sarılma, öpme, dokunma, şakalaşma gibi) ve söylemler cinsellik kavramı içine girer.

Cinsellikteki uyum ve tatmin, duygusal bağın güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Ancak şunu da vurgulamam gerekir; sadece cinsel çekime dayanan bir ilişki sağlam bir ilişki değildir. Çünkü sağlıklı bir cinsellik sadece bedensel arzu ve cinsel doyuma değil, duygusal alışverişe de bağlıdır. Eğer çiftlerin birbirine bağlanmasındaki tek tutkal cinsellik olarak kalırsa bu ilişki yüzeysel bir ilişki olarak kalacak veya bitecek demektir.

Eşitlik: İlişkiyi bir güç mücadelesi üzerine değil, dengeli bir ortaklık üzerine kurmak

Bir ilişki sağlıklı bir şekilde devam edecekse çiftler arasında eşit bir ilişkinin olması şarttır.

Bir eşin diğerinden daha baskın veya çekinik olması veya ilişkideki tüm sorumluluğun tek bir eş üzerine yüklenmesi gibi durumlar eşitlik ilkesini bozar ve ilişkiyi sağlıksız bir hale çevirir. Eğer çiftler “Benim dediğim ve istediğim olacak” diye bir güç savaşına girerlerse birbirlerini yaralamak zorunda hissederler ve yaralanırlar.

Sağlıklı bir ilişkide ise eşler böyle bir gereksiz güç müdahalesine girmezler. İlişkiyi bir ortaklık, yoldaşlık gibi görüp dengeli bir şekilde birbirlerine destek olurlar. Tıpkı iyi bir takım gibi. İyi takımlar herkes her zaman iyi oynamasa da maçı kazanırlar. Neden? Çünkü takımın bir üyesi o gün kötü oynuyor olabilir ama diğer bir üye onun görevini de sırtlanıp eksiği kapayabilir. Çünkü her takım üyesi için önemli olan maçı kazanmaktır.

İyi ilişkilerde de önemli olan bu gemiyi yürütmektir. Bunun için de eşler arasında bir güç ve yük dengesi olması önemlidir.

Sağlıklı bir ilişki kurmak için öneriler:

Kendi zihinsel süreçlerinize karşı farkındalık geliştirin: Kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, ihtiyaçlarınızı ve isteklerinizi anlamak için zihninizi dinleyin. Sınırlarınızı tanımlayın. Bağlanma stilinizi tanıyın. Sezgilerinize güvenin. Duygularınız bastırmak yerine, onları sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.

Açık ve şeffaf iletişim kurun: Partnerinizle düşüncelerinizi, duygularınızı ve beklentilerinizi açıkça paylaşın. Onu empati kurarak dinleyin. Sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinlemeye odaklanın. Kendinizi ben dili ile ifade etmeye dikkat edin.

Güvenin ve güvenilir olun: Sözleriniz ve davranışlarınız tutarlı olsun. Eşinize karşı kontrolcü ve kıskanç bir tavır içine girmeyin. Onun kişisel sınırlarına saygı duyun. Duygusal olarak destekleyici olun; eşinizin duygularını küçümsemeyin, eleştirmeyin, değişmesi için baskı kurmayın. Ona duygusal olarak güvenli alanı oluşturup geri çekilin; bırakın ne yapacağına o karar versin. Eğer ilişkinizde güven duygusu sarsılmışsa, tekrar oluşması için zaman gerektiğini unutmayın.

Sağlıklı sınırlar koyun ve sınır ihlali yapmayın: İlişkide kendi bireyselliğinizi koruyun. Eşinizin sınırlarına, özel alanına saygı duyun. Eşinizle tamamen aynı duygu ve düşünceler içine girme zorunluluğunuz olmadığını hatırlayın. Her konuda uzlaşmak ve anlaşmak zorunda değilsiniz. Hayır diyebilmek ve rahatsız olduğunuz şeyleri dile getirebilmek, çözüm üretebildiğiniz çatışmalara girebilmek sağlıklı sınırların göstergesidir.

Çatışmaları gelişim ve değişim fırsatı olarak görün: Güç savaşına girmediğiniz ve etkili iletişim yöntemleri kullandığınız müddetçe çatışmalar üretkendir. İlişkinin değişmesi ve gelişimine katkıda bulunur. Her çatışmanız bir ayrılık tehdidi içermesin. Haklı çıkmaya çalışmak yerine, ortak bir çözüm bulmaya odaklanın. Bazen de uzlaşamadığınız konusunda uzlaşabilir ve daha fazla çatışmaya girmeyebilirsiniz.

Ortak zamanı ve kişisel alanı dengede tutun: Birlikte kaliteli zaman geçirmeye özen gösterin ama sürekli dip dibe olmak zorunda olmadığınızı da hatırlayın. Zaman zaman birbirinizden ayrı vakit geçirin, ortak olmayan aktivitelerinizin olmasına da izin verin.

Cinselliği ve fiziksel yakınlığı önemseyin: Cinsellik sadece fiziksel değil, duygusal bir bağın da ifadesidir. Hatta sıklıkla çiftler arasındaki ilişkinin aynasıdır. Bu nedenle cinsel alandaki yakınlığın sönmemesi için gayret gösterin. Cinselliğin rutinleşmemesi, monotonlaşmaması için özen gösterin. Eşinizin cinsel ihtiyaçlarını anlamaya çalışın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınız hakkında açık iletişim kurun.

İlişkiyi besleyin: Unutmayın: Beslenmeyen ilişki ölür. İlişkiyi kendi haline bırakırsanız da ölür. O nedenle ilişkinize özen gösterin, ilişkiyi besleyin. Küçük jestler, sürpriz kaçamaklar, tamamen birbirinize odaklandığınız anlarla ilişkinizin keyfini çıkarın.

İlişkiler, zamanla ve emekle gelişir. Önemli olan mükemmel olmak değil, birlikte gelişmeye açık olmaktır. Gönlünüzün sultanıyla nice huzurlu günlere yelken açmanız ümidiyle…

Kaynak:

Aslıhan Dönmez. Aşk ve Huzur: İlişkilerde Dengeyi Bulma Rehberi. Doğan Yayıncılık, 2025.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 12 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Aslıhan Dönmez
Aslıhan Dönmez
Prof. Dr. Aslıhan Dönmez - Psikiyatri uzmanı ve nörobilim doktoru. Çalışma alanları kaygı bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları. Uzmanlık alanı Bilişsel Davranışçı Terapi. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak dersler veriyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x