Sevdiğimiz biri bir kayıp yaşadığında ne söyleyeceğimizi bilemeyiz; kelimeler kifayetsiz kalacak gibi gelir. Kederlerini bir nebze olsun hafifletmek için bir şeyler söylemeyi tercih ettiğimizde ise söyleyeceklerimizin onlara iyi geleceğinden emin olamayabiliriz.
Psikolog, araştırmacı ve yazar Lauren Breen ile klinik psikolog Maarten Eisma, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazılarında bu konuyu ele alıyor ve yas tutan biriyle konuşurken dikkat etmemiz gerekenleri sıralıyor.
Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:
“(…) Çoğumuz hayatımızın bir döneminde kayıp ve kederi deneyimlemiş olsak da başka birinin kederli haline nasıl karşılık vereceğimizi bilemeyebiliriz. Böyle anlar yaşadıysanız yalnız değilsiniz, zira durum göründüğünden daha karmaşık olabilir.
Belki bir arkadaşınızın, aile üyenizin veya meslektaşınızın sevdiği birini kaybettikten sonra acı çektiğini ve desteğe ihtiyaç duyduğunu fark ediyorsunuz, ancak ne söyleyeceğinizden emin değilsiniz. Neticede hiçbir şey söylemeyebilir ya da bir şeyler söylemeye karar verebilirsiniz, ancak yas tutan kişinin bunu faydalı bulmayacağından veya sözlerinizin yanlış bir zamanda ağzınızdan çıkacağından endişe edebilirsiniz. Sık karşılaşılan risklerden bazıları, kişinin kendi rahatsızlığını azaltmak amacıyla bir şeyler söylemesi veya karşısındaki için en iyisinin ne olduğuna dair varsayımlarda bulunmasıdır.
Ne söyleyeceğiniz veya nasıl söyleyeceğiniz konusunda duyabileceğiniz anlaşılabilir çekincelere rağmen birinin yanında olmak istemeniz harika bir şey ve bunun onlar için gerçekten fark yaratabileceğini bilmelisiniz. Kayıptan sonra sosyal desteğin faydalı olarak algılanması, sosyal izolasyona, kaygıya ve depresyona karşı koruma sağlayabilir. Birçok insan aile ve yakın arkadaşlarından ihtiyaç duydukları desteği alsa da, çoğu için bir boşluk söz konusudur. Avustralya ve İrlanda’da yaslı yetişkinlerle yapılan anketler, yaklaşık üçte birinin istedikleri desteği alamadıklarını gösteriyor. ABD’de yapılan bir ankette ise yas tutan yetişkinlerin yüzde 38’i düşük veya çok düşük kalitede sosyal destek aldıklarını ifade ediyor. Ayrıca en iyi destek kaynağı olarak aile veya arkadaşlar değil, evcil hayvanlar sayılmış. (…)
Herkes aynı şekilde yas tutmadığı gibi destek vermenin de farklı yolları vardır. Yas araştırmacıları ve psikologlar olarak deneyimlerimizde, yas tutan insanlardan çok şey öğrendik ve onların deneyimleri, genellikle neyi duymaları, neyi duymamaları gerektiği konusundaki anlayışımızı şekillendirdi.” (…)
Rahatsız hissetmenin normal olduğunu bilin
Yazar, yas tutan birine nasıl destek olacağımızı düşünürken rahatsızlık duymamızın normal olduğunu, ancak bu rahatsızlığın harekete geçmemizi engellememesi gerektiğini belirtiyor: “Ne yapacağınızı veya ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız sorun değil. Ayrıca, ‘Ne yapacağımı veya ne söyleyeceğimi bilmiyorum ama senin için buradayım’ gibi bir şey söylemek, mesaj yazmak da yas tutan kişiler tarafından takdir edilir.
Düşünce ve duygulara odaklanın
Kelimelerinizi seçerken, her şeyi kendinizle ilgili hale getirmekten kaçının. Yas tutan kişinin nasıl hissettiğini tam olarak anladığınızı varsaymayın veya konuşmayı kendi deneyiminize çevirmeyin. Yas tutanlar, kendileri acı çekerken başkalarının geçmiş kayıpları hakkında bilgi edinmek istemezler.
Eğer siz de vefat eden kişiyi tanıyor, ancak ona çok yakın değilseniz, merhumla ilgili anılarınızı ve duygularınızı paylaşmanız olumlu olabilir.
Ancak öncelikle diğer kişinin yaşadığı bu süreçte ona destek olmaya odaklanmaya çalışın. Bazen yas tutan insanlar kendilerini deliriyormuş gibi hissedebilir.
Yas, bedeni ve beyni etkileyebilir; güçlü duygular, uyku sorunları ve yorgunluk yaygındır. Dikkatlice dinleyin ve durumu onlar için ‘düzeltmeye’ çalışmayın. (…)
Kişinin size anlattıklarını basitçe özetlemek, onu anladığınızı gösterir ve güvence sağlar. Örneğin, şöyle diyebilirsiniz: ‘Bunun senin için ne kadar zor olduğunu anlıyorum.’
Açık uçlu sorular sormak da kişinin daha fazla şey paylaşmasını teşvik etmenin bir yoludur: ‘Şu anda nasıl hissediyorsun?’, ‘Bunun hakkında konuşmak ister misin?’, ‘Onunla ilgili en çok neyi özlüyorsun?’
Klişelerden kaçının
Destek olmak, birinin acısının var olmasına izin vermek ve bu acıyı yaşarken ona yardımcı olmak için elinizden geleni yapmaktır.
Acıyı azaltmak için olumlu bir yön bulmasını sağlamaya veya ölüme belirli bir şekilde bakmalarını söylemeye gerek yoktur.
Bu, ‘En azından…’ ile başlayan yorumlardan kaçınmak anlamına gelir. Örneğin, ‘En azından 20 yıl boyunca onunla birlikteydin’ veya ‘En azından hasta olduğunu biliyordun’. Yas tutan bir kişiyi daha iyi hissetmeye veya ‘güçlü olmaya’ zorlamak da genellikle işe yaramaz. ‘Bunu atlatacaksın’, ‘İyileşeceksin’, ‘Zaman her şeyin ilacıdır’ veya ‘Güçlü ol’ gibi ifadelerden kaçının.
Bu tür yorumlar, kaybı küçümsedikleri ve kişinin kederini geçersiz kıldıkları için incitici olabilir.
Bunun yerine, kişinin kendisine doğal gelen bir şekilde yas tutmasına izin verin. Yas tutmanın birçok yolu vardır; herkese uygun tek bir yoldan bahsedilemez.
Somut bir yardım teklifinde bulunun
Yas tutan kişiye pratik destek sunabiliyorsanız, belirsiz bir ‘Bir şeye ihtiyacın olursa söyle’ ifadesindense somut bir teklif daha iyi olacaktır.
Nitekim karşınızdaki o anda neye ihtiyaç duyduğunu bilmeyebilir ya da yardım istemekten rahatsızlık duyabilir. Bunun yerine şöyle diyebilirsiniz: ‘Bugün öğleden sonra yemek yapacağım, sana da biraz getirsem sakıncası olur mu?’ veya ‘Cumartesi günü kızımı antrenmana götüreceğim, seninkini de almamı ister misin?’ Bu şekilde yas tutan kişi teklifi kabul etme veya reddetme özgürlüğüne sahip olur.
Burada önemli olan yas tutan kişi için en iyisinin ne olduğuna dair varsayımlarda bulunmaktan kaçınmaktır. Ne tür bir desteğin faydalı olabileceğinden emin değilseniz, sorun. Örneğin, ‘Bu hafta sana yardımcı olmak için yapabileceğim bir şey var mı?’
Teması sürdürün
Yas, yas tutan kişinin hayatındaki sıradan anları her gün yeniden şekillendirir. Yazar ve papaz John Pavlovitz’in dediği gibi: ‘Ölüm takvimde bir tarihtir; ama yas takvimin kendisidir.’
Yas duyguları ve yardım ihtiyacı zaman içinde dalgalanabilir; bu da sosyal desteğin genellikle birden fazla görüşmeyi içerdiğinde en iyi sonucu verdiğini gösterir.
Yas tutan kişiyle ilk konuşmanızın ardından, onları düşündüğünüzü ve yanlarında olduğunuzu göstermek için teması sürdürün. Şöyle sorabilirsiniz: ‘Bu konuda konuşmak ister misin?’ veya ‘Seni konuşmaya zorlamayacağım ama istediğinde buradayım.’ ‘Destek istersen beni ara’ demek yerine, kendiniz arayın. (…)
İşaretlere dikkat edin
Bir kayıp sonrasında üzüntü, öfke ve suçluluk gibi duygular yaygındır. Aynı durum ölüm düşünceleri için de geçerlidir. Hatta bazıları için bu düşünceler, ölen kişiyle yeniden bir araya gelmeyi de içerir.
Kişinin intihar düşüncesi belirtileri gösterip göstermediğine, şiddetli ve sürekli bir keder yaşayıp yaşamadığına ya da ilk yas döneminden sonra günlük aktivitelere katılıp katılmadığına dikkat edin. Bunlar, profesyonel danışmanlık veya terapi önermek için işaret olabilir. (…)
Şöyle diyebilirsiniz: ‘Biliyorum, bu senin için inanılmaz derecede zor bir dönem ve sana yardımcı olabileceğini düşündüğüm bazı kaynaklar buldum. Bunları sana iletebilirim ya da üzerine konuşabiliriz.’
Daha fazla bilgi edinin
Yas tutma ve insanların bunu deneyimleme biçimleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için biraz zaman ayırmak, gelecekte yas tutanlarla konuşurken kendinizi daha bilgili ve rahat hissetmenize yardımcı olabilir.
Bunu, kendi kayıp ve yas deneyimlerini anlatanların kitaplarını okuyarak yapabilirsiniz.
Filmler de yas hakkında bilgi edinmenin harika bir yoludur. Favorilerimiz arasında Three Colors: Blue (1993), Bob Trevino Likes It (2024) ve kısa animasyon filmi If Anything Happens I Love You (2020) yer alıyor. Yasla ilgili dizilere de birkaç örnek: This Is Us (2016-22), Fleabag (2016-19) ve After Life (2019-22). (…)”
Bu yazı ilk kez 30 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.




