Amerika dengeyi bulabilecek mi?

Normal şartlar altında dünyanın umurunda bile olmayacak ABD ara seçimleri, iki elin parmakları kadar eyaletin Senato dağılımı bütün dünyayı nasıl kilitledi? Bu ara seçim neden Trump’ın sonu gibi algılanıyor? Dr. Ahu Özyurt yazdı.

ABD başkanlık seçimlerinde yarışan Kamala Harris’in 2024 yenilgisi sonrası Demokrat Parti tam anlamıyla karmakarışık bir ruh hali içine girmişti. Büyük bir kampanya fonu, medya desteği, siyahi oylar bile Harris ekibine seçim kazandıramamıştı ve Demokratlar bu faturayı kime çıkaracakları kadar bu hezimetin altından nasıl kalkacaklarını da uzun süre tartıştılar.

Müesses nizam Demokratları, partinin çok sola kaydığını konuşurken, başını New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani gibi genç isimlerin çektiği ekol, “popülist ve solcu” bir söylemle adım adım seçimleri kazanmaya başladı.

Soru işaretleri

Geçen yıl gittiğim Washington’da konuştuğum bütün uzmanlar bu ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun Demokratlara geçeceğine garanti gözle bakıyordu. Ama onların bile aklında bazı soru işaretleri vardı.

Gazze soykırımı sonrası yükselen genç dalgayı nasıl yorumlayacaklardı? Anti-semitik olmadan İsrail yönetimine ya da Netenyahu’ya karşı olabilmeyi başarmak mümkün müydü? Bütün bunların çok ötesinde İran savaşı nedeniyle zaten kötüleşen ekonomi için bir çözüm reçeteleri var mıydı?

Son bir buçuk yıl Trump yönetimi için o kadar savruk ve kötü geçti ki neredeyse Demokratların yapması gereken tek şey “hata yapmadan kampanya yürütmek” oluverdi. Öyle ki, Maine ve Teksas gibi Cumhuriyetçilerin kalesi olan eyaletlerde adı az bilinen, hatta hiç bilinmeyen “sıfır kilometre” adaylarla Senato’yu bile kazanabilecek duruma geldiler. Ama bu arada 2024 seçimlerinden önemli dersler çıkardıklarını da söylemek mümkün.

2024 seçimlerinden Demokratların çıkardığı dersler

Gelin bunlara birkaç adımla bakalım:

“Kimlik politikası” azınlık hakları ve yaşam tarzı gibi konular merkezden kenara alındı. Günlük sıkıntılar, sağlık sigortası, eğitim, ekonomi en kuvvetli kaldıraç yapıldı.

Yapay zeka ile zenginleşen Jeff Bezos, Elon Musk, Peter Thiel vb isimlerden oluşan Tech Bros hedef ilan edildi ve özellikle veri merkezlerinin yarattığı yıkıcı çevresel etkiler kampanya konusu oldu.

Demokratlar sadece düşman yaratmakla kalmadı, çözümler üretildi, pratik yaklaşımlarla özellikle orta ve alt sınıfın partisi olduklarını yeniden hatırladılar.

Özellikle demografi iyi çalışıldı. Geçen seçimin kızgınları olan beyaz, fakir genç erkek seçmeni ve Latinoları kazanmak için önemli adaylar belirlendi.

Göçmenlik konusu ve ICE politikaları bütün ABD halkına hakaret gibi şekillenmeye başladı. Annelerinden alınıp hapsedilen çocuklar, apar topar sınır dışı edilen işçiler, doktorlar, öğretmenler, hemşireler ve hatta çiftçiler, emeğiyle kazanana saygı duyan Amerikan halkında şok etkisi yarattı.

Trump’un ailece zenginleşmesi ve bundan hiç gocunmaması, Sevgili Alev Alatlı’nın deyimiyle “paçozlukları”, Beyaz Saray’ın bir bölümünü yıktırması, Kennedy Sanat Merkezi’nin adını değiştirmesi yüksek sesle konuşulmayan ama ortalama Amerikalıyı rahatsız eden konular haline getirildi.

2024 seçimlerinden bu yana Cumhuriyetçiler ne yaptı?

Peki bu arada Cumhuriyetçiler ne yaptı? Ya da en azından yapmaya çalıştı?

Venezuela operasyonu ile Maduro devrildi ve Orta Amerika için önemli bir gövde gösterisi yapıldı. Ama arkası getirilemedi.

İran Savaşı büyük bir fiyaskoya ve Vietnam benzeri bir hezimete dönüştü. Senatör Chris Murphy, Pentagon’un neredeyse İran’ı haritadan silecek bir hazırlık içinde olduğunu söyledi ama Trump’ın buna cesaret edebileceği çok şüpheli.

İşsizlik verileri fena değil ama enflasyon inmiyor, üstelik FED de faizleri indirmekte çok acele etmiyor.

Yapay zeka devrimi bütün hızıyla devam ediyor ve bu, Amerikan ekonomisini güçlü tutuyor.

Beğenin beğenmeyin ama Trump’ın geceden sabaha ilan ettiği sonra kaldırdığı, sonra yeniden ilan ettiği “ekonomik yaptırımlar” işe yarıyor ve dünya ticaretini yeniden şekillendiriyor. Ama bunların hepsi ortalama Amerikan seçmeninin lehine olmuyor.

Bir de istemeden de olsa ABD halkının Netanyahu’ya ve İsrail’e bakışını o kadar değiştirdiler ki bu bile artı hanesine yazılabilir.

Mavi dalga seçimlerde galip gelirse

Şimdi gerçekten beklendiği gibi “mavi bir dalga” ile Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu süpürür alırsa, Trump’ın elinde çok fazla seçenek kalmayacak.

Kongre’yi tanımamak, by-pass etmek, hedef göstermek de artık işe yaramayabilir çünkü Trump sonrası için Cumhuriyetçi parti içinde yarış başladı bile. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Yardımcısı JD Vance gibi isimlere ya da eski Cumhuriyetçilere dikkatle bakmak lazım.

Demokratlar bütün güçleri ile Michigan’dan genç doktor Abdul El Sayed’i seçtirmek için uğraşıyor. El Sayed seçilemezse bunun en önemli nedeni, Zohran Mamdani gibi bir esprili, sokağa yakın ve mütevazı bir kampanya yürütememesi ve biraz da kibirine hapsolması olacak.

Öte yandan, Demokrat Parti’nin gelecek haritasını da yine Obama çizmiş görünüyor. Obama’nın Atlanta’da yaptığı mitingde verdiği mesaj net: “Ciddi zamanlardan geçiyoruz, bu yönetim gayri ciddi işlerle uğraşıyor ve sizin dertlerinizi anlamıyor.”

Demokratlar kuşak değişikliği rüzgarını ve İran Savaşı’nın sonuçlarını doğru yorumlarsa yeni bir 12 yıllık dönemi açabilirler.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 3 Kasım 2026’da yayımlanmıştır.

Ahu Özyurt
Ahu Özyurt
Dr. Ahu Özyurt - 1993’te gazeteciliğe Show TV Ankara bürosunda başlayan Ahu Özyurt, ATV, NTV ve CNBC-E ve Bloomberg HT’de geçen kariyerinin son 15 yılını Doğan Grubunda CNN Turk kanalında sunuculuk ve Milliyet ve CNN Turk’ün Washington Temsilcisi olarak yürüttü. Toplam 30 yıllık gazetecilik kariyeri içinde Ankara muhabirliği, İstanbul Polis adliye muhabirliği, Washington Temsilciliği ve yüzlerce gün sabah kuşakları, akşam tartışma programları sundu. Ana akım TV kanalları dışında Sputnik Haber Ajansı’nın radyosu RSFM’de günlük programlar yaptı Türkiye’nin ilk tematik kadın kanalı Woman TV’nin kurucu Genel Yayın Yönetmenliğini görevini yürüttü. Galatasaray Spor Kulübü İletişim Koordinatörlüğü görevinden sonra, şu anda Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altındaki “Suna’nın Kızları” oluşumunun Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İlişkiler Koordinatörlüğünü görevindedir. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden lisans ve Columbia Üniversitesi’nden Master derecesi bulunan Ahu Özyurt, Milli Savunma Üniversitesi’nden Güvenlik Çalışmaları alanında Doktora Derecesini tamamlamıştır. Özyurt, Harvard Kennedy School yönetici eğitim programında “Kadın ve Güç Yönetimi” sertifikası sahibidir. Suriye ve Ukrayna krizlerini yerinde izleyen Özyurt, İran’daki kapalı bulunan ABD Büyükelçiliği binasına uzun zaman sonra giren ilk batılı gazeteci olarak ve gözlemlerini CNN Turk’te yayınlanan “ELÇİLİĞİN SIRLARI” kısa belgeselde topladı. TSK’daki değişim sürecini anlatmak için hazırladığı kadın askerleri anlatan “TSK’da KADIN GÜCÜ” Özel haber dizisini yine CNN Turk’te ve Hürriyet’te yayınladı. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nden iki kez en iyi sunucu ve bir kez de Yavuz Gökmen özel ödülü sahibi olan Özyurt, 2008 ABD Başkanlık seçimini takip ettiği, Obama: Bir Kusursuz Fırtına ve gazeteciliğin satır aralarını anlattığı Gece Görüşü isimli iki kitabı bulunmaktadır. Doktora tezi 1991 Birinci Körfez Savaşı ve yarattığı güvenlik paradigması üzerinedir.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Amerika dengeyi bulabilecek mi?

Normal şartlar altında dünyanın umurunda bile olmayacak ABD ara seçimleri, iki elin parmakları kadar eyaletin Senato dağılımı bütün dünyayı nasıl kilitledi? Bu ara seçim neden Trump’ın sonu gibi algılanıyor? Dr. Ahu Özyurt yazdı.

ABD başkanlık seçimlerinde yarışan Kamala Harris’in 2024 yenilgisi sonrası Demokrat Parti tam anlamıyla karmakarışık bir ruh hali içine girmişti. Büyük bir kampanya fonu, medya desteği, siyahi oylar bile Harris ekibine seçim kazandıramamıştı ve Demokratlar bu faturayı kime çıkaracakları kadar bu hezimetin altından nasıl kalkacaklarını da uzun süre tartıştılar.

Müesses nizam Demokratları, partinin çok sola kaydığını konuşurken, başını New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani gibi genç isimlerin çektiği ekol, “popülist ve solcu” bir söylemle adım adım seçimleri kazanmaya başladı.

Soru işaretleri

Geçen yıl gittiğim Washington’da konuştuğum bütün uzmanlar bu ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun Demokratlara geçeceğine garanti gözle bakıyordu. Ama onların bile aklında bazı soru işaretleri vardı.

Gazze soykırımı sonrası yükselen genç dalgayı nasıl yorumlayacaklardı? Anti-semitik olmadan İsrail yönetimine ya da Netenyahu’ya karşı olabilmeyi başarmak mümkün müydü? Bütün bunların çok ötesinde İran savaşı nedeniyle zaten kötüleşen ekonomi için bir çözüm reçeteleri var mıydı?

Son bir buçuk yıl Trump yönetimi için o kadar savruk ve kötü geçti ki neredeyse Demokratların yapması gereken tek şey “hata yapmadan kampanya yürütmek” oluverdi. Öyle ki, Maine ve Teksas gibi Cumhuriyetçilerin kalesi olan eyaletlerde adı az bilinen, hatta hiç bilinmeyen “sıfır kilometre” adaylarla Senato’yu bile kazanabilecek duruma geldiler. Ama bu arada 2024 seçimlerinden önemli dersler çıkardıklarını da söylemek mümkün.

2024 seçimlerinden Demokratların çıkardığı dersler

Gelin bunlara birkaç adımla bakalım:

“Kimlik politikası” azınlık hakları ve yaşam tarzı gibi konular merkezden kenara alındı. Günlük sıkıntılar, sağlık sigortası, eğitim, ekonomi en kuvvetli kaldıraç yapıldı.

Yapay zeka ile zenginleşen Jeff Bezos, Elon Musk, Peter Thiel vb isimlerden oluşan Tech Bros hedef ilan edildi ve özellikle veri merkezlerinin yarattığı yıkıcı çevresel etkiler kampanya konusu oldu.

Demokratlar sadece düşman yaratmakla kalmadı, çözümler üretildi, pratik yaklaşımlarla özellikle orta ve alt sınıfın partisi olduklarını yeniden hatırladılar.

Özellikle demografi iyi çalışıldı. Geçen seçimin kızgınları olan beyaz, fakir genç erkek seçmeni ve Latinoları kazanmak için önemli adaylar belirlendi.

Göçmenlik konusu ve ICE politikaları bütün ABD halkına hakaret gibi şekillenmeye başladı. Annelerinden alınıp hapsedilen çocuklar, apar topar sınır dışı edilen işçiler, doktorlar, öğretmenler, hemşireler ve hatta çiftçiler, emeğiyle kazanana saygı duyan Amerikan halkında şok etkisi yarattı.

Trump’un ailece zenginleşmesi ve bundan hiç gocunmaması, Sevgili Alev Alatlı’nın deyimiyle “paçozlukları”, Beyaz Saray’ın bir bölümünü yıktırması, Kennedy Sanat Merkezi’nin adını değiştirmesi yüksek sesle konuşulmayan ama ortalama Amerikalıyı rahatsız eden konular haline getirildi.

2024 seçimlerinden bu yana Cumhuriyetçiler ne yaptı?

Peki bu arada Cumhuriyetçiler ne yaptı? Ya da en azından yapmaya çalıştı?

Venezuela operasyonu ile Maduro devrildi ve Orta Amerika için önemli bir gövde gösterisi yapıldı. Ama arkası getirilemedi.

İran Savaşı büyük bir fiyaskoya ve Vietnam benzeri bir hezimete dönüştü. Senatör Chris Murphy, Pentagon’un neredeyse İran’ı haritadan silecek bir hazırlık içinde olduğunu söyledi ama Trump’ın buna cesaret edebileceği çok şüpheli.

İşsizlik verileri fena değil ama enflasyon inmiyor, üstelik FED de faizleri indirmekte çok acele etmiyor.

Yapay zeka devrimi bütün hızıyla devam ediyor ve bu, Amerikan ekonomisini güçlü tutuyor.

Beğenin beğenmeyin ama Trump’ın geceden sabaha ilan ettiği sonra kaldırdığı, sonra yeniden ilan ettiği “ekonomik yaptırımlar” işe yarıyor ve dünya ticaretini yeniden şekillendiriyor. Ama bunların hepsi ortalama Amerikan seçmeninin lehine olmuyor.

Bir de istemeden de olsa ABD halkının Netanyahu’ya ve İsrail’e bakışını o kadar değiştirdiler ki bu bile artı hanesine yazılabilir.

Mavi dalga seçimlerde galip gelirse

Şimdi gerçekten beklendiği gibi “mavi bir dalga” ile Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu süpürür alırsa, Trump’ın elinde çok fazla seçenek kalmayacak.

Kongre’yi tanımamak, by-pass etmek, hedef göstermek de artık işe yaramayabilir çünkü Trump sonrası için Cumhuriyetçi parti içinde yarış başladı bile. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Yardımcısı JD Vance gibi isimlere ya da eski Cumhuriyetçilere dikkatle bakmak lazım.

Demokratlar bütün güçleri ile Michigan’dan genç doktor Abdul El Sayed’i seçtirmek için uğraşıyor. El Sayed seçilemezse bunun en önemli nedeni, Zohran Mamdani gibi bir esprili, sokağa yakın ve mütevazı bir kampanya yürütememesi ve biraz da kibirine hapsolması olacak.

Öte yandan, Demokrat Parti’nin gelecek haritasını da yine Obama çizmiş görünüyor. Obama’nın Atlanta’da yaptığı mitingde verdiği mesaj net: “Ciddi zamanlardan geçiyoruz, bu yönetim gayri ciddi işlerle uğraşıyor ve sizin dertlerinizi anlamıyor.”

Demokratlar kuşak değişikliği rüzgarını ve İran Savaşı’nın sonuçlarını doğru yorumlarsa yeni bir 12 yıllık dönemi açabilirler.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 3 Kasım 2026’da yayımlanmıştır.

Ahu Özyurt
Ahu Özyurt
Dr. Ahu Özyurt - 1993’te gazeteciliğe Show TV Ankara bürosunda başlayan Ahu Özyurt, ATV, NTV ve CNBC-E ve Bloomberg HT’de geçen kariyerinin son 15 yılını Doğan Grubunda CNN Turk kanalında sunuculuk ve Milliyet ve CNN Turk’ün Washington Temsilcisi olarak yürüttü. Toplam 30 yıllık gazetecilik kariyeri içinde Ankara muhabirliği, İstanbul Polis adliye muhabirliği, Washington Temsilciliği ve yüzlerce gün sabah kuşakları, akşam tartışma programları sundu. Ana akım TV kanalları dışında Sputnik Haber Ajansı’nın radyosu RSFM’de günlük programlar yaptı Türkiye’nin ilk tematik kadın kanalı Woman TV’nin kurucu Genel Yayın Yönetmenliğini görevini yürüttü. Galatasaray Spor Kulübü İletişim Koordinatörlüğü görevinden sonra, şu anda Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altındaki “Suna’nın Kızları” oluşumunun Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İlişkiler Koordinatörlüğünü görevindedir. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden lisans ve Columbia Üniversitesi’nden Master derecesi bulunan Ahu Özyurt, Milli Savunma Üniversitesi’nden Güvenlik Çalışmaları alanında Doktora Derecesini tamamlamıştır. Özyurt, Harvard Kennedy School yönetici eğitim programında “Kadın ve Güç Yönetimi” sertifikası sahibidir. Suriye ve Ukrayna krizlerini yerinde izleyen Özyurt, İran’daki kapalı bulunan ABD Büyükelçiliği binasına uzun zaman sonra giren ilk batılı gazeteci olarak ve gözlemlerini CNN Turk’te yayınlanan “ELÇİLİĞİN SIRLARI” kısa belgeselde topladı. TSK’daki değişim sürecini anlatmak için hazırladığı kadın askerleri anlatan “TSK’da KADIN GÜCÜ” Özel haber dizisini yine CNN Turk’te ve Hürriyet’te yayınladı. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nden iki kez en iyi sunucu ve bir kez de Yavuz Gökmen özel ödülü sahibi olan Özyurt, 2008 ABD Başkanlık seçimini takip ettiği, Obama: Bir Kusursuz Fırtına ve gazeteciliğin satır aralarını anlattığı Gece Görüşü isimli iki kitabı bulunmaktadır. Doktora tezi 1991 Birinci Körfez Savaşı ve yarattığı güvenlik paradigması üzerinedir.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x