Küreselleşmenin yeniden tanımlandığı bir dönemden geçilirken, The Economist’in araştırması dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Dünyanın en zengin 31 ülkesinde, kendi ülkelerini terk ederek başka bir ülkede yaşamayı tercih eden, “expat” olarak adlandırılan eğitimli beyaz yaka profesyonellerin sayısı hızla artıyor. Araştırma, bu yeni hareketliliğin arkasındaki ekonomik, siyasi ve toplumsal nedenleri de inceliyor. Analizden öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“2023 yılında Yeni Zelanda başbakanlığından istifa eden Jacinda Ardern, Harvard Üniversitesi’nde bir göreve başladı. Halen Sidney’de yaşıyor. Ardern’in yurtdışında yaşamaya karar vermesi, zaten expat[1] göçü oranları konusunda kaygılı olan Yeni Zelandalıları derinden etkiledi. Eski başbakanın yaşam koşullarına ilişkin endişeler, Batı’da daha geniş bir eğilime işaret ediyor.
Eski başbakanın tercihi, Batı dünyasında giderek belirginleşen daha geniş bir eğilime işaret ediyor. Politikacılar genellikle ülkelerine gelen göçmen sayılarına odaklanıyor. Ancak insanların rekor düzeyde kendi ülkelerini terk etmesi çok daha az dikkat çekiyor. “Expat ekonomisi”nin yükselişi ise uzun vadeli sonuçlar doğurmaya aday görünüyor.
Hükümetler, yurtdışına taşınan profesyonelleri takip etmekte uzun süredir yetersiz kalıyor. İngiltere yıllarca sistematik çıkış kontrolleri uygulamadı. Etkin bir çıkış sistemine sahip olmayan ABD ise vergi kayıtları, anketler ve dolaylı yöntemlerin birleşimine dayanıyor. Ancak son yıllarda verilerin niteliği, The Economist’in Batı’dan gerçekleşen expat göçünü ilk kez geniş ölçekli biçimde ölçebilmesine olanak sağladı.
ABD’de veriler hâlâ sınırlı olsa da; Avustralya, İngiltere, Kanada ve Almanya dahil 31 ülkenin istatistikleri incelendi. Turistler ve kısa süreli iş seyahatleri kapsam dışı bırakılarak, kalıcı veya yarı kalıcı biçimde yurtdışına taşınan kişiler takip edildi. Buna göre 2024 yılında yaklaşık 4 milyon kişi bu ülkelerden ayrıldı. Bu sayı, pandemi öncesi döneme göre yaklaşık yüzde 20’lik artış anlamına geliyor. (bkz.grafik)

Beyaz yakalı gurbetçiler
31 zengin ülkede expat endeksi. 2015= 100
Kaynak : The Economist Ulusal İstatistikler
Eğitimli beyaz yakalılar neden ülkelerini terk ediyor?
Yunanistan ekonomisinin son yıllarda Avrupa Birliği ortalamasından daha iyi performans göstermesi nedeniyle, 2010’ların ortasından itibaren ülkeden ayrılan eğitimli profesyonellerin sayısı azaldı. Ancak diğer birçok Batı ülkesinde tablo tersine döndü.
2025’in üçüncü çeyreğinde Kanada’dan ayrılanların sayısı, altı yıl öncesine göre yüzde 34 arttı. Yeni Zelanda’dan ayrılan eğitimli profesyonellerin sayısı ise 2025’te, 2019’a kıyasla yüzde 29 daha yüksekti. İsveç’te artış yüzde 60’ı geçti. İtalya İstatistik Kurumu kısa süre önce “expat göçü patlaması” yaşandığını açıkladı. İzlanda ise şimdiye kadarki en yüksek seviyeyi bildirdi.
Brookings Enstitüsü, ABD’den ayrılan kişi sayısının 2021’deki 2 milyon seviyesinden 2025’te 3 milyona yükseldiğini tahmin ediyor. Özel sektör verileri ise yıllardır ilk kez Avrupa’ya taşınan Amerikalı teknoloji çalışanlarının sayısının, ABD’ye giden Avrupalı teknoloji çalışanlarının sayısını geçtiğini gösteriyor.
Göç dalgası gerçekten tersine mi dönüyor?
Expat sayısındaki artışın bir bölümü, 2022 ve 2023 yıllarında Batı ülkelerine yönelen büyük göç dalgasının tersine dönmesinden kaynaklanıyor. Bu dönemde gelenlerin önemli bir kısmı zaten kalıcı olmayı planlamıyordu. Öğrenciler mezun oluyor, geçici çalışanlar ülkelerine geri dönüyor.
Brookings verilerine göre Donald Trump’ın toplu sınır dışı etme politikaları, normal şartlarda ayrılması beklenen yaklaşık 2 milyon kişiye ek olarak, 2026 yılında 1 milyon kişinin daha ABD’den ayrılmasına yol açabilir. Bu kişilerin tamamı göç istatistiklerine dahil ediliyor.
Ancak yalnızca yabancıların ayrılması tabloyu açıklamıyor. İrlanda vatandaşlarının yurtdışında yaşamak ve çalışmak için ülkeden ayrılma oranı, 2019’a kıyasla yüzde 29 arttı. Yeni Zelanda’da ise bu artış yüzde 74’e ulaştı.
OECD verileri, 2019-2024 döneminde yurtdışında yaşayan Amerikalıların sayısının yüzde 11 arttığını gösteriyor. Göç edenlerin kimliklerine ilişkin veriler sınırlı olsa da, Yeni Zelanda’nın resmi istatistikleri en az lisans derecesine sahip gençlerin yurtdışına taşınma olasılığının üniversite mezunu olmayanlara kıyasla en az iki kat daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Bazı Batılı expatlar Dubai gibi merkezlerde yüksek gelirli ve konforlu bir yaşam sürüyor. Körfez’deki yaşanan savaşın bu eğilimi değiştirebileceği düşünülüyor. Ancak çatışmalar başlamadan önce bile birçok Batılı profesyonel başka Batı ülkelerine yönelmişti.
Analizler, 2019’dan bu yana başka bir Batı ülkesinde yaşayan Batı doğumlu insanların sayısının yaklaşık 2 milyon arttığını gösteriyor. Bunun yüzde 40’tan fazlasını ABD çekti. Özellikle yapay zekâ sektöründe ortaya çıkan fırsatlar, Avrupalı profesyoneller için Amerika’yı yeniden cazip hale getirdi. Hollanda ise nüfusuna kıyasla dikkat çekici ölçüde yüksek sayıda expat aldı.
Pandemi yeni bir “küresel çalışan sınıfı” mı yarattı?
Expat ekonomisinin büyümesini üç temel unsur açıklıyor.
İlk unsur pandemi sonrası çalışma kültürü. Uzaktan çalışmanın normalleşmesi, coğrafi hareketliliğin önündeki psikolojik ve kurumsal engelleri azalttı. Şirketler, çalışanlarının şehir dışından çalışabileceğini kabul ettikten sonra, başka ülkelerden çalışmasına da daha sıcak yaklaşmaya başladı.
Yönetim danışmanlığı ve teknoloji gibi sektörlerde faaliyet gösteren Amerikan çokuluslu şirketleri, 2019’a kıyasla yurtdışında yüzde 36 daha fazla çalışan istihdam ediyor hale geldi.
İkinci unsur ise vergiler. Son yıllarda birçok Batı hükümeti yüksek gelir gruplarına yönelik daha ağır vergi politikaları uygulamaya başladı.
İngiltere’de en yüksek gelir grubunun ödediği efektif gelir vergisi oranı, 2000’li yıllarda yüzde 35’in altındayken bugün yaklaşık yüzde 40 seviyesine ulaştı. ABD’de de federal, eyalet ve yerel vergiler ile kurumlar vergileri dikkate alındığında, en üst gelir grubuna uygulanan toplam efektif vergi oranı tarihsel zirvelere yakın seyrediyor.
Özellikle kariyerinin belirli dönemlerinde yüksek gelir elde eden profesyoneller için, daha düşük vergili ülkelere geçici olarak taşınmak giderek daha cazip hale geliyor.
Siyasi kutuplaşma Batı’dan kaçışı hızlandırıyor mu?
Siyaset de expat göçünü hızlandıran önemli faktörlerden biri haline geldi.
Londra’nın Hampstead bölgesinde yaşayan birçok Amerikalı Donald Trump’tan hoşlanmadığını açıkça dile getiriyor. Dubai’ye taşınan bazı Britanyalılar ise “Keir Starmer’ın sosyalist Britanya’sı” olarak tanımladıkları yeni siyasi iklimden rahatsız olduklarını söylüyor.
Kanada’da uzun süredir iktidarda bulunan merkez sol Liberal Parti yönetiminden memnun olmayan muhafazakâr kesimler de başka ülkelere yöneliyor.
Bu eğilim, farklı siyasi görüşlerden Batılıların kendi ülkelerindeki siyasi sistemlere olan güvenini kaybetmeye başladığını gösteriyor. Anketler de demokrasiye duyulan güvenin zayıfladığını ortaya koyuyor.
Tel Aviv Üniversitesi’nden Assaf Razin’in geçen yıl yayımlanan çalışması, “demokratik gerilemenin göç eğilimini artırdığına” dair güçlü bulgular sunuyor.
Expat göçü veren ülkeler açısından bunun ekonomik sonuçları ağır olabilir. Devletler gençlerin eğitimine yatırım yapıyor ancak ardından bu insanları kaybediyor. Bu da gelecekteki vergi gelirlerinin azalması anlamına geliyor.
Yaşlanan nüfusa sahip küçük ekonomiler için bu durum daha da ciddi sonuçlar doğuruyor. Doğu Avrupa’nın bazı bölgelerinde sürekli göç hareketi kamu maliyesi üzerinde baskı yaratmış durumda.
Göçün siyasi etkileri de dikkat çekiyor. Torino’daki Collegio Carlo Alberto’dan Daniel Auer ile Hamburg Üniversitesi’nden Max Schaub’un araştırması, yurtdışına taşınan kişilerin geride kalanlara kıyasla daha liberal eğilimli olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre bu ayrışma, bazı ülkelerde demokrasi kalitesindeki gerilemeyle eşzamanlı ilerliyor.
Expat ekonomisi yeni kazananlar da yaratıyor mu?
Ancak eğitimli ve nitelikli bir çalışanı kaybeden her ülkenin karşısında, bundan kazanç sağlayan başka bir ülke bulunuyor.
Son on yılda Almanya’da yaşayan Amerikalıların sayısı yüzde 60’ın üzerinde arttı. Almanya’dan ayrılanların yerini ise büyük ölçüde Yeni Zelandalı göçmenler aldı. Ülkedeki Yeni Zelandalıların sayısı, 2000’li yılların ortasına kıyasla yüzde 50 daha yüksek.
Eğer insanlar daha yüksek gelir elde edebiliyor, daha iyi yaşam koşullarına ulaşabiliyor ve hayatlarından daha fazla memnuniyet duyuyorsa, bu küresel ölçekte olumlu sonuçlar da doğurabilir.
Üstelik bir ülkenin kaybettiği expatlar sonsuza kadar kaybolmuş sayılmıyor. Yeni Zelanda verilerine göre yurtdışına taşınan vatandaşların yaklaşık yüzde 40’ı bir süre sonra geri dönüyor.
Geri dönenler yalnızca birikimlerini değil; yeni fikirlerini, uluslararası bağlantılarını ve mesleki deneyimlerini de beraberinde getiriyor. Dönmeyenler ise küresel ölçekte birbirine bağlı diaspora ağlarının bir parçası haline geliyor.
Belki de Jacinda Ardern’in aklındaki gelecek tam olarak buydu.”
Bu yazı ilk kez 21 Mayıs 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Expat: Genellikle eğitim, kariyer veya şirket görevlendirmesi nedeniyle kendi ülkesi dışında yaşayan beyaz yaka profesyoneller ve uluslararası çalışanlar için kullanılan bir terimdir. Türkçedeki “gurbetçi” kavramı ise daha çok yurtdışında yaşayan işçi göçmenleri ve diaspora topluluklarını çağrıştırır. Bu nedenle “expat” kavramı, uluslararası profesyonel yaşam ve küresel iş gücü hareketliliği bağlamında farklı bir anlam taşımaktadır.



