Macaristan’da 16 yıllık Viktor Orban dönemi Peter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük (Tisza) Partisi’nin zafer kazanmasıyla sona erdi. Macaristan 9,5 milyonluk nüfusa sahip ve dünya politikasındaki etkisi sınırlı bir ülke olsa da Macaristan’da gerçekleşen seçimler dünya tarafından yakinen takip edildi.
Uzun yıllardır iktidarda olan Orban, Trump’ın başkanlığıyla birlikte daha da yükselişe geçen, dünyada muhafazakâr siyasetin ve sağ popülizmin en önemli figürlerinden birisi oldu. Orban zaman zaman dünyadaki diğer sağcı liderlerle de iş birliği yaptı ve etkinliklerine katıldı. Örneğin, 2022 yılında ABD’nin Teksas eyaletinde, Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nda Amerikalı muhafazakârlara hitap etti ve konuşmasında Soros’u ve küreselcileri eleştirdi. Politikasını muhafazakârlık, Hristiyanlık değerleri, küreselleşme ve liberalizm karşıtı bir çizgiye oturttu.
Orban’ın liberal olmayan demokrasi modeli Avrupa’daki radikal sağ partilerin kitleselleşmesinin de önünü açtı. Bir bakıma Macaristan’daki seçimlerin “liberal uluslararasıcılık” ile “liberal olmayan uluslararasıcılık” arasındaki mücadeleye dönüştüğünü söyleyebiliriz.
Orban’ın seçimi kaybetmesi, son yıllarda dünyada artan otoriter ve muhafazakâr dalgayı tersine çevirebilir mi sorusunu da akla getirmekte.
Orban ile yakın siyasi çizgide olan liderlerden birisi Trump. Trump yönetimi doğrudan, Moskova ise dolaylı olarak Orbán’a seçimlerde destek verdi. Macar liderliğindeki otoriterleşme ve Budapeşte’nin Avrupa Birliği ile ters düşen dış politikası nedeniyle Orban ile sürekli sorun yaşayan Brüksel ise Orban’ın iktidarı kaybetmesinden mutlu olan taraf. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen seçim sonuçlarının netleşmesinden hemen sonra, “Macaristan Avrupa’yı seçti, Avrupa ise her zaman Macaristan’ı seçmişti. Bir ülke Avrupa yolunu geri kazanıyor ve birlik daha da güçleniyor.” şeklinde tweet attı.[i]
16 yıllık süre zarfında iktidarını ve kadrolarını sağlamlaştıran Orbán’ın devrilmesiyle birlikte Macar iç siyaseti önemli değişikliklere gebe olacaktır. Macar iç siyasetindeki olası değişimler ve Macaristan’ın bundan sonra daha demokratik ve şeffaf bir ülke olup olmayacağı uzmanlarca analiz edilmeye çoktan başlandı. Fakat ön plana çıkan ve Türkiye’yi ilgilendiren konulardan birisi de Macaristan’ın Orban sonrası dış politikasının ne yönde şekilleneceği.
Yeni Başbakan Peter Magyar’ın Orbán’ın Fidesz Partisi’nden gelen sağcı bir siyasetçi olduğunu düşünürsek, Macaristan’da ideolojik bir değişim olur mu ve Budapeşte son yıllarda “Doğu Açılımı” bağlamında Batı dışı ülkelerle geliştirdiği ilişkiden vazgeçip tamamen Brüksel yanlısı bir politikaya yönelir mi, gibi sorular daha fazla ön plana çıkıyor ve analiz gerektiriyor.
Orban dönemi Macaristan dış politikası
Yeni dönemde Budapeşte’nin dış politikasının nasıl şekilleneceğini anlamak için Macaristan’ın Orban dönemindeki dış politikasına kısaca değinmek gerekiyor.
Orban döneminde Avrupa Birliği’yle sorunları büyüyen Macaristan AB’den daha bağımsız ve AB’yi dengeleyici bir dış politika izlemeye çalıştı. Macaristan; “Doğu Açılımı” bağlamında Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerle ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. Ukrayna savaşının başlamasından sonra AB ülkelerinin çoğu Rusya ile ilişkisini kopardı ve Rusya’ya yaptırım uyguladı, ancak Orbán Moskova ile enerji işbirliğini devam ettirdi ve hatta Moskova’da Putin ile görüştü.
AB ve NATO içerisinde Rusya ile ilişkileri en iyi olan ülkelerden biri olması nedeniyle de Orban’ı Kremlin’in “truva atı” olarak suçlayanlar oldu. Ayrıca Orban yönetimi Ukrayna konusunda AB’den çok farklı bir politika izledi. Orban döneminde Macaristan ve Ukrayna arasında gergin ilişkiler ve zaman zaman diplomatik krizler yaşandı. Orban yönetimi Ukrayna’nın hem NATO hem de AB üyeliğine sert bir şekilde karşı çıktı. Macaristan, AB’nin Ukrayna’ya yardım paketlerini veto etti.
İki ülke arasındaki son krizlerden birisi Şubat ayında yaşandı. Orban, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’nin ucuz Rus petrolünün transitini siyasi nedenlerle engellemeye çalıştığını öne sürerek, Ukrayna’ya yönelik kritik önemdeki 90 milyar euroluk AB kredisini bloke etti.[ii] Orban seçim kampanyası sırasında Ukrayna savaşını güvenlikçi ve popülist bir bağlamda kullanarak, seçildiği takdirde kendisinin ülkeyi savaşa sokmayacağını ve ulusal çıkarları koruyacağını iddia ederken, muhalefeti ise ülkeyi savaşa sürükleyebilecek sorumsuz ve dış bağlantılı aktör olarak nitelendirdi. Bu retorik üzerinden Ukrayna savaşı, dış politika meselesinin ötesine geçip seçmen davranışını etkilemek için kullanılan korku, egemenlik ve kutuplaştırma aracı haline geldi. Fakat bu retorik Orban’ın seçimleri kazanması için yetmedi çünkü enflasyon ve ekonomik durgunluk seçmen nezdinde daha fazla önem arz etti.
Orban döneminde Türkiye-Macaristan ilişkileri
Orban döneminde Macaristan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ivme kazandığını söyleyebiliriz. Hatta Macaristan Türkiye’nin AB içinde en iyi ilişkilere sahip olduğu ülkelerden birisi oldu. Orban “Doğu Açılımı”nda Türkiye’ye önem atfetti. Orban birçok defa, “Macaristan’ın dış politikasını belirlerken üç başkentin, Berlin, Moskova ve Ankara’nın tutumunu dikkate aldığını; çünkü bu üç büyük gücün yüzyıllardır Macaristan’ın kaderinde önemli yere sahip olduğunu” belirtti.[iii]
Macaristan’ın Doğu Açılımı bağlamında Türkiye’yi önemli bir aktör olarak görmesindeki önemli nedenlerden birisi de Budapeşte’nin Türk dünyasındaki etkisini arttırmak istemesi oldu. Bu bağlamda Macaristan Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 2018 yılından beri gözlemci üyesi ve 2025 yılında TDT Gayriresmi Zirvesi Budapeşte’de gerçekleşti. Orban Türk Konseyi’nin 6. Zirvesindeki konuşmasında kimlik unsuruna ve tarihsel birlikteliğe şu sözlerle değindi: “Macarca Türk dilleriyle akraba olan, kendine özgü ve sıra dışı bir dildir. Türk kimliğine sahip ülkeler arasındaki iş birliğini her zaman yakından takip ettik. Aranızda Batı’ya daha fazla göç etmiş ve Hristiyanlığı kabul etmiş halkız. Dolayısıyla biz, Batı’da yaşayan, Hun-Türk kökenlerine sahip Hristiyan bir halkız; Macarlar kendilerini Attila’nın torunları olarak görmekteler.”[iv]
Macaristan’ın Orban döneminde yüzüne doğuya dönmesi sadece pragmatik dış politika ve AB’den bağımsız siyaset izlemek istemesiyle ilgili değildi. Nedenlerden birisi de Macarların kimliksel ve tarihsel kodlarıyla ilgili. Asya menşei Macarların dil, kültür ve kimlik ögeleri nedeniyle Batı’nın doğusu olarak görülmesi, Avrupa’nın tarihinde hep bir parça geride bırakılması, Avusturya bünyesinde kurulan ve zoraki ittifak olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na mecbur edilmesi gibi nedenler de Macaristan’ın dış politikasında kimlik ve milliyetçilik unsurlarının Orban döneminde ön plana çıkmasına zemin hazırladı.
Tarihsel unsurlardan birisi de bizdeki Sevr Sendromu’na benzeyen Macaristan’ın 1920 yılında imzaladığı Trianon Antlaşması. Macaristan’ın 1. Dünya Savaşı’nın galip İtilaf Devletleri ile imzalamak zorunda kaldığı bu antlaşmayla Macaristan topraklarının ve nüfusunun 2/3’ünü kaybetti. Bu Macaristan kimliğinde ve bilinçaltında travma yarattı. Bundan dolayı Orban döneminde sınır dışındaki Macar topluluklarının haklarını savuma siyaseti izlendi. Hatta komşu ülkelerde yaşayan çok sayıda etnik Macar’a Macaristan vatandaşlığı ve oy kullanma hakkı sağlandı. İktidara gelen Magyar’ın Tisza Partisi’nin programında da sınır dışında yaşayan Macarların haklarının savunulacağı belirtiliyor.
Peter Magyar döneminde Macaristan dış politikası nasıl şekillenebilir?
Muhafazakâr-liberal bir siyasetçi olan Magyar döneminde Macaristan’ın dış politikasında Batı ekseni daha fazla ağırlık kazanacak gözüküyor.
Magyar, “Macaristan’ın Avrupa Birliği ve NATO’da yeniden güçlü bir müttefik olacağını” söyledi.[v] Tisza Partisi’nin seçim programına baktığımızda şunları görüyoruz: Ulusal çıkar ve egemenlik vurgusu olmakla birlikte Macaristan’ın yönünü açık biçimde yeniden Avrupa’ya ve Batı ittifakına çevireceği vurgulanıyor. Macaristan’ın Orban döneminde Batı ve Doğu arasında sallanan çizgisi eleştiriliyor ve bunun yerine AB ve NATO içinde güvenilir, saygın ve Avrupa’da kavga eden değil; dost kazanan, ilişkileri onaran diplomasinin öncelik olacağı belirtiliyor.
Rusya ile ilişkiler ne olacak?
Seçim programındaki dikkat çeken noktalardan birisi de ülkenin Doğu’ya yaslanan ve otoriter rejimlere yakın duran siyasetinin reddedileceğinin belirtilmesi.[vi] Burada doğrudan belirtilmese de ima edilen ülke Rusya. Bu da yeni dönemde Macaristan-Rusya ilişkilerinin daha mesafeli olacağını gösteriyor.
Öte yandan Kremlin’den şu ana kadar seçim sonuçlarıyla ilgili henüz resmî bir açıklama gelmiş değil. Fakat Rusya’nın elindeki önemli bir dış politika kartını ve kozunu kaybettiğini söyleyebiliriz. Çünkü Orban yönetimindeki Macaristan AB ve NATO içerisindeki Rusya ile iyi ilişki kuran az sayıdaki ülkeden birisiydi. Bu da Rusya’nın Transatlantik ittifakındaki çatlağı derinleştirme politikasına yardım ediyordu. Orban yönetiminin Rusya’ya yaptırımlara karşı olması ve Ukrayna karşıtı politika izlemesi de Moskova’nın oldukça lehine olan bir durumdu. Bu bağlamda Kremlin’in bir müttefik kaybettiğini söyleyebiliriz. Fakat Macaristan’ın Rusya’ya enerji bağımlılığını düşünürsek, yeni hükümet doğrudan Moskova ile karşı karşıya gelmek istemeyebilir.
Yeni Başbakan Magyar’ın parti programına baktığımızda, Macar askerlerinin Rusya-Ukrayna savaşına gönderilmeyeceği belirtiliyor. Ayrıca Orban kadar Ukrayna’nın üyeliğine sert çıkılmasa da Ukrayna’nın hızlandırılmış AB üyeliğine karşı çıkılacağı ve tüm adaylar için aynı kriterlerin olması gerektiği savunuluyor. [vii] Yani Ukrayna konusunda koşulsuz entegrasyoncu bir duruş yok.
Magyar yönetimindeki Macaristan ve Türkiye ilişkileri
Bizi en çok ilgilendiren konulardan birisi yeni dönemde Macaristan’ın Türkiye ve Türk dünyası ile ilişkilerinin ne olacağı sorusu.
Tisza Partisi’nin programında Türkiye ve Türk dünyasına yer ayrılmamış. Yeni Başbakan Magyar’ın söylemlerinde de yer bulmuyor. Fakat Orban’ın “Doğu Açılımı” eleştiriliyor. Hatta 2024 yılındaki konuşmasında Magyar şunları söylüyor: “Pazar günü şu sorular hakkında karar vereceğiz: Propaganda mı, gerçeklik mi? Yolsuzluk mu, şeffaf kamu hayatı mı? Daha fazla geri kalmışlık mı, yoksa gelişme mi? Türk Konseyi mi, Avrupa Birliği mi? Ayrışma mı, dayanışma mı? Doğu mu, Batı mı?”[viii] Bu da her ne kadar iyi ilişkiler ortak çıkarlar ve enerji nedeniyle sürdürülse bile Macaristan’ın dış politika ajandasında Türkiye ve Türk dünyasının ikincil planda olabileceğini gösteriyor.
Magyar’ın ve Tisza Partisi’nin söylemi “Doğu yerine Batı’yı tercih ediyoruz” ve “Macaristan’ın yeri Avrupa’dadır” üzerine kurulu. Dolayısıyla Macaristan’ın daha fazla AB ve NATO merkezli dış politika izlemesi muhtemel. Magyar’ın liberal ekonomik politikalar izleyeceği görülüyor, fakat bunun yanında göçmen karşıtı olması gibi örnekler Orban’ın bazı milliyetçi-muhafazakâr politikalarını devam ettireceğini gösteriyor. Sonuç olarak, Macaristan’da Orban’ın yerine başka bir sağcı liderin geldiğini, fakat Orban’a nazaran AB ile uyumlu daha ılımlı muhafazakâr bir siyasetçinin Macaristan’ı yöneteceğini söyleyebiliriz.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 15 Nisan 2026’da yayımlanmıştır.
[i] https://x.com/vonderleyen/status/2043416848666906954?s=20
[ii] “Ukrayna’ya 90 milyar euro kredi: AB’nin Macaristan vetosunu aşması için seçenekler”, Euronews, https://tr.euronews.com/my-europe/2026/02/28/ukraynaya-90-milyar-euro-kredi-abnin-macaristan-vetosunu-asmasi-icin-secenekler
[iii] “Orbán: Hungarian Security, Turkish Stability Directly Linked”, Hungary Today, (https://hungarytoday.hu/orban-hungarian-security-turkish-stability-directly-linked/)
[iv] “Prime Minister Viktor Orbán’s speech at the 6th Summit of the Cooperation Council of Turkic-speaking States”, The Official webpage of Hungarian Prime Ministry (http://www.miniszterelnok.hu/prime-minister-viktor-orbans-speech-at-the-6th-summit-of-the-cooperation-council-of-turkic-speaking-states/)
[v] “Мадьяр пообещал восстановить полноправное участие Венгрии в ЕС и НАТО” Vzglyad, https://vz.ru/news/2026/4/13/1410272.html
[vi] “A Működő És Emberséges Magyarország Alapjai” https://magyartisza.hu/program
[vii] “A Működő És Emberséges Magyarország Alapjai” https://magyartisza.hu/program
[viii] “Magyar Péter: A miniszterelnök teletölti a táskáját kolbásszal, amikor disznóvágáson nem figyel a házigazda”, https://telex.hu/belfold/2024/06/08/magyar-peter-tisza-part-hosok-tere-tuntetes-ep-valasztas?utm_source=chatgpt.com



