İklim koşulları bir kez daha değişirken, bilim insanları güçlü bir El Niño olayının ufukta göründüğü konusunda uyarıyor. Pasifik’te ortaya çıkan bu tekrarlayan okyanus-atmosfer olayı, ortaya çıktığı bölgenin çok ötesine uzanan geniş kapsamlı sonuçlara sahip. Küresel sıcaklıkların değişmesinden bazı bölgelerde sel, diğerlerinde ise kuraklıkların tetiklenmesine kadar, güçlü bir El Niño gezegen genelindeki hava sistemlerini yeniden şekillendirebilir.
Barcelona Üniversitesi Fiziki Coğrafya Profesörü JavierMartín Vide, The Conversation web sitesi için kaleme aldığı yazısında, El Niño ismi verilen iklim olayını, geçmişini ve potansiyel etkilerini ele alıyor.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“El Niño, tüm dünyayı etkileyebilen, belirli aralıklarla ortaya çıkan bir iklim olayı. ENSO döngüsünün üç evresi bulunur. Bunlar, soğuk (La Niña olarak bilinir), nötr ve sıcak (El Niño) dönemlerdir.
2026 yılında, kuzey yarımkürede bahar, nispeten ılıman bir La Niña döneminin ardından nötr bir aşamada geçti. Kısa vadeli tahmin modelleri, yıl ortasına kadar bir El Niño aşamasına girme olasılığımızın çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu olay yıl sonuna doğru güçlenebilir ve “süper El Niño” olarak tanımlanabilecek bir seviyeye ulaşabilir. Peki, bunun ne gibi etkileri olabilir? Ve geçmişte benzer bir olay yaşandı mı?
Pasifik’teki olağan dışı bir akıntı
Pasifik’te zaman zaman görülen bu olağan dışı sıcak okyanus akıntısı, ilk olarak 19. yüzyılda Perulu balıkçılar tarafından fark edildi. Akıntı, genellikle Noel zamanında ortaya çıktığı için ona İspanyolca’da “çocuk” anlamına gelen El Niño adını verdiler.
Bu durum, ekvatoral Pasifik’ten gelen sıcak suların Ekvador (Guayaquil şehrinin güneyi), Peru ve Şili’nin kuzey kıyılarındaki olağan soğuk suların yerini almasıyla ortaya çıkıyordu. Bu sular normalde, Güney Amerika kıyı şeridinin bu bölümleri boyunca güneyden kuzeye akan Humboldt Akıntısı ve derin soğuk suların yüzeye çıkması nedeniyle oldukça soğuktur.
Bu akıntıların etkisi önemlidir. Örneğin, Pasifik kıyısındaki Şili şehri Antofagasta ile Atlantik kıyısındaki Rio de Janeiro’yu ele alalım. Bu şehirler neredeyse aynı enlemde, Oğlak Dönencesi üzerinde yer alırlar, ancak ortalama deniz sıcaklıkları çok farklıdır. Antofagasta’dayaklaşık 18 °C iken Rio de Janeiro’da ise 24 °C’dir.
Perulu balıkçılar için, daha sıcak El Niño akıntısının gelmesi, soğuk ve plankton bakımından zengin sularda yetişen en bol ve değerli balıkları olan hamsi balığının ortadan kaybolması anlamına geliyordu.
Bir okyanus ve atmosfer olgusu
1920’lerde, İngiliz fizikçi ve iklimbilimci Gilbert Walkerşaşırtıcı bir keşif yaptı. Büyük miktarda atmosferik basınç verisini incelerken, Güney Amerika’nın Pasifik kıyılarında basınç arttığında, kuzey Avustralya ve Endonezya’da basıncın düştüğünü, tersi durumda ise basıncın yükseldiğini fark etti. Diğer bir deyişle, birbirinden binlerce kilometre uzakta bulunan bu iki bölge, atmosferik basınç davranışları açısından birbirine bağlıydı. Buna günümüzde telekonneksiyon yani uzun mesafeli meteorolojik bağlantı diyoruz.
Güney Pasifik’teki atmosferik basınçtaki bu koordineli salınım, Güney Salınımı olarak adlandırıldı. Peki, bir okyanus akıntısı olan El Niño’nun, bir atmosferik fenomen olan Güney Salınımı ile ne ilgisi var?
El Niño, Peru balıkçılık endüstrisi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmasının yanı sıra, dünyanın en kurak çölü olan Atacama’nın bulunduğu Peru ve kuzey Şili’nin kurak bölgelerinde yağışlara, bazen de sağanaklara sebep olur. 1957-1958 yıllarında, çok şiddetli bir El Niño, Peru ve diğer ülkelerde sağanak yağışlara, Hindistan ve Güneydoğu Asya’da ise şiddetli kuraklığa neden oldu ve bu fenomen üzerine daha fazla araştırma yapılmasına yol açtı.
1960’larda Norveç asıllı Amerikalı meteorolog JacobBjerknes, El Niño’nun neden olduğu Güney Amerika Pasifik’indeki ısınmanın Güney Salınımı ile bağlantılı olduğunu keşfetti ve böylece okyanus ile atmosfer arasında yakın bir ilişki kurdu.
Güney Pasifik tropikal antisiklonu, Güney Amerika’dan Avustralya ve Endonezya’ya doğru esen ticaret rüzgarı düzeniyle birlikte zayıfladığında, ekvatoral Pasifik suları ısınır ve Orta Amerika’ya doğru kaymaya başlar. Orada, Ekvador, Peru ve Şili’nin bazı kıyıları boyunca, çoğunlukla güneye doğru dallanır. El Niño işte bu şekilde oluşur.
Meteorolog Bjerknes, atmosfer ile okyanusun yakından bağlantılı olduğunu ve iklim sisteminin bir bölümünde meydana gelen olayların başka yerlere de etki ettiğini kanıtlamıştır. Okyanus ve atmosfer bileşenlerinin isimlerinin birleştirilmesiyle El Niño’nun resmî adı ortaya çıkmıştır: El Niño-Güney Salınımı (genellikle ENSO olarak kısaltılır).
20. yüzyılın en şiddetli El Niño olayı
1982–83 yıllarında, 20. yüzyılın en şiddetli El Niño olayı, Amerika Pasifik kıyılarında ve ABD’nin güneyinde sel felaketleri ile Brezilya’nın kuzeydoğusunda ve Endonezya’da kuraklıklar dahil olmak üzere, dünya çapında aşırı hava olaylarına neden oldu. Ayrıca Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’nın orta enlemlerinde kış mevsiminin oldukça ılıman geçmesine yol açtı.
O andan itibaren, zaman zaman ekvatoral Pasifik’teki sıcaklıkların da negatif bir anomali gösterdiği, yani normalden daha düşük olduğu gözlemlendi. Aynı zamanda, Güney Pasifik yüksek basınç sistemi, alize rüzgarlarıyla birlikte güçlendi. Bu durum El Niño’nuntam tersiydi ve La Niña olarak adlandırıldı.
Kısacası, El Niño sıcak sular ve istikrarsızlık getirirken, La Niña Ekvador, Şili ve Peru’ya normalden daha soğuk sular ve daha fazla istikrarlı iklim getirir. Bu fenomenler, sabit zaman aralıklarında olmasa da, tekrarlayan döngüler oluşturur.
20. yüzyılın son yoğun El Niño olayı 1997–98 yıllarında meydana geldi ve Kaliforniya’da şiddetli sel felaketlerine neden oldu. Felaketler ABD’de meydana geldiği için medyada geniş yer buldu.
Bir sonraki şiddetli El Niño nasıl bir seyir izleyecek?
Bir süper El Niño, 2026’da olmasa bile kesinlikle 2027’de küresel ortalama sıcaklığın yükselmesine yol açacaktır. Bu artış, mevcut küresel ısınma hızı göz önüne alındığında beklenen seviyenin birkaç ondalık derece üzerinde olacaktır.
Ayrıca, yukarıda bahsedilen And ülkeleri, Arjantin’in Mar del Plata bölgesi, Doğu Afrika ve ABD’nin güneyindeki bazı bölgelerde şiddetli yağışlar yaşanırken, Güneydoğu Asya, Avustralya’nın bazı bölgeleri ve Brezilya’nın kuzeydoğusunda şiddetli kuraklıklar yaşanacaktır.
Akdeniz havzasında, El Niño-La Niña döngüsü, büyük ölçüde bölgenin benzersiz coğrafi özellikleri nedeniyle daha zayıftır. Ancak, çok güçlü bir El Niño olayı sırasında normalden daha yüksek sıcaklıklar ve belki de aşırı yağış olasılığı daha yüksek olabilir.
Her halükarda, bir zamanlar Peru balıkçılık alanlarıyla sınırlı bir fenomen gibi görünen bu olayın, artık atmosfer ve okyanus arasındaki küresel bir etkileşim olduğu ve kaynağından çok uzak bölgelerde felaketle sonuçlanabilecek etkileri olduğu bilinmektedir.”
Bu yazı ilk kez 18 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.




