İnsan

1 Eylül 2022

Yazdır

Kendi adınıza düşünmeye cesaretiniz var mı?

Romalı Şair Horatius yaklaşık 2 bin yıl önce bir şiirinde “Sapare Aude”, yani “bilmeye cesaret et” demiş, yüzyıllar sonra Immanuel Kant, aydınlanma felsefesini özetleyen bir “motto” olarak kullanmıştı. Ama şimdilerde insanlar, düşünmeye cesaret etmenin ötesine geçip, “gerçeği” de kendi düşüncelerine uydurmaya başladılar. Sosyal medya komplo teorisyenleriyle dolu. Öyle ki yaşadığımız çağ “Post truth”, yani “Gerçeklik ötesi” olarak tanımlanıyor.

Çok sayıda felsefi inceleme kitabı bulunan ABD’nin Kuzey Florida Üniversitesi felsefe profesörlerinden Jonathan Matheson, Philosophersmag internet sitesi için kaleme aldığı yazıda “entelektüel özerklik” ile “gerçeklik” arasındaki gerilimin nedenlerini ele aldı ve bir düşünme yol haritası çıkardı. Yazıdan bölümler aktarıyoruz:

“Birkaç yıl önce, Princeton, Harvard ve Yale’den bir grup akademisyen, yeni gelen öğrencilere açık bir tavsiye mektubu yazmak için bir araya geldi. Mektubun mesajı kısaca şuydu: Kendi başınıza düşünün. Bu tavsiye, aydınlanmanın sloganını yansıtır: Bilmeye cesaret edin! Kendini anlama yetinizi kullanma cesaretine sahip olun. Mektup, konformizmin kötülüğü ve grup düşüncesi ve tek tip görüşün hâkim olduğu, başka düşüncelerin aşağılandığı yankı odalarının kötülüğü konusunda uyarıyordu. Çoğu eğitimcinin öğrencilerine sunacağı tavsiye budur. Yeni bilgilere, yeni zorluklara uyum sağlayabilen ve yaşam boyu öğrenenler olabilen özerk düşünürler yetiştirmek istiyoruz. Öğrencilerimizin entelektüel olarak özerk olmalarını istiyoruz.

Ama aynı zamanda öğrencilerimizin gerçeklere inanmalarını da istiyoruz. Aslında, hakikati sevdiğimiz için öğrencilere kendileri için düşünmelerini tavsiye etmiştik. Kendi başınıza düşünmek, “kamuoyunun zorbalığı” gibi gerçeği engelleyen olumsuz etmenleri ortadan kaldırmanın bir yolunu sunar. Bir araştırmayı üstlenmenin amacı, cevabı keşfetmektir. Dolayısıyla hakikat sevgisi, entelektüel yaşamlarımız için yol gösterici bir değerdir.

Uzmanına danışmak entelektüel özerkliği ihlal etmez

Bununla birlikte, entelektüel özerklik ve hakikat sevgisi değerleri bazen farklı yönlere çekilir. Düşünmek istediğiniz hemen hemen her şey için, gerçeği belirlemek için sizden daha iyi konumlanmış başka biri vardır. Bazı konularda uzman olsanız bile, çoğu konuda sizden daha bilgili veya daha yetenekli insanlar vardır. Dolayısıyla, yanıtlamak istediğimiz çoğu soru için gerçeğe giden en iyi yol, onu kendi başımıza düşünmemektir. Aksine, hakikat sevgisi, konunun uzmanlarına saygı gösterilmesini gerektiriyor.

Örneğin evde, sızdıran bir boru, bozuk bir bulaşık makinesi veya yanmış elektrik kabloları gibi tamir gerektiren işler olduğunu düşünelim. Onarımları kendiniz yapmayı deneyebilir veya bir profesyonel çağırabilirsiniz. Profesyonel onarım daha maliyetli bir seçenek olabilir. Ancak onarımın doğru ve güvenli biçimde yapılması sizin için önemliyse başvurulması gereken seçenek budur. Borunun neden sızdırdığını en iyi tesisatçılar bilir.

Aynı şey entelektüel projelerimizin çoğu için de geçerlidir. Bir sorumuzun cevabını bulmak istiyorsak, kendi başımıza düşünebiliriz ya da projeyi bir uzmana yaptırabiliriz. Gerçeğin peşinde olduğumuz sürece, dış kaynak kullanımı genellikle araştırmada ilerlemenin en güvenilir yoludur. Uzmanların eldeki konuyla ilgili daha fazla bilgiye sahip olması ve bu bilgileri değerlendirmede daha donanımlı olması nedeniyle, uzman görüşü sıradan bir kişinin görüşünden daha güvenilirdir. Bu, işbölümüne daha geniş bir paralellik gösteren entelektüel bir iş bölümüdür. Gerçek söz konusu olduğunda, bu tür konulardaki uzmanlar en iyisini bilir.

Pandemi özerk düşünceyi hakikatten ayırdı

Bu değerler arasındaki gerilim, insanların COVID-19 pandemisine verdiği yanıtta açıkça görülmektedir. Bir yanda hakikat sevgisini vurgulayan, bilimin izinden ayrılmamaya ve uzmanları dinlemeye yönelik çağrılar var. Öte yanda ise “koyun olmayın, aklınızı kullanın, kendi araştırmanızı yapmalısınız” diyenler var. Bu çağrılar aslında entelektüel özerkliği vurguluyor.

Kim haklı? Şu kadarı açık ki, bu hastalık hakkında kendi akıl yürütmesine güvenmek, komplo teorilerinin daha fazla destek görmesine, COVID-19 tedavilerinin reddedilmesine, tıp ve bilim camiasının tavsiyelerine güvensizliğe yol açtı.

Düşüncenin tümüyle “taşeronlaştırılması” hata

Bütün bunlar entelektüel özerklik açısından ne anlama geliyor? Ona değer vermek başından beri bir hata mıydı? Öyle düşünmüyorum. Gerçeğe olan sevgisinden dolayı yapılsa bile, tüm projelerini sadece dışarıdan temin eden bir entelektüel hayatın eksik ve sağlıksız bir yanı da vardır.

Bunun yerine, buradaki sorunun bir kısmı, entelektüel özerkliğin doğasının yanlış anlaşılmasıdır. Pek çok insan entelektüel özerkliği entelektüel bireycilik ve kaba bir özgüvenle birleştirir. Bununla birlikte, entelektüel olarak özerk birey, her şeyi kendi başına çözmeye çalışmakta ısrar eden entelektüel başına buyruk değildir. Aksine, uygun entelektüel özerklik, sosyal yaratıklar olduğumuz gerçeğini kabul eder. Birlikte çalıştığımızda işler en iyi şekilde ilerler. İmeceye de ihtiyacımız var. Sonuçta, hepimizin zamanı, enerjisi ve bilişsel kaynakları sınırlı.

Başkalarına entelektüel açıdan güven kaçınılmazdır. Başkaları olmasaydı kendi başımıza düşünecek donanıma bile sahip olmazdık. Dil, fikir ve bilgilerin yanı sıra bu araçları sorgulamada kullanmak için gerekli beceriler nedeniyle başkalarına güveniyoruz. Hiç kimse entelektüel olarak toplumdan soyut değildir. Hepimiz entelektüel topluluklarımıza şükran borçluyuz. Heidi Grasswick’in iddia ettiği üzere, doğru türden kişisel ilişkiler ve besleyici bir epistemik çevre olmadan, kişinin entelektüel özerkliğinin gelişimi aslında önemli ölçüde tehdit altındadır.

Akıl imecesinin yararı

Entelektüel özerkliğimizi geliştirmek için başkalarına güvenmenin yanı sıra, entelektüel özerkliğimizi uygulamak için de başkalarına bel bağlarız. Kendi aklımızı yürütmek için başkalarıyla birlikte düşünmeliyiz. Kendi başınıza iyi düşünmek, diğer bakış açılarını göz önünde bulundurmayı ve kendinizi, görüşlerinizi sorgulayan diğer kişilere karşı sorumlu olarak görmeyi gerektirir. Ancak, entelektüel özerkliğimizi azaltmak yerine, özerkliğimizi hem geliştirmek hem de uygulamak için başkalarına güvenmek aslında onu güçlendirir. Bu özerklik kavramı, ilişkisel özerklik olarak bilinir ve ilk olarak feminist ahlak teorisyenleri tarafından geliştirilmiştir. Bu entelektüel özerklik anlayışına göre, özerk düşünürler kendi akıllarını yürütürler, ancak bunu başkalarıyla birlikte düşünerek ve entelektüel karşılıklı bağımlılıklarını kabul ederek yaparlar.

Öyleyse ilk çıkarımımız şu olmalıdır: Entelektüel özerklik, bireysel bir entelektüel özgüven değil, doğası gereği ilişkiseldir. Başkalarıyla birlikte iyi akıl yürüttüğümüzde kendimiz de iyi akıl yürütürüz.

Dolayısıyla entelektüel özerkliğin, başkalarının düşüncesine güvenmekle bağdaşmadığı doğru değildir. Ama bu durumda, bir uzmana havale etmek yerine kişinin neden kendi başına düşünmesinin daha iyi olduğunu sorabilirsiniz. Profesyonel bir tamirci çağırabiliyorsanız, neden kendi başınıza ev tadilatını üstlenesiniz ki?

Entelektüel özerkliği doğası gereği ilişkisel olarak kabul etmek, onunla hakikat sevgisi arasındaki gerilimi tamamen çözmez. Gerilim ortadan kalkmadan önce, durup kendi aklımızı yürütmenin neden epistemik olarak değerli olabileceğini düşünmemiz gerekiyor.

Kendi başınıza düşünmek için iyi nedenler var. Bazen bir uzmana başvurmak bir seçenek değildir. Bazı durumlarda, yeterli zaman yoktur veya ilgili uzmanları bulamazsınız. Bu gibi durumlarda, kendi başınıza düşünmek ileriye dönük tek yol olabilir. Peki, bir uzmana başvurmanın daha iyi bir seçenek olduğu durumlarda ne olacak? Burada da kendiniz için düşünmek değerli olabilir.

Bir kere, kendi kendine düşünmek, sorunun cevabını anlamanın tek yoludur. Sadece bir uzmana başvurarak bir cevabı bilebilirsiniz, ancak kendi aklınızı yürütmeden cevabı kavrayamaz veya kendiniz göremezsiniz. Anlamak için entelektüel çalışmayı kendiniz yapmanız gerekir. Kanıtları görmeli ve kendi değerlendirmenizi yapmalısınız. Anlamak, bireyin kendisi tarafından başarılması gereken bir şeydir. Bu nedenle, kendiniz için düşünmenizin bir nedeni, cevabı anlamanın tek yolunun bunu yapmak olduğu ve anlamanın bilgiden daha değerli olduğudur – anlamak daha iyidir.

Düşünmeyene entelektüel ödül yok

Ayrıca bu, her zaman cevabı bulacağınız anlamına gelmez. Kendi başınıza düşünebilir ve çözemeyebilirsiniz, tıpkı bir tadilat projesini üstlenip tüm çabanıza rağmen başarısız olmanız gibi. En hakiki çabalar bile başarıyı garanti etmez.

Ayrıca, eldeki soru birden fazla disiplin arasında bilgi sentezlemeyi içerdiğinde, sıradan bir kişinin cevabı anlama olasılığı oldukça düşük olabilir. Bu, kendi başına düşünmenin kavramanın en iyi yolu olduğu fikrini bastırabilir.

Bununla birlikte, cevabı anlamada başarısız olsanız bile, kendi aklınızı yürütmek için bazı nedenler vardır. Kendi başınıza düşünerek, sorunuzun cevabını bulamamış olsanız bile, konuyu veya tartışmayı anlayabilirsiniz. Başka bir deyişle, cevabı belirlemek için hepsini bir araya getirmek sizin bilginizin ötesinde olsa bile, tartışmadaki farklı duruşları ve her bir duruş için öne sürülen düşüncelerin türlerini anlayabilirsiniz. Dolayısıyla, cevabı bulamadığınızda bile, ülkenin entelektüel yapısını anlayabilirsiniz ve bu başlı başına değerli bir şeydir.

Bu bizim ikinci çıkarımımız: Bazı entelektüel kazançlar, ancak kendi başınıza düşünerek elde edilebilir. Bir cevabı veya bir tartışmayı ancak ilgili bilgiyi zihninizin önüne alarak ve kendiniz değerlendirerek anlayabilirsiniz.

Entelektüel alçakgönüllülüğün erdemi

Bu açıklamalara rağmen entelektüel özerklik ve hakikat sevgisi arasındaki gerilim hâlâ sürebilir. Çünkü kendiniz için değerli bir şey kazanmaya çalışırken konunun uzmanlarından yararlanmayı ertelemiş olursunuz. Bazı açılardan, entelektüel projelerimiz böyle olabilir. Sorgulamamızda yol gösterici bir güç olarak başkalarının uzmanlığına güvenirken, sorunları kendi başımıza düşünebilir ve kendi araştırmamızı yapabiliriz. Kendi çabalarımızın sonuçları uzman görüşü ile uyumluysa, o zaman muhtemelen bir şeyleri anlamaya başlamışızdır ya da en azından işleri çok fazla karıştırmamışızdır. Kendi entelektüel çabalarımızın sonuçları uzman görüşünden farklıysa, bu bir hata yaptığımızı düşünmek için bir nedendir. Ne de olsa uzmanlar, uzmanlıklarıyla ilgili cevapları belirlemek için hâlâ çok daha iyi bir konumdalar. Bununla birlikte, konu hakkında kendimiz düşünerek, tartışmayı anlayabilir ve sonuç olarak daha bilgili bir vatandaş olabiliriz.

Bunun gösterdiği şey, entelektüel alçakgönüllülüğün entelektüel özerkliğin önemli bir yol arkadaşı olduğudur. Entelektüel alçakgönüllülük, entelektüel sınırlamalarınıza sahip olmaktan ibarettir. Bu, entelektüel olarak alçakgönüllü insanların ne bildiklerinin ve ne bilmediklerinin farkında oldukları anlamına gelir. Hangi entelektüel projeleri başarıyla üstlenebileceklerinin ve hangi projeleri başarısızlığa mahkûm edeceklerinin farkındadırlar. Entelektüel olarak alçakgönüllü insanlar, sınırlı kanıtlarına ilişkin kendi değerlendirmelerinin bir şekilde uzmanların görüşünün yerine geçtiğini düşünmeye cazip gelmeyeceklerinden, kendileri için verimli bir şekilde düşünebilirler. Entelektüel olarak alçakgönüllü insanlar istikametlerini korurlar.

Entelektüel alçakgönüllülük, gerçeği kaybetme tehlikesi olmadan entelektüel özerklikten en iyi şekilde yararlanmamızı sağlar. Entelektüel alçakgönüllülük az bulunur bir erdemdir.

Her vardığınız sonuca sarılmayın

Bu görüşleri COVID-19 bağlamında yeniden gözden geçirelim. Kendi aklını yürütmeniz ve kendi araştırmanızı yapmanıza yönelik çağrılar, genellikle entelektüel alçakgönüllülük çerçevesinden çıkar. Bu tür reçeteler genellikle, vardığınız sonuç neyse onu benimsemeniz gerektiğini telkin eder. Her zaman kendi düşünceniz doğrultusunda ilerlemeniz gereklidir. Bu tür tavsiyelerin aptallığı, ev onarım benzetmemizde çabucak görülür. Kendi projelerinizi yapmak, projenizin başarılı olacağını garanti etmez, hatta mümkün kılmaz. Birçok onarımı kendi başınıza denemekte bir sorun yoktur, ancak bu, nihai ürün olarak çabalarınızı sürdürmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bazen yine de bir profesyonel aramanız gerekir.

Entelektüel olarak alçakgönüllü insanlar, yalnızca kendi düşüncelerine güvenme hatasına düşmezler. Alçakgönüllü insanlar, kendi entelektüel sınırlamalarını takdir ederken ve başkalarının uzmanlığını kabul ederken kendileri için düşünebilirler. Sınırlarımızı bilmemiz ve uygun şekilde sorgulamamız önemlidir. Bunu yaparken, hakikate olan sevgimizde dimdik dururken ve doğru cevabı almak için en iyi olanı yaparken kendimiz için düşünmenin değerini kullanabiliriz. Bu her zaman kazanan bir formüldür.
Bu bizi üçüncü çıkarıma götürüyor: Kendi başınıza düşünmek, entelektüel olarak alçakgönüllü olduğunuzda gerçeği sevmekle uyumludur. Kendi başınıza düşünmek, kişinin kendi entelektüel sınırlamalarını ve başkalarının bilişsel kaynaklarını kabul ederek yapıldığı sürece, anlamak gibi entelektüel faydaları elde etmenin iyi bir yoludur.

Hamiş

Sorgulamaya iki değer arasındaki gerilime bakarak başladık: entelektüel özerklik ve hakikat sevgisi.

Birinde, insanlar bir yandan kendi başlarına düşünmeli, diğer yandan uzmanlığı tanımalı ve doğru olma olasılığı daha yüksek olanlara riayet etmelidir. Birkaç şeyi takdir ettiğimizde buradaki gerilim ortadan kalkar.

İlk olarak, entelektüel özerkliği entelektüel bireycilikten ayırmalıyız. Gerçek entelektüel özerklik, başkalarıyla düşünmekten oluşur.

İkincisi, bazı entelektüel kazançları ancak kendiniz akıl yürütürseniz elde edebilirsiniz. Bir cevabın farkında olmak, cevabı bilmekten bile daha iyidir ve idrak ancak özerk düşünme ile gelebilir.

Üçüncüsü ve son olarak, kendi başınıza düşünmek ve uzmanlara güvenmek özel seçenekler değildir. Kendi entelektüel sınırlamalarımızı kabul ederken kendi başımıza düşünebiliriz. Kendi aklınızı yürütmek için nedenler olsa da, hakikat sevgisi, bunu entelektüel olarak alçakgönüllü olarak ve anlayışınızın sınırlarını takdir ederken yapmanızı gerektirir.

Entelektüel olarak alçakgönüllü olduğunuz sürece, kendiniz için düşünmek, gerçeğe olan sevginizden ödün vermeden entelektüel ödüller getirebilir.”

Bu yazı ilk kez 1 Eylül 2022’de yayımlanmıştır.

 

Jonathan Matheson’ın Philosophersmag’in internet sitesinde yayınlanan “Neden kendi başınıza düşünmeli?” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. Why Think for Yourself? – The Philosophers’ Magazine (philosophersmag.com)

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Unamattina
Unamattina
18/09/2022 12:32

Dikte ettikleri tüm konulardan uzakta benliğimi yaşıyorum. Ben ben olarak kalmak için direniyorum

1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend