Jeo-politik

26 Nisan 2023

Yazdır

İran-Azerbaycan gerginliği nereye varacak?

Karabağ Savaşı’nın Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanmasından beri artan Bakü-Tahran gerginliği, iki ülkenin arasında çatışma çıkıp çıkmayacağını tartışan analizlerin yayınlamasına neden olacak kadar yükseldi.

Gelişen İsrail-Azerbaycan ilişkileri ve Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin normalleşmesi, Tahran’a bir yandan kuşatılmışlık hissi yaşatıyor. Karabağ Savaşı’nı kazanan Azerbaycan’ın, İran vatandaşı Azerbaycan Türkleri için çekim merkezi haline gelme ihtimali de Tahran’ın bölünme endişesini, hele ki ülkede rejim karşıtı gösteriler devam ederken perçinliyor.

İran da Azerbaycan’a karşı olan tutumunu gerek büyük askerî tatbikatlarla, açıklamalarla ortaya koyarak adeta kaslarını gösteriyor. Bakü de, bu tutum karşısında boş durmuyor, gücünü hissettiriyor. Bütün bunlar da Kafkasya denkleminde İran-Azerbaycan gerginliğinin nereye gideceğinin sorgulanmasına neden oluyor.

İran’ın Azerbaycan Tutumu: Yakın Komşunun Uzak Dost Siyaseti” başlıklı yazımızda, Karabağ Savaşı’nın en önemli kazanımlarından biri olan ve Azerbaycan ile Türkiye’nin icrasını bekledikleri Zengezur Koridoru’na İran’ın birtakım gerekçelerle karşı çıktığını dile getirmiştik. Hatta İran’ın Ekim 2022’de, Zengezur konusundaki hassasiyetini göstermek için Ermenistan’ın Kafan şehrinde konsolosluk binası açarak Azerbaycan’a engel olmaya çalıştığını da anlatmıştık.

İran’ın bu girişimleri, Bakü’yü güney komşusu ile ilgili yıllardır dile getirmek istemediği bazı gerçekleri söylemesi ve “dondurmuş olduğu planları” icra etmesi konusunda cesaretlendirdi. Bu bağlamda Bakü yönetimi bir yandan 25 Kasım 2022’de İran’daki Azerbaycan Türkleri konusunu gündeme getirerek İran’ın “yumuşak karnına” dokundu; diğer yandan da yıllardır “dondurduğu planlardan” olan İsrail’de büyükelçilik açmayı Mart 2023’te gerçekleştirerek İran’ın tutumuna karşı kendi yanıtlarını verdi.

İran, Azerbaycan’ın bu yanıtlarını “kırmızı çizgileri aşma” olarak değerlendirdi ve haliyle iki ülke arasındaki ilişkiler tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar kötüleşti. Ancak İran, kötüleşen ilişkilerin daha fazla kontrolden çıkmaması için “sürdürülebilir” bir gerginlik olarak kalması yönünde bir siyaset izledi. Bunu ise Güney Kafkasya denklemindeki yerini, Ermenistan üzerinden sağlamlaştırma amacıyla yaptı.

İki ülke arasındaki gerilimi tırmandıran olaylar

Özellikle 2022 yılının sonlarından itibaren İran, gerek Azerbaycan sınırındaki askerî tatbikatlar ile gerekse de medyada Azerbaycan’a yönelik sert bir retorik kullanmaya başladı. Bu sert retoriğin arka planında, Bakü’nün Tel Aviv ile ilişkilerini geliştirmek istemesi, Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşmenin sağlanmasından Tahran’ın rahatsızlık duyması, Rusya’nın Ukrayna’daki durum nedeniyle İran’ın askeri mühimmatlarını kullanıyor olması gibi çeşitli nedenler yatıyor.

Bütün bu nedenler arasında İran’ı en fazla endişelendiren, Bakü ve Tel Aviv arasındaki ilişkilerin gelişimi. Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin gelişmesini tehdit olarak gören İran, medyası aracılığıyla kuzey sınırlarında “Siyonist rejim”in varlığından hoşlanmadığını çeşitli şekillerde dile getiriyor.

Azerbaycan, Tel Aviv ile olan ilişkilerinin üçüncü ülkeleri hedeflemediğini söylese de, İsrail basınında zaman zaman çıkan ve Azerbaycan üzerinden İsrail’in çeşitli operasyonlar yaptığına ilişkin iddialar Tahran yönetimini geriyor. Buna karşılık Tahran yönetimi, 2002 yılında iki ülke arasında imzalanan Dostluk ve İşbirliği Münasebetlerinin Prensipleri Anlaşması’nın 5. Maddesinde belirtilen “Taraflar, diğerinin siyasi bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü hareketten ve baskı formülünden kaçınır” şeklindeki taahhüdü göz ardı ederek Azerbaycan’a karşı tutumunu her geçen gün daha da sertleştiriyor.

Azerbaycan Dışişleri bakanı Ceyhun Memmedov, 5 Kasım 2022’de yaptığı bir açıklamada İran medyasında Azerbaycan aleyhinde dostça olmayan yorum ve görüşlerden rahatsız olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de 22 Kasım’da yaptığı bir değerlendirmede, İran’ın Azerbaycan sınırlarında yaptığı askerî tatbikatlara bir anlam veremediklerini belirtti. Ancak her şeye rağmen Tahran yönetiminin sert tutumu değişmedi.

İran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne saldırı

2023 yılının başlamasıyla beraber iki ülke arasındaki ilişkileri daha da zora sokacak olaylar meydana geldi. Önce 27 Ocak 2023’te İran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne bir saldırı düzenlendi ve bir Azerbaycanlı görevli katledilirken biri de yaralandı. Olaydan sonra saldırganın İran televizyon kanallarına çıkarılarak Azerbaycan aleyhinde ifadelerle röportaj verdirilmesi, Tahran’ın olayı şahsi bir mesele gibi göstererek basitleştirmeye çalışması olarak algılandı. Oysa saldırı basit bir olay olmaktan uzaktı. Dahası, diğer büyükelçiliklerin de bulunduğu bir sokakta gerçekleşmesi ve birkaç dakika süren saldırı esnasında açıkça bir güvenlik zaafının olması nedeniyle Azerbaycan olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Lakin İran bu nitelendirmelere ve Bakü’nün tepkilerine kayıtsız kaldı.

Büyükelçilik saldırısı sonrası Azerbaycan’da İran’a karşı büyük bir tepki oluştu. Azerbaycan medyasında, İran’ın dostluk ve komşuluk ilişkilerine uzak olan davranışları açıkça eleştirildi, güneyde yaşayan Azerbaycan Türklerinin haklarının çiğnendiğine ve Ermenilerin kendi eğitim kurumlarına sahip oldukları halde Türklerin ana dilde eğitimden mahrum bırakıldıklarına ilişkin yayınlar ağırlık kazandı.

İran cephesinde ise bu süreçte özellikle İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’na yakın kanallar aracılığıyla Azerbaycan’a yönelik askerî tehditler içeren videolar yayınlarken İran’a ait askerî bir uçak, Mart ayı ortalarında Azerbaycan-İran devlet sınırı boyunca uçuş gerçekleştirdi. Azerbaycan olay nedeniyle İran’a nota verdi. Mart sonlarında ise İran Kara Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Kiyomers Haydari “Azerbaycan’da siyonist güçler” olduğu ve “2. Karabağ Savaşı’nda Suriye’den getirilen DEAŞ militanlarının Azerbaycan saflarında savaştığı” gibi iddiaları gündeme taşıdı. Azerbaycan iddiaları kesin bir dille reddetti. 28 Mart’ta ise Azerbaycan milletvekili Fazıl Mustafa’ya evinin önünde bir suikast girişimi oldu. Azerbaycan bu girişimden İran’ı sorumlu tuttu.

Saldırının ertesi günü, Azerbaycan Tel Aviv’de büyükelçilik açtı. Böylece taraflar arasındaki gerginlik Nisan ayı başında da devam ederken, ülkeler karşılıklı olarak birbirlerine nota verdiler. 6 Nisan’da Azerbaycan, İran’ın Bakü Büyükelçiliğinin 4 çalışanını “istenmeyen kişi” ilan ederek 48 saat içinde ülkeden ayrılmalarını istedi. Bu durum Azerbaycan-İran ilişkilerinde kritik bir dönemden geçildiğinin açık bir göstergesi oldu.

İran gerilimin tırmanmasından faydalanmak istiyor

Gelinen noktada Bakü’nün İsrail ile artan diyaloğuna karşılık İran, Ermenistan ile daha sıkı ilişkiler kurmak istediğini gizlemiyor, Ermenistan’ın güvenliğini kendi güvenliği olarak nitelendiriyor. İran’ın gerginliği yükseltirken, Rusya’ya Ukrayna savaşında kullanılmak üzere kamikaze insansız hava araçları sağlamasına güvendiği de söylenebilir. Fakat öte yandan Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle hem Ermenistan’da hem de Güney Kafkasya’da olası zayıflama durumunun diğer uluslararası aktörlerin elini güçlendirebileceği ihtimali de İran’ı endişelendiriyor. Haliyle İran, Ermenistan’dan daha ziyade Ermenistan’ı düşünür ve savunur bir politika izliyor.

İran’ın Zengezur Koridoru’na şiddetle karşı çıkmasıyla Fransa’nın çıkması da paralellik arz ediyor. Ermenistan’ı her durumda savunan Fransa bölgeye ilişkin politikasında İran’a adeta alan açıyor. O nedenle Tahran yönetimi, Azerbaycan’a karşı sosyal ve görsel medyası aracılığıyla hazırlattığı videolar üzerinden “kırmızı çizgileri”ni Bakü’ye hatırlatıyor. Fransa da Güney Kafkasya’daki denklemde Ermenistan ile yakınlaştığı için İran’ı destekler bir pozisyon alıyor.

İran – Ermenistan ilişkilerinin ardında ne yatıyor?

İran’ın, Ermenistan’ın güvenliğini kendi güvenliği kadar önemsemesinin altında yatan başka nedenler de var. Ermenistan İran’ı, hem Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerde diplomatik olarak destekliyor, hem de yaptırımlardan kaçması için toprakları üzerinden ona el uzatıyor.

Ayrıca İran ile Ermenistan arasında Hindistan’dan başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan ve Zengezur Koridoru’na alternatif olarak görülen Kuzey-Güney Transit Koridoru projesini hayata geçirme kararlılığı da mevcut. Fakat her ne kadar proje konusunda kararlılık olsa da, yüksek maliyetli olması şimdilik projenin hayata geçmesindeki en büyük engel. Haliyle İran, Rusya ile ticareti daha rahat sürdürmek üzere Ermenistan yerine halen daha Azerbaycan üzerinden geçen Kuzey-Güney Hattı’nı zorunlu olarak tercih ediyor.

Azerbaycan’ın Zengezur Koridor’u üzerinden İran’ı bypass ederek Nahçıvan’a ulaşması fırsatı, Türkmenistan doğalgazının güzergâh olarak ileride İran yerine koridordan geçme olasılığı, Türkiye’nin ise İran üzerinden değil, Azerbaycan’dan yol açarak Orta Asya’ya doğru uzanma niyeti gibi çeşitli nedenler Tahran için adeta bir kabus anlamına geliyor. Dolayısıyla İran ne pahasına olursa olsun Zengezur Koridoru’nun gerçekleşmesini istemiyor.

Dahası, Azerbaycan’ın son zamanlarda her türlü imkanı kullanarak koridoru hayata geçireceğine yönelik açıklamaları Tahran yönetimini “Ermenistan’a rağmen” adım atmak için tetikliyor. Karabağ Savaşı’ndan sonra Ermenistan ordusunun Azerbaycan’ı durdurmakta yetersiz kaldığını gören İran, koridorun açılması ihtimaline bizzat engel çıkarma konusunda kararlılık sergiliyor. Hatta bunun için gerekirse kendi ordusunu kullanmak niyetinde olduğunu da yaptığı askerî tatbikatlarla gösteriyor. Gerekirse Ermenistan’ın Sünik (Zengezur) bölgesine ordu sevk ederek Azerbaycan’ı durdurma planları yapıyor.

Ancak bu planların kolay kolay hayata geçmeyeceği de açık. Zira, Ermenistan, ABD’nin sert tavrıyla karşılaşabileceği endişesiyle İran’ın planına sıcak bakmıyor. Rusya da mevcut konjonktürde zararlı olabileceği düşüncesiyle İran’ın girişimlerine yeşil ışık yakmıyor. Zaten İran Dışişleri Bakanı’nın Moskova ziyaretleri bile bu manada Tahran’ın beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı.

Ancak İran, hem Ermenistan üzerinden gelecek ABD baskısını yerinde dizginlemek hem de Zengezur Koridoru’na engel olabilmek için militarist politikayı göze alıyor ve Azerbaycan ile gerginliği kasıtlı olarak tırmandırarak Erivan’dan kendi niyetine yönelik bir fırsat koparmaya çalışıyor.

Azerbaycan’ın yanıtı ne olabilir?

Zengezur Koridoru’na karşı çıkan İran, alternatif güzergaha, yani kendi arazisinden geçen bir kara bağlantısına olumlu bakıyor. Aslında Bakü ile Nahçıvan arasındaki kara bağlantısı 2007 yılından bu yana İran üzerinden sağlanıyor.

Lakin söz konusu o yolun İran kısmı uzun ve bozuk olduğundan Azerbaycan, Ermenistan’ın Zengezur Koridoru’na karşı çıkmasını da dikkate alarak Tahran yönetimi ile Mart 2022’de yeni bir güzergâh konusunda anlaşmaya varmıştı. Bu anlaşma gereğince Ermeni işgalinden kurtarılan topraklardan başlayacak ve İran üzerinden Nahçıvan’a varacak daha kısa bir güzergâh ile ulaşma konusunda mutabakat yapılmıştı. Fakat bu durum Bakü’nün Zengezur Koridoru’nu gözden çıkardığı anlamına gelmiyor. Bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ve siyasal işbirliğinin artmasını savunan Azerbaycan, her iki alternatifi de değerlendirme iradesini gösteriyor.

Lakin kuşkusuz Azerbaycan için asıl güzergâh, savaşı sona erdiren mutabakat metninin son maddesinde yer alan Zengezur Koridoru’dur. Azerbaycan her şeye rağmen Zengezur Koridoru’nun açılmasını diplomatik, ekonomik ve askeri politikalar paralelinde gerçekleştirmekten vazgeçmeyecektir.

İran tüm bunları biliyor ve o yüzden Azerbaycan ile ilişkileri fazlasıyla zorlayacak nihai adımlardan çekiniyor. Çünkü Azerbaycan’a yönelik herhangi bir gerçek askerî tehdit, 2021 Şuşa Mutabakatı gereğince Türkiye’ye de yapılmış olacaktır. Ayrıca Ukrayna ile savaşından dolayı dünyadan tecrit edildiği için Türkiye gibi stratejik bir ortağının memnun olmayacağı bir durum şu anda Rusya’nın da çıkarına değil. Diğer yandan ABD ile İsrail ikilisinin de Azerbaycan’a yönelik askerî bir tehdide sessiz kalmayacakları çok açık.

İran’dan gerginliği azaltma girişimi

Bu yüzden İran geçtiğimiz hafta Azerbaycan ile arasındaki gerginliği sona erdirmek üzere bir girişim başlattı. Bakü ile gerçekleşen bir dizi telefon görüşmesinden sonra Tahran yönetiminden iki ülke arasındaki gerginliğin bitmesi için uzlaşıldığına dair bir açıklama geldi.

Diğer yandan İran-Azerbaycan ilişkilerinde yaşanan siyasi krize rağmen ekonominin siyasetten ayrı çalıştığı görülüyor. Tahran yönetimi ambargolar nedeniyle Azerbaycan üzerinden Rusya’ya giden Kuzey-Güney Uluslararası Taşımacılık Koridoru’na mahkûm olduğundan, 2023 yılının ilk çeyreğine ilişkin istatistiki veriler koridorun tüm segmentlerinde yük trafiğinde ciddi artış olduğunu gösteriyor.

Nitekim siyasi ilişkilerin gerilmesine rağmen son yıllarda Azerbaycan ile İran arasında kaydedilen ticaret hacminde artışların olduğu gözlemleniyor. 2021 yılında iki ülkenin ticaret cirosu 441 milyon dolardı. Geçtiğimiz yıl bu rakamda 65 milyon dolar yükselme oldu ve 506 milyon dolara ulaşıldı. Bu yılın ilk iki ayında ise iki ülke arasındaki ticaret cirosu şimdiden 82 milyon doları bulmuş durumda.

2020 Karabağ Savaşı’nın sonucunda 30 yıldan sonra Güney Kafkasya’da bölgesel işbirliği için büyük bir fırsat doğdu. Azerbaycan ve Türkiye savaşın hemen ardından işbirliğini savunan politikalar geliştirdi, geliştirmeye de devam ediyor.

Azerbaycan bölgenin en kilit ülkesi. Diğer bölgesel güçlerin bu gerçeği önemsemeleri ve bölgeye ilişkin politikalarında Azerbaycan’ın beklentilerine zarar vermemeleri kendi faydalarına olacak. Aksi halde Azerbaycan’ın yanında olmayan hiçbir bölgesel gücün, Güney Kafkasya denkleminde yer alabilmesi mümkün olmayacak.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 26 Nisan 2023’te yayımlanmıştır.

Ramin Sadık

Doç. Dr. Ramin Sadık - 1977’de Azerbaycan’da doğdu. 1999’da İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2003’de Marmara Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisansını, yine aynı üniversitede 2009’da doktorasını tamamladı. 2010-2014 yıllarında Azerbaycan Muallimler Enstitüsü’nde öğretim üyeliği ve Azerbaycan Bilimler Akademisi’ne bağlı Şeki Regional Merkezi’nde bilim sekreterliği görevinde bulundu. 2014’te Türkiye’ye dönen Ramin Sadıgov halen Bayburt Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi olarak çalışıyor. Rusça ve İngilizce bilen Sadıgov, daha çok Kafkasya tarihi, Osmanlı-Rusya, Rusya-Azerbaycan, Rusya-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri üzerine, aynı zamanda Bolşevik Devrimi ile Rusya’nın 20. Yüzyıl başlarındaki askeri ve siyasi tarihi üzerine çalışmalar yapıyor.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Send this to a friend