ABD ve İran’ın aklından neler geçiyor?

Ünlü İran uzmanı Ervand Abrahamyan’a göre İran’ın umudu Beyaz Saray’a anlaşma yapılabilecek güvenilir birinin gelmesi. Trump ise ara seçimlerden sonra savaşı kızıştırabilir.

İran kökenli ABD’li tarihçi Ervand Abrahamyan son İran-ABD savaşının en önemli sonuçlarından birisinin, ABD’nin sultanlık gibi yönetildiğini ortaya koyması olduğunu söyledi.

Abrahamyan, New Left Review  dergisi ile yaptığı söyleşide, “Weber, kurumsallaşmış bir bürokrasiye sahip modern bir devlet olduğu sanılan ABD’nin sultanlığa dönüştüğünü, üstelik sultanların, evdeki hizmetçi ya da kölelerin tavsiyesiyle tek başına karar aldığını görse çok şaşırırdı” dedi. Abrahamyan’a göre, Beyaz Saray’daki kaos bir komedi filmine benziyor.

Ünlü tarihçiye göre, İran Orta Çağ’a yakışan din adamlarınca yönetilmesine rağmen, çok kurumsallaşmış bir yönetim yapısına sahip, bu yüzden de savaşta liderlik kadrosunun çoğu öldürülmesine rağmen rejim yıkılmadı:

“İsrail, Trump’a üç ya da dört günlük bombardımanın rejimi yıkacağı garantisi verdi. Ama bu olmadı. İran kurumları varlığını sürdürdü ve epey de dirençli görünüyorlar.”

Abrahamyan, Washington’da iyi işleyen mekanizmalara sahip bir hükümetin olmadığını, yönetimin danıştığı tek bir İran uzmanı bile olduğunu sanmadığını, bu yüzden yönetimin İsrail Başbakanı Netanyahu’ya kulak verdiğini söyledi.

Radikaller müzakereye karşı değil

Batı basınında sık sık diye getirilen “İran’da radikaller ABD ile müzakerelere karşı” görüşü de Abrahamyan’a göre yanlış:

“Radikaller her zaman ABD ile bir anlaşma sağlamak istedi. ABD ve İsrail’i büyük ve küçük şeytan diye mahkûm eden Humeyni bile perde arkasından epey makyavelist davranıyordu. Açıkça ABD’yi kınarken perde gerisinde onlardan silah aldı. Bugün de radikaller ABD’ye güvenirlerse bir uzlaşmaya varmak isteyeceklerdir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi başka yöneticiler de ABD ile anlaşmadan yana ama onun gibi düşünenlerin önündeki zorluk, İranlı diğer yöneticileri ABD ile anlaşma yapmaya ikna etmek değil, güvenilmez olan Trump ile bir anlaşma yapmaya ikna etmek. İran halkının çoğunluğu da Pezeşkiyan gibi anlaşmadan yana ama İran yönetimi de önce anlaşma yapıp sonra kendisini kandırılmış bulmak istemiyor. Bu da halktan gelen baskıyı boşa düşürüyor. “

Yaptırımlar sonuç vermez

Abrahamyan’ın vurguladığı başka bir konu da ekonomik yaptırımların rejimleri yıkmaya yetmediği. ABD’nin ekonomik yaptırımlar işe yaramadığı için Irak’ı işgal etmek zorunda kaldığını, Libya ve Suriye’de de aynı şeyin yaşandığını hatırlattı.

“İran’a karşı ekonomik ve finansal yaptırımlar hep vardı ama İran zaman içinde bunlara direnmeyi ve boşa çıkarmayı öğrendi. Rejime yönelik protestoların temelinde de bu yaptırımların yarattığı ekonomik zorluklar var. Ancak ekonomik zorluklar özellikle alt ve orta sınıflar için artsa da bunun rejimi düşüreceğini sanmıyorum.“

Üstelik, İran uzmanına göre savaş durumu tersine çevirdi:

“Geçen yılın sonunda gösteriler başladığında rejim meşruiyetini yitirmişti. Rejimin halk içindeki desteği yüzde 15, belki yüzde 20’ye inmişti.  Ama savaş rejime yeni bir hayat verdi. Rejimden nefret edenler bile büyük bir dünya gücüne direnebilmesinden gurur duyuyor.”

Irak savaşının uzun sürmesinin şimdiki savaşın uzun sürmesine benzemediğini, o zaman Humeyni ve etrafındaki radikallerin yeni yaptıkları İslam devrimini bölgeye ihraç etmek istediği için savaşı uzattıklarını anlatan Abrahamyan, “Bugün radikaller bile devrim ihracı gibi bir şeyin peşinde değil. Ülkeyi savunmayı düşünüyorlar” diye ekledi.

Ahmedinejad’ın günleri sayılı

İsrail’in İran’ı parçalama stratejisi çerçevesinde mevcut İran rejimini devirdikten sonra eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı tekrar cumhurbaşkanı yapmak amacıyla devşirmeye çalıştığını belirten Abrahamyan, İsrail’in Irak, Suriye ve Libya’da olduğu gibi İran’ı da parçalamak istediğini, Ahmedinejad seçeneğinin bu senaryoya uyduğunu kaydetti. Abrahamyan, Ahmedinejad’ın tekrar cumhurbaşkanı yapılmasının İran’da iç savaşı kışkırtmak için en iyi seçeneklerden birisi olduğuna dikkat çekti.

Abrahamyan, İran rejiminin Ahmedinejad’ın İsrail’le iş tuttuğunu unutmayacağını, bu haberlerin ortaya çıkmasından sonra Ahmedinejad’ın sıkı kontrol altına alındığını belirterek, “Din adamları ile arasında Cumhurbaşkanlığı döneminden kalan bir düşmanlık da var zaten. Günlerinin sayılı olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Dört bin dolara karşı bir milyon dolar

Savaşta dengenin kimin lehine olduğunun sorulması üzerine, Abrahamyan, ABD yönetiminin İran’ın bütün hava ve deniz kuvvetlerini yok ettiğini öne sürdüğünü ama zaten savaştan önce de İran’ın öyle aman aman büyük bir hava ve deniz gücü olmadığını hatırlattı. İran savunmasının hep kısa ve orta menzilli füzelere dayandığını söyledi.

“İnsansız hava araçlarının savaşın sürprizi. İran silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) bir tanesini 4 bin dolara üretirken, ABD’nin tek bir SİHA’yı düşürmek için kullandığı füzenin maliyetinin 1 milyon dolar. Bu da İran için çok kârlı bir alışveriş. Üstelik İran bu araçları hâlâ kitlesel ölçekte üretebiliyor.

Hürmüz Boğazı nükleer silahtan daha önemli

Hürmüz Boğazı’nın İran’ın en önemli kozu olduğunu ve “bir nükleer silaha sahip olmaktan bile daha yararlı olduğunu” belirten Abrahamyan, bunun uzun dönemli stratejik sonuçları olacağına dikkat çekti.

“İran’ın devrimden bu yana Ortadoğu’da etkisini artırmak için gösterdiği yoğun çaba sonuçta fazla bir yarar sağlamadı. Dolayısıyla bu stratejide önemli değişiklikler yapması beklenebilir. Bu değişiklik de Lübnan’da Hizbullah için önemli sonuçlar doğurabilir. “

Krizden çıkış mümkün mü?

Abrahamyan’a göre ABD için krizden çıkmanın tek yolu, İran’la anlaşmak. Ancak bu seçenek Trump’a prestij kaybettirir dolayısıyla Trump’ın ABD’deki ara seçimlerden sonra bir tür zafer kazanabileceği umuduyla savaşı kızıştırması mümkün.

Ünlü tarihçiye göre, İran, ABD’de yönetim değişikliği oluncaya kadar direnmeyi planlıyor. Umudu da ABD’de anlaşma yapılabilecek güvenilir birinin iktidara gelmesi. ABD ise Hürmüz ablukası nedeniyle uluslararası piyasalardaki petrol krizi dayanılmaz hale gelmeden önce İran rejimini teslim olmaya zorlayacağını düşünüyor.

Rusya devreye girer mi?

Bu beklentilerin krizi uzattığını söyleyen Abrahamyan’a göre diğer ihtimal ABD’nin İran’a karşı kara operasyonuna başlaması. Bu ise üzerinde hiç konuşulmayan bir senaryoyu tetikleyebilir zira Rusya ile İran arasında 1921’de imzalanan bir savunma anlaşması, İran’ın başka bir ülke tarafından işgal edilmesi durumunda Rusya’ya İran’a asker gönderme hakkı veriyor.

Abrahamyan, İran Başbakanı Musaddık’ın petrolü millileştirmesiyle 1951’e çıkan kriz sırasında İngiltere’nin petrole el koymak için İran’ın güneyini işgal etmeye hazır olduğunu, ama Rusya’nın da İran’a asker çıkarabileceği korkusunun bunu engellediğini hatırlattı.  Rusya Ukrayna’da iyice batağa saplanmış durumda olduğu için bunun mümkün görünmediğini belirten Abrahamyan, İran’a yönelik bir ABD işgali girişimi durumunda bunun bir seçenek olarak gündeme gelebileceği yorumunu yaptı.

Ancak petrol fiyatları artmaya devam ederken, Wall Street’in er ya da geç bunun yakında bitecek bir kriz olmadığını anlayacak.

“ABD’nin Hürmüz’e el koyma gücü olduğuna inanmıyorum. İş dünyası Trump’ın krizin yakında biteceğini söyleyip durarak kendilerini kandırdığını fark ederse, fiyatlar deli gibi artabilir. Wall Street’in petrol krizine ne kadar dayanabileceğine bakar iş. Varili 120 dolar mı, 130 dolar mı? Şimdiye kadar ABD, kriz devam etse de durumu kontrol edebilmeyi başardı ama sonsuza kadar kontrol edebilir mi?”

Abrahamyan “Bu durumda İran güçlü bir konumda görünüyor, öyle mi?” sorusuna, “Bunun onların tasarladığı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun nedeni Washington’dakilerin aptallığı” yanıtını verdi.

Bu yazı ilk kez 18 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Ervand Abrahamyan’ın New Left Review dergisinde yayınlanan “Exchange ratio başlıklı söyleşisinden öne çıkan bölümler Sami Oğuz
tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://newleftreview.org/sidecar/posts/exchange-ratio

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

ABD ve İran’ın aklından neler geçiyor?

Ünlü İran uzmanı Ervand Abrahamyan’a göre İran’ın umudu Beyaz Saray’a anlaşma yapılabilecek güvenilir birinin gelmesi. Trump ise ara seçimlerden sonra savaşı kızıştırabilir.

İran kökenli ABD’li tarihçi Ervand Abrahamyan son İran-ABD savaşının en önemli sonuçlarından birisinin, ABD’nin sultanlık gibi yönetildiğini ortaya koyması olduğunu söyledi.

Abrahamyan, New Left Review  dergisi ile yaptığı söyleşide, “Weber, kurumsallaşmış bir bürokrasiye sahip modern bir devlet olduğu sanılan ABD’nin sultanlığa dönüştüğünü, üstelik sultanların, evdeki hizmetçi ya da kölelerin tavsiyesiyle tek başına karar aldığını görse çok şaşırırdı” dedi. Abrahamyan’a göre, Beyaz Saray’daki kaos bir komedi filmine benziyor.

Ünlü tarihçiye göre, İran Orta Çağ’a yakışan din adamlarınca yönetilmesine rağmen, çok kurumsallaşmış bir yönetim yapısına sahip, bu yüzden de savaşta liderlik kadrosunun çoğu öldürülmesine rağmen rejim yıkılmadı:

“İsrail, Trump’a üç ya da dört günlük bombardımanın rejimi yıkacağı garantisi verdi. Ama bu olmadı. İran kurumları varlığını sürdürdü ve epey de dirençli görünüyorlar.”

Abrahamyan, Washington’da iyi işleyen mekanizmalara sahip bir hükümetin olmadığını, yönetimin danıştığı tek bir İran uzmanı bile olduğunu sanmadığını, bu yüzden yönetimin İsrail Başbakanı Netanyahu’ya kulak verdiğini söyledi.

Radikaller müzakereye karşı değil

Batı basınında sık sık diye getirilen “İran’da radikaller ABD ile müzakerelere karşı” görüşü de Abrahamyan’a göre yanlış:

“Radikaller her zaman ABD ile bir anlaşma sağlamak istedi. ABD ve İsrail’i büyük ve küçük şeytan diye mahkûm eden Humeyni bile perde arkasından epey makyavelist davranıyordu. Açıkça ABD’yi kınarken perde gerisinde onlardan silah aldı. Bugün de radikaller ABD’ye güvenirlerse bir uzlaşmaya varmak isteyeceklerdir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi başka yöneticiler de ABD ile anlaşmadan yana ama onun gibi düşünenlerin önündeki zorluk, İranlı diğer yöneticileri ABD ile anlaşma yapmaya ikna etmek değil, güvenilmez olan Trump ile bir anlaşma yapmaya ikna etmek. İran halkının çoğunluğu da Pezeşkiyan gibi anlaşmadan yana ama İran yönetimi de önce anlaşma yapıp sonra kendisini kandırılmış bulmak istemiyor. Bu da halktan gelen baskıyı boşa düşürüyor. “

Yaptırımlar sonuç vermez

Abrahamyan’ın vurguladığı başka bir konu da ekonomik yaptırımların rejimleri yıkmaya yetmediği. ABD’nin ekonomik yaptırımlar işe yaramadığı için Irak’ı işgal etmek zorunda kaldığını, Libya ve Suriye’de de aynı şeyin yaşandığını hatırlattı.

“İran’a karşı ekonomik ve finansal yaptırımlar hep vardı ama İran zaman içinde bunlara direnmeyi ve boşa çıkarmayı öğrendi. Rejime yönelik protestoların temelinde de bu yaptırımların yarattığı ekonomik zorluklar var. Ancak ekonomik zorluklar özellikle alt ve orta sınıflar için artsa da bunun rejimi düşüreceğini sanmıyorum.“

Üstelik, İran uzmanına göre savaş durumu tersine çevirdi:

“Geçen yılın sonunda gösteriler başladığında rejim meşruiyetini yitirmişti. Rejimin halk içindeki desteği yüzde 15, belki yüzde 20’ye inmişti.  Ama savaş rejime yeni bir hayat verdi. Rejimden nefret edenler bile büyük bir dünya gücüne direnebilmesinden gurur duyuyor.”

Irak savaşının uzun sürmesinin şimdiki savaşın uzun sürmesine benzemediğini, o zaman Humeyni ve etrafındaki radikallerin yeni yaptıkları İslam devrimini bölgeye ihraç etmek istediği için savaşı uzattıklarını anlatan Abrahamyan, “Bugün radikaller bile devrim ihracı gibi bir şeyin peşinde değil. Ülkeyi savunmayı düşünüyorlar” diye ekledi.

Ahmedinejad’ın günleri sayılı

İsrail’in İran’ı parçalama stratejisi çerçevesinde mevcut İran rejimini devirdikten sonra eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı tekrar cumhurbaşkanı yapmak amacıyla devşirmeye çalıştığını belirten Abrahamyan, İsrail’in Irak, Suriye ve Libya’da olduğu gibi İran’ı da parçalamak istediğini, Ahmedinejad seçeneğinin bu senaryoya uyduğunu kaydetti. Abrahamyan, Ahmedinejad’ın tekrar cumhurbaşkanı yapılmasının İran’da iç savaşı kışkırtmak için en iyi seçeneklerden birisi olduğuna dikkat çekti.

Abrahamyan, İran rejiminin Ahmedinejad’ın İsrail’le iş tuttuğunu unutmayacağını, bu haberlerin ortaya çıkmasından sonra Ahmedinejad’ın sıkı kontrol altına alındığını belirterek, “Din adamları ile arasında Cumhurbaşkanlığı döneminden kalan bir düşmanlık da var zaten. Günlerinin sayılı olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Dört bin dolara karşı bir milyon dolar

Savaşta dengenin kimin lehine olduğunun sorulması üzerine, Abrahamyan, ABD yönetiminin İran’ın bütün hava ve deniz kuvvetlerini yok ettiğini öne sürdüğünü ama zaten savaştan önce de İran’ın öyle aman aman büyük bir hava ve deniz gücü olmadığını hatırlattı. İran savunmasının hep kısa ve orta menzilli füzelere dayandığını söyledi.

“İnsansız hava araçlarının savaşın sürprizi. İran silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) bir tanesini 4 bin dolara üretirken, ABD’nin tek bir SİHA’yı düşürmek için kullandığı füzenin maliyetinin 1 milyon dolar. Bu da İran için çok kârlı bir alışveriş. Üstelik İran bu araçları hâlâ kitlesel ölçekte üretebiliyor.

Hürmüz Boğazı nükleer silahtan daha önemli

Hürmüz Boğazı’nın İran’ın en önemli kozu olduğunu ve “bir nükleer silaha sahip olmaktan bile daha yararlı olduğunu” belirten Abrahamyan, bunun uzun dönemli stratejik sonuçları olacağına dikkat çekti.

“İran’ın devrimden bu yana Ortadoğu’da etkisini artırmak için gösterdiği yoğun çaba sonuçta fazla bir yarar sağlamadı. Dolayısıyla bu stratejide önemli değişiklikler yapması beklenebilir. Bu değişiklik de Lübnan’da Hizbullah için önemli sonuçlar doğurabilir. “

Krizden çıkış mümkün mü?

Abrahamyan’a göre ABD için krizden çıkmanın tek yolu, İran’la anlaşmak. Ancak bu seçenek Trump’a prestij kaybettirir dolayısıyla Trump’ın ABD’deki ara seçimlerden sonra bir tür zafer kazanabileceği umuduyla savaşı kızıştırması mümkün.

Ünlü tarihçiye göre, İran, ABD’de yönetim değişikliği oluncaya kadar direnmeyi planlıyor. Umudu da ABD’de anlaşma yapılabilecek güvenilir birinin iktidara gelmesi. ABD ise Hürmüz ablukası nedeniyle uluslararası piyasalardaki petrol krizi dayanılmaz hale gelmeden önce İran rejimini teslim olmaya zorlayacağını düşünüyor.

Rusya devreye girer mi?

Bu beklentilerin krizi uzattığını söyleyen Abrahamyan’a göre diğer ihtimal ABD’nin İran’a karşı kara operasyonuna başlaması. Bu ise üzerinde hiç konuşulmayan bir senaryoyu tetikleyebilir zira Rusya ile İran arasında 1921’de imzalanan bir savunma anlaşması, İran’ın başka bir ülke tarafından işgal edilmesi durumunda Rusya’ya İran’a asker gönderme hakkı veriyor.

Abrahamyan, İran Başbakanı Musaddık’ın petrolü millileştirmesiyle 1951’e çıkan kriz sırasında İngiltere’nin petrole el koymak için İran’ın güneyini işgal etmeye hazır olduğunu, ama Rusya’nın da İran’a asker çıkarabileceği korkusunun bunu engellediğini hatırlattı.  Rusya Ukrayna’da iyice batağa saplanmış durumda olduğu için bunun mümkün görünmediğini belirten Abrahamyan, İran’a yönelik bir ABD işgali girişimi durumunda bunun bir seçenek olarak gündeme gelebileceği yorumunu yaptı.

Ancak petrol fiyatları artmaya devam ederken, Wall Street’in er ya da geç bunun yakında bitecek bir kriz olmadığını anlayacak.

“ABD’nin Hürmüz’e el koyma gücü olduğuna inanmıyorum. İş dünyası Trump’ın krizin yakında biteceğini söyleyip durarak kendilerini kandırdığını fark ederse, fiyatlar deli gibi artabilir. Wall Street’in petrol krizine ne kadar dayanabileceğine bakar iş. Varili 120 dolar mı, 130 dolar mı? Şimdiye kadar ABD, kriz devam etse de durumu kontrol edebilmeyi başardı ama sonsuza kadar kontrol edebilir mi?”

Abrahamyan “Bu durumda İran güçlü bir konumda görünüyor, öyle mi?” sorusuna, “Bunun onların tasarladığı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun nedeni Washington’dakilerin aptallığı” yanıtını verdi.

Bu yazı ilk kez 18 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Ervand Abrahamyan’ın New Left Review dergisinde yayınlanan “Exchange ratio başlıklı söyleşisinden öne çıkan bölümler Sami Oğuz
tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://newleftreview.org/sidecar/posts/exchange-ratio

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x