Ukrayna’da beklediği hızlı zaferi elde edemeyen, hatta savaşın Rusya topraklarına taşınmasıyla giderek daha fazla baskı altında kalan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şimdi ikinci bir baş ağrısıyla karşı karşıya. Çeçenistan’ı demir yumrukla yöneten en önemli müttefiklerinden Ramzan Kadirov’un ciddi sağlık sorunları yaşadığı ve durumunun ağır olduğu öne sürülüyor. Ancak Kremlin’i asıl endişelendiren konu, Kadirov’dan sonra iktidarın kime geçeceği sorusu. Ukrayna’daki savaşın gidişatı Rusya açısından zaten ciddi riskler yaratırken, Çeçenistan’da yaşanabilecek yeni bir güç mücadelesi Moskova’yı başka bir çıkmazın içine sürükleyebilir. Foreign Policy dergisi yazarı Christian Caryl, Putin’in giderek büyüyen bu yeni sorunu mercek altına alıyor.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugünlerde endişelenmek için pek çok nedeni var. Ukrayna’da başlangıçta hızlı bir rejim değişikliği operasyonu olarak tasarlanan savaş, artık Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’na karşı yürüttüğü Büyük Vatanseverlik Savaşı’ndan daha uzun sürüyor. Üstelik Kiev yönetimi, çatışmayı giderek Rusya’nın iç bölgelerine taşımayı başarıyor.
3 Haziran’da St. Petersburg’da düzenlenen uluslararası ekonomi forumuna katılan konuklar, Ukrayna insansız hava araçlarının saldırılarının yol açtığı yangınların görüntüleriyle uyandı. Rus ekonomisinde de ciddi yavaşlama sinyalleri görülüyor. Hatta Moskova’nın en önemli stratejik ortağı olan Çin bile Rusya’ya sınırsız destek verme konusunda isteksiz davranıyor.
Ancak Kremlin’in karşı karşıya olduğu tek sorun Ukrayna değil. Arka planda, Putin’in en zayıf olduğu dönemde ciddi bir istikrarsızlığa yol açabilecek başka bir kriz daha şekilleniyor: Çeçenistan’da olası bir halefiyet mücadelesi.
Kadirov’dan sonra Çeçenistan’ı kim yönetecek?
Çeçenistan’ın 49 yaşındaki mutlak lideri Ramzan Kadirov’un ağır ve muhtemelen ölümcül bir hastalıkla mücadele ettiği yönündeki iddialar giderek güçleniyor. Bu durum, Kremlin’i kritik bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: Kadirov sonrası dönemde Çeçenistan’da düzen nasıl korunacak?
Kadirov’un tercih ettiği halef olarak görülen 18 yaşındaki oğlu Adam, iktidarı devralmak için hem çok genç hem de deneyimsiz. Putin, aileyi iktidarda tutabilmek için Adam Kadirov’un sembolik bir lider olarak kalmasını, fiili yönetimin ise Kremlin’e sadık bir isim veya Moskova tarafından atanacak bir naip tarafından yürütülmesini tercih edebilir.
Ancak bu formülün işlemesi kolay görünmüyor. Klan ilişkilerinin ve kan davalarının hâlâ güçlü olduğu Çeçen toplumunda Kadirov’un sert yönetimi yıllar içinde çok sayıda düşman yarattı. Bazıları onu “Kafkasya’nın Kim Jong-il’[1]i” olarak adlandırıyor. Sürgüne gönderilen veya tasfiye edilen rakiplerinin bir kısmı yıllardır uygun zamanı bekliyor.
Ukrayna Savaşı Çeçenistan’daki hesapları nasıl değiştirdi?
Son dört yılda ortaya çıkan yeni bir etken, halefiyet sorununu daha da karmaşık hale getirdi: Ukrayna savaşı.
Bugün Ukrayna’da hem Rusya saflarında hem de Ukrayna tarafında savaşan Çeçen birlikleri bulunuyor. Kiev yönetimi, 2022 yılında Çeçenlerin bağımsızlık talebini resmen tanıdı ve Kadirov karşıtı çevreleri desteklemeye başladı.
Ukraynalılar, Kremlin’in Ukrayna’da yürüttüğü savaş sürerken Çeçenistan’da yeni bir çatışmanın patlak vermesinin Rusya’nın kaynaklarını ciddi ölçüde tüketeceğini biliyor.
Aslında Putin’in siyasi yükselişinin temelinde de Çeçenistan bulunuyor. Eski KGB mensubu Putin, 1990’ların sonunda Çeçen ayrılıkçılarına karşı yürütülen sert operasyonlarla kamuoyunda popülerlik kazandı. Seçmenlere, ayrılıkçıları nerede olurlarsa olsunlar takip edeceği sözünü verdi.
Ancak Putin yalnızca askeri güç kullanmadı. Aynı zamanda dönemin etkili Çeçen liderlerinden Ahmat Kadirov ile pragmatik bir uzlaşma kurarak farklı bir yol izledi. Kadirov, cumhuriyetin en üst düzey Müslüman dini yetkilisi olarak altı yıl görev yapmıştı.
Putin ile Kadirov ittifakı nasıl kuruldu?
Akhmat Kadirov, ilk Çeçen savaşında ayrılıkçıların yanında yer almıştı. O dönemde Çeçen milliyetçileri, dönemin Cumhurbaşkanı Boris Yeltsin yönetimindeki merkezi hükümetin zayıflığından yararlanmıştı. Çeçen isyancılar, acımasız bir çatışmada Rus ordusuyla başa baş mücadele etmiş ve 1999’da İkinci Çeçen Savaşı’nın başlamasına kadar süren fiili bağımsızlığını korumuştu. Ancak zamanla bağımsızlık hareketi içinde güç kazanan radikal İslamcı gruplardan rahatsız olmaya başladı.
O dönem Başbakan olan Putin bu fırsatı değerlendirdi. Savaş alanında isyancılara karşı sert bir tutum sergiledi. Kremlin’in egemenliğini kabul etmesi karşılığında Kadirov ailesine geniş bir hareket alanı tanındı. Böylece Moskova’ya bağlı ancak olağanüstü derecede özerk bir yönetim modeli ortaya çıktı.
Ahmat Kadirov’un 2004 yılında düzenlenen bir bombalı saldırıda öldürülmesinin ardından iktidar oğlu Ramzan’a geçti. Ramzan Kadirov da geçen yirmi yılı aşkın süre boyunca bölgeyi mutlak otoriteyle yönetti.
İnsan hakları örgütleri onu gazetecilere, muhaliflere ve rejim karşıtlarına yönelik işkence, kaçırma ve infazlarla suçluyor. ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere ise insan hakları ihlalleri nedeniyle Kadirov’a yaptırım uyguladı.
Kremlin neden Kadirov’a bu kadar hoşgörülü davrandı?
Ramzan Kadirov’un yönetimi, Rusya Federasyonu’nun geri kalanında yasak olan çok eşliliği teşvik etmek de dahil olmak üzere, şeriat yasalarının uygulandığı aşırı muhafazakâr bir rejim dayattı.
Buna rağmen Kremlin, Çeçen lideri eleştirmek yerine ona büyük mali kaynaklar aktarmayı tercih etti. Moskova’nın her yıl Çeçenistan’a sağladığı yaklaşık 3,8 milyar dolarlık kaynak, bölge bütçesinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturuyor.
Bu finansman sayesinde Kadirov yalnızca lüks yaşam tarzını sürdürmekle kalmadı, aynı zamanda kendisine mutlak sadakat gösteren yaklaşık 33 bin kişilik bir güvenlik gücü de oluşturdu.
Bu güçler, Kadirov sonrası herhangi bir geçiş sürecinde önemli bir faktör haline gelebilir. Kadirov, bu güçlerin çoğunu Ukrayna’daki Rus savaş çabalarını desteklemek için gönderdi. Ancak çoğu, savaşta yararlık göstermekten çok sosyal medyada video paylaşmakla ilgilendiler. Son rakamlar, Çeçenistan’ın Rusya Federasyonu’ndaki tüm iller arasında en düşük savaş kayıp oranına sahip olduğunu gösteriyor.
Putin neden bir veliaht belirlemiyor?
Kremlin’in dikkat çeken tercihlerinden biri de Kadirov sonrası döneme ilişkin açık bir plan ortaya koymaması oldu.
Putin normal şartlarda bölgesel liderleri kamuoyu önünde sert biçimde eleştirmekten veya görevden almaktan çekinmiyor. Ancak konu Kadirov olduğunda son derece ihtiyatlı davranıyor.
Bu durum, Kremlin’in Çeçenistan’daki güç dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunun farkında olduğunu gösteriyor. Ramzan Kadirov’un son yıllarda çocuklarını önemli görevlere getirmesi ve aile üyeleri arasında stratejik evlilikler düzenlemesi de kendi soyunun iktidarını koruma çabasının işareti olarak görülüyor.
Kadirov ailesi kendine kaçış planı mı hazırlıyor?
Kadirov yalnızca iç siyasete odaklanmadı. Yıllar içinde başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinde güçlü ilişkiler kurdu.
Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile geliştirdiği yakın ilişki dikkat çekiyor. Kadirov ailesinin ülkede önemli yatırımlar yaptığı, bazı aile üyelerinin vatandaşlık başvurularında bulunduğu da biliniyor.
Bu nedenle birçok gözlemci, Kadirov’un iktidardan uzaklaştırılması veya ölümünden sonra ailesinin sığınabileceği güvenli bir alternatif oluşturduğunu düşünüyor.
Çeçenistan Putin’in yeni kriz alanı olabilir mi?
Kremlin’de hiç kimsenin Kadirov sonrası geçiş sürecinin sorunsuz ilerleyeceğine gerçekten inandığını düşünmek zor.
Ramzan Kadirov’un bile iktidarını tam olarak sağlamlaştırması yıllar aldı. Üstelik bu süreçte rakip klanlarla kanlı çatışmalar yaşandı. 2008 yılında Kadirov güçleri ile rakip komutan Sulim Yamadayev’e bağlı milisler arasında çıkan çatışmalarda 18 kişi hayatını kaybetti. Bir yıl sonra Yamadayev, Dubai’de öldürüldü.
Kremlin bütün bu geçmişi yakından biliyor. Bu nedenle Rus güvenlik bürokrasisinin uzun süredir Kadirov sonrası senaryolar üzerinde çalıştığına şüphe yok.
Ancak bugün için kesin olan tek şey şu: Ukrayna savaşının yarattığı baskılar sürerken, Putin’in Rusya’sında yeni bir istikrarsızlık cephesinin açılma ihtimali her geçen gün büyüyor.”
Bu yazı ilk kez 16 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.

[1] 1994-2011 yılları arasında Kuzey Kore’yi yöneten, kişilik kültüne dayalı otoriter yönetimiyle tanınan lider.



