“8 Ağustos’tan sonra tamamen farklı ve yeni bir Güney Kafkasya’da ve Ermenistan’da yaşadığımızı belirtmek istiyorum. Bu gerçeğin farkına varılması gerekiyor. Bu bizim için alışılmadık bir durum ve gerçeklik. Bizim için alışılmadık bir duygu, çünkü bağımsızlığımızın ilk gününden bu yana bir çatışma atmosferinde, bir savaş hali içinde veya “savaş olmasa da barışın da olmadığı” bir hal içerisinde yaşadık. Barışın ne demek olduğunu pratik olarak sıfırdan öğrenmemiz gerekiyor. Kurulan barış tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi günlük bakım ve ilgi gerektiriyor.”
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu sözleri 18 Ağustos 2025 akşamı Ermeni halkına seslendiği televizyon konuşmasında sarf etti. 8 Ağustos’ta Washington’da ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile parafladıkları Barış Anlaşması’nın ardından ülkesine döndüğünde farklı kamuoyu tepkileriyle karşılaştı. Dönüşünde yaptığı uzun konuşmada vurgulanan satırbaşları uzun zamandır uygulamaya koyduğu yeni vizyonun bir kez daha altını çiziyordu.
Paşinyan’ın sunduğu siyasi ajandanın toplumsal karşılığının ölçekleneceği bir seçimin arifesindeyiz. 7 Haziran Pazar günü gerçekleşecek seçim yalnızca bir güven oyu anlamını taşımıyor, aynı zamanda ucu Türkiye’ye de uzanan bölgesel bir panoramanın çerçevesini de belirleyecek.
Paşinyan, Azerbaycan ile ilişkilerde yıllardır süren tıkanmanın en önemli sebebi olan Karabağ konusundaki tutumuyla kalıcı çözüm için radikal bir perspektif uyguladı. Karabağ iddiasından vazgeçti, sonuçları kabullendi. İzlediği siyaseti; esir Ermeni askerlerin dönüşü, mayınlı arazilerin haritalarının paylaşımı ve sınır hattının net bir şekilde belirlenmesi gibi daha mikro kazanımların elde edileceği hamlelerle sınırlandırdı. Bu tutumun sembolik objesi ise Paşinyan ve milletvekili arkadaşlarının son aylarda göze çarpan “Karabağ’sız Ermenistan haritalı” rozetleriyle kamuoyu önüne çıkmaları oldu.[1]
Güney Kafkasya’da “Doğu-Batı ruleti”
Bir grup gazeteciyle mayıs ayında yaptığımız Ermenistan gezisi hem sokağın havasını solumak hem de yetkililerle görüşebilmek açısından değerli bir kazanım oldu. Muhakkak ki fotoğrafın tümünü gördüğümüz iddiası yersiz olacaktır, ancak edindiğimiz gözlemler güncel gelişmelerin analizi ve gelecek projeksiyonları için katkı sağladı.[2]
Orada olduğumuz dönem, Ermenistan’ın bağımsızlık sonrasında küresel siyasi vitrine çıktığı organizasyonların gerçekleştiği zaman dilimiydi. Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi, Ermenistan Başbakanı Paşinyan açısından adeta bir gövde gösterisi oldu. Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, İspanya gibi Avrupa’nın önemli ülkelerinin liderleri zirvede boy gösterdi. Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’ın sınır şehri Gümrü’deki halkla buluşması adeta Paşinyan yanlısı bir miting esintisi taşıdı.
Batı blokundan gelen bu güçlü desteğin seçim öncesine denk gelmesi tesadüf değildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da 28 Mayıs’ta gerçekleştirdiği Erivan ziyareti, Trump Rotası olarak da bilinen Stratejik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın (TRIPP) da içerdiği desteğin birincil dereceden aktarıldığı bir süreç oldu.[3]
Paşinyan yönetiminin özellikle 2021 seçimleri sonrasında izlediği siyaset derin bir yol ayrımına işaret ediyor. Yıllar boyunca Rusya’nın yörüngesinde bir hareket kabiliyeti arayan ve siyasetini buna göre belirleyen Ermenistan’ın alternatif bir rota olan Batı paktına geçişi şüphesiz ki Rusya cephesinde soru işaretleriyle karşılanıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan ile 1 Nisan’da Moskova’daki görüşmesinde bu rahatsızlığı dillendirdi.[4] Üstelik Ermenistan’daki seçim sürecinde manipülasyon ve seçmen taşıma gibi müdahalelerle Rusya’nın aktif olacağına dair iddialar da Batı basınında yer aldı.[5]
Mevcut Ermeni Yönetimi her ne kadar farklı bir oyun kurma stratejisi benimsese de Sovyetler Birliği mirası ülkenin kurumsal, fiziksel, kültürel kılcal damarlarında derinden hissediliyor. Gümrü Sınır Kapısı başta olmak üzere Rusya’nın askerî varlığı, Ermeni tren hizmetlerini işletme haklarını ellerinde bulundurmaları, enerji alımındaki kritik rolü gibi başlıklar Rusya’nın somut varlığını tescil ediyor.
Üstelik Rusya’nın GAZPROM vasıtasıyla Erivan’a temin ettiği enerji miktarı ihtiyaçların üçte ikisi oranında. Ermenistan’ın gaz ithalatının %82’si doğrudan GAZPROM’dan karşılanıyor. Ermenistan, 1000 metreküp gazı 165 dolara alıyor; bu rakam Avrupa için 600, Türkiye için 450 dolar.[6] Ermenistan’ın AB üyelik süreci devam ederse Rusya’nın vergisiz gaz ithalatını keseceğine dair bir mektubu ilettiğine dair haberler yakın zamanda Rus basınında yer buldu.[7]
Paşinyan’ın halk desteği ve Ermenistan’ın “yol ayrımı seçimi”
7 Haziran’da yapılacak Ermenistan Genel seçimleri sıradan bir oy verme işleminin ötesinde bir anlam taşıyor. Mevcut hükümetin alacağı her oy son yıllarda uyguladıkları siyasi ajandanın bir nevi onaylanması anlamına gelecek.
Paşinyan göreve geldiği 2018 yılından bu yana birçok politik badireyi atlatarak gemisini bir şekilde seçim limanına ulaştırabildi. Onu dümene getiren Kadife Devrimi’nin rüzgarının şiddeti azalsa da yeni politik manevralarla partisinin değişim rüzgarını diri tutmayı başardı.
2. Karabağ Savaşı’ndaki olumsuz neticeye rağmen katıldığı ikinci genel seçimde %53,9 oy almasını sağlayan koşullar tamamen iç dinamiklerle alakalıydı. Paşinyan’ı iktidara getiren faktörler, iç siyasetteki yozlaşma ve atalet olmuştu. Yolsuzluk batağına batmış, vatandaşına temel hizmetleri sunmakta zorlanan ve bölgedeki siyasi tıkanmayı aşmak yerine mevcut statükosunu muhafaza etmeye odaklanan Rus yanlısı “Karabağ Klanı” olarak da bilinen eski dönem siyasetçi ve uzantıları toplumsal desteklerini kaybederek seçimlerden hezimetle ayrıldılar. Bugün dahi parçalı bir mozaik sunan muhalefetin bir araya gelememesi ve toplumda karşılığının olmaması uzun yıllara dayanan arkaik yönetim biçiminden kaynaklanıyor.
Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi’nin en çok oy aldığı ve alması beklenen kesim ise ülkenin periferisinde kalan taşra şehirler olarak görülüyor. Seçimin nabzını tutan Ermeni uzmanlar buna sebep olarak Paşinyan döneminde ülkenin yoksul kesimlerine yapılan altyapı-yol hizmetini, ana okul yapımı gibi eğitim faaliyetlerinin yerele daha çok yansıması gibi faktörleri öne sürüyor. Paşinyan’ın aldığı oyun ülkenin en yoğun nüfuslu yeri başkent Erivan’da yüzde 40 dolaylarında seyir etmesi beklenirken alt-orta sınıfının yer aldığı kırsal bölgelerde bu oranın 60 üstü seviyelere taşınması bekleniyor.
Bu etkiyi sağlayan bir başka sebebin de, yaşanan normalleşme süreçlerinde pozitif etkilerin kırsal yaşamda daha çabuk gözlemlenebilmesi olduğu söyleniyor. Yeni kuşağın Sovyetler Birliği mirasını benimsemekten uzak olması da gençlerin oluşturduğu doğal bir mesafe anlamı taşıyor. Ermenistan’da bulunduğum döneme dair bir gözlemimi paylaşmak isterim. Başkent Erivan’da İngilizce bilen gençlerin sayısı bir hayli yüksek. Sokakta röportaj yapmak istediğimiz gençlerde karşımıza çıkan engel, dil bariyerinden daha çok ekrandan çekinme ve siyasi konulara duyulan mesafe oldu.
Seçim öncesi son anketler de Paşinyan cephesinin kademeli yükselişine işaret ediyor. Paşinyan’a görev onayı veren kitle periyodik olarak yapılan anketlerde %36, %47.2, %49 ve son olarak %53’lük bir orana ulaştı. Kendini kararsız olarak tanımlayan seçmen kitlesinde de başbakandan memnuniyet oranı ilk örneklemdeki %35.4’ten %41 bandına yükseldi. Ekonomiden duyulan memnuniyet de %3 artarak 43 bandına yükseldi. Paşinyan ile ilintilendirilen TRIPP Projesi’ne ilişkin kamuoyu algısı da son ankette yeniden yükseliş ivmesine geçti.[8] Önceki seçimlerdeki katılım oranları 2012’de %62,3, 2017’de yüzde 60,8, 2018’de yüzde 48,6, 2021’de yüzde %49,4 olarak kayıtlara geçmişti.
Paşinyan’ın alacağı oy ortaya koyduğu yol haritasına duyulan güvenin ölçülmesi için de önemli bir veri olacak. Üstelik Azerbaycan’ın şart olarak öne sürdüğü Ermenistan Anayasası’nda gerekli düzenlemenin yapılması için mecliste üçte iki oranında bir aritmetiğe ulaşmak gerekiyor. Paşinyan kanadının bu orana ulaşamasa da belli bir düzeye gelmesi iktidarını perçinleyecek.
Türkiye ile ilişkilerde sınır ne olacak?
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde kritik eşikler liderler düzeyindeki temasların artmasıyla gerçekleşti. Paşinyan’ın önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yemin törenine katılımı (3 Haziran 2023), ardından da İstanbul’da çalışma ziyareti (20 Haziran 2025) gerçekleştirmesi daha alt seviyedeki gelişmeler için de olumlu bir iklim oluşturdu.
11 Mart itibariyle İstanbul-Erivan seferlerinin başlatılması, kara sınırından sembolik de olsa iş insanlarının geçişinin sağlanması,[9] doğrudan ticaret için Türkiye’nin düzenleme yapacağını ilan etmesi ve Kars-Gümrü demiryolunun açılması için karar alınması yeni döneme ilişkin sembolik ve somut kazanımlar olarak kayıtlara geçmeye devam ediyor.[10] Bu siyasi arenaya yansıyan olumlu ivme sokağa da yansıyor. Makbul bir araştırmada (CIVILNET indeksi) Ermenistan vatandaşlarına sorulan “Türkiye’yi tehdit olarak görüyor musunuz?” sorusuna verilen yanıt, 2023 Mart ayında yüzde 89 iken, bu yılın şubat yüzde 69 seviyesine düşmüştü.
Artık tüm beklentiler kara sınırının açılması ve tüm vatandaşların turizm/ticaret amaçlı sınır geçişlerine izin verilmesine çevrildi.[11] Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır 1993’ten bu yana kapalı. Sınır şehri Gümrü’ye yaptığımız ziyarette gözlemlediğimiz üzere sarmaşıklarla örülmüş tren rayları on yıllardır devam eden duraksamanın sembolü niteliğinde.[12] Artık kullanılmayan Akhuryan Tren İstasyonu harap halde.[13] Sınırların kapanmasının ardından yıllar boyunca açılacağı günü bekleyen tren kondüktörünün ömrü beklediği müjdeli haberi almaya yetmemiş, vefat etmiş. Sovyet yönetmen Andrey Tarkovski’nin film setini anımsatan istasyonda yaşayan insanların hikayeleri belgesele de konu oldu.[14]
Sınır konusunda Türkiye’nin yıllardır beklentisi Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde mesafe kat edilmesiydi. Bu zemine ilişkin ilk kez umut var. Ermeni kamuoyunda hâkim olan his kendilerinin verdiği birçok tavize karşılık Türkiye’nin çok az ödün vererek süreci ilerletme çabası içinde olduğu yönünde şekilleniyor. Ermenistan cephesinde Türkiye – Azerbaycan yakınlığının kendi süreçlerini gereğinden fazla etkilediğine dair bir görüş de mevcut.[15]
Ermenistan açısından Türkiye – Azerbaycan blokuyla sınırların kapalı olması bir yandan ülkenin coğrafi sıkışmışlığını perçinliyor, diğer yandan da ilişkilerde yeni açılım kıvılcımı için de temel motivasyonu oluşturuyor. Aralanmaya çalışılan Avrupa Birliği süreci de bu fiziksel tıkanmayı aşmak için formüle ediliyor. Yakın zamanda AB ile vize serbestisi konusu da masadaki başlıklar arasında yer alıyor.[16]
Statükonun yeni taşıyıcısı diaspora mı?
Paşinyan son dönemde lider kıtlığı yaşayan Avrupa’nın oyun kuramayan siyasetçilerinin olduğu bir dönemde son derece hassas konuların üzerine cesurca gitti. Türkiye ile ilişkilerde ezber bozan bir perspektif sundu. Ülkesi için son derece kırılgan ve dış politikanın tamamen üzerine bina edildiği 1915 Olayları’nı soykırım olarak niteleyen yaklaşımı ana başlık olmaktan çıkardı. 1915 Olayları’nı andığı 2024 yılı yazılı açıklamasında, “Soykırım ve vatandan yoksun bırakılma; hiç durmadan kayıp bir vatanı aramak suretiyle katlanmamız gereken bir ceza değildir. Vatan arayışımızı bırakmalıyız, çünkü o vatanı bulduk.” ifadelerinde berraklaşan yaklaşım daha rasyonel bir zeminde izlenecek politik çerçeveyi işaret ediyordu.
Muhakkak ki Ermeni toplumu için tarihsel süreçte yaşananların yorumlanması Türkiye’den farklı olacak. Ancak Paşinyan ve çevresindeki genç ve Türk kültürüne (hatta Türkçeye) aşina siyasetçi kadro gerçeklikten kopuk değil. Paşinyan ve ekibini farklı kılan özellik; olanakları mütevazı bir ülke üzerindeki yaşanmış acı olayların mirasının politik çıkarlarla inşa edilen dilini kırmak oldu. İkili ilişkilerin tesis edilmesine set çeken retorik politik alandan elden geldiğince uzaklaştırıldı.
Aslında 1915 Olayları’nı daha politik bir zırha bürüyerek ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesine takoz koyan kanat yıllar boyunca diaspora oldu. Paşinyan Yönetimi bu konuda net bir ayrıma sahip ve bunu dile getirmekten çekinmiyor, devlet nezdinde geliştirilecek ilişkileri Ermeni-Türk kategorisinden ayrıştırıyorlar. Diasporanın muhalefeti görmezden gelinmese de, Los Angeles’ta yaşamını sürdüren Ermeni kökenli bireyin Güney Kafkasya denkleminde söz sahibi olma kapasitesini sınırlandırıyorlar. Yani Ermenistan’ın geleceğinde söz hakkının ülke içinde yaşayanlar tarafından belirlenmesi gerekliliğini önceliyorlar.
Türkiye barışa ve normalleşmeye hazır mı?
Türkiye bölgesel gelişmelerin de etkisiyle son dönemde daha kapsayıcı ve pro-aktif dış politika ajandasını uygulama fırsatını kaçırmadı. Kritik bir dönemeçte devreye giren Terörsüz Türkiye süreci; komşu ülkelerle yaşanılan süreçlerde eli güçlendiren ve manevra açabilen bir konjonktüre zemin hazırlama potansiyeline sahip. Suriye’de gücü ve tehdit kapasitesi aşınan YPG/PYD, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki tüm aktörlerle artan diyalog kapasitesi ve Irak/ İran ile tesis edilen yeni ilişkiler Türkiye’ye daha özgüvenli davranma fırsatı sunuyor.
Ermenistan’da düzenlenen etkinliklerde en çok dillendirilen kelimelerden biri; “connectivity”, yani “bağlantısallık” olarak da Türkçeye çevirebileceğimiz bölgesel ekonomik ulaştırma planlarına referans veren konseptti. Orta Koridor’un bir uzamı da olabilecek bu rotayla Türkiye’den en hızlı ve en az maliyetli şekilde Bakü’ye ulaşmak da mümkün olabilecek.
Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinde filizlenen normalleşme adımları neticesinde Türkiye için sınır komşusuyla sorunları minimize etmek çıkarına olacaktır. Ermenistan Hükümeti yeni normalleşme süreçlerini ekonomik gerekçelere dayandırarak formüle ediyor. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-Ermenistan arasında tesis edilecek koridor ve kültürel kanallar tarafların yekpare kazanacağı bir denkleme işaret ediyor. Türkiye ve Ermenistan normalleşme sürecinde özel temsilci rolleriyle yapıcı katkı sunan Serdar Kılıç ve Ruben Rubinyan’ın oluşturduğu kimya ve kullandıkları dil önümüzdeki döneme ilişkin olumlu sinyallere kanıt niteliği taşıyor.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 5 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.
[3] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/rubiodan-erivana-destek-ziyareti-43186298
[6] https://www.agos.com.tr/tr/yazi/avrupanin-bulustugu-erivandan-notlar-40387
[7] https://www.agos.com.tr/tr/haber/rusya-ermenistan-a-vergisiz-dogalgaz-tedarikini-kesebilir-40620
[9] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-ermenistan-is-insanlari-toplantisi-karsta-duzenlendi/3954483
[13] https://www.ntv.com.tr/dunya/video-ntv-ekibi-ermenistan-sinirinda-1723557



