İsrail-Hizbullah-İran ekseninde yeni bir savaş mı?

Hamas’ın üst düzey isimlerinden birinin Beyrut’ta öldürülmesi ve Kasım Süleymani’nin mezarı yakınlarında patlayan bombalar yeni bir çatışmanın habercisi mi? İran destekli Hizbullah İsrail’e karşı savaş başlatabilir mi? İsrail ikinci cephe açmayı göze alabilir mi?

Ortadoğu, 2024 yılına yüksek tansiyonda girdi. 2 Ocak’ta İsrail Beyrut’ta düzenlediği saldırıda Hamas’ın üst düzey yetkililerinden birini öldürdü. Ertesi gün İran’da Kasım Süleymani‘nin mezarı yakınlarındaki patlamalarda onlarca kişi öldü. Neler oluyor? Gazze’de büyük katliam ve yıkımı sürdüren İsrail, İran ve Lübnan’daki düşmanı Hizbullah ile yeni bir çatışmaya hazır olduğu mesajı mı veriyor? The Economist dergisinde son gerilimi analiz eden bir yazı yayınlandı. Yazıda öne çıkan bazı bölümleri aktarıyoruz.

“İsrail-Lübnan sınırı sakin olsa da İsrail ile İran destekli Lübnanlı parti ve milis gücü Hizbullah arasında tam kapsamlı bir savaş riski hızla artıyor. Özellikle de 2 Ocak’ta Hizbullah’ın ana kalesi olan Beyrut’un Dahiye Mahallesi’nde meydana gelen patlamadan bu yana… İsrail’e ait bir insansız hava aracının saldırısı sonucu meydana geldiği düşünülen patlamada Hamas’ın İran’a yakın üst düzey liderlerinden Salih Aruri’nin yanı sıra birkaç komutan daha öldü. Hizbullah bu cinayetin “cezasız” kalmayacağını ve “parmağının tetikte” olduğunu söyleyerek karşılık verdi. Bu saldırıdan önce bile bazı Avrupalı yetkililer cephenin günler ya da haftalar içinde patlak verebileceğinden endişe ediyordu.

İran’ın Kerman kentinde 3 Ocak’ta Kasım Süleymani‘nin türbesi yakınlarında meydana gelen ve 100’den fazla kişinin ölümüne yol açan iki patlama gerginliği ve belirsizliği arttırdı. Bu kişilerin birçoğu dört yıl önce bir Amerikan saldırısında öldürülen İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar kolu olan Kudüs Gücü’nün komutanının yasını tutmak için toplanmıştı. İran son patlamalardan “teröristleri” sorumlu tuttu.

Hizbullah – İsrail arasında neler oluyor?

Lübnan sınırında savaş riski ilk olarak Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısından sonraki saatlerde ve günlerde artmış, İsrail benzer bir saldırının Hamas’ın müttefiki Hizbullah tarafından gerçekleştirileceğinden korkmuştu. O gün çağrılan yüz binlerce yedek askerin çoğu kuzeye gönderildi.

Savunma Bakanı Yoav Gallant da dahil olmak üzere İsrail’in güvenlik kurumlarındaki üst düzey yetkililer Hizbullah’a önleyici bir saldırı düzenlenmesinden yanaydı. Daha pragmatik bir emekli general olan Benny Gantz ise, 11 Ekim’de hükümete katılana kadar bu durum belirsizliğini korudu. Lübnan açıklarında bir uçak gemisi saldırı grubu konuşlandıran ABD Başkanı Joe Biden’ın itidal çağrıları da İsraillileri beklemede kalmaya ikna etmede rol oynadı. Biden 18 Ekim’de İsrail’e yaptığı ziyarette, “İsrail’e saldırmayı düşünen herhangi bir devlete ya da başka bir düşmana” uyarıda bulunmuş ve “Yapmayın. Yapmayın. Yapmayın.” demişti.

Ardından, Hizbullah’ın her gün İsrail’in sivil ve askerî hedeflerine füzeler ve insansız hava araçları fırlattığı, İsrail’in de karşı saldırılar düzenlediği ölümcül bir dizi karşılıklı saldırı gerçekleşti. İsrail ve Lübnan’da on binlerce sivil çatışmalardan kaçtı. Üç ay boyunca Hizbullah 146’dan fazla savaşçısını kaybederken, 15 İsrailli de füzelerle öldürüldü. Lübnan tarafından üç gazeteci de ölenler arasında…

2006 yılında Hizbullah sınır ötesi bir baskın düzenleyerek bir İsrail devriyesine saldırmış, beş askeri öldürmüş ve iki cesedi kaçırmıştı. Çatışma 34 günlük bir savaşa dönüştü. İsrail ordusu Lübnan içinde büyük bir kara harekatı başlattı ama Hizbullah tarafından durduruldu. 1000’den fazla sivilin ölmesi ve altyapının büyük zarar görmesiyle en büyük zararı Lübnan gördü.

Hizbullah yaklaşık 150 bin füzeden oluşan müthiş bir cephaneliğe sahip. Bunlardan yüzlercesi İsrail’in herhangi bir yerini vurabilecek menzile ve isabet hassasiyetine sahip. Hizbullah 100 bin kadar savaşçıya sahip olmakla övünüyor (gerçek sayı muhtemelen bunun yarısıdır) ve bu savaşçıların birçoğu son savaş deneyimlerini Hizbullah’ın on yıllık iç savaş boyunca Beşar Esad rejimini desteklediği Suriye’de edindi.

İsrailli komutanlar saldırmaktan yana

Bunlar İsrail’in topyekûn savaştan kaçınması için güçlü nedenler ancak Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından bazı üst düzey İsrailli güvenlik yetkilileri, ülkelerinin bu tür tehditlerin sınırlarında varlığını sürdürmesine izin veremeyeceğine inanıyor. Özellikle Hizbullah’ın elit Radvan Gücü, Hamas’ın İsrail topluluklarına ve ordu üslerine saldırırken kullandığı taktiklerle İsrail topraklarına saldırmak üzere eğitildiği için İsrail’in inisiyatif alması gerektiğini savunuyorlar.

Komutanlar yakınlardaki boş kasabalara ve yerleşim birimlerine dikkat çekiyor ve “sivillerimiz evlerine huzur içinde dönemediği ve Hizbullah hâlâ sınırda olduğu sürece görevin tamamlanmadığını” söylüyorlar. Halen Hizbullah füze timlerini uzaktan tespit edip imha etmekle meşgul olan İsrail askerleri saldırıya geçmeye hazırlanıyor.

Batılı yetkililer, İsrail ordusunun Gazze’deki savaş devam ederken bile ikinci bir cephe açabilecek ve sınıra yakın Hizbullah mevzilerini birkaç saatte kuşatabilecek askerî kapasiteye sahip olduğunu söylüyor.

Daha büyük bir çatışmanın kaçınılmaz olduğu görülse de gerilimi yatıştırma çabaları devam ediyor. Hizbullah savaşçılarını sınırdan 2-3 km uzaktaki mevzilere çekti. Bu, taktiksel bir geri çekilme olabilir ama aynı zamanda İsraillilere ve Amerikalılara yönelik, bir çatışmadan kaçınmak istediğine dair bir mesaj anlamına geliyor. Bu arada İsrail ordusu de kuvvet miktarını biraz azaltmış olsa da 7 Ekim öncesine göre hâlâ çok yüksek. İsrailliler her an saldırıya geçmeye hazır.

Neden çatışmadan kaçınmalılar?

Her iki tarafın da gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak için geçerli sebepleri var.

İsrail Gazze’de kanlı bir harekata girişmiş durumda ve 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 1,400 vatandaşını ve askerini kaybetti. Hizbullah ise İsrail’in intikamına davetiye çıkararak halkın desteğini alamayacağını biliyor. Özellikle de pek çok Lübnanlı 2006’daki savaşın yıkımını hatırlarken ve çoğu sivil 22 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü Gazze’nin yıkımını izlerken…

İsrail’in Hamas’ın askerî kapasitesinin büyük bir bölümünü yok ettiğini gören Tahran ise, İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir İsrail saldırısına karşı caydırıcı bir unsur olan Hizbullah’a yaptığı yatırımı heba etmek istemez.

Yine de İran, İsrail’i tedirgin etmek için bölgedeki başka yerlerdeki vekalet savaşçılarını serbestçe kullanıyor. Desteklediği milisler Suriye ve Yemen’den İsrail’e roket fırlatırken Irak’ta da Amerikan güçlerine saldırıyor. Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden Husiler, Kızıldeniz’deki kargo gemilerine düzenledikleri saldırılarla küresel ticareti de sekteye uğratıyor.

Yine de ABD, çatışmaları azaltmaya yardımcı olan bölgedeki devasa konuşlanmasını sürdürmekte zorlanıyor. Amerika 1 Ocak’ta bir uçak gemisi grubunun üsse döneceğini açıkladı, ancak ikinci bir uçak gemisi grubu ve yaklaşık 2 bin askerden oluşan bir deniz kuvveti hâlâ bölgede bulunuyor. Yine de İsrail, ABD güçlerini geri çektikçe İran ya da Hizbullah’ı İsrail’e saldırmaktan caydırma kabiliyetinin azalacağından endişe ediyor.

İsrail’in tepkisi, daha geniş bir tepkiye yol açmadan İran’ın uzantısı olan güçleri vurmaya çalışmak oldu. 25 Aralık’ta Şam yakınlarında düzenlediği bir hava saldırısında İran’ın Kudüs Gücü’nde tuğgeneral olan Razi Musavi’yi öldürdüğü neredeyse kesin. Musavi uzun yıllar boyunca Devrim Muhafızları ile Hizbullah ve bölgedeki diğer İran destekli militan gruplar arasında irtibat görevini yürüttü.

Yabancı güçler Lübnan sınırındaki durumu yatıştırmaya çalışıyor. Anlaşmanın dayanağı 2006’da savaşın sonunda kabul edilen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler kararı olabilir. Bu karar, Hizbullah güçlerinin yaklaşık 29 km kuzeyde, sınıra kabaca paralel uzanan Litani Nehri’nin kuzeyinde kalmasını öngörüyor. Ancak kararı uygulamakla görevli Lübnan ordusu ve BM’nin Lübnan’daki barış gücü UNIFIL bunu başaramadı.

İsrail’in tünel şartı

İsrail, Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyindeki sivil binalara yüzlerce roketatar yerleştirdiğini iddia ediyor. Aralık 2018’de İsrail Savunma Bakanlığı, Hizbullah’ın gelecekteki saldırılara hazırlık amacıyla kazdığı altı sınır ötesi tüneli ortaya çıkardı. Hizbullah ayrıca sınır boyunca gözlem noktaları kurdu. Bunların birçoğu 7 Ekim’den bu yana İsrail tarafından vuruluyor.

Lübnan’ın işlevsiz politik ortamı da görüşmelere yardımcı olmuyor. Ülkenin Ekim 2022’den bu yana bir cumhurbaşkanı yok ve o zamandan bu yana bir bakanlar kurulu hükümeti tarafından yönetiliyor. Yine de bir tür anlaşma imkansız değil. Ekim 2022’de İsrail ile Lübnan, kendi münhasır ekonomik bölgelerinde açık deniz doğalgaz sahalarının araştırılması ve işletilmesine olanak sağlamak üzere deniz sınırlarını belirleme konusunda anlaştı.

İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu, sınır ötesindeki saldırılara karşı uzun süredir itidalli davranıyor. Hizbullah’ın 30 yılı aşkın süredir lideri ve İran’ın bölgedeki en güçlü müttefiki olan Hasan Nasrallah da İsrail’in Hizbullah’ın 2006’daki baskınına güçlü bir karşılık vermeyeceğini düşünerek yanlış hesap yaptıktan sonra yeni bir savaşı kışkırtma konusunda isteksiz görünüyor.

İsrail’in oynadığı kumar, Hamas’ın Lübnan’daki liderlerine saldırsa bile Nasrallah’ın temkinli davranmaya devam edeceği ve askerlerini bir İsrail saldırısında kaybetme riskine girmektense Litani’nin gerisine çekmeyi tercih edeceği yönünde. İsrailli bir askerî yetkili “Nasrallah bunu kontrol altına alabilir. Bu hâlâ onun seçimi” diyor.”

Bu yazı ilk kez 9 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

 

The Economist’te yayınlanan “Another war could break out on the Israel-Lebanon border” başlıklı yazıdan bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2024/01/04/another-war-could-break-out-on-the-israel-lebanon-border

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

İsrail-Hizbullah-İran ekseninde yeni bir savaş mı?

Hamas’ın üst düzey isimlerinden birinin Beyrut’ta öldürülmesi ve Kasım Süleymani’nin mezarı yakınlarında patlayan bombalar yeni bir çatışmanın habercisi mi? İran destekli Hizbullah İsrail’e karşı savaş başlatabilir mi? İsrail ikinci cephe açmayı göze alabilir mi?

Ortadoğu, 2024 yılına yüksek tansiyonda girdi. 2 Ocak’ta İsrail Beyrut’ta düzenlediği saldırıda Hamas’ın üst düzey yetkililerinden birini öldürdü. Ertesi gün İran’da Kasım Süleymani‘nin mezarı yakınlarındaki patlamalarda onlarca kişi öldü. Neler oluyor? Gazze’de büyük katliam ve yıkımı sürdüren İsrail, İran ve Lübnan’daki düşmanı Hizbullah ile yeni bir çatışmaya hazır olduğu mesajı mı veriyor? The Economist dergisinde son gerilimi analiz eden bir yazı yayınlandı. Yazıda öne çıkan bazı bölümleri aktarıyoruz.

“İsrail-Lübnan sınırı sakin olsa da İsrail ile İran destekli Lübnanlı parti ve milis gücü Hizbullah arasında tam kapsamlı bir savaş riski hızla artıyor. Özellikle de 2 Ocak’ta Hizbullah’ın ana kalesi olan Beyrut’un Dahiye Mahallesi’nde meydana gelen patlamadan bu yana… İsrail’e ait bir insansız hava aracının saldırısı sonucu meydana geldiği düşünülen patlamada Hamas’ın İran’a yakın üst düzey liderlerinden Salih Aruri’nin yanı sıra birkaç komutan daha öldü. Hizbullah bu cinayetin “cezasız” kalmayacağını ve “parmağının tetikte” olduğunu söyleyerek karşılık verdi. Bu saldırıdan önce bile bazı Avrupalı yetkililer cephenin günler ya da haftalar içinde patlak verebileceğinden endişe ediyordu.

İran’ın Kerman kentinde 3 Ocak’ta Kasım Süleymani‘nin türbesi yakınlarında meydana gelen ve 100’den fazla kişinin ölümüne yol açan iki patlama gerginliği ve belirsizliği arttırdı. Bu kişilerin birçoğu dört yıl önce bir Amerikan saldırısında öldürülen İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar kolu olan Kudüs Gücü’nün komutanının yasını tutmak için toplanmıştı. İran son patlamalardan “teröristleri” sorumlu tuttu.

Hizbullah – İsrail arasında neler oluyor?

Lübnan sınırında savaş riski ilk olarak Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısından sonraki saatlerde ve günlerde artmış, İsrail benzer bir saldırının Hamas’ın müttefiki Hizbullah tarafından gerçekleştirileceğinden korkmuştu. O gün çağrılan yüz binlerce yedek askerin çoğu kuzeye gönderildi.

Savunma Bakanı Yoav Gallant da dahil olmak üzere İsrail’in güvenlik kurumlarındaki üst düzey yetkililer Hizbullah’a önleyici bir saldırı düzenlenmesinden yanaydı. Daha pragmatik bir emekli general olan Benny Gantz ise, 11 Ekim’de hükümete katılana kadar bu durum belirsizliğini korudu. Lübnan açıklarında bir uçak gemisi saldırı grubu konuşlandıran ABD Başkanı Joe Biden’ın itidal çağrıları da İsraillileri beklemede kalmaya ikna etmede rol oynadı. Biden 18 Ekim’de İsrail’e yaptığı ziyarette, “İsrail’e saldırmayı düşünen herhangi bir devlete ya da başka bir düşmana” uyarıda bulunmuş ve “Yapmayın. Yapmayın. Yapmayın.” demişti.

Ardından, Hizbullah’ın her gün İsrail’in sivil ve askerî hedeflerine füzeler ve insansız hava araçları fırlattığı, İsrail’in de karşı saldırılar düzenlediği ölümcül bir dizi karşılıklı saldırı gerçekleşti. İsrail ve Lübnan’da on binlerce sivil çatışmalardan kaçtı. Üç ay boyunca Hizbullah 146’dan fazla savaşçısını kaybederken, 15 İsrailli de füzelerle öldürüldü. Lübnan tarafından üç gazeteci de ölenler arasında…

2006 yılında Hizbullah sınır ötesi bir baskın düzenleyerek bir İsrail devriyesine saldırmış, beş askeri öldürmüş ve iki cesedi kaçırmıştı. Çatışma 34 günlük bir savaşa dönüştü. İsrail ordusu Lübnan içinde büyük bir kara harekatı başlattı ama Hizbullah tarafından durduruldu. 1000’den fazla sivilin ölmesi ve altyapının büyük zarar görmesiyle en büyük zararı Lübnan gördü.

Hizbullah yaklaşık 150 bin füzeden oluşan müthiş bir cephaneliğe sahip. Bunlardan yüzlercesi İsrail’in herhangi bir yerini vurabilecek menzile ve isabet hassasiyetine sahip. Hizbullah 100 bin kadar savaşçıya sahip olmakla övünüyor (gerçek sayı muhtemelen bunun yarısıdır) ve bu savaşçıların birçoğu son savaş deneyimlerini Hizbullah’ın on yıllık iç savaş boyunca Beşar Esad rejimini desteklediği Suriye’de edindi.

İsrailli komutanlar saldırmaktan yana

Bunlar İsrail’in topyekûn savaştan kaçınması için güçlü nedenler ancak Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından bazı üst düzey İsrailli güvenlik yetkilileri, ülkelerinin bu tür tehditlerin sınırlarında varlığını sürdürmesine izin veremeyeceğine inanıyor. Özellikle Hizbullah’ın elit Radvan Gücü, Hamas’ın İsrail topluluklarına ve ordu üslerine saldırırken kullandığı taktiklerle İsrail topraklarına saldırmak üzere eğitildiği için İsrail’in inisiyatif alması gerektiğini savunuyorlar.

Komutanlar yakınlardaki boş kasabalara ve yerleşim birimlerine dikkat çekiyor ve “sivillerimiz evlerine huzur içinde dönemediği ve Hizbullah hâlâ sınırda olduğu sürece görevin tamamlanmadığını” söylüyorlar. Halen Hizbullah füze timlerini uzaktan tespit edip imha etmekle meşgul olan İsrail askerleri saldırıya geçmeye hazırlanıyor.

Batılı yetkililer, İsrail ordusunun Gazze’deki savaş devam ederken bile ikinci bir cephe açabilecek ve sınıra yakın Hizbullah mevzilerini birkaç saatte kuşatabilecek askerî kapasiteye sahip olduğunu söylüyor.

Daha büyük bir çatışmanın kaçınılmaz olduğu görülse de gerilimi yatıştırma çabaları devam ediyor. Hizbullah savaşçılarını sınırdan 2-3 km uzaktaki mevzilere çekti. Bu, taktiksel bir geri çekilme olabilir ama aynı zamanda İsraillilere ve Amerikalılara yönelik, bir çatışmadan kaçınmak istediğine dair bir mesaj anlamına geliyor. Bu arada İsrail ordusu de kuvvet miktarını biraz azaltmış olsa da 7 Ekim öncesine göre hâlâ çok yüksek. İsrailliler her an saldırıya geçmeye hazır.

Neden çatışmadan kaçınmalılar?

Her iki tarafın da gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak için geçerli sebepleri var.

İsrail Gazze’de kanlı bir harekata girişmiş durumda ve 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 1,400 vatandaşını ve askerini kaybetti. Hizbullah ise İsrail’in intikamına davetiye çıkararak halkın desteğini alamayacağını biliyor. Özellikle de pek çok Lübnanlı 2006’daki savaşın yıkımını hatırlarken ve çoğu sivil 22 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü Gazze’nin yıkımını izlerken…

İsrail’in Hamas’ın askerî kapasitesinin büyük bir bölümünü yok ettiğini gören Tahran ise, İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir İsrail saldırısına karşı caydırıcı bir unsur olan Hizbullah’a yaptığı yatırımı heba etmek istemez.

Yine de İran, İsrail’i tedirgin etmek için bölgedeki başka yerlerdeki vekalet savaşçılarını serbestçe kullanıyor. Desteklediği milisler Suriye ve Yemen’den İsrail’e roket fırlatırken Irak’ta da Amerikan güçlerine saldırıyor. Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden Husiler, Kızıldeniz’deki kargo gemilerine düzenledikleri saldırılarla küresel ticareti de sekteye uğratıyor.

Yine de ABD, çatışmaları azaltmaya yardımcı olan bölgedeki devasa konuşlanmasını sürdürmekte zorlanıyor. Amerika 1 Ocak’ta bir uçak gemisi grubunun üsse döneceğini açıkladı, ancak ikinci bir uçak gemisi grubu ve yaklaşık 2 bin askerden oluşan bir deniz kuvveti hâlâ bölgede bulunuyor. Yine de İsrail, ABD güçlerini geri çektikçe İran ya da Hizbullah’ı İsrail’e saldırmaktan caydırma kabiliyetinin azalacağından endişe ediyor.

İsrail’in tepkisi, daha geniş bir tepkiye yol açmadan İran’ın uzantısı olan güçleri vurmaya çalışmak oldu. 25 Aralık’ta Şam yakınlarında düzenlediği bir hava saldırısında İran’ın Kudüs Gücü’nde tuğgeneral olan Razi Musavi’yi öldürdüğü neredeyse kesin. Musavi uzun yıllar boyunca Devrim Muhafızları ile Hizbullah ve bölgedeki diğer İran destekli militan gruplar arasında irtibat görevini yürüttü.

Yabancı güçler Lübnan sınırındaki durumu yatıştırmaya çalışıyor. Anlaşmanın dayanağı 2006’da savaşın sonunda kabul edilen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler kararı olabilir. Bu karar, Hizbullah güçlerinin yaklaşık 29 km kuzeyde, sınıra kabaca paralel uzanan Litani Nehri’nin kuzeyinde kalmasını öngörüyor. Ancak kararı uygulamakla görevli Lübnan ordusu ve BM’nin Lübnan’daki barış gücü UNIFIL bunu başaramadı.

İsrail’in tünel şartı

İsrail, Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyindeki sivil binalara yüzlerce roketatar yerleştirdiğini iddia ediyor. Aralık 2018’de İsrail Savunma Bakanlığı, Hizbullah’ın gelecekteki saldırılara hazırlık amacıyla kazdığı altı sınır ötesi tüneli ortaya çıkardı. Hizbullah ayrıca sınır boyunca gözlem noktaları kurdu. Bunların birçoğu 7 Ekim’den bu yana İsrail tarafından vuruluyor.

Lübnan’ın işlevsiz politik ortamı da görüşmelere yardımcı olmuyor. Ülkenin Ekim 2022’den bu yana bir cumhurbaşkanı yok ve o zamandan bu yana bir bakanlar kurulu hükümeti tarafından yönetiliyor. Yine de bir tür anlaşma imkansız değil. Ekim 2022’de İsrail ile Lübnan, kendi münhasır ekonomik bölgelerinde açık deniz doğalgaz sahalarının araştırılması ve işletilmesine olanak sağlamak üzere deniz sınırlarını belirleme konusunda anlaştı.

İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu, sınır ötesindeki saldırılara karşı uzun süredir itidalli davranıyor. Hizbullah’ın 30 yılı aşkın süredir lideri ve İran’ın bölgedeki en güçlü müttefiki olan Hasan Nasrallah da İsrail’in Hizbullah’ın 2006’daki baskınına güçlü bir karşılık vermeyeceğini düşünerek yanlış hesap yaptıktan sonra yeni bir savaşı kışkırtma konusunda isteksiz görünüyor.

İsrail’in oynadığı kumar, Hamas’ın Lübnan’daki liderlerine saldırsa bile Nasrallah’ın temkinli davranmaya devam edeceği ve askerlerini bir İsrail saldırısında kaybetme riskine girmektense Litani’nin gerisine çekmeyi tercih edeceği yönünde. İsrailli bir askerî yetkili “Nasrallah bunu kontrol altına alabilir. Bu hâlâ onun seçimi” diyor.”

Bu yazı ilk kez 9 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

 

The Economist’te yayınlanan “Another war could break out on the Israel-Lebanon border” başlıklı yazıdan bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2024/01/04/another-war-could-break-out-on-the-israel-lebanon-border

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x