Ermenistan Seçimleri 2026: Stratejik bir dönemeç

7 Haziran’daki Ermenistan genel seçimlerinde hangi partiler yarışıyor? Seçmenlere ne vaat ediyorlar? Rusya ve Batı seçimlerde etkili olmak için neler yapıyor? Seçimler bölgenin geleceğini, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile ikili ilişkilerini nasıl etkileyebilir? Doç. Dr. Ramin Sadık yazdı.

Ermenistan 7 Haziran tarihinde parlamento seçimlerine gidiyor. Bu seçimlerin öncekilerden çok daha farklı şartlar altında gerçekleştiğini söylemek mümkün. Zira bölge dinamikleri değişti, jeopolitik çekişmeler hızlandı ve birbiriyle çelişen stratejik hesaplar yapılıyor.

Ayrıca bu seçimler, 2023 yılında Azerbaycan’ın bütün Karabağ bölgesini kontrol altına alarak oradaki ayrılıkçı yapıyı sona erdirmesinden ve Karabağ’da yaşayan Ermeni halkının kendi iradeleriyle Ermenistan’a giderek hükümet üzerinde baskı oluşturmaya başlamasından sonra yapılan ilk seçim olarak da kayda geçecek.

Hal böyle olunca ve seçimler yaklaştıkça ülkedeki gerilim de yükseliyor. Mevcut Ermenistan iktidarı üzerinde yoğun bir iç ve dış baskı var. İçerde muhalifler, dışarıda da Rusya ile Batılı ülkeler Erivan’ın önümüzdeki 5 yıl boyunca hangi yörünge altında bulunması gerektiği noktasında Ermeni halkının iradesini etkilemeye çalışıyor.

Seçimlere katılacak partiler ve yeni seçim sistemi

Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, 3 Mayıs 2026’da seçimlere girmeyi hak kazanan 19 siyasi partinin listesini yayınladı. Ancak bunların sadece dördünün, partiler için yüzde 4, ittifaklar için ittifakın boyutuna bağlı olarak %8 ila %10 arasında değişen seçim barajını aşma şansı bulunuyor.

Seçim barajını aşabilecek partilerden biri mevcut Başbakan Nikol Paşinyan’ın iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi. Diğerleri ise şunlar: Ermenistan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki Ermenistan Bloku; önde gelen iş insanlarından biri olan Gagik Tsarukyan liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi; şiddet içeren bir darbe çağrısında bulunduğu gerekçesiyle ev hapsinde tutulan Ermeni kökenli Rus milyarder Samvel Karapetyan liderliğinde yeni kurulan Güçlü Ermenistan Bloku.

Muhalefet partilerinin söylemleri

Ermenistan Bloku lideri Robert Koçaryan, söylemlerini tamamen iktidarın Karabağ savaşını kaybetmesi üzerine kurguladı. Ayrıca kendi döneminde savaş olmadığını, ordunun güçlü olduğunu iddia ediyor, Ermenistan iktidarının Rusya’ya mesafeli davranmasını eleştiriyor ve Moskova ile ikili ilişkilerin kuvvetlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Koçaryan’ın seçmenlerle görüşmelerde ve basına açıklamalarında satır aralarında “Karabağ’ı yeniden elde etmeye çalışacaklarını” ima eden söylemleri de dikkat çekiyor.

Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan Bloku ise şu anda iktidardan sonra ikinci parti niteliğinde. Karapetyan’ın seçim söylemi, iktidar partisinin kazanması halinde Azerbaycan Türklerinin Ermenistan’a yerleşecekleri üzerine. O nedenle propaganda videolarıyla Ermeni halkını etkilemeye çalışıyor. Karapetyan ayrıca Aralık ayından beri darbe iddiasıyla ev hapsinde olduğu gibi vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık ve kara para aklama gibi ekonomik suçlamalarla da karşı karşıya. O ise suçlamaların siyasi olduğunu iddia ediyor.

Bununla birlikte Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan Bloku, Kremlin’in en güvenilir müttefiki olarak görülüyor. Nitekim Nisan 2026 başlarında Vladimir Putin, Moskova’da Paşinyan ile yaptığı görüşmede, Ermenistan’daki parlamento seçimlerine tüm Rus yanlısı siyasi güçlerin katılmasını “istediğini” ifade ederek muhaliflere desteğini açıklamıştı. Putin isim vermeden ama Karapetyan’ı ima ederek “Bazıları Rus pasaportu taşımasına rağmen tutuklu,” da demişti.[1]

Gagik Tsarukyan da Rusya yanlısı çevrelerle sıkı temasta olan bir isim. Koçaryan çizgisine de yakın görüşleri savunuyor.

Muhalif partilerin ortak söylemiyse, Paşinyan hükümetini Karabağ Savaşı nedeniyle eleştirmek üzerine kurulu. Ermenistan’ın haklarının yeterince savunulmadığını 2023 sonbaharında Karabağ’dan ayrılan Ermeni nüfusun geri dönmesini savunuyorlar. Azerbaycan’a karşı daha sert bir tutum sergiliyorlar.

Bu ortak söyleme rağmen muhalefetin kendi aralarında anlaşamaması, her birinin farklı ideolojik çizgiler arasında sıkışarak kalması birlik olmalarına engel teşkil ediyor. Bu durum ise Paşinyan’in elini güçlendiriyor. Paşinyan, muhalefeti “üçlü savaş partisi” olarak niteleyerek iktidara gelmeleri halinde ülkeyi yeniden savaşa sokacaklarını iddia ediyor.

Paşinyan’ın seçim söyleminin üç ayağı

Paşinyan, seçim kampanyasını genelde üç temel strateji üzerine bina etmiş durumda.

Birincisi, Ermenistan’ın bağımsız ve özgür bir devlet olarak varlığını devam ettirmesi ve komşularıyla özellikle de Azerbaycan ile barış yolunda adım atması.

İkincisi, gençlere özel önem vermesi. Gençleri önemsediğini gösteren ve onlarla birlikte müstakbel Ermenistan’ı inşa edeceklerini söyleyen Paşinyan sosyal medyayı yoğun bir şekilde kullanarak seçmenlerine kalp işaretleri gönderiyor, gençlerle birlikte düzenlediği konserlerde bateri çalıyor, Ermenistan’ın köylerinde okullar ve kreşler açarak çocuklar ve gençlerin eğitimiyle ilgilendiğini gösteriyor.

Üçüncüsü de, emeklilik, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal alanlarda yaptığı yenilikleri anlatması.[2] Sosyal alanlarda yaptığı reformları anlatan tüm Ermenistan’ı hatta yalnız şehirleri değil, ilçeleri ve köyleri bile ziyaret ederek halkın arasında görüntüler veriyor.

Rusya ve Batı’nın Ermenistan Seçimleri üzerinden çekişmesi

Ermenistan, 2020 yılındaki Karabağ Savaşı’ndan sonra Moskova’nın kendisini koruyamadığı gerekçesiyle Rusya öncülüğündeki askerî ittifak olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (CSTO) çekilmişti. Rusya ise daha önce çok yakın ilişkilere sahip olduğu Ermenistan’ın AB ile derinleşen entegrasyonunu “kırmızı çizgi” olarak görüyor. Ayrıca Ermenistan’ın Batı’yla temasını, jeopolitik olarak Batı tarafından Güney Kafkasya’dan itilmek olarak değerlendiriyor.[3] Avrasya Ekonomik Birliği üyeliği, gaz temini ve pazar erişimi gibi ekonomik kaldıraçlarını kullanarak Ermenistan’ı Batı’dan uzak tutmaya çalışıyor.

Moskova sadece ekonomik baskı kurmakla yetinmeyeceğini de en üst düzeyden beyan ediyor. Nitekim Putin, bir süredir Ermenistan’ı Avrupa Birliği ve Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmaya çağırıyor. AB’nin Ermenistan için faydalı olamayacağını açıkça belirten Putin, Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne katılım konusunda referandum düzenlemesinin mantıklı olacağını söylüyor. Putin’e göre, böyle bir oylamanın olumlu sonuçlanması, Moskova’nın karşılıklı yarar sağlayan bir ayrılık sürecini başlatmasına olanak tanıyacak. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da “Ermeni dostlarımızın alacağı her karara saygı duyacağız, ancak Ermenistan’ın açıkladığı gibi AB’ye katılma yoluna girmesi durumunda Avrasya Ekonomik Birliği içindeki taahhütlerin sürdürülemeyeceğini anlamalıyız” şeklindeki açıklamasıyla Ermenistan’ın ekonomik olarak zarar göreceğini söylüyor.[4]

Ayrıca Putin, “Ukrayna’da neler olup bittiğini hepimiz görüyoruz. Ama her şey nereden başladı? Ukrayna’nın AB’ye katılma girişiminden.” yönündeki sözleriyle Ermenistan’ı askerî anlamda da tehdit ediyor.

Hatta Rusya artık sadece söylem bazında değil, fiiliyatta da harekete geçerek Ermenistan’dan ithal edilen bazı ürünlerin ülkede satışını askıya aldı, öte yandan gaz fiyatlarının Avrupa pazarının epey altında olduğunu açıkça belirterek gerekirse gaz konusunda yeni güncellemeler yapacağını söyleyerek ekonomik boyutta bazı adımlar atmaya başladı.

Başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler de Ermenistan üzerinden Güney Kafkasya jeopolitiğinde yer almaya çalışıyor. ABD’nin eski adıyla Zengezur Koridoru meselesine dahil olması, AB’nin Ermenistan’a gözlemci misyon göndermesi, Ermenistan silahlı kuvvetlerini desteklemek için 30 milyon euro tahsis etmesi, yine Erivan’da Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 8. Zirve Toplantısı’nın düzenlenmesi ve toplantı esnasında Ermenistan’ın İngiltere, Fransa, Hırvatistan ve Bulgaristan ile stratejik ortaklık beyannameleri imzalaması gibi girişimler Batı’nın Rusya’yı bölgeden uzaklaştırmak için Ermenistan özelinde attığı adımlara örnekler olarak görülebilir. Kuşkusuz Batı’nın bu girişimleri Rusya’nın tepkisine yol açıyor ve Ermenistan iki tarafın jeopolitik çekişmesinin ortasında kalarak ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalıyor.

Azerbaycan’ın Ermenistan seçimlerine yaklaşımı ve beklentileri

Ermenistan’daki seçimler, hiç kuşkusuz bölgesel barış açısından Azerbaycan için de önemli. Muhalefet partilerinin söylemlerine bakınca, Paşinyan’ın seçimleri kazanması Azerbaycan’ın stratejik amaçları açısından makul görülebilir. Bunun ilk nedeni Karabağ Savaşı’ndan sonra Ermenistan iktidarıyla yüz yüze ve doğrudan görüşmelerle kat edilen yola verilen değer. Azerbaycan, Paşinyan iktidarından iki ülke arasındaki sorunların temelli çözülmesini, ülke sınırlarının tartışmalı konularının sonuçlanmasını, Ermenistan Anayasası’nda atıf yapılan Azerbaycan ile Türkiye’ye yönelik toprak iddialarının metinden kaldırılmasını, Nahçıvan ile kesintisiz karayolu sağlayacak olan ve Ermenistan sınırının bir kısmından geçen Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) projesinin hayata geçirilmesini ve nihai barış anlaşmasının imzalanmasını bekliyor.

Bununla beraber Paşinyan’ın AB özellikle de Fransa ile ikili ilişkileri geliştirmesi, Azerbaycan’a göre riskli davranışlar. Bunun birinci nedeni, Azerbaycan’ın komşu ülkeyle ilişkilerinde aracıların değil, doğrudan temasların olmasını istemesi. AB ve Fransa ile ilişkiler Ermenistan’ın özgür tercihi, lakin Azerbaycan bağlamında Fransa’nın etkisiyle AB’nin son yıllarda yayınladığı raporlar, ortaya koyduğu tavırlar ve Batı’nın üst düzey yöneticilerinden gelen açıklamalar Azerbaycan’ı memnun etmiyor. Bu nedenle Azerbaycan, Paşinyan’ın seçimleri kazanması halinde Fransa gözetimindeki Avrupa ile fazlasıyla içli dışlı olmasının barış sürecine zarar verebileceği ihtimalini dikkate alıyor.

İkincisi, Ermenistan’da bulunan Avrupalı gözlemci misyonu meselesi. Azerbaycan, sınırlarındaki bu Avrupalı misyondan rahatsız. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev 10 Mayıs 2026’da “Bugün, Avrupalı ​​gözlemciler hâlâ Azerbaycan-Ermenistan sınırında nöbet tutuyor gibi görünüyorlar. Ermenistan’ı bizden koruyorlarmış gibi davranıyorlar. Ermenistan’ı bizden korumaya gerek yok. İstediğimizi başardık,” diyerek komşu ülkeyle ilgili askerî ve politik olarak herhangi bir amaç gütmediklerini vurguladı.[5] Yalnız şu da bir gerçek ki, Avrupalı misyonun Ermenistan’da bulunması, Erivan’ın talebi olmaktan çok Batılı güçlerin Güney Kafkasya jeopolitiğinde bulunmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu durum ise Azerbaycan’a göre, bölgede gerilimi düşüren değil, daha da artıran bir süreç.

Üçüncüsü de küresel jeopolitik çatışmanın bölgeye olası yansımaları. Bölgenin küresel aktörler arasındaki güç savaşında bir mücadele meydanına çevrilmesi veya bir gerilim yahut çatışma merkezi olması Azerbaycan’ın çıkarlarına uygun değil. Ermenistan’ın eski yönetimlerinin aşırı Rusya yanlısı politika izlemelerinin bölgede ne tür sonuçlara yol açtığını gören Azerbaycan, bu sefer de aşırı Batı yanlısı tutumdan endişe ediyor. Karabağ Savaşı’ndan sonra dış politikada daha ziyade ekonomik önceliklere önem veren ve doğu ile batı, kuzey ile güney arasındaki küresel ticaret rotalarının önemli bir kesişim noktası olmaya çalışan Azerbaycan, dünyanın ticaret pastasından pay almak dururken yeniden huzursuzluk, savaş, çatışma ve mülteci gerçeğiyle yüzleşmek istemiyor.

Azerbaycan seçimleri Paşinyan’ın kazanamama ihtimalini de göz ardı etmiyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, işgalden kurtarılmış Zengilan şehrine 10 Mayıs 2026’da yaptığı ziyarette, Azerbaycan’dan nefret eden politik güçlerin olduğunu hatırlattı ve bu nedenle Azerbaycan olarak daima uyanık olmaları gerektiğini söyledi.

Barışın teşviki için

Ermenistan’da Paşinyan’ın kazanması hem Türkiye hem de Azerbaycan’ın çıkarına olabilecek bir gelişme olarak görülebilir. Çünkü Paşinyan son zamanlarda soykırım iddialarının Türkiye ile ilişkilere zarar verdiğinden söz ediyor. Türkiye’nin doğu topraklarının “Batı Ermenistan” diye adlandırılmaması gerektiğini, Türkiye ile komşuluk ilişkilerine önem verdiğini dile getiriyor. 1988 yılında Karabağ’ın Ermenistan’a katılması talebiyle başlatılan hareketin “ölümcül hata” olduğunu dile getiriyor.

Ermenistan ile ikili ilişkilerin düzeltilmesinden yana olan Bakü ve Ankara da bu isteklerini somut adımlarla gösteriyor. Nitekim Ankara 4 Mayıs 2026’da Ermenistan ile birlikte tarihi Ani Köprüsü’nün restore edilmesine, 13 Mayıs 2026’da Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsat ışığında Ermenistan ile doğrudan ticarete başlamaya karar verdi. Bu adımları Ermenistan dikkatle değerlendirmesi elzemdir; zira uzun yıllar sonra elde edilen bu barış ikliminin korunması sadece Türkiye ve Azerbaycan’ın sorumluluğunda kalacak bir durum değil.

Bakü ise Aralık 2025’ten bu yana, komşuluk desteği ve bölgesel barışa katkı anlamında Ermenistan’a yakıt sevkiyatı yapıyor. Şimdiye kadar binlerce ton benzin ve dizel yakıtı Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ulaştırıldı. Öte yandan Bakü, Ermenistan’ın Rusya’dan satın aldığı buğday, alüminyum ve gübre gibi bazı ihtiyaç ürünlerinin kendi toprakları üzerinden geçişini sağlayarak adeta “lojistik barış stratejisi” izlemeyi sürdürüyor.

Azerbaycan ve Türkiye’nin bu yaklaşımları, hem Ermenistan, hem de Ermeni halkı tarafından iyi anlaşılmalı. Ermenistan’ın komşularının topraklarına yönelik iddiada bulunmaması, bu yöndeki iddialarını yalnızca söylem olarak değil, tüm resmî belgelerinden kaldırması gerekiyor. Ayrıca Orta Koridor’un küresel getirilerinden istifade edebilmesi ve dünyaya açılmasına olumlu katkılar sunacak Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesini bir an önce gerçekleştirmeli.

Sonuç olarak, Ermenistan bağımsız bir ülke olarak karar ve kanaatlerini Erivan’da almalı, başka küresel güçlerden güvenlik garantisi arayacağı yerde kendisi için en önemli güvenlik garantörlerinin, Türkiye ve Azerbaycan olduğunu kabul etmeli ve dış politikasını bu gerçekçi çerçeveye oturtmalıdır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 2 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.

[1] https://tr.euronews.com/2026/04/03/putinden-pasinyana-ultimatom-ermenistan-ab-veya-rusya-arasinda-secim-yapmali

[2]https://www.primeminister.am/en/press-release/item/2026/03/05/Cabinet-meeting/; https://armenpress.am/en/article/1247461

[3] https://anlatilaninotesi.com.tr/20230926/rusya-icisleri-bakani-kolokoltsev-bati-rusyayi-guney-kafkasyanin-disina-itmek-istiyor-1075760298.html

[4] https://www.vedomosti.ru/politics/news/2026/05/15/1197524-podmyat-armeniyu

[5] https://apa.az/resmi-xeber/azerbaycan-prezidenti-bizden-ermenistani-qorumaq-lazim-deyil-biz-istediyimize-nail-olmusuq-962897

Ramin Sadık
Ramin Sadık
Doç. Dr. Ramin Sadık - 1977’de Azerbaycan’da doğdu. 1999’da İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2003’de Marmara Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisansını, yine aynı üniversitede 2009’da doktorasını tamamladı. 2010-2014 yıllarında Azerbaycan Muallimler Enstitüsü’nde öğretim üyeliği ve Azerbaycan Bilimler Akademisi’ne bağlı Şeki Regional Merkezi’nde bilim sekreterliği görevinde bulundu. 2014’te Türkiye’ye dönen Ramin Sadıgov halen Bayburt Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi olarak çalışıyor. Rusça ve İngilizce bilen Sadıgov, daha çok Kafkasya tarihi, Osmanlı-Rusya, Rusya-Azerbaycan, Rusya-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri üzerine, aynı zamanda Bolşevik Devrimi ile Rusya’nın 20. Yüzyıl başlarındaki askeri ve siyasi tarihi üzerine çalışmalar yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Ermenistan Seçimleri 2026: Stratejik bir dönemeç

7 Haziran’daki Ermenistan genel seçimlerinde hangi partiler yarışıyor? Seçmenlere ne vaat ediyorlar? Rusya ve Batı seçimlerde etkili olmak için neler yapıyor? Seçimler bölgenin geleceğini, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile ikili ilişkilerini nasıl etkileyebilir? Doç. Dr. Ramin Sadık yazdı.

Ermenistan 7 Haziran tarihinde parlamento seçimlerine gidiyor. Bu seçimlerin öncekilerden çok daha farklı şartlar altında gerçekleştiğini söylemek mümkün. Zira bölge dinamikleri değişti, jeopolitik çekişmeler hızlandı ve birbiriyle çelişen stratejik hesaplar yapılıyor.

Ayrıca bu seçimler, 2023 yılında Azerbaycan’ın bütün Karabağ bölgesini kontrol altına alarak oradaki ayrılıkçı yapıyı sona erdirmesinden ve Karabağ’da yaşayan Ermeni halkının kendi iradeleriyle Ermenistan’a giderek hükümet üzerinde baskı oluşturmaya başlamasından sonra yapılan ilk seçim olarak da kayda geçecek.

Hal böyle olunca ve seçimler yaklaştıkça ülkedeki gerilim de yükseliyor. Mevcut Ermenistan iktidarı üzerinde yoğun bir iç ve dış baskı var. İçerde muhalifler, dışarıda da Rusya ile Batılı ülkeler Erivan’ın önümüzdeki 5 yıl boyunca hangi yörünge altında bulunması gerektiği noktasında Ermeni halkının iradesini etkilemeye çalışıyor.

Seçimlere katılacak partiler ve yeni seçim sistemi

Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, 3 Mayıs 2026’da seçimlere girmeyi hak kazanan 19 siyasi partinin listesini yayınladı. Ancak bunların sadece dördünün, partiler için yüzde 4, ittifaklar için ittifakın boyutuna bağlı olarak %8 ila %10 arasında değişen seçim barajını aşma şansı bulunuyor.

Seçim barajını aşabilecek partilerden biri mevcut Başbakan Nikol Paşinyan’ın iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi. Diğerleri ise şunlar: Ermenistan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki Ermenistan Bloku; önde gelen iş insanlarından biri olan Gagik Tsarukyan liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi; şiddet içeren bir darbe çağrısında bulunduğu gerekçesiyle ev hapsinde tutulan Ermeni kökenli Rus milyarder Samvel Karapetyan liderliğinde yeni kurulan Güçlü Ermenistan Bloku.

Muhalefet partilerinin söylemleri

Ermenistan Bloku lideri Robert Koçaryan, söylemlerini tamamen iktidarın Karabağ savaşını kaybetmesi üzerine kurguladı. Ayrıca kendi döneminde savaş olmadığını, ordunun güçlü olduğunu iddia ediyor, Ermenistan iktidarının Rusya’ya mesafeli davranmasını eleştiriyor ve Moskova ile ikili ilişkilerin kuvvetlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Koçaryan’ın seçmenlerle görüşmelerde ve basına açıklamalarında satır aralarında “Karabağ’ı yeniden elde etmeye çalışacaklarını” ima eden söylemleri de dikkat çekiyor.

Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan Bloku ise şu anda iktidardan sonra ikinci parti niteliğinde. Karapetyan’ın seçim söylemi, iktidar partisinin kazanması halinde Azerbaycan Türklerinin Ermenistan’a yerleşecekleri üzerine. O nedenle propaganda videolarıyla Ermeni halkını etkilemeye çalışıyor. Karapetyan ayrıca Aralık ayından beri darbe iddiasıyla ev hapsinde olduğu gibi vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık ve kara para aklama gibi ekonomik suçlamalarla da karşı karşıya. O ise suçlamaların siyasi olduğunu iddia ediyor.

Bununla birlikte Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan Bloku, Kremlin’in en güvenilir müttefiki olarak görülüyor. Nitekim Nisan 2026 başlarında Vladimir Putin, Moskova’da Paşinyan ile yaptığı görüşmede, Ermenistan’daki parlamento seçimlerine tüm Rus yanlısı siyasi güçlerin katılmasını “istediğini” ifade ederek muhaliflere desteğini açıklamıştı. Putin isim vermeden ama Karapetyan’ı ima ederek “Bazıları Rus pasaportu taşımasına rağmen tutuklu,” da demişti.[1]

Gagik Tsarukyan da Rusya yanlısı çevrelerle sıkı temasta olan bir isim. Koçaryan çizgisine de yakın görüşleri savunuyor.

Muhalif partilerin ortak söylemiyse, Paşinyan hükümetini Karabağ Savaşı nedeniyle eleştirmek üzerine kurulu. Ermenistan’ın haklarının yeterince savunulmadığını 2023 sonbaharında Karabağ’dan ayrılan Ermeni nüfusun geri dönmesini savunuyorlar. Azerbaycan’a karşı daha sert bir tutum sergiliyorlar.

Bu ortak söyleme rağmen muhalefetin kendi aralarında anlaşamaması, her birinin farklı ideolojik çizgiler arasında sıkışarak kalması birlik olmalarına engel teşkil ediyor. Bu durum ise Paşinyan’in elini güçlendiriyor. Paşinyan, muhalefeti “üçlü savaş partisi” olarak niteleyerek iktidara gelmeleri halinde ülkeyi yeniden savaşa sokacaklarını iddia ediyor.

Paşinyan’ın seçim söyleminin üç ayağı

Paşinyan, seçim kampanyasını genelde üç temel strateji üzerine bina etmiş durumda.

Birincisi, Ermenistan’ın bağımsız ve özgür bir devlet olarak varlığını devam ettirmesi ve komşularıyla özellikle de Azerbaycan ile barış yolunda adım atması.

İkincisi, gençlere özel önem vermesi. Gençleri önemsediğini gösteren ve onlarla birlikte müstakbel Ermenistan’ı inşa edeceklerini söyleyen Paşinyan sosyal medyayı yoğun bir şekilde kullanarak seçmenlerine kalp işaretleri gönderiyor, gençlerle birlikte düzenlediği konserlerde bateri çalıyor, Ermenistan’ın köylerinde okullar ve kreşler açarak çocuklar ve gençlerin eğitimiyle ilgilendiğini gösteriyor.

Üçüncüsü de, emeklilik, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal alanlarda yaptığı yenilikleri anlatması.[2] Sosyal alanlarda yaptığı reformları anlatan tüm Ermenistan’ı hatta yalnız şehirleri değil, ilçeleri ve köyleri bile ziyaret ederek halkın arasında görüntüler veriyor.

Rusya ve Batı’nın Ermenistan Seçimleri üzerinden çekişmesi

Ermenistan, 2020 yılındaki Karabağ Savaşı’ndan sonra Moskova’nın kendisini koruyamadığı gerekçesiyle Rusya öncülüğündeki askerî ittifak olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (CSTO) çekilmişti. Rusya ise daha önce çok yakın ilişkilere sahip olduğu Ermenistan’ın AB ile derinleşen entegrasyonunu “kırmızı çizgi” olarak görüyor. Ayrıca Ermenistan’ın Batı’yla temasını, jeopolitik olarak Batı tarafından Güney Kafkasya’dan itilmek olarak değerlendiriyor.[3] Avrasya Ekonomik Birliği üyeliği, gaz temini ve pazar erişimi gibi ekonomik kaldıraçlarını kullanarak Ermenistan’ı Batı’dan uzak tutmaya çalışıyor.

Moskova sadece ekonomik baskı kurmakla yetinmeyeceğini de en üst düzeyden beyan ediyor. Nitekim Putin, bir süredir Ermenistan’ı Avrupa Birliği ve Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmaya çağırıyor. AB’nin Ermenistan için faydalı olamayacağını açıkça belirten Putin, Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne katılım konusunda referandum düzenlemesinin mantıklı olacağını söylüyor. Putin’e göre, böyle bir oylamanın olumlu sonuçlanması, Moskova’nın karşılıklı yarar sağlayan bir ayrılık sürecini başlatmasına olanak tanıyacak. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da “Ermeni dostlarımızın alacağı her karara saygı duyacağız, ancak Ermenistan’ın açıkladığı gibi AB’ye katılma yoluna girmesi durumunda Avrasya Ekonomik Birliği içindeki taahhütlerin sürdürülemeyeceğini anlamalıyız” şeklindeki açıklamasıyla Ermenistan’ın ekonomik olarak zarar göreceğini söylüyor.[4]

Ayrıca Putin, “Ukrayna’da neler olup bittiğini hepimiz görüyoruz. Ama her şey nereden başladı? Ukrayna’nın AB’ye katılma girişiminden.” yönündeki sözleriyle Ermenistan’ı askerî anlamda da tehdit ediyor.

Hatta Rusya artık sadece söylem bazında değil, fiiliyatta da harekete geçerek Ermenistan’dan ithal edilen bazı ürünlerin ülkede satışını askıya aldı, öte yandan gaz fiyatlarının Avrupa pazarının epey altında olduğunu açıkça belirterek gerekirse gaz konusunda yeni güncellemeler yapacağını söyleyerek ekonomik boyutta bazı adımlar atmaya başladı.

Başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler de Ermenistan üzerinden Güney Kafkasya jeopolitiğinde yer almaya çalışıyor. ABD’nin eski adıyla Zengezur Koridoru meselesine dahil olması, AB’nin Ermenistan’a gözlemci misyon göndermesi, Ermenistan silahlı kuvvetlerini desteklemek için 30 milyon euro tahsis etmesi, yine Erivan’da Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 8. Zirve Toplantısı’nın düzenlenmesi ve toplantı esnasında Ermenistan’ın İngiltere, Fransa, Hırvatistan ve Bulgaristan ile stratejik ortaklık beyannameleri imzalaması gibi girişimler Batı’nın Rusya’yı bölgeden uzaklaştırmak için Ermenistan özelinde attığı adımlara örnekler olarak görülebilir. Kuşkusuz Batı’nın bu girişimleri Rusya’nın tepkisine yol açıyor ve Ermenistan iki tarafın jeopolitik çekişmesinin ortasında kalarak ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalıyor.

Azerbaycan’ın Ermenistan seçimlerine yaklaşımı ve beklentileri

Ermenistan’daki seçimler, hiç kuşkusuz bölgesel barış açısından Azerbaycan için de önemli. Muhalefet partilerinin söylemlerine bakınca, Paşinyan’ın seçimleri kazanması Azerbaycan’ın stratejik amaçları açısından makul görülebilir. Bunun ilk nedeni Karabağ Savaşı’ndan sonra Ermenistan iktidarıyla yüz yüze ve doğrudan görüşmelerle kat edilen yola verilen değer. Azerbaycan, Paşinyan iktidarından iki ülke arasındaki sorunların temelli çözülmesini, ülke sınırlarının tartışmalı konularının sonuçlanmasını, Ermenistan Anayasası’nda atıf yapılan Azerbaycan ile Türkiye’ye yönelik toprak iddialarının metinden kaldırılmasını, Nahçıvan ile kesintisiz karayolu sağlayacak olan ve Ermenistan sınırının bir kısmından geçen Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) projesinin hayata geçirilmesini ve nihai barış anlaşmasının imzalanmasını bekliyor.

Bununla beraber Paşinyan’ın AB özellikle de Fransa ile ikili ilişkileri geliştirmesi, Azerbaycan’a göre riskli davranışlar. Bunun birinci nedeni, Azerbaycan’ın komşu ülkeyle ilişkilerinde aracıların değil, doğrudan temasların olmasını istemesi. AB ve Fransa ile ilişkiler Ermenistan’ın özgür tercihi, lakin Azerbaycan bağlamında Fransa’nın etkisiyle AB’nin son yıllarda yayınladığı raporlar, ortaya koyduğu tavırlar ve Batı’nın üst düzey yöneticilerinden gelen açıklamalar Azerbaycan’ı memnun etmiyor. Bu nedenle Azerbaycan, Paşinyan’ın seçimleri kazanması halinde Fransa gözetimindeki Avrupa ile fazlasıyla içli dışlı olmasının barış sürecine zarar verebileceği ihtimalini dikkate alıyor.

İkincisi, Ermenistan’da bulunan Avrupalı gözlemci misyonu meselesi. Azerbaycan, sınırlarındaki bu Avrupalı misyondan rahatsız. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev 10 Mayıs 2026’da “Bugün, Avrupalı ​​gözlemciler hâlâ Azerbaycan-Ermenistan sınırında nöbet tutuyor gibi görünüyorlar. Ermenistan’ı bizden koruyorlarmış gibi davranıyorlar. Ermenistan’ı bizden korumaya gerek yok. İstediğimizi başardık,” diyerek komşu ülkeyle ilgili askerî ve politik olarak herhangi bir amaç gütmediklerini vurguladı.[5] Yalnız şu da bir gerçek ki, Avrupalı misyonun Ermenistan’da bulunması, Erivan’ın talebi olmaktan çok Batılı güçlerin Güney Kafkasya jeopolitiğinde bulunmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu durum ise Azerbaycan’a göre, bölgede gerilimi düşüren değil, daha da artıran bir süreç.

Üçüncüsü de küresel jeopolitik çatışmanın bölgeye olası yansımaları. Bölgenin küresel aktörler arasındaki güç savaşında bir mücadele meydanına çevrilmesi veya bir gerilim yahut çatışma merkezi olması Azerbaycan’ın çıkarlarına uygun değil. Ermenistan’ın eski yönetimlerinin aşırı Rusya yanlısı politika izlemelerinin bölgede ne tür sonuçlara yol açtığını gören Azerbaycan, bu sefer de aşırı Batı yanlısı tutumdan endişe ediyor. Karabağ Savaşı’ndan sonra dış politikada daha ziyade ekonomik önceliklere önem veren ve doğu ile batı, kuzey ile güney arasındaki küresel ticaret rotalarının önemli bir kesişim noktası olmaya çalışan Azerbaycan, dünyanın ticaret pastasından pay almak dururken yeniden huzursuzluk, savaş, çatışma ve mülteci gerçeğiyle yüzleşmek istemiyor.

Azerbaycan seçimleri Paşinyan’ın kazanamama ihtimalini de göz ardı etmiyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, işgalden kurtarılmış Zengilan şehrine 10 Mayıs 2026’da yaptığı ziyarette, Azerbaycan’dan nefret eden politik güçlerin olduğunu hatırlattı ve bu nedenle Azerbaycan olarak daima uyanık olmaları gerektiğini söyledi.

Barışın teşviki için

Ermenistan’da Paşinyan’ın kazanması hem Türkiye hem de Azerbaycan’ın çıkarına olabilecek bir gelişme olarak görülebilir. Çünkü Paşinyan son zamanlarda soykırım iddialarının Türkiye ile ilişkilere zarar verdiğinden söz ediyor. Türkiye’nin doğu topraklarının “Batı Ermenistan” diye adlandırılmaması gerektiğini, Türkiye ile komşuluk ilişkilerine önem verdiğini dile getiriyor. 1988 yılında Karabağ’ın Ermenistan’a katılması talebiyle başlatılan hareketin “ölümcül hata” olduğunu dile getiriyor.

Ermenistan ile ikili ilişkilerin düzeltilmesinden yana olan Bakü ve Ankara da bu isteklerini somut adımlarla gösteriyor. Nitekim Ankara 4 Mayıs 2026’da Ermenistan ile birlikte tarihi Ani Köprüsü’nün restore edilmesine, 13 Mayıs 2026’da Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsat ışığında Ermenistan ile doğrudan ticarete başlamaya karar verdi. Bu adımları Ermenistan dikkatle değerlendirmesi elzemdir; zira uzun yıllar sonra elde edilen bu barış ikliminin korunması sadece Türkiye ve Azerbaycan’ın sorumluluğunda kalacak bir durum değil.

Bakü ise Aralık 2025’ten bu yana, komşuluk desteği ve bölgesel barışa katkı anlamında Ermenistan’a yakıt sevkiyatı yapıyor. Şimdiye kadar binlerce ton benzin ve dizel yakıtı Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ulaştırıldı. Öte yandan Bakü, Ermenistan’ın Rusya’dan satın aldığı buğday, alüminyum ve gübre gibi bazı ihtiyaç ürünlerinin kendi toprakları üzerinden geçişini sağlayarak adeta “lojistik barış stratejisi” izlemeyi sürdürüyor.

Azerbaycan ve Türkiye’nin bu yaklaşımları, hem Ermenistan, hem de Ermeni halkı tarafından iyi anlaşılmalı. Ermenistan’ın komşularının topraklarına yönelik iddiada bulunmaması, bu yöndeki iddialarını yalnızca söylem olarak değil, tüm resmî belgelerinden kaldırması gerekiyor. Ayrıca Orta Koridor’un küresel getirilerinden istifade edebilmesi ve dünyaya açılmasına olumlu katkılar sunacak Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesini bir an önce gerçekleştirmeli.

Sonuç olarak, Ermenistan bağımsız bir ülke olarak karar ve kanaatlerini Erivan’da almalı, başka küresel güçlerden güvenlik garantisi arayacağı yerde kendisi için en önemli güvenlik garantörlerinin, Türkiye ve Azerbaycan olduğunu kabul etmeli ve dış politikasını bu gerçekçi çerçeveye oturtmalıdır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 2 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.

[1] https://tr.euronews.com/2026/04/03/putinden-pasinyana-ultimatom-ermenistan-ab-veya-rusya-arasinda-secim-yapmali

[2]https://www.primeminister.am/en/press-release/item/2026/03/05/Cabinet-meeting/; https://armenpress.am/en/article/1247461

[3] https://anlatilaninotesi.com.tr/20230926/rusya-icisleri-bakani-kolokoltsev-bati-rusyayi-guney-kafkasyanin-disina-itmek-istiyor-1075760298.html

[4] https://www.vedomosti.ru/politics/news/2026/05/15/1197524-podmyat-armeniyu

[5] https://apa.az/resmi-xeber/azerbaycan-prezidenti-bizden-ermenistani-qorumaq-lazim-deyil-biz-istediyimize-nail-olmusuq-962897

Ramin Sadık
Ramin Sadık
Doç. Dr. Ramin Sadık - 1977’de Azerbaycan’da doğdu. 1999’da İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2003’de Marmara Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisansını, yine aynı üniversitede 2009’da doktorasını tamamladı. 2010-2014 yıllarında Azerbaycan Muallimler Enstitüsü’nde öğretim üyeliği ve Azerbaycan Bilimler Akademisi’ne bağlı Şeki Regional Merkezi’nde bilim sekreterliği görevinde bulundu. 2014’te Türkiye’ye dönen Ramin Sadıgov halen Bayburt Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi olarak çalışıyor. Rusça ve İngilizce bilen Sadıgov, daha çok Kafkasya tarihi, Osmanlı-Rusya, Rusya-Azerbaycan, Rusya-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri üzerine, aynı zamanda Bolşevik Devrimi ile Rusya’nın 20. Yüzyıl başlarındaki askeri ve siyasi tarihi üzerine çalışmalar yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x