Silahlar patladı: Medya, Trump’a yaklaştı

Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin yıllık Gala Yemeği Washington’ın en çok beklenen etkinliklerinden biridir. Normalde espriler havada uçuşur, siyasetle medya arasındaki gerilim mizahla yumuşatılır. Bu kez herkes masaların altına indi. Peki, ama neden? Dr. Ahu Özyurt yazdı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki başkanlık döneminde de “boykot” ettiği, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin bu yılki Gala Yemeği’ne katılmaya yakın zamanda karar vermişti. Washington çevrelerinde bu buluşma Trump ve ABD ana akım medyasının kan davasının bitebileceği şeklinde yorumlanıyordu. Öyle ya, büyük Gala Yemeği’nden iki gece önce Oracle[1] CEO’sunun oğlu ve artık Paramount grubunun sahibi olan David Ellison, (CBS ve Warner grubunun da sahibi olacak çok yakında) Washington’da Beyaz Saray çevrelerine özel bir davet vermişti. Büyük Gala sayesinde ana akım medya ile Beyaz Saray arasında bir ‘uyum’ sağlanabileceği düşünülüyordu.

Beyaz Saray Muhabirleri Derneği, ABD ana akım basınında creme-de-la-creme’i (en seçkin kesimi) temsil eder. Pek çoğu onlarca yıldır o küçücük basın odasında her gün brifinglere sadakatle katılır, sözcülere terler döktürür, hiç sözlerini sakınmazlar. Ama bunun yanında Dördüncü Gücü temsilen Başkan ve yönetimin her türlü seyahatine katılır, görüşmelerini kelime kelime kayda geçirirler. Bu açıdan hiçbir ABD Başkanı ya da yönetimi o küçük odada muhabirlik yapan yüzlerce seçkin meslektaşımla düşman olmak istemez. Obama’nın başkanlığı döneminde onlarla aynı mekânı paylaşmış ve Başkan’la seyahat etmiş bir muhabir olarak açık sözlülükle ifade etmem gerekir ki, güce bu kadar yakın olup bu kadar soğukkanlı ve mesleğe sadık kalabilmek büyük omurga ister.

MAGA tabanı çözülürken zamanlama manidar

Bu seneki büyük Gala öncesi Washington kulislerinde Trump’tan ana akım medyaya bazı “manalı” mesajlar geleceği konuşulmaya başlamıştı. Çünkü İran krizi kötü yönetiliyor ve Trump kabinesi arka arkaya fire vermeye başlamıştı. Ama çok daha önemlisi, Trump’ı neredeyse başkanlığa oturtan MAGA[2] tabanı ve artık ana akımdan daha da etkili olan Tucker Carlson, Megyn Kelly, Joe Rogan gibi isimler, İran krizi nedeniyle artan benzin fiyatlarını, ekonomideki hızlı kötüleşmeyi bahane ederek milyonlara ulaşan podcast’lerinde, “Biz hata ettik, bu adamın seçilmesinde suçumuz var. Artık o bu ülkeyi yönetemez” gibi yorumlar yapmaya başladı.

Bazı MAGA yayıncıları seçimler öncesi Pittsburg’daki suikast girişiminin “mizansen” olduğunu bile iddia edebildi. Koridorlarda Trump’ın görev süresini tamamlayamayabileceği, yerine Marco Rubio ya da JD Vance’in geçebileceği konuşulurken, Trump hiç de sevmediği “establishment” medyası[3] ile büyük bir yemekte bir araya gelip buzları eritme kararı aldı.

Ana akım medya komplo teorileriyle mücadele ediyor

ABD’de özellikle son dönemde büyük medya el değiştirmeleri ile gözler ana akımın önemini ne kadar koruyacağına çevrilmişti. Jeff Bezos’un tarumar ettiği Washington Post ve Oracle’ın patronlarının neredeyse el koyduğu CBS ve Time Warner (muhtemelen CNN) Trump’ı kızdırmamaya özen gösteriyor. MS Now[4] ise açıkça ve her gün her icraatını rakamlarla sorguluyor, İran krizinden FED Başkanı atamasına, damadının Ortadoğu’daki akçeli işlerine kadar her şeyi ekrana taşıyorlar ve televizyon izleyicisi sayısı da bizdeki gibi dramatik şekilde azalmadığı için haber kanalları hala seçmen üzerinde etkili. Bu noktada Beyaz Saray Muhabirleri Galası bir anlamda ana akım basın için Trump ile yüzleşme ve hatta onu biraz da protesto etme alanı olarak kurgulanmıştı. Daha önceki Başkanların ve önemli komedyenlerin yaptığı konuşmalar ve şakalarla “ifade özgürlüğünün” kutlandığı bu yemek bu sene “Trump’a karşı Trump ile birlikte” tartışmasının gölgesinde yapılıyordu. Biraz da bu nedenle katılan bütün ana akım medya saldırının bir komplo teorisi ya da ters bayrak operasyonu olmadığını izah etmeye çalışıyor. Ama sosyal medya İsrail arama motoru verileri, iki hafta önce atılan tweet’ler ve daha onlarca acayip bilgi kırıntısı ile savruluyor.

Trump yönetimi Kasım’a kadar çıkış arıyor

İran savaşı ile aniden kriz sarmalına giren ABD ekonomisinin Trump yönetimine Kasım ayındaki Kongre ve Senato seçimlerinde büyük fatura getireceği daha şimdiden hissediliyor. Temsilciler Meclisi’nin Demokratlara geçme ihtimali geçen hafta itibariyle çok çok yükselmişti, Senato’da bile bazı kritik eyaletlerin el değiştireceği konuşulmaya başlanmıştı ki, aniden Beyaz Saray Muhabirleri Gala Yemeği’nde silahlar patladı.

Saldırgan olduğu iddia edilen Kaliforniya’lı Cole Tomas Allen’in üzerinde silah olduğu, ama ateş etmeden etkisiz hale getirilip yere yatırıldığı anlaşılıyor. Geceden sabaha kadar sosyal medyada dönen “bu da mizansen miydi” tartışmaları daha şimdiden ana akım ve Trump’a muhalif olarak bilinen basında “Böyle şey olmaz, bu delilik, orada herkes ölebilirdi” yorumlarına dönüştü.

Ezcümle, Trump en sert eleştirmenleri olan “legacy”, yani büyük muhalif medyayı bu olaydan sonra en azından yakınına çekmeyi başardı. Gala Yemeği’nin Mayıs ayı içinde ve bu kez muhtemelen Beyaz Saray’da yapılması planlanıyor. CBS, CNN, Washington Post gibi büyük medyadan “patron tasfiyesi” ya da “siyasi” nedenlerle atılan ya da ayrılan önemli isimler böyle bir Gala Yemeği’nin artık anlamlı olmadığını düşünüyor. Gala Yemeği aslında ABD Anayasası’nın 1. Ek Maddesi olan Basın ve İfade Özgürlüğünü (1st Amendment) kutlamak ve yeniden hatırlamak için yapılıyor. Trump’ın böyle bir etkinlikte hedef olmasını bahane ederek sansür ya da medyada sıkılaştırma yapacağı da endişeler arasında.

Bakalım ABD’li gazeteciler siyasete karşı güçlerini bu olaydan sonra da koruyabilecek mi?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 28 Nisan 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Oracle, 1977 yılında ABD’de kurulan, dünyanın en büyük yazılım ve kurumsal teknoloji şirketlerinden biridir. Özellikle veritabanı sistemleri, bulut bilişim çözümleri ve kurumsal yazılımlar alanında küresel ölçekte faaliyet gösterir. Son yıllarda medya, altyapı ve veri ekosistemleriyle kurduğu ilişkiler nedeniyle teknoloji ile siyaset-ekonomi kesişiminde etkili bir aktör olarak da öne çıkmaktadır.

[2] MAGA (“Make America Great Again”), Donald Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasında kullandığı ve zamanla onun siyasi hareketini tanımlayan bir slogan ve kimlik ifadesine dönüşmüştür. Kavram, ABD’de özellikle milliyetçi, göç karşıtı ve küreselleşme eleştirisi içeren politikaları savunan geniş bir seçmen tabanını ifade etmek için kullanılır.

[3] “Establishment medya” ifadesi, siyasal ve ekonomik güç merkezleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri olduğu düşünülen, uzun süredir varlığını sürdüren ve kamuoyu üzerinde belirleyici etkisi bulunan yerleşik ana akım medya kuruluşlarını tanımlamak için kullanılır. Bu kavram, çoğu zaman eleştirel bir ton içerir ve medyanın mevcut düzeni yeniden üreten bir rol oynadığına işaret eder.

[4] MS NOW, ABD merkezli bir haber ve yorum platformudur. 1996’da NBC ile Microsoft ortaklığıyla kurulan MSNBC kanalının 2025 yılında yeniden markalaşmasıyla ortaya çıkmıştır. “My Source for News, Opinion, and the World” ifadesinin kısaltması olan MS NOW, güncel haberlerin yanı sıra yorum ve analiz odaklı yayınlarıyla özellikle Amerikan siyasetini yakından izleyen bir mecra olarak öne çıkar.

Ahu Özyurt
Ahu Özyurt
Dr. Ahu Özyurt - 1993’te gazeteciliğe Show TV Ankara bürosunda başlayan Ahu Özyurt, ATV, NTV ve CNBC-E ve Bloomberg HT’de geçen kariyerinin son 15 yılını Doğan Grubunda CNN Turk kanalında sunuculuk ve Milliyet ve CNN Turk’ün Washington Temsilcisi olarak yürüttü. Toplam 30 yıllık gazetecilik kariyeri içinde Ankara muhabirliği, İstanbul Polis adliye muhabirliği, Washington Temsilciliği ve yüzlerce gün sabah kuşakları, akşam tartışma programları sundu. Ana akım TV kanalları dışında Sputnik Haber Ajansı’nın radyosu RSFM’de günlük programlar yaptı Türkiye’nin ilk tematik kadın kanalı Woman TV’nin kurucu Genel Yayın Yönetmenliğini görevini yürüttü. Galatasaray Spor Kulübü İletişim Koordinatörlüğü görevinden sonra, şu anda Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altındaki “Suna’nın Kızları” oluşumunun Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İlişkiler Koordinatörlüğünü görevindedir. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden lisans ve Columbia Üniversitesi’nden Master derecesi bulunan Ahu Özyurt, Milli Savunma Üniversitesi’nden Güvenlik Çalışmaları alanında Doktora Derecesini tamamlamıştır. Özyurt, Harvard Kennedy School yönetici eğitim programında “Kadın ve Güç Yönetimi” sertifikası sahibidir. Suriye ve Ukrayna krizlerini yerinde izleyen Özyurt, İran’daki kapalı bulunan ABD Büyükelçiliği binasına uzun zaman sonra giren ilk batılı gazeteci olarak ve gözlemlerini CNN Turk’te yayınlanan “ELÇİLİĞİN SIRLARI” kısa belgeselde topladı. TSK’daki değişim sürecini anlatmak için hazırladığı kadın askerleri anlatan “TSK’da KADIN GÜCÜ” Özel haber dizisini yine CNN Turk’te ve Hürriyet’te yayınladı. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nden iki kez en iyi sunucu ve bir kez de Yavuz Gökmen özel ödülü sahibi olan Özyurt, 2008 ABD Başkanlık seçimini takip ettiği, Obama: Bir Kusursuz Fırtına ve gazeteciliğin satır aralarını anlattığı Gece Görüşü isimli iki kitabı bulunmaktadır. Doktora tezi 1991 Birinci Körfez Savaşı ve yarattığı güvenlik paradigması üzerinedir.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Silahlar patladı: Medya, Trump’a yaklaştı

Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin yıllık Gala Yemeği Washington’ın en çok beklenen etkinliklerinden biridir. Normalde espriler havada uçuşur, siyasetle medya arasındaki gerilim mizahla yumuşatılır. Bu kez herkes masaların altına indi. Peki, ama neden? Dr. Ahu Özyurt yazdı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki başkanlık döneminde de “boykot” ettiği, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin bu yılki Gala Yemeği’ne katılmaya yakın zamanda karar vermişti. Washington çevrelerinde bu buluşma Trump ve ABD ana akım medyasının kan davasının bitebileceği şeklinde yorumlanıyordu. Öyle ya, büyük Gala Yemeği’nden iki gece önce Oracle[1] CEO’sunun oğlu ve artık Paramount grubunun sahibi olan David Ellison, (CBS ve Warner grubunun da sahibi olacak çok yakında) Washington’da Beyaz Saray çevrelerine özel bir davet vermişti. Büyük Gala sayesinde ana akım medya ile Beyaz Saray arasında bir ‘uyum’ sağlanabileceği düşünülüyordu.

Beyaz Saray Muhabirleri Derneği, ABD ana akım basınında creme-de-la-creme’i (en seçkin kesimi) temsil eder. Pek çoğu onlarca yıldır o küçücük basın odasında her gün brifinglere sadakatle katılır, sözcülere terler döktürür, hiç sözlerini sakınmazlar. Ama bunun yanında Dördüncü Gücü temsilen Başkan ve yönetimin her türlü seyahatine katılır, görüşmelerini kelime kelime kayda geçirirler. Bu açıdan hiçbir ABD Başkanı ya da yönetimi o küçük odada muhabirlik yapan yüzlerce seçkin meslektaşımla düşman olmak istemez. Obama’nın başkanlığı döneminde onlarla aynı mekânı paylaşmış ve Başkan’la seyahat etmiş bir muhabir olarak açık sözlülükle ifade etmem gerekir ki, güce bu kadar yakın olup bu kadar soğukkanlı ve mesleğe sadık kalabilmek büyük omurga ister.

MAGA tabanı çözülürken zamanlama manidar

Bu seneki büyük Gala öncesi Washington kulislerinde Trump’tan ana akım medyaya bazı “manalı” mesajlar geleceği konuşulmaya başlamıştı. Çünkü İran krizi kötü yönetiliyor ve Trump kabinesi arka arkaya fire vermeye başlamıştı. Ama çok daha önemlisi, Trump’ı neredeyse başkanlığa oturtan MAGA[2] tabanı ve artık ana akımdan daha da etkili olan Tucker Carlson, Megyn Kelly, Joe Rogan gibi isimler, İran krizi nedeniyle artan benzin fiyatlarını, ekonomideki hızlı kötüleşmeyi bahane ederek milyonlara ulaşan podcast’lerinde, “Biz hata ettik, bu adamın seçilmesinde suçumuz var. Artık o bu ülkeyi yönetemez” gibi yorumlar yapmaya başladı.

Bazı MAGA yayıncıları seçimler öncesi Pittsburg’daki suikast girişiminin “mizansen” olduğunu bile iddia edebildi. Koridorlarda Trump’ın görev süresini tamamlayamayabileceği, yerine Marco Rubio ya da JD Vance’in geçebileceği konuşulurken, Trump hiç de sevmediği “establishment” medyası[3] ile büyük bir yemekte bir araya gelip buzları eritme kararı aldı.

Ana akım medya komplo teorileriyle mücadele ediyor

ABD’de özellikle son dönemde büyük medya el değiştirmeleri ile gözler ana akımın önemini ne kadar koruyacağına çevrilmişti. Jeff Bezos’un tarumar ettiği Washington Post ve Oracle’ın patronlarının neredeyse el koyduğu CBS ve Time Warner (muhtemelen CNN) Trump’ı kızdırmamaya özen gösteriyor. MS Now[4] ise açıkça ve her gün her icraatını rakamlarla sorguluyor, İran krizinden FED Başkanı atamasına, damadının Ortadoğu’daki akçeli işlerine kadar her şeyi ekrana taşıyorlar ve televizyon izleyicisi sayısı da bizdeki gibi dramatik şekilde azalmadığı için haber kanalları hala seçmen üzerinde etkili. Bu noktada Beyaz Saray Muhabirleri Galası bir anlamda ana akım basın için Trump ile yüzleşme ve hatta onu biraz da protesto etme alanı olarak kurgulanmıştı. Daha önceki Başkanların ve önemli komedyenlerin yaptığı konuşmalar ve şakalarla “ifade özgürlüğünün” kutlandığı bu yemek bu sene “Trump’a karşı Trump ile birlikte” tartışmasının gölgesinde yapılıyordu. Biraz da bu nedenle katılan bütün ana akım medya saldırının bir komplo teorisi ya da ters bayrak operasyonu olmadığını izah etmeye çalışıyor. Ama sosyal medya İsrail arama motoru verileri, iki hafta önce atılan tweet’ler ve daha onlarca acayip bilgi kırıntısı ile savruluyor.

Trump yönetimi Kasım’a kadar çıkış arıyor

İran savaşı ile aniden kriz sarmalına giren ABD ekonomisinin Trump yönetimine Kasım ayındaki Kongre ve Senato seçimlerinde büyük fatura getireceği daha şimdiden hissediliyor. Temsilciler Meclisi’nin Demokratlara geçme ihtimali geçen hafta itibariyle çok çok yükselmişti, Senato’da bile bazı kritik eyaletlerin el değiştireceği konuşulmaya başlanmıştı ki, aniden Beyaz Saray Muhabirleri Gala Yemeği’nde silahlar patladı.

Saldırgan olduğu iddia edilen Kaliforniya’lı Cole Tomas Allen’in üzerinde silah olduğu, ama ateş etmeden etkisiz hale getirilip yere yatırıldığı anlaşılıyor. Geceden sabaha kadar sosyal medyada dönen “bu da mizansen miydi” tartışmaları daha şimdiden ana akım ve Trump’a muhalif olarak bilinen basında “Böyle şey olmaz, bu delilik, orada herkes ölebilirdi” yorumlarına dönüştü.

Ezcümle, Trump en sert eleştirmenleri olan “legacy”, yani büyük muhalif medyayı bu olaydan sonra en azından yakınına çekmeyi başardı. Gala Yemeği’nin Mayıs ayı içinde ve bu kez muhtemelen Beyaz Saray’da yapılması planlanıyor. CBS, CNN, Washington Post gibi büyük medyadan “patron tasfiyesi” ya da “siyasi” nedenlerle atılan ya da ayrılan önemli isimler böyle bir Gala Yemeği’nin artık anlamlı olmadığını düşünüyor. Gala Yemeği aslında ABD Anayasası’nın 1. Ek Maddesi olan Basın ve İfade Özgürlüğünü (1st Amendment) kutlamak ve yeniden hatırlamak için yapılıyor. Trump’ın böyle bir etkinlikte hedef olmasını bahane ederek sansür ya da medyada sıkılaştırma yapacağı da endişeler arasında.

Bakalım ABD’li gazeteciler siyasete karşı güçlerini bu olaydan sonra da koruyabilecek mi?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 28 Nisan 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Oracle, 1977 yılında ABD’de kurulan, dünyanın en büyük yazılım ve kurumsal teknoloji şirketlerinden biridir. Özellikle veritabanı sistemleri, bulut bilişim çözümleri ve kurumsal yazılımlar alanında küresel ölçekte faaliyet gösterir. Son yıllarda medya, altyapı ve veri ekosistemleriyle kurduğu ilişkiler nedeniyle teknoloji ile siyaset-ekonomi kesişiminde etkili bir aktör olarak da öne çıkmaktadır.

[2] MAGA (“Make America Great Again”), Donald Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasında kullandığı ve zamanla onun siyasi hareketini tanımlayan bir slogan ve kimlik ifadesine dönüşmüştür. Kavram, ABD’de özellikle milliyetçi, göç karşıtı ve küreselleşme eleştirisi içeren politikaları savunan geniş bir seçmen tabanını ifade etmek için kullanılır.

[3] “Establishment medya” ifadesi, siyasal ve ekonomik güç merkezleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri olduğu düşünülen, uzun süredir varlığını sürdüren ve kamuoyu üzerinde belirleyici etkisi bulunan yerleşik ana akım medya kuruluşlarını tanımlamak için kullanılır. Bu kavram, çoğu zaman eleştirel bir ton içerir ve medyanın mevcut düzeni yeniden üreten bir rol oynadığına işaret eder.

[4] MS NOW, ABD merkezli bir haber ve yorum platformudur. 1996’da NBC ile Microsoft ortaklığıyla kurulan MSNBC kanalının 2025 yılında yeniden markalaşmasıyla ortaya çıkmıştır. “My Source for News, Opinion, and the World” ifadesinin kısaltması olan MS NOW, güncel haberlerin yanı sıra yorum ve analiz odaklı yayınlarıyla özellikle Amerikan siyasetini yakından izleyen bir mecra olarak öne çıkar.

Ahu Özyurt
Ahu Özyurt
Dr. Ahu Özyurt - 1993’te gazeteciliğe Show TV Ankara bürosunda başlayan Ahu Özyurt, ATV, NTV ve CNBC-E ve Bloomberg HT’de geçen kariyerinin son 15 yılını Doğan Grubunda CNN Turk kanalında sunuculuk ve Milliyet ve CNN Turk’ün Washington Temsilcisi olarak yürüttü. Toplam 30 yıllık gazetecilik kariyeri içinde Ankara muhabirliği, İstanbul Polis adliye muhabirliği, Washington Temsilciliği ve yüzlerce gün sabah kuşakları, akşam tartışma programları sundu. Ana akım TV kanalları dışında Sputnik Haber Ajansı’nın radyosu RSFM’de günlük programlar yaptı Türkiye’nin ilk tematik kadın kanalı Woman TV’nin kurucu Genel Yayın Yönetmenliğini görevini yürüttü. Galatasaray Spor Kulübü İletişim Koordinatörlüğü görevinden sonra, şu anda Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altındaki “Suna’nın Kızları” oluşumunun Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İlişkiler Koordinatörlüğünü görevindedir. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden lisans ve Columbia Üniversitesi’nden Master derecesi bulunan Ahu Özyurt, Milli Savunma Üniversitesi’nden Güvenlik Çalışmaları alanında Doktora Derecesini tamamlamıştır. Özyurt, Harvard Kennedy School yönetici eğitim programında “Kadın ve Güç Yönetimi” sertifikası sahibidir. Suriye ve Ukrayna krizlerini yerinde izleyen Özyurt, İran’daki kapalı bulunan ABD Büyükelçiliği binasına uzun zaman sonra giren ilk batılı gazeteci olarak ve gözlemlerini CNN Turk’te yayınlanan “ELÇİLİĞİN SIRLARI” kısa belgeselde topladı. TSK’daki değişim sürecini anlatmak için hazırladığı kadın askerleri anlatan “TSK’da KADIN GÜCÜ” Özel haber dizisini yine CNN Turk’te ve Hürriyet’te yayınladı. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nden iki kez en iyi sunucu ve bir kez de Yavuz Gökmen özel ödülü sahibi olan Özyurt, 2008 ABD Başkanlık seçimini takip ettiği, Obama: Bir Kusursuz Fırtına ve gazeteciliğin satır aralarını anlattığı Gece Görüşü isimli iki kitabı bulunmaktadır. Doktora tezi 1991 Birinci Körfez Savaşı ve yarattığı güvenlik paradigması üzerinedir.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x