Zengezur Koridoru ve Kafkasya’daki jeopolitik rekabetin dönüşümü

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için bir şart olarak öne sürdüğü, Türk dünyasını kesintisiz kara ulaşımına kavuşturacak Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan için anlamı ne? Rusya neden istiyor? Ermenistan’ın tutumu ne? İran neden itiraz ediyor? Arif Keskin yazdı.

Kasım 2020’de Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sonrası, Güney Kafkasya’da dengeler değişti. Savaş sonrası dönem yeniden şekillenirken, o güne dek adı sadece Azerbaycan kamuoyunun gündeminde olan Zengezur, uluslararası siyasal tartışmaların odağına yerleşti.

44 günlük savaş sonrası yapılan ateşkes anlaşmasının 9. maddesinde, Nahçıvan-Bakü arasında ulaşım imkânlarının öngörülmesinin, tarihî olarak Azerbaycan toprağı olsa da 1920’lerde Sovyetlerin hamlesiyle Ermenistan’a bağlanan ve halen de Ermenistan sınırları içerisinde kalan, Azerbaycan ile Nahçıvan’ın kara bağlantısının kesilmesine sebep olan, yaklaşık 43 kilometrelik Zengezur Koridoru’nu gündeme getireceği malumdu.

İşin ilginç olan tarafı, Zengezur, geçen yüzyılda da bu tarihlerde tartışmaların merkezindeydi. SCCB, 1920’de Kafkasya’yı şekillendirirken Zengezur, bu jeopolitik tasarımın asli bölgelerinden biriydi. Bugünkü jeopolitik önemini ise şöyle özetlemek mümkün: Eğer koridor açılırsa, Nahçıvan Özerk Bölgesi ve Azerbaycan arasında bugüne kadar olmayan karasal bağlantı sağlanmış olacak. Türkiye’den Orta Asya’ya kadar kesintisiz kara ulaşımı da yapılabilecek, bu sebeple koridora ‘Turan Koridoru’ diyenler de var.

Son günlerde Zengezur Koridoru’yla ilgili olumlu sinyaller öne çıkıyor. Ancak İran’ın rahatsızlığının yanı sıra Ermenistan’ın alternatif güzergâh planları olduğuna dair iddialar, sürecin yavaş ilerlemesi gibi pürüzler de ortada. Ancak Azerbaycan ve Türkiye son derece istekli, Rusya da durumdan memnun görünüyor.

Azerbaycan milli kimliğinde Zengezur neden önemli?

Zengezur, Azerbaycan için sadece Nahçıvan’a açılan bir kapı değil, Azerbaycan tarihinde ve milli kimliğinde çok özel bir yeri var. Bu açıdan bakıldığında, Zengezur tartışmalarını sadece günümüze ait olduğunu düşünürsek büyük bir yanılgının içine girmiş oluruz. Zengezur’un kaderi, 20. yüzyılın başında SSCB’nin Kafkasya’yı yeniden şekillendirme sürecinde merkezi konuma yerleştirmesiyle belirlendi ve günümüze kadar uzanan tartışmaların da temeli atıldı.

Aslında önceleri Zengezur; Zengilan, Kubadlı ve Laçın’ı da kapsayacak şekilde Nahçıvan’dan Karabağ’a uzanan geniş bir bölgeydi. Zengezur’un kaderi, 1920’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti devrilip sosyalist hükümet kurulunca değişmeye başladı. SSCB yöneticileri ilk başta tarihi Zengezur olarak bilinen bölgenin tümüyle Ermenistan’a verilmesini hedefleseler de daha sonra bundan vazgeçip Zengezur’u ikiye böldüler. Batı Zengezur Ermenistan’a verildi, Doğu Zengezur ise Azerbaycan’ın bir parçası olarak kaldı.

1933’ten itibaren Zengezur ismi de resmî olarak haritalardan silindi ve unutturulmaya çalışıldı. İşte bu çabalar da Zengezur’u Azerbaycan Türk milliyetçiliğinin önemli bir hedefine dönüştürdü. Bu süreçte tepkisel olarak Zengezur’un Azerbaycan tarihi toprakları olduğu ve ana vatana geri döndürülmesi gerekliliği, milliyetçi bir istek olarak güçlenerek gelişti. Azerbaycan milliyetçi literatüründe Ermenistan, ‘Batı Azerbaycan’ olarak adlandırılır. Azerbaycan milliyetçiliğinin Batı Azerbaycan idealine göre, Ermenistan olarak adlandırılan devletin arazilerinin Azerbaycan’a ait olması nedeniyle geri alınması gerekir. İşin en önemli noktası; Batı Azerbaycan mefkûresinde Zengezur konusu ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

SSCB’nin Zengezur’u bölme ve adını haritadan silme girişimleri, Batı Azerbaycan fikri, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı, Karabağ ve diğer ilçelerin işgali Zengezur konusunu Azerbaycan’da toplumsal bir hale dönüştürüldü.

Azerbaycan neden istekli?

Azerbaycan devlet olarak Zengezur üzerinde tarihi hak iddiasını korusa da bugün itibariyle hedefi Batı Zengezur’u Azerbaycan toprağına katmak değil. Çünkü Zengezur’a dönük muhtemel bir askerî operasyon, her şeyi altüst edebilir; Rusya ve Batılı güçleri Azerbaycan’a karşı harekete geçirebilir.

Ayrıca Azerbaycan hâlâ Karabağ konusunu tam anlamıyla çözebilmiş değil. Bugün itibariyle Karabağ’ın %70 civarındaki bölümünün Rusya barış gücünün kontrolünde olması Azerbaycan’ın Zengezur Koridoru’nda da sınırlılıklarının açık tezahürü.

Azerbaycan’ın öncelikli niyeti, karasal olarak Nahçıvan ve Türkiye’ye ulaşma imkânı elde ederek Nahçıvan’ın jeopolitik olanaklarını canlandırıp onu kuşatılmışlıktan kurtarmak. Nahçıvan’ın Azerbaycan’la kara bağlantısı olmaması hem Azerbaycan’ın hem Türkiye’nin hareket kabiliyetini düşürüyor. Bu kopukluk, Azerbaycan’ı ve dolaysıyla Nahçıvan’ı İran’a bağımlı hale getiriyor. Nahçıvan ayrıca Kafkasya’da ticari transit ve enerji güzergâhları tartışmalarından dışlanıyor. Üstelik Azerbaycan’ın enerji ve transit imkânlarından Gürcistan ve İran yararlanırken Azerbaycan’ın parçası olan Nahçıvan göreli olarak mahrum kalıyor.

Azerbaycan kendisini Rusya, Kafkasya ve Orta Asya yol ve enerji transitinin merkezine çevirerek Avrasya coğrafyasındaki önemini artırma, enerji koridoru konusunda özellikle de Hazar ve çevresi tartışmalarında merkez olma arzusunu, Türkiye ve Türk dünyası arasında her açıdan köprü olma hedefini taşıyor.

Azerbaycan, Zengezur Koridoru’nu bölgesel istikrar, refah, işbirliği ve barışın temellerinden biri olarak sunuyor. Zengezur’u, Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirmek, kalıcılaştırmak ve İkinci Karabağ Savaşı’ndaki kazanımlarını güvence altına alacak yararlı bir jeopolitik imkâna dönüştürme amacını da taşıyor.

İran neden tepkili?

İran, Zengezur Koridoru’na açıkça karşı. Bu projeyi bilinçli, iradî ve belli bir küresel plan çerçevesine ona karşı yapılmış operasyon olarak yorumluyor. Tahran’ın zihninde Zengezur, sade bir koridorun ötesine geçerek ülke sınırlarını değiştirmek isteyen kötü niyetli, geniş ve çok boyutlu uluslararası bir komployla özdeşleşmiş durumda. İran’a göre Zengezur Koridoru, Ermenistan-İran kara sınırlarını ortadan kaldıran, Tahran’ın dünyaya açılmasını engelleyen ve onun İsrail gibi düşman olarak tanımladığı ülkeler tarafından kuşatılmasına imkân sağlayan projeden başka bir şey değil.

İran açısından Zengezur Koridoru, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında İran’ı dışlayan Kafkasya denkleminin somutlaşması anlamına geliyor. İran’a göre, koridorun açılması halinde İran’ın Azerbaycan ve Ermenistan ilişkilerindeki “ayrıcalıklı konumu”nun sarsılması, Azerbaycan’ın Nahçıvan’a ulaşmak için İran’a olan ihtiyacının azalması, İran’ın Nahçıvan dahil Azerbaycan’la olan ekonomik, siyasi ve diğer ilişkilerinin zayıflaması gibi riskler var.

Nahçıvan ve Azerbaycan arasında doğrudan bir kara yolu olmaması nedeniyle ikisi arasındaki bağlantı hep İran üzerinden sağlanıyor. Benzer durum, Türkiye’den çıkan ve Orta Asya’ya kara yoluyla giden kamyonlar için de geçerli. Koridor, bu ayrıcalıklı konumu sarsacak, transit geçişlerden alınan yüklü miktardaki paraları, daha da önemlisi stratejik önemi de azaltacaktır.

Zengezur Koridoru’nun açılmasını Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmenin bir yolu olarak da düşünen Türkiye, koridor açıldığında Ermenistan’ın Batı’ya açılan kapısı olacak. Bu da İran’ın Ermenistan pazarında ticaret yapma imkânını azaltarak Türkiye’nin Ermenistan piyasasına hâkim olma ihtimalini doğuracaktır. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Türkiye’nin Kafkasya’daki etkinliğini artırırken, İran’ın özellikle Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu da azaltacaktır. İran’ın Hazar’dan Basra Körfez’ne uzanan enerji koridoru olma yönündeki bütün çabalarını boşa düşürecektir. ABD ve İsrail ile bölgesel rekabette yenilmiş olacak ve bu da nükleer gibi konularda elini zayıflatacaktır.

Ayrıca İran, Zengezur Koridoru’nun; Türkçü-Turancıların tarihî arzusunun gerçekleşmesine ve Türkçülüğün güçlenmesine zemin yaratacağını, Azerbaycan’ın İran’a ihtiyacının azalmasıyla ona karşı daha saldırgan davranma imkânı bulacağını, Azerbaycan’ın ekonomik olarak güçlenmesinin İran’daki en büyük etno-milli gruplardan sayılan Türkler için Azerbaycan’ı çekim merkezine dönüştürebileceğini, bütün bunların da Güney Azerbaycan Milli Hareketi olarak bilinen İran’daki Azerbaycan Türklerinin milliyetçi hareketini güçlendirebileceğini de düşünüyor.

Ermenistan’ın hesabı ne?

Ermenistan, İkinci Karabağ Savaşı’nı kaybetse de yeni doğmuş amorf süreçte önemli bir konuma geldi. Azerbaycan ve Türkiye’nin savaştaki kazanımlarını ve Karabağ zaferini çok yönlü jeopolitik kazanıma dönüştürmelerinde Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmeleri çok önemli bir unsur olacaktır. Öte yandan İran’ın Zengezur koridorunu zayıflatmak için Basra Körfezi’nden Gürcistan’a uzanan bir güzergâh oluşturma isteği ve girişimi Ermenistan’ın jeopolitik öneminin arttığının da göstergesidir.

Zengezur Koridoru, Ermenistan’a kendisinin ördüğü jeopolitik kuşatmadan çıkış yolu sunuyor. Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini düzelterek Kafkasya’da doğmakta olan süreçten yararlanması için jeopolitik bir olanak sunuyor. Kuşatmadan kurtulmuş Ermenistan, istediği göreli ekonomik refahı, zenginliği, güvenliği, gelişmiş demokrasi ve Batı’yla iyi ilişkileri geliştirme imkânına kavuşabilir, işsizlik ve kitlesel yoksulluğu yok ederek insan göçünü engelleme fırsatı bulabilir.

Zengezur Koridoru, Ermenistan’ın İran ile ilişkilerini dengeleme fırsatı da veriyor. Erivan yönetimi, İran-Ermenistan ilişkilerinin Ermenistan’ın Batı ülkeleri, özellikle de ABD nezdinde imajını zedelediğinin farkında. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın dış politikadaki hedeflerinden biri de Ermenistan’ın İran’la olan ilişkilerini Erivan’ın Batı’yla olan ilişkilerine zarar vermeyecek şekilde yeniden dizayn etmek. Zengezur Koriduru Ermenistan’a bu imkânı da sunuyor.

İkinci Karabağ Savaşı’nın gözden kaçan en önemli konularından biri Ermenistan’ı İran, Türkiye ve Rusya gibi bölge ülkelerinin çatışmalı rekabet alanı olmaktan çıkarmak isteyen Paşinyan’a çok önemli bir fırsat sunması. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali etmesi, Türkiye ve Gürcistan ile ihtilafları onu yalnızlığa mahkûm ederek siyasal manevra kabiliyetini yok etmişti. Bu durum Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı, İran’a karşı zayıf, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ile kuşatılmış ülke konumuna düşürmüştü. Paşinyan bu süreci değiştirerek iç ve dış politikada yeni fırsatları elde etme arayışında. İkinci Karabağ Savaşı ve Zengezur Koridoru Paşinyan’a bu durumu değiştirme olanağı yaratıyor.

Ermenistan’ın ateşkes anlaşması nedeniyle Bakü-Nahçıvan arasında güzergâh açma zorunluluğu olsa da Paşinyan açısından bunu gerçekleştirmesinin önünde ciddi zorluklar da mevcut. İran’ın baskısı ve Rusya’daki bazı çevrelerin arzuları nedeniyle Ermenistan’da alternatif güzergâh tartışmaları ve arayışları da var. Zengezur’a alternatif olarak düşünülen yolların Ermenistan’ın orta bölgelerinden geçmesi nedeniyle uzun oluşu, Azerbaycan ve Türkiye’nin isteksizliği, maliyet ve finans sorunu, zaman meselesi, güvenlik ve hukuki sorunlar gibi çok çeşitli problemleri de beraberinde getiriyor. Yukarıdaki faktörler de Zengezur Koridoru’nun şansını artırıyor.

Türkiye neden istiyor?

Zengezur Koridoru’nun Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin boyutlarını, niteliğini, mahiyetini değiştireceği ve Türkiye’nin Kafkasya siyasetinin dönüşümüyle sonuçlanacağı açık.

Bu sayede, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki soy bağı üzerinden inşa edilen kader ortaklığı, koridorun inşasıyla ulaşım ve enerji gibi konularda da kader ortaklığına dönüşecektir. Azerbaycan-Türkiye’nin Kafkasya’daki ekonomik, askerî, siyasi, enerji ve ulaşım gibi alanlardaki işbirliği de artarak çeşitlenecektir.

Zengezur Koridoru, Türkiye’nin Kafkasya’da Rusya’ya ama özellikle İran’a karşı yürüttüğü tarihî rekabette önemli bir mesafe kat edebileceği anlamına geliyor. Bu geçiş, Türkiye’nin İran üzerinden Orta Asya’ya gönderdiği tırlar için de yeni bir alternatif oluşturacaktır. Bu alternatifin ekonomik değerlendirmesi tam yapılamasa da Türkiye’nin İran’a bağımlılığı azalacak ve İran’a karşı pazarlık imkânı doğacaktır. Üstelik Ankara’nın Bakü’ye ulaşımda İran’ın önemini azaltacaktır.

Üstelik Türkiye’nin Azerbaycan’la Hazar Denizi üzerinde geliştirebileceği projeler nedeniyle doğu-batı, güney-kuzey koridoru ve enerji transiti tartışmalarında merkezi konuma yükselme ihtimali de var.

Koridor sayesinde Türkiye’nin Nahçıvan’a olan yatırımları artacak ve Türkiye-Nahçıvan ilişkileri yeni bir sürece girecektir. Türkiye’nin Kafkasya sınırlarındaki illeri ekonomik olarak güçlenecektir.

Koridor sadece Türkiye’nin Azerbaycan’la değil, Türkiye-Rusya ilişkilerinde de enerji, ulaşım, taşımacılık çeşitli iş birliği alanları doğuracaktır.

Zengezur Koridoru, Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini veya en azından kapıların açılmasını zorunlu kılıyor. Koridorunun açılması Türkiye-Ermenistan ilişkilerin iyileşmesi için önemli bir test alanı olacaktır.

Rusya neden engellemiyor?

Rusya’nın Zengezur Koridoru’nu istediği, Rusya tarafından kaleme alınan Ermenistan-Azerbaycan arasındaki imzalanan 10 Kasım 2020 Ateşkes metninden açık şekilde anlaşılıyor. Ateşkes metninde Ermenistan’ın Hankendi’ne ulaşması için açılan Laçın koridoru karşılığında Azerbaycan’ın Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a ulaşması öngörülüyor. Metin, her iki koridorun güvenliğinin Rusya tarafından sağlanacağını da belirtiyor.

Rusya, Laçın ve Zengezur koridorları aracılığıyla Kafkasya’da gelenekselleşmiş etkinliğini yeni dönemde de tescillemek ve bunun için de Kafkasya’dan geçen bütün transit, ulaşım, enerji hatlarını bir jeo-stratejik imkân olarak kendi iradesi çerçevesinde şekillendirmek istiyor. Rusya koridor sayesinde Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan arasındaki ilişkilerde ve Türkiye’nin Türk dünyasına karadan ulaşımında da söz sahibi oluyor.

Rusya’nın Zengezur Koridoru’na hâkim olması tartışmaların biçimi ve zemini de değiştiriyor. Bu durum, Zengezur Koridoru’nu Turan Koridoru ve Turan’ın Kapısı gibi yorumların gerçekleşmesine gölge düşürüyor. Rusya’nın buna fırsat vermesi ihtimal dahilinde değil. Bunun en iyi örneği Laçın koridorunun durumu. Laçın Koridoru Azerbaycan toprağı olmasına rağmen kontrolü Rusya’nın elinde. Rusya, Azerbaycan’a özellikle tır giriş çıkışlarında ciddi sınırlamalar getiriyor. Rusya, benzer bir tutumu Zengezur Koridoru’nda da gösterecektir. Tabii bütün bunlar da Türkiye ve Azerbaycan için Zengezur Koridoru üzerinden Rusya’ya yeni bir bağımlılık anlamına da gelecek.

Rusya, İran’ın Hazar’dan Basra Körfezi’ne en yakın koridor olma iddiasını yok ederek Avrasya coğrafyasından ulaşım imkânlarını kendi nüfuz ve kontrol alanının dışına çıkması olasılığını da yok etmiş oluyor. Rusya’nın koridoru kontrol etmesi Zengezur’a yönelik her tür askerî operasyon imkânını sıfırlıyor.

100 yıl sonra yeniden jeopolitik bir anahtar haline gelen Zengezur Koridoru çok konuşulsa da henüz atılan somut bir adım yok. Ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, taraflar arasında hâlâ koridor meselesi tartışılmaya başlanmış bile değil. Azerbaycan, Zengezur’a çıkan yolları hızla onarıyor ve yenilerini inşa ediyor. Ermeniler diplomatik hamlelerle süreci en kârlı şekilde tamamlamanın peşinde. Rusya’nınsa pek acelesi yok gibi.

Harita Kaynak: TRT Haber

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 25 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

Arif Keskin
Arif Keskin
Arif Keskin - Ortadoğu bölgesi özellikle de İran üzerine çalışmalar yürüten Arif Keskin, İran’daki Azerbaycan’ın Muğan ilçesinde doğdu. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde sürdürdü. Keskin 1999'dan itibaren ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi çeşitli düşünce kuruluşlarında Ortadoğu uzmanı olarak görev yaptı.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

4 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Zengezur Koridoru ve Kafkasya’daki jeopolitik rekabetin dönüşümü

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için bir şart olarak öne sürdüğü, Türk dünyasını kesintisiz kara ulaşımına kavuşturacak Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan için anlamı ne? Rusya neden istiyor? Ermenistan’ın tutumu ne? İran neden itiraz ediyor? Arif Keskin yazdı.

Kasım 2020’de Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sonrası, Güney Kafkasya’da dengeler değişti. Savaş sonrası dönem yeniden şekillenirken, o güne dek adı sadece Azerbaycan kamuoyunun gündeminde olan Zengezur, uluslararası siyasal tartışmaların odağına yerleşti.

44 günlük savaş sonrası yapılan ateşkes anlaşmasının 9. maddesinde, Nahçıvan-Bakü arasında ulaşım imkânlarının öngörülmesinin, tarihî olarak Azerbaycan toprağı olsa da 1920’lerde Sovyetlerin hamlesiyle Ermenistan’a bağlanan ve halen de Ermenistan sınırları içerisinde kalan, Azerbaycan ile Nahçıvan’ın kara bağlantısının kesilmesine sebep olan, yaklaşık 43 kilometrelik Zengezur Koridoru’nu gündeme getireceği malumdu.

İşin ilginç olan tarafı, Zengezur, geçen yüzyılda da bu tarihlerde tartışmaların merkezindeydi. SCCB, 1920’de Kafkasya’yı şekillendirirken Zengezur, bu jeopolitik tasarımın asli bölgelerinden biriydi. Bugünkü jeopolitik önemini ise şöyle özetlemek mümkün: Eğer koridor açılırsa, Nahçıvan Özerk Bölgesi ve Azerbaycan arasında bugüne kadar olmayan karasal bağlantı sağlanmış olacak. Türkiye’den Orta Asya’ya kadar kesintisiz kara ulaşımı da yapılabilecek, bu sebeple koridora ‘Turan Koridoru’ diyenler de var.

Son günlerde Zengezur Koridoru’yla ilgili olumlu sinyaller öne çıkıyor. Ancak İran’ın rahatsızlığının yanı sıra Ermenistan’ın alternatif güzergâh planları olduğuna dair iddialar, sürecin yavaş ilerlemesi gibi pürüzler de ortada. Ancak Azerbaycan ve Türkiye son derece istekli, Rusya da durumdan memnun görünüyor.

Azerbaycan milli kimliğinde Zengezur neden önemli?

Zengezur, Azerbaycan için sadece Nahçıvan’a açılan bir kapı değil, Azerbaycan tarihinde ve milli kimliğinde çok özel bir yeri var. Bu açıdan bakıldığında, Zengezur tartışmalarını sadece günümüze ait olduğunu düşünürsek büyük bir yanılgının içine girmiş oluruz. Zengezur’un kaderi, 20. yüzyılın başında SSCB’nin Kafkasya’yı yeniden şekillendirme sürecinde merkezi konuma yerleştirmesiyle belirlendi ve günümüze kadar uzanan tartışmaların da temeli atıldı.

Aslında önceleri Zengezur; Zengilan, Kubadlı ve Laçın’ı da kapsayacak şekilde Nahçıvan’dan Karabağ’a uzanan geniş bir bölgeydi. Zengezur’un kaderi, 1920’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti devrilip sosyalist hükümet kurulunca değişmeye başladı. SSCB yöneticileri ilk başta tarihi Zengezur olarak bilinen bölgenin tümüyle Ermenistan’a verilmesini hedefleseler de daha sonra bundan vazgeçip Zengezur’u ikiye böldüler. Batı Zengezur Ermenistan’a verildi, Doğu Zengezur ise Azerbaycan’ın bir parçası olarak kaldı.

1933’ten itibaren Zengezur ismi de resmî olarak haritalardan silindi ve unutturulmaya çalışıldı. İşte bu çabalar da Zengezur’u Azerbaycan Türk milliyetçiliğinin önemli bir hedefine dönüştürdü. Bu süreçte tepkisel olarak Zengezur’un Azerbaycan tarihi toprakları olduğu ve ana vatana geri döndürülmesi gerekliliği, milliyetçi bir istek olarak güçlenerek gelişti. Azerbaycan milliyetçi literatüründe Ermenistan, ‘Batı Azerbaycan’ olarak adlandırılır. Azerbaycan milliyetçiliğinin Batı Azerbaycan idealine göre, Ermenistan olarak adlandırılan devletin arazilerinin Azerbaycan’a ait olması nedeniyle geri alınması gerekir. İşin en önemli noktası; Batı Azerbaycan mefkûresinde Zengezur konusu ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

SSCB’nin Zengezur’u bölme ve adını haritadan silme girişimleri, Batı Azerbaycan fikri, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı, Karabağ ve diğer ilçelerin işgali Zengezur konusunu Azerbaycan’da toplumsal bir hale dönüştürüldü.

Azerbaycan neden istekli?

Azerbaycan devlet olarak Zengezur üzerinde tarihi hak iddiasını korusa da bugün itibariyle hedefi Batı Zengezur’u Azerbaycan toprağına katmak değil. Çünkü Zengezur’a dönük muhtemel bir askerî operasyon, her şeyi altüst edebilir; Rusya ve Batılı güçleri Azerbaycan’a karşı harekete geçirebilir.

Ayrıca Azerbaycan hâlâ Karabağ konusunu tam anlamıyla çözebilmiş değil. Bugün itibariyle Karabağ’ın %70 civarındaki bölümünün Rusya barış gücünün kontrolünde olması Azerbaycan’ın Zengezur Koridoru’nda da sınırlılıklarının açık tezahürü.

Azerbaycan’ın öncelikli niyeti, karasal olarak Nahçıvan ve Türkiye’ye ulaşma imkânı elde ederek Nahçıvan’ın jeopolitik olanaklarını canlandırıp onu kuşatılmışlıktan kurtarmak. Nahçıvan’ın Azerbaycan’la kara bağlantısı olmaması hem Azerbaycan’ın hem Türkiye’nin hareket kabiliyetini düşürüyor. Bu kopukluk, Azerbaycan’ı ve dolaysıyla Nahçıvan’ı İran’a bağımlı hale getiriyor. Nahçıvan ayrıca Kafkasya’da ticari transit ve enerji güzergâhları tartışmalarından dışlanıyor. Üstelik Azerbaycan’ın enerji ve transit imkânlarından Gürcistan ve İran yararlanırken Azerbaycan’ın parçası olan Nahçıvan göreli olarak mahrum kalıyor.

Azerbaycan kendisini Rusya, Kafkasya ve Orta Asya yol ve enerji transitinin merkezine çevirerek Avrasya coğrafyasındaki önemini artırma, enerji koridoru konusunda özellikle de Hazar ve çevresi tartışmalarında merkez olma arzusunu, Türkiye ve Türk dünyası arasında her açıdan köprü olma hedefini taşıyor.

Azerbaycan, Zengezur Koridoru’nu bölgesel istikrar, refah, işbirliği ve barışın temellerinden biri olarak sunuyor. Zengezur’u, Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirmek, kalıcılaştırmak ve İkinci Karabağ Savaşı’ndaki kazanımlarını güvence altına alacak yararlı bir jeopolitik imkâna dönüştürme amacını da taşıyor.

İran neden tepkili?

İran, Zengezur Koridoru’na açıkça karşı. Bu projeyi bilinçli, iradî ve belli bir küresel plan çerçevesine ona karşı yapılmış operasyon olarak yorumluyor. Tahran’ın zihninde Zengezur, sade bir koridorun ötesine geçerek ülke sınırlarını değiştirmek isteyen kötü niyetli, geniş ve çok boyutlu uluslararası bir komployla özdeşleşmiş durumda. İran’a göre Zengezur Koridoru, Ermenistan-İran kara sınırlarını ortadan kaldıran, Tahran’ın dünyaya açılmasını engelleyen ve onun İsrail gibi düşman olarak tanımladığı ülkeler tarafından kuşatılmasına imkân sağlayan projeden başka bir şey değil.

İran açısından Zengezur Koridoru, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında İran’ı dışlayan Kafkasya denkleminin somutlaşması anlamına geliyor. İran’a göre, koridorun açılması halinde İran’ın Azerbaycan ve Ermenistan ilişkilerindeki “ayrıcalıklı konumu”nun sarsılması, Azerbaycan’ın Nahçıvan’a ulaşmak için İran’a olan ihtiyacının azalması, İran’ın Nahçıvan dahil Azerbaycan’la olan ekonomik, siyasi ve diğer ilişkilerinin zayıflaması gibi riskler var.

Nahçıvan ve Azerbaycan arasında doğrudan bir kara yolu olmaması nedeniyle ikisi arasındaki bağlantı hep İran üzerinden sağlanıyor. Benzer durum, Türkiye’den çıkan ve Orta Asya’ya kara yoluyla giden kamyonlar için de geçerli. Koridor, bu ayrıcalıklı konumu sarsacak, transit geçişlerden alınan yüklü miktardaki paraları, daha da önemlisi stratejik önemi de azaltacaktır.

Zengezur Koridoru’nun açılmasını Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmenin bir yolu olarak da düşünen Türkiye, koridor açıldığında Ermenistan’ın Batı’ya açılan kapısı olacak. Bu da İran’ın Ermenistan pazarında ticaret yapma imkânını azaltarak Türkiye’nin Ermenistan piyasasına hâkim olma ihtimalini doğuracaktır. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Türkiye’nin Kafkasya’daki etkinliğini artırırken, İran’ın özellikle Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu da azaltacaktır. İran’ın Hazar’dan Basra Körfez’ne uzanan enerji koridoru olma yönündeki bütün çabalarını boşa düşürecektir. ABD ve İsrail ile bölgesel rekabette yenilmiş olacak ve bu da nükleer gibi konularda elini zayıflatacaktır.

Ayrıca İran, Zengezur Koridoru’nun; Türkçü-Turancıların tarihî arzusunun gerçekleşmesine ve Türkçülüğün güçlenmesine zemin yaratacağını, Azerbaycan’ın İran’a ihtiyacının azalmasıyla ona karşı daha saldırgan davranma imkânı bulacağını, Azerbaycan’ın ekonomik olarak güçlenmesinin İran’daki en büyük etno-milli gruplardan sayılan Türkler için Azerbaycan’ı çekim merkezine dönüştürebileceğini, bütün bunların da Güney Azerbaycan Milli Hareketi olarak bilinen İran’daki Azerbaycan Türklerinin milliyetçi hareketini güçlendirebileceğini de düşünüyor.

Ermenistan’ın hesabı ne?

Ermenistan, İkinci Karabağ Savaşı’nı kaybetse de yeni doğmuş amorf süreçte önemli bir konuma geldi. Azerbaycan ve Türkiye’nin savaştaki kazanımlarını ve Karabağ zaferini çok yönlü jeopolitik kazanıma dönüştürmelerinde Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmeleri çok önemli bir unsur olacaktır. Öte yandan İran’ın Zengezur koridorunu zayıflatmak için Basra Körfezi’nden Gürcistan’a uzanan bir güzergâh oluşturma isteği ve girişimi Ermenistan’ın jeopolitik öneminin arttığının da göstergesidir.

Zengezur Koridoru, Ermenistan’a kendisinin ördüğü jeopolitik kuşatmadan çıkış yolu sunuyor. Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini düzelterek Kafkasya’da doğmakta olan süreçten yararlanması için jeopolitik bir olanak sunuyor. Kuşatmadan kurtulmuş Ermenistan, istediği göreli ekonomik refahı, zenginliği, güvenliği, gelişmiş demokrasi ve Batı’yla iyi ilişkileri geliştirme imkânına kavuşabilir, işsizlik ve kitlesel yoksulluğu yok ederek insan göçünü engelleme fırsatı bulabilir.

Zengezur Koridoru, Ermenistan’ın İran ile ilişkilerini dengeleme fırsatı da veriyor. Erivan yönetimi, İran-Ermenistan ilişkilerinin Ermenistan’ın Batı ülkeleri, özellikle de ABD nezdinde imajını zedelediğinin farkında. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın dış politikadaki hedeflerinden biri de Ermenistan’ın İran’la olan ilişkilerini Erivan’ın Batı’yla olan ilişkilerine zarar vermeyecek şekilde yeniden dizayn etmek. Zengezur Koriduru Ermenistan’a bu imkânı da sunuyor.

İkinci Karabağ Savaşı’nın gözden kaçan en önemli konularından biri Ermenistan’ı İran, Türkiye ve Rusya gibi bölge ülkelerinin çatışmalı rekabet alanı olmaktan çıkarmak isteyen Paşinyan’a çok önemli bir fırsat sunması. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali etmesi, Türkiye ve Gürcistan ile ihtilafları onu yalnızlığa mahkûm ederek siyasal manevra kabiliyetini yok etmişti. Bu durum Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı, İran’a karşı zayıf, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ile kuşatılmış ülke konumuna düşürmüştü. Paşinyan bu süreci değiştirerek iç ve dış politikada yeni fırsatları elde etme arayışında. İkinci Karabağ Savaşı ve Zengezur Koridoru Paşinyan’a bu durumu değiştirme olanağı yaratıyor.

Ermenistan’ın ateşkes anlaşması nedeniyle Bakü-Nahçıvan arasında güzergâh açma zorunluluğu olsa da Paşinyan açısından bunu gerçekleştirmesinin önünde ciddi zorluklar da mevcut. İran’ın baskısı ve Rusya’daki bazı çevrelerin arzuları nedeniyle Ermenistan’da alternatif güzergâh tartışmaları ve arayışları da var. Zengezur’a alternatif olarak düşünülen yolların Ermenistan’ın orta bölgelerinden geçmesi nedeniyle uzun oluşu, Azerbaycan ve Türkiye’nin isteksizliği, maliyet ve finans sorunu, zaman meselesi, güvenlik ve hukuki sorunlar gibi çok çeşitli problemleri de beraberinde getiriyor. Yukarıdaki faktörler de Zengezur Koridoru’nun şansını artırıyor.

Türkiye neden istiyor?

Zengezur Koridoru’nun Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin boyutlarını, niteliğini, mahiyetini değiştireceği ve Türkiye’nin Kafkasya siyasetinin dönüşümüyle sonuçlanacağı açık.

Bu sayede, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki soy bağı üzerinden inşa edilen kader ortaklığı, koridorun inşasıyla ulaşım ve enerji gibi konularda da kader ortaklığına dönüşecektir. Azerbaycan-Türkiye’nin Kafkasya’daki ekonomik, askerî, siyasi, enerji ve ulaşım gibi alanlardaki işbirliği de artarak çeşitlenecektir.

Zengezur Koridoru, Türkiye’nin Kafkasya’da Rusya’ya ama özellikle İran’a karşı yürüttüğü tarihî rekabette önemli bir mesafe kat edebileceği anlamına geliyor. Bu geçiş, Türkiye’nin İran üzerinden Orta Asya’ya gönderdiği tırlar için de yeni bir alternatif oluşturacaktır. Bu alternatifin ekonomik değerlendirmesi tam yapılamasa da Türkiye’nin İran’a bağımlılığı azalacak ve İran’a karşı pazarlık imkânı doğacaktır. Üstelik Ankara’nın Bakü’ye ulaşımda İran’ın önemini azaltacaktır.

Üstelik Türkiye’nin Azerbaycan’la Hazar Denizi üzerinde geliştirebileceği projeler nedeniyle doğu-batı, güney-kuzey koridoru ve enerji transiti tartışmalarında merkezi konuma yükselme ihtimali de var.

Koridor sayesinde Türkiye’nin Nahçıvan’a olan yatırımları artacak ve Türkiye-Nahçıvan ilişkileri yeni bir sürece girecektir. Türkiye’nin Kafkasya sınırlarındaki illeri ekonomik olarak güçlenecektir.

Koridor sadece Türkiye’nin Azerbaycan’la değil, Türkiye-Rusya ilişkilerinde de enerji, ulaşım, taşımacılık çeşitli iş birliği alanları doğuracaktır.

Zengezur Koridoru, Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini veya en azından kapıların açılmasını zorunlu kılıyor. Koridorunun açılması Türkiye-Ermenistan ilişkilerin iyileşmesi için önemli bir test alanı olacaktır.

Rusya neden engellemiyor?

Rusya’nın Zengezur Koridoru’nu istediği, Rusya tarafından kaleme alınan Ermenistan-Azerbaycan arasındaki imzalanan 10 Kasım 2020 Ateşkes metninden açık şekilde anlaşılıyor. Ateşkes metninde Ermenistan’ın Hankendi’ne ulaşması için açılan Laçın koridoru karşılığında Azerbaycan’ın Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a ulaşması öngörülüyor. Metin, her iki koridorun güvenliğinin Rusya tarafından sağlanacağını da belirtiyor.

Rusya, Laçın ve Zengezur koridorları aracılığıyla Kafkasya’da gelenekselleşmiş etkinliğini yeni dönemde de tescillemek ve bunun için de Kafkasya’dan geçen bütün transit, ulaşım, enerji hatlarını bir jeo-stratejik imkân olarak kendi iradesi çerçevesinde şekillendirmek istiyor. Rusya koridor sayesinde Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan arasındaki ilişkilerde ve Türkiye’nin Türk dünyasına karadan ulaşımında da söz sahibi oluyor.

Rusya’nın Zengezur Koridoru’na hâkim olması tartışmaların biçimi ve zemini de değiştiriyor. Bu durum, Zengezur Koridoru’nu Turan Koridoru ve Turan’ın Kapısı gibi yorumların gerçekleşmesine gölge düşürüyor. Rusya’nın buna fırsat vermesi ihtimal dahilinde değil. Bunun en iyi örneği Laçın koridorunun durumu. Laçın Koridoru Azerbaycan toprağı olmasına rağmen kontrolü Rusya’nın elinde. Rusya, Azerbaycan’a özellikle tır giriş çıkışlarında ciddi sınırlamalar getiriyor. Rusya, benzer bir tutumu Zengezur Koridoru’nda da gösterecektir. Tabii bütün bunlar da Türkiye ve Azerbaycan için Zengezur Koridoru üzerinden Rusya’ya yeni bir bağımlılık anlamına da gelecek.

Rusya, İran’ın Hazar’dan Basra Körfezi’ne en yakın koridor olma iddiasını yok ederek Avrasya coğrafyasından ulaşım imkânlarını kendi nüfuz ve kontrol alanının dışına çıkması olasılığını da yok etmiş oluyor. Rusya’nın koridoru kontrol etmesi Zengezur’a yönelik her tür askerî operasyon imkânını sıfırlıyor.

100 yıl sonra yeniden jeopolitik bir anahtar haline gelen Zengezur Koridoru çok konuşulsa da henüz atılan somut bir adım yok. Ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, taraflar arasında hâlâ koridor meselesi tartışılmaya başlanmış bile değil. Azerbaycan, Zengezur’a çıkan yolları hızla onarıyor ve yenilerini inşa ediyor. Ermeniler diplomatik hamlelerle süreci en kârlı şekilde tamamlamanın peşinde. Rusya’nınsa pek acelesi yok gibi.

Harita Kaynak: TRT Haber

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 25 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

Arif Keskin
Arif Keskin
Arif Keskin - Ortadoğu bölgesi özellikle de İran üzerine çalışmalar yürüten Arif Keskin, İran’daki Azerbaycan’ın Muğan ilçesinde doğdu. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde sürdürdü. Keskin 1999'dan itibaren ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi çeşitli düşünce kuruluşlarında Ortadoğu uzmanı olarak görev yaptı.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

4 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

4
0
Would love your thoughts, please comment.x