Bugünlerde İsrail içinde ve küresel istihbarat camiasında epey yoğun bir biçimde tartışılan bir atama var: Tüm kariyerini tank komutanlığında geçirmiş 49 yaşındaki Tuğgeneral Roman Gofman İsrail’in dış istihbarat teşkilatı Mossad’ın başına getirilecek olması.
İsrail içinde yapılan itirazlar atamayı durdurmazsa Gofman 2 Haziran’dan itibaren Mossad Başkanı olacak.
Onun bu kadar çok tartışılmasının nedeni ise geçmişte yaptığı bazı operasyonlar ve askerî birimlerin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin çeşitli makalelerde çizdiği entelektüel çerçeve. Gofman, komutanların siyasi iradenin tutumuna bakarak, durumdan vazife çıkartıp harekete geçmesi gerektiğini savunuyor. Onun bu yaklaşımını Mossad’a taşıma ihtimali onun yönetimindeki İsrail dış istihbarat örgütünün neler yapabileceği konusunda bazı çevrelerde endişeye yol açıyor.
Görevdeki Mossad şefi David Barnea halefine açıkça karşı çıkıyor. Üst düzey atamaları denetlemekle görevli komite Gofman’ı 3-1 oyla onayladı—komite başkanı emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Asher Grunis resmi bir muhalefet görüşü sundu. Başsavcı yasal kaygılarını bildirdi. Ayrıca, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin müdahale etmesi bekleniyor, hukuk uzmanları atamanın engellenebileceğini öngörüyor.
Bu endişeyi yaratan şey, yalnızca Gofman’ın kişisel yaklaşımı değil, aynı zamanda Mossad’ın olağanüstü denetimsizliği.
Mossad, İsrail’in geniş güvenlik aygıtının unsurları olan ordusu, iç güvenlik istihbarat servisi Şin Bet ve ulusal polisten tamamen farklı statüde duran bir kurum zira herhangi bir yasal çerçeve olmadan faaliyet gösteriyor. Genel müfettiş yok. Resmi parlamento gözetimi yok. Düzenleyici bir kurum yok. Yalnızca hükümet kararları ve geleneklere dayanarak var oluyor, doğrudan başbakana rapor veriyor.
Gofman’ın farklı geleneği
İşte bu denetimsiz yapının başına geçmesi beklenen Roman Gofman farklı bir gelenekten geliyor. Ordu’nun istihbarat kökenli operasyonlarında yer almış olsa bile, Mossad’ın yapısı içindeki istihbarat operasyonlarını yönetme tecrübesi yok. Ajan yönetme deneyimi yok, gizli operasyonlarda geçmişi yok. CIA ve diğer Batılı istihbarat servisleriyle koordinasyon için kritik öneme sahip dil olan İngilizce’yi konuşmuyor.
Gofman’ın sahip olduğu nitelikler ise görmeye alışık olduğumuzdan epey farklı; açık yetkilendirme olmamasına rağmen, “Ülkeyi yönetenler herhalde bunu demek istedi” üzerinden, yani politika yapıcıların ‘algılanan iradesi’ üzerinden komutanların eyleme geçmesi gerektiğini savunan makaleler yazarak bu görüşünü entelektüel çerçeveye oturmuş biri. Ayrıca Başbakan Benjamin Netanyahu’nun sarsılmaz kişisel desteğine sahip.
Kurumsal anomali
Mossad’ın benzersiz statüsünü anlamak için İsrail’in istihbarat mimarisini bilmek gerekir. Şabak olarak da bilinen Şin Bet iç güvenlikten sorumludur. Şabak terörü önleme, karşı casusluk ve işgal altındaki bölgelerde istihbarat toplama misyonuna sahiptir. Aman ise İsrail Ordusu IDF’in askerî istihbaratına verilen isimdir. Mossad ise genelde dış istihbarat, gizli operasyonlar ve İsrail’in sınırları dışındaki tehdit değerlendirmelerinden sorumludur.
Fakat bütün bu istihbarat kurumları arasında yalnızca Mossad bu yazının girişinde de belirtildiği üzere yasal bir çerçeve olmadan faaliyet gösteriyor.
Üst düzey bir savunma kurumu yetkilisi, 12 Nisan’da İsrail’de yayınlanan ana akım gazetelerden biri olan Maariv’e konuşurken riskleri açıkladı: “Mossad başkanının diğer kuruluş başkanlarından farklı bir statüsü var ve bu nedenle özellikle yüksek kişisel ve profesyonel standartları karşılaması gerekiyor.”
Aynı savunma kaynağının hatırlattığı gibi, kurum, hiçbir aracı gözetim olmaksızın doğrudan başbakana bağlı bir biçimde yönetiliyor.
Bu durum tarihsel sebeplerden kaynaklanıyor. Mossad 1949’da kurulduğunda, İsrail devleti henüz iki yaşındaydı ve resmî yasal çerçeveler hâlâ geliştiriliyordu. Kurumun son derece hassas doğası ve görev tanımı: yabancı topraklarda operasyonlar, suikastler, gizli ilişkiler, belirgin bir şekilde yasal belgelemeye dirençli görülüyordu. Onlarca yıl boyunca bu durum sürdü çünkü sistem işliyor gibiydi. Mossad şefleri istihbarat topluluğundan geliyordu; onlarca yıllık gizli hizmet kültüründe yetişmişlerdi ve belirli iç kontroller işlevsel olarak kabul ediliyordu.
Bu uygulama biçimi, belirli pozisyonları kimin sahip olduğuna bağlı olarak karakter ve muhakemeye olağandışı bir bağımlılık yaratıyor. Yapısal güvencelerin olmadığı yerde, kişisel dürüstlük tek koruyucu ağ haline geliyor. Atamasına karşı çıkanlar için Gofman’ın belgelenmiş davranışları da bu açıdan endişe verici bir gerçeklik.
Görevdeki Mossad şefi David Barnea, Gofman’ın operasyonel geçmişi hakkında röportaj yaparken bunu açıkça ifade etti: “Kaynak yönetmek bir meslektir. Orduda bununla ilgilenen bir birim vardır. Bir komutan prosedürleri veya askerî hukuku atlamaya karar verdiğinde, bunun çok önemli sonuçları vardır.” Düzenleyici prosedürlerin hiç olmadığı Mossad’da, bu sonuçlar katlanarak daha tehlikeli hale gelebileceğini ima ediyor.
İki yetkisiz operasyon
Şu anda Netanyahu’nun askerî sekreteri olan Gofman, Gazze’de askerî yönetim kurulmasını öneren bir memo yazdı ve Savunma Bakanlığı’nı devre dışı bırakan bir insani yardım dağıtım planı geliştirdi.
Gofman’ın sicili, resmî yetkilendirme olmadan operasyon yürütmenin belgelenmiş iki örneğini daha içeriyor ve her ikisi de atamasına yönelik resmî itirazlarda önemli yer tutuyor.
Filistinli ajan ağı
Gofman, Batı Şeria’da Etzion Tugayı’nı komuta ederken, bir Filistinli ajan ağı kurdu ve yönetti. Bu ağı, bu tür operasyonlar üzerinde yasal yetkisi olan iki kurum olan Şin Bet veya Aman’dan onay almadan gerçekleştirdi.
Yüksek atamalara onay veren Grunis Komitesi tutanaklarını belgeleyen Maariv haberine göre, Filistinli ajan ağı, Gofman’ın ‘dürüstlüğü’ hakkında soru işareti yaratan iki birincil olaydan biri olarak belirtiyor. Detaylar gizli, ancak bu operasyonun yetkili istihbarat kurumlarıyla koordinasyon olmadan ilerlemesi, komuta zincirinde ve kurumlar arası protokolde açık bir bozulmayı temsil ediyor.
Elmakias Olayı
İkinci olay daha kapsamlı bir belgelemeye dayanıyor ve Gofman’ın atamasına yönelik yasal itirazların odak noktasını oluşturuyor.
2022’de Gofman Suriye sınırındaki Bashan Tümeni’ni komuta ederken, yetkisi altındaki istihbarat görevlileri, Suriye, İran ve Hizbullah’taki bireyleri hedefleyen bir etkileme operasyonu yürütmek için 17 yaşındaki İsrailli lise öğrencisi Uri Elmakias’ı kullandılar.
Elmakias hiçbir zaman resmî olarak IDF’e kaydolmadı. Aman personelinin yönlendirmesiyle hareket eden sivil ve reşit olmayan biriydi. Şin Bet operasyonu keşfettiğinde, Elmakias’ı tutukladı. Elmakias, casusluk ve yabancı bir ajanla temas suçlamalarıyla itham edildi. Tüm suçlamalardan beraat etmeden önce 18 ay gözaltında ve sorgulamada geçirdi.
Grunis Komitesi’nde Gofman’ın atanmasına muhalefet şerhi koyan başka, Elmakias meselesine sert bir dille işaret ediyor:
“Gofman’ın tümenin bir reşit olmayanı kullandığını bilmediğinden şüpheliyim… İsrailli sivil bir reşit olmayanı istihbarat operasyonlarında kullanmak etik-ahlaki açıdan son derece ciddi bir kusurdur… Gofman’a atfedilmesi gereken ‘dürüstlük’ açısından bir kusurdur.”
Şin Bet soruşturması sırasında Gofman, Elmakias’ı hiç tanımadığını söyledi. Elmakias beraat ettikten sonra, tümenin nasıl bir rol aldığı ve Gofman’ın komuta sorumluluğu daha da netleşti. Gofman resmî bir kınama aldı ancak askerî kariyerine kesintisiz devam etti.
Başsavcı Gali Baharav-Miara da, Elmakias davasını işaret etti ve Gofman’ın konuyu ele alışıyla ilgili yasal endişeleri belirtti. Elmakias’ın avukatları, atamayı engellemek için Yüksek Mahkeme’ye dilekçe vereceklerini duyurdular.
Felsefi çerçeve
Gofman’ın operasyonel sicilini eleştirenler için bu olayların en endişe verici tarafıysa Gofman’ın bunları yazılı olarak ifade ettiği ve savunduğu entelektüel bir çerçeveye oturtması.
Temmuz 2021’de, albay olarak görev yaparken, Gofman IDF’in akademik dergisi Kutuplar Arası Komutanlığın Sahnesi: Komutanın Öğrenme Alanı ve Devlet Adamı Üzerindeki Etkisi‘ başlıklı bir makale yayınladı.
32 sayfalık bu makale, Marksist filozof Slavoj Žižek’in[1]bazı çalışmalarından yola çıkarak askerî komutanların resmî yetkilerinin ötesinde hareket etme hakkı ve sorumluluğuna sahip olduğunu savunuyor.
Gofman, komutanların devlet adamlarını nasıl etkileyebileceğini haritalamak için “söylem alanı” teorik modelini sunuyor. Bu alan iki temel boyut tarafından şekillendiriliyor:
Kişisel Boyut: Komutan ve devlet adamının mizaçları, aralarındaki kişisel geçmişler ve karşılıklı güven. Bu boyutu anlamak, komutanın yaklaşımını devlet adamının özel psikolojisine göre uyarlamasına olanak tanır.
Küresel ve yerel ortam: Karar vericileri çevreleyen daha geniş siyasi, örgütsel, kamuoyu ve medya baskıları. Bir komutan, devlet adamının karşılaştığı siyasi kısıtlamaları ve direnci anlamak için bu ortamı haritalamalıdır.
Gofman’a göre bu alan içinde komutan dört temel etki yöntemi kullanır:
Doğrudan söylem: Resmî toplantılar ve brifingler. Gerekli olmakla birlikte, bu kanal bazen siyasi ortamlar veya devlet adamının mevcut önyargıları tarafından kısıtlanabilir ve komutanın öğrenme için samimi, açık koşullar yaratmasını gerektirir.
Paradigramı sorgulamak: Devlet adamının kabul edilmiş gerçeklik yorumunu agresif bir şekilde sorgulayan alternatif bir mantık sunmak.
Bağlantılar ağı aracılığıyla manevra yapmak: Anlatıyı şekillendirmek ve devlet adamını dolaylı olarak etkilemek için üçüncü tarafları, medyayı kullanmak veya iç koalisyonlar kurmak.
Eylem yoluyla manevra yapmak: Devlet adamını yeni yaratılan bir durumdan ders çıkarmaya zorlamak için yerel girişimler yoluyla sahadaki gerçekliği değiştirmek.
Gofman’ın temel tezi şu: Komutanlar açıkça tanımlanmamış veya yetkilendirilmemiş olsa bile, politika yapıcıların “algılanan iradesini” belirlemeli ve ona göre hareket etmeli. Komutanların yerleşik kanalların dışındaki operasyonları haklı çıkarmak için resmî sistemin dışında bir ‘demirleme noktası’ bulduğu bir ‘söylem alanı’ modeli tanımlıyor.
Makale, güvenlik kurumunun ‘siyasi düzey tarafından verilen görevleri yerine getirmekten daha geniş ve derin bir sorumluluğa’ sahip olduğunu savunuyor. Komutanlar, Gofman’ın yazdığına göre, ‘devlet adamının formüle ettiği politikayı etkilemeli’ ve ‘net bir politikanın tanımlanmadığı karmaşık durumlarda bile manevra yapabilmeli.’
Grunis Komitesi bu makaleyi açıkça bir endişe kaynağı olarak gösterdi. Resmî hükümet karar belgesi, Gofman’ın ‘Komutanlığın Sahnesi’ felsefesine birden çok kez atıfta bulunuyor ve komite bu çerçeve ile bir Mossad şefinin siyasi rehberliğin ötesinde değil, içinde faaliyet göstermesi gerekliliği arasındaki gerilimi belirtiyor.
Gofman’ın diğer bir makalesi de ‘Godel Haşa’a’ Kampanyası: Rutin Güvenlikten Yönetişime Dönüşüm ve Öğrenme Yolculuğu.
Burada liderlik ve “hedef komuta” algısını detaylandıran Gofman, öngörülemeyen krizlere uygun bir liderlik tarzına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Geleneksel “Görev Komutanlığı” yerine “Hedef Komutanlığı” kavramını savunuyor ve ast komutanlara, genel hedefe hizmet ettikleri sürece görevlerini anında değiştirme esnekliği tanıyor. Bütün bu noktalar alt alta konulduğunda, Gofman’ın hedef odaklı olarak esnek ve yeniden inşa edici ve zaman zaman manipülatif bir yol izlemeyi tercih ettiği kolayca görülüyor.
Göçmenin hikayesi
Gofman’ın kişisel hikayesini bilmemiz, nasıl bir lider olacağını anlamamız için gerekli.
2020’de IDF Ulusal Güvenlik Koleji’nde öğrenciyken, ‘Kimlikler Arasında Gidip Gelme: Kişisel Bakış Açısından Rus Aliyasının Özümsenmesi’ başlıklı otobiyografik bir deneme yazdı.
Aliya, İsrail dışındaki ülkelerde yaşayan Yahudilerin İsrail’e göç etmesini tanımlamak için kullanılan ama sözlük anlamı yükselmek olan bir kavram.
Gofman, 30 Kasım 1976’da Belarus’un Mozyr kentinde doğdu. Ailesi, yaygın antisemitizm nedeniyle Yahudi kimliklerini gizledi. Genç Roman Gofman 13 yaşına kadar Yahudi olduğunu öğrenmedi. Aile Mayıs 1990’da İsrail’e göç etmeden kısa bir süre önce, saldırganların Yahudi bir sınıf arkadaşına “Pis Yahudi!” diye bağırdığı bir okul bahçesi kavgasına tanık oldu. Gofman otobiyografisinde şöyle yazdı: “Doğrusu, ona acıdım. Şimdi ben de onun gibi mi olacaktım?”
Aile, İsrail’de büyük bir Rus göçmen nüfusuna sahip sahil kenti olan Ashdod’a yerleşti. Belarus’ta bir hastaneyi yöneten Gofman’ın babası, İsrail tıbbi sertifikasyon sınavlarına çalışırken inşaat şantiyesi bekçisi olarak çalıştı. Rusça öğretmeni olan annesi, katip ve temizlikçi olarak iş buldu. Genç Roman’ın Rus konuşanların çevrelediği bir ORT meslek lisesi[2] yerine çoğunlukla yerli İsrailli öğrencilerin olduğu bir okula gitmesinde ısrar ettiler.
Asimilasyon çabası acımasızdı. Gofman, Ashdod’da şiddetli göçmen karşıtı tacizi anlatır: ‘Bazı mahalleler Rus gençler için yasaktı çünkü her taraftan küfürler yağıyordu… ORT’ye giderken yolumda böyle bir mahalle vardı—Beit mahallesi, Haham Kook Caddesi… ‘İşte geliyorlar, pis Ruslar!’ İlk saldırıyı biz yapacağımız ve hedefleri biz seçeceğimiz konusunda anlaşmıştık, ama dayağın çoğunu biz yedik. Sayıca bizden fazlaydılar.’
Aynı bağlamda İsrailli bir kızdan aldığı ilk reddi şöyle anlatır: “Çıkamayız. Anlamalısın: Sen Russun, ben İsrailliyim… Siz Ruslar hep aynı kıyafetleri giyiyorsunuz. Bak, üç haftadır aynı ayakkabıları giyiyorsun.” Gofman ayakkabılarını bir çöp kutusuna attı ve yalınayak eve yürüdü.
Sokak şiddetine ve sonunda araba hırsızlığına yöneldi. 17 yaşında polis onu tutukladı. Uyuşturucu bağımlılarıyla bir gece gözaltında geçirdi. Karakolda annesinin yalvarması onu derinden etkiledi: “Romshka, ne olacak? İyi bir asker olman gerekiyor.”
İsrail Savunma Kuvvetleri, kabul edilme yoluna dönüştü. Başlangıçta Zırhlı Kolordu görevini komando olmak istediği için reddettikten sonra ve askerî gözaltında günlerce 800 şınav çekerek geçirdikten sonra, bir tabur komutanı tanklara bir şans vermesi için onu ikna etti. Gofman şöyle yazıyor: “Etrafımda ülkenin her yerinden o kadar çok iyi insan vardı ki, hafta sonu izinlerinde iyi vakit geçirmenin dışında Rus olduğumu unutmaya başladım.”
Ancak rütbelerde yükselirken bile Gofman kültürel boşlukların keskin bir şekilde farkındaydı. Güney Lübnan’daki operasyonlar sırasında, net hedef belirlemesi olmadan bir Lübnan köyüne topçu ateşi emri verdi. Nişancısı sivillere yönelik riski ve IDF değerlerini gerekçe göstererek reddedince, Gofman mermileri komutan pozisyonundan kendisi ateşledi. “Tam bir başarısızlık eseri olduğumu hissettim,” diye yazdı daha sonra. “Bilgi ve kültürel temelimin derinliklerinde büyük bir boşluk hissettim.” Bu boşluğu doldurmak için Batı Şeria’daki bir yerleşim yeri olan Eli Yeşivası’nda Yahudi metinlerini okudu ve İşçi Siyonist ideolojiyi inceledi. Sonucu: “İsrailli olmaya başladım.”
Örüntü
Gofman’ın göçmen geçmişi, aidiyetini kanıtlamak için ömür boyu sürecek bir dürtü yarattı. Gençlik isyanı, algılanan yüksek amaçlara hizmet etmek adına kural ihlali örüntüsünü oluşturdu. IDF’e uyum sağlamakla kişiliği arasındaki mücadelesi sonrasında ‘Komutanlığın Sahnesi’ isimli makalesinde bir doktrine dönüştürdü.
Destekleyenler için bu anlatı, klasik İsrail başarı hikayesini temsil ediyor, kararlılık ve kahramanlık yoluyla yoksulluk ve ayrımcılıktan güvenlik kurumunun en yüksek kademelerine tırmanan göçmen. Gofman’ın 7 Ekim 2023 Hamas saldırısı sırasında Ashdod’dan Sderot’a araba sürdüğü ve bir otoyol kavşağında teröristlerle çatışarak ciddi bir diz yaralanması aldığında gösterdiği kahramanlık bu anlatıyı pekiştirdi.
Eleştirenler de tam da bu noktada dış gözetimi olmayan bir kurumu kimin yönetmesi gerektiğine dair endişelerini ifade ediyorlar. Yetkisiz operasyonları belgelenmiş, resmî yetki ötesinde eylemi haklı çıkaran entelektüel bir çerçeve yayınlamış ve İsrailli kimliğini giderek daha agresif askerî hizmet yoluyla kanıtlamak için elinden geleni yapmış biri, sıfır yapısal hesap verebilirliğe sahip bir pozisyona yerleştirildiğinde neler olabileceğini hayal ediyorlar.
Politik adımlar
Netanyahu’yu 2024’te Gofman’ı askerî sekreteri olarak atadı. Bu pozisyon İsrail için kritik güvenlik bilgilerinin başbakana akışını kontrol eden, İsrail hükümetindeki en hassas görevlerden biri. Gofman’ın bu roldeki performansı görünüşe göre Netanyahu’yu etkiledi.
Gofman’ın komutanların açık yetki olmadan politika yapıcıların algılanan iradesine göre hareket etmesi gerektiği fikri, Netanyahu için çekici olabilir. Karmaşık siyasi koalisyonlarla uğraşan, kamu gözetimi altında olan ve bazen resmi kanallar aracılığıyla uygulaması zor politikalar yürüten Netanyahu için durumdan vazife çıkan bir Mossad şefi değerli olabilir.
Öte yandan, Gofman’ın istihbarat topluluğu dışından gelişi bir zafiyet değil, bir özellik olabilir. Geleneksel Mossad kadrosu Netanyahu’nun özellikle İran ve Filistinlilerle ilgili bazı politikalarına karşı direnç gösterdi. Kurumun dışından gelen bir kişi, yerleşik ağları veya kurumsal sadakati olmadan, başbakanın gündemine daha uyumlu olabilir.
Nihayetinde, Gofman’ın 7 Ekim kahramanlığı politik olarak da değerli. Netanyahu, İsrail tarihinin en ölümcül terör saldırısındaki güvenlik başarısızlığı nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalmışken, kişisel kahramanlık sergilemiş birini atayarak kafaları karıştırmayı hedefliyor olabilir.
Bundan sonra ne olacak?
Mayıs 2026 sonları itibarıyla, atama 2 Haziran için planlanmaya devam ediyor. Eğer Yüksek Mahkeme Elmakias dilekçesini değerlendirmeyi kabul ederse, atama aylarca geciktirilebilir. Barnea’nın görev süresinin uzatılması gerekecek, bu da belirlenmiş halefine açıkça karşı çıkan görevdeki bir şefin geçiş dönemi boyunca görevde kalacağı tuhaf bir durum yaratacak.
Mahkeme atamayı engellemek için karar verirse, Netanyahu bir sonraki adımda neyle karşılaşır? Barnea süresiz olarak mı kalır? Netanyahu başka bir aday mı bulur? İstihbarat topluluğundan kabul görebilecek başka biri var mı? Yoksa bu durum, Mossad’ın yasal çerçevesizliğinin kendisini ele alan daha geniş bir anayasal krize mi dönüşür?
Bizi ilgilendiren en önemli kısım Mossad’ın işleyişiyle ilgili. Görevdeki şef, denetleme komitesi başkanı ve başsavcının muhalefetine rağmen bu kadar tartışmalı bir atama ilerleyebiliyorsa, Mossad’da ne tür değişimler beklemeliyiz?
Mossad’da şefler istihbarat topluluğunun içinden geldiğinde, onlarca yıllık gizli hizmet ve iç kontroller yoluyla yetiştirildiğinde kontrol dışı yapı işe yaramış olabilir. Gofman farklı bir misyonu temsil ediyor. Kariyeri boyunca net hiyerarşilerin, tanımlanmış düzenlemelerin ve yoğun harici gözetimin olduğu bir ortamda kendini sınırları zorlamak ve yetkilerinin ötesinde hareket etmek üzerinden tanımlamış zırhlı kolordu subayı, eğer bu kısıtlamaların hiçbirinin olmadığı bir organizasyona girerse ne olur?
Belki herkesin aklındaki soruyu sesli ifade edersem, Gofman’lı Mossad döneminde Türkiye – İsrail ilişkileri nasıl bir yöne doğru ilerler ve Orta Doğu’daki gelişmeler ne yöne gider?
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 12 Mayıs 2026’da yayımlanmıştır.
[1] (Demanding the Impossible (2017) ve The Subject Supposed to Believe: Christianity Between Perversion and Subversion (2004))
[2] ORT, İsrail’de mesleki/teknik lise ağıdır ve 1990’larda ağırlıklı olarak Rus göçmen öğrencilerin devam ettiği akademik eğitim veren liselere alternatif oluşturmuş ancak aynı zamanda İsrail toplumuna asimilasyonu engelleyen kültürel bir getto işlevi görmüştür.



