Dünya genelinde giderek daha fazla ülke, çocukların sosyal medya kullanımını yasaklıyor ya da kısıtlamayı değerlendiriyor. 20’den fazla ülke yeni düzenlemeler üzerinde çalışırken Avustralya, Aralık 2025’te 16 yaşından küçüklerin sosyal medya hesabı açmasını yasaklayan ilk ülkelerden biri oldu. Endonezya ve Malezya gibi ülkeler de benzer adımlar attı. Türkiye’de ise 15 yaşından küçükleri kapsayan bir yasak getirildi. Foreign Policy dergisinde yayımlanan yazısında Alexandra Sharp, dünya genelinde çocuklara yönelik sosyal medya kısıtlamalarını inceliyor.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“Avrupa Birliği (AB), geçen ay dünyanın en zengin ve etkili sektörlerinden birini hedef alan iddialı bir açıklama yaptı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Birliğin durumu hakkındaki konuşmasında, “13 yaşından küçüklere sosyal medya yok. 15 yaşından küçüklere kişisel hesap yok” dedi.
Bu plan, AB’yi gençlerin çevrimiçi platformlara erişimini yasaklarla, saat sınırlamalarıyla veya içerik denetimleriyle düzenleyen ülkelerin arasına katılmaya yaklaştırıyor. Yaş kısıtlamalarını izleyen kâr amacı gütmeyen Tech Policy Press’e göre, 60’tan fazla ülke çocukların sosyal medya erişimini kısıtladı ya da bunu değerlendiriyor.
Politikacılar, teknoloji şirketlerini, çocukları platformlarda daha uzun süre tutmak için sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma gibi bağımlılık yaratabilecek tasarım özelliklerinden yararlanmakla suçluyor. Ebeveynler ise şirketlerin çocuklarına ait verileri toplamasından endişeli.
Eski ABD Sağlık Bakanı Vivek Murthy, geçen yıl ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmada sosyal medyanın çocukların sağlığı üzerindeki etkisini, emniyet kemeri ve hava yastığı bulunmayan araçlarla hız sınırı ve trafik ışığı olmayan yollarda seyahat etmeye benzetti.
Aralık 2025’te Avustralya, 16 yaşından küçüklerin sosyal medya hesabı açmasını yasakladı. Ekim ayı itibarıyla Avustralyalı ebeveynlerin yüzde 82’si bu tür kısıtlamaları destekliyordu. Çevrimiçi şeffaflık alanında çalışan Digital Policy Alert’in müdür yardımcısı Tommaso Giardini, bu kararın bir “domino etkisi” başlattığını söylüyor.
Brezilya’dan Malezya’ya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar birçok ülke, Facebook, Instagram, TikTok, Twitch, X ve YouTube gibi platformlara çocukların erişimini sınırlayan düzenlemeler getirdi. Çocukları koruma fikrini benimsetmek kolay olsa da asıl güçlük, hangi yöntemin uygulanacağına karar vermek.
Avustralya modeli: Yaş sınırı çözüm olabilir mi?
Avustralya modeli, en basit ve en katı yaklaşımlardan biri. Sosyal medya hesabı açmak için en az 16 yaşında olmak gerekiyor; ebeveynler çocukları adına izin veremiyor.
Sydney Üniversitesi profesörü Terry Flew, yaş sınırlarının avantajını şöyle açıklıyor: Herkes kuralı biliyor. Bu yaklaşım, alkol ve tütün ürünlerine yönelik yaş sınırlamalarına benziyor.
Endonezya da Avustralya’nın ardından benzer bir yasak getirdi. Ancak 13 yaşından küçüklerin yaşlarına uygun platformlara erişmesine, 13-15 yaş grubundakilerin ise ebeveyn izniyle düşük riskli siteleri kullanmasına izin veriyor. Avusturya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İspanya ve Türkiye de farklı koşullarla yaş temelli düzenlemeleri kabul etti veya tartışmaya açtı.
Giardini’ye göre bu yöntem, devletin çocukların hangi platformda kaç dakika geçireceğini tek tek belirlemesinden daha az müdahaleci algılanabiliyor.
Ancak yasakların etkinliği tartışmalı. Avustralya hükümetinin mart ayında yayımladığı rapora göre, yasa öncesinde çocukları sosyal medya kullanan ebeveynlerin yaklaşık yüzde 70’i, hesapların kaldırılması talimatına rağmen çocuklarının hesaplarının hâlâ etkin olduğunu belirtti. İngiltere gibi ülkelerde de yasakları aşmaya çalışan gençler arasında sanal özel ağ (VPN) kullanımının arttığı bildirildi.
Avustralya, haziran ayında kuralları uygulamayan şirketlere yönelik azami para cezasını yaklaşık 34 milyon dolardan 68 milyon dolara çıkaracağını duyurdu. Ancak Facebook’un yıllık gelirinin 200,97 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, bu ceza şirketin gelirinin yalnızca yüzde 0,03’üne karşılık geliyor.
Üstelik çocuk hakları savunucuları, özellikle kendini toplumdan dışlanmış hisseden gençlerin çevrimiçi destek kaynaklarından mahrum kalabileceği uyarısında bulunuyor. Yetişkinler de yaşlarını kanıtlamak için kimlik bilgilerini paylaşmanın mahremiyetlerini tehlikeye atmasından kaygılanıyor.
Sydney Üniversitesi Yapay Zekâ, Güven ve Yönetişim Merkezi eş direktörü Francesco Bailo’ya göre erişimi yasaklamak, platformların bağımlılık yaratabilecek algoritmalarını düzenleme sorununu çözmüyor. Estonya Eğitim Bakanı Kristina Kallas da çocukların değil, hükümetlerin ve şirketlerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor.
Çin modeli: Ekran süresini kim belirlemeli?
Çin, çevrimiçi içeriği kısıtlama konusunda uzun bir geçmişe sahip. Ülkede 2002’den itibaren 18 yaşından küçüklerin internet kafelere girmesi yasaklandı. Nisan 2025’te başlatılan ülke çapındaki “çocuk modu” uygulamasıyla denetimler daha kapsamlı hâle geldi.
Avustralya’nın sürekli geçerli yaş sınırından farklı olarak Çin modeli; yaşa, haftanın gününe ve saate göre değişen kurallar getiriyor. 18 yaşından küçüklerin gece 22.00 ile sabah 06.00 arasında zorunlu olmayan internet uygulamalarını kullanması yasak. Gündüz ekran süresi yaşa göre 40 dakika ile iki saat arasında değişiyor. Cihazların her 30 dakikada bir mola hatırlatması yapması, içeriklerin yaşa göre düzenlenmesi ve ebeveynlerin çocuklarının faaliyetlerini izleyebilmesi de sistemin parçaları.
Oslo Üniversitesi profesörü Fengshu Liu, Çin’in çocukların internet kullanımını düzenlemek için kapsamlı bir mekanizma kurduğunu belirtiyor. Ancak sistem cihazlar üzerinden çalıştığı için etkinleştirilip etkinleştirilmeyeceğine ebeveynler karar veriyor. Liu’ya göre bu durum, uygulamanın ailelerin dijital okuryazarlık, eğitim ve gelir düzeylerine göre değişmesine yol açıyor.
AB de benzer bir yaklaşımı değerlendiriyor. Temmuz ayında yayımlanan bir rapor, 13 yaşından küçüklerin sosyal medyaya yalnızca ebeveyn gözetiminde ve süre sınırlamasıyla erişmesini önerdi. Von der Leyen, eylül ayında 13-14 yaş grubuna yönelik, ekran süresini kısıtlayan ve yabancılarla teması azaltan “mini hesaplar” fikrini gündeme getirdi.
Çin, sosyal medyanın yanı sıra video oyunlarını da sıkı biçimde düzenliyor. Niko Partners araştırma direktörü Daniel Ahmad’ın aktardığına göre, 2021’den beri 18 yaşından küçükler oyunları yalnızca cuma, cumartesi, pazar ve resmî tatillerde, 20.00-21.00 saatleri arasında oynayabiliyor; haftalık toplam süre üç saati aşamıyor.
Uygulamalar, yaş doğrulaması için ülke çapındaki vatandaş veri tabanıyla bağlantılı yüz tanıma teknolojilerinden yararlanabiliyor. Buna rağmen VPN veya ithal diskler üzerinden erişilebilen oyunlar gibi boşluklar bulunuyor. Niko Partners’ın 2022 tarihli raporuna göre, kısıtlamaların ilk yılında genç oyuncuların yüzde 29’u izin verilen sürenin dışında oyun oynamayı sürdürdü. Bu grubun yüzde 82’si yetişkin hesabı kullandı.
Hindistan modeli: Her eyalet kendi kuralını mı koymalı?
Avustralya ve Çin ülke çapında düzenlemeler uygularken Hindistan, eyaletlerin kendi kararlarını almasına izin veriyor. Ocak ayında Goa yaş sınırlamalarını değerlendiren ilk eyalet oldu. Mart ayında teknoloji merkezi Bengaluru’nun bulunduğu Karnataka, 16 yaşından küçüklere sosyal medya yasağı ilan etti. Andhra Pradesh ise 13 yaşından küçüklerin erişimini sınırlayacak bir yasa taslağı hazırlamayı planladığını açıkladı.
ABD’de de benzer bir yaklaşım görülüyor. Kaliforniya, 2022’de çocuklara uygun çevrimiçi tasarım kurallarını zorunlu kılan ilk eyalet oldu. Colorado, Minnesota ve New York gibi eyaletler sosyal medya platformlarına ruh sağlığıyla ilgili uyarılar gösterme yükümlülüğü getirdi. Başka eyaletler de yaş doğrulamasını zorunlu kılan yasaları kabul etti veya değerlendiriyor.
Digital Progress Institute Başkanı Joel Thayer, eyaletlerin çocukların çevrimiçi güvenliği için farklı önlemleri bir arada kullanmak istediğini belirtiyor. Ancak tercihlerin siyasi iradeye, en acil görülen sorunlara ve hangi yöntemin etkili bulunacağına bağlı olduğunu vurguluyor.
Hindistan’da da yerel düzenlemelerin ebeveynlerin kaygılarına daha hızlı yanıt verebileceği düşünülüyor. Buna karşılık teknoloji avukatı Mishi Choudhary, ülkenin büyüklüğü nedeniyle yasaların uygulanmasında ciddi sorunlar yaşandığını söylüyor. Eyaletler arasındaki farklılıklar, şirketler için belirsizlik yaratıyor; kimlik doğrulama uygulamaları da parçalı bir görünüm sergiliyor.
Hindistan’da yaklaşık 500 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı, 750 milyon akıllı telefon sahibi ve bir milyardan fazla internet kullanıcısı bulunuyor. UNICEF’in 2024 tarihli raporuna göre ülke, dünyanın en büyük genç nüfusuna da sahip.
ABD’de de eyaletler arasındaki farklılıklar benzer sorunlar yaratıyor. Demokrasi ve Teknoloji Merkezi Özgür İfade Projesi Direktörü Kate Ruane, kullanıcıların coğrafi konumunu belirlemenin güçlüğüne dikkat çekiyor. Bir eyalet sınırının hemen ötesinde yaşayan biri, kendi eyaletinde geçerli olmayan bir yaş doğrulama şartıyla karşılaşabiliyor.
Ruane, sosyal medya kısıtlamalarının yasallığının yakın gelecekte ABD Yüksek Mahkemesinde ele alınabileceğini öngörüyor. Yargıç Brett Kavanaugh da yaş temelli kısıtlamaların Anayasa’nın Birinci Değişikliği’ni[1] ihlal edebileceğini savunan bir görüş bildirdi.
Ülkeler çocukları çevrimiçi risklerden korumak için farklı yollar deniyor. Ancak yaş sınırları, ekran süresi denetimi ve eyalet bazlı düzenlemeler arasındaki tercih, yalnızca çocukların neye erişebileceğiyle ilgili değil. Mahremiyet, ifade özgürlüğü, ebeveyn sorumluluğu ve teknoloji şirketlerinin yükümlülükleri de tartışmanın merkezinde yer alıyor.”
Bu yazı ilk kez 2 Kasım 2026’da yayımlanmıştır.

[1] ABD Anayasası’nın Birinci Değişikliği: İfade ve basın özgürlüğünün yanı sıra din özgürlüğünü, barışçıl toplanma ve hükümete dilekçe verme haklarını korur. Sosyal medya kısıtlamalarına ilişkin tartışmalarda, bu düzenlemelerin ifade özgürlüğü üzerindeki etkisi hukuki değerlendirmelerin bir parçasıdır.



