Bir evden çalışanın “püf noktası” tavsiyeleri

Dünyada giderek yükselen bir eğilim olan ve birçok uzmana göre de, daha verimli olan evden çalışma yöntemi, biz istemesek bile Covid-19 salgını nedeniyle bir anda hayatımıza girdi.

Eskiden yoğun ofis günlerinde, kendimize daha çok zaman ayırabilmek ümidiyle uzak bir hayal gibi görünen evden çalışma metoduyla bir anda karşı karşıya kalınca, çoğumuz hazırlıksız yakalandık.

Bir işverene bağlı olmadan çalışan ya da masa başı işini evden yapanların yöntemi aslında uzunca bir süredir, geleceğin iş modellerinden birisi olarak görülüyordu. 2027 yılında sadece ABD’de, 57 milyondan fazla kişinin bu yöntemle çalışacağı öngörülüyor ki bu da toplam işgücüne katılan insanların %36’sı demek.

Türkiye’de de yer yer uygulanan bu model, koronavirüs salgını nedeniyle yalnızca büyük uluslararası şirketlerin değil birçok şirketin de bir anda yeni çalışma modeli oldu. Kalabalıklardan kaçınmak ve sosyal mesafeyi koruyabilmek için evden çalışma programları hayata geçti. Hatta bu modelin salgından sonra da kalıcı olup olmayacağı bile konuşulmaya başlandı.

Ancak pek çok çalışanın yıllarca kendine daha çok vakit ayırabilme, trafikte daha az vakit geçirme veyahut daha stressiz bir ortamda çalışabilme ümidiyle hayalini kurduğu evden çalışma modelinin de zorlu yanları ve dikkat edilmesi gereken bazı püf noktaları var. Eğer sistem iyi kurulmazsa, evden çalışma yöntemi de son derece stresli, keyifli bir deneyimden çok meşakkatli bir kabusa dönüşebilir.

Bu yazıda uzun zamandır evden çalışan, avantajlarının yanında dezavantajlarını da yaşayan biri olarak bunları elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım.

İlk kural: Disiplin, disiplin, disiplin

Evden çalışmanın olmazsa olmazlarından birisi de kendimizi güçlü bir disiplinin içerisine sokmak. Nasıl olsa evdeyiz, diye yataktan kalktığımız pijamalarımızla çalışma masasına oturmak yanlış ve bir süre sonra çalışmaktan sıkılmanızı sağlayacak bir tercih. Tam aksine, çalışmaya başlamadan önce işe giderken hangi süreci yaşıyorsak o sürecin aynısını yapmalıyız. Mesela işe giderkenki kıyafetlerimizi giyerek masa başına oturursak; sabahları erkenden duşumuzu alırsak, evden çıkmadan önce yaptığımız gibi kahvaltımızı edersek; konsantrasyonumuzun da artacağını net olarak görmemiz mümkün.

Bu rutini takip etmediğimizde ise olacak da belli: Masa başına nihayet otursak bile tembellik etme ihtimali çok yüksek.

Çalışma saatini belirlemek şart

Eğer patron “Benim işimi yap ama istediğin zaman yap” gibi bir seçenek sunduysa, yani size belli saat aralığında bilgisayar başında olmanız için talimat vermediyse, sürekli “1 saat sonra başlarım” gibi söylemlere sığınarak çalışmayı geciktirmeye karşın kendinize mutlaka çalışma saatleri belirlemeniz gerekiyor. Bunu yapabilmek için de ciddi bir plan hazırlamak şart.

Nasıl ki işe giderken ofiste olup mesaiye başlamanız gereken saat ve mola zamanlarınız belliyse, evde de kaçta o masanın başına oturup kaçta kalkacağınızın belli olması ve oluşturacağınız planlamanın buna göre sürdürülmesi motivasyonunuz açısından gerekli.

Aile fertlerine de disiplin lazım

Rutininizi belirlediniz, sabah X saatte kalktınız, X saatte bir mola veriyorsunuz, saat X’te yemek yiyorsunuz, saat X’te de mesainizi bitiriyorsunuz. Ancak disiplininizi bozacak ve hesaba hiç katmadığınız bir etken var: Aileniz.

Aileniz, sizin çalışma sisteminize vakıf olmadığı için evdeyseniz sizinle sürekli konuşmak isteyerek dikkatinizi dağıtmak isteyebilir. Burada sınırları çok net çizerek, belirlediğiniz saatler arasında rahatsız edilmek istemediğinizi bildirebilirsiniz. Nasıl ki iş yerinizde mutfak ile ilgilenen personel size sürekli ‘çay kahve ister misin’ diye sormuyorsa, bu durumu eve de uygulayabilirsiniz. Bu konuda kulaklığınızı takıp çok da konsantrasyonunuzu bozmayacak müzikler dinleyebilirsiniz, aile fertlerinizin hoşgörüsüne sığınarak kapınıza rahatsız edilmek istemediğinizi belirten sevimli notlar asabilirsiniz.

Evden çalışma sistemini ele alırken, evde küçük çocukları olanlara ayrıca değinmek şart. Eğer evde çocuklarınızla ilgilenecek bir yardımcınız yoksa iki eşin kendi aralarında bir görev ve sorumluluk paylaşımı yapması şart. Eğer yalnız bir ebeveyn söz konusuysa, mümkün olduğunca çocuğunuzu da belli sürelerde meşgul edecek aktivitelerden faydalanmak ve ‘biraz çalışma – biraz mola’ sistemine adapte etmeye çalışmak işe yarayabilir.

İletişimi verimli kılmak daha da önemli

İletişim kurmak, hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından. Bazen yüz yüzeyken bile sağlıklı olarak kurulamayan iletişim, uzaktayken çok daha büyük işkencelere dönüşebiliyor. Patronunuza ya da beraber iş yaptığınız insanlara uzaktan dert anlatabilmek oldukça meşakkatli bir hale gelebiliyor. Evden çalışırken buna biraz daha dikkat etmek gerekiyor.

Yazışmaları birbiriyle karıştırmayacak ve her konu başlığını ayrı pencerelerde daha sağlıklı olarak tartışmanızı ve fikir alışverişinde bulunmanızı sağlayacak bazı uygulamalar ile bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz.

a) Slack

Slack, daha çok kalabalık ve profesyonel ekiplerin tercih ettiği bir yazışma uygulaması olsa da, kişisel olarak da WhatsApp’taki yazışma dağınıklığını toparlayabilecek en güzel programlardan birisi.

Güçlü arşiv tarama ve konuya göre yeni gruplar oluşturma konusunda en iyi programlardan birisi olan Slack, ayrıca uyumlu olduğu onlarca program içi eklenti ile yazışmanın çok daha işlevsel olmasını sağlıyor. Örneğin Google Drive eklentisini Slack’te aktif hale getirdiğinizde, direkt olarak program içerisinde Drive’a bağlanıp iş arkadaşlarınızla oradan bir dosya paylaşmanız mümkün olabiliyor.

b) Zoom

Tabii uzaktan iletişiminizi sadece yazışarak değil, yeri geldiğinde kalabalık ya da tekil video konferansları halinde de yapmanız gerekebilir. Bunun için ise Zoom’u önermek isterim. İnsanların sık kullandığı ve uzun süredir de bir alışkanlık haline gelen Skype’a alternatif hatta yerine geçmeye aday bir uygulama olan Zoom, yukarıda önerdiğim Slack ile de entegreli olarak çalışıyor, Zoom’da açacağınız sohbet odası Slack’te kolayca dağıtılabiliyor. Ayrıca, örneğin uzaktan bir sunum yapacaksanız sunum dosyanızın içeriğini de aynı anda ekrana yansıtarak size yardımcı olabiliyor.

Aman dikkat, çalışmalarınız kaybolmasın

Dikkat etmemiz gereken başka bir şey ise yedekleme. Eğer şirkette çalıştığınız bilgisayar taşınabilir değilse ya da taşınabilir olsa bile şirket politikaları gereği ofis dışına çıkaramıyorsanız, çalışmalarınızı mutlaka yedeklemeniz ve ofise döndüğünüzde yedeklerinizi aynen ana bilgisayarınıza geçirmeniz gerekir. Google Drive ve Dropbox gibi uygulamalar ile online olarak yedeklemelerinizi yapabilirsiniz.

Her şeyin başı sağlık

Evden çalışan birinin dikkat etmesi gereken en önemli unsurlardan biri de, sağlığı. Mutlaka saat başlarında 5 dakikalığına bile olsa oturduğumuz sandalyeden kalkıp evin içerisinde bir tur atmak önemli. Bunu yapma imkanımız yoksa, ofiste çalışanlar için geliştirilmiş spor hareketlerini oturduğumuz yerden birkaç dakikalığına da olsa yapmalıyız.

Ergonomik bir ortam da serbest çalışanlar için olmazsa olmazlardan biri. Mutlaka sırtımızı yormayacak iyi bir çalışma sandalyesi edinmemiz gerekir. Saat başı 5 dakikalığına masadan uzaklaşıp oturduğumuz yerde spor da yapsak sonuç itibariyle çalışırken geçireceğimiz vakit çok daha fazla. Bu vakti hazır evdeyken ve serbestken, olabildiğince nitelikli ve sağlıklı geçirmek ilk amaçlarımızdan birisi olmalı.

Kalıcı olur mu?

Evden çalışma metodunu geçtiğimiz 10-15 gündür deneyimleyen şirket sayısı hiç de az değil, şüphesiz bu sayı da artacak. Bu süreçte, çalışanların verimliliği, motivasyonu, iş kaybı olup olmaması ve giderlerin azalması gibi parametreler elbette karar alıcılarca değerlendirilecek.

Evden çalışma modelinin artması aynı zamanda küresel ısınmaya karşı da alınacak ufak önlemlerden sadece biri olabilir. Çünkü gereksiz harcanan elektrik, yakıt ve gaz tüketiminin azalması, karbon tüketiminin de azalması ve sınırlanması anlamına geliyor.

Tüm bu unsurları değerlendirecek şirketlerin, belirli sektörlerde kalıcı bir şekilde, evden çalışma sistemini geçmesi çok uzak bir hayal olmayabilir. Böylece Türkiye için daha rahat ve baskısız bir çalışma sisteminin meyveleri toplanmaya başlanabilir.

Twitter: @ilkanakgul

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 24 Mart 2020’de yayımlanmıştır.

İlkan Akgül

İlkan Akgül-Podcast eğitmeni. Medyapod ağında yayınlanan ShortCAST isimli programı yapıyor, platformun eğitim koordinatörlüğünü yürütüyor. Uzun yıllar reklam sektöründe çalışan Akgül halen çeşitli mecralara içerik üretmeye devam ediyor.

Yorumu Gör

avatar

Send this to a friend