Yapay zekâ küresel sağlığı iyileştirebilir mi?

Bill Gates, dünya genelinde sağlık, eğitim ve tarım alanlarında yapay zekâ temelli çözümleri yaygınlaştırmaya önümüzdeki iki yılda 1 milyar dolarlık ayıracaklarını açıkladı. Peki yapay zekâ, altyapı yardımı kesintilerinin yol açtığı tüm sorunları gerçekten çözebilir mi?

Hayatımızın hemen her alanını etkileyen yapay zekânın yararları ve yol açabileceği sorunlar tüm dünyada tartışılıyor. Bir yandan da yine dünyanın dört bir yanında insan yaşamını iyileştirmeye yönelik yapay zekâ destekli uygulamalar hayata geçiriliyor. Altyapılar konusunda uzman muhabir Sara Herschander, Vox internet sitesinde yayımlanan yazısında bu konuyu ele alıyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Bu yılın başlarında Davos’ta konuşan Bill Gates, küresel çapta iyilik peşindeki seçkinlerden oluşan bir izleyici kitlesine, Ruanda’daki sağlık hizmetlerini iyileştirmek amacıyla vakfı ile OpenAI arasında yapılan 50 milyon dolarlık iş birliğini duyurdu.

Bir ay öncesinde Gates Vakfı; küresel sağlık alanındaki yaygın bütçe kesintileri ve çökmekte olan dış yardım altyapısı hakkında sarsıcı bir rapor yayımlayarak, bu yüzyılda ilk kez çocuk ölümlerinde artış yaşandığını belgelemişti. Ancak Microsoft’un kurucu ortağı ABD aşılar, anne sağlığı hizmetleri ve HIV tedavisine yönelik finansmanı hızla keserken, Davos’ta iyimser bir tavır sergiledi. (…)

Meğer bu ortaklık, dünyanın en büyük küresel sağlık vakfının yapay zekâyı kapsamlı biçimde benimsemesinin yalnızca ilk adımıymış. Nitekim birkaç ay sonra Anthropic ile 200 milyon dolarlık bir ortaklık yapıldı. Ardından Gates Vakfı, dünya genelinde sağlık, eğitim ve tarım alanlarında yapay zekâ temelli çözümleri yaygınlaştırmaya önümüzdeki iki yılda 1 milyar dolar ayırmayı planladığını açıkladı.

Yapay zekânın yakında her şeyi (büyük ölçüde de olumsuz yönde) değiştireceği hissi, belki de hiç bu kadar yakıcı ve endişe verici olmamıştı. Ancak bu büyük çaplı yeni girişim, yapay zekânın nihayetinde hayatımızı çok daha iyi bir hale de getirebileceği fikrine dayanıyor. (…) Afrika’nın hâlihazırda altyapı açısından yetersiz olan pek çok bölgesinde vakıf; yapay zekânın, mevcut olmayan veya kaybedilmiş bazı altyapı unsurlarını telafi edebileceğine ve eğitim, sağlık hizmeti sunumu gibi alanlara katkı sağlayabileceğine dair bir öngörüyle hareket ediyor.

Gates Vakfı’nın yeni taahhütleri; çiftçilerin ürünlerini analiz etmesine, doktorların hastalara teşhis koymasına ve öğrencilerin daha iyi öğrenmesine yardımcı olacak projeleri kapsıyor. Vakfa göre bu projelerden bazıları şimdiden oldukça etkili oldu; örneğin bir araç, Kenya’daki kliniklerde tıbbi teşhislerin doğruluğunu yüzde 16 oranında artırdı. Gates, bu yılın başlarında blogunda şöyle yazmıştı: ‘Sağlık çalışanı açığının ve sağlık sistemi altyapısı eksikliğinin muazzam boyutlarda olduğu daha yoksul ülkelerde yapay zekâ, nitelikli sağlık hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılmasında oyunun kurallarını değiştiren bir unsur olabilir.’ (…)Formun Üstü

Formun Altı

Elbette yapay zekâ bir bebeğin doğumunu gerçekleştiremez, aşı yapamaz ya da bir sınıfı yönetemez; en azından şimdilik. Ancak Gates Vakfı’nın beklentisine göre, tek bir kişinin üstlenmesi gerekenden çok daha fazla insana hizmet etmekle yükümlü olan hemşire ve öğretmenlerin üzerindeki yükü hafifletmeye ve sundukları bakımın kalitesini artırmaya yardımcı olabilir.

Gates Vakfı CEO’su Mark Suzman, ‘Bu, kendi dönemimizin en dönüştürücü teknolojisi’ diyor. Yapay zekâyla ilgili ‘çok gerçek riskler ve zorluklar’ bulunsa da, teknolojinin pek çok insanın yaşamını somut bir şekilde iyileştirmek adına gerçek fırsatlar da sunduğunu belirtiyor.”

Yazar da yapay zekânın, milyarlarca insanın ellerindeki imkânlarla ya da daha doğrusu, ellerinde kalanlarla daha fazlasını yapabilmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturabileceğini söylüyor ve ekliyor: “Asıl soru şu: Doğru bir inovasyon katmanı, çevresindeki fiziksel ve lojistik altyapı çökerken, sarsılmakta olan bir sistemi ayakta tutmaya yardımcı olabilir mi?

Küresel sağlığın şu anda gerçekten ihtiyacı olan şey yapay zekâ mı?

Çoğu Amerikalı, yapay zekânın yaşamlarını kayda değer biçimde iyileştirdiğini henüz görmedi; hele yoksulluk içinde yaşayanların ya da nüfusun yalnızca küçük bir bölümünün ChatGPT kullandığı ülkelerde yaşayanların bunu gördüğünü söylemek daha da güç.

Öte yandan, gelişmekte olan dünyadaki rakamlar yavaş yavaş değişiyor. Bu değişimde, dış yardımlar azalırken yapay zekânın dünyanın daha az kaynakla daha fazlasını yapmasına yardımcı olabileceğine inanan diğer küresel sağlık finansörlerinin de payı var. Amerikan teknoloji şirketlerine fayda sağladığı sürece, Trump yönetimi de bu yaklaşıma sıcak bakıyor. Geçen yıl Dışişleri Bakanlığı, çeşitli ülkelerde tıbbi malzeme taşımak amacıyla insansız hava aracı şirketi Zipline ile 150 milyon dolarlık bir ortaklık yapıldığını duyurdu örneğin. (…)

Zipline’ın hakkını teslim etmek gerek. Geçen ay Ruanda’daki NPR muhabiri, yol altyapısının yetersiz olduğu ve en yakın hastaneye araçla ulaşmanın saatler sürebildiği yerlerde şirketin dronlarının kan nakli malzemelerini dakikalar içinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hayat kurtardığını tespit etti. (…)

Bununla birlikte, Ruandalıların bu yüksek teknolojili teslimatlardan tam anlamıyla yararlanabilmeleri için başvurabilecekleri, personel bulunduran kliniklere ihtiyaçları var. Dış yardımlardaki kesintiler sonucunda, ülkenin en savunmasız kırsal bölgelerindeki bu noktalardan bazıları şu anda kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Küresel Kalkınma Bölümü Başkanı Enoh Ebong, NPR’a yaptığı açıklamada, ‘Yollar ve enerji gibi temel altyapının yanı sıra, gerek kırsal gerekse diğer bölgelerde erişilebilirlik sağlanmadığı sürece, bu çözümlerin tümü yetersiz kalacaktır’ diyor.

Tıbbi malzeme taşıyan dronların uçacakları bir kliniğe ihtiyaç duyması gibi, bu müdahalelerin çoğu da işleyebilmek için yollar, okullar, elektrik ve elbette geniş bant internet gibi fiziksel altyapıya gereksinim duyuyor. Uydu görüntüleri, Sahra Altı Afrika’daki bazı kırsal toplulukların USAID kesintilerinin ardından kelimenin tam anlamıyla karanlığa gömüldüğünü gösteriyor. Bu bölgelerdeki çocukların yapay zekâ destekli bir matematik öğretmeninden yardım alması ya da yerel bir çiftçinin hava durumu uygulamasını indirmesi çok daha zor. (…)

Tüm bunların maliyetini tek başına üstlenmek elbette Gates Vakfı’nın sorumluluğunda değil; zaten bunu yapmaları da mümkün değil. Vakfın diğer hibe programlarının pek çoğunun yapay zekâ ile ilgisi yok. Ancak bu gerilim, belki de en çok küresel sağlık gibi alanlarda hissedilen ama nihayetinde hepimizi ilgilendiren daha geniş kapsamlı bir soruya işaret ediyor: Kısıtlı kaynaklarımızı, hâlihazırdaki ihtiyaçlarımızı tehlikeye atma pahasına geleceğin dijital altyapısına mı harcamalıyız? Mutfak alışverişini bile zar zor yapabiliyorken, 1.999 dolarlık yeni katlanabilir iPhone’u satın almayı nasıl gerekçelendirebilirsiniz?

Bu soruları cevaplamak her zaman kolay olmuyor. Örneğin, sırf güvenilir bir şebeke suyundan yoksun diye bir topluluğun akıllı telefonların sunduğu imkânlardan (ve getirdiği külfetlerden) mahrum bırakılması gerektiğini söylemek bize düşmez; hele ki bu telefonlar onları, başka türlü asla erişemeyecekleri sağlık tavsiyelerine veya bir kuraklıkta hayatta kalmalarına yardımcı olabilecek rehberlik hizmetlerine ulaştırabiliyorsa.

Dünyanın bazı bölgelerinde dijital bankacılık, fiziksel şubelerden çok daha önce hayata geçti ve sayısız insanı; nakit biriktirmelerini ve ihtiyaç sahibi aile üyeleri ile arkadaşlarına para göndermelerini sağlayan ucuz ve güvenli bir yöntemle anında buluşturdu. Yapay zekânın ya da en azından Gates Vakfı’nın finanse ettiği türden uygulamaların, bir gün, başka türlü bu imkânlara erişebilecek kaynaklardan yoksun yerlerdeki insanların kişiselleştirilmiş düzeyde bakım, eğitim ve diğer hizmetlere erişimi üzerinde benzer şekilde dönüştürücü bir etki yaratması kesinlikle mümkün.

Umulan bu; ancak bizzat Gates’in daha geçen ay blog yazısında ifade ettiği üzere, insanlık tarihindeki ‘en çalkantılı dönemlerden birini’ başlatan, ‘ya şimdiye dek icat edilmiş en büyük eşitleyici ya da en kötü adaletsizlik kaynağı’ olacak bir teknolojiye şu anda sorgusuz sualsiz inanmak da zor.

Gates, kısa bir süre sonra New York Times’a verdiği röportajda, yapay zekânın muhtemelen yarardan çok zarar getireceğine de ikna olmuş görünüyordu: ‘İnsanlara kötü haberler vermekten veya bir inovasyonun toplamda olumsuz bir etki yaratabileceğini söylemekten hoşlanmıyorum. Ama geldiğimiz nokta bu.’ Şimdiyse dünya genelinde milyarlarca insanın bunu kullanmasını mı istiyor? Suzman, ‘Evet’ diyor; çünkü aksi takdirde yapay zekânın en iyi yönleri (örneğin, daha iyi kanser tedavileri sunma potansiyeli) kaçınılmaz olarak yalnızca ‘bunun bedelini ödeyebilenler’ için geçerli olacak. En kötü yönleri ise, sıklıkla olduğu gibi, yine ondan en az fayda görenlerin sırtına yüklenecek. Suzman ekliyor: ‘Şu an alınan kararlar muhtemelen önümüzdeki 20 yıla yön verecek.’ Umarız bunlar iyi kararlardır.”

Bu yazı ilk kez 22 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Sara Herschander’ın Vox internet sitesinde yayımlanan “Can AI save global health? Bill Gates is betting $1 billion that it can” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.vox.com/future-perfect/502936/gates-foundation-ai-foreign-aid

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Yapay zekâ küresel sağlığı iyileştirebilir mi?

Bill Gates, dünya genelinde sağlık, eğitim ve tarım alanlarında yapay zekâ temelli çözümleri yaygınlaştırmaya önümüzdeki iki yılda 1 milyar dolarlık ayıracaklarını açıkladı. Peki yapay zekâ, altyapı yardımı kesintilerinin yol açtığı tüm sorunları gerçekten çözebilir mi?

Hayatımızın hemen her alanını etkileyen yapay zekânın yararları ve yol açabileceği sorunlar tüm dünyada tartışılıyor. Bir yandan da yine dünyanın dört bir yanında insan yaşamını iyileştirmeye yönelik yapay zekâ destekli uygulamalar hayata geçiriliyor. Altyapılar konusunda uzman muhabir Sara Herschander, Vox internet sitesinde yayımlanan yazısında bu konuyu ele alıyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Bu yılın başlarında Davos’ta konuşan Bill Gates, küresel çapta iyilik peşindeki seçkinlerden oluşan bir izleyici kitlesine, Ruanda’daki sağlık hizmetlerini iyileştirmek amacıyla vakfı ile OpenAI arasında yapılan 50 milyon dolarlık iş birliğini duyurdu.

Bir ay öncesinde Gates Vakfı; küresel sağlık alanındaki yaygın bütçe kesintileri ve çökmekte olan dış yardım altyapısı hakkında sarsıcı bir rapor yayımlayarak, bu yüzyılda ilk kez çocuk ölümlerinde artış yaşandığını belgelemişti. Ancak Microsoft’un kurucu ortağı ABD aşılar, anne sağlığı hizmetleri ve HIV tedavisine yönelik finansmanı hızla keserken, Davos’ta iyimser bir tavır sergiledi. (…)

Meğer bu ortaklık, dünyanın en büyük küresel sağlık vakfının yapay zekâyı kapsamlı biçimde benimsemesinin yalnızca ilk adımıymış. Nitekim birkaç ay sonra Anthropic ile 200 milyon dolarlık bir ortaklık yapıldı. Ardından Gates Vakfı, dünya genelinde sağlık, eğitim ve tarım alanlarında yapay zekâ temelli çözümleri yaygınlaştırmaya önümüzdeki iki yılda 1 milyar dolar ayırmayı planladığını açıkladı.

Yapay zekânın yakında her şeyi (büyük ölçüde de olumsuz yönde) değiştireceği hissi, belki de hiç bu kadar yakıcı ve endişe verici olmamıştı. Ancak bu büyük çaplı yeni girişim, yapay zekânın nihayetinde hayatımızı çok daha iyi bir hale de getirebileceği fikrine dayanıyor. (…) Afrika’nın hâlihazırda altyapı açısından yetersiz olan pek çok bölgesinde vakıf; yapay zekânın, mevcut olmayan veya kaybedilmiş bazı altyapı unsurlarını telafi edebileceğine ve eğitim, sağlık hizmeti sunumu gibi alanlara katkı sağlayabileceğine dair bir öngörüyle hareket ediyor.

Gates Vakfı’nın yeni taahhütleri; çiftçilerin ürünlerini analiz etmesine, doktorların hastalara teşhis koymasına ve öğrencilerin daha iyi öğrenmesine yardımcı olacak projeleri kapsıyor. Vakfa göre bu projelerden bazıları şimdiden oldukça etkili oldu; örneğin bir araç, Kenya’daki kliniklerde tıbbi teşhislerin doğruluğunu yüzde 16 oranında artırdı. Gates, bu yılın başlarında blogunda şöyle yazmıştı: ‘Sağlık çalışanı açığının ve sağlık sistemi altyapısı eksikliğinin muazzam boyutlarda olduğu daha yoksul ülkelerde yapay zekâ, nitelikli sağlık hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılmasında oyunun kurallarını değiştiren bir unsur olabilir.’ (…)Formun Üstü

Formun Altı

Elbette yapay zekâ bir bebeğin doğumunu gerçekleştiremez, aşı yapamaz ya da bir sınıfı yönetemez; en azından şimdilik. Ancak Gates Vakfı’nın beklentisine göre, tek bir kişinin üstlenmesi gerekenden çok daha fazla insana hizmet etmekle yükümlü olan hemşire ve öğretmenlerin üzerindeki yükü hafifletmeye ve sundukları bakımın kalitesini artırmaya yardımcı olabilir.

Gates Vakfı CEO’su Mark Suzman, ‘Bu, kendi dönemimizin en dönüştürücü teknolojisi’ diyor. Yapay zekâyla ilgili ‘çok gerçek riskler ve zorluklar’ bulunsa da, teknolojinin pek çok insanın yaşamını somut bir şekilde iyileştirmek adına gerçek fırsatlar da sunduğunu belirtiyor.”

Yazar da yapay zekânın, milyarlarca insanın ellerindeki imkânlarla ya da daha doğrusu, ellerinde kalanlarla daha fazlasını yapabilmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturabileceğini söylüyor ve ekliyor: “Asıl soru şu: Doğru bir inovasyon katmanı, çevresindeki fiziksel ve lojistik altyapı çökerken, sarsılmakta olan bir sistemi ayakta tutmaya yardımcı olabilir mi?

Küresel sağlığın şu anda gerçekten ihtiyacı olan şey yapay zekâ mı?

Çoğu Amerikalı, yapay zekânın yaşamlarını kayda değer biçimde iyileştirdiğini henüz görmedi; hele yoksulluk içinde yaşayanların ya da nüfusun yalnızca küçük bir bölümünün ChatGPT kullandığı ülkelerde yaşayanların bunu gördüğünü söylemek daha da güç.

Öte yandan, gelişmekte olan dünyadaki rakamlar yavaş yavaş değişiyor. Bu değişimde, dış yardımlar azalırken yapay zekânın dünyanın daha az kaynakla daha fazlasını yapmasına yardımcı olabileceğine inanan diğer küresel sağlık finansörlerinin de payı var. Amerikan teknoloji şirketlerine fayda sağladığı sürece, Trump yönetimi de bu yaklaşıma sıcak bakıyor. Geçen yıl Dışişleri Bakanlığı, çeşitli ülkelerde tıbbi malzeme taşımak amacıyla insansız hava aracı şirketi Zipline ile 150 milyon dolarlık bir ortaklık yapıldığını duyurdu örneğin. (…)

Zipline’ın hakkını teslim etmek gerek. Geçen ay Ruanda’daki NPR muhabiri, yol altyapısının yetersiz olduğu ve en yakın hastaneye araçla ulaşmanın saatler sürebildiği yerlerde şirketin dronlarının kan nakli malzemelerini dakikalar içinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hayat kurtardığını tespit etti. (…)

Bununla birlikte, Ruandalıların bu yüksek teknolojili teslimatlardan tam anlamıyla yararlanabilmeleri için başvurabilecekleri, personel bulunduran kliniklere ihtiyaçları var. Dış yardımlardaki kesintiler sonucunda, ülkenin en savunmasız kırsal bölgelerindeki bu noktalardan bazıları şu anda kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Küresel Kalkınma Bölümü Başkanı Enoh Ebong, NPR’a yaptığı açıklamada, ‘Yollar ve enerji gibi temel altyapının yanı sıra, gerek kırsal gerekse diğer bölgelerde erişilebilirlik sağlanmadığı sürece, bu çözümlerin tümü yetersiz kalacaktır’ diyor.

Tıbbi malzeme taşıyan dronların uçacakları bir kliniğe ihtiyaç duyması gibi, bu müdahalelerin çoğu da işleyebilmek için yollar, okullar, elektrik ve elbette geniş bant internet gibi fiziksel altyapıya gereksinim duyuyor. Uydu görüntüleri, Sahra Altı Afrika’daki bazı kırsal toplulukların USAID kesintilerinin ardından kelimenin tam anlamıyla karanlığa gömüldüğünü gösteriyor. Bu bölgelerdeki çocukların yapay zekâ destekli bir matematik öğretmeninden yardım alması ya da yerel bir çiftçinin hava durumu uygulamasını indirmesi çok daha zor. (…)

Tüm bunların maliyetini tek başına üstlenmek elbette Gates Vakfı’nın sorumluluğunda değil; zaten bunu yapmaları da mümkün değil. Vakfın diğer hibe programlarının pek çoğunun yapay zekâ ile ilgisi yok. Ancak bu gerilim, belki de en çok küresel sağlık gibi alanlarda hissedilen ama nihayetinde hepimizi ilgilendiren daha geniş kapsamlı bir soruya işaret ediyor: Kısıtlı kaynaklarımızı, hâlihazırdaki ihtiyaçlarımızı tehlikeye atma pahasına geleceğin dijital altyapısına mı harcamalıyız? Mutfak alışverişini bile zar zor yapabiliyorken, 1.999 dolarlık yeni katlanabilir iPhone’u satın almayı nasıl gerekçelendirebilirsiniz?

Bu soruları cevaplamak her zaman kolay olmuyor. Örneğin, sırf güvenilir bir şebeke suyundan yoksun diye bir topluluğun akıllı telefonların sunduğu imkânlardan (ve getirdiği külfetlerden) mahrum bırakılması gerektiğini söylemek bize düşmez; hele ki bu telefonlar onları, başka türlü asla erişemeyecekleri sağlık tavsiyelerine veya bir kuraklıkta hayatta kalmalarına yardımcı olabilecek rehberlik hizmetlerine ulaştırabiliyorsa.

Dünyanın bazı bölgelerinde dijital bankacılık, fiziksel şubelerden çok daha önce hayata geçti ve sayısız insanı; nakit biriktirmelerini ve ihtiyaç sahibi aile üyeleri ile arkadaşlarına para göndermelerini sağlayan ucuz ve güvenli bir yöntemle anında buluşturdu. Yapay zekânın ya da en azından Gates Vakfı’nın finanse ettiği türden uygulamaların, bir gün, başka türlü bu imkânlara erişebilecek kaynaklardan yoksun yerlerdeki insanların kişiselleştirilmiş düzeyde bakım, eğitim ve diğer hizmetlere erişimi üzerinde benzer şekilde dönüştürücü bir etki yaratması kesinlikle mümkün.

Umulan bu; ancak bizzat Gates’in daha geçen ay blog yazısında ifade ettiği üzere, insanlık tarihindeki ‘en çalkantılı dönemlerden birini’ başlatan, ‘ya şimdiye dek icat edilmiş en büyük eşitleyici ya da en kötü adaletsizlik kaynağı’ olacak bir teknolojiye şu anda sorgusuz sualsiz inanmak da zor.

Gates, kısa bir süre sonra New York Times’a verdiği röportajda, yapay zekânın muhtemelen yarardan çok zarar getireceğine de ikna olmuş görünüyordu: ‘İnsanlara kötü haberler vermekten veya bir inovasyonun toplamda olumsuz bir etki yaratabileceğini söylemekten hoşlanmıyorum. Ama geldiğimiz nokta bu.’ Şimdiyse dünya genelinde milyarlarca insanın bunu kullanmasını mı istiyor? Suzman, ‘Evet’ diyor; çünkü aksi takdirde yapay zekânın en iyi yönleri (örneğin, daha iyi kanser tedavileri sunma potansiyeli) kaçınılmaz olarak yalnızca ‘bunun bedelini ödeyebilenler’ için geçerli olacak. En kötü yönleri ise, sıklıkla olduğu gibi, yine ondan en az fayda görenlerin sırtına yüklenecek. Suzman ekliyor: ‘Şu an alınan kararlar muhtemelen önümüzdeki 20 yıla yön verecek.’ Umarız bunlar iyi kararlardır.”

Bu yazı ilk kez 22 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Sara Herschander’ın Vox internet sitesinde yayımlanan “Can AI save global health? Bill Gates is betting $1 billion that it can” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.vox.com/future-perfect/502936/gates-foundation-ai-foreign-aid

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x