Machiavelli yaşasaydı, Trump hakkında ne derdi?

Niccolò Machiavelli’nin 16’ncı yüzyılda kaleme aldığı Prens adlı eser, politika alanındaki en önemli kitaplardan biri kabul edilir. Peki, Machiavelli bugün hayatta olsaydı, politikaları ve kişiliğiyle gündemden düşmeyen ABD Başkanı Donald Trump’ı nasıl bir “prens” olarak görürdü?

Floransalı yazar Niccolò Machiavelli’nin kült kitabı Prens, bugün hâlâ siyaset bilimi derslerinde okutuluyor. Peki günümüzün en nevi şahsına münhasır liderlerinden Donald Trump, kitaba göre nasıl bir “prens”? Harvard Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Stephen M. Walt, Foreign Policy internet sitesinde yayımlanan yazısında bu soruya Machiavelli’nin bakış açısıyla cevap veriyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Paul Krugman geçen haftalarda Substack’te güzel bir yazı kaleme aldı ve diğer ülkelerin ABD Başkanı Donald Trump’tan duydukları korkuyu hızla yitirdiklerine, güçlerini birleştirip onun dış politikadaki tutarsız ve saldırgan yaklaşımına karşı koymaya başladıklarına dikkat çekti. Krugman haklı; ancak benim dikkatimi çeken husus, onun Niccolò Machiavelli’nin başarılı bir prens olmaya dair meşhur sözüne; yani ‘korkulmak sevilmekten daha iyidir’ ilkesine atıfta bulunmasıydı. İdeal olan, bir prensin her ikisini de sağlamaya çalışmasıdır; ne var ki Machiavelli, bunu başarmanın zor olduğuna işaret eder. Dolayısıyla bir seçim yapmak gerekirse, korkulan biri olmak daha iyidir; zira insanlar taraf değiştirebilir ve sevgilerine güvenilmez. Ancak korku, ‘asla şaşmayan bir ceza korkusu’ ile canlı tutulur.

Krugman’ın da belirttiği gibi, Trump’ın başkalarını tehdit etme ve sindirme gücü; bizzat kendi yaptığı hatalar (İran’la yaşanan savaş gibi) ve yönetiminin genel beceriksizliği ve tutarsızlığı nedeniyle zayıfladı. Şunu sormak gerek: Birkaç ay sonra fikrini değiştirip anlaşmayı yırtıp atabilecek biriyken, Trump’la müzakere etmenin ya da bir anlaşmaya varmanın ne anlamı var?”

Yazar, Trump’ın Machiavelli’nin öğütlerine aykırı davrandığı tek hususun bu olmadığını belirtiyor: “Aslına bakılırsa, Prens’in kilit bölümlerini dikkatle okuduğunuzda Trump’ın pek çok açıdan ‘Nasıl çok kötü bir prens olunur’ sorusunun tam karşılığı olduğu açıkça görülüyor.

Nefret edilen ve hor görülen biri haline gelmek

Machiavelli, sevilmektense korkulmanın daha iyi olduğunu savunduktan sonra, daha da kötü bir durumun varlığına dikkat çeker: Sonunda nefret edilen ya da hor görülen biri haline gelmek. İlkinden kaçınmak için, prensi tebaasının malına veya kadınlarına el uzatmamaları konusunda uyarır. Trump, kamu kaynakları pahasına kendini zenginleştirerek ve yanlış ekonomi politikalarıyla pek çok Amerikalının refahına zarar vererek, kuşkusuz bu kuralı çiğnedi. Dahası, karanlık özel hayatı ve Jeffrey Epstein ile olan yakın ilişkisi, kadınlara karşı son derece kötü bir tutum sergilediğini de ele veriyor. (…)

Peki ya hor görülmek? Machiavelli, bir prensin ‘değişken, ciddiyetsiz, kadınsı, ürkek ve kararsız biri olarak görülmesi halinde hor görüleceği’ konusunda uyarır. Kimse Trump’ı ‘kadınsı’ olarak nitelendirmese de diğer sıfatlar fazlasıyla geçerli. (…) Neticede Trump artık eskisi kadar korkulan bir figür olmadığı gibi, aynı zamanda hem nefret edilen hem de hor görülen biri olma yolunda epey mesafe katetmiş durumda.

Machiavelli ayrıca, bir prensin aşırı derecede ‘liberal’ (yani cömert) olmaması ve ‘cimri olarak bilinmeyi pek de dert etmemesi’ gerektiğini savunur. Bu tavsiye ilk bakışta mantığa aykırı gelebilir: Cimri biri olmak bir prensin iktidarını korumasına nasıl yardımcı olabilir ki? Ancak Prens’in 16’ncı bölümünü dikkatle okursanız, asıl vurgulananın şu olduğunu görürsünüz: Basiretli bir prens mali durumunu ihtiyatla yönetmeli ve savurganlık yaparak tebaasının sadakatini satın almaya çalışmamalıdır. Eğer ikincisini yaparsa, kısa sürede kaynaklarını tüketecek ve ‘ağır vergiler koymaya, fahiş taleplerde bulunmaya ve para temin etmek için elinden gelen her şeyi yapmaya’ mecbur kalacaktır. Bunlar, tebaasının ondan nefret etmesine de yol açacak eylemlerdir. (…) Devasa bütçe açıkları veren, zenginlerin vergilerini düşüren, askerî harcamaları aşırı artıran ve ulusal borç yükünü büyüten ilk başkan Trump olmasa da, hiçbir başkan keyfi uğraşlarını (örneğin golf oynamak) finanse etmek için bu denli büyük miktarda kamu kaynağı harcamamıştır. Üstelik Trump, Amerikalılara 5.000 dolarlık bir çek vadederek partisine oy vermeleri karşılığında ödeme yapmayı teklif eden ilk başkandır. (…) Bu sadece yasa dışı değil, fiilen Amerikalılara yine kendi paralarıyla rüşvet vermek anlamına gelir ve bütçe açığını daha da büyütür. Tahvil piyasası ve Machiavelli aynı görüşte: Trump’ın mali disiplinden yoksun tutumu son derece akıl dışıdır.

Askerî sanatların ustası

Machiavelli, Prens’te askerî meselelere de koca bir bölüm ayırır ve yönetici olmaya heveslenen prense askerî sanatların ustası olmasını öğütler. Elbette onun bu konuya verdiği önem, savaşların pençesindeki Rönesans İtalyası’nda askerî gücün oynadığı merkezi rolü yansıtır; nitekim günümüzde gereken becerilerin farklı olduğu öne sürülebilir. (…)

Bununla birlikte, askerî gücün rolü ve sınırları ile savaşta başarı veya başarısızlığa yol açması muhtemel koşullar hakkında sağlam bir kavrayışa sahip olmak, modern siyasetçiler için önemlidir. (…)

Trump’ın İran’la giriştiği felaket niteliğindeki savaş, Machiavelli’nin tavsiyesinin ne kadar isabetli olduğunu doğruluyor: Asker kaçağı bir başkan; beceriksiz bir savunma bakanı atadı, kilit pozisyonlara itaatkâr komutanlar yerleştirdi ve önemli diplomatik görevleri, bu alanda eğitimi olmayan damadına ve uluslararası ilişkiler konusunda sıfır deneyime sahip bir gayrimenkul avukatına verdi. Doğum gününde Washington’da bir askerî geçit töreni düzenlenmesi konusunda ısrarcı davrandı ancak İran’la savaşa girmenin artılarını ve eksilerini dikkatlice değerlendirmeyi ihmal etti. Gelinen noktada kendini, dünya ekonomisine büyük zarar veren, ABD’nin Ortadoğu ve diğer bölgelerdeki konumunu zayıflatan ve muhtemelen yaklaşan ara seçimlerde Demokratların zaferine katkı sağlayacak, kazanılamaz bir çatışmanın içinde buldu. (…) Machiavelli, askerî sanatlar konusunda Trump kadar cahil olan herhangi bir lidere şüpheyle bakardı.

Adaletin tesisi

Bir de adalet meselesi var. Machiavelli, bir prensin sert bir yönetim sergilemesi ve birinin hak etmesi durumunda ceza uygulamaktan (can almaya varacak şekilde) çekinmemesi gerektiğine inanır. Ancak prensin bunu yalnızca ‘yerinde bir gerekçe ve apaçık bir neden’ bulunduğunda yapması gerektiğini vurgular. Başka bir deyişle, adaletin tesisi meşru olmalıdır. (…)

Söylemeye gerek yok ki, Trump’ın Adalet Bakanlığı’nı bir silaha dönüştürme ve düşmanı olarak gördüğü kişilerden intikam almak amacıyla kullanma girişimi; eski Başkan Richard Nixon veya eski FBI Direktörü J. Edgar Hoover’ın benzer nitelikteki şaibeli eylemlerinin çok ötesine geçiyor. (…) Machiavelli, liderlerin zaman zaman acımasızca davranmak zorunda kalabileceğini biliyordu; ancak keyfi acımasızlığa, hem tehlikeli hem de yanlış olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyordu.”

Aldatma ve bunu gizleme

Ama durun, dahası var! Machiavelli aldatmacaya duyulan ihtiyacı kabul eder ve prense, bazen verdiği sözü tutmamasının gerekebileceğini hatırlatır. (…) Trump’ın uzun süredir devam eden aldatmaca, dolandırıcılık, yalan ve tutulmayan sözlerle dolu geçmişi göz önüne alındığında, onun bu tavsiyeyi ciddiye aldığını düşünebilirsiniz; ancak Machiavelli’nin tavsiyesi daha incelikli bir nitelik taşır: Zaman zaman aldatmaya başvurmanın ve prensin yanlış ya da yerleşik ahlaki ilkelere aykırı görülebilecek eylemleri yapmaya istekli olmasının gerekliliğini kabul etmekle birlikte, liderlerin bu yönlerini gizlemek için büyük çaba göstermeleri gerektiğini vurgular. (…)

Başka bir deyişle, başarılı bir prens ‘çok iyi rol yapan ve gerçek niyetini gizleyen’ biri olmalıdır. Bu da, her fırsatta verdiğiniz sözden dönüp sadakatsizce veya acımasızca davranamayacağınız anlamına gelir; zira tehlikeli ve güvenilmez biri olduğunuz kısa sürede başkaları tarafından anlaşılacaktır. (…) Trump, siyasi başarısının büyük kısmını, aslında olmadığı bir kişilik olduğuna insanları inandırma konusundaki olağanüstü yeteneğine borçlu. (…) Ancak bu numarası artık bayatladı ve aslında rolünü yaptığı o şeylerin hiçbiri olmadığı açığa çıktı. (…)”

Amaca giden her yol mübah mıdır?

Yazar, Machiavelli’nin başarılı liderlik rehberinin sıklıkla siyasetin karanlık sanatlarına dair ahlak dışı (ya da en azından ahlaki kaygılardan azade) olarak yanlış biçimde algılandığını söylüyor: “İşte bu nedenle, özellikle kurnaz ve ahlaki açıdan esnek siyasetçileri ‘Makyavelist’ olarak nitelendiririz. Oysa Machiavelli ‘amaca giden her yol mübahtır’ diye yazdığında, aklında çok belirli ve ahlaki açıdan savunulabilir amaçlar vardı. Prensin başarılı olmasını istiyordu; çünkü bunun, düzen ve istikrarı sağlamak ve devleti iç ayaklanmalardan ya da dış müdahalelerden korumak için gerekli olduğuna inanıyordu. Bir prens, eğlencesi, çıkarı veya keyfi uğruna değil, bilakis devleti korumak amacıyla ‘iyi olmamayı öğrenmelidir.’ Bu nedenle, bilge bir prens kötülüklere yalnızca gerektiğinde başvuracaktır. (…)‘

Trump, görevde geçirdiği beş yılı aşkın süre boyunca bu ilkeyi defalarca ihlal etti. Başkanlığı Amerika’yı daha ‘büyük’ kılmadı; aksine ülke, kendi içinde daha bölünmüş, daha yozlaşmış, güvenilirliği daha düşük ve yurt dışında çok daha az takdir edilen bir konuma geldi. Trump’ın pek çok küresel ortaklığa ve ABD’nin bir zamanlar dünya lideri konumundaki bilimsel ve akademik kurumlarına adeta balyozla saldırması, ülkenin uzun vadeli geleceğini tehlikeye atıyor. Bir yandan da kendisinin ve ailesinin kişisel servetini 2 milyar doların üzerinde artırmanın yanı sıra, yeni bir Beyaz Saray balo salonu inşa ediyor ve mümkün olduğunca çok sayıda kamu binasına kendi adını kazımaya çalışıyor.

Machiavelli prens yönetimine hayranlık duymuyordu; aksine, cumhuriyetçi yönetim biçiminin güçlü bir savunucusuydu. Hatta, ‘kralın özgürlüğü ve güvenliğinin dayandığı sayısız iyi kurumun bulunduğu iyi düzenlenmiş’ Fransa Krallığı’nın erdemlerini bile övmüştü. (…)

Bugün hayatta olsaydı, sanırım Donald Trump’ı, iyi düzenlenmiş bir cumhuriyetin neden istikrarsız ve benmerkezci bir hükümdarın yönetiminden daha tercih edilebilir olduğuna dair en somut örnek olarak görürdü. (…)”

Bu yazı ilk kez 7 Ekim 2026’da yayımlanmıştır.

Stephen M. Walt’un Foreign Policy internet sitesinde yayımlanan “What Machiavelli Would Say About Trump” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://foreignpolicy.com/2026/09/23/trump-machiavelli-leadership-military-iran-war-power-principles/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Machiavelli yaşasaydı, Trump hakkında ne derdi?

Niccolò Machiavelli’nin 16’ncı yüzyılda kaleme aldığı Prens adlı eser, politika alanındaki en önemli kitaplardan biri kabul edilir. Peki, Machiavelli bugün hayatta olsaydı, politikaları ve kişiliğiyle gündemden düşmeyen ABD Başkanı Donald Trump’ı nasıl bir “prens” olarak görürdü?

Floransalı yazar Niccolò Machiavelli’nin kült kitabı Prens, bugün hâlâ siyaset bilimi derslerinde okutuluyor. Peki günümüzün en nevi şahsına münhasır liderlerinden Donald Trump, kitaba göre nasıl bir “prens”? Harvard Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Stephen M. Walt, Foreign Policy internet sitesinde yayımlanan yazısında bu soruya Machiavelli’nin bakış açısıyla cevap veriyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Paul Krugman geçen haftalarda Substack’te güzel bir yazı kaleme aldı ve diğer ülkelerin ABD Başkanı Donald Trump’tan duydukları korkuyu hızla yitirdiklerine, güçlerini birleştirip onun dış politikadaki tutarsız ve saldırgan yaklaşımına karşı koymaya başladıklarına dikkat çekti. Krugman haklı; ancak benim dikkatimi çeken husus, onun Niccolò Machiavelli’nin başarılı bir prens olmaya dair meşhur sözüne; yani ‘korkulmak sevilmekten daha iyidir’ ilkesine atıfta bulunmasıydı. İdeal olan, bir prensin her ikisini de sağlamaya çalışmasıdır; ne var ki Machiavelli, bunu başarmanın zor olduğuna işaret eder. Dolayısıyla bir seçim yapmak gerekirse, korkulan biri olmak daha iyidir; zira insanlar taraf değiştirebilir ve sevgilerine güvenilmez. Ancak korku, ‘asla şaşmayan bir ceza korkusu’ ile canlı tutulur.

Krugman’ın da belirttiği gibi, Trump’ın başkalarını tehdit etme ve sindirme gücü; bizzat kendi yaptığı hatalar (İran’la yaşanan savaş gibi) ve yönetiminin genel beceriksizliği ve tutarsızlığı nedeniyle zayıfladı. Şunu sormak gerek: Birkaç ay sonra fikrini değiştirip anlaşmayı yırtıp atabilecek biriyken, Trump’la müzakere etmenin ya da bir anlaşmaya varmanın ne anlamı var?”

Yazar, Trump’ın Machiavelli’nin öğütlerine aykırı davrandığı tek hususun bu olmadığını belirtiyor: “Aslına bakılırsa, Prens’in kilit bölümlerini dikkatle okuduğunuzda Trump’ın pek çok açıdan ‘Nasıl çok kötü bir prens olunur’ sorusunun tam karşılığı olduğu açıkça görülüyor.

Nefret edilen ve hor görülen biri haline gelmek

Machiavelli, sevilmektense korkulmanın daha iyi olduğunu savunduktan sonra, daha da kötü bir durumun varlığına dikkat çeker: Sonunda nefret edilen ya da hor görülen biri haline gelmek. İlkinden kaçınmak için, prensi tebaasının malına veya kadınlarına el uzatmamaları konusunda uyarır. Trump, kamu kaynakları pahasına kendini zenginleştirerek ve yanlış ekonomi politikalarıyla pek çok Amerikalının refahına zarar vererek, kuşkusuz bu kuralı çiğnedi. Dahası, karanlık özel hayatı ve Jeffrey Epstein ile olan yakın ilişkisi, kadınlara karşı son derece kötü bir tutum sergilediğini de ele veriyor. (…)

Peki ya hor görülmek? Machiavelli, bir prensin ‘değişken, ciddiyetsiz, kadınsı, ürkek ve kararsız biri olarak görülmesi halinde hor görüleceği’ konusunda uyarır. Kimse Trump’ı ‘kadınsı’ olarak nitelendirmese de diğer sıfatlar fazlasıyla geçerli. (…) Neticede Trump artık eskisi kadar korkulan bir figür olmadığı gibi, aynı zamanda hem nefret edilen hem de hor görülen biri olma yolunda epey mesafe katetmiş durumda.

Machiavelli ayrıca, bir prensin aşırı derecede ‘liberal’ (yani cömert) olmaması ve ‘cimri olarak bilinmeyi pek de dert etmemesi’ gerektiğini savunur. Bu tavsiye ilk bakışta mantığa aykırı gelebilir: Cimri biri olmak bir prensin iktidarını korumasına nasıl yardımcı olabilir ki? Ancak Prens’in 16’ncı bölümünü dikkatle okursanız, asıl vurgulananın şu olduğunu görürsünüz: Basiretli bir prens mali durumunu ihtiyatla yönetmeli ve savurganlık yaparak tebaasının sadakatini satın almaya çalışmamalıdır. Eğer ikincisini yaparsa, kısa sürede kaynaklarını tüketecek ve ‘ağır vergiler koymaya, fahiş taleplerde bulunmaya ve para temin etmek için elinden gelen her şeyi yapmaya’ mecbur kalacaktır. Bunlar, tebaasının ondan nefret etmesine de yol açacak eylemlerdir. (…) Devasa bütçe açıkları veren, zenginlerin vergilerini düşüren, askerî harcamaları aşırı artıran ve ulusal borç yükünü büyüten ilk başkan Trump olmasa da, hiçbir başkan keyfi uğraşlarını (örneğin golf oynamak) finanse etmek için bu denli büyük miktarda kamu kaynağı harcamamıştır. Üstelik Trump, Amerikalılara 5.000 dolarlık bir çek vadederek partisine oy vermeleri karşılığında ödeme yapmayı teklif eden ilk başkandır. (…) Bu sadece yasa dışı değil, fiilen Amerikalılara yine kendi paralarıyla rüşvet vermek anlamına gelir ve bütçe açığını daha da büyütür. Tahvil piyasası ve Machiavelli aynı görüşte: Trump’ın mali disiplinden yoksun tutumu son derece akıl dışıdır.

Askerî sanatların ustası

Machiavelli, Prens’te askerî meselelere de koca bir bölüm ayırır ve yönetici olmaya heveslenen prense askerî sanatların ustası olmasını öğütler. Elbette onun bu konuya verdiği önem, savaşların pençesindeki Rönesans İtalyası’nda askerî gücün oynadığı merkezi rolü yansıtır; nitekim günümüzde gereken becerilerin farklı olduğu öne sürülebilir. (…)

Bununla birlikte, askerî gücün rolü ve sınırları ile savaşta başarı veya başarısızlığa yol açması muhtemel koşullar hakkında sağlam bir kavrayışa sahip olmak, modern siyasetçiler için önemlidir. (…)

Trump’ın İran’la giriştiği felaket niteliğindeki savaş, Machiavelli’nin tavsiyesinin ne kadar isabetli olduğunu doğruluyor: Asker kaçağı bir başkan; beceriksiz bir savunma bakanı atadı, kilit pozisyonlara itaatkâr komutanlar yerleştirdi ve önemli diplomatik görevleri, bu alanda eğitimi olmayan damadına ve uluslararası ilişkiler konusunda sıfır deneyime sahip bir gayrimenkul avukatına verdi. Doğum gününde Washington’da bir askerî geçit töreni düzenlenmesi konusunda ısrarcı davrandı ancak İran’la savaşa girmenin artılarını ve eksilerini dikkatlice değerlendirmeyi ihmal etti. Gelinen noktada kendini, dünya ekonomisine büyük zarar veren, ABD’nin Ortadoğu ve diğer bölgelerdeki konumunu zayıflatan ve muhtemelen yaklaşan ara seçimlerde Demokratların zaferine katkı sağlayacak, kazanılamaz bir çatışmanın içinde buldu. (…) Machiavelli, askerî sanatlar konusunda Trump kadar cahil olan herhangi bir lidere şüpheyle bakardı.

Adaletin tesisi

Bir de adalet meselesi var. Machiavelli, bir prensin sert bir yönetim sergilemesi ve birinin hak etmesi durumunda ceza uygulamaktan (can almaya varacak şekilde) çekinmemesi gerektiğine inanır. Ancak prensin bunu yalnızca ‘yerinde bir gerekçe ve apaçık bir neden’ bulunduğunda yapması gerektiğini vurgular. Başka bir deyişle, adaletin tesisi meşru olmalıdır. (…)

Söylemeye gerek yok ki, Trump’ın Adalet Bakanlığı’nı bir silaha dönüştürme ve düşmanı olarak gördüğü kişilerden intikam almak amacıyla kullanma girişimi; eski Başkan Richard Nixon veya eski FBI Direktörü J. Edgar Hoover’ın benzer nitelikteki şaibeli eylemlerinin çok ötesine geçiyor. (…) Machiavelli, liderlerin zaman zaman acımasızca davranmak zorunda kalabileceğini biliyordu; ancak keyfi acımasızlığa, hem tehlikeli hem de yanlış olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyordu.”

Aldatma ve bunu gizleme

Ama durun, dahası var! Machiavelli aldatmacaya duyulan ihtiyacı kabul eder ve prense, bazen verdiği sözü tutmamasının gerekebileceğini hatırlatır. (…) Trump’ın uzun süredir devam eden aldatmaca, dolandırıcılık, yalan ve tutulmayan sözlerle dolu geçmişi göz önüne alındığında, onun bu tavsiyeyi ciddiye aldığını düşünebilirsiniz; ancak Machiavelli’nin tavsiyesi daha incelikli bir nitelik taşır: Zaman zaman aldatmaya başvurmanın ve prensin yanlış ya da yerleşik ahlaki ilkelere aykırı görülebilecek eylemleri yapmaya istekli olmasının gerekliliğini kabul etmekle birlikte, liderlerin bu yönlerini gizlemek için büyük çaba göstermeleri gerektiğini vurgular. (…)

Başka bir deyişle, başarılı bir prens ‘çok iyi rol yapan ve gerçek niyetini gizleyen’ biri olmalıdır. Bu da, her fırsatta verdiğiniz sözden dönüp sadakatsizce veya acımasızca davranamayacağınız anlamına gelir; zira tehlikeli ve güvenilmez biri olduğunuz kısa sürede başkaları tarafından anlaşılacaktır. (…) Trump, siyasi başarısının büyük kısmını, aslında olmadığı bir kişilik olduğuna insanları inandırma konusundaki olağanüstü yeteneğine borçlu. (…) Ancak bu numarası artık bayatladı ve aslında rolünü yaptığı o şeylerin hiçbiri olmadığı açığa çıktı. (…)”

Amaca giden her yol mübah mıdır?

Yazar, Machiavelli’nin başarılı liderlik rehberinin sıklıkla siyasetin karanlık sanatlarına dair ahlak dışı (ya da en azından ahlaki kaygılardan azade) olarak yanlış biçimde algılandığını söylüyor: “İşte bu nedenle, özellikle kurnaz ve ahlaki açıdan esnek siyasetçileri ‘Makyavelist’ olarak nitelendiririz. Oysa Machiavelli ‘amaca giden her yol mübahtır’ diye yazdığında, aklında çok belirli ve ahlaki açıdan savunulabilir amaçlar vardı. Prensin başarılı olmasını istiyordu; çünkü bunun, düzen ve istikrarı sağlamak ve devleti iç ayaklanmalardan ya da dış müdahalelerden korumak için gerekli olduğuna inanıyordu. Bir prens, eğlencesi, çıkarı veya keyfi uğruna değil, bilakis devleti korumak amacıyla ‘iyi olmamayı öğrenmelidir.’ Bu nedenle, bilge bir prens kötülüklere yalnızca gerektiğinde başvuracaktır. (…)‘

Trump, görevde geçirdiği beş yılı aşkın süre boyunca bu ilkeyi defalarca ihlal etti. Başkanlığı Amerika’yı daha ‘büyük’ kılmadı; aksine ülke, kendi içinde daha bölünmüş, daha yozlaşmış, güvenilirliği daha düşük ve yurt dışında çok daha az takdir edilen bir konuma geldi. Trump’ın pek çok küresel ortaklığa ve ABD’nin bir zamanlar dünya lideri konumundaki bilimsel ve akademik kurumlarına adeta balyozla saldırması, ülkenin uzun vadeli geleceğini tehlikeye atıyor. Bir yandan da kendisinin ve ailesinin kişisel servetini 2 milyar doların üzerinde artırmanın yanı sıra, yeni bir Beyaz Saray balo salonu inşa ediyor ve mümkün olduğunca çok sayıda kamu binasına kendi adını kazımaya çalışıyor.

Machiavelli prens yönetimine hayranlık duymuyordu; aksine, cumhuriyetçi yönetim biçiminin güçlü bir savunucusuydu. Hatta, ‘kralın özgürlüğü ve güvenliğinin dayandığı sayısız iyi kurumun bulunduğu iyi düzenlenmiş’ Fransa Krallığı’nın erdemlerini bile övmüştü. (…)

Bugün hayatta olsaydı, sanırım Donald Trump’ı, iyi düzenlenmiş bir cumhuriyetin neden istikrarsız ve benmerkezci bir hükümdarın yönetiminden daha tercih edilebilir olduğuna dair en somut örnek olarak görürdü. (…)”

Bu yazı ilk kez 7 Ekim 2026’da yayımlanmıştır.

Stephen M. Walt’un Foreign Policy internet sitesinde yayımlanan “What Machiavelli Would Say About Trump” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://foreignpolicy.com/2026/09/23/trump-machiavelli-leadership-military-iran-war-power-principles/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x