İnsan

15 Eylül 2022

Yazdır

Aynı anda iki işi birden nasıl daha iyi yapabiliriz?

Aynı anda birden çok işle ya da faaliyetle meşgul olmak, günümüzün giderek hızlanan dünyasında artık bir “normal”. Her an ulaşılabilir ve ulaşabilir olmak, çoklu görevlerden kaçınmayı da bir anlamda imkânsız kılıyor.

ABD, Kuzey Dakota Üniversitesi’nden eğitim kurumları ve araştırma alanında uzman öğretim üyesi Virginia Clinton-Liselli, Psyche’de yayımlanan yazısında çoklu görevlerden kaçınamayacağımızı, ancak bunları verimli hale getirebileceğimizi araştırmalarından yola çıkarak açıklıyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Dürüst olun, şu anda ne yapıyorsunuz? Evet, bu yazıyı okuyorsunuz tabii ama, başka ne yapıyorsunuz? E-kitap okuyan çoğu insan gibiyseniz, muhtemelen aynı anda birden fazla iş yapıyor ya da yapmaya çalışıyorsunuzdur. Çoklu görev, insanların birden fazla işi yapma ya da aynı anda birkaç bilgi akışına dahil olmaya çalışması anlamına gelen ve yaygın kullanılan bir terim. Dijital çağımızda bitmek bilmeyen bildirimler ve bir şeyleri kaçırma korkusu bizi sosyal medyadaki haberleri kontrol etmeye sevk ediyor. Ama şu da bir gerçek ki eskiden de öğrenciler televizyon açıkken ödevlerini yapar ya da ders sırasında gazete okurlardı.

Neden bu kadar çok görevi birlikte yapıyoruz?

Bunun ardındaki temel motivasyonlardan biri, heyecan arayışı gibi görünüyor. Psikolog Robert Yerkes ve John Dillingham Dodson tarafından 1908’de ortaya atılan ‘optimal düzeyde uyarılma motivasyon teorisi’ne göre, insanlar optimal düzeyde bir uyarım ararlar; çok azı sıkıcı, çok fazlası da ezicidir. Uyarılma düzeyimiz çok düşük olduğunda, yeni görevler veya bilgiler aracılığıyla heyecan ararız. Birincil görevimiz yeterince uyarıcı olmadığında çoklu görev muhtemelen şu amaca hizmet eder: Yaptığımız şeyden canımız sıkılır ve bunu hafifletmek için çoklu göreve başvururuz.

Dahası, tercih ederek çoklu görev yapmak, bize kendimizi iyi hissettirir. Bir çalışma, üniversite öğrencilerinin ek görevlere gönüllü olarak katılabildiklerinde, kendilerini tek bir faaliyette bulunmaktan daha mutlu hissettiklerini ortaya koyuyor. Memnuniyetlerinin kaynağı, büyük olasılıkla, çoklu görevlerin can sıkıntılarını hafifletmesi.

İnsanların, bir iş toplantısı sırasında e-postalarını kontrol etmek veya ders dinlerken başka bir dersin ödevlerini tamamlamak gibi, aynı anda birden fazla görev yaptıklarında daha verimli olduklarını düşünebilecekleri de bir gerçek. Buna bağlı olarak, işin ve evin gereklilikleri beraberinde çoklu görev yapmamızı veya bunu yapmaya çalışmamızı da gerektirebilir. Çocuklarım küçükken bir yandan onlara yemek yedirirken bir yandan da dizüstü bilgisayarımda çalışırdım. Artık okula gittikleri için, çalışırken benimle iletişime geçmeleri gerekebilir diye bildirimlerimi açık tutuyorum.

Çoklu görev verimli midir?

Bunlar, birçoğumuzun çoklu görev yapmasının sebeplerinden bazıları. Peki ya bunun sonuçları? Çoklu görevin verimli olduğu düşünülse de, çalışmalar, genellikle bir seferde bir görev yapmanın (zamana ve isabetliliğe bağlı olarak) aynı anda iki görevi yapmaktan daha verimli olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, insan beyninin belirli bir zamanda ne kadar bilgiyi işleyebileceği konusunda sınırlarının olmasıdır. Bu, özellikle iki görevin doğası gereği benzer olduğu durumlarda (örneğin bir makale okumak ve mesajlaşmak gibi) geçerlidir, çünkü aynı zihinsel kaynağa daha fazla yük biner. Öte yandan görevler araba kullanmak ve sohbet etmek gibi farklı kaynakları kullansa bile daha düşük performansa yol açabilir. Genel bilişsel kaynaklarınıza daha fazla talep, ikisini de aynı anda yaptığınızda muhtemelen arabayı yeterince iyi kullanamayacağız ve sohbetinizin daha az ilgi çekeceği anlamına gelir.”

Yazar, bu bulguların çoklu görevin kötü olduğu ve ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiği fikri üzerinde birleştiği anlamına gelebileceğini söylüyor:

“Ama insanların çoklu görevden kaçınamayacaklarına ve bunu mutlaka denemeleri gerektiğine inanıyorum. Bilişsel kaynaklarımız sınırlı olduğundan dikkatimizi yalnızca sınırlı bir süre için tek bir göreve odaklayabiliriz. Telefonunuzu uçak moduna almak iyi bir tavsiye gibi görünebilir, ancak çoğu zaman başkalarına açık olma ihtiyacı nedeniyle bu pratik değildir. Öğrenmelerini engellediğinin söylenmesi, öğrencilerin çoklu görev yapmasını engellemiyor gibi. Bu nedenle, çoklu görevden kaçınılması gerektiğini vaaz etmek yerine, insanın uyarılma ihtiyacı ve sınırlı bilişsel kaynakları göz önüne alındığında, öğrenme için en uygun koşulları yaratmayı amaçlayan daha gerçekçi bir yaklaşım öneriyorum.

Bu konuda bariz bir faktör, dijital cihazlardan ziyade kâğıt üzerinde okumanın avantajlı olup olmadığıdır. 2019 yılında basılı bir kaynaktan okumayı ekrandan okumayla karşılaştıran meta-analizim yayınlandı. Sonuç, okuduğunu anlama konusunda kâğıttan okumanın ekranlardan daha verimli olduğuydu; yani insanlar, aynı sürede bir kitaptan veya dergiden okuduklarını bir bilgisayardan, tabletten veya akıllı telefondan okuduklarından daha iyi anlıyorlar. Bunun nedeni, kâğıdın metnin önemli olduğuna dair bağlamsal bir ipucu vermesi, ekranların ise eğlenceli, kolay görevlerle ilişkilendirilmesi veya insanların genellikle basılı yayınları okumayı tercih etmesi olabilir. (…)

Başka bir meta-analiz ile de çoklu görevlerin okuduğunu anlamayı nasıl ve hangi koşullar altında etkilediğine odaklandım. 1.686 katılımcıyı içeren 22 araştırmaya dayanarak, çoklu görevlerin okuduğunu anlama üzerinde genel olarak olumsuz bir etkisi olduğunu buldum. Ancak çoklu görev, farklı koşullarda okuduğunu anlamayı aynı şekilde etkilemiyordu. İnsanlar kendi hızlarında okuyabildiklerinde çoklu görev, daha yavaş okumalarına rağmen anlamalarını etkilememişti. Böylece birden fazla görev yapabilir ve yine de okuduğunuzu iyi anlayabilirsiniz; ancak aynı anlama düzeyine ulaşmanın, okumaya odaklanmış olmanıza kıyasla daha uzun süreceğini aklınızda bulundurun.

Ekranlardan okumanın daha verimsiz olduğuna dair önceki bulgum ve öğrencilerin ekranlardan okurken dikkatlerinin daha fazla dağıldığını gösteren diğer araştırmalar göz önüne alındığında, çoklu görevin okunanı, basılı yayından ziyade ekranlardan anlamayı olumsuz etkilediği sonucuna ulaşmam büyük ihtimaldi. Şaşırtıcı bir şekilde, bunun tam tersi söz konusuydu: Çoklu görev, ekrandan ziyade kâğıt üzerinden okurken anlamayı daha fazla engellemişti. Bunun nedeni farklı görevler arasındaki fiziksel mesafe olabilir. Araştırma sırasında ekranlardan okuma yapılırken, diğer görevler de aynı ekrandaydı. Buna karşılık, basılı yayından okuma yapılırken diğer görevler genellikle metinden fiziksel olarak uzakta farklı bir cihaz veya görevi içeriyordu. Bu da muhtemelen birincil görevle aynı ekranda ikincil bir görev yapmaktan daha fazla zaman alıyordu ve dikkat dağıtıcıydı.

Dijital çağda birden çok bilgi akışına alıştıkça insanların çoklu görev becerilerinin geliştiğine dair yaygın inancı hesaba katarak, araştırmaların yayın yılının sonuçlarda ilgili bir faktör olup olmadığını da inceledim. Çalışmaların yayınlandığı 20 yıl boyunca çoklu görevin olumsuz etkisinin benzer olduğunu gördüm. Dolayısıyla insanlar zamanla çoklu görevde daha iyi hale gelmemişler. Bunun nedeni, daha fazlasını yapmalarını beklesek bile bilişsel kaynaklarımızın sınırlı kalmasıdır.”

Yazar, baktığı diğer bir faktörün, çoklu görev sırasındaki ikincil görevin doğasının, özellikle bilinçli çaba ve dikkat gerektirip gerektirmediği olduğunu belirtiyor:

“Pasif olarak müzik dinlemeye kıyasla bilinçli bir çaba gerektiren metin mesajı göndermek buna örnek olabilir. Bu tür bir karşılaştırmayı yapan çalışmaların eksikliği nedeniyle sonuçlarım yetersiz kaldı. Ancak, ilgili verilere sahip iki çalışmaya göre, beklediğim gibi, bilinçli çaba gerektiren ikincil görev, bilinçli çaba gerektirmeyen göreve kıyasla okuduğunu anlamayı daha olumsuz etkiliyordu.

Bu ön bulgular, çoklu görev alışkanlıklarınızı optimize etmeye çalışabileceğiniz yollara işaret ediyor. Bir yöntem, kondisyon bisikletinde pedal çevirirken olduğu gibi bilinçli çaba gerektirmeyen bir fiziksel aktivite esnasında okumak olabilir. (…) Fiziksel aktivite farklı bir hafıza biçimi kullanır ve bilişsel kaynakları okumadan uzaklaştırma olasılığı daha düşüktür.

Biraz çalışma, biraz mola

Uyarılma seviyenizi düzenlemek için çoklu görev kullanmak yerine, ki bu zor olabilir, molalar planlamayı deneyin ve birincil görevinizin belirli bir miktarını tamamladıktan sonra eğlenceli vakit geçirmek için kendinize zaman verin. Zaman yönetimi konusunda ‘pomodoro tekniği’ olarak bilinen popüler yöntem, domates şeklindeki mutfak zamanlayıcısının 25 dakikalık çalışma ve ardından kısa bir molaya ayarlanmasıyla bu yaklaşıma dayanır. Bu yazı üzerinde çalışırken, sosyal medyayı kontrol etmek ve arkadaşlarıma mesaj göndermek için kendime periyodik molalar verdim, bunu ayrıca görevleri tamamladığım için kendimi ödüllendirmenin bir yolu olarak görüyorum.

Son olarak, çoklu görevlerden ve zihin dağınıklığından kaçınmanıza yardımcı olabilecek ilgili ikincil görevler ile okumayı daha uyarıcı hale getirebilirsiniz. İlgili ikincil görevler, kendileri okunmayan, ancak okuduğunuz metinle ilgili soruları yanıtlamak (ders kitaplarındaki boşluk doldurmalı alıştırmalar gibi), dijital metinlere gömülü videoları izlemek ya da not almak gibi okuduğunu anlamaya yardımcı olabilecek görevlerdir.

Dijital metinlerin sağladığı olanaklar bunun için faydalı olabilir. Dijital metinlerde, kâğıt metinlerde mümkün olmayan ve anında geri bildirim veren gömülü testler yer alabilir. Ayrıca dijital metinler, metindeki bilgileri açıklamak veya detaylandırmak için ilgili içeriğe video bağlantıları da içerebilir. Okurken not almak da metnin içeriğine odaklanmanıza yardımcı olacaktır, çünkü daha aktif olursunuz ve dikkatinizin dağılması zorlaşır. Önceden kaydedilmiş video derslerden öğrenmeyle ilgili bir çalışmada, ders sırasında not almanın, zihin dağınıklığını azaltması sebebiyle dersin daha iyi anlaşılmasını sağladığı görülüyor.

Çoklu görev yeni bir olgu olmadığı gibi ortadan kaldırılabileceğini düşünmek de gerçekçi değil, çünkü insan doğasının bir parçası. Okuyucuların metne daha fazla dikkat etmelerine yardımcı olabilecek bazı alanları tanımladım, ancak gerçek şu ki, zihin dağınıklığını azaltmak için metinlerin nasıl etkili bir şekilde tasarlanacağı günümüzde çok da bilinmiyor. Gelecekteki çalışmalarımda, zihin dağınıklığını ve faydalı olmayan çoklu görevleri azaltmak için metinleri daha ilgi çekici ve etkileşimli hale getirme yöntemlerini incelemeyi planlıyorum. Bu bulguların, diğer çalışmaların bilgi temeli birleştiğinde, insanların odaklanması ve okuduklarını daha iyi anlamaları yönünde daha etkili stratejilere rehberlik etmesini umuyorum.”

Bu yazı ilk kez 15 Eylül 2022’de yayımlanmıştır.

 

Virginia Clinton-Lisellis’in Psyche internet sitesinde yayımlanan “Go on, admit it. You’re multitasking. Here’s how to do it better” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://psyche.co/ideas/go-on-admit-it-youre-multitasking-heres-how-to-do-it-better

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend