Gülmek neden gerekli ve iyi?

Gün içinde ne kadar yediğinize, ne kadar hareket ettiğinize ve ne kadar uyuduğunuza dikkat ediyor olabilirsiniz. Zira hepsi sağlığınız için çok önemli. Peki ne kadar güldüğünüze hiç dikkat ettiniz mi? Bu konu üzerine çalışan bağımsız sağlık araştırmacısı Freda Gonot-Schoupinsky, Psyche’de yayımlanan yazısında en az diğerleri kadar önemli olan bu eylemin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerine etkilerini sıralıyor ve daha fazla gülebilmenin ipuçlarını veriyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

(…) Kahkaha, öncelikle fiziksel sağlığınıza fayda sağlayabilir. Gelotolojinin (gülmenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen psikoloji dalı) babası Amerikalı psikolog William Fry, kahkahayı ‘iç koşu’ olarak nitelendiriyor ve bunda da haksız değil. Nitekim bir süre önce yapılan bir araştırma, gülmenin kalp atış hızı ve değişkenliği üzerinde egzersizle benzer bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu. Kahkahanın diğer fizyolojik faydaları arasında iyi bir bağışıklık sistemi, kas gevşemesi ve düşük kan basıncı yer alıyor.

Yaklaşık 21 bin ileri yaştaki yetişkin ile yapılan bir araştırma ise her gün gülenlerin kalp hastalığına yakalanma olasılığının, hiç veya neredeyse hiç gülmeyenlere göre daha düşük olduğunu gösterdi. Tip 2 diyabeti olan kişiler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, sıkıcı bir ders yerine komedi filmi izleyenlerin kanlarında, diyabetik komplikasyonların başlangıcında rol oynayan prorerin proteini seviyelerinin azaldığı tespit edildi. Eğer fiziksel bir acı çekiyorsanız gülmek imdadınıza yetişebilir zira komik videolar izlemek ağrı toleransınızı artırabilir.

Gülmenin psikolojik sağlık ve kişisel gelişime de faydaları var. Güldüğünüzde beyniniz, endorfin de dahil modunuzu yükselten kimyasallar salgılıyor ve stres hormonu seviyesi azalıyor. Dolayısıyla gülmek, stres duygularını ve depresyon semptomlarını azaltabilir ve zorlu ortamlarla başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Kahkaha ayrıca uyku kalitesini, benlik saygısını ve yaratıcı düşünmeyi artırarak öğrenmeyi geliştiren bir ortam oluşturabilir. Bunları düşününce, şair Lord Byron’ın şu sözlerine kulak vermek gerek: ‘Gülebildiğinizce gülün. Gülmek, ucuz bir ilaçtır.’

Az gülenle çok gülen bir değil

Tüm bunları umut verici bulabilir ancak hayatınızda çok fazla gülme fırsatına sahip olmadığınızı düşünebilirsiniz. Yalnız değilsiniz. ABD’de yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırma, insanların günde ortalama 18 kez güldüğünü, bu sayının 0 ile 89 arasında değiştiğini ortaya koydu. Japonya’da 65 yaş ve üstü yetişkinlerle yapılan bir başka çalışmaya göre bu kişilerin çoğu haftada ya da her gün sadece birkaç kez gülüyordu, yüzde 18,8’i ise ayda dört kereden daha az güldüğünü belirtmişti. (…)

Çoğumuz gülmeyi komik bir şeye kendiliğinden oluşan bir tepki olarak düşünürüz ama her zaman böyle değildir. Bebekleri düşünün, gülmek için şakaya ihtiyaçları yoktur. Aynısı bizler için de geçerli. Mizah bizi kesinlikle güldürebilir ancak kendi araştırmalarıma ve başka çalışmalara dayanarak, mizah içermeyen kahkahaların da bizi mutlu edebileceğini söyleyebilirim. Neticede, kahkahanın faydalarını deneyimlemek için komik bir şeyin olmasını beklemek gerekmiyor.”

Gülmek için yanımızda başkalarının da olması gerektiğine dair yanlış bir kanı da söz konusu. Kahkaha genellikle sosyal bir davranıştır ve yanınızda biri varken gülme olasılığımız yalnız olduğumuzdan 30 kat fazladır. (…) Ama yalnızken gülmek ve kahkahanın faydalarını deneyimlemek mümkün.”

Yazar, kendinizi hızlıca neşelendirmek isteyenler için kahkahanın ideal bir ilaç olduğunu söylüyor: “Sağlıklı, bedava, hızlı ve kolaydır. Herhangi bir ekipman satın almanıza ya da bir kulübe katılmanıza gerek yoktur, neredeyse her yerde yapabilirsiniz (cenazeler hariç). Stresli zamanlarda başvurabileceğimiz diğer günahların aksine, hiç kalorisi de yoktur (aslında, kahkaha kalorileri yakar), düşük risklidir ve yasaldır. Kolay bir seçim gibi görünüyor değil mi? İşte başlamak için birkaç ipucu.

Tek başına gülmenin tadını çıkarın

Tek başına gülme fikrine alışmak biraz pratik gerektirebilir. İlk adımı atmanın kolay yolu, hayatınıza nasıl daha fazla mizah katabileceğinizi düşünmektir. (…) Bunu yapmak için mizah araştırmalarının öncülerinden Amerikalı psikolog Paul McGhee’nin Humor as Survival Training for a Stressed-Out World (2010) (Stresli Bir Dünyada Hayatta Kalma Eğitimi Olarak Mizah) adlı kitabında geliştirdiği yedi ‘mizah alışkanlığından’ bazılarını deneyebilirsiniz.

Öncelikle, kendinizi mizahla çevrelemeniz gerekiyor. Bu süreç, mizah anlayışınızı bulmayı ve hayatınıza daha fazlasını nasıl dahil edebileceğinizi düşünmeyi kapsıyor. Komik filmler izlemenizi ve komedyenleri dinlemenizi öneririm. İyi olanlar sizi tekrar tekrar güldürecektir. (…) Hayatınıza mizahı ne kadar çok davet ederseniz, gülme olasılığınız o kadar artar.

McGhee’nin ikinci önerisi, işyerinde ve evde eğlenceli bir tutum geliştirmeye çalışmaktır. Herhangi bir şeydeki komik yönü bulmaya ve o anda yaptığınız şeyden daha fazla keyif almaya çalışın. (…) Bunu herhangi bir fiziksel egzersizden önce ısınma gibi düşünün, bedeninizi ve duygularınızı gülmeye hazır hale getiriyorsunuz.

Üçüncü alışkanlık, kasıtlı olarak daha sık ve daha yürekten gülmeye çabalamaktır. Yalnızken yüksek sesle gülmek zor olabilir, ancak bunu ne kadar çok yaparsanız işiniz o kadar kolaylaşır. Eğlenceli, neşeli ve doğal hissettiren ve kulağa hoş gelen bir kahkaha atmayı hedefleyin ve farklı tarzlar deneyin, zira bunu doğru yapmanın tek bir yolu yoktur. Örneğin, içten kahkahalar harikadır, ancak diğer kahkaha türleri de faydalı olabilir. İlk başta biraz zorlanabilirsiniz ama önemli değil (‘sahte’ kelimesini kullanmıyorum, çünkü tüm kahkahalar gerçektir, sadece farklı ses sistemleri tarafından üretilirler). (…) McGhee ayrıca (…) kendinizi fazla ciddiye almamanızı, elinizden geldiğince kendinize gülmenizi ve stresin ortasında mizahı bulmaya çalışmanızı öneriyor. (…)

Kendi komedi becerilerinizi geliştirin

Kendi şakalarınızı yaratmak, iyi gülmenin eğlenceli bir yolu olabilir. McGhee’nin bu konuda birçok önerisi var. Bunlardan biri, mevcut kelimelerin yeniden yorumlanmasını içeren bir kelime oyunu yaratmak. (…) Başka bir fikir de abartı kullanarak şakalar yapmayı denemek. Örneğin, ‘Dişimde o kadar büyük bir oyuk vardı ki diş hekimimin beni ayak hastalıkları uzmanına gönderdi’ gibi.

Becerilerinizi daha da geliştirmek istiyorsanız, mizahı daha derinlemesine keşfedebilirsiniz. Örneğin, Amerikalı iletişim uzmanı Arthur Asa Berger, The Art of Comedy Writing (2011) (Komedi Yazarlığı Sanatı) adlı kitabında 45 farklı mizah tekniğinden bahsediyor. Bunlar dört kategoriye ayrılıyor: Dil (abartmalar, yanlış anlama, hiciv), mantık (tesadüf, hayal kırıklığı, cehalet), kimlik (teşhir, taklit, karikatür) ve eylem (kovalama, güldürü, hız). Bu fikirler, kendi mizah anlayışınızı anlamanıza yardımcı olabilir ve orijinal şakalar yazmanızı sağlayabilir.

Kendi komedinizi yaratma şansınız varsa, mizahınızın parlaklığına ya da utanç vericiliğine gülebilirsiniz. Sonra daha fazla gülmek için bunu başkalarıyla paylaşın. Ne kadar aptalca görünürse görünsün, içimizdeki şakalar bizi güldürüyorsa, yeterlidir. Sebat etmeye de değer: Zürih Üniversitesi’nden psikolog Willibald Ruch ve meslektaşları, McGhee’nin yedi mizah alışkanlığı programında bir grup yetişkine eğitim vererek mizahın gerçekten de eğitilebileceğini keşfetti. Sekiz haftalık eğitim programını tamamlayan katılımcılar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, ruh hallerinin iyileştiğini ve kendilerini daha az ciddiye aldıklarını belirtti. Daha da önemlisi, yakın arkadaşları da onların mizah anlayışının geliştiğini söylüyordu.

Mizah kullanarak başkalarıyla birlikte gülün

Yukarıdaki fikirlerin çoğunu başkalarıyla deneyebilirsiniz, çünkü kahkaha bulaşıcıdır ve doğal bir sosyal etkinliktir. Örneğin, arkadaşlarınız ve ailenizle şakalar yapmayı deneyebilirsiniz. Herkes denesin ve ardından sonuçları birbirinizle paylaşın. Fikirleri dinlediğinizde, takdir etmeye çalışın. Başkalarının çabalarını eleştirmek kolaydır, ancak mizah yapmak kolay değildir, bu yüzden onları cesaretlendirin. Sonunda birlikte gülmek, şakalarının komik olmadığını söylemekten daha eğlencelidir. (…)

Mizahı arkadaşlarınızla sanal olarak da paylaşabilirsiniz. (…) Ancak ne paylaşırsanız paylaşın, mizah görgü kurallarını aklınızda bulundurun: Kahkahalara boğan şakanızı paylaşmadan önce, kendinize bunun insanları iyi hissettirip hissettirmeyeceğini veya sorunlara yol açıp açmayacağını sorun. Biraz alay veya ince espriler komik olabilir, ancak şüpheniz varsa bunların keyfini tek başınıza çıkarın. (…)

Gülmek gülmeyi getirir

Modası geçmiş esprilere bel bağlamak istemiyorsanız ya da başkalarının can alıcı noktayı anlamayacağından endişe ediyorsanız, şunu unutmayın: Arkadaşlarınızla birlikte gülmek için aslında komik bir uyarana ihtiyacınız yok.”

Yazar, sosyal kahkahanın mizahtan çok bağ kurmakla ilgili olduğunu vurguluyor: “Amerikalı psikolog Robert Provine, doğal sohbetlerde 1.200 kendiliğinden kahkaha örneği gözlemlemiş ve konuşmacının dinleyici gülmeden hemen önce söylediklerini not etmiş. Gülmeden önceki ifadelerin yalnızca yüzde 10-15’inin “biraz da olsa gülünç” olarak nitelendirilebileceğini görmüş. İnsanlar, ‘Seninle tanışmak güzeldi’ veya ‘Nerede kaldın?’ gibi sıradan ifadeler karşısında çok daha sık gülüyorlardı.

(…) Bu bize neye güldüğümüzün gerçekten önemli olmadığını gösteriyor, önemli olan gülüyor olmamız. Provine ayrıca konuşmacıların dinleyicilerden daha çok güldüğünü de keşfetmişti. Bu yüzden konuşurken biraz gülün ve birinin güldüğünü duyduğunuzda, gülmek için siz de çaba gösterin. Ancak biriyle tanıştığınızda yüksek sesle gülmenin uygun olup olmadığından emin olun.

Başkalarıyla mizah olmaksızın gülebileceğiniz başka uygulamalar da var. Bunlardan biri, depresyon belirtilerini ve yalnızlık duygularını azaltabilen kahkaha yogası. Kahkaha yogası, 1995 yılında Hindistan’da tıp doktoru Madan Kataria tarafından icat edildi. Başlangıçta insanlar şakalar yaparak güldüler, ancak şakalar hızla eskiyordu ve bazılarının uygunsuz olduğu görüldü. Ama sonra Kataria şakalara gerek olmadığını anladı, çünkü bir kişi güldüğünde diğerleri de gülmeye başlıyordu. Günümüzde, kahkaha yogası bir dizi eğlenceli hareket ve egzersizi bir araya getiriyor (zorlu yoga pozisyonları değil). Örneğin, katılımcılar kahkahaların devamlı olmasını sağlamak için “anlamsız konuşmaya” teşvik ediliyor. Siz de bazı çevrimiçi videoları deneyerek evde başlayabilirsiniz. Bir çalışmaya göre, evde yapılan yedi günlük egzersiz katılımcıların ruh halini iyileştiriyor.” (…)

Bu yazı ilk kez 25 Mart 2021’de yayımlanmıştır.

 

Freda Gonot-Schoupinsky’nin Psyche’de yayımlanan “How to laugh more” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://psyche.co/guides/how-to-get-a-health-and-wellbeing-boost-from-laughing

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend