Çin nerede hata yapıyor?

Çin’de yeniden artan vakalar, covid kısıtlamaları, karantinalar halkı da yönetimi de zorluyor. Öte yandan ülkenin parlayan yıldızı teknoloji sektörü de yoğun bakımda. Dış politikada ise Rusya’nın yanında olmanın maliyeti ne?

Dünyanın en büyük nüfusuna ve en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip olan Çin, 21. yüzyılın yükselen gücü olarak biliniyor. Batı ülkelerinin aksine Çin, Komünist Parti’nin tek parti olduğu otoriter bir yönetime sahip. Bu yönetim sistemi Çin gibi büyük bir ülkenin devasa kaynaklarının belirli amaçlara yönlendirilmesi hususunda avantajlı gibi gözükse de yakından bakıldığında bazı sorunlar ortaya çıkıyor. The Economist dergisinde yayımlanan makalede, Çin’in ve Şi Cinping’in Covid-19 ile mücadelede, ekonomik büyümede ve dış politikada karşı karşıya kaldığı üç büyük sorun ele alınıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Demokrasiler sürekli politika değiştirirken ve tereddüt içindeyken Çin hükümetinin gelecekteki on yılları planlayarak dikkatli bir şekilde uzun oyunu oynadığı sıklıkla dile getirilir. Ancak şu anda Şanghay’da bu stratejik dehaya dair pek bir iz yok. Dünyanın geri kalanı kısıtlamaları kaldırdı, ancak 25 milyon insan şehir çapında sokağa çıkma yasağı altında, evlerinde kapana kısılmış halde, Çin’deki sansür yetkililerinin bile örtbas edemediği gıda ve ilaç kıtlıkları ile karşı karşıya. Sıfır-covid politikası, Komünist Parti’nin kolaylıkla kurtulamayacağı bir çıkmaz haline geldi.

Bu, başarısız bir ekonomi ve Ukrayna’daki savaş ile birlikte Çin’in bu sene karşılaştığı üç sorundan birisi. Tüm bunların birbirleriyle bağlantısız olduğunu düşünebilirsiniz ancak Çin’in her bir soruna verdiği yanıtın bir ortak noktası var: yurtdışında gösterilen hava ve kibir, yurtiçinde kontrol takıntısı ve şüpheli sonuçlar. Çin’in eylemleri, Sarı İmparator’un zaman ufkuna sahip devlet yönetiminin sonucu olmaktan ziyade Xi Jinping (Şi Cinping) yönetiminde politika belirlemekte veya hata yaptığında bunu kabul etmekte zorlanan bir otoriter sistemi yansıtıyor.

Çin devlet başkanı için bu yıl her şeyin plana uygun gerçekleşmesi gerekiyor. Sonbaharda, iki dönem başkanlık yaptıktan sonra kenara çekilme geleneğine aykırı olarak üçüncü dönem devlet başkanlığı yapmanın ve ömür boyu iktidarda kalmanın önünü açmak için her beş yılda bir gerçekleştirilen parti kongresini kullanması bekleniyor. Bu “taç giyme töreninin” sorunsuz gerçekleşmesi için Çin’in istikrarlı ve başarılı olması gerekiyor.

Sayın Şi bazı açılardan başarıya ulaştı. Propagandacılar, Covid-19 ölüm oranlarının büyük ülkeler arasında en düşük seviyede olmasıyla ve 2018’den bu yana en hızlı büyüyen G20 ekonomisi ile övenebilirler. Avrupa savaşa girerken, Çin, büyüyen nükleer kabiliyetleri ve Pasifik’ten Karayipler’e gücünü gösterebileceği askeri gücü ve parası ile güvenli bir ülke olarak ön plana çıkıyor.

Yeniden Covid kısıtlamaları ve güçlükler

Ancak daha dikkatli baktığınızda siyasi açıdan bir ölümlü olan Şi’nin son yılı yönetimi altındaki Çin’in güçlü yönlerine olduğu kadar zayıf yönlerine de ihanet ediyor. Önce pandemiyi ele alın. Virüs, Vuhan’da tespit edildikten sonra Çin sıfır-covid stratejisini izledi. Sınırları iki yıl boyunca kapalı kaldı ve vaka artışlarına karantinalar, zorla yapılan toplu testler ve sert kısıtlamalar ile karşılık verildi. Çin yöneticileri ilk zamanlarda bireysel özgürlüklerin ihlal edilmesi, kısıtlama altındakilerin acı çekmesi ve ulusal tecrit pahasına çoğunluğun büyük ölçüde covid’e yakalanmamasını sağlayan devasa bir toplumsal fayda deneyi uygulamaya karar verdi.

Ancak vaka artışlarını kontrol altına almak giderek daha zor hale geliyor. Şanghay’a ek olarak beş eyalette kısmi kısıtlamalar ilan edildi ve Guangzhou’da okullar kapatıldı. En az 150 milyon insan bundan etkilendi. Kısıtlamaların idare edilmesi için Şanghay’a yetki veren sayın Şi kontrolü geri aldı. Herhangi bir çıkış stratejisi yok. Parti, halkı Covid ile birlikte yaşamaya hazırlamadı ve yeterli sayıda risk altındaki yaşlı insanı aşılamakta veya daha etkili Batılı aşıları kullanmakta başarısız oldu. Bazı modellere göre en az 2 milyon insanı öldürebilecek bir çıkış dalgasıyla beraber aşılanmaya ağırlık verilmesi ile sonu gelmeyen tecrit ve sürekli tekrarlayan sokağa çıkma yasakları arasında bir seçim yapılmak zorunda kalındı.

Bu kısıtlamalar ekonomik büyümeye zarar veriyor ve ekonominin tekrar şekillendirilmesine yönelik başarısız girişimlerin olumsuz sonuçlarını şiddetlendiriyor. Sayın Şi, Çinli kapitalistleri daha az açgözlü ve daha fazla kendi kendine yetebilir olmaya çağırdı. Ancak, “ortak refah” gibi ne anlama geldiği tam olarak belli olmayan sloganları uygulamaya çalışan bağnaz bürokratlar, en başarılı girişimcileri korkuttu ve devlet kontrolünü tekrar sağladı.

Teknoloji sektörü yoğun bakımda

Bir zamanlar parıldayan teknoloji sektörü şu anda yoğun bakımda, art arda gelen regülasyonlardan sonra en büyük on teknoloji firması 1,7 trilyon dolarlık piyasa değeri kaybetti. Alibaba ve Tencent firmalarının sahipleri sinik bir itaatin sembollerine indirgendi ve birtakım yeni sektörlere genişlemeleri engellendi. Parti, geçtiğimiz haftalarda bu süreci tersine çevirmeye çalıştı. Ancak küresel yatırımcılar hâlâ endişeli. Yukarıda bahsi geçen on firma, Amerikalı emsalleri ile karşılaştırıldığında yarı fiyatına işlem görüyor.

Çin, bunların yerine partinin katı hedeflerine uyan sadık yeni nesil girişimciler yaratmayı umuyor. Kayıt belgeleri, iç bölgelerdeki şehirlerde bulut teknolojileri, robotik ve yapay zeka alanlarının en ileri noktasında faaliyet gösterdiğini iddia eden on binlerce firmanın kurulduğunu gösteriyor. Şimdilik vatansever yatırımcılar onları destekliyor, ancak bu firmaların çoğu yerel kalkınma hedeflerine ulaşmaya çalışan yetkililer tarafından tolere edilen sahte oluşumlardır. Teşviklerin sübvansiyon ve korku olduğu ve giderek küreselleşen sermaye sisteminden ayrılan bir teknoloji sektörü muhtemelen inovasyon cephesinde geride kalacaktır.

Rusya’nın yanında olmanın maliyeti

Son sorun ise Ukrayna ve dış politika ile ilgili. Sayın Şi, Batı’nın düşüşte olduğu inancına uygun olarak Rusya’nın yanında yer aldı. Ancak bunun bir maliyeti var. Çin’in ihtiyaç duyduğu piyasaların bulunduğu Amerika ve Avrupa ilişkileri daha da zarar görecek.

Çin, Avrupa’nın Amerika’dan uzaklaştırılabileceğini umuyordu, ancak savaş enerji sektöründe NATO ve transatlantik işbirliğini tekrar canlandırdı. Pek çok ülkenin Batı ile Çin ve Rusya arasında taraf seçmek istemediği doğrudur. Ancak yabancılar Pekin’den gelen hakaret ve tehditler karşısında hayal kırıklığına uğrarken Çin’in “kurt savaşçı” diplomasisi geri tepiyor. Zengin ülkelerde halkın Çin’e yönelik algısı son yirmi yılın en kötü seviyesinde. Aynısı Çin saldırganlığından çekinen Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler için de geçerli.

Çin’i hafife almak aptalca olur. Merkeziyetçi yönetim sistemi, donanma inşası ve batarya sektöründe hakimiyet sağlamak gibi stratejik amaçların gerçekleştirilmesi için devasa miktarlarda kaynağın odaklanmasına olanak sağlar. Kamuoyu harekete geçirilebilir. İç pazarın büyüklüğü, firmaların yurtiçinden ayrılmadan ölçek ekonomisi elde etmelerini sağlar ve sahip olduğu kâr potansiyeli küresel firmaları çeker, merkantilist hükümetler de bu firmalara destek olur.

Üç pişmanlık

Bu güçlü taraflar hâlâ mevcut. Ancak güç tek elde giderek daha fazla toplandığında Çin’in hükümet sisteminde yeni hatalar ortaya çıkıyor.

Otoriter devletler bazı şeylerde başarılı olabilir, ancak hata yaptıklarında bunu kabul etmekten nefret ederler. Sayın Şi’nin statüsü parti kongresinden önce ne kadar yüceltilirse dalkavukluk da o kadar artacaktır. Bürokratlar gayret göstermek için birbirleriyle yarıştığında yönetim daha az etkili hale gelir; yetkililer konuşmaya cesaret edemezse geri bildirim mekanizması çöker.

Çin’in uzun vadeli planlarının önündeki sınav, şu anki rotasını değiştirip değiştiremeyeceğidir. Şu an için Çin’in yükselişinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorsanız, Çin’in en büyük şehrinin terk edilmiş sokaklarına bakın ve kendinize dünyada tek bilgenin Sayın Şi olup olmadığını sorun.”

Bu yazı ilk kez 22 Nisan 2022’de yayımlanmıştır.

 

The Economist dergisinde yayımlanan “What China gets wrong” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.economist.com/leaders/2022/04/16/what-china-gets-wrong?itm_source=parsely-api

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Çin nerede hata yapıyor?

Çin’de yeniden artan vakalar, covid kısıtlamaları, karantinalar halkı da yönetimi de zorluyor. Öte yandan ülkenin parlayan yıldızı teknoloji sektörü de yoğun bakımda. Dış politikada ise Rusya’nın yanında olmanın maliyeti ne?

Dünyanın en büyük nüfusuna ve en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip olan Çin, 21. yüzyılın yükselen gücü olarak biliniyor. Batı ülkelerinin aksine Çin, Komünist Parti’nin tek parti olduğu otoriter bir yönetime sahip. Bu yönetim sistemi Çin gibi büyük bir ülkenin devasa kaynaklarının belirli amaçlara yönlendirilmesi hususunda avantajlı gibi gözükse de yakından bakıldığında bazı sorunlar ortaya çıkıyor. The Economist dergisinde yayımlanan makalede, Çin’in ve Şi Cinping’in Covid-19 ile mücadelede, ekonomik büyümede ve dış politikada karşı karşıya kaldığı üç büyük sorun ele alınıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Demokrasiler sürekli politika değiştirirken ve tereddüt içindeyken Çin hükümetinin gelecekteki on yılları planlayarak dikkatli bir şekilde uzun oyunu oynadığı sıklıkla dile getirilir. Ancak şu anda Şanghay’da bu stratejik dehaya dair pek bir iz yok. Dünyanın geri kalanı kısıtlamaları kaldırdı, ancak 25 milyon insan şehir çapında sokağa çıkma yasağı altında, evlerinde kapana kısılmış halde, Çin’deki sansür yetkililerinin bile örtbas edemediği gıda ve ilaç kıtlıkları ile karşı karşıya. Sıfır-covid politikası, Komünist Parti’nin kolaylıkla kurtulamayacağı bir çıkmaz haline geldi.

Bu, başarısız bir ekonomi ve Ukrayna’daki savaş ile birlikte Çin’in bu sene karşılaştığı üç sorundan birisi. Tüm bunların birbirleriyle bağlantısız olduğunu düşünebilirsiniz ancak Çin’in her bir soruna verdiği yanıtın bir ortak noktası var: yurtdışında gösterilen hava ve kibir, yurtiçinde kontrol takıntısı ve şüpheli sonuçlar. Çin’in eylemleri, Sarı İmparator’un zaman ufkuna sahip devlet yönetiminin sonucu olmaktan ziyade Xi Jinping (Şi Cinping) yönetiminde politika belirlemekte veya hata yaptığında bunu kabul etmekte zorlanan bir otoriter sistemi yansıtıyor.

Çin devlet başkanı için bu yıl her şeyin plana uygun gerçekleşmesi gerekiyor. Sonbaharda, iki dönem başkanlık yaptıktan sonra kenara çekilme geleneğine aykırı olarak üçüncü dönem devlet başkanlığı yapmanın ve ömür boyu iktidarda kalmanın önünü açmak için her beş yılda bir gerçekleştirilen parti kongresini kullanması bekleniyor. Bu “taç giyme töreninin” sorunsuz gerçekleşmesi için Çin’in istikrarlı ve başarılı olması gerekiyor.

Sayın Şi bazı açılardan başarıya ulaştı. Propagandacılar, Covid-19 ölüm oranlarının büyük ülkeler arasında en düşük seviyede olmasıyla ve 2018’den bu yana en hızlı büyüyen G20 ekonomisi ile övenebilirler. Avrupa savaşa girerken, Çin, büyüyen nükleer kabiliyetleri ve Pasifik’ten Karayipler’e gücünü gösterebileceği askeri gücü ve parası ile güvenli bir ülke olarak ön plana çıkıyor.

Yeniden Covid kısıtlamaları ve güçlükler

Ancak daha dikkatli baktığınızda siyasi açıdan bir ölümlü olan Şi’nin son yılı yönetimi altındaki Çin’in güçlü yönlerine olduğu kadar zayıf yönlerine de ihanet ediyor. Önce pandemiyi ele alın. Virüs, Vuhan’da tespit edildikten sonra Çin sıfır-covid stratejisini izledi. Sınırları iki yıl boyunca kapalı kaldı ve vaka artışlarına karantinalar, zorla yapılan toplu testler ve sert kısıtlamalar ile karşılık verildi. Çin yöneticileri ilk zamanlarda bireysel özgürlüklerin ihlal edilmesi, kısıtlama altındakilerin acı çekmesi ve ulusal tecrit pahasına çoğunluğun büyük ölçüde covid’e yakalanmamasını sağlayan devasa bir toplumsal fayda deneyi uygulamaya karar verdi.

Ancak vaka artışlarını kontrol altına almak giderek daha zor hale geliyor. Şanghay’a ek olarak beş eyalette kısmi kısıtlamalar ilan edildi ve Guangzhou’da okullar kapatıldı. En az 150 milyon insan bundan etkilendi. Kısıtlamaların idare edilmesi için Şanghay’a yetki veren sayın Şi kontrolü geri aldı. Herhangi bir çıkış stratejisi yok. Parti, halkı Covid ile birlikte yaşamaya hazırlamadı ve yeterli sayıda risk altındaki yaşlı insanı aşılamakta veya daha etkili Batılı aşıları kullanmakta başarısız oldu. Bazı modellere göre en az 2 milyon insanı öldürebilecek bir çıkış dalgasıyla beraber aşılanmaya ağırlık verilmesi ile sonu gelmeyen tecrit ve sürekli tekrarlayan sokağa çıkma yasakları arasında bir seçim yapılmak zorunda kalındı.

Bu kısıtlamalar ekonomik büyümeye zarar veriyor ve ekonominin tekrar şekillendirilmesine yönelik başarısız girişimlerin olumsuz sonuçlarını şiddetlendiriyor. Sayın Şi, Çinli kapitalistleri daha az açgözlü ve daha fazla kendi kendine yetebilir olmaya çağırdı. Ancak, “ortak refah” gibi ne anlama geldiği tam olarak belli olmayan sloganları uygulamaya çalışan bağnaz bürokratlar, en başarılı girişimcileri korkuttu ve devlet kontrolünü tekrar sağladı.

Teknoloji sektörü yoğun bakımda

Bir zamanlar parıldayan teknoloji sektörü şu anda yoğun bakımda, art arda gelen regülasyonlardan sonra en büyük on teknoloji firması 1,7 trilyon dolarlık piyasa değeri kaybetti. Alibaba ve Tencent firmalarının sahipleri sinik bir itaatin sembollerine indirgendi ve birtakım yeni sektörlere genişlemeleri engellendi. Parti, geçtiğimiz haftalarda bu süreci tersine çevirmeye çalıştı. Ancak küresel yatırımcılar hâlâ endişeli. Yukarıda bahsi geçen on firma, Amerikalı emsalleri ile karşılaştırıldığında yarı fiyatına işlem görüyor.

Çin, bunların yerine partinin katı hedeflerine uyan sadık yeni nesil girişimciler yaratmayı umuyor. Kayıt belgeleri, iç bölgelerdeki şehirlerde bulut teknolojileri, robotik ve yapay zeka alanlarının en ileri noktasında faaliyet gösterdiğini iddia eden on binlerce firmanın kurulduğunu gösteriyor. Şimdilik vatansever yatırımcılar onları destekliyor, ancak bu firmaların çoğu yerel kalkınma hedeflerine ulaşmaya çalışan yetkililer tarafından tolere edilen sahte oluşumlardır. Teşviklerin sübvansiyon ve korku olduğu ve giderek küreselleşen sermaye sisteminden ayrılan bir teknoloji sektörü muhtemelen inovasyon cephesinde geride kalacaktır.

Rusya’nın yanında olmanın maliyeti

Son sorun ise Ukrayna ve dış politika ile ilgili. Sayın Şi, Batı’nın düşüşte olduğu inancına uygun olarak Rusya’nın yanında yer aldı. Ancak bunun bir maliyeti var. Çin’in ihtiyaç duyduğu piyasaların bulunduğu Amerika ve Avrupa ilişkileri daha da zarar görecek.

Çin, Avrupa’nın Amerika’dan uzaklaştırılabileceğini umuyordu, ancak savaş enerji sektöründe NATO ve transatlantik işbirliğini tekrar canlandırdı. Pek çok ülkenin Batı ile Çin ve Rusya arasında taraf seçmek istemediği doğrudur. Ancak yabancılar Pekin’den gelen hakaret ve tehditler karşısında hayal kırıklığına uğrarken Çin’in “kurt savaşçı” diplomasisi geri tepiyor. Zengin ülkelerde halkın Çin’e yönelik algısı son yirmi yılın en kötü seviyesinde. Aynısı Çin saldırganlığından çekinen Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler için de geçerli.

Çin’i hafife almak aptalca olur. Merkeziyetçi yönetim sistemi, donanma inşası ve batarya sektöründe hakimiyet sağlamak gibi stratejik amaçların gerçekleştirilmesi için devasa miktarlarda kaynağın odaklanmasına olanak sağlar. Kamuoyu harekete geçirilebilir. İç pazarın büyüklüğü, firmaların yurtiçinden ayrılmadan ölçek ekonomisi elde etmelerini sağlar ve sahip olduğu kâr potansiyeli küresel firmaları çeker, merkantilist hükümetler de bu firmalara destek olur.

Üç pişmanlık

Bu güçlü taraflar hâlâ mevcut. Ancak güç tek elde giderek daha fazla toplandığında Çin’in hükümet sisteminde yeni hatalar ortaya çıkıyor.

Otoriter devletler bazı şeylerde başarılı olabilir, ancak hata yaptıklarında bunu kabul etmekten nefret ederler. Sayın Şi’nin statüsü parti kongresinden önce ne kadar yüceltilirse dalkavukluk da o kadar artacaktır. Bürokratlar gayret göstermek için birbirleriyle yarıştığında yönetim daha az etkili hale gelir; yetkililer konuşmaya cesaret edemezse geri bildirim mekanizması çöker.

Çin’in uzun vadeli planlarının önündeki sınav, şu anki rotasını değiştirip değiştiremeyeceğidir. Şu an için Çin’in yükselişinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorsanız, Çin’in en büyük şehrinin terk edilmiş sokaklarına bakın ve kendinize dünyada tek bilgenin Sayın Şi olup olmadığını sorun.”

Bu yazı ilk kez 22 Nisan 2022’de yayımlanmıştır.

 

The Economist dergisinde yayımlanan “What China gets wrong” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.economist.com/leaders/2022/04/16/what-china-gets-wrong?itm_source=parsely-api

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x