Aşı olmanın ve olmamanın bedeli: Aşıya dair bilmeniz gerekenler

COVID – 19 bir yıl içerisinde yaklaşık 100 milyon insana bulaştı, 2 milyon insanın da ölümüne neden oldu. Modern bilim tarihinin en büyük seferberliği olarak tanımlanan hummalı çalışmaların sonunda COVID-19 ile mücadelede nihayet yeni dönem başladı; dünyadan dört bir yanında ve Türkiye’de aşılar yapılıyor. Ancak yine de insanların tedirginlikleri sürüyor, kafalarda hâlâ birçok soru işareti var, tek tek yanıtlayalım.

Aşının icadı neden bu kadar kısa sürdü?

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Her türlü bilimsel çalışma olabilecek en kısa sürede yürütüldü; tıp, genetik ve salgın bilimi alanındaki neredeyse tüm bilim insanlarının çalışmaları COVID-19’a yoğunlaştı. Sonuçta birden çok aşı geliştirildi. Zaten, Çin aşısının çalışmaları yetişemeden “Acil Kullanım Onayı” ile farklı aşılar yapılmaya başlandı.

Yıllar içerisinde teknolojinin gelişmesi, zamanla yarışımızı kolaylaştırdı. Yapay zekanın son derece gelişmiş hesap yapabilme kapasitesi çalışmaları çok hızlandırdı, günümüzde yapay zeka saniyede 200 bin trilyon hesap yapabiliyor. Örneğin hem virüsü teşhis edebilmek için hem de aşı çalışmaları için gerekli olan ilk aşama, virüsün genom diziliminin belirlenmesidir. 2003’te yaşanılan SARS salgınındaki virüsün genom diziliminin belirlenmesi neredeyse 1 yıl sürmüştü, ancak COVID-19 için bu dizilim bir ayda belirlendi.

Aşı nasıl çalışır, vücuda nasıl etki eder?

Aşılar, yabancı tehditlere karşı vücudu hazırlar, önceden eğitirler. Yabancı tehditler çoğu zaman enfeksiyon hastalıklarına yol açan mikro canlılardır. Örneğin virüsler. Virüslerin inaktive edilmiş hali, veya önemli bir parçası (mRNA) vücuda verilerek küçük bir prova yapılır, daha sonra virüs geldiğinde yanıt verilmesi sağlanır. Bir tür eğitim çalışması gibi.

Şu an geçerli olan ve yapılan aşıların hiçbiri normalde geçmesi gereken tüm kontrol süreçlerini tamamlamadı. Yapılan aşıların uzun dönemli sonuçlarını bilmemek önemli mi? En kötü sonucu ne olabilir?

Aşıların uzun dönem etkilerini bilmemek bizi kaygılandırmamalı. Bu, pek çok aşı için geçerli bu durum. Bugüne kadar yapılmakta olan onlarca aşının uzun dönemli etkileri görülmemiştir. Diğer aşılardan bildiklerimizden yola çıkarak, gereksiz kaygılardan uzak durabiliriz.

Aşının ne gibi zararlı yan etkileri olabilir? En kötü ihtimal nedir?

Aşıları iki başlık altında tartışıyoruz: 1) Etkinlik 2) Yan etkiler. Evet, bazı aşılar etkisiz olabilir veya etkileri düşük olabilir. Grip aşısını hatırlayın, etkisi %40-60 arasında denildiği için her yıl uzun uzun tartışılır. Ama kuduz ve hepatit aşıları tartışılmaz, çünkü etkileri %100 e yakındır.

Yan etki açısından çok çekinmiyoruz. Hastalık semptomlarına benzer belirtiler olabilir. Aşı yapılan yerde kızarıklık, şişlik, koltuk altında lenf bezi şişmesi, ateş gibi belirtiler olabilir. Çok nadir olarak anafilaksi denilen sistemik güçlü bir alerji olabilir. Oldukça nadir olduğunu belirtelim.

Mevcut aşılar için Faz-3 çalışmalarında sonuç elde ettikçe “etkinliği az” açıklamaları yapılıyor çeşitli ülkelerden. Bunların anlamı nedir?

Etkinlik çalışmalarının sonuçları, çalışmayı yürüten bilim insanları tarafından yayınlanmalıdır. Ancak, ülkelerin anlaşılır bir aceleyle farklı farklı açıklamalar yapmaları nedeniyle farklı sonuçlar karşımıza çıktı. Bu sonuçların bir kısmı diğerlerine göre düşük etkinlik olarak açıklandı. Ama eldeki verilere göre, şu anda sözü edilen aşıların hiçbirinin etkinliği %50’nin altında değil.

Ayrıca, farklı ülkelerden gelen raporlarda, enfeksiyonun daha hafif geçtiği bildirildi. Bu da önemli bir sonuç. Sinovac için her ne kadar, bugüne kadar sonuçlar sınırlı sayıda hasta sayısı ile yapılmış ve tasarımlarında farklılıklar olsa da, olguların daha ağır seyretmesini önlediğine dair fikir birliği bulunuyor.

Aşılar ne kadar koruyucu olabilir?

COVID-19 için bugüne kadar bildirilen en yüksek koruyuculuk oranı %95, en düşük olarak da %50 olarak rapor edildi. Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşlar %50’nin üzerini kabul edilebilir olarak kabul etmişlerdi.

Önemli olan COVID-19 için geçerli olan %70 toplum bağışıklığına ulaşmaktır. Doğal yollarla, yani toplumun %70’nin hastalığı geçirmesi yoluyla bu düzeye ulaşmak zaman alacaktır. O nedenle aşılar bizim için çok gerekli.

Türkiye’de şu an yapılan Çin aşısı Sinovac hakkında da sorular var. Peki, Çin tıp çalışmalarında, aşı üretimi, vb. konularda ne aşamada? Dünyadaki yeri ne?

Çin aşısı Sinovac veya Coronavac aşısının sonuçları henüz baş araştırmacıları tarafından açıklanmadı. Ama, Türkiye, Brezilya ve Endonezya gibi ülkelerden gelen raporlar yayınlandı.

Aşılar arasındaki fark ne?

Şu an dünya üzerine yürütülen 100’ün üzerinde aşı çalışması var. Yöntemsel olarak 3 farklı aşı tipi söz konusu. Bunlardan ilki, inaktif aşılar. Bugüne dek kullandığımız aşılarda kullanılan teknik bu yani etkisizleştirilmiş virüsün vücuda enjekte edilmesi ilkesine dayalı.

İkinci tür m-RNA aşıları, genetik aşılar olarak biliniyor. Virüsün çoğalmak için gerekli genetik materyal olan m-RNA’sını hedef alıyorlar. Daha önce kanserlerde kullanılması düşünülürken, ilk kez enfeksiyon hastalıkları alanında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Üçüncü tür ise vektör aşılar. Vektör aşılar da, etki ve yan etki için inaktif aşılar gibi değerlendirilebilir. Daha önce başka örnekleri olan aşılardır.

Aşı olmanın ve olmamanın bedeli ne olur?

Aşı olunursa, pandemi daha kısa sürede sonlanır ve böylece sosyal hayata daha hızla dönülmüş olur.

Aşı pasaportu gibi uygulamaların hayata geçme ihtimali konuşuluyor. Bu mümkün mü? Nasıl uygulanabilir? Sosyal medyada hızla yayılan bazı mesajlarda görüldüğü gibi AB’nin veyahut çeşitli ülkelerin belirledikleri aşıyı olmamış kişileri ülkelerine kabul etmemesi söz konusu olabilir mi?

Aşı pasaportu veya aşı sertifikası denilen şey, daha önce sarı humma için uygulandı ve halen de kullanımda. Ancak, aşı olmuş kişiler de taşıyıcı olabilirler. O nedenle aşı olmakla her şey bitmiyor ve pasaport uygulaması bazı durumlarda yanıltıcı olabilir.

COVID-19’un riskinin yok edilmesi için toplumun ne kadarının aşılanması gerekiyor?

Bu sayı, virüsün bulaşma hızıyla ilgili. Bir kişinin ortalama olarak 3 başka kişiye bulaştırdığını bildiğimiz için, (3-1)/3 formülüyle 2/3 yani %67 olarak hesaplıyoruz. Toplumun %67’si bağışık olursa korunma sağlanabiliyor.

Aşılar virüsün mutasyonu karşısında da etkili olur mu?

Şu anki bilgilerimiz doğrultusunda evet. Ama daha sonra gelişebilecek bir mutasyon tamamen farklı bir virüs ortaya çıkarabilir.

Bir kez aşı yapıldıktan sonra farklı bir COVID-19 aşısını da olabilir mi?

Evet olabilir. Dünya Sağlık Örgütü bu açıdan bir karmaşa olmaması ve sosyal adalet sağlanması için aşırı tüketimi engellemek istiyor. Ancak, önce bir marka olduktan sonra daha sonra başka bir markayla devam edilebilir.

Aşının koruyuculuğu ne kadar sürer?

Her aşı türü için farklı olabilir. Ama bugün için yaklaşık 6 ay olarak biliniyor.

6 ayda bir yeniden aşı olmak mı gerekecek?

Aşıların etkinliğinin 6 ay olduğu biliniyor. Aşıda hedef, toplumun yaklaşık yüzde 70’inin bağışıklık kazanmasının sağlanması. Eğer bu hedefe ulaşırsa, yeniden aşılara gerek kalmayabilir ancak ulaşılmazsa, aşıları yenilemek gerekebilir.

Hasta olanlar aşı olabilirler mi?

Hasta olanların 6 ay kadar koruyucu olabildiğini biliyoruz.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 19 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

Önder Ergönül

Prof. Dr. Önder Ergönül - Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı, Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (ESCMID) Yönetim Kurulu Üyesi, Yeni Enfeksiyonlar Grubu Sorumlusu ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi. Bilim Akademisi Asli Üyesi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend