Barış Alper Yılmaz: Yılmayan bir nefer

Barış Alper Yılmaz ne oldu da kısa sürede Avrupa manşetlerine taşındı? Onu farklı kılan yalnızca fiziksel gücü mü, yoksa sahadaki çok yönlülüğü mü? Transfer söylentileri ve krizler performansını nasıl etkiledi? Türk futbolunun yeni yıldızı nereye koşuyor? Üçüncü Lig'den Şampiyonlar Ligi'ne, Keçiörengücü'nden Avrupa manşetlerine uzanan kariyer destanı Alper Kaya yazdı.

Türk futbolunda zaman zaman öyle isimler çıkar ki, onları takip etmek ayrı bir keyfe dönüşür. Çünkü hem sıradan değillerdir, hem de hikâyeleri gerçek anlamda ilham vericidir. Barış Alper Yılmaz tam da böyle bir isim. 2020 yılına kadar TFF 1. Lig’de Ankara Keçiörengücü forması giyerken muhtemelen kimse onu tanımıyordu; birkaç yıl sonra Van Dijk’ın kâbusu olarak Avrupa manşetlerine taşındı. Bu, bir oyuncunun kariyer hikâyesinden çok daha fazlası. Türk futbolunun içinde barındırdığı, gözden kaçan potansiyelin ve doğru adımların doğru anda buluşmasının hikâyesi.

Rize’nin yaylaları: Futbolun ilk adımları

Karadeniz’in sarp coğrafyasında büyüyen, sade bir hayatın içinden gelen bir çocuğun hikâyesi bu. 23 Mayıs 2000’de Rize’nin İkizdere ilçesinde dünyaya gelen Barış Alper Yılmaz, futbola ilk adımını 2011 yılında doğduğu şehrin kulüplerinden Rize İl Özel İdarespor altyapısında attı.

2017 yılında, yani sadece 17 yaşındayken Ankara Demirspor’a transfer oldu. TFF 3. Lig’de boy gösteriyordu Demirspor. Bu da profesyonel futbol liglerimizin dördüncü basamağı demek. Büyük bir şehir, köklü bir kulüp ve genç bir çocuk… İlk resmi maçını 27 Eylül 2017’de Gölcükspor’a karşı oynadı; skor 0-0’dı ve henüz kimse bu genç oyuncudan fazlasını beklemiyor, hatta fazlasını görmüyordu.

Ankara Demirspor’da geçirdiği üç sezonda 43 resmi maça çıktı. Bu yıllar olgunlaşma dönemiydi. Kulüp, o ilk sezonda play-off şampiyonu olarak TFF 2. Lig’e yükseldi; Barış Alper de her sezon biraz daha form kazandı, biraz daha kendine yer açtı. 2019-20 sezonunda Demirspor ikinci sırayı alarak 1. Lig play-off’larına katıldı; Barış Alper o sezon 19 lig maçında forma giydi. Takım yarı finalde Tuzlaspor’a elendi ama genç kanat oyuncusunun yükselişi artık durdurulamaz hâle gelmişti.

Keçiörengücü dönemi: Görünmeyenden görülene

8 Eylül 2020’de Ankara Keçiörengücü’ne bedelsiz transferle imza attı. Kulüp 1. Lig’deydi; bu, Barış Alper için ilk gerçek sınav demekti. Ve günümüzdeki hâlini göz önüne alırsak sınavı geçer notla değil, pekiyi notla verdiğini söyleyebiliriz.

2020-21 sezonunda Keçiörengücü formasıyla çıktığı 34 lig maçının tamamında sahaya çıktı. İlk golünü 10 Ekim 2020’de Bandırmaspor’a attı. Sezon bitimindeki istatistiği ise 8 gol, 5 asist şeklindeydi. Onun yaşındaki bir oyuncu için 1. Lig standardında bu istatistikler gayet etkileyici; özellikle de sağ kanatta görev yapan, 20 yaşındaki, daha önce pek kimsenin duymadığı bir oyuncu olduğunu düşünürsek.

O dönemde Ekşi Sözlük’te bir futbolsever, dikkat çekici bir girdi kaleme aldı: “2000 doğumlu kanat forvet, hızı, fiziği ve bitiriciliği çok iyi. İyi çalışır, sakatlanmazsa kesin olarak Süper Lig görür. Hakkında bu kadar az yazılmasına şaşırdım. Bu sezon her yerinden yetenek fışkıran ligin en gözde genç oyuncularından biri. Gelecek sezon 1. Lig’de olmayacak.” Nostradamus’u kıskandıracak bir öngörü olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik aynı girdide bir not düşülmüştü, neredeyse oyuncuya seslenir gibi: “Burayı okuyorsan; forma şansı bulabileceğin bir takıma transfer ol. Yeteneklisin, potansiyelin var. Süper Lig’de 1500 dakikanın üzerinde forma şansı garantisi vermeyen takımla görüşme bile.”

Transfer döneminde ise bambaşka bir tartışma yürüyordu: Galatasaray, Lille, bazı İngiliz Championship takımlarının radarında olduğu haberleri çıkıyordu. Keçiörengücü yönetimi ilk başta 3 milyon euro istemişti. Pek çok futbolsever bunu “saçma bir rakam” olarak nitelendirmişti. Nihayetinde transfer, dönemin kuruyla yaklaşık 2,1 milyon avroya, yani 21 milyon Türk lirasına gerçekleşti. Keçiörengücü için reddedilmesi güç bir fırsattı; Galatasaray içinse son dönemin en isabetli transferlerinden biri olacaktı.

Olabilecek en kötü başlangıç…

9 Temmuz 2021.

Barış Alper Yılmaz, 21 yaşında Galatasaray ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. İlk maçına ise 28 Temmuz 2021’de Şampiyonlar Ligi ön elemesinde PSV karşısında çıktı! Daha milli formayı giymemişti; 3. Lig’den tırmanarak gelmişti ve şimdi Avrupa’nın en büyük kulüplerinden birine karşı sahaya çıkıyordu.

Kabul etmek gerek: İlk sezon zordu. Galatasaray, kulüp tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyordu; sezon 13. sırada bitirildi ve bu tablo yönetimden teknik kadroya kadar her şeyin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyordu. Barış Alper o fırtınanın tam ortasında kalmıştı: 17’si Süper Lig olmak üzere 23 maçta süre almıştı. Ortalaması ise 23 dakikaydı. Golü ya da asisti yoktu. Ama takımda tutuldu; bu bile başlı başına önemliydi.

Okan Buruk ile yeniden doğuş

Okan Buruk’un göreve gelmesiyle birlikte Galatasaray’da köklü bir değişim başladı. Ve Barış Alper Yılmaz bu değişimin en büyük kazananlarından (hatta kazanımlarından) biri oldu. 2022-23 sezonu, sarı-kırmızılı futbolun yeniden yazılış yılıydı. Maç sayısını 30’a, ortalama süresini 34 dakikaya çıkardı; derbi maçlarındaki, özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş derbilerindeki, performansıyla taraftarın sevgilisi hâline geldi. 4 gol attı. Şampiyonluk kutlamalarında ön sıralarda kaçınılmaz biçimde ön sıralardaydı.

4 Mayıs 2023’te Galatasaray, sözleşmesini 2026-27 sezonu sonuna kadar uzattı. Bu, kulübün oyuncuya verdiği güvenin de somut göstergesiydi.

Asıl patlama 2023-24 sezonunda geldi. Hakim Ziyech, Mauro Icardi, Wilfried Zaha, Dries Mertens gibi yıldızlarla dolu bir kadroda öne çıkmak başlı başına bir başarı sayılır. Barış Alper bunu yaptı: 55 resmi maç, 7 gol, 12 asist. Ama istatistiklerin onu anlatmaya yetmediğini bir not olarak düşmemiz gerekir.

Okan Buruk, onu tam anlamıyla bir joker olarak kullandı: Sol kanat, sağ kanat, santrfor, zaman zaman sağ bek, sol bek. Kale, stoper ve defansif orta saha dışında neredeyse her pozisyonda görev aldı. Bir futbolcunun taktik çok yönlülüğünün bu denli zirveye çıkması, onun hem fiziksel kapasitesini hem de futbol zekâsını ortaya koyuyor. Üst üste ikinci şampiyonlukta başrolü paylaşanlardan biri oldu.

O sezon Galatasaray ve Milli Takım’la birlikte tam 70 maça çıktı; toplamda 4.412 dakika sahadaydı. Bu, bir futbolcunun dayanıklılık sınırlarını sorgulatan bir rakam. Ve o rakamlara ulaşan oyuncu, tahmin edilebileceği üzere EURO 2024 ile yola devam etti.

EURO 2024: Van Dijk’ın kâbusu

Vincenzo Montella yönetimindeki Türkiye Milli Takımı, EURO 2024’e damgasını vurdu. Yarı finali kıl payı kaçıran bir performans; Türk futbolunun neredeyse onlarca yıldır görmediği bir senaryo. Ve bu görkemli yolculukta Barış Alper Yılmaz, tablonun en parlak renklerinden birini oluşturdu.

Turnuvadaki 5 maçın tamamında 90’ar dakika sahada kaldı. Gol ya da asist üretemedi ama bu rakamlar hikâyenin yarısını bile anlatmıyor. Grup aşamasından çeyrek finale, her maçta kuvveti, dayanıklılığı ve bitip tükenmeyen mücadele ruhuyla öne çıktı. Turnuva boyunca hem sol hem sağ kanatta, hem de 10 numarada görev alması, milli takım adına da çok yönlülüğünün tescili gibiydi. Sosyal medyada onun hakkında yüz binlerce olumlu yorum yapılırken yabancı basın ise özellikle Hollanda maçındaki performansını öne çıkardı.

En çarpıcı yorum ise dünyanın en iyi stoperi unvanını taşıyan Virgil van Dijk’tan geldi: “Sürekli koşuyordu, ele avuca sığmıyordu. Her savunmacı için zordur. Arka üçlüdeki bizi çok zorladı.” Van Dijk’ın ağzından çıkan bu cümle, Türkiye’de çok konuşuldu. Çünkü Van Dijk, o yıl dünya futbolunun zirvesinde oturan isimlerden biriydi… Dolayısıyla “ele avuca sığmıyor” ifadesi, bir iltifattan çok daha derin bir tanımlamaydı.

Anadolu Ajansı o süreçte şunu yazdı: “Dört yıl önce 2. Lig’de oynayan Barış Alper Yılmaz, EURO 2024 ile Avrupa’nın gündeminde.”

Gerçekten de öyleydi!

Milli Takım serüveni: Cebelitarık’tan Hırvatistan’a

Ancak A Milli Takım serüveninin başlangıcına gidecek olursak 13 Kasım 2021’e uzanmamız gerekiyor. Barış Alper Yılmaz, Stefan Kuntz döneminde Dünya Kupası elemelerinde Cebelitarık’a karşı ilk kez ay-yıldızlı formasını giyerken Türkiye o maçı 6-0 kazanacaktı.

Milli takımda forma şansı uzun süre sınırlı kaldı. İlk 7 maçında gol ya da asist kaydedememişti. Ta ki 12 Ekim 2023’e kadar!

EURO 2024 elemeleri… Hırvatistan deplasmanı…

Türkiye’nin bu zorlu deplasmanda galip gelmesi şarttı. Ve Barış Alper Yılmaz, Hırvatistan kalecisini yenerek Türkiye’nin tek golünü attı. 1-0 kazanmış, Avrupa Şampiyonası’na doğrudan katılım biletini büyük ölçüde o golle garantilemiştik. Bir futbolcunun milli takım kariyerinde bazı anlar vardır ki, o ana kadar her şeyi anlamlı kılar. Barış Alper için o an, çok büyük ihtimalle Hırvatistan karşısındaki o goldü.

Ayrılık krizi, siyah ekran ve “Söz verdiler”

EURO 2024 sonrası Yılmaz’a yönelen ilgi, kaçınılmaz olarak transfer söylentilerini beraberinde getirdi. 2024 yazından itibaren adı önce RB Leipzig, Napoli, Inter gibi Avrupa kulüpleriyle anılmaya başlandı. Ardından, beklenmedik bir yönden teklif geldi: Suudi Arabistan’ın NEOM SC kulübü.

Galatasaray yönetim kurulu üyesi İbrahim Hatipoğlu, o dönemde net konuştu: “Barış Alper Yılmaz satılık değil. Barış dahil birçok oyuncuya teklif geliyor. Bazılarını hiç düşünmeden reddediyoruz. Barış bunlardan biri.” İngilizlerin de gündemde olduğu bildirildi; Nottingham Forest, 30 milyon euro teklif etmeyi göze almıştı. Galatasaray yönetimi İngiliz kulübüne sezon sonuna kadar beklemelerini, taban rakamın ise 40 milyon euro olduğunu bildirmişti.

Ağustos 2025’te garip bir şey oldu: Barış Alper Yılmaz, Instagram hesabından yalnızca siyah bir ekran paylaştı. Taraftarlar bunu hemen transfer sinyali olarak yorumladı, sosyal medya çalkalandı. Gerçekten öyle miydi, yoksa kişisel bir neden mi yatıyordu arkasında? Yanıt hiçbir zaman net biçimde verilmedi.

Sonra çok daha ciddi iddialar geldi. Milliyet ve Hürriyet gibi köklü gazeteler, oyuncunun yakın çevresine “İyileştirmeyi geçen sezon başında yaptılar, ayrılık için söz verdiler. Şimdi başka konuşuyorlar” dediğini aktardı. Takım arkadaşlarıyla iletişiminin zayıfladığı, ayrılık isteğinin vücut diline yansıdığı yazıldı. Suudi Arabistan’a gitme isteğini sürdürdüğü belirtildi. Kasım 2025’te NEO Spor’un yayınında futbol yorumcusu Serdar Ali Çelikler, Barış Alper Yılmaz’ın menajeri Tuncay Maldan’ın kulislerde “Bu iş hâlâ sıcak, devre arasında gidebiliriz” dediğini aktardı.

Sezon içindeki performansı da bu iddiayı doğrular gibiydi: İyi başlamış ve ilk haftalarda Konyaspor, Adana Demirspor, Çaykur Rizespor, Gaziantep FK’ye karşı üst üste dört maçta birer gol atmıştı. Ama transfer tartışmalarının yoğunlaştığı dönemde 12 lig maçında gol ya da asist üretemedi; bir maçta 12 ikili mücadelenin 8’ini kaybetti; eski performansını aratır hâle geldi.

Ve sonra… Galatasaray yönetimiyle bir toplantı. Ve ardından şaşırtıcı bir şekilde Barış Alper takımda kaldı. NEOM transferi iptal oldu. Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray formasıyla mücadele etmeye devam edecekti.

Bu toplantıdan sonra çıktığı ilk maçta, Gençlerbirliği karşısında hem gol attı hem asist yaptı. Okan Buruk’un hücum planlarında yeniden merkeze oturdu.

Oyun stili: Yorulmayan motor

Barış Alper Yılmaz’ı anlatmak için istatistikler yetmez demiştik, onu sahadaki rolüyle anlatmaya çalışalım.

1 metre 86 cm boyunda, güçlü fiziğiyle görünürde klasik bir kanat oyuncusu. Ama onun sırrı, bu kalıba sığmamasında yatıyor. Tercihen sağ ayağını kullanan oyuncu, sol kanatta görev aldığında topları içe keserek tehlike yaratıyor; sağ kanatta çıktığında ise hız ve fiziksel üstünlüğünü kullanarak savunmaların arkasına koşular yapıyor. GQ Türkiye röportajında kendi ağzından duyduğumuz üzere, günümüz futbolunda fiziksel güce verilen önemi çok iyi kavrıyor ve her gün ekstra çalışmalar yapıyor.

En belirgin özelliği dayanıklılığı. 70 maçlık sezonlar, 90’ar dakikalık turnuva maçları, birden fazla pozisyonda görev… Bunların hepsi, inanılmaz bir fiziksel altyapıya işaret ediyor. Okan Buruk’un onu “joker” olarak kullanması bir tesadüf değil: İhtiyaç anında nereye konulursa orada sorunsuz işlev görüyor.

Mücadeleci ruhu da ayrı bir paragrafı hak ediyor. Sahadaki ikili mücadeleleri, özellikle iyi günlerindeyse rakipler için gerçek bir baş ağrısına dönüşüyor. Van Dijk’ın “ele avuca sığmıyor” yorumu, özünde bu mücadele ruhuna yapılmış bir atıf.

Skorer kimliği ise geç geldi ama sağlam geldi. İlk iki sezonda gol yoktu; 2022-23’te 4 gol; 2023-24’te 7 gol; 2024-25’te 14 gol. Bu yükseliş eğrisi, bir oyuncunun hem olgunlaştığını hem de sisteme entegre olduğunu gösteriyor.

“Bende panik atak var”

Nisan 2026. Galatasaray, Göztepe deplasmanından 3-1 galip ayrılıyor; ilk golü 5. dakikada Barış Alper Yılmaz’ın kafasından geliyor. Maçın ardından mikrofon uzatılıyor. Kaptan çıktığı o maçın verdiği gururu anlatıyor, ekibi için ne ifade ettiğini paylaşıyor. Sonra sakatlık ve ağrılar sorulduğunda, beklenmedik bir dürüstlükle konuşuyor:

“Lig, Avrupa, milli maç. 3 günde 1 maç oldu. Sakatlığımla ilgili çok bilgi istemiyorum. Bazen dinlendiriyorlar beni bilimsel olarak doktorlar. Ben kafaya takmıyorum. Sakatlıkla ilgili bir şey öğrenirsem takılırım, panik atak var bende. Çok bilgi edinmemek lazım. Bana bir şey olmaz inşallah. Öyle düşünüyorum.”

Bu açıklama çok konuşuldu. Hem çünkü nadir duyulan bir dürüstlüktü; hem de çünkü bu kadar güçlü görünen bir oyuncunun içindeki kırılganlığı gösteriyordu. Futbolcuların çoğu bu tür şeyleri söylemez, hatta kabul etmez. Barış Alper’in bu cümleleri, onun hakkındaki algıyı biraz daha insanî bir yere taşıdı.

2025-26 sezonu: Yıpratıcı bir şampiyonluk yarışının tam ortasında

Sezon başındaki transfer belirsizliğinin yarattığı çalkantıya rağmen Barış Alper, sahaya döndüğünde yeniden o eski “Barış Alper” oldu. 2025-26 sezonu Süper Lig’de Nisan 2026 itibarıyla 23 maçta 7 gol attı ve tüm kulvarlarda 42 maçta toplamda 11 gol, 10 asist üretip 21 gole doğrudan katkı sağladı. Bu rakamlar, bir önceki sezonun parlak tablosunu takip edecek bir sürekliliğin işareti.

Dahası, Galatasaray’ın tarihinde 200. resmi maçına yaklaştığı bu sezonda, ilk kez takım kaptanı olarak sahaya çıkma onuruna erişti. Kaptanlık pazubandını taktığında söyledikleri, beş yıllık bir yolculuğun özeti gibiydi: “Galatasaray’a kaptan olmak gurur verici bir şey. Tarif edilemez bir duygu. İlk geldiğim günden bugüne, geçmişe bakınca çok değerli anılar biriktirdim. Beni ben yapan hem kulübüm hem taraftarlarım.”

Transfermarkt’a göre güncel piyasa değeri 26 milyon euro. Sözleşmesi 2028’e kadar geçerli. Galatasaray, onu kolayca bırakmayacak; o da kalmaya karar vermiş gibi görünüyor.

Bu yükseliş bir anda olmadı. Her sezonda bir kademe atladı; her sezonda biraz daha gelişti; her sezonda biraz daha sağlam durdu. Transfer krizinde bile, fırtına geçtikten sonra ayağa kalktı ve tekrar oynadı. Bu süreklilik, bir oyuncuyu sıradan bir yeteneğin ötesine taşıyan en güçlü şey.

Barış Alper Yılmaz, Türk futbolunun hem bugününü hem de gelecek umudunu temsil eden bir isim.

Ve bu hikâye daha bitmedi.

Hatta yeni başlıyor…

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 29 Nisan 2026’da yayımlanmıştır.

Alper Kaya
Alper Kaya
Alper Kaya - 1990 yılında Ankara’da doğdu. Orada hiç yaşamadığı hâlde, Ankara’yı çok sevdi. BirGün ve soL’da spor yazıları yazdı. Halen Evrensel’de salı günleri maç yazısı olmayan futbol yazıları yazmakta… 2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”ne layık görüldü. Ödül alan en genç gazeteci oldu. Dokuz romanı yayımlandı, on iki kolektif kitapta yer aldı. İki öyküsü Uludağ Üniversitesi öğrencileri tarafından kısa metraj filme çekildi. Bir tiyatro oyunu Dokuz Eylül Üniversitesi’nde sergilendi. 10 yılı aşkın süredir farklı sektörlerden firmalara sosyal medya danışmanlığı ve içerik yazarlığı yapan Kaya, kendisi gibi yazar olan eşi Gizem Şimşek Kaya ve beş kedisiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Barış Alper Yılmaz: Yılmayan bir nefer

Barış Alper Yılmaz ne oldu da kısa sürede Avrupa manşetlerine taşındı? Onu farklı kılan yalnızca fiziksel gücü mü, yoksa sahadaki çok yönlülüğü mü? Transfer söylentileri ve krizler performansını nasıl etkiledi? Türk futbolunun yeni yıldızı nereye koşuyor? Üçüncü Lig'den Şampiyonlar Ligi'ne, Keçiörengücü'nden Avrupa manşetlerine uzanan kariyer destanı Alper Kaya yazdı.

Türk futbolunda zaman zaman öyle isimler çıkar ki, onları takip etmek ayrı bir keyfe dönüşür. Çünkü hem sıradan değillerdir, hem de hikâyeleri gerçek anlamda ilham vericidir. Barış Alper Yılmaz tam da böyle bir isim. 2020 yılına kadar TFF 1. Lig’de Ankara Keçiörengücü forması giyerken muhtemelen kimse onu tanımıyordu; birkaç yıl sonra Van Dijk’ın kâbusu olarak Avrupa manşetlerine taşındı. Bu, bir oyuncunun kariyer hikâyesinden çok daha fazlası. Türk futbolunun içinde barındırdığı, gözden kaçan potansiyelin ve doğru adımların doğru anda buluşmasının hikâyesi.

Rize’nin yaylaları: Futbolun ilk adımları

Karadeniz’in sarp coğrafyasında büyüyen, sade bir hayatın içinden gelen bir çocuğun hikâyesi bu. 23 Mayıs 2000’de Rize’nin İkizdere ilçesinde dünyaya gelen Barış Alper Yılmaz, futbola ilk adımını 2011 yılında doğduğu şehrin kulüplerinden Rize İl Özel İdarespor altyapısında attı.

2017 yılında, yani sadece 17 yaşındayken Ankara Demirspor’a transfer oldu. TFF 3. Lig’de boy gösteriyordu Demirspor. Bu da profesyonel futbol liglerimizin dördüncü basamağı demek. Büyük bir şehir, köklü bir kulüp ve genç bir çocuk… İlk resmi maçını 27 Eylül 2017’de Gölcükspor’a karşı oynadı; skor 0-0’dı ve henüz kimse bu genç oyuncudan fazlasını beklemiyor, hatta fazlasını görmüyordu.

Ankara Demirspor’da geçirdiği üç sezonda 43 resmi maça çıktı. Bu yıllar olgunlaşma dönemiydi. Kulüp, o ilk sezonda play-off şampiyonu olarak TFF 2. Lig’e yükseldi; Barış Alper de her sezon biraz daha form kazandı, biraz daha kendine yer açtı. 2019-20 sezonunda Demirspor ikinci sırayı alarak 1. Lig play-off’larına katıldı; Barış Alper o sezon 19 lig maçında forma giydi. Takım yarı finalde Tuzlaspor’a elendi ama genç kanat oyuncusunun yükselişi artık durdurulamaz hâle gelmişti.

Keçiörengücü dönemi: Görünmeyenden görülene

8 Eylül 2020’de Ankara Keçiörengücü’ne bedelsiz transferle imza attı. Kulüp 1. Lig’deydi; bu, Barış Alper için ilk gerçek sınav demekti. Ve günümüzdeki hâlini göz önüne alırsak sınavı geçer notla değil, pekiyi notla verdiğini söyleyebiliriz.

2020-21 sezonunda Keçiörengücü formasıyla çıktığı 34 lig maçının tamamında sahaya çıktı. İlk golünü 10 Ekim 2020’de Bandırmaspor’a attı. Sezon bitimindeki istatistiği ise 8 gol, 5 asist şeklindeydi. Onun yaşındaki bir oyuncu için 1. Lig standardında bu istatistikler gayet etkileyici; özellikle de sağ kanatta görev yapan, 20 yaşındaki, daha önce pek kimsenin duymadığı bir oyuncu olduğunu düşünürsek.

O dönemde Ekşi Sözlük’te bir futbolsever, dikkat çekici bir girdi kaleme aldı: “2000 doğumlu kanat forvet, hızı, fiziği ve bitiriciliği çok iyi. İyi çalışır, sakatlanmazsa kesin olarak Süper Lig görür. Hakkında bu kadar az yazılmasına şaşırdım. Bu sezon her yerinden yetenek fışkıran ligin en gözde genç oyuncularından biri. Gelecek sezon 1. Lig’de olmayacak.” Nostradamus’u kıskandıracak bir öngörü olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik aynı girdide bir not düşülmüştü, neredeyse oyuncuya seslenir gibi: “Burayı okuyorsan; forma şansı bulabileceğin bir takıma transfer ol. Yeteneklisin, potansiyelin var. Süper Lig’de 1500 dakikanın üzerinde forma şansı garantisi vermeyen takımla görüşme bile.”

Transfer döneminde ise bambaşka bir tartışma yürüyordu: Galatasaray, Lille, bazı İngiliz Championship takımlarının radarında olduğu haberleri çıkıyordu. Keçiörengücü yönetimi ilk başta 3 milyon euro istemişti. Pek çok futbolsever bunu “saçma bir rakam” olarak nitelendirmişti. Nihayetinde transfer, dönemin kuruyla yaklaşık 2,1 milyon avroya, yani 21 milyon Türk lirasına gerçekleşti. Keçiörengücü için reddedilmesi güç bir fırsattı; Galatasaray içinse son dönemin en isabetli transferlerinden biri olacaktı.

Olabilecek en kötü başlangıç…

9 Temmuz 2021.

Barış Alper Yılmaz, 21 yaşında Galatasaray ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. İlk maçına ise 28 Temmuz 2021’de Şampiyonlar Ligi ön elemesinde PSV karşısında çıktı! Daha milli formayı giymemişti; 3. Lig’den tırmanarak gelmişti ve şimdi Avrupa’nın en büyük kulüplerinden birine karşı sahaya çıkıyordu.

Kabul etmek gerek: İlk sezon zordu. Galatasaray, kulüp tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyordu; sezon 13. sırada bitirildi ve bu tablo yönetimden teknik kadroya kadar her şeyin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyordu. Barış Alper o fırtınanın tam ortasında kalmıştı: 17’si Süper Lig olmak üzere 23 maçta süre almıştı. Ortalaması ise 23 dakikaydı. Golü ya da asisti yoktu. Ama takımda tutuldu; bu bile başlı başına önemliydi.

Okan Buruk ile yeniden doğuş

Okan Buruk’un göreve gelmesiyle birlikte Galatasaray’da köklü bir değişim başladı. Ve Barış Alper Yılmaz bu değişimin en büyük kazananlarından (hatta kazanımlarından) biri oldu. 2022-23 sezonu, sarı-kırmızılı futbolun yeniden yazılış yılıydı. Maç sayısını 30’a, ortalama süresini 34 dakikaya çıkardı; derbi maçlarındaki, özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş derbilerindeki, performansıyla taraftarın sevgilisi hâline geldi. 4 gol attı. Şampiyonluk kutlamalarında ön sıralarda kaçınılmaz biçimde ön sıralardaydı.

4 Mayıs 2023’te Galatasaray, sözleşmesini 2026-27 sezonu sonuna kadar uzattı. Bu, kulübün oyuncuya verdiği güvenin de somut göstergesiydi.

Asıl patlama 2023-24 sezonunda geldi. Hakim Ziyech, Mauro Icardi, Wilfried Zaha, Dries Mertens gibi yıldızlarla dolu bir kadroda öne çıkmak başlı başına bir başarı sayılır. Barış Alper bunu yaptı: 55 resmi maç, 7 gol, 12 asist. Ama istatistiklerin onu anlatmaya yetmediğini bir not olarak düşmemiz gerekir.

Okan Buruk, onu tam anlamıyla bir joker olarak kullandı: Sol kanat, sağ kanat, santrfor, zaman zaman sağ bek, sol bek. Kale, stoper ve defansif orta saha dışında neredeyse her pozisyonda görev aldı. Bir futbolcunun taktik çok yönlülüğünün bu denli zirveye çıkması, onun hem fiziksel kapasitesini hem de futbol zekâsını ortaya koyuyor. Üst üste ikinci şampiyonlukta başrolü paylaşanlardan biri oldu.

O sezon Galatasaray ve Milli Takım’la birlikte tam 70 maça çıktı; toplamda 4.412 dakika sahadaydı. Bu, bir futbolcunun dayanıklılık sınırlarını sorgulatan bir rakam. Ve o rakamlara ulaşan oyuncu, tahmin edilebileceği üzere EURO 2024 ile yola devam etti.

EURO 2024: Van Dijk’ın kâbusu

Vincenzo Montella yönetimindeki Türkiye Milli Takımı, EURO 2024’e damgasını vurdu. Yarı finali kıl payı kaçıran bir performans; Türk futbolunun neredeyse onlarca yıldır görmediği bir senaryo. Ve bu görkemli yolculukta Barış Alper Yılmaz, tablonun en parlak renklerinden birini oluşturdu.

Turnuvadaki 5 maçın tamamında 90’ar dakika sahada kaldı. Gol ya da asist üretemedi ama bu rakamlar hikâyenin yarısını bile anlatmıyor. Grup aşamasından çeyrek finale, her maçta kuvveti, dayanıklılığı ve bitip tükenmeyen mücadele ruhuyla öne çıktı. Turnuva boyunca hem sol hem sağ kanatta, hem de 10 numarada görev alması, milli takım adına da çok yönlülüğünün tescili gibiydi. Sosyal medyada onun hakkında yüz binlerce olumlu yorum yapılırken yabancı basın ise özellikle Hollanda maçındaki performansını öne çıkardı.

En çarpıcı yorum ise dünyanın en iyi stoperi unvanını taşıyan Virgil van Dijk’tan geldi: “Sürekli koşuyordu, ele avuca sığmıyordu. Her savunmacı için zordur. Arka üçlüdeki bizi çok zorladı.” Van Dijk’ın ağzından çıkan bu cümle, Türkiye’de çok konuşuldu. Çünkü Van Dijk, o yıl dünya futbolunun zirvesinde oturan isimlerden biriydi… Dolayısıyla “ele avuca sığmıyor” ifadesi, bir iltifattan çok daha derin bir tanımlamaydı.

Anadolu Ajansı o süreçte şunu yazdı: “Dört yıl önce 2. Lig’de oynayan Barış Alper Yılmaz, EURO 2024 ile Avrupa’nın gündeminde.”

Gerçekten de öyleydi!

Milli Takım serüveni: Cebelitarık’tan Hırvatistan’a

Ancak A Milli Takım serüveninin başlangıcına gidecek olursak 13 Kasım 2021’e uzanmamız gerekiyor. Barış Alper Yılmaz, Stefan Kuntz döneminde Dünya Kupası elemelerinde Cebelitarık’a karşı ilk kez ay-yıldızlı formasını giyerken Türkiye o maçı 6-0 kazanacaktı.

Milli takımda forma şansı uzun süre sınırlı kaldı. İlk 7 maçında gol ya da asist kaydedememişti. Ta ki 12 Ekim 2023’e kadar!

EURO 2024 elemeleri… Hırvatistan deplasmanı…

Türkiye’nin bu zorlu deplasmanda galip gelmesi şarttı. Ve Barış Alper Yılmaz, Hırvatistan kalecisini yenerek Türkiye’nin tek golünü attı. 1-0 kazanmış, Avrupa Şampiyonası’na doğrudan katılım biletini büyük ölçüde o golle garantilemiştik. Bir futbolcunun milli takım kariyerinde bazı anlar vardır ki, o ana kadar her şeyi anlamlı kılar. Barış Alper için o an, çok büyük ihtimalle Hırvatistan karşısındaki o goldü.

Ayrılık krizi, siyah ekran ve “Söz verdiler”

EURO 2024 sonrası Yılmaz’a yönelen ilgi, kaçınılmaz olarak transfer söylentilerini beraberinde getirdi. 2024 yazından itibaren adı önce RB Leipzig, Napoli, Inter gibi Avrupa kulüpleriyle anılmaya başlandı. Ardından, beklenmedik bir yönden teklif geldi: Suudi Arabistan’ın NEOM SC kulübü.

Galatasaray yönetim kurulu üyesi İbrahim Hatipoğlu, o dönemde net konuştu: “Barış Alper Yılmaz satılık değil. Barış dahil birçok oyuncuya teklif geliyor. Bazılarını hiç düşünmeden reddediyoruz. Barış bunlardan biri.” İngilizlerin de gündemde olduğu bildirildi; Nottingham Forest, 30 milyon euro teklif etmeyi göze almıştı. Galatasaray yönetimi İngiliz kulübüne sezon sonuna kadar beklemelerini, taban rakamın ise 40 milyon euro olduğunu bildirmişti.

Ağustos 2025’te garip bir şey oldu: Barış Alper Yılmaz, Instagram hesabından yalnızca siyah bir ekran paylaştı. Taraftarlar bunu hemen transfer sinyali olarak yorumladı, sosyal medya çalkalandı. Gerçekten öyle miydi, yoksa kişisel bir neden mi yatıyordu arkasında? Yanıt hiçbir zaman net biçimde verilmedi.

Sonra çok daha ciddi iddialar geldi. Milliyet ve Hürriyet gibi köklü gazeteler, oyuncunun yakın çevresine “İyileştirmeyi geçen sezon başında yaptılar, ayrılık için söz verdiler. Şimdi başka konuşuyorlar” dediğini aktardı. Takım arkadaşlarıyla iletişiminin zayıfladığı, ayrılık isteğinin vücut diline yansıdığı yazıldı. Suudi Arabistan’a gitme isteğini sürdürdüğü belirtildi. Kasım 2025’te NEO Spor’un yayınında futbol yorumcusu Serdar Ali Çelikler, Barış Alper Yılmaz’ın menajeri Tuncay Maldan’ın kulislerde “Bu iş hâlâ sıcak, devre arasında gidebiliriz” dediğini aktardı.

Sezon içindeki performansı da bu iddiayı doğrular gibiydi: İyi başlamış ve ilk haftalarda Konyaspor, Adana Demirspor, Çaykur Rizespor, Gaziantep FK’ye karşı üst üste dört maçta birer gol atmıştı. Ama transfer tartışmalarının yoğunlaştığı dönemde 12 lig maçında gol ya da asist üretemedi; bir maçta 12 ikili mücadelenin 8’ini kaybetti; eski performansını aratır hâle geldi.

Ve sonra… Galatasaray yönetimiyle bir toplantı. Ve ardından şaşırtıcı bir şekilde Barış Alper takımda kaldı. NEOM transferi iptal oldu. Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray formasıyla mücadele etmeye devam edecekti.

Bu toplantıdan sonra çıktığı ilk maçta, Gençlerbirliği karşısında hem gol attı hem asist yaptı. Okan Buruk’un hücum planlarında yeniden merkeze oturdu.

Oyun stili: Yorulmayan motor

Barış Alper Yılmaz’ı anlatmak için istatistikler yetmez demiştik, onu sahadaki rolüyle anlatmaya çalışalım.

1 metre 86 cm boyunda, güçlü fiziğiyle görünürde klasik bir kanat oyuncusu. Ama onun sırrı, bu kalıba sığmamasında yatıyor. Tercihen sağ ayağını kullanan oyuncu, sol kanatta görev aldığında topları içe keserek tehlike yaratıyor; sağ kanatta çıktığında ise hız ve fiziksel üstünlüğünü kullanarak savunmaların arkasına koşular yapıyor. GQ Türkiye röportajında kendi ağzından duyduğumuz üzere, günümüz futbolunda fiziksel güce verilen önemi çok iyi kavrıyor ve her gün ekstra çalışmalar yapıyor.

En belirgin özelliği dayanıklılığı. 70 maçlık sezonlar, 90’ar dakikalık turnuva maçları, birden fazla pozisyonda görev… Bunların hepsi, inanılmaz bir fiziksel altyapıya işaret ediyor. Okan Buruk’un onu “joker” olarak kullanması bir tesadüf değil: İhtiyaç anında nereye konulursa orada sorunsuz işlev görüyor.

Mücadeleci ruhu da ayrı bir paragrafı hak ediyor. Sahadaki ikili mücadeleleri, özellikle iyi günlerindeyse rakipler için gerçek bir baş ağrısına dönüşüyor. Van Dijk’ın “ele avuca sığmıyor” yorumu, özünde bu mücadele ruhuna yapılmış bir atıf.

Skorer kimliği ise geç geldi ama sağlam geldi. İlk iki sezonda gol yoktu; 2022-23’te 4 gol; 2023-24’te 7 gol; 2024-25’te 14 gol. Bu yükseliş eğrisi, bir oyuncunun hem olgunlaştığını hem de sisteme entegre olduğunu gösteriyor.

“Bende panik atak var”

Nisan 2026. Galatasaray, Göztepe deplasmanından 3-1 galip ayrılıyor; ilk golü 5. dakikada Barış Alper Yılmaz’ın kafasından geliyor. Maçın ardından mikrofon uzatılıyor. Kaptan çıktığı o maçın verdiği gururu anlatıyor, ekibi için ne ifade ettiğini paylaşıyor. Sonra sakatlık ve ağrılar sorulduğunda, beklenmedik bir dürüstlükle konuşuyor:

“Lig, Avrupa, milli maç. 3 günde 1 maç oldu. Sakatlığımla ilgili çok bilgi istemiyorum. Bazen dinlendiriyorlar beni bilimsel olarak doktorlar. Ben kafaya takmıyorum. Sakatlıkla ilgili bir şey öğrenirsem takılırım, panik atak var bende. Çok bilgi edinmemek lazım. Bana bir şey olmaz inşallah. Öyle düşünüyorum.”

Bu açıklama çok konuşuldu. Hem çünkü nadir duyulan bir dürüstlüktü; hem de çünkü bu kadar güçlü görünen bir oyuncunun içindeki kırılganlığı gösteriyordu. Futbolcuların çoğu bu tür şeyleri söylemez, hatta kabul etmez. Barış Alper’in bu cümleleri, onun hakkındaki algıyı biraz daha insanî bir yere taşıdı.

2025-26 sezonu: Yıpratıcı bir şampiyonluk yarışının tam ortasında

Sezon başındaki transfer belirsizliğinin yarattığı çalkantıya rağmen Barış Alper, sahaya döndüğünde yeniden o eski “Barış Alper” oldu. 2025-26 sezonu Süper Lig’de Nisan 2026 itibarıyla 23 maçta 7 gol attı ve tüm kulvarlarda 42 maçta toplamda 11 gol, 10 asist üretip 21 gole doğrudan katkı sağladı. Bu rakamlar, bir önceki sezonun parlak tablosunu takip edecek bir sürekliliğin işareti.

Dahası, Galatasaray’ın tarihinde 200. resmi maçına yaklaştığı bu sezonda, ilk kez takım kaptanı olarak sahaya çıkma onuruna erişti. Kaptanlık pazubandını taktığında söyledikleri, beş yıllık bir yolculuğun özeti gibiydi: “Galatasaray’a kaptan olmak gurur verici bir şey. Tarif edilemez bir duygu. İlk geldiğim günden bugüne, geçmişe bakınca çok değerli anılar biriktirdim. Beni ben yapan hem kulübüm hem taraftarlarım.”

Transfermarkt’a göre güncel piyasa değeri 26 milyon euro. Sözleşmesi 2028’e kadar geçerli. Galatasaray, onu kolayca bırakmayacak; o da kalmaya karar vermiş gibi görünüyor.

Bu yükseliş bir anda olmadı. Her sezonda bir kademe atladı; her sezonda biraz daha gelişti; her sezonda biraz daha sağlam durdu. Transfer krizinde bile, fırtına geçtikten sonra ayağa kalktı ve tekrar oynadı. Bu süreklilik, bir oyuncuyu sıradan bir yeteneğin ötesine taşıyan en güçlü şey.

Barış Alper Yılmaz, Türk futbolunun hem bugününü hem de gelecek umudunu temsil eden bir isim.

Ve bu hikâye daha bitmedi.

Hatta yeni başlıyor…

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 29 Nisan 2026’da yayımlanmıştır.

Alper Kaya
Alper Kaya
Alper Kaya - 1990 yılında Ankara’da doğdu. Orada hiç yaşamadığı hâlde, Ankara’yı çok sevdi. BirGün ve soL’da spor yazıları yazdı. Halen Evrensel’de salı günleri maç yazısı olmayan futbol yazıları yazmakta… 2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”ne layık görüldü. Ödül alan en genç gazeteci oldu. Dokuz romanı yayımlandı, on iki kolektif kitapta yer aldı. İki öyküsü Uludağ Üniversitesi öğrencileri tarafından kısa metraj filme çekildi. Bir tiyatro oyunu Dokuz Eylül Üniversitesi’nde sergilendi. 10 yılı aşkın süredir farklı sektörlerden firmalara sosyal medya danışmanlığı ve içerik yazarlığı yapan Kaya, kendisi gibi yazar olan eşi Gizem Şimşek Kaya ve beş kedisiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x