Trump Amerikan ekonomisine ne kadara mal oluyor?

Yapay zekâ rüzgârı ve vergi indirimleriyle büyüyen Amerikan ekonomisi, Başkan Donald Trump'ın tutarsız politikalarının faturasını ödüyor. Peki, ticaret savaşları ve sınır dışı kararlarının yarattığı bu 'MAGA vergisi' olmasaydı, Amerikan ekonomisi bugün hangi rekorları kırıyor olurdu?

Amerikan ekonomisi dışarıdan bakıldığında çok iyi gidiyor gibi gözüküyor. Avrupa ve Asya’daki gelişmiş ülkeler durgunlukla mücadele ederken; devasa yapay zekâ yatırımları, tarihi zirveleri zorlayan borsalar ve teşvik edici vergi indirimleri sayesinde Amerikan ekonomisi küresel rakiplerini kıskandıran bir büyüme sergiliyor. Fakat bu parlak görünüm, aslında arka planda yaşanan büyük bir ekonomik gerilimi ve devasa bir potansiyel kaybını gizliyor. Başkan Donald Trump’ın ticaret savaşları, göçmenlere yönelik katı sınır dışı kararları ve günübirlik değişen tutarsız politikaları, Amerikan ekonomisinin tam kapasiteyle çalışmasını frenliyor.

The Economist internet sitesinde yayımlanan yazı, Trump’ın ekonomi politikalarının Amerika üzerindeki maliyetini merkeze alarak, yapay zekâ destekli büyüme rüzgârı ile istikrarsız kararların yarattığı ekonomik yük arasındaki tezadı ele alıyor. Yazı, kitlesel sınır dışı hamlelerinden kaotik ticaret savaşlarının piyasalardaki yansımalarına, yapay zekâ yatırımları ile vergi indirimlerinin canlandırıcı etkisinden politika belirsizliğinin şirketler üzerinde yarattığı sermaye harcaması durgunluğuna kadar uzanan bir dizi gelişmeyi ve ‘MAGA vergisi’ olarak adlandırılan bu gizli faturanın boyutlarını ortaya koyuyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Donald Trump geçen yıl Ocak ayında göreve geldiğinden bu yana, Amerikan ekonomisi gelişmiş ülkeleri kıskandırmaya devam ediyor. 2025’te İngiltere, Fransa ve Japonya yıllık yüzde 1 civarında bir gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesiyle yetinirken ve Almanya neredeyse yerinde sayarken, Amerikan üretimi yüzde 2,1 oranında büyümüştü. Son 15 ayda Amerikan borsaları art arda rekorlar kırdı. Üstelik tüm bunlar, başkanın göçmen işçileri toplu halde sınır dışı etmesi ve kaotik ticaret savaşları başlatması gibi büyümeyi baltalayacakmış gibi duran politikalarına rağmen gerçekleşti.

Bu tablo, ekonomik felaket bekleyen gözlemcileri şaşkına çevirdi. Şimdilerde bazıları, bu politikaların ana akım iktisatçıların varsaydığı kadar yıkıcı olmadığını söylüyor. Bazıları ise işlerin ne kadar farklı olabileceğini merak ediyor. Bu yoruma göre, Amerikan ekonomisi sahip olduğu onca güce rağmen çok daha iyi bir performans sergileyebilirdi. Peki ama ne kadar iyi? Başka bir deyişle, dünyanın bu ekonomik lokomotifine yüklenen ‘MAGA (İng. Make America Great Again – Amerikayı Yeniden Büyük Yap) vergisi’ ne kadar büyük?

Büyümenin motoru gerçekten yapay zekâ mı?

Bu bedeli rakamlara dökmenin bir yolu, söz konusu kesinti olmadan Amerikan ekonomisinin nasıl bir seyir izleyeceğini hayal etmek. Donald Trump zaten güçlü bir şekilde büyüyen bir ekonomi devraldı. Üstelik, o zamandan bu yana ekonomi üç büyük itici güçten destek aldı. Bunların ilki, yapay zekâ alanındaki devasa sermaye yatırımları. En büyük dört yapay zekâ ve bulut bilişim şirketleri olan Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft’un sadece 2025’teki sermaye harcamaları 350 milyar doları aştı ve son kazanç raporlarına göre bu rakamın 2026’da yaklaşık 700 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Bu yatırım çılgınlığı; veri merkezleri, yarı iletken çipler, soğutma sistemleri ve yazılım alanlarında devasa bir harcama dalgası başlattı. 2025’te bilgi işlem ekipmanlarına, yazılımlara ve veri merkezlerine yapılan reel yatırımlar yüzde 15’ten fazla arttı. Brüt verilere bakıldığında bu artış, yıllık GSYİH büyümesine neredeyse bir tam yüzde puanlık katkı sağlayarak ekonomik genişlemenin de neredeyse yarısını oluşturdu.

Fakat bu rakam, yapay zekâ harcamalarının Amerika’nın GSYİH’sine yaptığı gerçek katkıyı biraz abartıyor. Veri merkezi harcamalarının yaklaşık üçte ikisi, başta Güney Kore ve Tayvan gibi Asyalı üreticilerden ithal edilen ekipmanlara gidiyor. Amerikan şirketleri bu parçaları satın aldığında, ekonomik hareketliliğin büyük kısmı aslında yurt dışında yaşanıyor. Bu harcamaların ne kadarının gerçekten Amerikan GSYİH’sine yansıdığını tahmin edebilmek için, yapay zekâ bağlantılı yatırımlardaki sıçramadan reel ekipman ithalatındaki artışı çıkarıyoruz. Hesaplarımıza göre, 2025’teki yapay zekâ yatırım patlamasının yaklaşık 50 milyar dolarlık kısmı Amerika’nın yerli üretimine yansıdı ve yıllık GSYİH büyümesine kabaca 0,2 yüzde puanlık bir katkı sağladı.

Borsalar ve vergi indirimleri ekonomiye nasıl güç verdi?

Yapay zekâ rüzgârı aynı zamanda Amerikan borsalarını da uçurarak büyümeyi destekleyen ikinci itici güç oldu. Donald Trump’ın seçimi kazanmasıyla 2025’in sonu arasında, büyük Amerikan şirketlerini listeleyen S&P 500 endeksi reel olarak yaklaşık yüzde 15 değer kazandı; bu tarihsel standartlara göre bile olağanüstü bir hız. Bu yükseliş, hanehalkı servetine sıradan bir yılda birikecek tutarın 5 trilyon dolar üzerinde bir katkı yaptı. Amerikalılar bu tür sürpriz kazançların sadece küçük bir kısmını harcamayı tercih eder. Yine de, hisse senedi piyasasından elde edilen her bir dolarlık servetin ilk yılda harcamaları yaklaşık 2 sent artırdığı yönündeki o muhafazakâr kuralı baz alırsak, bu durum 2025’te tüketimi muhtemelen 100 milyar dolar (toplam tüketici harcamalarının yüzde 0,6’sı) civarında artırdı. Tüketicilerin Amerikan ekonomisindeki başrolü düşünüldüğünde, bu servet etkisi büyümeye yaklaşık 0,3 puan katkı sağlamış olabilir.

Amerikan ekonomisine üçüncü ivme, Donald Trump’ın doğrudan büyümeyi teşvik eden politikalarından geldi. Trump yönetimi şirket birleşmelerini kolaylaştırdı, federal kurumlara bürokrasiyi azaltma talimatı verdi ve özel kredilerdeki kısıtlamaları gevşetti. 2025’te geçen vergi yasası, vergi indirimleri üzerinden ekonomiye trilyonlarca dolarlık mali teşvik pompaladı. Aynı yasa, kurumlar ve diğer vergilerdeki mevcut indirimleri kalıcılaştırıp, şirketlerin Ar-Ge harcamalarını tamamen gider göstermesine olanak tanıyarak ve varlıkları daha hızlı amorti etmelerine izin vererek ekonominin uzun vadeli büyüme hızını da muhtemelen artırdı; zira tüm bunlar yatırımı teşvik eden hamleler. Aralarında Kongre Bütçe Ofisi, Tax Foundation, Tax Policy Center ve Yale Budget Lab’in de bulunduğu bağımsız kuruluşların tahminlerine göre, bu yasaların GSYİH büyümesine ilk yılında ortalama 0,2, 2026’da ise 0,4 yüzde puan ekleyeceği öngörüldü.

Yapay zekâ yatırım patlamasıyla Donald Trump’ın büyümeyi destekleyen adımlarını birleştirdiğinizde, Amerikan ekonomisinin adeta sınırları zorlaması gerekirdi. Başkanlık seçimlerinden önce, yani ekonomistler Donald Trump’ın hamlelerini henüz tam olarak ölçüp biçememişken, ortak beklenti 2025’te yaklaşık yüzde 2 oranında bir büyüme olacağı yönündeydi. Yapay zekâ yatırımlarından, coşan borsalardan ve vergi indirimlerinden gelen rüzgâr da hesaba katıldığında Amerika muhtemelen yüzde 2,7 civarında bir büyümeyi yakalayabilirdi. Bu oran, açıklanan büyüme rakamından yarım yüzde puan daha fazla.

“MAGA Vergisi” gerçekte ne kadar büyük?

MAGA vergisini hesaplamanın bir diğer yolu da ekonomik yavaşlamayı doğrudan tespit etmeye çalışmak. Ekonomistler bunu Donald Trump’ın bazı politikaları özelinde zaten yaptılar. Örneğin Peterson Enstitüsü’ne göre, uygulanan gümrük vergileri hanehalkının alım gücünü daraltıp şirketlerin kâr marjlarını sıkıştırarak 2025’te reel GSYİH büyümesini yaklaşık 0,2 yüzde puan aşağı çekti. Düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün tahminlerine göreyse, Başkan Donald Trump’ın toplu sınır dışı kararları ve sınırları kapatması 2025’te net göçü en az yarım asır sonra ilk kez eksiye düşürdü. Bu hamle iş gücü arzını ve göçmen işçiler paralarını Amerika’da harcadığı için dolaylı olarak tüketici talebini azalttı. Tüm bunların sonucu, büyümeyi 0,2 yüzde puan daha yavaşlatmak olmuş olabilir.

Bu veriler fikir verse de, Donald Trump’ın tutarsız politikalarının yarattığı belirsizliğin tam maliyetini yansıtmıyor. Gümrük vergileri açıklanıyor, erteleniyor, değiştiriliyor ve yeniden gündeme geliyor. Sınır güvenliği ve göçmenlik görevlileri apar topar sahaya sürülüyor, aniden geri çağrılıyor ve tamamıyla başka görev yerlerine doğru kaydırılıyor. Kapsamlı ticaret savaşları hız kesmeden başlatılıyor. Northwestern Üniversitesi’nden Scott Baker ve meslektaşları tarafından hazırlanan ekonomik politika belirsizliği endeksi, Donald Trump seçilmeden öncesinden 2025 sonuna kadar 100 puandan fazla yükseldi. Büyük ölçekli şirketler sermaye harcamalarını ve kritik tedarik zinciri düzenlemelerini bütünüyle askıya aldıkça, böylesine devasa boyuttaki dalgalanmaları genellikle uzun vadeli ticari yatırımlardaki ekonomik büyümenin beş ila on yüzde puan dolaylarında hız kesmesi izler.

Nitekim, günümüzde yapay zekâ teknolojileriyle en doğrudan bağlantılı olan karmaşık bilgi işlem ekipmanı ve çeşitli yazılım harcamalarını tamamen bir kenara bıraktığınızda ortaya çıkan genel tablo son derece karanlık. Son dört çeyrekte, tamamen yapay zekâ dışı ticari sabit yatırımlar yıllık bazda yaklaşık olarak yüzde 3 seviyesinde daraldı; oysa bu büyüme oranı önceki on yıllık zaman diliminde ortalama olarak yüzde 5’in epeyce üzerinde istikrarlı bir şekilde büyüyordu. Sanayi ve ulaşım ekipmanlarına yapılan yatırımlar son bir yılda yüzde 2’den fazla düştü. Fabrika inşaatları yüzde 20 geriledi. Genel toplama bakıldığında, yapay zekâ dışı geleneksel yatırımlar son on yıllık uzun dönemin genel eğiliminden yaklaşık olarak 130 milyar Amerikan doları kadar geride seyrediyor. Sermaye harcamalarındaki bu durgunluk, GSYİH büyümesini kabaca 0,4 yüzde puan aşağı çekiyor.

Peki karşılaşılan bu belirgin ekonomik zayıflığın tek sorumlusu yapay zekâ devrimi olabilir mi?

Yapay zekâ dışı geleneksel yatırımlardaki keskin düşüş, ticari şirketlerin kendi sermayelerini diğer faaliyet gösterdikleri sektörlerden hızla çekip sadece teknolojik veri merkezlerine doğru kaydırmasıyla açıklanamayacak kadar büyük ve son derece yaygın. Bu gerileme petrol ve gazdan otomotiv ve fabrika inşaatlarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Uluslararası ticaret politikalarındaki öngörülemez düzeydeki belirsizliğin bu olumsuz durumda yadsınamaz derecede büyük bir payı var. Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) bir yıl önceki anketi, yöneticilerin yüzde 45’inin politika belirsizliği yüzünden sermaye harcamalarını kısmayı planladığını gösterdi.

Piyasalar neden bu kadar tedirgin?

Piyasada görülen güçlü tüketici talebinin veya oldukça yoğun kamu borçlanmasının mevcut faiz oranlarını suni olarak yükselterek diğer potansiyel özel yatırımların önünü tamamen kestiği yönündeki bir başka muhtemel ekonomik açıklama da açıkçası pek fazla ikna edici bir konumda durmuyor. Kredi bulmak hala oldukça kolay. Yatırım yapılabilir seviyedeki şirket tahvilleri ile Hazine tahvilleri arasındaki makas 1990’lardan bu yana nadiren bu kadar daraldı. Tam da bu yüzden, finansal piyasalardaki bu son derece karamsar havanın en doğrudan haliyle Başkan Donald Trump’ın şahsına münhasır politika yapma tarzıyla yakından bağlantılı olduğunu düşünmek gerçekten de oldukça mantıklı bir çıkarım halini alıyor.

Yüksek gümrük vergilerinin tüketicilerin sahip olduğu reel gelirler üzerinde yarattığı ağır baskı, giderek daha da daralan mevcut iş gücü piyasası ve riskli yatırımdan tamamen kaçınan temkinli şirketler hep bir araya geldiğinde ortaya toplamda 0,8 yüzde puanlık devasa bir ekonomik kayıp ortaya çıkıyor. Bu rakam, ‘Donald Trump politikaları olmasaydı Amerikan ekonomisi nasıl olurdu’ senaryosunu inceleyerek bulduğumuz önceki verilerle de uyuşuyor. Geleceğe baktığımızda da pek bir rahatlama belirtisi yok. Tartışmalı gümrük vergileri hala kendi içindeki belirsizliğini koruyor ve ortaya çıkan bu zorlu durum ticari şirketler ile hanehalkı üzerindeki ağır finansal baskıyı sürekli bir hale getiriyor. Ortadoğu’daki yıkıcı savaş, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın fiilen dış ticarete tamamen kapanması, tüketicilerin reel gelirlerini ve büyük şirket kârlarını her geçen gün daha da fazla eritecek ve planlanan yeni yatırımları tahmin edilenden çok daha şiddetli bir şekilde yavaşlatacak muazzam bir enerji şokunu anında tetikledi.

Tüm bu rakamlara bakıp kötü politikaların ne kadar zarar verebileceğini düşünerek umutsuzluğa kapılmak çok doğal bir tepki. Fakat bir diğer tepki de Amerikan ekonomi çarkının o muazzam gücüne hayranlık duymak.

Donald Trump’ın önüne çıkardığı onca engele rağmen, Amerikan Merkez Bankası’nın son anlık tahminlerine güvenirseniz, GSYİH içinde bulunduğumuz çeyrekte yıllık yüzde 4 oranında büyüyebilir. Başka bir deyişle, MAGA vergisinin yarattığı ekonomik ağırlık (deadweight loss) olmasaydı, Amerika yıllık yüzde 5’e yaklaşan bir büyüme hızıyla şaha kalkabilirdi. Ülke bu yüzyılda böyle bir performansı sadece dokuz çeyrekte, Covid-19 salgını sonrası toparlanma dönemini saymazsak sadece beş çeyrekte yakalayabildi. Eğer Donald Trump müsaade etseydi, Amerika bunu tekrar başarabilirdi.”

Bu yazı ilk kez 5 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.

The Economist internet sitesinde yayımlanan “How much is Donald Trump costing America’s economy?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.economist.com/finance-and-economics/2026/05/18/how-much-is-donald-trump-costing-americas-economy

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Trump Amerikan ekonomisine ne kadara mal oluyor?

Yapay zekâ rüzgârı ve vergi indirimleriyle büyüyen Amerikan ekonomisi, Başkan Donald Trump'ın tutarsız politikalarının faturasını ödüyor. Peki, ticaret savaşları ve sınır dışı kararlarının yarattığı bu 'MAGA vergisi' olmasaydı, Amerikan ekonomisi bugün hangi rekorları kırıyor olurdu?

Amerikan ekonomisi dışarıdan bakıldığında çok iyi gidiyor gibi gözüküyor. Avrupa ve Asya’daki gelişmiş ülkeler durgunlukla mücadele ederken; devasa yapay zekâ yatırımları, tarihi zirveleri zorlayan borsalar ve teşvik edici vergi indirimleri sayesinde Amerikan ekonomisi küresel rakiplerini kıskandıran bir büyüme sergiliyor. Fakat bu parlak görünüm, aslında arka planda yaşanan büyük bir ekonomik gerilimi ve devasa bir potansiyel kaybını gizliyor. Başkan Donald Trump’ın ticaret savaşları, göçmenlere yönelik katı sınır dışı kararları ve günübirlik değişen tutarsız politikaları, Amerikan ekonomisinin tam kapasiteyle çalışmasını frenliyor.

The Economist internet sitesinde yayımlanan yazı, Trump’ın ekonomi politikalarının Amerika üzerindeki maliyetini merkeze alarak, yapay zekâ destekli büyüme rüzgârı ile istikrarsız kararların yarattığı ekonomik yük arasındaki tezadı ele alıyor. Yazı, kitlesel sınır dışı hamlelerinden kaotik ticaret savaşlarının piyasalardaki yansımalarına, yapay zekâ yatırımları ile vergi indirimlerinin canlandırıcı etkisinden politika belirsizliğinin şirketler üzerinde yarattığı sermaye harcaması durgunluğuna kadar uzanan bir dizi gelişmeyi ve ‘MAGA vergisi’ olarak adlandırılan bu gizli faturanın boyutlarını ortaya koyuyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Donald Trump geçen yıl Ocak ayında göreve geldiğinden bu yana, Amerikan ekonomisi gelişmiş ülkeleri kıskandırmaya devam ediyor. 2025’te İngiltere, Fransa ve Japonya yıllık yüzde 1 civarında bir gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesiyle yetinirken ve Almanya neredeyse yerinde sayarken, Amerikan üretimi yüzde 2,1 oranında büyümüştü. Son 15 ayda Amerikan borsaları art arda rekorlar kırdı. Üstelik tüm bunlar, başkanın göçmen işçileri toplu halde sınır dışı etmesi ve kaotik ticaret savaşları başlatması gibi büyümeyi baltalayacakmış gibi duran politikalarına rağmen gerçekleşti.

Bu tablo, ekonomik felaket bekleyen gözlemcileri şaşkına çevirdi. Şimdilerde bazıları, bu politikaların ana akım iktisatçıların varsaydığı kadar yıkıcı olmadığını söylüyor. Bazıları ise işlerin ne kadar farklı olabileceğini merak ediyor. Bu yoruma göre, Amerikan ekonomisi sahip olduğu onca güce rağmen çok daha iyi bir performans sergileyebilirdi. Peki ama ne kadar iyi? Başka bir deyişle, dünyanın bu ekonomik lokomotifine yüklenen ‘MAGA (İng. Make America Great Again – Amerikayı Yeniden Büyük Yap) vergisi’ ne kadar büyük?

Büyümenin motoru gerçekten yapay zekâ mı?

Bu bedeli rakamlara dökmenin bir yolu, söz konusu kesinti olmadan Amerikan ekonomisinin nasıl bir seyir izleyeceğini hayal etmek. Donald Trump zaten güçlü bir şekilde büyüyen bir ekonomi devraldı. Üstelik, o zamandan bu yana ekonomi üç büyük itici güçten destek aldı. Bunların ilki, yapay zekâ alanındaki devasa sermaye yatırımları. En büyük dört yapay zekâ ve bulut bilişim şirketleri olan Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft’un sadece 2025’teki sermaye harcamaları 350 milyar doları aştı ve son kazanç raporlarına göre bu rakamın 2026’da yaklaşık 700 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Bu yatırım çılgınlığı; veri merkezleri, yarı iletken çipler, soğutma sistemleri ve yazılım alanlarında devasa bir harcama dalgası başlattı. 2025’te bilgi işlem ekipmanlarına, yazılımlara ve veri merkezlerine yapılan reel yatırımlar yüzde 15’ten fazla arttı. Brüt verilere bakıldığında bu artış, yıllık GSYİH büyümesine neredeyse bir tam yüzde puanlık katkı sağlayarak ekonomik genişlemenin de neredeyse yarısını oluşturdu.

Fakat bu rakam, yapay zekâ harcamalarının Amerika’nın GSYİH’sine yaptığı gerçek katkıyı biraz abartıyor. Veri merkezi harcamalarının yaklaşık üçte ikisi, başta Güney Kore ve Tayvan gibi Asyalı üreticilerden ithal edilen ekipmanlara gidiyor. Amerikan şirketleri bu parçaları satın aldığında, ekonomik hareketliliğin büyük kısmı aslında yurt dışında yaşanıyor. Bu harcamaların ne kadarının gerçekten Amerikan GSYİH’sine yansıdığını tahmin edebilmek için, yapay zekâ bağlantılı yatırımlardaki sıçramadan reel ekipman ithalatındaki artışı çıkarıyoruz. Hesaplarımıza göre, 2025’teki yapay zekâ yatırım patlamasının yaklaşık 50 milyar dolarlık kısmı Amerika’nın yerli üretimine yansıdı ve yıllık GSYİH büyümesine kabaca 0,2 yüzde puanlık bir katkı sağladı.

Borsalar ve vergi indirimleri ekonomiye nasıl güç verdi?

Yapay zekâ rüzgârı aynı zamanda Amerikan borsalarını da uçurarak büyümeyi destekleyen ikinci itici güç oldu. Donald Trump’ın seçimi kazanmasıyla 2025’in sonu arasında, büyük Amerikan şirketlerini listeleyen S&P 500 endeksi reel olarak yaklaşık yüzde 15 değer kazandı; bu tarihsel standartlara göre bile olağanüstü bir hız. Bu yükseliş, hanehalkı servetine sıradan bir yılda birikecek tutarın 5 trilyon dolar üzerinde bir katkı yaptı. Amerikalılar bu tür sürpriz kazançların sadece küçük bir kısmını harcamayı tercih eder. Yine de, hisse senedi piyasasından elde edilen her bir dolarlık servetin ilk yılda harcamaları yaklaşık 2 sent artırdığı yönündeki o muhafazakâr kuralı baz alırsak, bu durum 2025’te tüketimi muhtemelen 100 milyar dolar (toplam tüketici harcamalarının yüzde 0,6’sı) civarında artırdı. Tüketicilerin Amerikan ekonomisindeki başrolü düşünüldüğünde, bu servet etkisi büyümeye yaklaşık 0,3 puan katkı sağlamış olabilir.

Amerikan ekonomisine üçüncü ivme, Donald Trump’ın doğrudan büyümeyi teşvik eden politikalarından geldi. Trump yönetimi şirket birleşmelerini kolaylaştırdı, federal kurumlara bürokrasiyi azaltma talimatı verdi ve özel kredilerdeki kısıtlamaları gevşetti. 2025’te geçen vergi yasası, vergi indirimleri üzerinden ekonomiye trilyonlarca dolarlık mali teşvik pompaladı. Aynı yasa, kurumlar ve diğer vergilerdeki mevcut indirimleri kalıcılaştırıp, şirketlerin Ar-Ge harcamalarını tamamen gider göstermesine olanak tanıyarak ve varlıkları daha hızlı amorti etmelerine izin vererek ekonominin uzun vadeli büyüme hızını da muhtemelen artırdı; zira tüm bunlar yatırımı teşvik eden hamleler. Aralarında Kongre Bütçe Ofisi, Tax Foundation, Tax Policy Center ve Yale Budget Lab’in de bulunduğu bağımsız kuruluşların tahminlerine göre, bu yasaların GSYİH büyümesine ilk yılında ortalama 0,2, 2026’da ise 0,4 yüzde puan ekleyeceği öngörüldü.

Yapay zekâ yatırım patlamasıyla Donald Trump’ın büyümeyi destekleyen adımlarını birleştirdiğinizde, Amerikan ekonomisinin adeta sınırları zorlaması gerekirdi. Başkanlık seçimlerinden önce, yani ekonomistler Donald Trump’ın hamlelerini henüz tam olarak ölçüp biçememişken, ortak beklenti 2025’te yaklaşık yüzde 2 oranında bir büyüme olacağı yönündeydi. Yapay zekâ yatırımlarından, coşan borsalardan ve vergi indirimlerinden gelen rüzgâr da hesaba katıldığında Amerika muhtemelen yüzde 2,7 civarında bir büyümeyi yakalayabilirdi. Bu oran, açıklanan büyüme rakamından yarım yüzde puan daha fazla.

“MAGA Vergisi” gerçekte ne kadar büyük?

MAGA vergisini hesaplamanın bir diğer yolu da ekonomik yavaşlamayı doğrudan tespit etmeye çalışmak. Ekonomistler bunu Donald Trump’ın bazı politikaları özelinde zaten yaptılar. Örneğin Peterson Enstitüsü’ne göre, uygulanan gümrük vergileri hanehalkının alım gücünü daraltıp şirketlerin kâr marjlarını sıkıştırarak 2025’te reel GSYİH büyümesini yaklaşık 0,2 yüzde puan aşağı çekti. Düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün tahminlerine göreyse, Başkan Donald Trump’ın toplu sınır dışı kararları ve sınırları kapatması 2025’te net göçü en az yarım asır sonra ilk kez eksiye düşürdü. Bu hamle iş gücü arzını ve göçmen işçiler paralarını Amerika’da harcadığı için dolaylı olarak tüketici talebini azalttı. Tüm bunların sonucu, büyümeyi 0,2 yüzde puan daha yavaşlatmak olmuş olabilir.

Bu veriler fikir verse de, Donald Trump’ın tutarsız politikalarının yarattığı belirsizliğin tam maliyetini yansıtmıyor. Gümrük vergileri açıklanıyor, erteleniyor, değiştiriliyor ve yeniden gündeme geliyor. Sınır güvenliği ve göçmenlik görevlileri apar topar sahaya sürülüyor, aniden geri çağrılıyor ve tamamıyla başka görev yerlerine doğru kaydırılıyor. Kapsamlı ticaret savaşları hız kesmeden başlatılıyor. Northwestern Üniversitesi’nden Scott Baker ve meslektaşları tarafından hazırlanan ekonomik politika belirsizliği endeksi, Donald Trump seçilmeden öncesinden 2025 sonuna kadar 100 puandan fazla yükseldi. Büyük ölçekli şirketler sermaye harcamalarını ve kritik tedarik zinciri düzenlemelerini bütünüyle askıya aldıkça, böylesine devasa boyuttaki dalgalanmaları genellikle uzun vadeli ticari yatırımlardaki ekonomik büyümenin beş ila on yüzde puan dolaylarında hız kesmesi izler.

Nitekim, günümüzde yapay zekâ teknolojileriyle en doğrudan bağlantılı olan karmaşık bilgi işlem ekipmanı ve çeşitli yazılım harcamalarını tamamen bir kenara bıraktığınızda ortaya çıkan genel tablo son derece karanlık. Son dört çeyrekte, tamamen yapay zekâ dışı ticari sabit yatırımlar yıllık bazda yaklaşık olarak yüzde 3 seviyesinde daraldı; oysa bu büyüme oranı önceki on yıllık zaman diliminde ortalama olarak yüzde 5’in epeyce üzerinde istikrarlı bir şekilde büyüyordu. Sanayi ve ulaşım ekipmanlarına yapılan yatırımlar son bir yılda yüzde 2’den fazla düştü. Fabrika inşaatları yüzde 20 geriledi. Genel toplama bakıldığında, yapay zekâ dışı geleneksel yatırımlar son on yıllık uzun dönemin genel eğiliminden yaklaşık olarak 130 milyar Amerikan doları kadar geride seyrediyor. Sermaye harcamalarındaki bu durgunluk, GSYİH büyümesini kabaca 0,4 yüzde puan aşağı çekiyor.

Peki karşılaşılan bu belirgin ekonomik zayıflığın tek sorumlusu yapay zekâ devrimi olabilir mi?

Yapay zekâ dışı geleneksel yatırımlardaki keskin düşüş, ticari şirketlerin kendi sermayelerini diğer faaliyet gösterdikleri sektörlerden hızla çekip sadece teknolojik veri merkezlerine doğru kaydırmasıyla açıklanamayacak kadar büyük ve son derece yaygın. Bu gerileme petrol ve gazdan otomotiv ve fabrika inşaatlarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Uluslararası ticaret politikalarındaki öngörülemez düzeydeki belirsizliğin bu olumsuz durumda yadsınamaz derecede büyük bir payı var. Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) bir yıl önceki anketi, yöneticilerin yüzde 45’inin politika belirsizliği yüzünden sermaye harcamalarını kısmayı planladığını gösterdi.

Piyasalar neden bu kadar tedirgin?

Piyasada görülen güçlü tüketici talebinin veya oldukça yoğun kamu borçlanmasının mevcut faiz oranlarını suni olarak yükselterek diğer potansiyel özel yatırımların önünü tamamen kestiği yönündeki bir başka muhtemel ekonomik açıklama da açıkçası pek fazla ikna edici bir konumda durmuyor. Kredi bulmak hala oldukça kolay. Yatırım yapılabilir seviyedeki şirket tahvilleri ile Hazine tahvilleri arasındaki makas 1990’lardan bu yana nadiren bu kadar daraldı. Tam da bu yüzden, finansal piyasalardaki bu son derece karamsar havanın en doğrudan haliyle Başkan Donald Trump’ın şahsına münhasır politika yapma tarzıyla yakından bağlantılı olduğunu düşünmek gerçekten de oldukça mantıklı bir çıkarım halini alıyor.

Yüksek gümrük vergilerinin tüketicilerin sahip olduğu reel gelirler üzerinde yarattığı ağır baskı, giderek daha da daralan mevcut iş gücü piyasası ve riskli yatırımdan tamamen kaçınan temkinli şirketler hep bir araya geldiğinde ortaya toplamda 0,8 yüzde puanlık devasa bir ekonomik kayıp ortaya çıkıyor. Bu rakam, ‘Donald Trump politikaları olmasaydı Amerikan ekonomisi nasıl olurdu’ senaryosunu inceleyerek bulduğumuz önceki verilerle de uyuşuyor. Geleceğe baktığımızda da pek bir rahatlama belirtisi yok. Tartışmalı gümrük vergileri hala kendi içindeki belirsizliğini koruyor ve ortaya çıkan bu zorlu durum ticari şirketler ile hanehalkı üzerindeki ağır finansal baskıyı sürekli bir hale getiriyor. Ortadoğu’daki yıkıcı savaş, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın fiilen dış ticarete tamamen kapanması, tüketicilerin reel gelirlerini ve büyük şirket kârlarını her geçen gün daha da fazla eritecek ve planlanan yeni yatırımları tahmin edilenden çok daha şiddetli bir şekilde yavaşlatacak muazzam bir enerji şokunu anında tetikledi.

Tüm bu rakamlara bakıp kötü politikaların ne kadar zarar verebileceğini düşünerek umutsuzluğa kapılmak çok doğal bir tepki. Fakat bir diğer tepki de Amerikan ekonomi çarkının o muazzam gücüne hayranlık duymak.

Donald Trump’ın önüne çıkardığı onca engele rağmen, Amerikan Merkez Bankası’nın son anlık tahminlerine güvenirseniz, GSYİH içinde bulunduğumuz çeyrekte yıllık yüzde 4 oranında büyüyebilir. Başka bir deyişle, MAGA vergisinin yarattığı ekonomik ağırlık (deadweight loss) olmasaydı, Amerika yıllık yüzde 5’e yaklaşan bir büyüme hızıyla şaha kalkabilirdi. Ülke bu yüzyılda böyle bir performansı sadece dokuz çeyrekte, Covid-19 salgını sonrası toparlanma dönemini saymazsak sadece beş çeyrekte yakalayabildi. Eğer Donald Trump müsaade etseydi, Amerika bunu tekrar başarabilirdi.”

Bu yazı ilk kez 5 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.

The Economist internet sitesinde yayımlanan “How much is Donald Trump costing America’s economy?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.economist.com/finance-and-economics/2026/05/18/how-much-is-donald-trump-costing-americas-economy

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x