Google gerçekten öldü mü?

İnternette en çok kullanılan araçlardan biri eskisi gibi değil. Bilgi arayanlar sayfalar dolusu reklamla, Google’ın pazarlamaya çalıştığı ürünlerle ve en çok da tık peşinde koşan saçma sapan SEO içerikleriyle karşılaşıyor. Google mu bozuldu, yoksa biz mi onu bu hale getirdik?

Geçtiğiniz haftalarda bir Google mühendisi Google’ın yapay zekâsının, “Fizikten anlayan 9 yaşındaki çocuk seviyesine geldiğini ve hisleri olduğunu” açıkladığı için şirketi tarafından açığa alındı. Bu olay Google tartışmalarını alevlendirdi. Şirketin amiral gemisi Google Arama Motoru’nun bozulduğu, bilgi arayanların sayfalar dolusu reklamlar, devlet kurumlarının açıklamaları ve daha fazla tıklama peşinde koşan “arama motoru optimizasyonu (SEO) uzmanlarının” elinden çıkmış bilgi kırıntısı olmayan metinlerle karşılaştığı tekrar dile getirilmeye başlandı. Teknoloji yazarı Charlie Warzel de The Atlantic için kaleme aldığı yazıda bu konuyu derinlemesine inceliyor.

Warzel, yazısına evinin tuvaletinde sorun yaşadığında ne yapmasını gerektiğine ilişkin tavsiye bulma ümidiyle Google araması yaptığını, ancak ilgisiz sonuçlardan hayal kırıklığına uğrayıp sorunu geleneksel yönteme başvurup bir uzman çağırarak çözdüğünü anlatarak başlıyor. Warzel’e göre aynı hayal kırıklığını bugün pek çok insan paylaşıyor:

“Birçok insan gibi ben de günlük hayatımda ortaya çıkan sıradan soruların çoğuna yanıt bulmak için Google’ı kullanıyorum. Ama bana, arama sonuçlarının ilk sayfasında, son zamanlarda daha az tatmin edici yanıtla karşılaşılıyormuş gibi geliyor. Bu konuda yalnız değilim, çoğu kişinin modern yaşamın vazgeçilmez bir aracı olarak gördüğü Google Arama Motoru öldü ya da ölüyor. Son birkaç yıldır çeşitli forumlarda ve sosyal medya platformlarında Google’ın amiral gemisi ürününün bozulduğu iddia ediliyor. Twitter’da veya Reddit’te “Google ölüyor” diye arama yaparsanız, 2010’ların ortalarından bu yana insanların bundan yakındığını görebilirsiniz. Ancak son zamanlarda eleştiriler daha da arttı.

İçten eleştiriler de arttı

Şubat ayında, Dmitri Brereton adındaki bir mühendis, Google’ın arama motorunun bozulması hakkında bir blog yazısı yazdı ve arama sonuçlarının neden sarpa sardığına dair önde gelen teorileri derledi. Gönderi hızla Hacker News gibi teknoloji forumlarının zirvesine çıktı, Twitter’da geniş çapta paylaşıldı. Google Arama’nın halkla ilişkiler sorumlusu Danny Sullivan, Brereton’un iddialarından birini reddeden bir yanıt verdi: “Yazıda alıntıların tam eşleşme vermediğini söylediniz. Aslında veriyor. Gerçekten öyle.”

Brereton’un Google Arama’nın çöküşüyle ilgili en ilgi çekici tezi, platformun deneyimli kullanıcılarının artık arama çubuğuna içgüdüsel anahtar kelimeler yazıp “Enter”a basmamalarıydı. En iyi Google kullanıcıları, yani en işe yarar bilgileri, ürün incelemeleri ve ilginç tartışmalar arayanlar, ekranın üst üçte birini kaplayan kurumsal arama sonuçları denizini atlamak için bir hile kodu biliyorlar.

Brereton, “Web’in çoğu güvenilemeyecek kadar gerçek dışı hale geldi. Bu nedenle Google’ı kullanmaya ve sorgularımızın sonuna ‘reddit’ kelimesini eklemeye başladık” görüşünü savundu. Brereton, insanların Google’da reddit kelimesini her zamankinden daha fazla aradığını gösteren Google Trendler verilerini de aktardı. Bir incelemeye veya tarife ulaşmak için pop-up reklamlarla ve nadiren tutarlı “Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) içerikleri” arasında gezinmek yerine, akıllı arama yapanlar, birbirleriyle tartışan ve etkileşime giren gerçek kişilerin referanslarıyla canlı içeriklere ulaşıyorlar. Çoğu bunu pratik nedenlerle yapıyor, ama bu aynı zamanda küçük bir protesto eylemi: SEO ve çevrimiçi reklam sektörüne gününü göstermek ve internetin daha özgür hissettiren daha insani bir bölümüne erişmeye çalışmanın bir yolu bu.

Google nasıl bu hale geldi?

Google son derece başarılı mobil işletim sistemleri kurdu, dünyanın haritasını çıkardı, e-posta gönderme ve fotoğrafları depolama şeklimizi değiştirmenin yanı sıra ve kendi kendine giden arabalar üretmeye çalıştı. Örneğin bu yazı, kısmen sayısız Google Arama sorgusu ve bazı Google Chrome taramaları yoluyla araştırıldı, bir Google Dokümanında yazıldı ve Gmail aracılığıyla editöre gönderildi. Şirket, kendini geliştirirken milyarlarca insan hakkında (çoğunlukla farkında olmadan) akıl almaz miktarda veri topladı.

Ancak Google’ın ana şirketi Alphabet, hâlâ ana iş alanı reklamcılık olan bir işletme. 2020’de şirket, yalnızca reklamlardan 147 milyar dolar gelir elde etti. Bu da toplam gelirinin kabaca yüzde 80’ine tekabül ediyor. Teknoloji şirketinin ürünlerinin çoğu (Haritalar, Gmail), devasa bir kişiselleştirilmiş reklamcılık için geliştirilmiştir. Teknoloji eleştirmeni Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” dediği şeyin modern şablonu budur.

İnternet katlanarak büyüdü. Google onunla birlikte büyürken internetin en açgözlü, en sömürücü eğilimlerinden bazılarının ortaya çıkmasına yardım etti. Ancak ölçek, teknoloji ürünleri için her zaman bir nimet değildir. Boşuna yaygara mı koparıyoruz bilmiyorum, ama Google, amiral gemisi Arama Motoru’nu daha az kullanışlı hale getirerek kendi başarısının kurbanı oluyor sanki.

1997’de Google Arama kullanıma sunulduğunda insanların interneti kullanma şeklini değiştirdiğini söylemek abartı olmaz. Google, tüm interneti tarama ve dünyadaki bilgileri düzenleme hedefiyle ortaya çıkmadan önce, arama motorları en iyi ihtimalle orta derecede faydalıydı. Yine de, ilk günlerde, şimdi olduğundan çok daha fazla arama rekabeti vardı. Yahoo, Altavista ve Lycos popüler arama motorlarıydı. Ancak Google’ın “PageRank” sıralama algoritması sorunu çözmeye yardımcı oldu. Algoritma, belirli bir web sitesine işaret eden bağlantıların sayısını ve kalitesini sayıyor ve dizine ekliyor. PageRank, basit bir anahtar kelime eşlemesi kullanmak yerine, en iyi sonuçların, diğer birçok yüksek kaliteli internet sitesi tarafından bağlantı verilen internet siteleri olacağını düşündü. Algoritma işe yaradı: 1990’ların sonunda Google neredeyse büyülü görünüyordu. Aradığınız şeyi yazdığınızda aldığınız sonuçlar hem alakalı hem de aynı zamanda sezgisel hissettiriyordu.

Çoğu insanın Google’ın değiştiğini bilmek için bir tarih dersine ihtiyacı yok, bunu hissediyorlar. Akıllı telefonunuzda bir ürün aramayı deneyin, sonrasında olacaklara bakın: Bir sürü sponsorlu bağlantı, çoklu ücretli bağlantı reklamları; “İnsanlar şunu da aradı” kutusu… Ücretsiz arama sonuçlarını ancak sayfanın en aşağılarında göreceksiniz. 2022’de internetin çoğu gibi, ölümüne kadar para kazanmaya gömülmüş, ruhsuz ve yorucu hissettiriyor.

Bu sürekli araya giren reklamlar için her türlü teori var. Birincisi, Facebook ve Amazon ile rekabet nedeniyle ve ücretli aramadaki yavaşlama nedeniyle Google’ın reklamverenlerden aldığı tıklama başına maliyet oranlarının düşmesi.

Başka bir sorun, Google’ın Avrupa’nın Genel Veri Koruma Yönetmeliği ve Kaliforniya Tüketici Gizliliği Yasası gibi gizlilik yasalarına yanıt olarak uyguladığı çerez izleme değişikliklerinden kaynaklanabilir. Google, üçüncü taraf çerezlerini Chrome tarayıcısından kaldırmayı planlıyor. Google Arama, çerez yasağından etkilenmeyecek olsa da, arama ağı reklamlarının bolluğu, Chrome’daki değişikliklerde Google’ın kaybedeceği paranın bir kısmını telafi etme girişimi olabilir. Eğer öyleyse, bu bir sorunu çözmek için bir başkasını yaratmanın bir örneğidir.

Yeni Google yapay zekâsı kullanıcının aklından geçeni okuyacak

Mayıs 2021’de Google, Arama için PageRank’ten 1.000 kat daha güçlü bir doğal dil işleme teknolojisi olan MUM’u (Multitask Unified Model’in kısaltması) duyurdu.

SEO uzmanı Marie Haynes, “Yeni yapay zekâ, yalnızca arayan kişinin ne yazdığını değil, aynı zamanda kullanıcını neye ulaşmaya çalıştığını da anlamaya çalışıyor. Sayfaların ve sorguların içindeki içeriği anlamaya çalışıyor ve bu, insanların elde ettiği sonuç türünü değiştirecek” diyor.

Google’ın arama amacına odaklanması, insanlar anahtar kelimeleri yazarken, o kadar çok doğrudan kelime eşleşmesi alamayacakları anlamına gelebilir. Bunun yerine Google, sorguyu taramaya, ondan bir anlam çıkarmaya ve bu anlamla eşleştiğini düşündüğü sayfaları ortaya çıkarmaya çalışıyor. Biraz bilimkurguvari ve ürkütücü olduğu gibi, bu geçiş, arama yapanlar için bir öz yeterlilik kaybı gibi görünebilir. Arama, kontrol ettiğiniz bir araç gibi geliyordu. Şimdi Google kendi fikirleri ve süreçleri olan bir uşak gibi davranmaya başlayabilir.

Zamanla artan yapay zekâ çıkarımının sorunlu etkilerini hayal etmek kolaydır. Google, insanları amaçlanan aramalardan uzaklaştırmaya ve daha sık olarak kendi ürünlerine ve ücretli reklamlarına yönlendirmeye devam etmek için bu tür teknolojiyi kullanabilir. Ya da daha az hileli bir şekilde, insanları algoritmik olarak beklenmedik yönlere nazikçe dürtebilir. (…)

Google aramalarında sonuçlar neden artık tatmin edici değil?

Google hâlâ birçokları için faydalı, ancak daha zor soru, sonuçlarının neden beş yıl öncesine göre daha kısır hissettirdiğidir. Haynes’in teorisi, bunun, Google’ın yanlış bilgi ve düşük kaliteli içeriği, özellikle de sonuç olarak ortaya çıkan arama konularını engellemeye çalışmasının sonucudur. 2017 yılında şirket, “uzmanlık, otorite ve güvenilirlik” anlamına gelen EAT adlı bir Google Arama inisiyatifinden bahsetmeye başladı. Şirket, içeriğin özgünlüğünü belirlemesine yardımcı olan çok sayıda kalite değerlendirici yönergesi yayınladı. Your Money or Your Life başlıklı böyle bir çaba, kullanıcılar tıbbi veya finansal bilgi aradığında görünen tüm sayfalara katı standartlar uyguluyor.

Haynes, “Kripto paraları ele alalım. Bu, çok fazla sahtekârlığın olduğu bir alan, bu nedenle bir site internette büyük bir varlığa sahip değilse ve Google, bu konudaki uzmanlıklarıyla bilindiği hissini almazsa, onları sıralamaya sokmak zor olacaktır” diyor. Bunun anlamı, Google’ın yeterince hassas olduğu düşünülen herhangi bir konudaki sonuçlarının büyük olasılıkla yerleşik kaynaklardan olacağıdır. Tıbbi sorguların, kişisel referanslar yerine WebMD veya Mayo Clinic sayfalarını döndürme olasılığı çok daha yüksektir. Haynes, bunun özellikle doğal tedavi yöntemleri veya alternatif tıp ilaçları arayan insanlar için zorlayıcı olduğunu söyledi.

Eskiye dönüşü gerçekten ister misiniz?

Bütün bunlarda garip bir ironi var. Yıllardır araştırmacılar, teknoloji uzmanları, politikacılar ve gazeteciler internetin vahşiliğine ve komplo teorilerini, bölücü konuları ve açıkça yanlış bilgileri artırma eğilimine karşı acı çektiler ve uyardılar. Ben de dahil olmak üzere birçok insan, platformların kaliteyi, her şeyden önce güvenilir bilgileri, hatta kârlılığı azaltması uğruna ortaya çıkarmasını savundu. Google’ın da bir bakıma bunları dinlemiş ve belki de bir dizi tartışmalı kategoride daha yüksek kaliteli sonuçlar göstermeyi kısmen başarmış olması mümkündür. Ancak bu Google Arama’nın ilginç sonuçlar sunmayı bıraktığı anlamına da gelebilir. Teorik olarak, güvenilir bilgi arzuluyoruz, ama güvenilir bilgi kuru ve sıkıcı olabilir. Bir romandan çok, bir hükümet bildirisi veya ders kitabı ile karşılaşıyoruz. Pek çok insanın bildiği ve sevdiği internet bunun tam tersi; dağınık, kaotik ve öngörülemez. Yorucu, bitmeyen ve her zaman biraz tehlikeli. Derinden insandır.

2004’ten beri arama hakkında yazan ve düşünen yazılım şirketi SparkToro’nun kurucusu Rand Fishkin, Google’ın komplo teorilerini ve nefret söylemini yaymama konusunda daha iyi olduğuna, gel gör ki şirketin aşırıya kaçtığına inanıyor. Ancak Fishkin insanları geriye dönmek istemeyeceğine de inanıyor.

Google araması şimdi daha kötü olabilir, çünkü internetin çoğu gibi o da olgunlaştı ve acımasızca ticarileştirildi. Düzenlemeden kaçınmak ve şirket dostu olmak amacıyla, bazı bölümleri daha az vahşi olabilir. Ancak Google hakkında ölü veya ölmekte olan bazı şeyler, daha küçük, daha az olgun bir internet için kendi nostaljimiz olabilir.

Google halkla ilişkiler sorumlusu Sullivan, geçmişe duyulan bu özlemi anlıyor, ancak bana Google’da bir değişiklik gibi hissettiren şeyin aynı zamanda arama motorunun internetin evrimine yanıt vermesi olduğunu söylüyor. Sullivan, Google Arama ile ilgili son zamanlarda yaşanan bazı hayal kırıklıklarının aslında ne kadar iyi hale geldiğini yansıttığına da inanıyor. “15 yıl önce arayabileceğimizi düşünmediğimiz şeyleri bugün arıyoruz ve tam olarak istediğimizi bulacağımıza inanıyoruz” diyor.

Google, bilgiyi değerlendirme, işleme, erişme ve hatta bilgiyi tasarlama biçimimizi değiştirerek bizi yeniden yapılandırdı. Aynı şekilde, Google kullanıcıları Google Arama Motoru’nu şekillendirdi. Genç nesil farklı bir şekilde araştırıyor. Temelde Google ile bir insan gibi konuşuyorlar. Arama motoru da bunu tahmin etmeye ve öyle davranmaya başladı. İnsanlaştırılmış yapay zekâ sesli asistanlarının yükselişinin ardındaki nedenin bir nedeni de bu.

Fishkin, Google Arama’nın ve Google’ın diğer pek çok ürününün biraz rekabetle daha iyi olacağını ve Arama Motoru’nun kalitesinin 1998’den 2007’ye kadar arttığını ve bunun da şirketin pazar payı için rekabet etme ihtiyacına bağlı olduğunu savunuyor: “O zamandan beri, Google’ın en büyük arama yeniliği, sonuçlarda daha fazla Google ürününü öne çıkarmak oldu.”

Önemsiyoruz, çünkü ölmesinden korkuyoruz

“Google Arama ölüyor mu?” ciddiyetsiz bir soru. Google Arama’nın kaderini önemsiyoruz, çünkü o hâlâ, internetin sınırsız bilgi vaadinden yararlanmanın birincil yolu. Ancak, varoluşsal bir düzeyde de önem verdiğimizi düşünüyorum çünkü Google’ın bu ilk ürünü, teknolojinin hayatımızdaki yeri hakkındaki umutlarımızı ve korkularımızı keşfetmekte önemli bir tutuyor. Daha fazla kolaylık, daha fazla yenilik, daha fazla olasılık için can atıyoruz. Ancak bunu elde ettiğimizde, çoğu zaman sadece süreçte ne kaybettiğimizi görebiliriz. Bu kayıp gerçektir ve derinden hissedilir. İnsanlığımızdan bir parçayı kaybetmek gibidir. Arama, faydası nedeniyle daha da endişe vericidir.

Çoğu insan bilgilerinin şişirilmiş, tekelci, gözetleyen teknoloji şirketleri tarafından bir araç olarak kullanılmasını istemiyor, ancak aynı zamanda onlardan önceki bir zamana geri dönmek de istemiyorlar. Gerçekten istediğimiz şey arada bir şey. Google Arama’nın evrimi sarsıcı çünkü inşa ettiğimiz internette denge veya uzlaşmaya çok az yer olduğunu gösteriyor.”

Bu yazı ilk kez 23 Haziran 2022’de yayımlanmıştır.

 

Charlie Warzel’in, The Atlantic’te yayınlanan “Google Arama’nın Açık Sırları” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2022/06/google-search-algorithm-internet/661325/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Google gerçekten öldü mü?

İnternette en çok kullanılan araçlardan biri eskisi gibi değil. Bilgi arayanlar sayfalar dolusu reklamla, Google’ın pazarlamaya çalıştığı ürünlerle ve en çok da tık peşinde koşan saçma sapan SEO içerikleriyle karşılaşıyor. Google mu bozuldu, yoksa biz mi onu bu hale getirdik?

Geçtiğiniz haftalarda bir Google mühendisi Google’ın yapay zekâsının, “Fizikten anlayan 9 yaşındaki çocuk seviyesine geldiğini ve hisleri olduğunu” açıkladığı için şirketi tarafından açığa alındı. Bu olay Google tartışmalarını alevlendirdi. Şirketin amiral gemisi Google Arama Motoru’nun bozulduğu, bilgi arayanların sayfalar dolusu reklamlar, devlet kurumlarının açıklamaları ve daha fazla tıklama peşinde koşan “arama motoru optimizasyonu (SEO) uzmanlarının” elinden çıkmış bilgi kırıntısı olmayan metinlerle karşılaştığı tekrar dile getirilmeye başlandı. Teknoloji yazarı Charlie Warzel de The Atlantic için kaleme aldığı yazıda bu konuyu derinlemesine inceliyor.

Warzel, yazısına evinin tuvaletinde sorun yaşadığında ne yapmasını gerektiğine ilişkin tavsiye bulma ümidiyle Google araması yaptığını, ancak ilgisiz sonuçlardan hayal kırıklığına uğrayıp sorunu geleneksel yönteme başvurup bir uzman çağırarak çözdüğünü anlatarak başlıyor. Warzel’e göre aynı hayal kırıklığını bugün pek çok insan paylaşıyor:

“Birçok insan gibi ben de günlük hayatımda ortaya çıkan sıradan soruların çoğuna yanıt bulmak için Google’ı kullanıyorum. Ama bana, arama sonuçlarının ilk sayfasında, son zamanlarda daha az tatmin edici yanıtla karşılaşılıyormuş gibi geliyor. Bu konuda yalnız değilim, çoğu kişinin modern yaşamın vazgeçilmez bir aracı olarak gördüğü Google Arama Motoru öldü ya da ölüyor. Son birkaç yıldır çeşitli forumlarda ve sosyal medya platformlarında Google’ın amiral gemisi ürününün bozulduğu iddia ediliyor. Twitter’da veya Reddit’te “Google ölüyor” diye arama yaparsanız, 2010’ların ortalarından bu yana insanların bundan yakındığını görebilirsiniz. Ancak son zamanlarda eleştiriler daha da arttı.

İçten eleştiriler de arttı

Şubat ayında, Dmitri Brereton adındaki bir mühendis, Google’ın arama motorunun bozulması hakkında bir blog yazısı yazdı ve arama sonuçlarının neden sarpa sardığına dair önde gelen teorileri derledi. Gönderi hızla Hacker News gibi teknoloji forumlarının zirvesine çıktı, Twitter’da geniş çapta paylaşıldı. Google Arama’nın halkla ilişkiler sorumlusu Danny Sullivan, Brereton’un iddialarından birini reddeden bir yanıt verdi: “Yazıda alıntıların tam eşleşme vermediğini söylediniz. Aslında veriyor. Gerçekten öyle.”

Brereton’un Google Arama’nın çöküşüyle ilgili en ilgi çekici tezi, platformun deneyimli kullanıcılarının artık arama çubuğuna içgüdüsel anahtar kelimeler yazıp “Enter”a basmamalarıydı. En iyi Google kullanıcıları, yani en işe yarar bilgileri, ürün incelemeleri ve ilginç tartışmalar arayanlar, ekranın üst üçte birini kaplayan kurumsal arama sonuçları denizini atlamak için bir hile kodu biliyorlar.

Brereton, “Web’in çoğu güvenilemeyecek kadar gerçek dışı hale geldi. Bu nedenle Google’ı kullanmaya ve sorgularımızın sonuna ‘reddit’ kelimesini eklemeye başladık” görüşünü savundu. Brereton, insanların Google’da reddit kelimesini her zamankinden daha fazla aradığını gösteren Google Trendler verilerini de aktardı. Bir incelemeye veya tarife ulaşmak için pop-up reklamlarla ve nadiren tutarlı “Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) içerikleri” arasında gezinmek yerine, akıllı arama yapanlar, birbirleriyle tartışan ve etkileşime giren gerçek kişilerin referanslarıyla canlı içeriklere ulaşıyorlar. Çoğu bunu pratik nedenlerle yapıyor, ama bu aynı zamanda küçük bir protesto eylemi: SEO ve çevrimiçi reklam sektörüne gününü göstermek ve internetin daha özgür hissettiren daha insani bir bölümüne erişmeye çalışmanın bir yolu bu.

Google nasıl bu hale geldi?

Google son derece başarılı mobil işletim sistemleri kurdu, dünyanın haritasını çıkardı, e-posta gönderme ve fotoğrafları depolama şeklimizi değiştirmenin yanı sıra ve kendi kendine giden arabalar üretmeye çalıştı. Örneğin bu yazı, kısmen sayısız Google Arama sorgusu ve bazı Google Chrome taramaları yoluyla araştırıldı, bir Google Dokümanında yazıldı ve Gmail aracılığıyla editöre gönderildi. Şirket, kendini geliştirirken milyarlarca insan hakkında (çoğunlukla farkında olmadan) akıl almaz miktarda veri topladı.

Ancak Google’ın ana şirketi Alphabet, hâlâ ana iş alanı reklamcılık olan bir işletme. 2020’de şirket, yalnızca reklamlardan 147 milyar dolar gelir elde etti. Bu da toplam gelirinin kabaca yüzde 80’ine tekabül ediyor. Teknoloji şirketinin ürünlerinin çoğu (Haritalar, Gmail), devasa bir kişiselleştirilmiş reklamcılık için geliştirilmiştir. Teknoloji eleştirmeni Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” dediği şeyin modern şablonu budur.

İnternet katlanarak büyüdü. Google onunla birlikte büyürken internetin en açgözlü, en sömürücü eğilimlerinden bazılarının ortaya çıkmasına yardım etti. Ancak ölçek, teknoloji ürünleri için her zaman bir nimet değildir. Boşuna yaygara mı koparıyoruz bilmiyorum, ama Google, amiral gemisi Arama Motoru’nu daha az kullanışlı hale getirerek kendi başarısının kurbanı oluyor sanki.

1997’de Google Arama kullanıma sunulduğunda insanların interneti kullanma şeklini değiştirdiğini söylemek abartı olmaz. Google, tüm interneti tarama ve dünyadaki bilgileri düzenleme hedefiyle ortaya çıkmadan önce, arama motorları en iyi ihtimalle orta derecede faydalıydı. Yine de, ilk günlerde, şimdi olduğundan çok daha fazla arama rekabeti vardı. Yahoo, Altavista ve Lycos popüler arama motorlarıydı. Ancak Google’ın “PageRank” sıralama algoritması sorunu çözmeye yardımcı oldu. Algoritma, belirli bir web sitesine işaret eden bağlantıların sayısını ve kalitesini sayıyor ve dizine ekliyor. PageRank, basit bir anahtar kelime eşlemesi kullanmak yerine, en iyi sonuçların, diğer birçok yüksek kaliteli internet sitesi tarafından bağlantı verilen internet siteleri olacağını düşündü. Algoritma işe yaradı: 1990’ların sonunda Google neredeyse büyülü görünüyordu. Aradığınız şeyi yazdığınızda aldığınız sonuçlar hem alakalı hem de aynı zamanda sezgisel hissettiriyordu.

Çoğu insanın Google’ın değiştiğini bilmek için bir tarih dersine ihtiyacı yok, bunu hissediyorlar. Akıllı telefonunuzda bir ürün aramayı deneyin, sonrasında olacaklara bakın: Bir sürü sponsorlu bağlantı, çoklu ücretli bağlantı reklamları; “İnsanlar şunu da aradı” kutusu… Ücretsiz arama sonuçlarını ancak sayfanın en aşağılarında göreceksiniz. 2022’de internetin çoğu gibi, ölümüne kadar para kazanmaya gömülmüş, ruhsuz ve yorucu hissettiriyor.

Bu sürekli araya giren reklamlar için her türlü teori var. Birincisi, Facebook ve Amazon ile rekabet nedeniyle ve ücretli aramadaki yavaşlama nedeniyle Google’ın reklamverenlerden aldığı tıklama başına maliyet oranlarının düşmesi.

Başka bir sorun, Google’ın Avrupa’nın Genel Veri Koruma Yönetmeliği ve Kaliforniya Tüketici Gizliliği Yasası gibi gizlilik yasalarına yanıt olarak uyguladığı çerez izleme değişikliklerinden kaynaklanabilir. Google, üçüncü taraf çerezlerini Chrome tarayıcısından kaldırmayı planlıyor. Google Arama, çerez yasağından etkilenmeyecek olsa da, arama ağı reklamlarının bolluğu, Chrome’daki değişikliklerde Google’ın kaybedeceği paranın bir kısmını telafi etme girişimi olabilir. Eğer öyleyse, bu bir sorunu çözmek için bir başkasını yaratmanın bir örneğidir.

Yeni Google yapay zekâsı kullanıcının aklından geçeni okuyacak

Mayıs 2021’de Google, Arama için PageRank’ten 1.000 kat daha güçlü bir doğal dil işleme teknolojisi olan MUM’u (Multitask Unified Model’in kısaltması) duyurdu.

SEO uzmanı Marie Haynes, “Yeni yapay zekâ, yalnızca arayan kişinin ne yazdığını değil, aynı zamanda kullanıcını neye ulaşmaya çalıştığını da anlamaya çalışıyor. Sayfaların ve sorguların içindeki içeriği anlamaya çalışıyor ve bu, insanların elde ettiği sonuç türünü değiştirecek” diyor.

Google’ın arama amacına odaklanması, insanlar anahtar kelimeleri yazarken, o kadar çok doğrudan kelime eşleşmesi alamayacakları anlamına gelebilir. Bunun yerine Google, sorguyu taramaya, ondan bir anlam çıkarmaya ve bu anlamla eşleştiğini düşündüğü sayfaları ortaya çıkarmaya çalışıyor. Biraz bilimkurguvari ve ürkütücü olduğu gibi, bu geçiş, arama yapanlar için bir öz yeterlilik kaybı gibi görünebilir. Arama, kontrol ettiğiniz bir araç gibi geliyordu. Şimdi Google kendi fikirleri ve süreçleri olan bir uşak gibi davranmaya başlayabilir.

Zamanla artan yapay zekâ çıkarımının sorunlu etkilerini hayal etmek kolaydır. Google, insanları amaçlanan aramalardan uzaklaştırmaya ve daha sık olarak kendi ürünlerine ve ücretli reklamlarına yönlendirmeye devam etmek için bu tür teknolojiyi kullanabilir. Ya da daha az hileli bir şekilde, insanları algoritmik olarak beklenmedik yönlere nazikçe dürtebilir. (…)

Google aramalarında sonuçlar neden artık tatmin edici değil?

Google hâlâ birçokları için faydalı, ancak daha zor soru, sonuçlarının neden beş yıl öncesine göre daha kısır hissettirdiğidir. Haynes’in teorisi, bunun, Google’ın yanlış bilgi ve düşük kaliteli içeriği, özellikle de sonuç olarak ortaya çıkan arama konularını engellemeye çalışmasının sonucudur. 2017 yılında şirket, “uzmanlık, otorite ve güvenilirlik” anlamına gelen EAT adlı bir Google Arama inisiyatifinden bahsetmeye başladı. Şirket, içeriğin özgünlüğünü belirlemesine yardımcı olan çok sayıda kalite değerlendirici yönergesi yayınladı. Your Money or Your Life başlıklı böyle bir çaba, kullanıcılar tıbbi veya finansal bilgi aradığında görünen tüm sayfalara katı standartlar uyguluyor.

Haynes, “Kripto paraları ele alalım. Bu, çok fazla sahtekârlığın olduğu bir alan, bu nedenle bir site internette büyük bir varlığa sahip değilse ve Google, bu konudaki uzmanlıklarıyla bilindiği hissini almazsa, onları sıralamaya sokmak zor olacaktır” diyor. Bunun anlamı, Google’ın yeterince hassas olduğu düşünülen herhangi bir konudaki sonuçlarının büyük olasılıkla yerleşik kaynaklardan olacağıdır. Tıbbi sorguların, kişisel referanslar yerine WebMD veya Mayo Clinic sayfalarını döndürme olasılığı çok daha yüksektir. Haynes, bunun özellikle doğal tedavi yöntemleri veya alternatif tıp ilaçları arayan insanlar için zorlayıcı olduğunu söyledi.

Eskiye dönüşü gerçekten ister misiniz?

Bütün bunlarda garip bir ironi var. Yıllardır araştırmacılar, teknoloji uzmanları, politikacılar ve gazeteciler internetin vahşiliğine ve komplo teorilerini, bölücü konuları ve açıkça yanlış bilgileri artırma eğilimine karşı acı çektiler ve uyardılar. Ben de dahil olmak üzere birçok insan, platformların kaliteyi, her şeyden önce güvenilir bilgileri, hatta kârlılığı azaltması uğruna ortaya çıkarmasını savundu. Google’ın da bir bakıma bunları dinlemiş ve belki de bir dizi tartışmalı kategoride daha yüksek kaliteli sonuçlar göstermeyi kısmen başarmış olması mümkündür. Ancak bu Google Arama’nın ilginç sonuçlar sunmayı bıraktığı anlamına da gelebilir. Teorik olarak, güvenilir bilgi arzuluyoruz, ama güvenilir bilgi kuru ve sıkıcı olabilir. Bir romandan çok, bir hükümet bildirisi veya ders kitabı ile karşılaşıyoruz. Pek çok insanın bildiği ve sevdiği internet bunun tam tersi; dağınık, kaotik ve öngörülemez. Yorucu, bitmeyen ve her zaman biraz tehlikeli. Derinden insandır.

2004’ten beri arama hakkında yazan ve düşünen yazılım şirketi SparkToro’nun kurucusu Rand Fishkin, Google’ın komplo teorilerini ve nefret söylemini yaymama konusunda daha iyi olduğuna, gel gör ki şirketin aşırıya kaçtığına inanıyor. Ancak Fishkin insanları geriye dönmek istemeyeceğine de inanıyor.

Google araması şimdi daha kötü olabilir, çünkü internetin çoğu gibi o da olgunlaştı ve acımasızca ticarileştirildi. Düzenlemeden kaçınmak ve şirket dostu olmak amacıyla, bazı bölümleri daha az vahşi olabilir. Ancak Google hakkında ölü veya ölmekte olan bazı şeyler, daha küçük, daha az olgun bir internet için kendi nostaljimiz olabilir.

Google halkla ilişkiler sorumlusu Sullivan, geçmişe duyulan bu özlemi anlıyor, ancak bana Google’da bir değişiklik gibi hissettiren şeyin aynı zamanda arama motorunun internetin evrimine yanıt vermesi olduğunu söylüyor. Sullivan, Google Arama ile ilgili son zamanlarda yaşanan bazı hayal kırıklıklarının aslında ne kadar iyi hale geldiğini yansıttığına da inanıyor. “15 yıl önce arayabileceğimizi düşünmediğimiz şeyleri bugün arıyoruz ve tam olarak istediğimizi bulacağımıza inanıyoruz” diyor.

Google, bilgiyi değerlendirme, işleme, erişme ve hatta bilgiyi tasarlama biçimimizi değiştirerek bizi yeniden yapılandırdı. Aynı şekilde, Google kullanıcıları Google Arama Motoru’nu şekillendirdi. Genç nesil farklı bir şekilde araştırıyor. Temelde Google ile bir insan gibi konuşuyorlar. Arama motoru da bunu tahmin etmeye ve öyle davranmaya başladı. İnsanlaştırılmış yapay zekâ sesli asistanlarının yükselişinin ardındaki nedenin bir nedeni de bu.

Fishkin, Google Arama’nın ve Google’ın diğer pek çok ürününün biraz rekabetle daha iyi olacağını ve Arama Motoru’nun kalitesinin 1998’den 2007’ye kadar arttığını ve bunun da şirketin pazar payı için rekabet etme ihtiyacına bağlı olduğunu savunuyor: “O zamandan beri, Google’ın en büyük arama yeniliği, sonuçlarda daha fazla Google ürününü öne çıkarmak oldu.”

Önemsiyoruz, çünkü ölmesinden korkuyoruz

“Google Arama ölüyor mu?” ciddiyetsiz bir soru. Google Arama’nın kaderini önemsiyoruz, çünkü o hâlâ, internetin sınırsız bilgi vaadinden yararlanmanın birincil yolu. Ancak, varoluşsal bir düzeyde de önem verdiğimizi düşünüyorum çünkü Google’ın bu ilk ürünü, teknolojinin hayatımızdaki yeri hakkındaki umutlarımızı ve korkularımızı keşfetmekte önemli bir tutuyor. Daha fazla kolaylık, daha fazla yenilik, daha fazla olasılık için can atıyoruz. Ancak bunu elde ettiğimizde, çoğu zaman sadece süreçte ne kaybettiğimizi görebiliriz. Bu kayıp gerçektir ve derinden hissedilir. İnsanlığımızdan bir parçayı kaybetmek gibidir. Arama, faydası nedeniyle daha da endişe vericidir.

Çoğu insan bilgilerinin şişirilmiş, tekelci, gözetleyen teknoloji şirketleri tarafından bir araç olarak kullanılmasını istemiyor, ancak aynı zamanda onlardan önceki bir zamana geri dönmek de istemiyorlar. Gerçekten istediğimiz şey arada bir şey. Google Arama’nın evrimi sarsıcı çünkü inşa ettiğimiz internette denge veya uzlaşmaya çok az yer olduğunu gösteriyor.”

Bu yazı ilk kez 23 Haziran 2022’de yayımlanmıştır.

 

Charlie Warzel’in, The Atlantic’te yayınlanan “Google Arama’nın Açık Sırları” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2022/06/google-search-algorithm-internet/661325/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x