FIFA 2026 Dünya Kupası, 11 Haziran’da Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla (TSİ 22.00’de) başlayacak. Ancak turnuva süresince tartışmaların sona ermesi beklenmiyor. Aksine sıcak hava, yüksek nem, şehirler ve ülkeler arası uzun seyahat süreleri gibi sorunlar gündemde kalmayı sürdürecek. Buna ek olarak Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden gelen futbolcular, teknik ekipler ve taraftarlar çok daha ciddi zorluklarla karşı karşıya. Vize başvurularının reddedilmesi, kabul edilenlere yönelik sert ve aşağılayıcı güvenlik uygulamaları bu sorunların başında geliyor. Middle East Eye New York muhabiri Azad Essa’ya göre FIFA 2026, tarihin en dışlayıcı futbol turnuvası olabilir.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“FIFA Dünya Kupası, dünyanın en popüler sporunun zirvesini temsil ediyor. Bu organizasyon, sınırların ortadan kalktığı, milyarlarca insanın ekran başında, kafelerde ya da stadyumlarda buluştuğu küresel bir şölen olarak tanıtılıyor.
Ancak 11 Haziran–19 Temmuz 2026 tarihleri arasında ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenecek turnuva, önceki organizasyonlardan farklı bir tablo ortaya koyuyor.
48 takımın yer alacağı ve tarihin en büyük Dünya Kupası olacağı duyurulan bu organizasyon; yüksek bilet fiyatları, sıkılaştırılan sınır kontrolleri, seyahat kısıtlamaları ve ABD’de artan otoriterleşme eleştirileriyle gölgeleniyor.
Dünya Kupası neden bu kadar pahalı hale geldi?
Dünya Kupası biletleri her zaman yüksek talep gören bir ürün oldu. Taraftarlar yıllarca birikim yaparak bilet şansı için FIFA’nın kura sistemini bekliyor.
Ancak üç farklı ülkeye yayılan turnuva yapısı, baştan itibaren organizasyonun bütünlük hissini zayıflatıyor. Güney Afrika, Brezilya ya da Katar’daki turnuvaların aksine ortak bir kültürel kimlik ve coğrafi bir özgürlük atmosferi oluşmuyor.
Yine de futbol futboldur ve taraftarlar sevdikleri takımları izlemek için dünyanın dört bir yanını dolaşacaktır. ABD’ye seyahat etmek çoğu taraftar için pahalı ve uzun uçuşlar anlamına geliyor. Üstelik ülke içindeki şehirler arası ulaşım da ek maliyetler yaratıyor. Birden fazla maçı takip etmek isteyen taraftarlar ise ABD, Kanada ve Meksika arasında seyahat etmek zorunda kalabiliyor.
Bu, turnuvaya talep olmadığı anlamına gelmez.
2025 sonlarında yapılan ilk satış turunda FIFA, yaklaşık 20 milyon bilet talebi aldı. Ocak 2026 itibarıyla FIFA, 500 milyon bilet talebi aldığını bildirdi.
Ev sahibi ülkeler dışında en fazla başvuru Arjantin, Brezilya, Kolombiya, İngiltere, Almanya, Portekiz ve İspanya’daki taraftarlardan geldi.
Ancak Güney Afrika, Brezilya, Rusya ve Katar’da düzenlenen önceki Dünya Kupaları’nda yerel sakinlere sübvanse edilmiş bilet fiyatları sunulurken, bu yılki etkinlik için federal düzeyde buna eşdeğer bir uygulama yapılmadı.
ABD’deki maçların biletleri en pahalı olanlar olsa da, Kanada ve Meksika’daki fiyatlar da çok geride kalmıyor.
Talep yüksek olsa da fiyatlar erişilebilir değil. Açılış maçı biletlerinin 3.000 ila 10.000 dolar arasında değiştiği bildiriliyor. Bu durum, turnuvayı birçok taraftar için ulaşılmaz hale getiriyor.
Aralık 2025’te FIFA, turnuvaya katılan tüm milli takımların taraftarları için 60 dolarlık giriş seviyesi biletlerden oluşan yeni bir parti tanıttı, ancak gözlemciler, bu önlemi maç başına sadece birkaç yüz biletle sınırlı olduğu için bir aldatmacadan öteye gitmediğini belirtti.
Benzer şekilde, satın alınabilirlik ve erişim konusundaki artan eleştirilere yanıt olarak, New York City bu hafta, kura sistemi aracılığıyla sakinler için her biri 50 dolarlık 1.000 bilet ayıracağını duyurdu.
82.500 kişilik kapasiteye sahip New Jersey’deki MetLife Stadyumu, 19 Temmuz 2026’daki final dahil olmak üzere ay boyunca sekiz maça ev sahipliği yapacak.
Bu, final hariç olmak üzere her maç için 82.500 kişilik stadyumun yaklaşık yüzde 0,18’ini oluşturan 150 koltuğun özel fiyattan tahsis edileceği anlamına geliyor.
Taraftar deneyimi gerçekten herkes için erişilebilir mi?
Ulaşım da önemli bir sorun. Bilet aldıktan sonra stadyumlara ulaşmanız gerekiyor.
Meksika ve Kanada’da, maçların oynanacağı stadyumlara ulaşım muhtemelen daha kolay olacaktır. ABD’de ise şehir merkezinden stadyumlara ulaşım için yüzlerce dolar harcamak gerekebiliyor.
Daha önce ücretsiz olan taraftar alanlarının (fan zone) bazı şehirlerde ücretli hale getirilmesi de tepkilere yol açtı. Premium alanların kişi başı 200–300 dolar seviyesine çıkması, organizasyonun ticarileştiği eleştirilerini güçlendirdi.
Uzmanlara göre bu koşullar, turnuvayı küresel bir spor etkinliğinden çok dev bir gelir makinesi haline getiriyor.
FIFA Başkanı Gianni Infantino bunu açıkça dile getirdi: “Aslında bu Dünya Kupası’nın 11 milyar doları aşsa şaşırmam. Bu, dünya tarihindeki herhangi bir spor etkinliğinden daha fazla para,” dedi.
Vize engelleri kimleri dışlıyor?
Afrika, Asya ve Orta Doğu’dan gelecek taraftarlar için asıl sorun sadece maliyet değil. ABD’nin katı vize politikaları süreci daha da zorlaştırıyor.
Vize başvurularında sahiplerinden kapsamlı finansal belgeler, iş geçmişi ve hatta sosyal medya incelemesi talep ediliyor. Birçok kişi, Trump yönetiminin, bu uygulamayla siyasi görüşlerine karşı çıkanları bertaraf etmeye çalıştığını ileri sürüyor.
Ayrıca başvuru şansı elde etmek için yüz yüze görüşmelere katılmaları ve fahiş ücretler ödemeleri gerekiyor. Dahası ABD hükümeti 50 ülkeden gelen yolcular için vize teminatı uyguladı. Bu düzenleme, ziyaretçilerin ABD vizesi almadan önce Dışişleri Bakanlığı’na 5 bin ila 15 bin dolarlık bir depozito ödemesini gerektiriyor.
ABD, önceki turnuvaların aksine bilet sahiplerine özel kolaylaştırıcı bir giriş sistemi sunmadı. Aksine Trump, Aralık 2025’te turnuvaya katılan dört ülke de dâhil olmak üzere 39 ülkeyi seyahat yasağı kapsamına aldı. İran ve Haiti gibi ülkeler tam yasak kapsamında yer alırken, bazı Afrika ülkeleri kısmi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşla ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle Tahran, maçlarının Meksika’ya taşınmasını talep etti. Bu talep reddedildi.
Daha sonra İran futbol takımının kampını Meksika’ya taşımasına izin verildi, ancak her maçın aynı günü ABD’ye giriş ve çıkış yapması gerektiği bildirildi; bu da maç günü hazırlıkları açısından takımın dezavantajlı duruma düşmesine neden oldu. Takımın destek ekibinden birkaç kişiye vize verilmedi.
ABD’li yetkililer bildirildiğine göre, İran’ın “bu sistemi kötüye kullanarak sahte bahanelerle teröristleri ABD’ye sokmasına” izin verilmeyeceğini söyledi.
Güvenlik önlemleri insan haklarını ihlal ediyor mu?
Turnuva öncesinde bazı takımların maruz kaldığı uygulamalar ciddi tartışmalara yol açtı.
Senegal ve Özbekistan takımlarının güvenlik kontrolleri sırasında aşağılayıcı uygulamalara maruz kaldıkları sosyal medyaya yansıdı. Senegal’in oyuncuları havaalanı pistinde kapsamlı bagaj kontrollerinden geçirilirken, Özbekistan takımı antrenman sahasında uyuşturucu köpekleri ve güvenlik taramalarıyla karşılandı. Iraklı bir oyuncu havaalanında gözaltına alındı.
En dikkat çekici olay ise Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan’ın, geçerli vizesi olmasına rağmen ABD’ye alınmaması oldu. FIFA’nın bu karara karşı çıkmaması, hatta hakemi turnuva listesinden çıkarması eleştirileri artırdı.
ICE’ın baskıları ABD’ye turist kaybediyor
ABD’ye yönelik olumsuz algı, turizmde ciddi bir düşüşe yol açtı. Resmî verilere göre 2025 yılında ülkeye gelen uluslararası ziyaretçi sayısı yaklaşık yüzde 6 azaldı. Göçmenlik uygulamalarının sertleşmesi, Dünya Kupası izleyicilerinin güvenlik endişelerini artırıyor.
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) olası uygulamaları büyük endişe yaratıyor. ABD hükümeti, stadyumlarda göçmenlik baskınları yapılmayacağına dair garanti vermiyor.
İnsan hakları örgütleri, ziyaretçilerin keyfi gözaltı, sorgulama ve sınır dışı edilme riskleriyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), bu ölçekte bir spor etkinliği için ilk kez kapsamlı bir seyahat uyarısı yayımladı.
Politik atmosfer turnuvayı nasıl şekillendiriyor?
Gözlemciler uzun süredir, büyük spor etkinliklerinin ev sahibi ülkelerin turnuvayı siyasi, ekonomik ve imaj oluşturma hedeflerini ilerletmek için kullanmasına olanak tanıdığını savunuyor.
Benito Mussolini, 1934 İtalya Dünya Kupası’nı faşizmi meşrulaştırmak için bir araç olarak kullandı; Adolf Hitler de 1936 Berlin Olimpiyatları’nda aynı şeyi yaptı.
Daha yakın zamanda, Hindistan’ın Hindu sağcı Başbakanı Narendra Modi, 2023’teki ICC Kriket Dünya Kupası’nı Müslümanlara ve diğer azınlıklara yönelik şiddeti örtbas etmek için kullandı.
Katar 2022, Brezilya (2014) ve Güney Afrika’da (2010) düzenlenen önceki FIFA Dünya Kupası turnuvaları, turistleri ve kurumsal sponsorları ağırlamak için kentsel yerinden edilme, zorla tahliye, güvenlik önlemleri ve kamusal alanların “temizlenmesi” olaylarıyla eşlik etmişti.
Uzmanlara göre büyük spor organizasyonları çoğu zaman siyasi araçlara dönüşebiliyor. Buna literatürde “sportswashing” (spor yoluyla imaj temizleme) deniyor.
ABD’de artan göçmen karşıtı politikalar ve güvenlik uygulamaları, FIFA 2026’nın kapsayıcılığını tartışmalı hale getiriyor.
Temmuz 2025’te New Jersey’de düzenlenen FIFA Kulüpler Dünya Kupası maçında, iki küçük çocuğu olan bir baba ICE tarafından gözaltına alınmıştı.
Aktivistler, özellikle Filistin’e destek gibi politik ifadelerin ABD’de aynı şekilde tolere edilmeyebileceğini düşünüyor.
Ziyaretçilerin gösteri yapması, pankart açması veya siyasi mesaj vermesi güvenlik riski olarak değerlendirilebilir.
Bu durum, Dünya Kupası’nın kültürel ve politik ifade alanı olma özelliğini zayıflatıyor. İnsan hakları savunucuları, FIFA’nın sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Kuruma, turnuvanın ayrımcılık ve ihlallerle anılmaması için nüfuzunu kullanma çağrısı yapılıyor.
Futbolun küresel sahnesi mi, elitlerin oyunu mu?
Tüm eleştirilere rağmen Dünya Kupası’nın büyük ilgi görmeye devam edeceği açık.
Ancak uzmanlara göre bu turnuva, futbolun halk oyunu olmaktan çıkıp giderek daha fazla elitlere hitap eden bir yapıya dönüşmesinin sembolü olabilir.”
Bu yazı ilk kez 12 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.




