Spor

20 Temmuz 2022

Yazdır

Hayal gücünü ele geçiren adam – Jorge Jesus

Onun için Portekiz’de “Maçın büyüsünü yaşayan adam” diyorlar, Brezilya’da tezahüratlar hep bir ağızdan “Mister” olarak yükseliyor. Aslında Avrupa onu ağzında çevirdiği sakızla tanıyınca, Sir Alex Ferguson ve Carlo Ancelotti’ye benzetti. Ancak bu hocalarla olan benzerliği sanki intikam alıyormuş gibi darbeli çiğnediği sakızdan öteye gitmedi. Çünkü Sir Alex Ferguson Manchester United’in başında tam 27 yıl kalırken, Jesus’un Benfica dışında böyle uzun bir süreç oluşturmadığı görüldü. Nitekim Fenerbahçe’ye imza atarken, “Neden bir yıl?” denildiğinde, “Ben hep böyle yapıyorum.” dedi.

Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti ise Avrupa’nın beş majör liginde; İspanya, İngiltere, İtalya, Almanya ve Fransa’da görev yaptı. Buna karşın, Jorge Jesus, Suudi Arabistan’dan sonra kendi dilinin konuşulmadığı ikinci ülke Türkiye’de, Fenerbahçe macerasına yelken açtı. Buradan anlaşılacağı gibi onunla da önemli bir benzerliğinden söz etmek mümkün değil.

Futbola tutkulu bir koç

Oysa onun en çok benzetildiği kişi bir müzik insanı… Jesus’u İngiliz hard rock grubu Deep Purple’ın vokalisti David Coverdale’e benzetenler bir hayli fazla. Belli ki yüz hatları ve saçlar onları birbirine bağlayan unsurlar. Nitekim GQ dergisinde yayınlanan bir röportajda onun için “Saçına özen gösteren bir koç değil” vurgusu yapıldı ve “saçları bakımsız bulunsa bile onlara tıpkı futbola olduğu gibi tutkuyla bağlı” dendi.

Jesus’un futbola olan tutkusunu anlattığı şu cümle sanırım, futbolu koyduğu yeri tam olarak anlatıyor: “Beni bir erkek olarak futbol şekillendirdi.”

Ancak Jorge Jesus, aynı bağı kulüplerle kurma noktasında kesin yargılara varılmasına izin vermiyor. 1989 yılında başladığı teknik adamlık kariyerinde 17 farklı takımda farklı görevler yaparken, bu sürenin en önemli bölümünü Benfica’da geçirdi.

En uzun süre görev yaptığı Benfica’da 6 yıl büyük başarılara imza attıktan sonra sadece 6 dakika mesafedeki Sporting Lizbon’a transferi Portekiz’de bir kesim tarafından ihanet, bir kesim tarafından meydan okuma olarak yorumlandı. Bu hamlesiyle Benfica’ya tam 3 Portekiz Şampiyonluğu bir Portekiz Süper Kupa’sı kazandıran Jesus adeta kulüp tarihinden silindi. Benfica satışa sunduğu posterlerden Jesus’un fotoğrafını silerken, Benfica Basın Sorumlusu João Gabriel, Twitter hesabından sert bir açıklama paylaştı ve Jesus’u egosu yüksek, paraya düşkün bir kişi olarak eleştirdi ve yerden yere vurdu.

“Huysuz İhtiyar” damgası

Portekiz’de Benfica taraftarı ve camiası tarafından istenmeyen adam (persona non grata) ilan edildi. Buna karşın Sporting Lizbon’da bir Portekiz Kupası bir de Portekiz Süper Kupası kaldırmayı başardı. Hiç kuşku yok ki onun bu denli tepki almasının nedeni sadece kulüp değiştirmesi değildi. Sevilmemesinin nedenlerinden biri kavgayı sevmesiydi. Ona ”Huysuz İhtiyar” damgasının vurulmasının nedeni bu olmalıydı. Üstelik ayrım gözetmeksizin kavga ediyordu. Bazen rakip hocayla, bazen rakip oyuncuyla. Hatta kendi oyuncusuyla bile fiziksel temasa varacak kadar ileri gidiyordu. Santraforu Oscar Cordoba ile olan fiziksel temasa dayalı kavgası sosyal medya platformlarında viral olacak kadar rağbet gördü.

Keskin dilini de hiçbir zaman kontrol etmedi. Aklına geleni, beğenmediğini dilinden esirgemedi. Benfica’da santraforu Haris Seferoviç’e kaçırdığı golden sonra söylediği şu sözlerde olduğu gibi: “30 yıllık meslek hayatımda gördüğüm en korkunç şey.”

Aslında bu ve benzeri sözleri sadece futbolcusu için değil yöneticileri için de kullanmaktan hiç çekinmedi. Polemikler bir bakıma onu besliyordu. Ayrıca egosunu tatmin edecek sözlerden kaçınmıyordu. Benfica’dan ayrılışında başta Otomendi olmak üzere oyuncularının tepkisi ve yönetime şikâyetlerinin etkisi olduğu bilenin bir gerçekti.

Fenerbahçe’yi de kızdırdı

Rakiplerine karşı bazen daha da acımasız olabiliyordu. Şu anda görev yaptığı Fenerbahçe ile Avrupa Ligi’nde eşleştiği ve Fenerbahçe’ye ilk maçta 1-0 yenilip, ikinci maçı 3-1 kazanarak eledikleri dönemde, “Fenerbahçe elediğimiz Newcastle’dan daha kötü ve güçsüzler” diyecek kadar sert ve acımasız sözler kullanmıştı.

Saha kenarında dururken sakin bir görüntüsü hiç olmadı. Bu yüzden ligimizde dördüncü hakemleri ciddi sıkıntılar ve polemikler beklediğini vurgulayabiliriz. Çünkü kariyerinde bazen kalecisinin topu bir an önce oyuna sokması için onun hizasına kadar geldiği anlar oldu. Takımla birlikte atağa kalktığı anlar da. Bu onun oyunun ne kadar içinde olduğunun bir göstergesiydi. Aslında bu heyecanı ve maçı yaşaması taraftarı da oyunun içine sokmasını sağladı. Fenerbahçe taraftarının da özellikle iç saha maçlarında Jesus’la birlikte maçın içinde olacağı kesin.

Babası Virgolino Antonio de Jesus gibi futbolcu olmak en büyük hayaliydi. Bir orta saha oyuncusuydu, ama hiçbir zaman futbolcu olarak kariyer yapamadı. 16 yıl süren futbol yaşantısında çoğunlukla yedek kaldı. Sadece 160 maç oynadı ve 1989’da aktif futbolculuk kariyerine noktayı koydu. Futbolda yapamadıklarını teknik adam olarak yapmak için kolları sıvadı ve kariyerinde önemli işlere imza attı. Söz gelimi 2009-2010 yılında dünya futboluna Jose Morinho, Andrea Villas Boas, Fernando Santos, Paolo Fonseca ve Vitor Pereira gibi sayısız teknik direktör ihraç eden Portekiz’de yılın en başarılı teknik direktörü ilan edildi.

Teknik direktör etkisi yüzde 60

Futbolda teknik adamın önemini her zaman vurguladı. “11 iyi oyuncunuz olabilir, ama iyi bir hocaya sahip değilseniz başarı çok zor. Çünkü başarılı takımda teknik direktörün etkisi yüzde 60’dır” diyerek, aksini iddia edenlere rağmen teknik adamın oyundaki gücünü ortaya koydu. Pek çok takımda bunu ispatladı.

Nitekim, Jorge Fernando Pinheiro de Jesus, kısa adıyla Jorge Jesus’un en belirgin özelliği az zamanda büyük işler başarmasıydı. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un onun üzerinde bu denli ısrarının arkasında yatan gerçek de bu olmalıydı. Flamengo’da yaptıkları yapacaklarının kanıtı olarak her daim gösterildi. Brezilya’nın Folha gazetesi onun için; “Sadece 6 ayda 30 yıllık kariyerinin zirvesine ulaştı.” diyerek başarısını taçlandırdı. Brezilya’da yerel halk o başarısı sonrası “Mister” unvanını ona verdi. Dile kolay, bu kadar kısa sürede Flamengo ile bir Brezilya Kupası, bir Brezilya Süper Kupası, Libertedores ve Sudamericana Kupası ile adeta Brezilya’yı süpürdü. Sonuç çarpıcıydı ve Brezilya’nın kült figürü seçildi, Rio’nun fahri vatandaşı ilan edildi. Arkasından yazılanlar ilginç ve çarpıcı oldu. “Yarım yılda ilham verdi, eğitti, yanılgıları ortaya koydu ve Brezilya’ya eşsiz bir miras bıraktı.”

Flamengo taraftarına 38 yıl sonra Copa Libertodores mutluluğu yaşattığında taraftarlar Jesus’un adını ölümsüzleştirdi ve “Şüphesiz cennetteyken Jorge Jesus’u konuşacaklar” vurgusu yaptı.

Sihirli dokunuşlar ve yıldızlar

Jorge Jesus’un çalıştığı kulüplerde bıraktığı miras sadece kupalar olmadı. Dokunduğu futbolcuları yıldız kalitesine çıkarması bir diğer artısıydı. Dünya futbolunda ilgi ve beğeniyle izlediğimiz Angel Di Maria, David Luiz, Berdando Silva, Ramirez, Garay, Javi Garcia, Jan Oblak, Salvio, Nemanja Matic ve Nicholas Gaitan gibi isimleri sihirli dokunuşu ile yıldız statüsüne soktu. Doğal olarak beklentiyi de büyüttü. Fenerbahçe’de Arda Güler, Altay Bayındır, Ferdi Kadıoğlu, Emre Mor, İrfan Can Kahveci, İsmail Yüksek gibi yerli oyuncuların onun elinde nasıl şekilleneceği merak konusu oldu. Doğal olarak Osayi Samuel, Attila Szalai gibi yabancı oyuncular da…

Burada önemli nokta şekil verdiği oyuncuları daha sonra gittiği takımlara taşıması. Fenerbahçe’nin transfer ettiği Villian Arao ve sakatlanmasa transfer edeceği Bruno Henrique ile Flamengo’da, alamadığı William Carvalho ile Benfica’da çalıştı. O kendisine, oyununa ve felsefesine sadakat gösterenlerin de hamisi oluyor bir bakıma…

Futbolseverler ve taraftarın ona böylesi tutkuyla bağlanmasına neden olan ise futbol felsefesi. Çünkü “Bir maç kazanmak yeterli değil, ayrıca eğlendirmek zorundasınız” diyor. Bu sözlerin hep ofansif oyuna ve bireysel yıldızlara önem veren Fenerbahçe ile örtüştüğünü vurgulamak sanırım doğru bir tespit olur.

“O gösterişli futbolla evli”

Jesus için Brezilyalı meslektaşımız, “Gösterişli futbolla evli, ancak kısa zamanda sonuç almaya yönelik korkulu bir saplantı yaşayan ülkede, Jesus’un hücum oyununa katkısı herkesin hayal gücünü ele geçirdi” diye yazdı.

Taraftarların seveceği tarzda hücuma yatkın, hızlı ve tempolu futbol seven Jorge Jesus geçen ay Brezilya’da katıldığı bir televizyon programında, 67 yaşındaki çalıştırıcı kendini; bir futbol takımının nasıl yönetilmesi gerektiğinden kadro seçimlerine kadar tüm detayları, ilke ve prensiplerini şöyle tarif etti:

“Rotasyonu pek sevmiyorum. Elbette oyuncuların fiziksel yapılarını önemsiyorum. Eğer maçlar arasında 3-4 gün gibi bir süre varsa, rotasyon yapmak doğru gelmiyor. Eğer bu süre iki günse evet rotasyonu kabul edebilirim. Ama ben yedek takımlarla oynama fikrini pek sevmiyorum.”

Aslında bu sözler, Fenerbahçe’de kendisinden önceki teknik adam İsmail Kartal’ın başarı sırrıydı. İdeal bir 11 oluşturdu, sakat ve ceza olmadığı sürece aynı kadroyla devam etti.

Futbol langırt oyunu değil

Jorge Jesus diyor ki: “Futbolda pozisyon oyununu sevmiyorum. Bazı hocalar bunu tercih ediyor, onlara saygı duyuyorum. Bence takımlar hareketli, tempolu olmalı. Çünkü öbür türlü langırt oyunu gibi oluyor. Oyun bekliyor, pas geliyor, bekliyor, pas geliyor, bekliyor.”

Oyuncu seçimlerine bakıldığında bu felsefesini Fenerbahçe’de uygulayacağı net olarak ortaya çıktı. Armindo Bruma, Emre Mor transferleri yanında elinde Diego Rossi, Ferdi Kadıoğlu ve Osayi Samuel gibi atlet oyuncuların olması bir şans değil tercih oldu.

Flamengo stratejisini açıklarken aslında Fenerbahçe taraftarına bir kez daha hayal kurdurduğu belliydi. “Rakip savunmacılara güçlü bir şekilde pres yapar ve savunma hattını orta sahaya çıkarırdık. Böylece tüm takımı ileri iterdik. Rakibi orada boğmak ve rakip kaleye yakın noktada top kazanmaya çalışırdık.”

En iyi teknik direktör Johan Cruyff

Jorge Jesus’un asıl felsefesi hücum, ama bazı anlarda savunma yapmanın önemine işaret ediyor konuşmasında:

“Maçın bazı anlarında, geri çekilmek ve savunma yapmak anlaşılabilir. Benim için gelmiş geçmiş en iyi teknik direktör Johan Cruyff’tur. Futbolda bir devrim yarattı. Takımlar sadece kazanmamalı. Aynı zamanda gösterişli ve çekici futbol oynamayı da önemsemeli. Galibiyet hiçbir zaman yetmez. Seyircilerden yüksek bir not almak, sanatsal oynamak ve galibiyeti her şeyiyle hak etmek önemlidir. Futbol bir şovdur ve şov gibi oynanmalıdır. Bütün takımlarımda başarmak istediğim şey bu.”

Peki, Fenerbahçe ondan ne bekliyor? Evet, Fenerbahçe taraftarı şov için heyecanlı, ateşli olabilir, ama tam 8 yıldır özlemini çektiği şampiyonluğu şimdilik şovun önüne yazdı. “Önce şampiyonluk” sezonun parolası. Tabii sonuçlarla birlikte gelecek güzel futbol, pastanın üzerindeki krema olacak. 6 ayda, dünya futbolunun dikkatlerini Brezilya’ya yönlendirme başarısı gösteren Jesus, bakalım bu kez aynı başarıyı Fenerbahçe’de gösterebilecek mi? Başka bir ifadeyle bakalım Jorge Jesus bir yıl sözleşme yaptığı Fenerbahçe’de izler bırakacak mı?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 20 Temmuz 2022’de yayımlanmıştır.

Haldun Domaç

HALDUN DOMAÇ – Gazeteci, spor yorumcusu, akademisyen ve futbolcu. 2 Ağustos 1957, Giresun doğumlu. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih bölümü mezunu. Sarıyerspor’da profesyonel olarak futbol hayatına başladı. Gazetelerde yazı işleri müdürlüğü, haber müdürlüğü, basın danışmanlığı, istihbarat şefliği yaptı. Kanal D, Show Tv ve TRT gibi televizyon kanallarında program yapımcısı ve moderatör olarak görev aldı. Gazetelerde ek olarak verilen 7 kitapçık hazırladı. Çeşitli kitaplarda bölüm yazdı. Son olarak medya anılarından oluşan “Böyle Tesadüf Olmaz” kitabı yayınlandı. A Spor’da spor yorumcusu olarak görev yapıyor. Ayrıca 20 yılı aşkın süredir vakıf üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak ders veriyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

En Güncel Makaleler

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend