11 Eylül 2020

Spor

Yorum yap

Yazdır

Korona günlerinde futbol

11 Eylül’de ligler başladı. Koronavirüs salgını hayatın olağan akışını ve dolayısıyla futbolu da değiştirdi. Salgının hızla yayılmasıyla mart ayında futbola dünya genelinde ara verildi. Liglerin akıbetinin merak edildiği ortamda ülke federasyonları ulusal liglerinin durumu hakkında kararlar almaya başladılar, bazı ülkeler ligleri tescil ederken bazıları ise “yeni normal” koşullarda ligleri sürdürdüler.

Kapitalist sistemde oyun ruhundan hızla uzaklaşarak bir ‘show-business’a dönüşen futbolda devam kararının temel sebebi ekonomikti. Futbolcular, sağlıkları pahasına, ekonomik kaybı azaltmak için gladyatörler misali arenalara atıldılar. Ancak yine de futbol ekonomisinin koronavirüs salgınından ağır yaralar aldı.

Pandemi, hayatımızdaki pek çok şey gibi futbol kurallarının ve ekonomisinin de değişmesine yol açtı, yeni şartlar futbolun “yeni normali” haline geldi.

Peki, ne değişti?

Show Must Go On (Gösteri Devam Etmeli)

COVID-19 kaynaklı vakalar 2020 başında önce Çin’de görüldü, mart ayının ortasına gelindiğinde salgını dünyanın hemen her yerine yayılmış ve pek çok ülke karantina kararı almış durumdaydı. Mayıs ayına kadar devam eden belirsizlik sürecinde UEFA ve FIFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi maçlarını süresiz olarak ertelediğini duyurdu ve ülkelerin ligleri hakkında kendi kararlarını alması yönünde görüş bildirdi. Akabinde Fransa, İskoçya, Galler ve Belçika’da liglerin yarıda kaldığı sıralamayla tescil edilmesi, Hollanda ve Meksika’da ise liglerin iptal edilmesi yönünde kararlar alındı. Diğer ülkelerde ise liglerin akıbeti uzun süre spor gündeminin ana konusu olarak yer aldı. Bu şartlarda Belarus haricindeki bütün ligler futbola süresiz şekilde ara verildiğini ilan ettiler.

Mart ayında süresiz ertelenen liglerin futbol ekonomisinde yarattığı tahribatı gidermeyi amaçlayan federasyonlar mart-mayıs ayları arasında yayıncı kuruluşlar, kulüpler ve ülke yöneticileri ile toplantılar yaptılar. Bu dönemde futbolcuların görüşlerinin alınmamış olması, futbolcu sağlığına ekonomi karşısında ne kadar değer verildiğini göstermiş oldu. Nitekim 16 Mayıs’ta ilk olarak Almanya’da Bundesliga başladı ve ardından Avrupa’da liglerin kalan haftaları mayıs-haziran-temmuz (ülkeden ülkeye farklı olarak) aylarında sıkıştırılmış bir programda tamamlandı.

Futbolun yeni normali ve kuralları nasıl olacak?

Maske, dezenfektan, sosyal mesafe, evden çalışma, karantina vb. kavramlar artık hayatımızın “yeni normal” koşullarını oluşturuyor, futbol camiasında da durum farklı değil, pek çok değişiklik söz konusu. Futbol kurallarını belirleyen IFAB (Uluslararası Futbol Birliği Kurulu) yeni normalde uygulanacak tedbir kurallarını devreye soktu.

Futbolun “yeni normal” koşullarına dair en önemli soru işaretlerinden biri, maçların taraftarsız mı taraftarlı mı oynanacağı hakkındaydı. Bu konuda karar yetkisi ülke federasyonlarına bırakıldı ve birçok ülke salgın döneminde maçların taraftarsız oynanmasında karar kıldı. Stadyumu dolduran taraftarların önemini, pandemi döneminde taraftarsız oynanan maçları izlerken, ağzımızda kalan kekremsi tattan bir kez daha anlamış olduk. Bu kuralı uygulamayan istisnalar da oldu; Rusya, Polonya, İsviçre ve Danimarka’da stadyumlara kapasitenin belirli bir oranında ve sosyal mesafe şartlarına uymak koşulu ile seyirci alındı.

Maç öncesinde ve esnasında yapılan düzenlemelerde de değişikliklere gidildi. Bu düzenlemelerden en çok dikkat çekeni ise oyuncu değişikliği hakkının 3’ten 5’e yükseltilmesi oldu. Buna ek olarak top toplayıcı sayıları çocukların sayıları azaldı, maç öncesi seremonileri kaldırıldı, saha kenarında görevlilere ve futbolculara maske takma zorunluluğu getirildi, maçtan sonra forma değişimi yapılması yasaklandı ve buna benzer şekilde maçların oynanması için stadyumda koronavirüse karşı uyulması gereken tedbirler artırıldı.

Kasıtlı öksürük, kırmızı kart nedeni

Dönemin futbol kurallarına getirdiği en ilginç değişiklik ise “kasıtlı öksürük” fiilinin kırmızı kartla cezalandırılması kuralı oldu. Bu kurala göre niyet ve mesafe ölçütüne bakılarak bir futbolcunun diğer futbolcuya doğru kasıtlı olarak öksürmesi artık kırmızı kartla cezalandırılabilecek. Yeni normalin beraberinde getirdiği bir diğer değişiklik ise gol sevinçlerinde yaşanıyor. Artık futbolcular gol sevinçlerinde hunharca birbirlerinin üstüne atlarken görülmüyor. Daha mesafeli ve bireysel gol sevinçleri ön plana çıkıyor.

Önümüzdeki sezonda maçların taraftarlı oynanıp oynanmayacağı konusunda ise UEFA’nın çizeceği harita merakla bekleniyordu. Bu açıdan UEFA, 25 Ağustos’ta, futbola dönüş protokolü kapsamında yaptığı toplantıda 24 Eylül 2020’de Budapeşte’de Puskas Arena’da oynanacak olan Süper Kupa maçının yüzde 30 kapasite ile oynanmasına karar verdi. 67 bin 215 kapasiteli stadyumda yaklaşık 21 bin taraftar yerini alabilecek. UEFA’dan yapılan açıklamalar dikkate alındığında gelecek sezonda stadyumların belirli bir kapasitesi oranında taraftarın maçlara alınmasının planlandığını görebiliyoruz. Ancak UEFA bu konuda şerhini de açıkça düşüyor ve salgının durumuna göre bu karardan vazgeçilebileceğini belirtiyor.

Türkiye’de de önümüzdeki sezonun stadyumun yüzde 30 kapasitesini aşmayacak şekilde taraftarlı olarak oynanacağı federasyon tarafından açıklanmıştı. Lakin TFF’nin bu karar alınırken Bilim Kurulu’nun görüşüne başvurmadığını 2 Eylül’de Sağlık Bakanı’nın açıklamaları doğrultusunda öğrenmiş olduk. Bakan Fahrettin Koca TFF’nin ekim ayından itibaren maçların taraftarlı oynanması yönünde aldığı kararı onaylamadıklarını ve Bilim Kurulu’nun en azından ligin ilk yarısının taraftarsız oynanması yönünde görüş belirttiğini açıkladı. Bunun ardından 3 Eylül’de TFF tekrar bir açıklama yayımladı ve Bilim Kurulu’nun görüşü doğrultusunda ilk yarıya kadar maçların taraftarsız oynanacağını ilan etti.

Futbol ekonomisi hasta, kulüpler entübe durumda

Koronavirüs salgını sonrasında liglerin süresiz olarak ertelenmesi futbolun ekonomisini derinden sarstı. Mart ayında karşılaşmalara verilen ara sonrasında liglerin tamamlanması konusunda yaşanan belirsizlik, borsada işlem gören kulüplerinin hisselerinin adeta dibe vurmasına yol açtı. KPMG şirketinin yaptığı araştırmaya göre Türkiye’deki dört büyük kulübün hisseleri salgın döneminde yüzde 50 değer kaybına uğradı.1 Avrupa’daki dev kulüplere bakıldığında da durum farklı değil. Juventus, Dortmund, Manchester United gibi dev kulüplerin hisseleri de borsada benzer bir çöküş yaşadılar.

Salgın döneminde liglerin ertelenmesi, futbol kulüplerini en büyük iki gelir kalemi olan yayın ve maç günü gelirlerinden yoksun bıraktı. Yayıncı kuruluşlar maçların ertelenmesi sonrası liglerin tescil edilmesi durumunda kulüplere ödeme yapmayacaklarını belirttiler ve sonraki sezonlar için yapılan anlaşmaların gözden geçirilmesini talep ettiler. Buna ek olarak olası bir liglerin tescil edilmesi durumunda kulüpler maç günü elde edilecek gişe hasılatından ve kazanılan puan karşılığı ödenen federasyon ödeneğinden yoksun kalacaklardı. KPMG’nin çalışmasına göre sadece 5 büyük ligde koronavirüs dolayısıyla yaşanması muhtemel daralmanın 4 milyar Euro seviyelerinde olması öngörülüyordu.2 Bütün bunlar beraber düşünüldüğünde yayıncı kuruluşların ve futbol kulüplerinin liglerin kaldığı yerden devam etmesi isteğini anlamak güç olmuyor.

Futbol kulüplerini ekonomik olarak sıkıntıya sokan bir diğer husus da, futbolculara yapılan ücret ödemeleri oldu. Önceden yapılan sözleşmeler gereği mevcut dönem ücretlerini talep eden futbolcular karşısında kulüpler “yeni normal” şartlarına uygun şekilde düzenlemeler yapılmasını talep etti. UEFA’nın bu soruna karışmayarak kulüpler ve futbolcuları iyi niyetle anlaşmaya davet etmesi, Türkiye’deki kulüplerin salgından bir gol daha yemelerine sebep oldu. Avrupa’da birçok kulüp ve futbolcu anlaşarak ücretlerde indirime giderken Türkiye’de özellikle yabancı oyuncular anlaşmaya yanaşmayarak sözleşmelerindeki ücretleri talep ettiler. Zaten ekonomik olarak güçsüz durumundaki bu kulüpler ödemelerde sorun yaşadılar ve futbolcular alacaklarını yasal yoldan talep ederek kulüplerini terk ettiler.

Post-Korona döneminde futbola dair ipuçları

Pandeminin ne zaman sona ereceğini ve virüse karşı geliştirilmekte olan aşıların ne kadar etkili olacağını zaman gösterecek. Hem Türkiye’de hem dünyanın pek çok ülkesinde vakalar ve virüs kaynaklı ölümler yeniden artmaya başladı. Hal böyleyken, önümüzdeki futbol sezonunun “yeni normal”in getirdiği kurallarla geçeceği anlaşılıyor.

Futbol ekonomisinin önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyeceği ise asıl merak konusu. UEFA’nın Finansal Fair Play (FFP) kurallarını esneterek kulüplere hareket alanı açabileceği düşüncesi kulüpler tarafından dile getiriliyor fakat UEFA Başkanı Ceferin ise aksi yönde bir açıklama yaparak FFP’nin yeterli olmadığını ve daha Robin Hoodvari bir sistemin gerekli olduğunun altını çizdi. Bu açıklamanın ışığında söz konusu kriterlerin gevşetilmesi bir tarafa daha da sıkılaştırılmasının gündemde olduğunu anlıyoruz. Yayıncı kuruluşlar eski şartlarda anlaşmalar yapmaya gönülsü. Futbolcuların ücretlerinde indirim yapılması konusunda tam bir mutabakat sağlanmış durumda değil. Sponsorlar takımlara aynı miktarlarda para aktarmaktan vazgeçebilir. Maç günü gelirlerinin de eskisi gibi olmayacağı aşikar.

Kaynak: https://www.tff.org/default.aspx?pageID=687&ftxtID=33547

TFF’nin 2020/2021 sezonu için harcama limitlerini yukarıdaki gibi belirledi. Bankalar Birliği ile anlaşmaya giden Galatasaray ve Beşiktaş’ın limitinin bu anlaşmaya yanaşmayan Fenerbahçe’nin limitinden çok fazla olması ise futbol kamuoyunun gündeminde sıkça tartışılıyor. Kulüpler Bankalar Birliği ile yaptığı borç yapılanma anlaşmasının revize edilerek harcama limitlerinin artırılması taleplerini açıkça dile getirdiler. Harcama limitlerinin mevcut haliyle devam etmesi halinde özellikle Fenerbahçe’nin puan silme ve transfer yasağı cezaları ile karşı karşıya kalması bekleniyor. Federasyonun bu cezaları verip veremeyeceği ise bu sezonun en çok merak edilen konusu olacak.

Anlaşılan o ki, geçmiş sezonlarda gördüğümüz 10 milyonlarca euroluk transfer ücretlerini görmeyeceğiz. Hele ki Türkiye’de FFP kriterleri konusunda sıkıntı yaşayan kulüplerin özkaynak düzenine dönmekten başka bir çaresi yok. Zira harcama limitleri eldeki oyuncuların ücretlerini bile karşılayacak durumda değil. Üstüne bir de gelirlerde oluşacak azalmayı düşündüğümüzde dışarıdan değil içeriden –altyapıdan ya da alt liglerden- yapılacak transferler kulüpler açısından ekonomik yüklerin hafifletilmesini sağlayabilir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 10 Eylül 2020’de yayımlanmıştır.

  1. https://home.kpmg/tr/tr/home/medya/press-releases/2020/03/futbol-kulupleri-borsada-dibe-vurdu.html
  2. https://home.kpmg/tr/tr/home/medya/press-releases/2020/03/futbolun-koronavirus-kaybi.html

Anıl Çobanoğulları

Anıl Çobanoğulları - Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi. Aynı bölümde yüksek lisans eğitimini tamamladı, “Kapitalist Ekonomide Futbolun Dönüşümü ve Futbol Kulüplerinin Finansal Sorunlarına Bir Çözüm Önerisi Olarak Altyapıların Geliştirilmesi” konusundaki doktora tezini yazıyor. 2009 yılında Humanistyzco-Ekonomiczna w Lodzi Üniversitesi’nde altı ay süre ile konuk olarak bulundu, birçok uluslararası projede yer aldı. Ekonomi politik, futbol ekonomisi ve futbol sosyolojisi alanlarında çalışmalarına devam ediyor. Çocukluk yıllarından bu yana içinde olduğu futbolun gelişimini takip ediyor. Beşiktaş taraftarı.

Yorumu Gör

avatar
Send this to a friend