Düşüncelerinizle nasıl baş başa kalabilirsiniz?

Birçok insan, düşünceleriyle baş başa birkaç dakika geçirmektense elektro şoku tercih edebilir. Ekran bağımlılığı ve artık her yerden erişilebilen eğlence, insanları rahatsız edici düşüncüler ve anılardan uzak tutuyor. Oysa kafamızdaki sesle zaman geçirmek sorunlara çözüm bulmayı kolaylaştırdığı gibi keyifli de olabilir.

Önsezi, biliş, ruh, içgörü, duyu! Birden fazla kelimeyle açıklanıp, bir o kadar da karışık olan iç ses, bilim insanlarının hâlâ araştırmakta olduğu, gizemli bir fenomen. Çocukluğumuzdan bu zamana kadar iç ses, diğer adıyla iç monolog, hayat boyunca düşünce ve davranışlarımızda önemli bir rol oynuyor. Ancak 21. yüzyılda iç sesi duymak güçleşti. Teknoloji, bilgiyi ve eğlenceyi her yerde erişilebilir kılarken insanları da birçok işlevi aynı anda yapmaya (multi-tasking) zorluyor. Arada kaynayan ise çocukluğumuzdan beri bize eşlik eden iç sese oluyor.

Vox.com’un kıdemli muhabiri Allie Volpe, bu kaybolan iç sese yeniden kulak vermenin pek çok sorunu çözme yetisi verebileceğini ve hatta keyifli olabileceğini yazdı.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Sessizce oturmak, bazıları için fiziksel acıdan daha korkunç bir deneyimdir. Sıklıkla atıfta bulunulan 2014 tarihli bir araştırma, birçok insanın düşünceleriyle baş başa birkaç dakika geçirmektense kendilerine elektro şok yapılmasını tercih ettiğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla, duş alırken suyun fayans üzerindeki donuk tınısından başka bir şey duymadan yıkanmaktansa bir şeyler dinlemeyi tercih ediyorsanız utanmayın. Bu kadar çok eğlence her an elinizin altındayken, neden bundan faydalanmayasınız ki? Günlük yaşamınızda sessizlik anları azaldıkça, düşüncelerinizle baş başa kalma alışkanlığınız da azalır.

İnsanların iç monologlarıyla kaliteli zaman geçirmeyi bu kadar tatsız bulmalarının bir nedeni, kendi hallerine bırakıldıklarında, her utanç verici anının, her tartışmanın, her üzücü hatıranın tekrar su yüzüne çıkması ve huzurlu bir anın köküne kibrit suyu dökmesidir.

Oysa olan ve yaşam boyu hem de kendiliğinden oluşan yalnız kalınan zamanın etkilerinin ve deneyimlerin incelendiği Yalnızlık Laboratuvarı’nın baş araştırmacısı olan Durham Üniversitesi öğretim görevlilerinden Thuy-vy Nguyen, insanların genellikle zihinlerini deşmekten korktuklarını ve bu nedenle de kaçındıklarını, ancak pratikte bu deneyimi keyifli bulabileceklerini söylüyor.

2022’de yapılan bir araştırmaya göre, bizim için anlamlı olan insanlar ve anılar hakkında düşünmek, video oyunları oynamak, sosyal medyayı kontrol etmek veya mesajlaşmak gibi boş zamanlarımızda düzenli olarak yaptığımız diğer uğraşılardan daha keyif verici olabiliyor.

Yaratıcılığı artırır

Sessizliğin gücünden faydalanmanın derin faydaları olabilir. Chatter: The Voice in Our Head, Why It Matters, and How to Harness It (“Gevezelik: İç sesimiz, Neden Önemlidir ve Onu Nasıl Yönlendirebiliriz?”) kitabının yazarı ve Michigan Üniversitesi profesörü Ethan Kross, zihnimizin dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan çalışmasına izin verildiğinde, yaratıcı düşünceler üretebileceğini, problemleri çözebileceğini ve yaratıcı olabileceğini; dahası hoş anıların tadını çıkarmamıza, hedefler belirlememize, hayatımız üzerine düşünmemize ve gelecek için heyecan duymamıza olanak sağlayabileceğini söylüyor. “Bu tür içgörülere sahip olmak için kendinize alan tanımalısınız” diye de ekliyor.

Peki, gürültüden kurtulup olumlu ve ilham verici düşünmeye nasıl başlayabiliriz? Kısacası, zamanınızı stratejik olarak yapılandırın, dikkatinizi dağıtacak şeylerden kaçının ve sorunlu düşünceler ortaya çıktığında bunlarla nasıl başa çıkacağınızı bilin.

1-Düşünme zamanınız için bir plan yapın

Nguyen, insanların yapılandırılmamış boş zamanlarında sıklıkla telefonlarına sarıldıklarını, bunun ne hayatımızı zenginleştiren ne de çok zararlı bir alışkanlık olduğunu, sadece can sıkıntısını giderdiğini söylüyor. Boş zamanınızı düşüncelerinizle baş başa nasıl geçireceğiniz konusunda bilinçli olmak, bu süreci daha kolay ve keyifli hale getirmeye yardımcı olabilir. Araştırmacılar bu yöntemi, genellikle başka işlerle uğraşırken istemeden ortaya çıkan hayal kurma veya zihin gezintisinin aksine “zevk için kasıtlı düşünme” olarak adlandırıyor.

Kross, düşünmek için alan yaratmak amacıyla telefonunuzdaki bildirimleri kapatmanızı ya da 15 ila 20 dakika boyunca başka bir odaya koymanızı öneriyor. Apple ve Android, telefonunuzu kolayca dikkat dağıtmayan hale getiren “Rahatsız Etmeyin” modlarına sahiptir. Yaklaşan düğün gününüz ya da Paris’te yaşasaydınız hayatınızın nasıl olacağı gibi keşfetmek istediğiniz konuların bir listesini tutun; araştırmalara göre bu, düşüncenizi rayında tutmanıza yardımcı olur ve zihniniz daha az hoş düşüncelere daldığında size geri dönebileceğiniz bir şey verir. Örneğin, Attention Span: A Groundbreaking Way to Restore Balance, Happiness and Productivity (Dikkat Süresi: Dengeyi, Mutluluğu ve Üretkenliği Geri Getirmenin Çığır Açan Yolu) kitabının yazarı olan California Irvine Üniversitesi’nde bilişim bölümü profesörlerinden Gloria Mark, her gece yatmadan önce gün içindeki üç olumlu şey üzerine düşünülmesini tavsiye ediyor. Araştırmalar, düşünce konuları kişisel olarak daha anlamlı ve olumlu olduğunda, insanların bu uygulamayı daha keyifli bulduğunu gösteriyor.

Ethan Kross ise günlük programında koşu ya da bisiklete binme gibi belirli aktivitelere ayırdığı zamanı, araştırma ya da yazma bloklarına yaratıcı çözümler not etme taraftarı. “Üzerinde çalışmak istediğim sorunun ne olduğunu harekete geçiriyorum ve sonra koşu bandına çıkıyorum” diyor Kross ve ekliyor: “Kaçınılmaz olarak zihnim çalışmaya başlıyor ve her türlü çözümü üretiyor. Bu şekilde pek çok fikir elde ediyorum.”

Mark, düşünmeye yardımcı olan diğer faaliyetler arasında dışarıda yürümek (araştırmalar yürümenin yaratıcılığı geliştirdiğini ortaya koymuştur) ve banyo yapmak, tanıdık bir rotada araba kullanmak veya çamaşır katlamak gibi fazla dikkat gerektirmeyen işlerin yer aldığını söylüyor.

2- Olumsuz düşünceler geldikçe onları kucaklayın

Şimdi talihsiz gerçeğe gelelim: Düşüncelerinizle baş başa kalmanın bir ürünü de olumsuz olanlarla yüzleşmektir. Hiç kimse endişeye ya da utanca karşı bağışık değildir. Bir toplantıda tutmamış bir şakanın anısı gibi bazı olumsuz düşünceler geçici olabilir. Mark, bu noktada bir düşünce konuları listesinin işe yarayabileceğini, böylece üzerinde düşünmek istediğiniz konulara geri dönebileceğinizi söylüyor: “Olumsuz düşünceden kurtulmayı başarmak benim için oldukça kolay. Çünkü bu üç olumlu şeye ulaşmak için devam etme hedefim var.”

Ancak Kross, bazı olumsuz düşüncelerin daha ısrarcı olduğunu ve bunların üzerinde düşünülmesi gerektiğini söylüyor. Bu daha derin durumlar için konuyla neden karşılaştığınızı belirlemek ve ileriye dönük anlamlı bir yol bulmak için elinizdeki sorun hakkında objektif düşünmeye çalışın. Örneğin, yakın zamandaki bir kavgaya geri dönüp duruyorsanız partnerinizle iletişimi geliştirin. Ya da konuşmayı kafanızdan çıkarıp bir terapist veya tarafsız bir arkadaş gibi bir danışmanla gerçek dünyaya taşıyın.

3- Düşündüğünüz olumsuz deneyimden sonra nasıl gelişebilirsiniz?

Sürekli aynı konular üzerinde düşünüyorsanız, çözüm bulmadan deneyimin duygularına takılıp kalıyorsanız, ruminasyon yapıyor olabileceğinizi unutmayın. Ruminasyon, olumsuz duyguları veya deneyimleri tekrar tekrar düşünmektir. Ruminasyon yapan kişiler duygularını etkili bir şekilde işleyemeyebilir ve artan anksiyete ve depresyona sahip olabilirler.

Kross, “Bir çözüm bulmak yerine, bu deneyimlerin duygusal unsurlarını gerçekten zayıflatıcı olabilecek şekilde tekrar tekrar prova ederek dönmeye başlarsınız. Ruminasyon, düşünme ve performans yeteneğinizde sorunlara, ilişkilerinizde sorunlara yol açabilir ve ayrıca fiziksel ve zihinsel sağlığınıza zarar verebilir.” diyor ve anıya dışarıdan bir gözle bakmaya çalışmanızı, böylece duygulara daha az kapılmanızı öneriyor.

Nguyen, olumsuz duygularla baş başa kalmak zorunda olmadığınızı da söylüyor. Nguyen, her beceride olduğu gibi, yalnız düşünmeye ne kadar çok zaman ayırırsanız o kadar kolay hale geleceğini söylüyor; “Her gün düşüncelerinizle birkaç dakika baş başa kalarak başlayın ve kendinizi rahat hissettikçe artırın. Belki duşta ya da yürüyüşte bir aydınlanma yaşayacaksınız. Bu “a-ha!” anları durup dururken ortaya çıkmaz. Bunların zihnimize dolaşması için alan tanımalıyız”.

Amacınız düşünme gücünüzü en üst düzeye çıkarmaksa, zamanınızı bilinçli kullanmalısınız. İş yerinde mola verdiğinizde refleks olarak telefonunuza uzanmak yerine, zihninizi kendi haline bıraktığınızda neler olduğunu görün. Kişiler arası bir muammadan çıkış yollarını düşünmeyi veya mükemmel bir tatil hayal etmeyi deneyin. Bu, TikTok’ta olup bitenler kadar eğlenceli olabilir.

“Kross, “Bu deneyimleri daha düzenli olarak yaşamak için kendinize fırsatlar verme konusunda daha bilinçli olabilirsiniz” diyor.”

Bu yazı ilk kez 24 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

 

Allie Volpe’nin Vox.com’da yayınlanan “How to be alone with your thoughts” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazını orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.vox.com/even-better/24042177/alone-thoughts-rumination-thinking-for-pleasure

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Düşüncelerinizle nasıl baş başa kalabilirsiniz?

Birçok insan, düşünceleriyle baş başa birkaç dakika geçirmektense elektro şoku tercih edebilir. Ekran bağımlılığı ve artık her yerden erişilebilen eğlence, insanları rahatsız edici düşüncüler ve anılardan uzak tutuyor. Oysa kafamızdaki sesle zaman geçirmek sorunlara çözüm bulmayı kolaylaştırdığı gibi keyifli de olabilir.

Önsezi, biliş, ruh, içgörü, duyu! Birden fazla kelimeyle açıklanıp, bir o kadar da karışık olan iç ses, bilim insanlarının hâlâ araştırmakta olduğu, gizemli bir fenomen. Çocukluğumuzdan bu zamana kadar iç ses, diğer adıyla iç monolog, hayat boyunca düşünce ve davranışlarımızda önemli bir rol oynuyor. Ancak 21. yüzyılda iç sesi duymak güçleşti. Teknoloji, bilgiyi ve eğlenceyi her yerde erişilebilir kılarken insanları da birçok işlevi aynı anda yapmaya (multi-tasking) zorluyor. Arada kaynayan ise çocukluğumuzdan beri bize eşlik eden iç sese oluyor.

Vox.com’un kıdemli muhabiri Allie Volpe, bu kaybolan iç sese yeniden kulak vermenin pek çok sorunu çözme yetisi verebileceğini ve hatta keyifli olabileceğini yazdı.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Sessizce oturmak, bazıları için fiziksel acıdan daha korkunç bir deneyimdir. Sıklıkla atıfta bulunulan 2014 tarihli bir araştırma, birçok insanın düşünceleriyle baş başa birkaç dakika geçirmektense kendilerine elektro şok yapılmasını tercih ettiğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla, duş alırken suyun fayans üzerindeki donuk tınısından başka bir şey duymadan yıkanmaktansa bir şeyler dinlemeyi tercih ediyorsanız utanmayın. Bu kadar çok eğlence her an elinizin altındayken, neden bundan faydalanmayasınız ki? Günlük yaşamınızda sessizlik anları azaldıkça, düşüncelerinizle baş başa kalma alışkanlığınız da azalır.

İnsanların iç monologlarıyla kaliteli zaman geçirmeyi bu kadar tatsız bulmalarının bir nedeni, kendi hallerine bırakıldıklarında, her utanç verici anının, her tartışmanın, her üzücü hatıranın tekrar su yüzüne çıkması ve huzurlu bir anın köküne kibrit suyu dökmesidir.

Oysa olan ve yaşam boyu hem de kendiliğinden oluşan yalnız kalınan zamanın etkilerinin ve deneyimlerin incelendiği Yalnızlık Laboratuvarı’nın baş araştırmacısı olan Durham Üniversitesi öğretim görevlilerinden Thuy-vy Nguyen, insanların genellikle zihinlerini deşmekten korktuklarını ve bu nedenle de kaçındıklarını, ancak pratikte bu deneyimi keyifli bulabileceklerini söylüyor.

2022’de yapılan bir araştırmaya göre, bizim için anlamlı olan insanlar ve anılar hakkında düşünmek, video oyunları oynamak, sosyal medyayı kontrol etmek veya mesajlaşmak gibi boş zamanlarımızda düzenli olarak yaptığımız diğer uğraşılardan daha keyif verici olabiliyor.

Yaratıcılığı artırır

Sessizliğin gücünden faydalanmanın derin faydaları olabilir. Chatter: The Voice in Our Head, Why It Matters, and How to Harness It (“Gevezelik: İç sesimiz, Neden Önemlidir ve Onu Nasıl Yönlendirebiliriz?”) kitabının yazarı ve Michigan Üniversitesi profesörü Ethan Kross, zihnimizin dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan çalışmasına izin verildiğinde, yaratıcı düşünceler üretebileceğini, problemleri çözebileceğini ve yaratıcı olabileceğini; dahası hoş anıların tadını çıkarmamıza, hedefler belirlememize, hayatımız üzerine düşünmemize ve gelecek için heyecan duymamıza olanak sağlayabileceğini söylüyor. “Bu tür içgörülere sahip olmak için kendinize alan tanımalısınız” diye de ekliyor.

Peki, gürültüden kurtulup olumlu ve ilham verici düşünmeye nasıl başlayabiliriz? Kısacası, zamanınızı stratejik olarak yapılandırın, dikkatinizi dağıtacak şeylerden kaçının ve sorunlu düşünceler ortaya çıktığında bunlarla nasıl başa çıkacağınızı bilin.

1-Düşünme zamanınız için bir plan yapın

Nguyen, insanların yapılandırılmamış boş zamanlarında sıklıkla telefonlarına sarıldıklarını, bunun ne hayatımızı zenginleştiren ne de çok zararlı bir alışkanlık olduğunu, sadece can sıkıntısını giderdiğini söylüyor. Boş zamanınızı düşüncelerinizle baş başa nasıl geçireceğiniz konusunda bilinçli olmak, bu süreci daha kolay ve keyifli hale getirmeye yardımcı olabilir. Araştırmacılar bu yöntemi, genellikle başka işlerle uğraşırken istemeden ortaya çıkan hayal kurma veya zihin gezintisinin aksine “zevk için kasıtlı düşünme” olarak adlandırıyor.

Kross, düşünmek için alan yaratmak amacıyla telefonunuzdaki bildirimleri kapatmanızı ya da 15 ila 20 dakika boyunca başka bir odaya koymanızı öneriyor. Apple ve Android, telefonunuzu kolayca dikkat dağıtmayan hale getiren “Rahatsız Etmeyin” modlarına sahiptir. Yaklaşan düğün gününüz ya da Paris’te yaşasaydınız hayatınızın nasıl olacağı gibi keşfetmek istediğiniz konuların bir listesini tutun; araştırmalara göre bu, düşüncenizi rayında tutmanıza yardımcı olur ve zihniniz daha az hoş düşüncelere daldığında size geri dönebileceğiniz bir şey verir. Örneğin, Attention Span: A Groundbreaking Way to Restore Balance, Happiness and Productivity (Dikkat Süresi: Dengeyi, Mutluluğu ve Üretkenliği Geri Getirmenin Çığır Açan Yolu) kitabının yazarı olan California Irvine Üniversitesi’nde bilişim bölümü profesörlerinden Gloria Mark, her gece yatmadan önce gün içindeki üç olumlu şey üzerine düşünülmesini tavsiye ediyor. Araştırmalar, düşünce konuları kişisel olarak daha anlamlı ve olumlu olduğunda, insanların bu uygulamayı daha keyifli bulduğunu gösteriyor.

Ethan Kross ise günlük programında koşu ya da bisiklete binme gibi belirli aktivitelere ayırdığı zamanı, araştırma ya da yazma bloklarına yaratıcı çözümler not etme taraftarı. “Üzerinde çalışmak istediğim sorunun ne olduğunu harekete geçiriyorum ve sonra koşu bandına çıkıyorum” diyor Kross ve ekliyor: “Kaçınılmaz olarak zihnim çalışmaya başlıyor ve her türlü çözümü üretiyor. Bu şekilde pek çok fikir elde ediyorum.”

Mark, düşünmeye yardımcı olan diğer faaliyetler arasında dışarıda yürümek (araştırmalar yürümenin yaratıcılığı geliştirdiğini ortaya koymuştur) ve banyo yapmak, tanıdık bir rotada araba kullanmak veya çamaşır katlamak gibi fazla dikkat gerektirmeyen işlerin yer aldığını söylüyor.

2- Olumsuz düşünceler geldikçe onları kucaklayın

Şimdi talihsiz gerçeğe gelelim: Düşüncelerinizle baş başa kalmanın bir ürünü de olumsuz olanlarla yüzleşmektir. Hiç kimse endişeye ya da utanca karşı bağışık değildir. Bir toplantıda tutmamış bir şakanın anısı gibi bazı olumsuz düşünceler geçici olabilir. Mark, bu noktada bir düşünce konuları listesinin işe yarayabileceğini, böylece üzerinde düşünmek istediğiniz konulara geri dönebileceğinizi söylüyor: “Olumsuz düşünceden kurtulmayı başarmak benim için oldukça kolay. Çünkü bu üç olumlu şeye ulaşmak için devam etme hedefim var.”

Ancak Kross, bazı olumsuz düşüncelerin daha ısrarcı olduğunu ve bunların üzerinde düşünülmesi gerektiğini söylüyor. Bu daha derin durumlar için konuyla neden karşılaştığınızı belirlemek ve ileriye dönük anlamlı bir yol bulmak için elinizdeki sorun hakkında objektif düşünmeye çalışın. Örneğin, yakın zamandaki bir kavgaya geri dönüp duruyorsanız partnerinizle iletişimi geliştirin. Ya da konuşmayı kafanızdan çıkarıp bir terapist veya tarafsız bir arkadaş gibi bir danışmanla gerçek dünyaya taşıyın.

3- Düşündüğünüz olumsuz deneyimden sonra nasıl gelişebilirsiniz?

Sürekli aynı konular üzerinde düşünüyorsanız, çözüm bulmadan deneyimin duygularına takılıp kalıyorsanız, ruminasyon yapıyor olabileceğinizi unutmayın. Ruminasyon, olumsuz duyguları veya deneyimleri tekrar tekrar düşünmektir. Ruminasyon yapan kişiler duygularını etkili bir şekilde işleyemeyebilir ve artan anksiyete ve depresyona sahip olabilirler.

Kross, “Bir çözüm bulmak yerine, bu deneyimlerin duygusal unsurlarını gerçekten zayıflatıcı olabilecek şekilde tekrar tekrar prova ederek dönmeye başlarsınız. Ruminasyon, düşünme ve performans yeteneğinizde sorunlara, ilişkilerinizde sorunlara yol açabilir ve ayrıca fiziksel ve zihinsel sağlığınıza zarar verebilir.” diyor ve anıya dışarıdan bir gözle bakmaya çalışmanızı, böylece duygulara daha az kapılmanızı öneriyor.

Nguyen, olumsuz duygularla baş başa kalmak zorunda olmadığınızı da söylüyor. Nguyen, her beceride olduğu gibi, yalnız düşünmeye ne kadar çok zaman ayırırsanız o kadar kolay hale geleceğini söylüyor; “Her gün düşüncelerinizle birkaç dakika baş başa kalarak başlayın ve kendinizi rahat hissettikçe artırın. Belki duşta ya da yürüyüşte bir aydınlanma yaşayacaksınız. Bu “a-ha!” anları durup dururken ortaya çıkmaz. Bunların zihnimize dolaşması için alan tanımalıyız”.

Amacınız düşünme gücünüzü en üst düzeye çıkarmaksa, zamanınızı bilinçli kullanmalısınız. İş yerinde mola verdiğinizde refleks olarak telefonunuza uzanmak yerine, zihninizi kendi haline bıraktığınızda neler olduğunu görün. Kişiler arası bir muammadan çıkış yollarını düşünmeyi veya mükemmel bir tatil hayal etmeyi deneyin. Bu, TikTok’ta olup bitenler kadar eğlenceli olabilir.

“Kross, “Bu deneyimleri daha düzenli olarak yaşamak için kendinize fırsatlar verme konusunda daha bilinçli olabilirsiniz” diyor.”

Bu yazı ilk kez 24 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

 

Allie Volpe’nin Vox.com’da yayınlanan “How to be alone with your thoughts” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazını orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.vox.com/even-better/24042177/alone-thoughts-rumination-thinking-for-pleasure

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x