Zihinlerimiz nadiren sakin kalır. İş, endişeler, günlük sorumluluklar, bedensel hisler ve zevk aldığımız şeyler arasında sürekli gidip gelir. İnsanların düşüncelerine ilişkin 23 binden fazla gerçek zamanlı raporun incelendiği yeni bir araştırma, dört genel düşünme modelini belirliyor ve zihnimizin gün boyunca nasıl meşgul olduğu konusunda büyüleyici bir bakış açısı sunuyor.
The Guardian bilimsel yazılar editörü Ian Sample, yazısında yapılan araştırmanın sonuçlarını ele alıyor.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
“İnsanların ne hakkında düşündüklerine dair yapılan bir çalışma, modern zihin yapısını mercek altına alarak düşüncelerimizin iş, kahve ihtiyacı ve yatağa geri dönme hususunda güçlü bir arzuyla şekillendiğini ortaya koydu.
Çalışma ayrıca, diğer insanlara kıyasla düşünmeye ayırdıkları zamanı daha çok dünya hakkında endişelenerek, ev işleri veya mali durumları üzerinde kafa yorarak, zihinlerine veya bedenlerine odaklanarak ya da kariyer ve zevki birleştiren ‘sıkı çalış, sıkı eğlen’ yaklaşımıyla geçiren dört farklı düşünür grubunun varlığına işaret etti.
Çalışmayı yürüten araştırmacılara göre, bu dört grubu birbirinden ayıran kesin sınırlar yok ve insanlar bu gruplar arasında geçiş yapabiliyor. Ancak bu bulgular, insanların düşüncelerini rastgele bir biçimde örneklemenin düşünme kalıplarına dair incelikli bir bakış açısı sağlayabileceğini gösteriyor.
Kafamızda neler olup bittiğini irdeleyen araştırma
Kaliforniya’daki Claremont Graduate Üniversitesi ve Çin’in Hubei eyaletindeki Wuhan Üniversitesi’nden ekonomistler, bu konuda şaşırtıcı derecede az çalışma olduğunu fark ettikten sonra insanların bilinçli düşüncelerini araştırdı. Çalışmayı yürüten araştırmacılardan biri olan Dr. Joshua Tasoff, “İnsan olmanın en önemli yanlarından biri, kafamızda neler olup bittiğidir,” dedi ve “Ekonomistler olarak bu konuya daha önce hiç bakmamış olmamız gerçekten şaşırtıcı bir durum,” diye ekledi.
Çalışma kapsamında, 19 ila 71 yaş arasındaki 258 gönüllü, iki hafta boyunca günde rastgele sekiz kez bip sesi veren bir uygulamayı telefonlarına indirdi. Her bip sesinde, düşüncelerini ve o anda ne yaptıklarını yazmaları ve mutluluk düzeylerini derecelendirmeleri istendi.
Ekonomistler, 23.000’den fazla gerçek zamanlı veri topladıktan sonra, insanların düşüncelerinin günün ritmine göre akış gösterdiğini ve gündüzleri büyük ölçüde işe, akşamları ise eğlenceye yöneldiğini gözlemlediler. İnsanların düşüncelerinin yaklaşık yarısı kasıtlıyken, geri kalanı dalgınlık veya hatırlatmalardan kaynaklanan istemsiz ve tesadüfi düşüncelerdi.
Yorgunluk veya uykululuk gibi bedensel duyumlar ile zihinsel izlenimler, tüm düşüncelerin neredeyse beşte birini oluşturuyordu. Bunu %17 ile iş, %14 ile yemek izliyordu. Düşüncelerin yaklaşık %10’u hobiler, oyunlar, eğlence ve sanata odaklanırken, benzer bir oran da ilişkiler üzerine yoğunlaşıyordu.
Düşünceler insanların isteklerine odaklandığında, bunların neredeyse yarısı yiyecek veya içecekle, özellikle de kahveyle ilgiliydi. Bu durum, ihtiyaçlardan bahseden düşüncelerle örtüşüyordu. Katılımcıların %29’u dinlenmeyi, özellikle de şekerleme yapmayı ve uyumayı arzuluyordu.
Çalışma, zihnin nadiren boş olduğunu ortaya koydu. Yanıtların sadece yüzde birinden azı o anda zihinlerinde herhangi bir düşünce olmadığını belirtti. Ancak cinsellik ile ilgili düşüncelerin sayısı daha azdı. Bu da araştırmacıları, bu konu hususunda bir çekingenlik olduğundan şüphelenmeye yöneltti. Tasoff bu durumu, “İnsanların bizimle paylaşmak istemedikleri şeyler olabilir,” diye açıkladı. Belki de bununla bağlantılı olarak, henüz hakemli bir dergide yayınlanmamış olan çalışmanın ön baskısına göre, bip seslerinin dörtte biri yanıtlanmadı.
Çalışmanın bir bölümünde ise, Roma imparatoru ve filozof Marcus Aurelius’un şu sözü test edildi: “Hayatındaki mutluluk, düşüncelerinin kalitesine bağlıdır.” Araştırmacılar, insanların ne düşündüklerinin mutluluklarını, inceledikleri diğer tüm faktörlerden daha fazla etkilediğini keşfettiler.
Yazarlar, bu bulgulardan yola çıkarak dünyanın geneli hakkında yorum yapma konusunda uyarıda bulundular. Çünkü Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik (WEIRD) toplumlarda yaşayan çalışmaya katılan gönüllülerin psikolojisi diğer nüfus gruplarından önemli ölçüde farklı olabilir.
Dört düşünür türü
İnsanların bilinçli düşüncelerinin analizi, bunların dört gruba ayrıldığını gösterdi. Ancak bu kategoriler geçirgen nitelikte ve insanlar muhtemelen bu gruplar arasında geçiş yapabilir. Tasoff, sonuçları doğrulamak için daha fazla kişinin katıldığı daha uzun süreli bir çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Etiketlerin, her grubun “havası”nı yansıtacak şekilde tasarlandığını da ekledi.
Gruplar, insanların düşüncelerindeki ortak temalara dayanıyor, ancak bir kişinin geçmişi veya yaptığı iş ile tanımlanmıyor. Farklı gruplardaki insanlar benzer faaliyetlerde bulundular ve yaş, gelir, eğitim ve sosyoekonomik durum gibi demografik özelliklerde yalnızca küçük farklılıklar gözlemlendi.
Endişeliler
Endişeliler, dünya olayları, siyaset ve toplumsal meseleler hakkında ortalamadan yaklaşık %60 daha fazla düşündüler. Zihinleri savaşlar, Covid-19 salgınının en şiddetli olduğu dönemler ve diğer önemli olaylarla ilgili endişelerle meşguldü.
Kendi güvenlikleri ve sağlıkları hakkında da ortalamadan yaklaşık %50 daha fazla düşündüler. Düşüncelerinde sıklıkla yer alan kelimeler arasında Covid-19, uyanık olma durumu, yalnızlık, acı, açlık ve yorgunluk bulunuyordu.
İlginç bir şekilde, araştırmacılar bu grubun müzik hakkında ortalamaya göre neredeyse iki kat daha sık düşündüğünü ve bunun muhtemelen diğer düşüncelerinin duygusal yükünü hafifletmek için olduğunu tahmin ettiler.
Evcimenler
Daha çok pratik meselelere ve ev işlerine odaklanan bir grup olan evcimenler, ev işlerine, eve ve mali durumlarına, aynı zamanda filmler, kitaplar ve televizyon aracılığıyla aktarılan hikayelere ortalamadan yaklaşık %50 daha fazla kafa yoruyorlar.
Bununla birlikte, düşüncelerini tanımlamak için sıklıkla kullandıkları kelimeler oldukça çeşitlilik gösteriyordu; bunlar arasında “çözmek”, “işlemek”, “tartışmak” ve “belgelemek” yer alıyordu.
Bedensel düşünenler
Hiçbir grup, kendileri ve dünya hakkındaki duyuları, hisleri ve zihinsel izlenimleri üzerine bu grup kadar fazla kafa yormaz. Bedensel düşünenler, ortalama yaşı 32 olan en genç grup ve neredeyse üçte ikisi kadınlardan oluşuyor.
İstenmeyen, zorlayıcı düşüncelerin görülme oranı %28. Düşüncelerinde sıkça geçen kelimeler arasında “terapist”, “ağrı” ve “bunalmışlık” yer alıyor. Bu grup, insanların bir düşünce örüntüsünden diğerine nasıl geçebileceklerini örnekleyebilir.
Bu gruptaki kadın oranının yüksek olması, adet döngüsünün etkilerinden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca, çalışma süresince fiziksel veya ruhsal sağlık sorunları yaşayan kişilerin düşüncelerini bedenlerine, semptomlarına ve bakımlarına yöneltmelerini de yansıtıyor.
Çok çalışan ve çok eğlenenler
Zihinleri büyük ölçüde iş ve boş zaman arasında bölünmüş durumda; iş hakkında ortalamadan %50 daha fazla düşünürken, hobi, oyun ve sanat hakkında da yaklaşık %25 daha fazla düşünüyorlar.
Bu grup, tüm gruplar arasında en yüksek gelir ve mutluluk puanlarına sahip olup, kadınlara kıyasla erkeklerin sayısı biraz daha fazla.
Düşüncelerini tanımlamak için kullanılan anahtar kelimeler arasında rahatlama, sunum, uçuş, tırnak, proje ve spor salonu yer alıyor.”
Bu yazı ilk kez 21 Ağustos 2026’da yayımlanmıştır.




