Merak neden önemli? Özellikle çocuklarda nasıl canlı tutulur?

Merak duygusunu canlı tutmak mümkün mü? Merakın öğrenme ile ilişkisi ne? Hangi yöntemler, hem çocukların hem de yetişkinlerin merakını artırabilir? Hangi tür sorular daha fazla bilgi edinme ihtiyacı hissettirir?

Bebeklerin ve küçük çocukların doğasında var olan merak, yaş ilerledikçe azalmaya başlar. Çevresinde olup bitene artık ‘şaşırmayan’ yetişkinler, bir konu hakkında daha fazlasını öğrenme ihtiyacını da çoğu zaman hissetmeyebilir.

Bilim gazetecisi ve azar Shayla Love, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında çocuklarda ve yetişkinlerde merak duygusunu canlı tutmanın yollarını anlatıyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Susan Engel, 2013 yılında, ABD banliyölerindeki ilkokul sınıflarında merakın peşine düştüğünde ‘şaşırtıcı bir şekilde onu bulamadığını’ yazmıştı.

Massachusetts’teki Williams College’dan psikolog Engel, ‘merak anlarını’ kaydetmeye koyuldu (…) ve anaokulu sınıflarındaki iki saatlik derslerde yalnızca iki ila beş kez bu an ile karşılaştı. Çocuklar hiçbir şey yapmadan oturmuyorlardı; harflerin seslerini ya da hava durumunun nasıl meydana geldiğini öğreniyorlardı. Ancak ne öğrendiklerini aktif olarak araştırmıyorlar ya da çevrelerini incelemiyorlardı. Beşinci sınıflardan birinde tek bir soru bile sorulmadan iki saat geçmişti.

Çocuklarla vakit geçirmiş olan herkes, yaşamın erken dönemlerinde, yani okul öncesi çağda, onların sıklıkla sorularla dolu olduğunu bilir. (…) Ancak çocuklar okul sistemine girdiğinde bu soru havuzu kurumaya başlayabilir.

‘Neredeyse bütün altı aylık bebekler meraklıdır. Onların merakını uyandırmak için yapmanız gereken fazla bir şey yoktur’ diyor Engel. ‘Fakat öğrenciler altı yaşına geldiğinde bazılarının merakı azalıyor.’

Bunun nedeni merakın sınırlı bir kaynak olması değil; yetişkinlerin ona büyümesi için ihtiyaç duyduğu besinleri vermemesi olabilir. Engel, bazen öğrenciler soru sorduğunda öğretmenlerin ders planına uymak için bunları duymazdan geldiğini gözlemlemiş. Merakın nasıl işlediğini ve onu güvenilir bir şekilde nasıl körükleyebileceğimizi daha iyi anlamak, çocukların ve aslında hepimizin bilgiye olan açlığını sürdürmeye yardımcı olabilir.

Çocuklarda merak üzerine yapılan çalışmalar; merakın etrafında dönen yenilik, karmaşıklık, sürpriz ve belirsizlik gibi çeşitli kavramları ortaya koydu. Ancak genel anlamda merak, bilgi arama dürtüsünü ve anlamaya duyulan ihtiyacı ifade eder.

Merak nedir?

Tarihsel olarak merak, hem asi, baş belası bir güç hem de insanlığın en iyi yanını yansıtan bir nitelik olarak görülmüştür. (…) Psikolojide ise merak, bir şeyi merak ettiğimiz an ortaya çıkan bir durum ve bir özellik ya da süreklilik gösteren bir merak eğilimi olarak düşünülebilir. İnsanların erken yaşlarda oldukça meraklı olduğu iyi bilinir.

Psikolog William James, 1899’da merakın ‘daha iyi bilişe yönelik dürtü’ ya da şu anda anlamadığınız bir şeyi anlama isteği olduğunu; merakın çocukları yeniliğe, ‘parlak, canlı, şaşırtıcı’ olana doğru ittiğini yazmıştı.”

Yazar, merakın, test edebilir ilk andan itibaren insanlarda mevcut olduğunu belirtiyor: “California Üniversitesi’nden psikolog Celeste Kidd, ‘Bebekler, onları öğrenme açısından yararlı olan şeylere bakmaya yönlendiren yerleşik mekanizmalara sahip’ diyor. ‘Özellikle, beklentilerini biraz olsun ihlal eden şeyler ararlar’. 1964’te ABD’li gelişim psikoloğu Robert Lowell Fantz, bebeklerin görsel bir desene birkaç kez baktıktan sonra ona daha az bakmaya başladıklarını, bunun yerine yeni bir şeye bakmayı tercih ettiklerini tespit etti. O zamandan beri pek çok çalışmada bu sonuç tekrarlandı.

ABD’li psikolog George Loewenstein, merakı, ‘bilgi veya anlayıştaki boşluk algısından kaynaklanan’ bir tür yoksunluk olarak tanımlıyor. Buna ‘bilgi açığı kuramı’ da deniyor. Ona göre merak bizi bu açığı kapatmaya yöneltir. Açlık nasıl yemek yemeye motive ederse, merak da bizi öğrenmeye motive eder.

Eğer merak bilinmeyeni anlamakla ilgiliyse, belki de insanlar büyüdükçe ve çevrelerindeki dünya hakkında daha fazla şey öğrendikçe yavaş yavaş ortadan kaybolması makul olabilir. Ancak Engel, hikâyenin o kadar basit olmadığını ve yetişkinlerin çocukların etrafındaki davranışlarının da onların merakını etkilediğini savunuyor. Çocukların aşina olmadıkları bir nesnenin bulunduğu bir odada gerçekleştirilen deneylerde araştırmacılar, deneyi yürüten yetişkinin teşvik edici yüz ifadeleri veya yorumlarıyla çocukların nesneyle etkileşime girme olasılıklarının arttığını gözlemlemiş. Engel, ‘Başka bir deyişle, çocukların merakı birlikte vakit geçirdikleri insanlar tarafından körüklenebilir veya bastırılabilir’ diye yazıyor.

Merak uyandıracak sorular

Yetişkinler merak duygusunu başka nasıl besleyebilir?

Loewenstein’ın tanımladığı ‘bilgi açığını’ vurgulamak potansiyel olarak güçlü bir yoldur. Bir yetişkin bunu, soru sorarak yapabilir: ‘Kuşların turuncu karınları olabileceğini biliyor muydunuz?’ Harvard Üniversitesi’nden öğretim üyesi Elizabeth Bonawitz, ‘Bu, o anda merakın doruğa çıkmasına neden olabilir’ diyor. Ya da nadir renkteki bir kuşun resmi gibi, bir çocuğun beklemediği şaşırtıcı bir şeye dikkat çekilebilir. Engel, ‘Daha önce görmediğiniz renkte bir kuş gördüğünüzde şaşırırsanız, bu şaşkınlığınız kuş hakkında daha fazla bilgi edinmenize yol açar’ diyor. ‘Ve kuş hakkında, birisinin size durup dururken şunu söylemesinden çok daha fazlasını hatırlayacaksınızdır: “Sana kuş hakkında bir şeyler öğretmek istiyorum’.

Merak aynı zamanda bilgiden de beslenir: İnsanlar bir konu hakkında bir şeyler öğrendiklerinde genellikle daha fazlasını öğrenmek isterler. Bu, çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de geçerlidir. Kidd, ‘Birine bir konu hakkında biraz bilgi vererek o konuyla ilgili merakı teşvik edebilirsiniz’ diyor. İlgili araştırmalar, kişinin bir konuyu anlayışı konusunda (tamamen kendinden emin veya güvensiz olmak yerine) biraz kendinden emin olmasının, kişiyi o konu hakkında daha meraklı hale getirebileceğini öne sürüyor.

Merak, öğrenmekten farklı olsa da ikisi birbiriyle yakından ilişkilidir. Bir çalışmada araştırmacılar, insanların meraklarını uyandıran sorular sorulduğunda daha fazla öğrendiklerini ve daha fazla hatırladıklarını ortaya koydu.

Elbette çocuklar merak olmasa da öğrenebilirler. Ancak Bonawitz merakı öğrenme için hazırlık olarak görüyor. Bir aşçının mutfağını kurması, malzemeleri ve bıçakları tezgâha yerleştirmesi gibi, merak da beyni dünyayla ilgilenmeye ve karşılaştığı şeyleri hatırlamaya hazırlar.”

Merakı öğrenmek

Yazar, çocukların okumayı ve matematiği öğrenirken meraklı olmayı da öğrenebileceklerini söylüyor: “Engel, ilkokullarda merakın öğrenme için bir ‘kaldıraç’ olarak sunulması gerektiğini düşünüyor. Bir konu ilk başta ilgi çekici görünmese bile, çocuklara bu konuyu nasıl merak edecekleri gösterilebilir; örneğin onları şaşırtan bir şey bulmak veya anlayışlarındaki boşlukları tespit ederek daha fazla bilgi edinmeyi istemelerini sağlamak gibi.

Engel, ‘Sorun sadece çocukların kendilerini ilgilendiren şeyleri öğrenmesine olanak tanımak değil’ diyor. ‘Bir tür olgunlaşmamış, açık uçlu meraktan, beceri gerektiren bir meraka geçmelerine yardımcı oluyoruz.’

Çocuklar ayrıca meraklarını ifade etmekte özgür olduklarını hissetmelidir. Bonawitz, yetişkinlerin ‘çocukların soru sormanın güvenli olduğunu bildiği, keşfetme fırsatlarının olduğu, hatalı olmanın ve belirsizliği ifade etmenin sorun olmadığı ortamlar yaratması’ gerektiğini söylüyor. Engel’in gözlemlediği bir dokuzuncu sınıf öğrencisi, dünyada hiç kimsenin sanat yapmadığı yerler olup olmadığını sormak için elini kaldırmış. ‘Öğretmen ise cümlesinin ortasında ona şunu söylemiş: ‘Zoe, soru sorma lütfen; şimdi ders dinleme zamanı’.

Bonawitz’in ortak yazarlığını yaptığı yakın tarihli bir çalışmada araştırmacılar, çocuk katılımcılardan bazılarına, hayvan habitatları gibi bilim konularını öğrenirken soru sorma pratiği yapmalarını söyledi. Diğer çocuklardan ise oturup derslerin içeriğini dikkatle dinlemeleri istendi. Daha sonra çocuklar yeni konulara olan meraklarını değerlendiren görevleri tamamladılar. Daha önce soru sorma eğitimi verilen çocukların bilgi talep etme ihtimalleri de daha yüksekti.

Engel, merakın yaşlandıkça azaldığını gözlemleyen yetişkinlerin hatalı olduğunu düşünmüyor: ‘Soru şu; neden ve bunun hangi kısımları kaçınılmaz ve uyarlanabilir?’ (…) Yaşımız ilerledikçe gündelik olaylara, nesnelere, insanlara alışmaya başlarız. Ayrıca merak ettiğimiz şeyler konusunda da daha seçici oluruz. Ancak bu, merakın ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Yetişkinler hem kendilerinde hem de çocuklarda merakı artırmak için aynı stratejileri kullanabilir: Bilgideki boşlukları ortaya çıkarmak, şaşırtıcı yeni bilgilere dikkat göstermek ve daha fazlasını bilme açlığını yaratmak için biraz bilgi edinmek. Merak ve araştırma ruhunu modellemek aynı zamanda çocukları bu konuda kendilerini tatmin ve ifade etmeye teşvik edebilir. Merak çocuklarda beslenmeli ama bu sadece onlara özgü değil.”

Bu yazı ilk kez 5 Eylül 2023’te yayımlanmıştır.

 

Shayla Love’ın Psyche internet sitesinde yayımlanan “This is how to nurture curiosity in children (and yourself)” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://psyche.co/ideas/this-is-how-to-nurture-curiosity-in-children-and-yourself

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Merak neden önemli? Özellikle çocuklarda nasıl canlı tutulur?

Merak duygusunu canlı tutmak mümkün mü? Merakın öğrenme ile ilişkisi ne? Hangi yöntemler, hem çocukların hem de yetişkinlerin merakını artırabilir? Hangi tür sorular daha fazla bilgi edinme ihtiyacı hissettirir?

Bebeklerin ve küçük çocukların doğasında var olan merak, yaş ilerledikçe azalmaya başlar. Çevresinde olup bitene artık ‘şaşırmayan’ yetişkinler, bir konu hakkında daha fazlasını öğrenme ihtiyacını da çoğu zaman hissetmeyebilir.

Bilim gazetecisi ve azar Shayla Love, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında çocuklarda ve yetişkinlerde merak duygusunu canlı tutmanın yollarını anlatıyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Susan Engel, 2013 yılında, ABD banliyölerindeki ilkokul sınıflarında merakın peşine düştüğünde ‘şaşırtıcı bir şekilde onu bulamadığını’ yazmıştı.

Massachusetts’teki Williams College’dan psikolog Engel, ‘merak anlarını’ kaydetmeye koyuldu (…) ve anaokulu sınıflarındaki iki saatlik derslerde yalnızca iki ila beş kez bu an ile karşılaştı. Çocuklar hiçbir şey yapmadan oturmuyorlardı; harflerin seslerini ya da hava durumunun nasıl meydana geldiğini öğreniyorlardı. Ancak ne öğrendiklerini aktif olarak araştırmıyorlar ya da çevrelerini incelemiyorlardı. Beşinci sınıflardan birinde tek bir soru bile sorulmadan iki saat geçmişti.

Çocuklarla vakit geçirmiş olan herkes, yaşamın erken dönemlerinde, yani okul öncesi çağda, onların sıklıkla sorularla dolu olduğunu bilir. (…) Ancak çocuklar okul sistemine girdiğinde bu soru havuzu kurumaya başlayabilir.

‘Neredeyse bütün altı aylık bebekler meraklıdır. Onların merakını uyandırmak için yapmanız gereken fazla bir şey yoktur’ diyor Engel. ‘Fakat öğrenciler altı yaşına geldiğinde bazılarının merakı azalıyor.’

Bunun nedeni merakın sınırlı bir kaynak olması değil; yetişkinlerin ona büyümesi için ihtiyaç duyduğu besinleri vermemesi olabilir. Engel, bazen öğrenciler soru sorduğunda öğretmenlerin ders planına uymak için bunları duymazdan geldiğini gözlemlemiş. Merakın nasıl işlediğini ve onu güvenilir bir şekilde nasıl körükleyebileceğimizi daha iyi anlamak, çocukların ve aslında hepimizin bilgiye olan açlığını sürdürmeye yardımcı olabilir.

Çocuklarda merak üzerine yapılan çalışmalar; merakın etrafında dönen yenilik, karmaşıklık, sürpriz ve belirsizlik gibi çeşitli kavramları ortaya koydu. Ancak genel anlamda merak, bilgi arama dürtüsünü ve anlamaya duyulan ihtiyacı ifade eder.

Merak nedir?

Tarihsel olarak merak, hem asi, baş belası bir güç hem de insanlığın en iyi yanını yansıtan bir nitelik olarak görülmüştür. (…) Psikolojide ise merak, bir şeyi merak ettiğimiz an ortaya çıkan bir durum ve bir özellik ya da süreklilik gösteren bir merak eğilimi olarak düşünülebilir. İnsanların erken yaşlarda oldukça meraklı olduğu iyi bilinir.

Psikolog William James, 1899’da merakın ‘daha iyi bilişe yönelik dürtü’ ya da şu anda anlamadığınız bir şeyi anlama isteği olduğunu; merakın çocukları yeniliğe, ‘parlak, canlı, şaşırtıcı’ olana doğru ittiğini yazmıştı.”

Yazar, merakın, test edebilir ilk andan itibaren insanlarda mevcut olduğunu belirtiyor: “California Üniversitesi’nden psikolog Celeste Kidd, ‘Bebekler, onları öğrenme açısından yararlı olan şeylere bakmaya yönlendiren yerleşik mekanizmalara sahip’ diyor. ‘Özellikle, beklentilerini biraz olsun ihlal eden şeyler ararlar’. 1964’te ABD’li gelişim psikoloğu Robert Lowell Fantz, bebeklerin görsel bir desene birkaç kez baktıktan sonra ona daha az bakmaya başladıklarını, bunun yerine yeni bir şeye bakmayı tercih ettiklerini tespit etti. O zamandan beri pek çok çalışmada bu sonuç tekrarlandı.

ABD’li psikolog George Loewenstein, merakı, ‘bilgi veya anlayıştaki boşluk algısından kaynaklanan’ bir tür yoksunluk olarak tanımlıyor. Buna ‘bilgi açığı kuramı’ da deniyor. Ona göre merak bizi bu açığı kapatmaya yöneltir. Açlık nasıl yemek yemeye motive ederse, merak da bizi öğrenmeye motive eder.

Eğer merak bilinmeyeni anlamakla ilgiliyse, belki de insanlar büyüdükçe ve çevrelerindeki dünya hakkında daha fazla şey öğrendikçe yavaş yavaş ortadan kaybolması makul olabilir. Ancak Engel, hikâyenin o kadar basit olmadığını ve yetişkinlerin çocukların etrafındaki davranışlarının da onların merakını etkilediğini savunuyor. Çocukların aşina olmadıkları bir nesnenin bulunduğu bir odada gerçekleştirilen deneylerde araştırmacılar, deneyi yürüten yetişkinin teşvik edici yüz ifadeleri veya yorumlarıyla çocukların nesneyle etkileşime girme olasılıklarının arttığını gözlemlemiş. Engel, ‘Başka bir deyişle, çocukların merakı birlikte vakit geçirdikleri insanlar tarafından körüklenebilir veya bastırılabilir’ diye yazıyor.

Merak uyandıracak sorular

Yetişkinler merak duygusunu başka nasıl besleyebilir?

Loewenstein’ın tanımladığı ‘bilgi açığını’ vurgulamak potansiyel olarak güçlü bir yoldur. Bir yetişkin bunu, soru sorarak yapabilir: ‘Kuşların turuncu karınları olabileceğini biliyor muydunuz?’ Harvard Üniversitesi’nden öğretim üyesi Elizabeth Bonawitz, ‘Bu, o anda merakın doruğa çıkmasına neden olabilir’ diyor. Ya da nadir renkteki bir kuşun resmi gibi, bir çocuğun beklemediği şaşırtıcı bir şeye dikkat çekilebilir. Engel, ‘Daha önce görmediğiniz renkte bir kuş gördüğünüzde şaşırırsanız, bu şaşkınlığınız kuş hakkında daha fazla bilgi edinmenize yol açar’ diyor. ‘Ve kuş hakkında, birisinin size durup dururken şunu söylemesinden çok daha fazlasını hatırlayacaksınızdır: “Sana kuş hakkında bir şeyler öğretmek istiyorum’.

Merak aynı zamanda bilgiden de beslenir: İnsanlar bir konu hakkında bir şeyler öğrendiklerinde genellikle daha fazlasını öğrenmek isterler. Bu, çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de geçerlidir. Kidd, ‘Birine bir konu hakkında biraz bilgi vererek o konuyla ilgili merakı teşvik edebilirsiniz’ diyor. İlgili araştırmalar, kişinin bir konuyu anlayışı konusunda (tamamen kendinden emin veya güvensiz olmak yerine) biraz kendinden emin olmasının, kişiyi o konu hakkında daha meraklı hale getirebileceğini öne sürüyor.

Merak, öğrenmekten farklı olsa da ikisi birbiriyle yakından ilişkilidir. Bir çalışmada araştırmacılar, insanların meraklarını uyandıran sorular sorulduğunda daha fazla öğrendiklerini ve daha fazla hatırladıklarını ortaya koydu.

Elbette çocuklar merak olmasa da öğrenebilirler. Ancak Bonawitz merakı öğrenme için hazırlık olarak görüyor. Bir aşçının mutfağını kurması, malzemeleri ve bıçakları tezgâha yerleştirmesi gibi, merak da beyni dünyayla ilgilenmeye ve karşılaştığı şeyleri hatırlamaya hazırlar.”

Merakı öğrenmek

Yazar, çocukların okumayı ve matematiği öğrenirken meraklı olmayı da öğrenebileceklerini söylüyor: “Engel, ilkokullarda merakın öğrenme için bir ‘kaldıraç’ olarak sunulması gerektiğini düşünüyor. Bir konu ilk başta ilgi çekici görünmese bile, çocuklara bu konuyu nasıl merak edecekleri gösterilebilir; örneğin onları şaşırtan bir şey bulmak veya anlayışlarındaki boşlukları tespit ederek daha fazla bilgi edinmeyi istemelerini sağlamak gibi.

Engel, ‘Sorun sadece çocukların kendilerini ilgilendiren şeyleri öğrenmesine olanak tanımak değil’ diyor. ‘Bir tür olgunlaşmamış, açık uçlu meraktan, beceri gerektiren bir meraka geçmelerine yardımcı oluyoruz.’

Çocuklar ayrıca meraklarını ifade etmekte özgür olduklarını hissetmelidir. Bonawitz, yetişkinlerin ‘çocukların soru sormanın güvenli olduğunu bildiği, keşfetme fırsatlarının olduğu, hatalı olmanın ve belirsizliği ifade etmenin sorun olmadığı ortamlar yaratması’ gerektiğini söylüyor. Engel’in gözlemlediği bir dokuzuncu sınıf öğrencisi, dünyada hiç kimsenin sanat yapmadığı yerler olup olmadığını sormak için elini kaldırmış. ‘Öğretmen ise cümlesinin ortasında ona şunu söylemiş: ‘Zoe, soru sorma lütfen; şimdi ders dinleme zamanı’.

Bonawitz’in ortak yazarlığını yaptığı yakın tarihli bir çalışmada araştırmacılar, çocuk katılımcılardan bazılarına, hayvan habitatları gibi bilim konularını öğrenirken soru sorma pratiği yapmalarını söyledi. Diğer çocuklardan ise oturup derslerin içeriğini dikkatle dinlemeleri istendi. Daha sonra çocuklar yeni konulara olan meraklarını değerlendiren görevleri tamamladılar. Daha önce soru sorma eğitimi verilen çocukların bilgi talep etme ihtimalleri de daha yüksekti.

Engel, merakın yaşlandıkça azaldığını gözlemleyen yetişkinlerin hatalı olduğunu düşünmüyor: ‘Soru şu; neden ve bunun hangi kısımları kaçınılmaz ve uyarlanabilir?’ (…) Yaşımız ilerledikçe gündelik olaylara, nesnelere, insanlara alışmaya başlarız. Ayrıca merak ettiğimiz şeyler konusunda da daha seçici oluruz. Ancak bu, merakın ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Yetişkinler hem kendilerinde hem de çocuklarda merakı artırmak için aynı stratejileri kullanabilir: Bilgideki boşlukları ortaya çıkarmak, şaşırtıcı yeni bilgilere dikkat göstermek ve daha fazlasını bilme açlığını yaratmak için biraz bilgi edinmek. Merak ve araştırma ruhunu modellemek aynı zamanda çocukları bu konuda kendilerini tatmin ve ifade etmeye teşvik edebilir. Merak çocuklarda beslenmeli ama bu sadece onlara özgü değil.”

Bu yazı ilk kez 5 Eylül 2023’te yayımlanmıştır.

 

Shayla Love’ın Psyche internet sitesinde yayımlanan “This is how to nurture curiosity in children (and yourself)” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://psyche.co/ideas/this-is-how-to-nurture-curiosity-in-children-and-yourself

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x