Veganlık: Sağlığa giden yol mu, yetersiz beslenme mi?

Veganlık nedir? Kaç türü var, özellikleri neler? Sağlıklı mı, değil mi? Artıları, eksileri ne? Vejetaryenlik ve veganlık farklı şeyler mi? Neden bu kadar ilgi görüyor? Vegan karşıtları neyi savunuyor? Sağlıklı beslenmede yeri nedir? Doç. Dr. Suat Erus yazdı.

Dünyanın en eski vegan derneğinin tanımına göre, veganlık mümkün ve uygulanabilir olduğu ölçüde yiyecek, giyecek veya başka herhangi bir amaç için hayvanlara yönelik her türlü sömürü ve zulmü dışlamayı amaçlayan bir felsefe ve yaşam tarzı…

Buna bağlı olarak, hayvanlar, insanlar ve çevre yararına, hayvan içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanılmasını teşvik ediyor. Beslenme açısından, tamamen veya kısmen hayvanlardan elde edilen tüm ürünlerden vazgeçme uygulamasını da ifade ediyor.

Veganlık bir beslenme şekli veya diyet programı değil; bu yüzden de türleri yok.

Bazı veganlar belli bir sıcaklığın üstünde pişen gıdaları yemez; buna ‘çiğ veganlık’ denir. Bazıları da sadece meyve ile beslenir; bu beslenme düzenine de ‘frutaryen’ denir. Ancak bunlar veganlığın alt türleri değil, sadece veganlıkla örtüşen beslenme şekilleridir.

Vejetaryenlik ve veganlık farklı şeyler mi?

Vejetaryenlik, yani etyemezlik ise hayvan eti yememeye denir, her ne kadar kendi içinde tutarlı bir felsefesi olsa da öldürülmeden sömürülen hayvanlardan elde edilenler tüketilmeye devam edildiği için mutlak bir hayvan özgürlüğü bakış açısıyla çelişir.

Vejetaryenliğin, hayvanlardan elde edilen “ürünlerin” yenmesine göre alt türleri vardır. Pesketaryen (sadece balık yiyenler), laktovejetaryen (sadece süt ve süt ürünleri tüketenler), ovovejetaryen (sadece yumurta yiyenler) gibi… Ama bunlar günümüzde sadece farklı beslenme şekilleridir, hayvan özgürlüğü ile ilişkili kabul edilmezler.

Veganlık sağlıklı mı, değil mi? Artıları, eksileri ne?

Vegan olduğunuzda beslenmenizden neleri çıkaracağınız bellidir. Oysa sağlığımızı belirleyen yemediklerimizden ziyade yediklerimizdir. Hayvansal ürünleri tüketmeyerek sağlıklı olunabilir, ama sağlıksız bir vegan da olunabilir. Bu yüzden veganlık sağlıklı mı sorusu, kişinin yediklerine ve yaşamına bağlıdır diye cevap vermek daha doğru olacaktır.

Veganlığın sağlıksız olabileceği görüşünün temelinde yatan, bize yıllardır söylenen ve çoğu bilimsel olarak kanıtlanamamış bilgilerdir. Mesela, protein ve demir için en önemli besinin kırmızı et olduğu, en önemli kalsiyum kaynağının süt olduğu, en önemli omega-3 kaynağının balık olduğu veya probiyotik için yoğurt yememiz gerektiği, bütüncül açıdan bakıldığında eksik ve yetersiz bilimsel makalelere dayanan varsayımsal iddialardır.

Bugün biliyoruz ki yediklerimiz bir pakettir. Her paketin içinde vitamin, mineral veya makrobesinler gibi “faydalı” moleküller olduğu gibi uzun vadede zararlı olabilecek moleküller de vardır. Örneğin sütün içinde kalsiyum var, kemikte de kalsiyum var; o zaman süt kemiğe iyi gelir gibi bir çıkarım yapmanın bilimsel olmadığı, en iyimser adıyla kötü bir tahminden öteye gitmediği bilimsel olarak gösterilmiştir.

Bugün gelinen noktada, protein ve demir için ete, omega-3 için balığa, kalsiyum için süt ve süt ürünlerine ve probiyotik için yoğurda muhtaç olmadığımızı biliyoruz.

Vegan olmanın faydası ne?

Vegan olmak tek başına sağlıklı olmak için yetmez, ama hayvansalları denklemden çıkardığınızda sağlıklı olmak için ilk adımı atmış oluyorsunuz.

Et-süt-yumurta, her ne kadar temel besin maddeleri olarak tanımlansalar da vücudumuzun asla tolere edemediği trans yağ gibi vücutta inflamasyonu ve oksidasyonu artıran maddeleri doğal olarak barındırırlar. Bugün bir sokak röportajı yapıp “Trans yağ nerede bulunur?” diye sorsak, çoğunluk abur cuburlarda diyecektir, oysa bilmediğimiz veya bizden sinsice saklanan bir gerçek, hayvansalların doğal olarak trans yağ içerdikleridir.[efn_note]https://www.ars.usda.gov/ARSUserFiles/80400525/Data/Classics/trans_fa.pdf[/efn_note]

Ayrıca bilimsel olarak gösterilmiştir ki, trans yağ ister abur cuburlardan ister büyükbaş hayvanlardan ister balıklardan gelsin, kaynağından bağımsız olarak kalp damar hastalık riskini artırmaktadır.[efn_note]https://www.cambridge.org/core/journals/british-journal-of-nutrition/article/prospective-study-of-intake-of-transfatty-acids-from-ruminant-fat-partially-hydrogenated-vegetable-oils-and-marine-oils-and-mortality-from-cvd/E8F0DF9266E82B3FFA8A7CFEABAC0C03[/efn_note]

Şimdi bu bilgiyi bildikten sonra, içinde demir de olduğu için, normalde abur cuburlarda izin verilen miktardan fazla trans yağ içeren “besinleri” nasıl sağlıklı olarak sınıflayabiliriz?

Sağlıklı yaşamın en basitçe tanımı, mevsimindeki ve yerel sebze, meyve, tahıl ve bakliyatla beslenmek, her gün en az beş farklı renkte besini tüketmek ve hareketli sosyal bir yaşam olarak özetlenebilir.

Her renk farklı bir fitokimyasalı daha fazla barındırdığını gösterir. Kabaca koyu renkli bitkiler daha fazla antioksidan içeriğine sahiptir diyebiliriz. Mümkün olduğunca işlem yapılmamış, pakete girmemiş, organik olması şart olmayan bitkisel besinlere ağırlık verildiği zaman, almamız gereken kalorinin büyük çoğunluğunu zaten en sağlıklı besinlerden almış oluruz.

Veganlık günümüzde neden bu kadar ilgi görüyor?

Veganlığın bu kadar ilgi görüyor olması, bence, yıllarca bizden saklanan birçok gerçeğin daha kolay gün yüzüne çıkıyor olmasıyla alakalı.

30 yıl önce, bilgilerimizi, okumamızdan yıllar önce yazılan ansiklopedi ve kitaplardan alıyorduk. Şimdi ise dünyanın öbür ucunda olan bir olayı, sansüre uğramadan anında cep telefonumuzdan takip edebiliyoruz. Bu da, hayvancılıkla ilgili birçok gerçeğin veya daha önce hiç aklımıza gelmeyen rutinin herkes tarafından kolaylıkla görülmesini sağladı.

Çocukluğumuzdan beri tabağımızda gördüğümüz yemeklerin, aslında bizim gibi hisseden bir canlının öldürülmesi sonucu oraya geldiği gerçeğinden uzaklaştırıldık, bunu anladığımızda da “protein, demir, omega-3” laflarıyla teselli bulduk.

Şimdiki gençlik bu bilgiye daha erken yaşta eriştiği ve sektörün pazarlama taktiklerinin doğru olmadığını daha kolay anlayabildiği için yediklerinden daha kolay vazgeçiyor.

Tabii bilimsel gelişmeleri de yok sayamayız. Örneğin, sigaranın sağlığa zararlı olduğunu söyleyen ilk bilimsel yayın 1964’te yayımlandı. Bizden önceki nesiller, belki dedelerimiz ninelerimiz sigaranın sağlığa zararlı olduğunu öğrenemeden öldü.

2020’ler de hayvansallar için bir dönemeç; sağlığa zararlı olabilecekleri, birçok hastalığa sebep olabilecekleri ve hatta kesildiklerinde birçok hastalığın bulgularının gerilediği, ilerlemesinin durduğu gösterildi ve daha kapsamlı çalışmalarla gösterilmeye devam ediyor.

Özellikle gençler bu verilerle daha erken yaşta karşılaştıkları için alışkanlıklarını değiştirmeleri daha kolay oluyor.

Vegan karşıtları neyi savunuyor?

Vegan karşıtlarını ikiye ayırıyorum. Birincisi, çıkar çatışması olanlar; bu insanlar genelde hayvancılıktan veya hayvansal ürünlerden para kazanan kişiler oluyor veya yıllardır bulunduğu konum gereği hayvansalları öven kişiler de olabiliyorlar.

Televizyonda veya sosyal medyada çıkan sağlık profesyonelleri buna güzel bir örnek. Bir anda çıkıp da “Ben artık vazgeçtim” diyecek noktayı geçmiş olduklarını hissediyor olabilirler.

Diğer grup da alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen, basında zaman zaman çıkan kötü alışkanlıklarıyla ilgili iyi haberleri okuyunca sevinen ve bildikleri gibi yapmaya devam eden insanlardır.

Süt faydalı mı, zararlı mı?

Veganlık hakkında yanlış bilinen birçok doğru var. Bunun temel sebebi, yıllarca hayvansal gıdalarla ilgili bize söylenenlerin bilimsel olarak geçerli olmamasından kaynaklanıyor.

En basitinden süt; kalsiyum ve protein için kritik bir içecek olarak anlatıldı; kemik gelişimi, beyin fonksiyonları, kalp hastalıklarından ve kanserden koruma gibi faydalarının olduğuna dair birçok iddia vardı ve bu iddialar reklamlar sayesinde topluma yayıldı, ama doğru metodolojiyle yapılmış, süt şirketlerinin fonlamadığı çalışmalar derlenip bakıldığında sütün tüm bu vaatleri yerine getiremediği görüldü.

2020 yılında, dünyanın en prestijli tıp dergisi The New England Journal of Medicine’de (NEJM), “Süt ve Sağlık” isimli bir makale yayımlandı[efn_note]https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMra1903547[/efn_note] ve özet olarak, açlık sınırında yaşayan topluluktaki bir çocuk değilseniz, sütün faydadan çok uzun vadede zararı vardır, sütten alabileceğiniz tüm vitamin ve mineralleri bitkisel kaynaklardan da alabilirsiniz, diyordu. Hatta daha da ileri gidip kanserden koruyucu olduğu söylenen sütün bazı kanser türleriyle ilişkili olabileceğine dair yüksek şüphelerin mevcut olduğundan söz ederek, bu yüzden süt içmeyin ve süt ürünleri tüketmeyin uyarısı yapıyordu.

Veganlık yetersiz beslenmek mi?

Veganlık deyince insanın aklına ilk gelen kaliteli besinlerden mahrum kalınacağı ve birçok vitamin mineral ve makrobesini yeterli miktarda alınamayacağı ve bunlara bağlı olarak birçok hastalığa davetiye çıkarılacağıdır.

Oysa bugün biliyoruz, standart Batı tipi bir beslenmeye karşın, tamamen bitkisel beslenme bizi birçok hastalıktan korurken, mevcut hastalıkların bile iyileşmesine katkıda bulunuyor.[efn_note]İnme: https://juniperpublishers.com/oajnn/pdf/OAJNN.MS.ID.555882.pdf

Parkinson:
https://juniperpublishers.com/oajnn/pdf/OAJNN.MS.ID.555906.pdf

Astım:
https://juniperpublishers.com/ijoprs/IJOPRS.MS.ID.555672.php

Meme Kanseri:
https://juniperpublishers.com/ctoij/pdf/CTOIJ.MS.ID.555955.pdf

Kalp Hastalıkları:
https://juniperpublishers.com/jocct/pdf/JOCCT.MS.ID.555847.pdf

Kronik Böbrek Yetmezliği:
https://pbdmedicine.org/wp-content/uploads/2019/09/JOJUN.MS_.ID_.555687.pdf

Tip 2 Diyabet:
https://pbdmedicine.org/wp-content/uploads/2019/09/published-article.pdf

Bağırsak Kanseri:
https://juniperpublishers.com/ctoij/pdf/CTOIJ.MS.ID.555906.pdf[/efn_note]

Mevcut tıbbi bilgilerimizde geri döndürülemez olduğunu sandığımız birçok hastalığın, sadece beslenmeyi değiştirerek geri döndürülebildiğini görmek aslında çok da şaşılacak bir şey değil, zira bizi iyileştiren gıdalar bitkisel gıdalardır. Bol lifli, antioksidan, anti-inflamatuar ve alkali yapılarıyla bitkisel beslenme, uzun ve sağlıklı yaşamak isteyenlerin tercihi oluyor.
Vegan yaşam zor mu?

Veganlığa geçmekle ilgili iki büyük önyargı vardır. Birincisi, kritik besinlerden mahrum kalınacağı, ikincisi de vegan yaşamın pahalı olacağı…

İnsanların gözden kaçırdığı çok önemli bir konu, ülkemizin hâlâ bir tarım toplumu olması ve her semtte pazar kuruluyor olması. Bu pazarlara gidip mevsiminde, bölgesel olması sebebiyle de en az karbon salınımıyla çok ucuza beslenebilirsiniz. Mevsiminde ve rengarenk beslenerek hiçbir makro ve mikro besinden de mahrum kalmamış olursunuz.

Vegan beslenme çevre dostu

Bugün çevre ve gezegenin geleceği için atılabilecek adımlardan en önemlisi de tamamen bitkisel beslenmeye geçmektir. Tarımın kendisinin su ve kaynakları tükettiği düşünülse de kimse bilmez, ama hayvancılık adına insanlar için olandan daha fazla tarım yapılmaktadır.

Yani bir hamburger yemenin, daha az sifon çekmek veya duş alırken suyu tutumlu kullanmaktan kat be kat daha çok su israfına yol açtığını kabul etmemiz gerekiyor.

Ayrıca çevreye zarar genelde hep karbondioksit üzerinden okunuyor, ama bugün biliyoruz ki, çokça hayvancılığın sorumlu olduğu metan ve nitröz oksit gezegenimize zarar veren gazlar. Bugün hiçbir çevreci hareket bitkisel beslenmeyi savunmadan var olamaz.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 16 Ağustos 2023’te yayımlanmıştır.

Suat Erus
Suat Erus
Doç. Dr. Suat Erus - Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 1981 İstanbul doğumlu. Saint Benoît Lisesi’nin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde Göğüs Cerrahisi uzmanlığını bitirdikten sonra Artvin’de zorunlu hizmetini tamamladı. 2014 yılından beri Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışıyor. Vegan olduğundan beri ağırlıklı olarak sağlık konularında çeşitli mecralarda veganlık ve sağlıkla ilgili içerikler hazırlıyor. "Kolay Mutlu Mutfak” adında çevirdiği bir sağlıklı beslenme kitabı var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Veganlık: Sağlığa giden yol mu, yetersiz beslenme mi?

Veganlık nedir? Kaç türü var, özellikleri neler? Sağlıklı mı, değil mi? Artıları, eksileri ne? Vejetaryenlik ve veganlık farklı şeyler mi? Neden bu kadar ilgi görüyor? Vegan karşıtları neyi savunuyor? Sağlıklı beslenmede yeri nedir? Doç. Dr. Suat Erus yazdı.

Dünyanın en eski vegan derneğinin tanımına göre, veganlık mümkün ve uygulanabilir olduğu ölçüde yiyecek, giyecek veya başka herhangi bir amaç için hayvanlara yönelik her türlü sömürü ve zulmü dışlamayı amaçlayan bir felsefe ve yaşam tarzı…

Buna bağlı olarak, hayvanlar, insanlar ve çevre yararına, hayvan içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanılmasını teşvik ediyor. Beslenme açısından, tamamen veya kısmen hayvanlardan elde edilen tüm ürünlerden vazgeçme uygulamasını da ifade ediyor.

Veganlık bir beslenme şekli veya diyet programı değil; bu yüzden de türleri yok.

Bazı veganlar belli bir sıcaklığın üstünde pişen gıdaları yemez; buna ‘çiğ veganlık’ denir. Bazıları da sadece meyve ile beslenir; bu beslenme düzenine de ‘frutaryen’ denir. Ancak bunlar veganlığın alt türleri değil, sadece veganlıkla örtüşen beslenme şekilleridir.

Vejetaryenlik ve veganlık farklı şeyler mi?

Vejetaryenlik, yani etyemezlik ise hayvan eti yememeye denir, her ne kadar kendi içinde tutarlı bir felsefesi olsa da öldürülmeden sömürülen hayvanlardan elde edilenler tüketilmeye devam edildiği için mutlak bir hayvan özgürlüğü bakış açısıyla çelişir.

Vejetaryenliğin, hayvanlardan elde edilen “ürünlerin” yenmesine göre alt türleri vardır. Pesketaryen (sadece balık yiyenler), laktovejetaryen (sadece süt ve süt ürünleri tüketenler), ovovejetaryen (sadece yumurta yiyenler) gibi… Ama bunlar günümüzde sadece farklı beslenme şekilleridir, hayvan özgürlüğü ile ilişkili kabul edilmezler.

Veganlık sağlıklı mı, değil mi? Artıları, eksileri ne?

Vegan olduğunuzda beslenmenizden neleri çıkaracağınız bellidir. Oysa sağlığımızı belirleyen yemediklerimizden ziyade yediklerimizdir. Hayvansal ürünleri tüketmeyerek sağlıklı olunabilir, ama sağlıksız bir vegan da olunabilir. Bu yüzden veganlık sağlıklı mı sorusu, kişinin yediklerine ve yaşamına bağlıdır diye cevap vermek daha doğru olacaktır.

Veganlığın sağlıksız olabileceği görüşünün temelinde yatan, bize yıllardır söylenen ve çoğu bilimsel olarak kanıtlanamamış bilgilerdir. Mesela, protein ve demir için en önemli besinin kırmızı et olduğu, en önemli kalsiyum kaynağının süt olduğu, en önemli omega-3 kaynağının balık olduğu veya probiyotik için yoğurt yememiz gerektiği, bütüncül açıdan bakıldığında eksik ve yetersiz bilimsel makalelere dayanan varsayımsal iddialardır.

Bugün biliyoruz ki yediklerimiz bir pakettir. Her paketin içinde vitamin, mineral veya makrobesinler gibi “faydalı” moleküller olduğu gibi uzun vadede zararlı olabilecek moleküller de vardır. Örneğin sütün içinde kalsiyum var, kemikte de kalsiyum var; o zaman süt kemiğe iyi gelir gibi bir çıkarım yapmanın bilimsel olmadığı, en iyimser adıyla kötü bir tahminden öteye gitmediği bilimsel olarak gösterilmiştir.

Bugün gelinen noktada, protein ve demir için ete, omega-3 için balığa, kalsiyum için süt ve süt ürünlerine ve probiyotik için yoğurda muhtaç olmadığımızı biliyoruz.

Vegan olmanın faydası ne?

Vegan olmak tek başına sağlıklı olmak için yetmez, ama hayvansalları denklemden çıkardığınızda sağlıklı olmak için ilk adımı atmış oluyorsunuz.

Et-süt-yumurta, her ne kadar temel besin maddeleri olarak tanımlansalar da vücudumuzun asla tolere edemediği trans yağ gibi vücutta inflamasyonu ve oksidasyonu artıran maddeleri doğal olarak barındırırlar. Bugün bir sokak röportajı yapıp “Trans yağ nerede bulunur?” diye sorsak, çoğunluk abur cuburlarda diyecektir, oysa bilmediğimiz veya bizden sinsice saklanan bir gerçek, hayvansalların doğal olarak trans yağ içerdikleridir.[efn_note]https://www.ars.usda.gov/ARSUserFiles/80400525/Data/Classics/trans_fa.pdf[/efn_note]

Ayrıca bilimsel olarak gösterilmiştir ki, trans yağ ister abur cuburlardan ister büyükbaş hayvanlardan ister balıklardan gelsin, kaynağından bağımsız olarak kalp damar hastalık riskini artırmaktadır.[efn_note]https://www.cambridge.org/core/journals/british-journal-of-nutrition/article/prospective-study-of-intake-of-transfatty-acids-from-ruminant-fat-partially-hydrogenated-vegetable-oils-and-marine-oils-and-mortality-from-cvd/E8F0DF9266E82B3FFA8A7CFEABAC0C03[/efn_note]

Şimdi bu bilgiyi bildikten sonra, içinde demir de olduğu için, normalde abur cuburlarda izin verilen miktardan fazla trans yağ içeren “besinleri” nasıl sağlıklı olarak sınıflayabiliriz?

Sağlıklı yaşamın en basitçe tanımı, mevsimindeki ve yerel sebze, meyve, tahıl ve bakliyatla beslenmek, her gün en az beş farklı renkte besini tüketmek ve hareketli sosyal bir yaşam olarak özetlenebilir.

Her renk farklı bir fitokimyasalı daha fazla barındırdığını gösterir. Kabaca koyu renkli bitkiler daha fazla antioksidan içeriğine sahiptir diyebiliriz. Mümkün olduğunca işlem yapılmamış, pakete girmemiş, organik olması şart olmayan bitkisel besinlere ağırlık verildiği zaman, almamız gereken kalorinin büyük çoğunluğunu zaten en sağlıklı besinlerden almış oluruz.

Veganlık günümüzde neden bu kadar ilgi görüyor?

Veganlığın bu kadar ilgi görüyor olması, bence, yıllarca bizden saklanan birçok gerçeğin daha kolay gün yüzüne çıkıyor olmasıyla alakalı.

30 yıl önce, bilgilerimizi, okumamızdan yıllar önce yazılan ansiklopedi ve kitaplardan alıyorduk. Şimdi ise dünyanın öbür ucunda olan bir olayı, sansüre uğramadan anında cep telefonumuzdan takip edebiliyoruz. Bu da, hayvancılıkla ilgili birçok gerçeğin veya daha önce hiç aklımıza gelmeyen rutinin herkes tarafından kolaylıkla görülmesini sağladı.

Çocukluğumuzdan beri tabağımızda gördüğümüz yemeklerin, aslında bizim gibi hisseden bir canlının öldürülmesi sonucu oraya geldiği gerçeğinden uzaklaştırıldık, bunu anladığımızda da “protein, demir, omega-3” laflarıyla teselli bulduk.

Şimdiki gençlik bu bilgiye daha erken yaşta eriştiği ve sektörün pazarlama taktiklerinin doğru olmadığını daha kolay anlayabildiği için yediklerinden daha kolay vazgeçiyor.

Tabii bilimsel gelişmeleri de yok sayamayız. Örneğin, sigaranın sağlığa zararlı olduğunu söyleyen ilk bilimsel yayın 1964’te yayımlandı. Bizden önceki nesiller, belki dedelerimiz ninelerimiz sigaranın sağlığa zararlı olduğunu öğrenemeden öldü.

2020’ler de hayvansallar için bir dönemeç; sağlığa zararlı olabilecekleri, birçok hastalığa sebep olabilecekleri ve hatta kesildiklerinde birçok hastalığın bulgularının gerilediği, ilerlemesinin durduğu gösterildi ve daha kapsamlı çalışmalarla gösterilmeye devam ediyor.

Özellikle gençler bu verilerle daha erken yaşta karşılaştıkları için alışkanlıklarını değiştirmeleri daha kolay oluyor.

Vegan karşıtları neyi savunuyor?

Vegan karşıtlarını ikiye ayırıyorum. Birincisi, çıkar çatışması olanlar; bu insanlar genelde hayvancılıktan veya hayvansal ürünlerden para kazanan kişiler oluyor veya yıllardır bulunduğu konum gereği hayvansalları öven kişiler de olabiliyorlar.

Televizyonda veya sosyal medyada çıkan sağlık profesyonelleri buna güzel bir örnek. Bir anda çıkıp da “Ben artık vazgeçtim” diyecek noktayı geçmiş olduklarını hissediyor olabilirler.

Diğer grup da alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen, basında zaman zaman çıkan kötü alışkanlıklarıyla ilgili iyi haberleri okuyunca sevinen ve bildikleri gibi yapmaya devam eden insanlardır.

Süt faydalı mı, zararlı mı?

Veganlık hakkında yanlış bilinen birçok doğru var. Bunun temel sebebi, yıllarca hayvansal gıdalarla ilgili bize söylenenlerin bilimsel olarak geçerli olmamasından kaynaklanıyor.

En basitinden süt; kalsiyum ve protein için kritik bir içecek olarak anlatıldı; kemik gelişimi, beyin fonksiyonları, kalp hastalıklarından ve kanserden koruma gibi faydalarının olduğuna dair birçok iddia vardı ve bu iddialar reklamlar sayesinde topluma yayıldı, ama doğru metodolojiyle yapılmış, süt şirketlerinin fonlamadığı çalışmalar derlenip bakıldığında sütün tüm bu vaatleri yerine getiremediği görüldü.

2020 yılında, dünyanın en prestijli tıp dergisi The New England Journal of Medicine’de (NEJM), “Süt ve Sağlık” isimli bir makale yayımlandı[efn_note]https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMra1903547[/efn_note] ve özet olarak, açlık sınırında yaşayan topluluktaki bir çocuk değilseniz, sütün faydadan çok uzun vadede zararı vardır, sütten alabileceğiniz tüm vitamin ve mineralleri bitkisel kaynaklardan da alabilirsiniz, diyordu. Hatta daha da ileri gidip kanserden koruyucu olduğu söylenen sütün bazı kanser türleriyle ilişkili olabileceğine dair yüksek şüphelerin mevcut olduğundan söz ederek, bu yüzden süt içmeyin ve süt ürünleri tüketmeyin uyarısı yapıyordu.

Veganlık yetersiz beslenmek mi?

Veganlık deyince insanın aklına ilk gelen kaliteli besinlerden mahrum kalınacağı ve birçok vitamin mineral ve makrobesini yeterli miktarda alınamayacağı ve bunlara bağlı olarak birçok hastalığa davetiye çıkarılacağıdır.

Oysa bugün biliyoruz, standart Batı tipi bir beslenmeye karşın, tamamen bitkisel beslenme bizi birçok hastalıktan korurken, mevcut hastalıkların bile iyileşmesine katkıda bulunuyor.[efn_note]İnme: https://juniperpublishers.com/oajnn/pdf/OAJNN.MS.ID.555882.pdf

Parkinson:
https://juniperpublishers.com/oajnn/pdf/OAJNN.MS.ID.555906.pdf

Astım:
https://juniperpublishers.com/ijoprs/IJOPRS.MS.ID.555672.php

Meme Kanseri:
https://juniperpublishers.com/ctoij/pdf/CTOIJ.MS.ID.555955.pdf

Kalp Hastalıkları:
https://juniperpublishers.com/jocct/pdf/JOCCT.MS.ID.555847.pdf

Kronik Böbrek Yetmezliği:
https://pbdmedicine.org/wp-content/uploads/2019/09/JOJUN.MS_.ID_.555687.pdf

Tip 2 Diyabet:
https://pbdmedicine.org/wp-content/uploads/2019/09/published-article.pdf

Bağırsak Kanseri:
https://juniperpublishers.com/ctoij/pdf/CTOIJ.MS.ID.555906.pdf[/efn_note]

Mevcut tıbbi bilgilerimizde geri döndürülemez olduğunu sandığımız birçok hastalığın, sadece beslenmeyi değiştirerek geri döndürülebildiğini görmek aslında çok da şaşılacak bir şey değil, zira bizi iyileştiren gıdalar bitkisel gıdalardır. Bol lifli, antioksidan, anti-inflamatuar ve alkali yapılarıyla bitkisel beslenme, uzun ve sağlıklı yaşamak isteyenlerin tercihi oluyor.
Vegan yaşam zor mu?

Veganlığa geçmekle ilgili iki büyük önyargı vardır. Birincisi, kritik besinlerden mahrum kalınacağı, ikincisi de vegan yaşamın pahalı olacağı…

İnsanların gözden kaçırdığı çok önemli bir konu, ülkemizin hâlâ bir tarım toplumu olması ve her semtte pazar kuruluyor olması. Bu pazarlara gidip mevsiminde, bölgesel olması sebebiyle de en az karbon salınımıyla çok ucuza beslenebilirsiniz. Mevsiminde ve rengarenk beslenerek hiçbir makro ve mikro besinden de mahrum kalmamış olursunuz.

Vegan beslenme çevre dostu

Bugün çevre ve gezegenin geleceği için atılabilecek adımlardan en önemlisi de tamamen bitkisel beslenmeye geçmektir. Tarımın kendisinin su ve kaynakları tükettiği düşünülse de kimse bilmez, ama hayvancılık adına insanlar için olandan daha fazla tarım yapılmaktadır.

Yani bir hamburger yemenin, daha az sifon çekmek veya duş alırken suyu tutumlu kullanmaktan kat be kat daha çok su israfına yol açtığını kabul etmemiz gerekiyor.

Ayrıca çevreye zarar genelde hep karbondioksit üzerinden okunuyor, ama bugün biliyoruz ki, çokça hayvancılığın sorumlu olduğu metan ve nitröz oksit gezegenimize zarar veren gazlar. Bugün hiçbir çevreci hareket bitkisel beslenmeyi savunmadan var olamaz.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 16 Ağustos 2023’te yayımlanmıştır.

Suat Erus
Suat Erus
Doç. Dr. Suat Erus - Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 1981 İstanbul doğumlu. Saint Benoît Lisesi’nin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde Göğüs Cerrahisi uzmanlığını bitirdikten sonra Artvin’de zorunlu hizmetini tamamladı. 2014 yılından beri Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışıyor. Vegan olduğundan beri ağırlıklı olarak sağlık konularında çeşitli mecralarda veganlık ve sağlıkla ilgili içerikler hazırlıyor. "Kolay Mutlu Mutfak” adında çevirdiği bir sağlıklı beslenme kitabı var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x