27 Ağustos 2019

Ekonomi

Yorum yap

Yazdır

Türkiye’nin önündeki büyük fırsat: Kriptopara

Manisa’nın Salihli ilçesi sınırları içinde bulunan Sart kasabası, bundan tam 2 bin 500 yıl önce, Antik Çağ’ın en ileri uygarlıklarından Lidyalıların başkentiydi. O dönemki Asya uygarlıklarını Anadolu üzerinden Akdeniz’e bağlayan “Kral Yolu” olarak da bilinen kıtalararası güzergâh, Lidya Krallığı’nın kontrolü altındaydı.

Ticaret, mal ve hizmete karşılık başka bir mal ve hizmet verilerek (barter) ya da mal ve hizmet karşılığı buğday, deniz kabuğu ve düşük değerli madenlerle ödenerek yapılıyordu. Ama ticaret hacmi genişledikçe bu değiş-tokuş sistemi yetersiz kalmaya başladı. Bu sorun, Lidya Krallığı’nı kıyas birimi olarak kullanılabilecek, fiziksel dayanıklılığını da muhafaza ederek hem alıcı hem de satıcılar tarafından güvenilirliği kabul edilebilecek yepyeni bir araç geliştirmeye yani “sikke”yi (coin) icat etmeye zorladı.

Dönemin ticaretine hem hız hem de güven ve istikrar getiren sikke sayesinde Lidyalılar, tarihin en görkemli uygarlıklarından biri oldu. Lidya’nın en popüler kralı Krezus ise, parasal işleyişin kontrol altına alınmasının, ticaretin (ve hatta yerkürenin) de kontrolü anlamına geldiğini ilk idrak edenlerden biriydi. Bizde Karun adıyla da bilinen Krezus, parasal işleyişi merkezi otoritenin tekeline alarak ülkeye ‘sınırsız’ bir gelir kaynağı yaratmanın yolunu açtı. Bu sayede Antik Çağ kaynaklarına dönemin en zengin insanı olarak geçti. “Karun kadar zengin” deyimi de o günlerden bugüne miras kalmıştır.

Bizde Karun adıyla da bilinen Krezus, parasal işleyişi merkezi otoritenin tekeline alarak ülkeye ‘sınırsız’ bir gelir kaynağı yaratmanın yolunu açtı. Bu sayede Antik Çağ kaynaklarına dönemin en zengin insanı olarak geçti. “Karun kadar zengin” deyimi de o günlerden bugüne miras kalmıştır.

Lidyalılardan günümüze paranın önemini kavrayan tüm krallık ve devletler, onların koyduğu temel ilkelerden sapmadan (ve aynı Lidyalılar gibi) kendi bastıkları paralarının üzerine merkezi otorite ile güvenin sembolü olan toplumsal figürleri basarak ülkelerinin parasal işleyişlerini sevk ve idare ettiler, ediyorlar.

Her ülkedeki Merkez Bankası, Hazine ve Maliye gibi güven duyulan kurumlar da ülkelerin parasal istikrarını koruma ve yönetme sorumluluğunu taşıyor.

İnternet çağının dayatması: Dijital para

Sanayii Çağı’yla beraber iş ve ticaret yaşamı gittikçe hızlanıp gelişince parasal işleyişin yerel, bölgesel ve nihayet küresel ölçeklerde hem güvenli hem de verimli biçimde yapılabilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Bu ihtiyaç da bankacılığın bir sistem olarak icadına yol açtı; bankalar, para saklama, transfer etme ve kredilendirme gibi sorumlulukları almaya başladılar.

20. yüzyılın sonlarına doğru önce bilgisayarlar, daha sonra İnternet hayatın her alanına girmeye başlayıp, ticaret de baş döndürücü bir hız kazanınca bankacılık ve finans kurumları da bu hıza ayak uydurdu; parasal işleyiş de dijitalleştirildi. Öyle bir hale gelindi ki, para basma hariç hemen hemen tüm parasal işleyiş ağırlıkla dijital ortamdan yürütülür oldu.

Yeryüzündeki tüm parasal işleyiş yerel, bölgesel ve küresel olarak birbirine İnternet üzerinden bağlandı. Böylelikle sisteme entegre olan tüm ülkelerin mali ve finansal durumlarından vergi kaçakları, yeraltı ekonomisi ve kara para ile mücadele edilmesine uzanan geniş yelpazede küresel para akışı gözetim ve denetim mekanizması tesis edildi.

2000’li yılların başında “artık her şeyin mükemmel olacağı” düşünülüyordu ama 2008 yılında ABD’de patlak veren finans krizi ve bu krizin küresel pazarlarda yarattığı domino etkisi, işleyişin aslında o kadar da mükemmel olmadığını hatta sorunlu noktalarının hiç de az olmadığını gösterdi. Bir icat daha kendini dayatıyordu.

Kriptoparaların mantığı

İşte tam bu krizin ardından, bir e-posta grubunda gerçek kimliği hâlâ bilinmeyen ama Satoshi Nakamoto imzasını taşıyan bir makale sessiz sedasız paylaşıldı. Mevcut parasal sistemin sorunlarına parmak basan ve yeni bir parasal işleyiş öneren “Kişiler arası bir elektronik nakit sistemi: Bitcoin” adlı makalede tarif edilen sistem, aylar süren tartışmaların ışığında geliştirilerek 3 Ocak 2009’da kullanıma açıldı. O gün bugündür bir saniye bile aksamadan hizmet veriyor.

İlk çıktığında (şakayla karışık) ilan edilen kura göre, 1 dolar 1.309 Bitcoin idi. Bugün ise 1 Bitcoin 10 bin doların üzerinde. Bitcoin’den esinlenerek geliştirilen Ethereum, Ripple gibi binlerce Bitcoin türevi ile oluşan piyasanın toplam değeri ise 300 milyar dolara yaklaşmış durumda.

Kimilerince “geleceğin parası” olarak gösterilen ve literatürde kriptopara olarak tanımlanan Bitcoin ile türevi binlerce paranın bu denli ilgi görmesinin en önemli nedeni, mevcut parasal işleyişe bir alternatif sunması.

Kimilerince “geleceğin parası” olarak gösterilen ve literatürde kriptopara olarak tanımlanan Bitcoin ile türevi binlerce paranın bu denli ilgi görmesinin en önemli nedeni, mevcut parasal işleyişe bir alternatif sunması.

Bitcoin, basılmasından saklanmasına ve transferine kadar tüm parasal işlemleri arkasında herhangi bir merkezi para kurumu olmadan yapıyor; hiç kimsenin bireysel inisiyatifine ve hatta müdahalesine olanak da tanımayan matematiksel bir formülasyon temelinde ve kuruluş sürecinde geliştirilmiş yazılımının kuralları doğrultusunda işliyor.

Temel çalışma prensibi, kullanıcıların kimliklerinin gizli olması ama işlem kayıtlarının herkes tarafından görülebilecek şeffaflıkta yürümesi. Kullanıcıların hesapları ise, en gelişmiş quantum bilgisayarlarının bile 28 yılda çözebileceği bir kriptografik algoritmayla şifreleniyor.

7/24 açık olan Bitcoin ağı üzerinden cep telefonunuza kendi Bitcoin cüzdanınızı kurup doğrudan veya borsaları aracılığıyla Bitcoin satın alabilir ve dünyanın herhangi bir yöresindeki birine dakikalar mertebesinde Bitcoin transfer edebilirsiniz.

Bu özelliği nedeniyle ilk etapta mevcut işleyişe dâhil olmak istemeyen kişi ve kurumlar, kayıt dışı ekonomi unsurları, Bitcoin’i sahiplenerek büyüttü. Ancak özellikle son birkaç senedir oluşan günlük inişli-çıkışlı fiyatına rağmen uzun vadede sürekli yükselmesi, Bitcoin’in dijital yastık altı veya dijital altın gibi varlık saklama veya varlık transferi karakterini son birkaç yılda öne çıkarttı. Bu nedenle değiş-tokuş aracı olma vasfı önemli ölçüde zayıfladı. İşte bu durum da bir başka ihtiyacı, değiş tokuş aracı olarak kullanılabilecek kriptopara icadını dayatmaya başladı.

Facebook parası ‘Libra’nın farkı ne?

Son dönemde gündeme gelen, Facebook’un kendi geliştirdiği kriptoparası Libra, tam da Lidyalıların en temel para prensibi olan değiş-tokuş aracı olmaya soyunuyor. İsmini, Lidyaların altın sikkeleri ölçmek için kullandıkları ağırlık biriminden alan (İtalyanların para birimi liret ile ülkemizin para birimi liraya da esin kaynağı olan) Libra, başta Facebook, Instagram, Whatsapp ve Messenger platformları üzerinde gerçekleşecek tüm değiş-tokuş ve para transferlerinin ödeme aracı olacak.

Libra sayesinde örneğin; Whatsapp’tan yurtdışında okuyan çocuğunuza anında para gönderebilecek veya Instragram’da gördüğünüz bir ürünü tek tıkla anında satın alabileceksiniz. Söz konusu dört sosyal medya platformu Libra sayesinde, dünyanın dört bir yanından 2.7 milyar insanın hemen her gün girdiği küresel bir pazaryerine dönüşecek. Bu pazaryerindeki paranın ‘basımı’, cüzdanlarının oluşturulması, paranın saklanması ve transferi işlemleri ise, hiçbir merkez bankası, banka veya finansal kurumun müdahalesi olmaksızın uçtan uca Libra konsorsiyumu tarafından sevk ve idare edilecek.

Libra sayesinde örneğin; Whatsapp’tan yurtdışında okuyan çocuğunuza anında para gönderebilecek veya Instragram’da gördüğünüz bir ürünü tek tıkla anında satın alabileceksiniz. Söz konusu dört sosyal medya platformu Libra sayesinde, dünyanın dört bir yanından 2.7 milyar insanın hemen her gün girdiği küresel bir pazaryerine dönüşecek.

Böylesi bir senaryonun kağıt üzerinde ortaya çıkması bile, geleneksel para, bankacılık ve finans kurumlarını ayağa kaldırdı. Başta ABD müesses nizamı olmak üzere Facebook’a tepki gösterildi, Temmuz ayında yapılan G7 ülkeleri toplantısında, Libra ile ilgili en yüksek yasal standartlar oluşturulması için çağrı yapıldı. Ama yalnızca Facebook değil, Google, Amazon, Apple, Microsoft gibi küresel teknoloji devlerinin de bu rekabetin içinde yer almaları kaçınılmaz. Hatta, ABD yönetimi onları engellerse, Huawei, Alibaba, Xiaomi ve hatta Samsung gibi rakiplerinin gerisinde kalmaları işten bile değil.

Kriptopara kaçınılmazsa merkez bankaları ne yapmalı?

Libra etrafında dönen kimilerine göre ‘korkutucu’ bu senaryolar, devlet ve bankacılık kurumlarını da karşı karşıya getirecek gibi.

Parasal işleyişi merkezi bir otorite ve para birimi üzerinden yürütmek isteyecek merkez bankalarının da duruma ayak uydurmak için kendi dijital paralarını çıkarmaları gündemde. Ama bu olursa vatandaşlara doğrudan dijital para cüzdanı açacaklar, bu da para saklama ve para transferi işlemlerindeki inisiyatifi bankalardan alıp doğrudan bireylere vermeleri anlamına gelecek, ki bu durumda bankacılığın mevcut işlevlerinin de bir hayli zayıflayacağı bir dönemi öngörmek de pek yanlış olmaz.

Aslında, böyle bir durum, devletlere önemli avantajlar da getirebilir: Kriptopara işleyişini model alacak devletler, her ne kadar yerel bankacılık ve finans kurumlarını devreden çıkartacak olsalar bile, Facebook, Yemeksepeti, vb. kurumların çıkartacağı kriptoparalarla entegre biçimde çalışacak devlet kriptoparaları sayesinde vergi toplama ve ülkedeki anlık para dolaşımını açık işlem kayıtları üzerinden gerçek-zamanlı izleyebilme gibi önemli imkanlara sahip olacak ve para politikalarının yürütülmesinde daha fazla inisiyatif sahibi olabilecekler.

Buradaki en büyük sıkıntı ise, vatandaşın devlet kriptoparasını kullanmak için açacağı cüzdanların nasıl konumlanacağında. Eğer bu cüzdanlar anonim değil de şeffaf biçimde konumlandırılırsa bu, devletlerin vatandaşın cebinde neyi var neyi yok ve nereye ne kadar para harcadığında kadar gider ki, bu insanlığı bir Büyük Birader toplumu olmaya götürür. Eğer bu cüzdanlar tamamen anonim olursa, bu sefer de yer altı ve kayıtdışı ekonominin önü alınamaz. Dolayısıyla burada devletlerin vatandaşla arasındaki toplumsal mutabakatı bozmayacak bir dengenin hukuksal ve teknolojik olarak aranması ve bulunması gerekli.

Türkiye’nin önündeki fırsat

Türkiye kriptopara alanında ön sıralarda yer alan bir ülke. Tahminlerime göre 1-2 milyon arası kriptopara yatırımcı kitlesi var, bu alanda dünyada ilk onda yer alıyor.

Tahminlerime göre Türkiye’de 1-2 milyon arası kriptopara yatırımcı kitlesi var, bu alanda dünyada ilk onda yer alıyor. Eğer dünyada kendilerine yer arayan kriptopara girişimlerine ve piyasalara etkin düzenlemelerle kucak açar veya teşvik ederse, bir anda milyarlarca dolarlık sektörel oyuncuları ülkemizde görebilme olasılığımız artar.

Yerli girişimcilerimizin üzerinde çalıştığı onlarca kriptopara girişimi var. 11. Kalkınma Planı’nda yer alan Merkez Bankası Dijital Para Projesi’nin gösterdiği gibi konuyla ilgili devlet farkındalığı da mevcut. Devletin acele etmeden düzenleme yapmak için bu alana ilişkin gelişmeleri izlemesi de bence olumlu.

Eğer dünyada kendilerine yer arayan kriptopara girişimlerine ve piyasalara etkin düzenlemelerle kucak açar veya teşvik ederse, bir anda milyarlarca dolarlık sektörel oyuncuları ülkemizde görebilme olasılığımız artar. Bu konuda ön alan İsviçre, Malta gibi ülkeler şu anda bu yatırımlarının meyvelerini toplamaya başladılar bile.

Toparlarsak, geçmişte Lidyalardan Romalılara gelişerek ilerleyen parasal işleyişin, gelecekte de Bitcoin’den Libra’ya ve daha ötesine de benzer şekilde ilerlemesi kaçınılmaz gözüküyor, ihtiyaç hasıl oldukça, icat da kendini dayatmaya devam edecek.

Kriptoparalar, mevcut parasal sistem için artık “şişeden çıkmış cin” konumunda ve bu saatten sonra “Kriptoparalar gelecekte var olacak mı?” gibi bir sorunun sorulması bile abesle iştigal. Bu durumda devletlerin, merkez bankalarının ve bankacılık kurumlarının “cin ile mücadele etmek yerine onu nasıl kendi faydalarına kullanacaklarını düşünmeleri” çok daha akılcı olur.

Twitter’dan takip edin: @ismailhpolat

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 27 Ağustos 2019’da yayımlanmıştır.

İsmail Hakkı Polat

İsmail Hakkı Polat – Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi. 1989’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1989-2004 arası Siemens, Nortel-Netaş, Ericsson ve Turkcell gibi telekomünikasyon firmalarında çalıştı. Türkiye’nin ilk Yeni Medya Bölümü’nün kuruluş çalışmalarında da rol aldı. 2004’ten bu yana Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak “Yeni Medya” dersleri veriyor. Yeni Medya, mobil iletişim, mobil gazetecilik, dijital dönüşüm konularında danışmanlık yapıyor.

1
Yorumu Gör

avatar
erkan ince
Ziyaretçi
erkan ince

Kriptoparalar konusundaki değerli fikirlerinizden elbette istifade ediyoruz. Heyecanla yeni yazılarınızı bekliyoruz. Bu yazının ana amacı ile direkt ilgisi olmayan bir konuya değinmek istiyorum. herkesin birbirine bakarak kalıp halinde kullandığı Lidyalılar, bundan şu kadar yıl önce , ilk para, Manisa, para ilk defa Anadolu’da yaratıldı vesaire… Bunu yazanlara tavsiyem şu: Lütfen İstanbul’un Sultanahmet semtinde bulunan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gidiniz. Merdivenlerden çıkıp üst kata sağa doğru… Orada Sümer tabletlerini ve Hitit tabletlerini göreceksiniz. Bunlar bundan değil iki bin beş yüz, yedi bin yıl önceden gelirler. Bu tabletlerde çeşitli sosyal faaliyetler anlatılır. Ticari faaliyetler de vardır. Borcunu ödeyen, ödeyemeyen.. Burada sürekli “Şekel” adlı… Read more »

Send this to a friend