Köylerin Don Kişot’u

Adım Ahmet Yerlikaya. 32 yaşındayım. İşçiyim. Çalışmadığım günlerde köy çocuklarına kitap dağıtıyorum. 3 yıldır binlerce kilometre yol katettim ve sayısız köyde, yaylada, mezradaki çocuğa binlerce kitap ve bilim dergisi götürdüm. Onları okumaya teşvik etmenin yolunu ise biliyorum.

Adım Ahmet Yerlikaya. 1987 yılında Kahramanmaraş’ın Türkoğlu İlçesinin Doluca köyünde doğdum. 32 yaşındayım. İşçiyim. Çalışmadığım günlerde köy çocuklarına kitap dağıtıyorum. 3 yıldır yaklaşık 13 bin kilometre yol katettim ve 80 kadar köydeki yüzlerce çocuğa binlerce kitap ve bilim dergisi götürdüm. İlgileri, sevinçleri görmeye değerdi.

Aslında her şeyi ilkokul birinci sınıftaki öğretmenim Ayşe Hanım’a borçluyum. Çok şanslıyım, tam bir cumhuriyet öğretmeniydi. O yılın ilk yarısında, bütün sınıf okumayı sökmüştük, sömestr tatilinde ödevimiz de okuyabildiğimiz kadar okumaktı. Ben de öyle yaptım, o tatilde ne bulduysam, elime ne geçtiyse okudum.

Büyüme çağımda öğretmen olmak istiyordum, en büyük hayalim buydu. Ama lisede bir çok hastalıkla boğuştum, bazen bir ay hiç okula gidemediğim oldu. Ama yılmadım. Lise ikinci sınıfın yaz aylarında, dershaneye gitmek için inşaatta çalıştım. Parayı biriktirdim ve dershaneye gittim ama pek faydasını görmedim çünkü çoğu zaman yaşadığımız ilçe Türkoğlu’ndan Kahramanmaraş’a dershaneye gitmek için yol parası bulamıyordum.

Üniversite sınavım da fena geçmedi ama bu sefer de ben “nasıl üniversite okuyacağım” diye düşündüm ve gitmedim. İnşaat, reklam ajansı, radyo gibi birbirinden alakasız işlerde çalıştım ve askerliğimi zor koşullar altında Van’da yaptım.

4 yıl önce annemin ısrarları üzerine memleketim Maraş’a döndüm ve bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladım. Bir gün, Kahramanmaraş Belediyesi’nin kitap fuarından yeğenlerime kitap almaya gittim. Kitaplarda ciddi indirim olduğunu görünce, biraz da pazarlık yaptım ve köyümün okuluna da kitaplar aldım. Bunu sosyal medyadan paylaşmamla birlikte “biz de gönderelim” diyenler oldu, gelenleri de çevre köylere ulaştırdık ve böylece bir yola girmiş olduk.

Fabrikada çalışmaya devam ederken, her hafta 1 günlük iznimde köylere gitmeye başladım. Her hafta farklı bir köye gidiyor ve elimde ne varsa – kitap, bilim dergisi – çocuklara dağıtıyordum. Geri dönüşler çok güzel oluyordu. Bunun üzerine dernek kurmak aklıma geldi.

Fabrikada çalışmaya devam ederken, her hafta 1 günlük iznimde köylere gitmeye başladım. Her hafta farklı bir köye gidiyor ve elimde ne varsa – kitap, bilim dergisi – çocuklara dağıtıyordum. Geri dönüşler çok güzel oluyordu. Bunun üzerine dernek kurmak aklıma geldi, böylece daha bir ağırlığımız olur, daha çok çocuğa kitap ulaştırabiliriz diye düşündüm. Ama bu fikir aklıma tam da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gelince 7 kişiyi bile bir araya getirmekte çok zorlandım ama başardım; sonuçta annem, nişanlım, ablam, yakın bir arkadaşım derken birkaç kişi Kitap ve Çocuk Derneği’ni kurduk.

İşimiz, sadece çocuklara kitap götürmek olmasın, farkındalık oluşturmak ve kitap okumayı teşvik etmek için kitap okuma etkinlikleri de düzenleyelim istedik. Kahramanmaraş’a bağlı Türkoğlu ilçesinin Kaymakamlığı ve Türkoğlu Belediyesi’nin desteği ile iki bin kişiyle kitap okuduk. Yaklaşık 74 bin nüfusu olan küçük bir ilçede, bu kadar insanı bir araya getirmek kolay değildi ama yaptık heyecanla.

Dönüm noktam

Ben dernek çalışmalarına devam ederken, hayatımın dönüm noktası diyebileceğim bir şey oldu. ABD’nin en ünlü yoğurt markalarından Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’nın genç girişimci adaylarına destek için başlattığı Ulukaya Girişimi’ne katılmaya hak kazandım. Köy okullarına modern kütüphaneler kurma projem sayesinde bu programa başvuran binlerce aday arasından seçildim, Amerika’ya gittim. Harvard, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) gibi dünyanın en iyi üniversitelerini görmenin yanı sıra Google gibi bir teknoloji devini ziyaret etme imkanı buldum. En önemlisi de, bir gün Nobel Bilim Ödülü’nü alacağına kesinlikle inandığım, başarılarıyla bizi gururlandıran sevgili Hocam Canan Dağdeviren ile tanıştım. Canan Hanım’ın çok desteğini gördüm. Yakın zamanda, kendisi ile birlikte köylere gidip çocuklara bilimi anlatacağız ve onlara bilim setleri hediye edeceğiz.

Ulukaya girişimine katılırken,daha verimli bir proje geliştirmek için verilerle çalışmalar yapmıştım. Köy köy gezerek elde ettiğim rakamlar şöyleydi: Bizim buralarda 1. sınıfa ortalama 30 çocuk başlıyor, 6. sınıfa geldiğinde sınıfta 18 çocuk kalıyor. Liseye başlayanların sayısı yaklaşık 8 ve üniversiteye giden genç sayısı ise genelde 1. Üniversiteye gitmeyip meslek öğrenmek için çırak olanların sayısı da çok düşük. Yani bu çocuklar okulu bırakıyor ve çoğu hiçbir şey yapmadan öyle geziyor. Eğer üniversiteye gitseydim, üzerine çok çalıştığım bu konu üzerine bir tez yazmayı çok isterdim.

Köy köy gezerek elde ettiğim rakamlar şöyleydi: Bizim buralarda 1. Sınıfa ortalama 30 çocuk başlıyor, 6. Sınıfa geldiğinde sınıfta 18 çocuk kalıyor. Liseye başlayanların sayısı yaklaşık 8 ve üniversiteye giden genç sayısı ise genelde 1. Üniversiteye gitmeyip meslek öğrenmek için çırak olanların sayısı da çok düşük.

Çocuklar neden okumayı sevmiyor?

Peki, neden çocuklar okula devam etmiyor, okumayı sevmiyor?

Çocukların kitap okuma oranı maalesef çok çok düşük. Bunda, çocukların yaşlarına uygun kitaplara yeteri kadar ulaşamaması, aile fertlerinin kitap okuma alışkanlıklarının olmaması ve buna bağlı olarak evde kitaplık, kütüphane hatta kitabın bile olmaması yatıyor.

Okumuyorlar ve çocukların hayalleri, ufku yok. Zaten bence sorun da burada. Köylerde çocuklarla sohbet ederken sorduğum en basit, en klasik soru, “büyüyünce ne olacaksın?”. Hemen hepsinin yanıtı aynı: Öğretmen, doktor, polis, asker. Peki, neden bu çocuklar genetik mühendisi, yazılım mühendisi, mimar, yazar, ressam, arkeolog, vs. olacağım demiyor? Çünkü bilmiyorlar, çoğu bu meslekleri daha önce duymamış, duymuş olsa bile hakkında hiç bilgisi yok.

Köy okullarına neden modern kütüphaneler kurmalıyız?

Çare ne mi? Benim bulduğum çare aslında çok da zor değil: Köy okullarına modern kütüphaneler kurmalıyız.

Renkli dekoratif raflarla, içinde kara kara ansiklopedilerin değil de çocukların sıkılmadan okuyabileceği bilim dergilerinin, bol resimli, cildi güzel, modern kitapların olduğu bir kütüphane… Öyle güzel yayınlar var ki, insanın yaşı kaç olursa olsun alıp okumak istiyor. Çağa ayak uydurmamız lazım. Evet, biz kütüphanelere gidip bol bol ansiklopedi tozu yuttuk, başka seçeneğimiz de yoktu ama yeni nesil bunu yapmıyor. Daha sade, daha basit, küçük kitaplar ve çocuk bilim dergileri koymalıyız oraya. Kütüphaneyi öyle bir dizayn etmemiz lazım ki çocuk oraya gelmek istemeli, ortam cıvıl cıvıl olmalı…

Bu projemi bir sunum haline getirerek eğitimci Prof. Dr. Erhan Erkut’un başkanı olduğu bir jüriyle paylaşmıştım. Erhan Hoca, “Ben ikna oldum yetki veya param olsa her türlü desteği veririm” demişti.

Zaten bu konu sadece çocukları da ilgilendirmiyor. Köy köy, yayla yayla gezerek çocuklara bilim dergileri ve kitaplar ulaştırıyorum ama aslında sadece çocuklara da değil, büyüklere de veriyorum kitapları. İki gün önce Hatay Kırıkhan’daki köylerdeydim. Köyün meydanında çocuklara kitap verdikten sonra anne babalarını çağırmalarını istedim. Büyüklere de kitap verdim ve rica ettim “lütfen çocuğunuzla kitap okuyun, hem kendinize hem de çocuklara kitap alın. Pişman olmazsınız ve faydasını göreceksiniz” dedim.

12 bin kitap ve binlerce kilometre

Bu zamana kadar kaç köy, kaç mezra, kaç yayla gezdim saymadım ama dernek raporlarına baktığımda 12 bin civarında kitap götürmüşüm köylere. Evet,derneğin resmî işleri, köylere gitme, araç kullanma, sosyal medya paylaşımları yani yükün çoğu bende ama en büyük teşekkürü bize güvenip destek verenlere etmek lazım. Çok ciddi yakıt masrafımız oluyor, sağ olsunlar, yardım sever insanlarımız bağış yapıyor yoksa gerçekten bu işi yürütmemiz mümkün olmaz. Biz de şeffaflığa ve güvenirliğe çok önem veriyoruz, bunun neticesinde insanlar güveniyor ve bir daha destek oluyor.

Neredeyse 3 yıldır bu çalışmaları yapıyorum yapmasına ama henüz bir köyde modern bir kütüphane kuracak gücüm yok. Bir ay öncesine kadar köylere gidecek bir arabamız bile yoktu, bazen eşten dosttan ödünç alıyordum arabalarını, bazen de paramız olursa kiralıyorduk. Sağolsun, yurtdışında yaşayan bir iş insanımız yardımcı oldu ve yenice bir araç alabildik.

Neredeyse 3 yıldır bu çalışmaları yapıyorum yapmasına ama henüz bir köyde modern bir kütüphane kuracak gücüm yok. Bir ay öncesine kadar köylere gidecek bir arabamız bile yoktu, bazen eşten dosttan alıyordum ödünç alıyordum arabalarını, bazen de paramız olursa kiralıyorduk. Sağ olsun, yurtdışında yaşayan bir iş insanımız yardımcı oldu ve yenice bir araç alabildik.

Ama benim umudum her daim yüksek. Yakın zamanda bu güzel kütüphaneleri kurmaya başlayacağız. Şimdi sponsor arıyorum ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey ile görüşmeye çalışıyorum.

Yel değirmenlerine karşı savaşmak

Aslında sonuç olarak benimkisi bir tür Don Kişotluk, yel değirmenlerine karşı savaşıyorum. Zaman zaman ben de umutsuzluğa kapılıyorum. Yorucu bir işte çalışıyorum, bir yandan evimi geçindirmem lazım, bir yandan da kalan mesaimin çoğunu bu işlere harcıyorum. Ama öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki umudum ne zaman kırılsa tekrar tekrar yeşeriyor.Genelde gittiğim köylerde çocuklara telefonumu bırakıyorum, “çocuklar kitapları okuyunca beni ararsanız, ben yine gelirim” diyorum. Önceleri bir kişi arasa çok seviniyordum şimdilerde çoğaldı bu rakamlar.

3 yıllık gözlemlerime ve tecrübeme dayanarak söylüyorum ki, kız çocukları okumaya çok ama çok daha istekli. Okuduğunuz kitapları anlatın diye sorduğumda, en çok kız çocukları bıcır bıcır konuşuyor. İnsanın umudu artıyor.

En başından beri diyorum ki, tek bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırabilirsek, bir çocuğun ufkunu açabilirsek, tamamdır, bu emekler boşa gitmiyor. Ve galiba gerçekten bir şeyler oluyor, bir şeyler değişiyor.

Twitter: @ahmetyrlikaya

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 18 Eylül 2019’da yayımlanmıştır.

Ahmet Yerlikaya
Ahmet Yerlikaya
Ahmet Yerlikaya - Kitap ve Çocuk Derneği kurucu başkanı, işçi. 1987 yılında Kahramanmaraş Türkoğlu’nda doğdu. İlkokulu Doluca Şehit Ali Can İlkokulu’nda, ortaokulu Namık Kemal Ortaokulu’nda, liseyi Türkoğlu Anadolu Lisesi’nde okudu. Bu zamana kadar inşaat işçiliği, radyo programcılığı, reklam ajansı gibi bir birinden bağımsız ve alakasız işlerde çalıştı. 2017 yılında Semra Mengeş ile evlendi, 4 aylık bir oğlu var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Köylerin Don Kişot’u

Adım Ahmet Yerlikaya. 32 yaşındayım. İşçiyim. Çalışmadığım günlerde köy çocuklarına kitap dağıtıyorum. 3 yıldır binlerce kilometre yol katettim ve sayısız köyde, yaylada, mezradaki çocuğa binlerce kitap ve bilim dergisi götürdüm. Onları okumaya teşvik etmenin yolunu ise biliyorum.

Adım Ahmet Yerlikaya. 1987 yılında Kahramanmaraş’ın Türkoğlu İlçesinin Doluca köyünde doğdum. 32 yaşındayım. İşçiyim. Çalışmadığım günlerde köy çocuklarına kitap dağıtıyorum. 3 yıldır yaklaşık 13 bin kilometre yol katettim ve 80 kadar köydeki yüzlerce çocuğa binlerce kitap ve bilim dergisi götürdüm. İlgileri, sevinçleri görmeye değerdi.

Aslında her şeyi ilkokul birinci sınıftaki öğretmenim Ayşe Hanım’a borçluyum. Çok şanslıyım, tam bir cumhuriyet öğretmeniydi. O yılın ilk yarısında, bütün sınıf okumayı sökmüştük, sömestr tatilinde ödevimiz de okuyabildiğimiz kadar okumaktı. Ben de öyle yaptım, o tatilde ne bulduysam, elime ne geçtiyse okudum.

Büyüme çağımda öğretmen olmak istiyordum, en büyük hayalim buydu. Ama lisede bir çok hastalıkla boğuştum, bazen bir ay hiç okula gidemediğim oldu. Ama yılmadım. Lise ikinci sınıfın yaz aylarında, dershaneye gitmek için inşaatta çalıştım. Parayı biriktirdim ve dershaneye gittim ama pek faydasını görmedim çünkü çoğu zaman yaşadığımız ilçe Türkoğlu’ndan Kahramanmaraş’a dershaneye gitmek için yol parası bulamıyordum.

Üniversite sınavım da fena geçmedi ama bu sefer de ben “nasıl üniversite okuyacağım” diye düşündüm ve gitmedim. İnşaat, reklam ajansı, radyo gibi birbirinden alakasız işlerde çalıştım ve askerliğimi zor koşullar altında Van’da yaptım.

4 yıl önce annemin ısrarları üzerine memleketim Maraş’a döndüm ve bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladım. Bir gün, Kahramanmaraş Belediyesi’nin kitap fuarından yeğenlerime kitap almaya gittim. Kitaplarda ciddi indirim olduğunu görünce, biraz da pazarlık yaptım ve köyümün okuluna da kitaplar aldım. Bunu sosyal medyadan paylaşmamla birlikte “biz de gönderelim” diyenler oldu, gelenleri de çevre köylere ulaştırdık ve böylece bir yola girmiş olduk.

Fabrikada çalışmaya devam ederken, her hafta 1 günlük iznimde köylere gitmeye başladım. Her hafta farklı bir köye gidiyor ve elimde ne varsa – kitap, bilim dergisi – çocuklara dağıtıyordum. Geri dönüşler çok güzel oluyordu. Bunun üzerine dernek kurmak aklıma geldi.

Fabrikada çalışmaya devam ederken, her hafta 1 günlük iznimde köylere gitmeye başladım. Her hafta farklı bir köye gidiyor ve elimde ne varsa – kitap, bilim dergisi – çocuklara dağıtıyordum. Geri dönüşler çok güzel oluyordu. Bunun üzerine dernek kurmak aklıma geldi, böylece daha bir ağırlığımız olur, daha çok çocuğa kitap ulaştırabiliriz diye düşündüm. Ama bu fikir aklıma tam da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gelince 7 kişiyi bile bir araya getirmekte çok zorlandım ama başardım; sonuçta annem, nişanlım, ablam, yakın bir arkadaşım derken birkaç kişi Kitap ve Çocuk Derneği’ni kurduk.

İşimiz, sadece çocuklara kitap götürmek olmasın, farkındalık oluşturmak ve kitap okumayı teşvik etmek için kitap okuma etkinlikleri de düzenleyelim istedik. Kahramanmaraş’a bağlı Türkoğlu ilçesinin Kaymakamlığı ve Türkoğlu Belediyesi’nin desteği ile iki bin kişiyle kitap okuduk. Yaklaşık 74 bin nüfusu olan küçük bir ilçede, bu kadar insanı bir araya getirmek kolay değildi ama yaptık heyecanla.

Dönüm noktam

Ben dernek çalışmalarına devam ederken, hayatımın dönüm noktası diyebileceğim bir şey oldu. ABD’nin en ünlü yoğurt markalarından Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’nın genç girişimci adaylarına destek için başlattığı Ulukaya Girişimi’ne katılmaya hak kazandım. Köy okullarına modern kütüphaneler kurma projem sayesinde bu programa başvuran binlerce aday arasından seçildim, Amerika’ya gittim. Harvard, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) gibi dünyanın en iyi üniversitelerini görmenin yanı sıra Google gibi bir teknoloji devini ziyaret etme imkanı buldum. En önemlisi de, bir gün Nobel Bilim Ödülü’nü alacağına kesinlikle inandığım, başarılarıyla bizi gururlandıran sevgili Hocam Canan Dağdeviren ile tanıştım. Canan Hanım’ın çok desteğini gördüm. Yakın zamanda, kendisi ile birlikte köylere gidip çocuklara bilimi anlatacağız ve onlara bilim setleri hediye edeceğiz.

Ulukaya girişimine katılırken,daha verimli bir proje geliştirmek için verilerle çalışmalar yapmıştım. Köy köy gezerek elde ettiğim rakamlar şöyleydi: Bizim buralarda 1. sınıfa ortalama 30 çocuk başlıyor, 6. sınıfa geldiğinde sınıfta 18 çocuk kalıyor. Liseye başlayanların sayısı yaklaşık 8 ve üniversiteye giden genç sayısı ise genelde 1. Üniversiteye gitmeyip meslek öğrenmek için çırak olanların sayısı da çok düşük. Yani bu çocuklar okulu bırakıyor ve çoğu hiçbir şey yapmadan öyle geziyor. Eğer üniversiteye gitseydim, üzerine çok çalıştığım bu konu üzerine bir tez yazmayı çok isterdim.

Köy köy gezerek elde ettiğim rakamlar şöyleydi: Bizim buralarda 1. Sınıfa ortalama 30 çocuk başlıyor, 6. Sınıfa geldiğinde sınıfta 18 çocuk kalıyor. Liseye başlayanların sayısı yaklaşık 8 ve üniversiteye giden genç sayısı ise genelde 1. Üniversiteye gitmeyip meslek öğrenmek için çırak olanların sayısı da çok düşük.

Çocuklar neden okumayı sevmiyor?

Peki, neden çocuklar okula devam etmiyor, okumayı sevmiyor?

Çocukların kitap okuma oranı maalesef çok çok düşük. Bunda, çocukların yaşlarına uygun kitaplara yeteri kadar ulaşamaması, aile fertlerinin kitap okuma alışkanlıklarının olmaması ve buna bağlı olarak evde kitaplık, kütüphane hatta kitabın bile olmaması yatıyor.

Okumuyorlar ve çocukların hayalleri, ufku yok. Zaten bence sorun da burada. Köylerde çocuklarla sohbet ederken sorduğum en basit, en klasik soru, “büyüyünce ne olacaksın?”. Hemen hepsinin yanıtı aynı: Öğretmen, doktor, polis, asker. Peki, neden bu çocuklar genetik mühendisi, yazılım mühendisi, mimar, yazar, ressam, arkeolog, vs. olacağım demiyor? Çünkü bilmiyorlar, çoğu bu meslekleri daha önce duymamış, duymuş olsa bile hakkında hiç bilgisi yok.

Köy okullarına neden modern kütüphaneler kurmalıyız?

Çare ne mi? Benim bulduğum çare aslında çok da zor değil: Köy okullarına modern kütüphaneler kurmalıyız.

Renkli dekoratif raflarla, içinde kara kara ansiklopedilerin değil de çocukların sıkılmadan okuyabileceği bilim dergilerinin, bol resimli, cildi güzel, modern kitapların olduğu bir kütüphane… Öyle güzel yayınlar var ki, insanın yaşı kaç olursa olsun alıp okumak istiyor. Çağa ayak uydurmamız lazım. Evet, biz kütüphanelere gidip bol bol ansiklopedi tozu yuttuk, başka seçeneğimiz de yoktu ama yeni nesil bunu yapmıyor. Daha sade, daha basit, küçük kitaplar ve çocuk bilim dergileri koymalıyız oraya. Kütüphaneyi öyle bir dizayn etmemiz lazım ki çocuk oraya gelmek istemeli, ortam cıvıl cıvıl olmalı…

Bu projemi bir sunum haline getirerek eğitimci Prof. Dr. Erhan Erkut’un başkanı olduğu bir jüriyle paylaşmıştım. Erhan Hoca, “Ben ikna oldum yetki veya param olsa her türlü desteği veririm” demişti.

Zaten bu konu sadece çocukları da ilgilendirmiyor. Köy köy, yayla yayla gezerek çocuklara bilim dergileri ve kitaplar ulaştırıyorum ama aslında sadece çocuklara da değil, büyüklere de veriyorum kitapları. İki gün önce Hatay Kırıkhan’daki köylerdeydim. Köyün meydanında çocuklara kitap verdikten sonra anne babalarını çağırmalarını istedim. Büyüklere de kitap verdim ve rica ettim “lütfen çocuğunuzla kitap okuyun, hem kendinize hem de çocuklara kitap alın. Pişman olmazsınız ve faydasını göreceksiniz” dedim.

12 bin kitap ve binlerce kilometre

Bu zamana kadar kaç köy, kaç mezra, kaç yayla gezdim saymadım ama dernek raporlarına baktığımda 12 bin civarında kitap götürmüşüm köylere. Evet,derneğin resmî işleri, köylere gitme, araç kullanma, sosyal medya paylaşımları yani yükün çoğu bende ama en büyük teşekkürü bize güvenip destek verenlere etmek lazım. Çok ciddi yakıt masrafımız oluyor, sağ olsunlar, yardım sever insanlarımız bağış yapıyor yoksa gerçekten bu işi yürütmemiz mümkün olmaz. Biz de şeffaflığa ve güvenirliğe çok önem veriyoruz, bunun neticesinde insanlar güveniyor ve bir daha destek oluyor.

Neredeyse 3 yıldır bu çalışmaları yapıyorum yapmasına ama henüz bir köyde modern bir kütüphane kuracak gücüm yok. Bir ay öncesine kadar köylere gidecek bir arabamız bile yoktu, bazen eşten dosttan ödünç alıyordum arabalarını, bazen de paramız olursa kiralıyorduk. Sağolsun, yurtdışında yaşayan bir iş insanımız yardımcı oldu ve yenice bir araç alabildik.

Neredeyse 3 yıldır bu çalışmaları yapıyorum yapmasına ama henüz bir köyde modern bir kütüphane kuracak gücüm yok. Bir ay öncesine kadar köylere gidecek bir arabamız bile yoktu, bazen eşten dosttan alıyordum ödünç alıyordum arabalarını, bazen de paramız olursa kiralıyorduk. Sağ olsun, yurtdışında yaşayan bir iş insanımız yardımcı oldu ve yenice bir araç alabildik.

Ama benim umudum her daim yüksek. Yakın zamanda bu güzel kütüphaneleri kurmaya başlayacağız. Şimdi sponsor arıyorum ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey ile görüşmeye çalışıyorum.

Yel değirmenlerine karşı savaşmak

Aslında sonuç olarak benimkisi bir tür Don Kişotluk, yel değirmenlerine karşı savaşıyorum. Zaman zaman ben de umutsuzluğa kapılıyorum. Yorucu bir işte çalışıyorum, bir yandan evimi geçindirmem lazım, bir yandan da kalan mesaimin çoğunu bu işlere harcıyorum. Ama öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki umudum ne zaman kırılsa tekrar tekrar yeşeriyor.Genelde gittiğim köylerde çocuklara telefonumu bırakıyorum, “çocuklar kitapları okuyunca beni ararsanız, ben yine gelirim” diyorum. Önceleri bir kişi arasa çok seviniyordum şimdilerde çoğaldı bu rakamlar.

3 yıllık gözlemlerime ve tecrübeme dayanarak söylüyorum ki, kız çocukları okumaya çok ama çok daha istekli. Okuduğunuz kitapları anlatın diye sorduğumda, en çok kız çocukları bıcır bıcır konuşuyor. İnsanın umudu artıyor.

En başından beri diyorum ki, tek bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırabilirsek, bir çocuğun ufkunu açabilirsek, tamamdır, bu emekler boşa gitmiyor. Ve galiba gerçekten bir şeyler oluyor, bir şeyler değişiyor.

Twitter: @ahmetyrlikaya

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 18 Eylül 2019’da yayımlanmıştır.

Ahmet Yerlikaya
Ahmet Yerlikaya
Ahmet Yerlikaya - Kitap ve Çocuk Derneği kurucu başkanı, işçi. 1987 yılında Kahramanmaraş Türkoğlu’nda doğdu. İlkokulu Doluca Şehit Ali Can İlkokulu’nda, ortaokulu Namık Kemal Ortaokulu’nda, liseyi Türkoğlu Anadolu Lisesi’nde okudu. Bu zamana kadar inşaat işçiliği, radyo programcılığı, reklam ajansı gibi bir birinden bağımsız ve alakasız işlerde çalıştı. 2017 yılında Semra Mengeş ile evlendi, 4 aylık bir oğlu var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x