7 Haziran’da Ermenistan’dan gerçekleşen seçimleri ülkenin mevcut Başbakanı Nikol Paşinyan kazandı. Paşinyan’ın liderliğini yaptığı Sivil Sözleşme Partisi oyların yüzde 49,8’ini alırken, Rus vatandaşlığı da olan iş insanı Samvel Karapetyan’ın bloğu yüzde 23, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın başkanı olduğu Ermenistan İttifakı ise yüzde 10 civarında oy aldı.
Sonuçlar Paşinyan’ın Rusya yanlısı muhalefete karşı üstünlüğünü ortaya koydu. Seçim kampanyasındaki tartışmalara Paşinyan’ın Batı ile yakınlaşması, Türkiye’yle normalleşme, Azerbaycan’la barış süreci, Rusya yanlısı muhalefetin eleştirileri ve Moskova’nın artan baskısı damga vurdu. Bundan dolayı seçimler adeta ülkenin dış politika referandumuna döndü.
Seçim kampanyası süresince Moskova ve Erivan arasındaki gerilim artarken, açıklamaların tonu zaman zaman değişti ve seçimler Ermenistan açısından adeta Batı ile Rusya arasında bir tercihe dönüştü. Bu da ortaya şu soruyu çıkardı: Paşinyan’ın zaferi Ermenistan’ı Rusya’dan stratejik bir kopuşa mı götürür mü, yoksa Moskova ile ilişkiler sadece geçici bir kriz döneminden mi geçiyor?
Bu soruyu cevaplayabilmek için 2. Karabağ Savaşı sonrası Ermenistan’ın dış politika yörüngesinin nasıl Moskova’dan uzaklaştığına ve Rusya ile Ermenistan arasında son günlerde ortaya çıkan gerilime bakmak gerekiyor.
Paşinyan’dan önce, Paşinyan’dan sonra
Ermenistan’ın 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden ayrılmasından ve bağımsızlığını kazanmasından sonra da Rusya’nın Ermenistan üzerindeki hegemonyası ve hamilik rolü devam etti. Ermenistan’ın Karabağ’ı işgal etmiş olması, iki komşusu olan Türkiye ve Azerbaycan ile yaşadığı sorun ve ikisi tarafından izole edilmesi Erivan’ın güvenlik mimarisini büyük ölçüde Rusya’ya dayandırmasına neden oldu. Rus askeri üssü ülkede kaldı, Ermenistan Rusya’nın başını çektiği Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü içinde yer aldı, enerji ve stratejik sektörlerde Rusya’ya bağımlı hale geldi.
Paşinyan’ın 2018’de iktidara gelmesinden önce ülke yönetiminde Rusya ile yakın ilişkilere sahip Karabağ klanı (Karabağ kökenli güvenlikçi, oligarkik elitler) belirleyici role sahip oldu. Paşinyan’ın yönetime gelişiyle birlikte bu düzen kırıldı. Ülke hem iç hem de dış politikada büyük bir değişime yöneldi.
Dış politikada çeşitlendirme
2020’deki Karabağ Savaşı ve özellikle Azerbaycan’ın 2023’te Dağlık Karabağ üzerinde fiili kontrolü sağlaması, Ermeni kamuoyunda Rusya’ya duyulan güveni derinden sarstı. Paşinyan yönetimi, Moskova’nın Ermenistan’ın güvenlik beklentilerine cevap vermediği kanaatini giderek daha açık biçimde dile getirmeye başladı. Ermenistan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üyeliğini dondurdu.
Paşinyan yönetimi Rusya’nın hegemonyasını azaltmak için dış politikasını çeşitlendirmeye başladı. Erivan, Fransa ve Hindistan ile askerî tedarik anlaşmaları yaptı. Erivan Türkiye ile normalleşme ve Azerbaycan ile barış sürecini başlattı. Bu sayede Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile sınırlarının açılması süreci başladı.
Son aylarda Ermenistan’ın Batı ile yakınlaşma süreci daha da ivme kazandı. Paşinyan ülkesinin Avrupa Birliği’ne katılmak istediğini daha sık dile getirmeye başladı. Şubat ayında Parlamento, katılım sürecini başlatan yasa tasarısının ilk okumasını onayladı. Ayrıca 4 Mayıs tarihinde birçok Avrupalı liderin katılımıyla Erivan’da Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesi gerçekleşti. Ermenistan’ın Avrupa ile yakınlaşmaya başlaması Moskova’da büyük rahatsızlık uyandırmaya başladı. Moskova’dan Ermenistan’ın hem Avrasya Ekonomik Birliği’nde (AEB) hem de Avrupa Birliği’nde olamayacağına dair peş peşe açıklamalar geldi.
Buna karşılık Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, “Atasözünde de denildiği gibi Ermenistan aynı anda iki düğünde dans edemez” dedi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Ermenistan’ın AB ile yakınlaşmasının ikili ilişkileri ve stratejik ortaklığı zayıflattığını ve Ermenistan yönetiminin AB ile yakınlaşma süreci devam ederken, Avrasya Ekonomik Birliği’nde kalamayacağını belirtti. Diğer önemli bir açıklama da Putin’den geldi. Putin de Ermenistan’ın AB’ye girmesi halinde, Rus pazarına gönderdiği tarım ürünleri için Avrasya Ekonomik Birliği standartlarının artık geçerli olmayacağını söyledi.
Putin’e göre, Avrasya Ekonomik Birliği’nden çıkması halinde Erivan, birlik tarafından kabul edilen serbest ticaret anlaşmalarına erişimini kaybedecek, demiryolu taşımacılığı tarifelerinde artış ve karayolu taşımacılarına yönelik şartların sıkılaştırılmasıyla karşı karşıya kalacak ve enerji fiyatlarındaki artış Ermenistan GSYH’sinde en az yüzde 14’lük bir kayba yol açacak.
En dikkat çekici açıklama ise Rusya’nın müttefiki olan Belarus’un Devlet Başkanı Lukaşenko’dan geldi. Lukaşenko, Ukrayna örneğini vererek Ermenistan’a gözdağı verdi: “Ermenilerin çok dikkatli davranması gerekiyor. Tanrı muhafaza Ukrayna’da yaşananların tekrarlanmaması için. Ukrayna’da da her şey tam da böyle başlamıştı. Daha yeni savaştan çıkmış olan Ermenilerin bu nedenle kötü bir duruma düşmemek için aceleci davranmamaları gerekiyor. Avrasya Ekonomik Birliği yerine Avrupa Birliği ile yakınlaşmayı tercih etmeden önce Ermeni halkının çok ciddi şekilde düşünmesi gerekir.”
Ermenistan Ukrayna olur mu?
Bu açıklama Ermenistan, Batı ile entegrasyonunu daha da arttırır ve Avrasya Ekonomik Birliği’nden çıkarsa, Ukrayna’nın yaşadığı durumla karşı karşıya kalır ve ikinci Ukrayna olur mu sorusunu akıllara getiriyor.
Hatırlatmak gerekirse, Rusya’nın Ukrayna savaşını başlatmasındaki en önemli nedenlerden biri, Ukrayna’nın Rusya’nın nüfuzundan tamamen çıkıp, Batı ile entegre olmak ve NATO’ya katılmak istemesiydi. 2008 yılında Rusya-Gürcistan savaşının başlamasındaki nedenlerden birisi de Gürcistan’ın Batı’ya yönelmesi ve NATO üyeliğini amaçlaması oldu. Şu anda Ukrayna savaşıyla meşgul olan Rusya’nın kısa vadede Ermenistan’a askerî müdahalede bulunması düşük ihtimal. Fakat Rusya yüzyıllardır arka bahçesi olarak gördüğü Güney Kafkasya’da ve Ermenistan’da oyun dışı kaldığını düşündüğü takdirde sessizce çekilmeyecektir.
Moskova’nın baskı yöntemleri
Rusya, şu anda Ermenistan’a ekonomik ve diplomatik baskı yöntemlerini kullanıyor. Moskova, Ermenistan’dan Rusya’ya ithal edilen meyve, sebze, balık ve alkol ürünlerine yaptırım uygulamaya başladı. Diğer bir nokta da, Ermenistan tarafı Rusya’dan ucuz fiyata doğalgaz alıyor. Şu anda Rusya’dan Ermenistan’a gaz sevkiyatı devam etse de ileride iki ülke ilişkileri daha da bozulur ve Erivan Brüksel’e daha da yakınlaşırsa Rusya’nın gaz konusunu da baskı aracı haline getirmesi mümkün.
Öte yandan Moskova baskı yöntemlerini kullanıyor fakat bunun işlemediği de seçim sonuçlarıyla ortaya çıkmış durumda.
Ukrayna örneğinden ders çıkaran Paşinyan ise Rusya ile ilişkilerde ihtiyatlı davranıyor. Rusya ile kademeli kopuş yolunu seçmiş gözüküyor. Paşinyan, Ermenistan’ın asla Rusya karşıtı eylemlere girişmeyeceğini ve Rusya’ya düşmanlık beslemeyeceğini söylüyor. Ayrıca Paşinyan yönetimi, Erivan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılmayı şu an düşünmediğini, ancak mesele acil bir hal aldığı takdirde Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği arasında seçim yapacağını ifade ediyor.
Ermenistan Rusya’dan kopabilir mi?
Ermenistan’ın Rusya’dan tamamen kopması kısa vadede mümkün değil. Bundaki en önemli nedenler; Ermenistan’ın Rusya’ya ekonomik ve enerji bağımlılığı, Rusya’daki yoğun Ermeni nüfusu ve işçi dövizleri, Avrasya pazarlarına erişim, AB’nin şu anda Ermenistan’a güçlü bir alternatif ve üyelik sunmaması. Bu nedenle Ermenistan’ın Batı’ya yönelişi, ani ve kesin bir kopuştan ziyade Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmaya dönük kademeli bir dengeleme stratejisi.
Sonuç olarak, Rusya-Ermenistan ilişkilerinde mutlak bir kopuştan ziyade tarihsel bağımlılık modelinin çözüldüğünü söyleyebiliriz. Kopuş henüz tamamlanmış değil fakat seçim sonuçları, çözülmenin hızlanacağını ve Ermeni halkının da buna onay verdiğini gösteriyor.
Rusya açısından jeopolitik bir sınava dönüşen seçimler Moskova’nın mevcut politikalarının ve araçlarının eski Sovyet coğrafyasındaki ülkeleri kendi ekseninde tutmaya yetmediğini gösteriyor. Rusya dış politikada paradigma değişikliğine gitmediği ve bu ülkelerle farklı bir ilişki biçimi kurmadığı sürece Güney Kafkasya’da ve eski Sovyet coğrafyasında nüfuzunu kaybedebilir. Ukrayna savaşının devam etmesi de Moskova’nın nüfuz kaybında katalizör görevi görüyor ve başka aktörlerin bölgeye daha fazla girmesini sağlıyor. Rusya’nın Ukrayna savaşıyla meşgul olması Ermenistan ve Azerbaycan gibi ülkeler için Moskova’nın etki alanından uzaklaşmak ve dış politikalarını çeşitlendirmek için fırsat olarak görülüyor.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 15 Haziran 2026’da yayımlanmıştır.



