Toplum

27 Kasım 2020

Yazdır

Ayurveda salgınla mücadelede etkili bir silah olabilir mi?

2000’li yılların modern insanın hayatına eklediği en önemli trendlerden biri de, sağlıklı yaşam tutkusu, ölüm ve yaşlılığı öteleme çabaları oldu. Günümüz insanı, imkanları ölçüsünde, daha sağlıklı, daha genç, daha zinde olmanın peşinde… Kimi diyetisyenlerin tariflerini not ediyor, parklardaki jimnastik aletlerini kullanıyor, kimi özel antrenörlerle spor yaparken, sağlıklı yaşam merkezlerinin kapısını aşındırıyor.

Sağlıklı yaşam belki de hiç olmadığı kadar revaçta. Bu uğurda sürekli yeni diyet listeleri, beslenme düzenleri popüler oluyor; ketojenik, alkalik, aralıklı oruç, vegan, vs… Ancak yetersiz bilgi ya da bir reçetenin her bireye iyi geleceği şeklindeki yanlış algı, sağlıklı yaşam arayışını sıklıkla aksi sonuçlara götürebiliyor.

Sağlıklı beslenme konusunda da ticari bir piyasa oluşmuş durumda. Sürekli farklı isimlerde beslenme, anti-aging, detoks yöntemleri ve ürünleri piyasaya sürülüyor, hepsinin artıları eksileri var. Ortalıkta dolaşan reçetelerin, listelerin, beslenme önerilerinin tıbbi kaynağının olması ise elzem.

Dünyada geçerli üç tıp sisteminden biri

Dünya Sağlık Teşkilatı’na göre dünyada üç tane tıp sistemi var. Birincisi, modern tıp denen Batı tıbbı yani allopatik, etkiye – tepki tıbbı. İkincisi, Çin tıbbı. Üçüncüsü ise kökenleri beş bin yıl, günümüze dek hiç bozulmadan gelen, yazılı ilk kaynakları üç bin yıl öncesine uzanan, dünyanın bilinen en eski sistematik tıp bilimi Ayurveda.

Ayurveda, iki kelimenin birleşiminden oluşuyor; ayur ‘yaşam’, veda ‘bilim ve sanat’ demek yani yaşam sanatı… Yüzyıllarca, İngiliz yönetimi altında ihmal edilen hatta yasaklanan Ayurveda, Hindistan’da en sistemli hali ve dünya standartlarında 5,5 yıllık bir tıp eğitimi veren çok sayıda üniversite ile varlığını sürdürüyor. 2005 yılından itibaren ise, bitkisel ilaçları, kişiye özel tedavi yöntemleri, yaşam tarzı, beslenme teknikleri ve anti-aging uygulamalarıyla yaygınlaşmaya başladı. Batıda başta ABD, İngiltere ve Almanya’da da üniversite ve özel kurumlarda eğitimi veriliyor, doktorlar ya da bu alanda özel eğitim almış kişiler tarafından uygulanıyor.

Batı tıbbından farkı ne?

Bugüne kadar tıp ya da doktor kelimesi bize sadece hastalıkları ve hastalıkların tedavisini çağrıştırdı. Çünkü çevremizde baskın ve etkili olarak gördüğümüz tek tıp sistemi, modern tıp olarak bilinen Batı tıbbı.

Modern tıp sisteminin temel özelliği de, hastalığın ortaya çıkışını bekleyip, hastalığı belirtilerinden başlayarak tedavi etmektir. Modern tıp sisteminin koruyucu hekimlik yönü, ağırlıklı olarak salgın hastalıkları önlemeye yönelik aşı ve hijyen yöntemleridir. Bunun yanında önerilen check-up yöntemleri ise daha çok hastalığı erken safhalarında yakalayıp daha kolay tedavi etme amacı ile uygulanır. Bu nedenle modern tıbbı ‘etkiye tepki’ tıbbı olarak da adlandırabiliriz.

Ancak son yıllarda tıptaki son gelişmeler ve Nobel ödülü alan pek çok çalışmada, yeni teknolojilerin yardımıyla bağışıklık sistemlerini güçlendirmeye odaklanıldığını görüyoruz. Ayurveda öğretisinin odağında da, insan vücudunun temel savunma sistemi olan bağışıklığı güçlendirmek var.

Her canlı benzersizdir

Ayurveda tıp bilimini modern tıptan ayıran temel farklılık, Ayurveda’nın dünyadaki tüm canlı varlıkların benzersiz olduğunu kabul etmesidir. Sadece bunu kabul etmekle kalmaz, tüm canlıların benzersizliğini ortaya koyan ve sınıflandıran bir şablon sistemi vardır, buna Tridosha teorisi adı verilir.

Bu teoriye göre, evreni oluşturan beş temel prensip vardır yani bir başka deyişle her canlı – cansız varlık beş temel elementin özelliklerini taşır: Boşluk, hava, ateş, su ve toprak. Bu beş temel element üç ana kuvvet altında toplanır, yaşamımıza üç temel enerji olarak yansır: Hava ve boşluğun bileşimi Vata, ateş ve suyun bileşimi Pitta, su ve toprağın bileşimi Kapha’dır. Dosha adı verilen bu üç kuvvetin/enerjinin Sub dosha adı verilen, çok farklı fonksiyon ve özelliklere sahip beşer alt dalı vardır.

Ayurveda öğretisine göre, göre tüm canlı varlıklarda bu üç kuvvetten de bulunur. Ancak farklı oranlarda ve açılarda… İşte bu üç kuvvetin/enerjinin birçok alt özelliğinin sınırsız kombinasyonu ile tüm canlıların benzersizliği kolayca ortaya konur. Tridosha sistemini kavrayıp, yaşamını buna göre biraz olsun düzenleyebilen bir insan önemli ölçüde sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürebilir.

Ayurveda insana nasıl yaklaşır?

Ayurveda her insanı, kendine özel bir beden ve ruhsal yapısı olan bir varlık olarak ele alır. Her insan kendine özgü coğrafi ve sosyal bir ortamda doğar ve yaşar. Her insan sağlıklı bir yaşam sürmek, mutlu olmak ister, toplumda saygın bir konum hayal eder. Uzun bir ömrü olmasını diler. Çoğunlukla hiç açığa vuramasa da sağlıklı, mutlu ve ileri yaşlara kadar devam edecek başarılı bir cinsel yaşamı olsun ister. Çoğalmak ve sağlıklı çocuklar yetiştirmeyi arzular.

Ayurveda sıradan bir beslenme veya tedavi sistemi değil. Temel amacı da, her insanın farklı olduğunu gerçeğini göz önünde bulundurarak ve toptancı çözüm ve tedavilerden kaçınarak insanların bu en doğal hak ve isteklerini gerçekleştirmek için yardımcı olmak. Bunun için öncelikle kişinin kendine özgü yapısını anlamasına yardımcı olur, kişinin kimseye bağımlı olmadan, kendi kendine sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesi için yöntemler ve taktikler öğretir.

İnsanın yaşamında sorunlar ve hastalıklar ortaya çıktığında ise, öncelikle zarar vermemeyi dikkate alarak doğal yöntemler ve bitkisel ilaçlarla tedavi etmeye çalışır. Tedavi yöntemleri ise modern yöntemlerden farklı olarak, sorunun ortaya çıkış nedenini tespit ederek kökten tedavi etme amaçlıdır.

Hastalıklardan uzak durmanın yolu ne?

Temel prensibi vücudun temel savunma sistemi olan bağışıklığı güçlendirmek olan Ayurveda’ya göre üç davranıştan uzak duran insan hasta olmaz.

Bunlardan ilki (prajnaparadha), bilerek hatalı şeyler yapmak, yiyip, içmek olarak özetlenebilir. Mesela fazla yemek (midemizin kapasitesi, bir kerede her iki el avucumuzun miktarı kadardır), düzenli spor yapmamak (sadece kas eklem sistemimiz değil, her şeyi düzenleyen sinir sistemi de zayıflar) ya da gündüz uyumak (metabolizmanızı yavaşlatır), bu tür davranışlara örnek olarak verilebilir.

İkinci zararlı davranış (asatmendriyartha samyoga) ise organları düzgün kullanmamak veya fazla kullanmak, kullanmamak ya da normal dışı kullanmak olarak tanımlanır. Örneğin çok güneşli günlerde özellikle deniz kenarı ve karlı bölgelerde güneş gözlüğü kullanmamak, uzun süre çok yüksek sesli müzik dinlemek çok zararlıdır.

Üçüncü olarak da (parinama ve kala), duruma, zamana, yaşa ve mevsime göre davranmamak, sakıncalı bir tutum olarak düşünülür. Örneğin sıcak yaz günlerinde kalın kıyafetlerle aşırı terlemek ya da soğuk kış günlerinde çok ince giyinmek, kışın dondurma yemek, salata ve sandviçlerle beslenmek.

Ayurvedik tıp sistemine göre, sağlıklı kalmak için insan doğuştan gelen beden tipini ve sorunlarını bilmelidir. Mümkünse Ayurvedik tıp doktoru, mümkün olamadığında da Ayurveda eğitimi görmüş bir kişiden yardım almak fayda sağlar.

Ayurveda veganlığı teşvik eder mi?

Ayurveda insanı bir bütün olarak ele alır, fiziksel ve ruhsal yapısı, yaşadığı ortam, iklim, yedikleri, evren hepsi bir bütünün parçasıdır. Beslenme de ayurvedik yaşam tarzının en önemli özelliklerinden biridir. Ancak burada yanlış bilinen pek çok bilgiyle karşılaşmak söz konusudur. Bunlardan biri de, Ayurveda’nın veganlıkla ilişkisi hakkındadır.

Ayurveda, vejeteryan veya vegan olunması için teşvik etmez. Herkesin kendi ihtiyaçlarına, ev şartlarına göre tavsiyeler verir, teknikler önerir. Yoğun meditasyon ile ruhsal gelişim hedefleyenlere vejeteryan veya vegan olmalarını tavsiye eder. Herkes kolaylıkla vejeteryanlığı seçebilir ve çok faydasını görür.
Vegan olmak iste ruhsal bir hazırlık ve dikkat gerektirir. Sağlığınız hassas bir dengedir. Bu kararları alırken dengeyi bozmamak önemlidir.

Bağışıklığı güçlendirmede en doğru sistem

Dünya Sağlık Teşkilatı, 2012 yılında benim Hindistan’da eğitim aldığım üniversitede bir çalışma düzenleyerek ardından 10 yıllık bir araştırma ve uyum projesi başlattı. Çalışmanın ve projenin özünde yatan fikir özetle şuydu:

“Modern tıp oluşabilecek salgınlara karşısında yetersiz. Çünkü bağışıklığı güçlendirme, salgınları oluşurken durdurma gibi özelliklere sahip değil. Ayurveda tıp sistemi ise bu konuda dünyadaki tek, yeterli sistem. Bu sebeple Ayurveda öğretisini, bilgisini bağışıklık düzenleme ve salgınlardan korunma sistemi olarak yaygınlaştırmalıyız.”

Bu çalışmadan sekiz yıl sonra dünya bir pandemiyle karşı karşıya kaldı ve Dünya Sağlık Örgütü ve o çalışma grubunun haklılığı, günümüzde tüm dünyayı etkileyen ve çaresiz bırakan salgınla ortaya konmuş oldu.

Sizi güçlendirecek/ hayatınızı güzelleştirecek birkaç tavsiye

Ayurveda tıp sisteminin prensiplerine uygun temel birkaç tavsiye mutlu ve uzun bir yaşam sürme arayışında olanlara yardımcı olabilir. İşte onlardan birkaçı:

  • Her sabah saat 07:00’den önce uyanmış olun.
  • 50’şer gram toz zencefil ve zerdeçal + 10 gram karabiber + yeterince balı karıştırarak bir macun hazırlayın. Her sabah ilk iş olarak macununuzdan 1 tatlı kaşığı alıp hemen sonra bir bardak (birer yemek kaşığı elma sirkesi ve/veya limon suyu eklenmiş) vücut ısısında su için.
  • Dişlerle birlikte dilinizi de fırçalayın. Ilık su ile gargara yapın. Eğer isterseniz her iki burun deliğinize ve kulaklarınıza birer damla susam / badem yağı damlatın. Gözünüzü gül suyu ile yıkayın.
  • Duş sonrası çok az yağ ile tüm vücudunuza 2-3 dakika masaj yapın.
  • Mutlaka en az 5-10 dakika yoga yapın (Güneşi selamlama ve/veya Tibet beşlisi gibi herkesin yapabileceği çok basit birkaç hareketle başlayıp daha sonra arzu ederseniz bir yoga hocasından da destek alabilirsiniz).
  • Mevsimlere uygun davranın.
  • Öğle yemeğini atlamayın.
  • Spor yaparken, profesyonel değilseniz kendinizi zorlamayın.
  • Akşam yemeklerinden sonra meyve yemeyin.

Kaynaklar:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3665091/

http://www.ayurveduniversity.edu.in/IQAC/ssr%20ii.pdf

http://jssamch.org/panchakarma-detoxification/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/?term=ayurveda

https://healthy.net/2000/12/06/ayurveda-a-brief-introduction-and-guide-to-the-three-doshsas-2/

https://everydayayurveda.org/panchakarma-anyway-interview-ayurvedic-doctor/

http://www.ayurvedaamritvani.com/ritucharya—seasonal-regimen.html

https://theayurvedaexperience.com/blogs/tae/14-proven-scientific-benefits-of-ayurvedic-massage-with-references-abhyanga-benefits

http://www.ccras.nic.in/sites/default/files/viewpdf/News_Bulletin/News%20letter%20English%20Vol%2027%20No.2.pdf

https://www.easyayurveda.com/2019/01/11/doshas-sense-organs/

WHO ve Ayurveda

http://www.who.int/intellectualproperty/studies/traditional_medicine/en/index.html

http://ctri.nic.in/Clinicaltrials/WriteReadData/news/3262440448advtjamnagar.pdf

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 27 Kasım 2020’de yayımlanmıştır.

M. Buğra Öktem

Dr. M. Buğra Öktem - 1964 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu. Orta öğrenimini Özel Tarsus Amerikan Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde eğitimine devam etti. 1990 yılında Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1992 – 2004 yılları arasında Antalya ve Marmaris’te turizm sektöründe doktor ve danışman olarak çalıştı. 1998 yılından itibaren Türkiye ve yurt dışında farklı ülkelerdeki farklı doğal tedavi yöntemlerini incelemeye başladı. Bitkisel ilaçlar konusunda Almanya, Fransa ve Uzakdoğu’da incelemeler yaptı. 2002 - 2004 yılları arasında Ayurveda konusunda Hindistan Sağlık Bakanlığı tarafından en iyi kurumlardan biri olarak kabul edilen Gujarat Ayurved University’de eğitimler aldı. 2003 yılında Ulusal Ayurveda Kongresi’ne katıldı. 2004 yılında Kerala bölgesindeki Hindistan’ın en ünlü Özel Ayurveda Hastanesi’nde uygulamalar ve bitkisel ilaç üretimleri konusunda çalışmalar yaptı. 2006’dan beri Türkiye’de de detoks ve anti-aging konularında tedavilerine devam ediyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend