Dağılmış dikkatinizi nasıl yeniden toplayabilirsiniz?

Teknoloji sayesinde dikkat dağıtıcılarla çevrili hayatınızda bir işe odaklanmakta zorlanıyor musunuz? Belki de ‘beyin çürümesi’nden mustaripsiniz. Peki tek sorun teknoloji mi? Doğa, beyninizi doğru yönlendirerek dikkatinizi toplamanızı nasıl mümkün kılabilir?

Büyüklü küçüklü ekranlar… Kısa, daha da kısa videolar… Hepsi dikkatimizin önemli bir bölümünü gasp ederken çoğu zaman geriye kalanla işlerimizi göremez hale geliyoruz. Deneyimli teknoloji muhabiri Adam Clark Estes, Vox internet sitesinde yayımlanan yazısında tam da bu konuyu ele alıyor ve dikkatimizi toplamak ve sürdürmek için farklı bir yol öneriyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Kendinizi dizüstü bilgisayarınızın başında kamburlaşmış, donuk gözler ve açık bir ağızla modern hayatın size fırlattığı bilgi miktarından şaşalamış halde bulduğunuz oluyor mu? Telefonunuza bakmak için bir mola veriyor ya da işinizi bitirmeniz gerekirken e-postalarınızı kontrol ederek bir tarayıcı sekmesinden diğerine geçiyor olabilirsiniz.

Kimileri buna TikTok beyni diyor, kimileri de beyin çürümesi. Meali, çok fazla kısa video ve sosyal medya akışı arasında gezinmenin neden olduğu, beyninizi küçük dopamin patlamaları aramaya alıştıran ve birkaç saniyeden fazla herhangi bir şeye odaklanma yeteneğinizi mahveden bir 21’inci yüzyıl hastalığı. Bu rahatsızlığa sahip kişiler kitap okuyamayabilir, hatta uzun metrajlı filmleri izleyemeyebilirler. Kısa videolar izlemek dışında hiçbir şey yapamazlar; bu da onları hareketsizleştirir. (…)

TikTok bile kullanmıyorum ama sürekli böyle hissediyorum. Bana orta düzeyde zihinsel dayanıklılık gerektiren bir görevi tamamlamak için bir saat verin, 55 dakika boyunca yapacak başka şeyler bulurum. Görevden kaçınmıyorum. Ama bir kere başladım mı, ne kadar uğraşırsam uğraşayım, zihnim durmaksızın başka yerlere gidiyor.

Bu durumdan teknolojinin sorumlu olduğunu düşünebilirsiniz, ki ben de öyle yapıyorum. Ancak asıl sorun beynimize nasıl davrandığımızla ilgili. Genel olarak insan beyni, aynı anda yalnızca bir şeyi işleyen analog bir bilgisayar gibi çalışır ve görevler arasında geçiş yapmanın bir bedeli vardır: Bilişsel kaynaklarınızı tüketir ve bu da dikkat etmeyi zorlaştırır. Bunu ne kadar çok yaparsanız, davranış o kadar yerleşir. (…)

İnsan dikkat süresinin, sürekli dikkat (bir göreve belirli bir süre boyunca odaklanma yeteneği) ve seçici dikkat (alakasız ayrıntıları göz ardı ederken belirli bilgileri alma kapasitesi) dahil olmak üzere farklı türleri vardır. Değişimli dikkat (alternating attention; yani görevler arasında hızla geçiş yapmak için gereken zihinsel esneklik) ve bölünmüş dikkat (aynı anda birden fazla şeyi işleme kapasitesi) bilişsel kaynaklarınızı zorlar. Hepsi, beynin komuta merkezi olan prefrontal korteks tarafından yönetilir. Bilişsel yorgunluğunuzun fiziksel nedeni, beynin bu bölümüne daha az kan akışının olmasıdır.

İyi haber şu ki bu hasar kalıcı değil. İnsan beyninin odaklanma kapasitesi, herkesin akşamlarını roman okuyarak ve kazak örerek geçirdiği 19’uncu yüzyıldaki kadar sağlam. Elbette o zamandan beri çok şey değişti. Akıllı telefonlar bizi sonsuz miktarda bilgi tüketmeye ittiğinden, psikologlar parçalanan dikkatimizi yeniden toparlamanın yolları üzerinde çalışıyor. (…)

Miami Üniversitesi’nden sinirbilim profesörü, Peak Mind kitabının yazarı Amishi Jha şöyle diyor: ‘En çok ihtiyacımız olan şey, dikkatimizin anbean nerede olduğunu bilme kapasitesi ve onu kasıtlı olarak yönlendirebilmek için daha fazla kontrol sahibi olmaktır. Bilişsel yorgunluk ve aşırı yüklenmeden kurtulmak, ancak daha fazla bilgi tüketmeye çalışmayı bırakmakla mümkün olabilir.’ Başka bir deyişle, dikkatinizi geri kazanmak için öncelikle dikkatinizin nerede olduğunun farkında olmalısınız. Bu, sosyal medya akışlarında dalgın biçimde kaybolmaya daha az zihinsel enerji harcamak ve gerçekten ilgilendiğiniz şeylere daha fazla odaklanmak anlamına gelir. Ayrıca beyninize dinlenme ve iyileşme şansı da vermelisiniz. Telefonunuza bakmak, şarj olmanıza ve dikkat sürenizi geri kazanmanıza yardımcı olmaz; ama bir ağaca bakmak olur.

Beyninizin dinlenmesine izin verin

Dikkat süreniz üzerine düşünmenin bir yolu, neyin gönüllü neyin gönüllü olmadığını göz önünde bulundurmaktır. Parlak bir ışık ya da yüksek bir ses, neredeyse sınırsız olan istemsiz dikkatinizi harekete geçirir. Ancak bir şeye dikkat etmeye karar verdiğinizde, gönüllü veya yönlendirilmiş dikkatinizi kullanıyorsunuz demektir. Bu, sınırlı bir kaynaktır. Örneğin bir kitaba odaklanmaya çalışırken yönlendirilmiş dikkat kaynağınız azalır, ancak belirli yollarla yenilenebilir.

Dikkat mekanizmamızın nasıl çalıştığını anlamanın yolu, William James gibi 19’uncu yüzyıl psikologlarına kadar uzansa da, dikkat restorasyon teorisi (ART) sayesinde yeniden popülerlik kazanıyor. İlk olarak 1980’lerde Michigan Üniversitesi psikoloji profesörleri Stephen ve Rachel Kaplan tarafından geliştirilen düşünce ekolü, doğada zaman geçirmenin yönlendirilmiş dikkati geri kazandırdığını öne sürüyor. Teoriye göre, doğa, istemsiz dikkatimizi kendiliğinden çekerek ve bilişsel kaynaklarımızın toparlanmasına izin vererek bunu sağlıyor. (…)

Chicago Üniversitesi’nden Marc Berman ve ekibinin yürüttüğü bir çalışmada, araştırma katılımcılarına zorlu dikkat ve hafıza görevleri verildi. Katılımcılar doğada veya kentsel bir ortamda yürüyüşe gönderildi ve ardından testler tekrarlandı. Berman’a göre, doğada yürüyüşe çıkan katılımcıların test performansında yaklaşık yüzde 20’lik bir iyileşme görüldü ve bu iyileşme, katılımcıların yürüyüşü beğenip beğenmemelerinden bağımsızdı.

Berman, doğanın bizde bu etkiyi yaratmasının nedeninden tam olarak emin olmadıklarını, ancak bunun fraktallar, yani bireysel parçaları daha büyük bütüne benzeyen, tekrarlayan desenlerle (örneğin ağaç dalları veya eğrelti otu yaprakları) ilgili olabileceğini öne sürüyor. Fraktallar doğada yaygındır ve Berman, düzenli dizilimlerinin beynimizin bilgiyi işlemesine yardımcı olduğunu düşünüyor. ‘Oysa yapılı çevrede durum pek fraktal değil ve her şeyi kodlamanız gerekebilir, bu da daha yorucu olabilir’ diyor.

Elbette iş günü ortasında bir ormana gidip yürüyüş yapmak her zaman mümkün olmuyor. Berman’a göre parkta yürüyüş yapamıyorsanız, doğa manzaralarının resimlerine bakmak bile yardımcı olabilir. (Tabii bunu Instagram’da yapmamaya çalışın, çünkü sadece olumsuz haberlere bakarak vakit geçirebilirsiniz.)

Dikkatinizi bilinçli bir şekilde yönlendirin

Dikkatinizi geri kazanmak bir şeydir, ancak onu baştan itibaren korumak başlı başına bir zorluktur. Dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde, bir molaya ihtiyacınız olabilir. Eğer durum buysa, konsantre olmaya çalışarak kendinizi toparlayamazsınız. Londra Üniversitesi’nden (University College London. UCL) psikoloji ve beyin bilimleri profesörü Nilli Lavie, ‘Dikkat konusunda en büyük yanılgılardan biri, bunun sadece dikkatimizi vermemizle ilgili bir şey olduğu düşüncesidir’ diyor. ‘Sadece dikkat etmek istemek yeterli değildir.’

Bunun yerine, dikkat etmeyi sadece mümkün değil, aynı zamanda başarılabilir kılan bir ortamda olmalısınız. Bu, bilişsel kaynaklarınızı tüketecek çoklu görevlerden kaçınmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Alternatifi deneyin: Tek bir göreve odaklanmak.”

Yazar, tek bir şeye odaklanmanın, ister masanızdaki fiziksel dağınıklık ister ekranınızdaki ekstra uygulamalar veya tarayıcı sekmeleri gibi dijital dağınıklık olsun, gereksiz şeylerden kurtulmayı gerektirdiğini belirtiyor: “Tüm bildirimleri kapatmak çok önemlidir. Ayrıca telefonunuzu da saklamalı; bir çekmeceye veya başka bir odaya koymalısınız. (2017’de yayımlanan bir çalışma, telefonun görünürde olmasının bile bilişsel kapasitenizi azaltabileceğini ve konsantrasyon yeteneğinizi etkileyebileceğini ortaya koyuyor.) Mola vermeniz gerektiğinde telefonunuzu aramayın. Dışarıda yürüyüş yapın, bir ağaca bakın veya pencereden dışarı bakarak sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin.

Tek bir işe odaklanmak, o işi yaparken dikkat dağıtıcı unsurlardan kaçınarak, o işi nasıl yapacağınıza bilinçli bir şekilde odaklanmak anlamına da gelir. İş yerinde bu, projeleri belli parçalara bölmeyi gerektirebilir. Pomodoro tekniğini deneyebilirsiniz: 25 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın, alarm çalana kadar göreve yoğunlaşın, beş dakikalık bir ara verin ve tekrarlayın. (…) Şu an tüm bildirimleri kapatmaya hazır değilseniz bile, en azından insanlardan gelmeyenleri kapatabilirsiniz. (…)

Kendinize sınırlar koyun

Herhangi bir göreve yüzde yüz odaklanmak diye bir şey yoktur. Dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı unsurlar olmadığında, beyniniz aslında içe döner ve dikkatini verecek başka bir şey bulur; bu da hayal kurmaya ve zihnin dağılmasına yol açabilir. Bu arada, gündüz düşleri (hayali senaryolardan oluşan yapılandırılmış bir anlatı oluşturmak) ille de kötü değildir. Planlama ve yaratıcı düşünme konusunda size yardımcı olmak açısından verimli olabilir. Ancak zihniniz rastgele konulardan konulara savruluyorsa, tehlikeli bölgeye giriyorsunuz demektir. (…)

Peki, nasıl doğru miktarda odaklanırsınız? Dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak harika bir başlangıçtır. Dikkat etmeye benzer şekilde, bu dikkat dağıtıcı unsurları görmezden gelmek de bilişsel kaynaklarınızı tüketir, performansınızı etkiler ve hata yapmanıza neden olur. Ayrıca zaman geçtikçe görevde kalmak daha fazla çaba gerektirir. (…) Jha, ‘Birkaç dakika boyunca kendinize yeni bir bilgi kaynağı vermeyin’ diyor. ‘Sırada beklerken telefona uzanmayın. Hiçbir şey dinlemeden kısa bir yürüyüş yapın. Pencereden dışarı bakın. Zihninizin bir problemi çözmeye çalışmadan serbestçe dolaşmasına izin verin.’

Parkta bir yürüyüşe çıkın. Sakince oturun ve bir kuşa bakın. Dikkatli olmanın belki de hiç bu kadar rahatlatıcı gelmediğini fark edeceksiniz.”

Bu yazı ilk kez 11 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Adam Clark Estes’in Vox internet sitesinde yayımlanan “How to rebuild your broken attention span” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.vox.com/life/498932/attention-span-focus-tiktok-brain

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Dağılmış dikkatinizi nasıl yeniden toplayabilirsiniz?

Teknoloji sayesinde dikkat dağıtıcılarla çevrili hayatınızda bir işe odaklanmakta zorlanıyor musunuz? Belki de ‘beyin çürümesi’nden mustaripsiniz. Peki tek sorun teknoloji mi? Doğa, beyninizi doğru yönlendirerek dikkatinizi toplamanızı nasıl mümkün kılabilir?

Büyüklü küçüklü ekranlar… Kısa, daha da kısa videolar… Hepsi dikkatimizin önemli bir bölümünü gasp ederken çoğu zaman geriye kalanla işlerimizi göremez hale geliyoruz. Deneyimli teknoloji muhabiri Adam Clark Estes, Vox internet sitesinde yayımlanan yazısında tam da bu konuyu ele alıyor ve dikkatimizi toplamak ve sürdürmek için farklı bir yol öneriyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Kendinizi dizüstü bilgisayarınızın başında kamburlaşmış, donuk gözler ve açık bir ağızla modern hayatın size fırlattığı bilgi miktarından şaşalamış halde bulduğunuz oluyor mu? Telefonunuza bakmak için bir mola veriyor ya da işinizi bitirmeniz gerekirken e-postalarınızı kontrol ederek bir tarayıcı sekmesinden diğerine geçiyor olabilirsiniz.

Kimileri buna TikTok beyni diyor, kimileri de beyin çürümesi. Meali, çok fazla kısa video ve sosyal medya akışı arasında gezinmenin neden olduğu, beyninizi küçük dopamin patlamaları aramaya alıştıran ve birkaç saniyeden fazla herhangi bir şeye odaklanma yeteneğinizi mahveden bir 21’inci yüzyıl hastalığı. Bu rahatsızlığa sahip kişiler kitap okuyamayabilir, hatta uzun metrajlı filmleri izleyemeyebilirler. Kısa videolar izlemek dışında hiçbir şey yapamazlar; bu da onları hareketsizleştirir. (…)

TikTok bile kullanmıyorum ama sürekli böyle hissediyorum. Bana orta düzeyde zihinsel dayanıklılık gerektiren bir görevi tamamlamak için bir saat verin, 55 dakika boyunca yapacak başka şeyler bulurum. Görevden kaçınmıyorum. Ama bir kere başladım mı, ne kadar uğraşırsam uğraşayım, zihnim durmaksızın başka yerlere gidiyor.

Bu durumdan teknolojinin sorumlu olduğunu düşünebilirsiniz, ki ben de öyle yapıyorum. Ancak asıl sorun beynimize nasıl davrandığımızla ilgili. Genel olarak insan beyni, aynı anda yalnızca bir şeyi işleyen analog bir bilgisayar gibi çalışır ve görevler arasında geçiş yapmanın bir bedeli vardır: Bilişsel kaynaklarınızı tüketir ve bu da dikkat etmeyi zorlaştırır. Bunu ne kadar çok yaparsanız, davranış o kadar yerleşir. (…)

İnsan dikkat süresinin, sürekli dikkat (bir göreve belirli bir süre boyunca odaklanma yeteneği) ve seçici dikkat (alakasız ayrıntıları göz ardı ederken belirli bilgileri alma kapasitesi) dahil olmak üzere farklı türleri vardır. Değişimli dikkat (alternating attention; yani görevler arasında hızla geçiş yapmak için gereken zihinsel esneklik) ve bölünmüş dikkat (aynı anda birden fazla şeyi işleme kapasitesi) bilişsel kaynaklarınızı zorlar. Hepsi, beynin komuta merkezi olan prefrontal korteks tarafından yönetilir. Bilişsel yorgunluğunuzun fiziksel nedeni, beynin bu bölümüne daha az kan akışının olmasıdır.

İyi haber şu ki bu hasar kalıcı değil. İnsan beyninin odaklanma kapasitesi, herkesin akşamlarını roman okuyarak ve kazak örerek geçirdiği 19’uncu yüzyıldaki kadar sağlam. Elbette o zamandan beri çok şey değişti. Akıllı telefonlar bizi sonsuz miktarda bilgi tüketmeye ittiğinden, psikologlar parçalanan dikkatimizi yeniden toparlamanın yolları üzerinde çalışıyor. (…)

Miami Üniversitesi’nden sinirbilim profesörü, Peak Mind kitabının yazarı Amishi Jha şöyle diyor: ‘En çok ihtiyacımız olan şey, dikkatimizin anbean nerede olduğunu bilme kapasitesi ve onu kasıtlı olarak yönlendirebilmek için daha fazla kontrol sahibi olmaktır. Bilişsel yorgunluk ve aşırı yüklenmeden kurtulmak, ancak daha fazla bilgi tüketmeye çalışmayı bırakmakla mümkün olabilir.’ Başka bir deyişle, dikkatinizi geri kazanmak için öncelikle dikkatinizin nerede olduğunun farkında olmalısınız. Bu, sosyal medya akışlarında dalgın biçimde kaybolmaya daha az zihinsel enerji harcamak ve gerçekten ilgilendiğiniz şeylere daha fazla odaklanmak anlamına gelir. Ayrıca beyninize dinlenme ve iyileşme şansı da vermelisiniz. Telefonunuza bakmak, şarj olmanıza ve dikkat sürenizi geri kazanmanıza yardımcı olmaz; ama bir ağaca bakmak olur.

Beyninizin dinlenmesine izin verin

Dikkat süreniz üzerine düşünmenin bir yolu, neyin gönüllü neyin gönüllü olmadığını göz önünde bulundurmaktır. Parlak bir ışık ya da yüksek bir ses, neredeyse sınırsız olan istemsiz dikkatinizi harekete geçirir. Ancak bir şeye dikkat etmeye karar verdiğinizde, gönüllü veya yönlendirilmiş dikkatinizi kullanıyorsunuz demektir. Bu, sınırlı bir kaynaktır. Örneğin bir kitaba odaklanmaya çalışırken yönlendirilmiş dikkat kaynağınız azalır, ancak belirli yollarla yenilenebilir.

Dikkat mekanizmamızın nasıl çalıştığını anlamanın yolu, William James gibi 19’uncu yüzyıl psikologlarına kadar uzansa da, dikkat restorasyon teorisi (ART) sayesinde yeniden popülerlik kazanıyor. İlk olarak 1980’lerde Michigan Üniversitesi psikoloji profesörleri Stephen ve Rachel Kaplan tarafından geliştirilen düşünce ekolü, doğada zaman geçirmenin yönlendirilmiş dikkati geri kazandırdığını öne sürüyor. Teoriye göre, doğa, istemsiz dikkatimizi kendiliğinden çekerek ve bilişsel kaynaklarımızın toparlanmasına izin vererek bunu sağlıyor. (…)

Chicago Üniversitesi’nden Marc Berman ve ekibinin yürüttüğü bir çalışmada, araştırma katılımcılarına zorlu dikkat ve hafıza görevleri verildi. Katılımcılar doğada veya kentsel bir ortamda yürüyüşe gönderildi ve ardından testler tekrarlandı. Berman’a göre, doğada yürüyüşe çıkan katılımcıların test performansında yaklaşık yüzde 20’lik bir iyileşme görüldü ve bu iyileşme, katılımcıların yürüyüşü beğenip beğenmemelerinden bağımsızdı.

Berman, doğanın bizde bu etkiyi yaratmasının nedeninden tam olarak emin olmadıklarını, ancak bunun fraktallar, yani bireysel parçaları daha büyük bütüne benzeyen, tekrarlayan desenlerle (örneğin ağaç dalları veya eğrelti otu yaprakları) ilgili olabileceğini öne sürüyor. Fraktallar doğada yaygındır ve Berman, düzenli dizilimlerinin beynimizin bilgiyi işlemesine yardımcı olduğunu düşünüyor. ‘Oysa yapılı çevrede durum pek fraktal değil ve her şeyi kodlamanız gerekebilir, bu da daha yorucu olabilir’ diyor.

Elbette iş günü ortasında bir ormana gidip yürüyüş yapmak her zaman mümkün olmuyor. Berman’a göre parkta yürüyüş yapamıyorsanız, doğa manzaralarının resimlerine bakmak bile yardımcı olabilir. (Tabii bunu Instagram’da yapmamaya çalışın, çünkü sadece olumsuz haberlere bakarak vakit geçirebilirsiniz.)

Dikkatinizi bilinçli bir şekilde yönlendirin

Dikkatinizi geri kazanmak bir şeydir, ancak onu baştan itibaren korumak başlı başına bir zorluktur. Dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde, bir molaya ihtiyacınız olabilir. Eğer durum buysa, konsantre olmaya çalışarak kendinizi toparlayamazsınız. Londra Üniversitesi’nden (University College London. UCL) psikoloji ve beyin bilimleri profesörü Nilli Lavie, ‘Dikkat konusunda en büyük yanılgılardan biri, bunun sadece dikkatimizi vermemizle ilgili bir şey olduğu düşüncesidir’ diyor. ‘Sadece dikkat etmek istemek yeterli değildir.’

Bunun yerine, dikkat etmeyi sadece mümkün değil, aynı zamanda başarılabilir kılan bir ortamda olmalısınız. Bu, bilişsel kaynaklarınızı tüketecek çoklu görevlerden kaçınmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Alternatifi deneyin: Tek bir göreve odaklanmak.”

Yazar, tek bir şeye odaklanmanın, ister masanızdaki fiziksel dağınıklık ister ekranınızdaki ekstra uygulamalar veya tarayıcı sekmeleri gibi dijital dağınıklık olsun, gereksiz şeylerden kurtulmayı gerektirdiğini belirtiyor: “Tüm bildirimleri kapatmak çok önemlidir. Ayrıca telefonunuzu da saklamalı; bir çekmeceye veya başka bir odaya koymalısınız. (2017’de yayımlanan bir çalışma, telefonun görünürde olmasının bile bilişsel kapasitenizi azaltabileceğini ve konsantrasyon yeteneğinizi etkileyebileceğini ortaya koyuyor.) Mola vermeniz gerektiğinde telefonunuzu aramayın. Dışarıda yürüyüş yapın, bir ağaca bakın veya pencereden dışarı bakarak sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin.

Tek bir işe odaklanmak, o işi yaparken dikkat dağıtıcı unsurlardan kaçınarak, o işi nasıl yapacağınıza bilinçli bir şekilde odaklanmak anlamına da gelir. İş yerinde bu, projeleri belli parçalara bölmeyi gerektirebilir. Pomodoro tekniğini deneyebilirsiniz: 25 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın, alarm çalana kadar göreve yoğunlaşın, beş dakikalık bir ara verin ve tekrarlayın. (…) Şu an tüm bildirimleri kapatmaya hazır değilseniz bile, en azından insanlardan gelmeyenleri kapatabilirsiniz. (…)

Kendinize sınırlar koyun

Herhangi bir göreve yüzde yüz odaklanmak diye bir şey yoktur. Dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı unsurlar olmadığında, beyniniz aslında içe döner ve dikkatini verecek başka bir şey bulur; bu da hayal kurmaya ve zihnin dağılmasına yol açabilir. Bu arada, gündüz düşleri (hayali senaryolardan oluşan yapılandırılmış bir anlatı oluşturmak) ille de kötü değildir. Planlama ve yaratıcı düşünme konusunda size yardımcı olmak açısından verimli olabilir. Ancak zihniniz rastgele konulardan konulara savruluyorsa, tehlikeli bölgeye giriyorsunuz demektir. (…)

Peki, nasıl doğru miktarda odaklanırsınız? Dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak harika bir başlangıçtır. Dikkat etmeye benzer şekilde, bu dikkat dağıtıcı unsurları görmezden gelmek de bilişsel kaynaklarınızı tüketir, performansınızı etkiler ve hata yapmanıza neden olur. Ayrıca zaman geçtikçe görevde kalmak daha fazla çaba gerektirir. (…) Jha, ‘Birkaç dakika boyunca kendinize yeni bir bilgi kaynağı vermeyin’ diyor. ‘Sırada beklerken telefona uzanmayın. Hiçbir şey dinlemeden kısa bir yürüyüş yapın. Pencereden dışarı bakın. Zihninizin bir problemi çözmeye çalışmadan serbestçe dolaşmasına izin verin.’

Parkta bir yürüyüşe çıkın. Sakince oturun ve bir kuşa bakın. Dikkatli olmanın belki de hiç bu kadar rahatlatıcı gelmediğini fark edeceksiniz.”

Bu yazı ilk kez 11 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

Adam Clark Estes’in Vox internet sitesinde yayımlanan “How to rebuild your broken attention span” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.vox.com/life/498932/attention-span-focus-tiktok-brain

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x