Sıfır atık hayatımıza nasıl girer?

Sıfır atık, günümüzün sık kullanılan kavramlarından biri haline geldi. İklim krizinin etkilerini doğrudan ve her geçen gün artarak hissettiğimiz bu dönemde hepimiz sürdürülebilir yaşamı daha fazla keşfetmeye yöneliyoruz. Sürdürülebilirlik evde başladığına ve sıfır atık ile ete kemiğe büründüğüne göre sıfır atık yaklaşımını biraz daha yakından tanımakta fayda var.

Uluslararası Sıfır Atık İttifakı tarafından yapılan tanıma göre “Sıfır atık; ürünlerin, ambalajların ve diğer malzemelerin, çevre ve insan sağlığına tehdit oluşturacak şekilde yakılmadan ve/veya toprağa, suya ve havaya deşarj edilmeden sorumlu bir şekilde üretilmesi, tüketilmesi, yeniden kullanılması ve kurtarılması yoluyla tüm kaynakların korunması”1 anlamına geliyor.

Sorumlu tüketim ve sorumlu üretim

Sıfır atık, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde sorumlu üretim ve sorumlu tüketim başlığı kapsamında.

Peki bu ne demek?

Tüketim alışkanlıklarımız maalesef dünyanın taşıyabileceğinden fazla atığa, israfa ve kirliliğe neden oluyor. Üretim tarafında ise doğal kaynakları büyük bir hızla ve hesapsızca harcıyoruz. Etrafımızdaki her eşyayı, her gıdayı üretmek ve evimize kadar getirmek için hammadde, enerji ve başka pek çok kaynak kullanılıyor. Bu yönüyle her ürünün, sırtında bir ekolojik çantayla geldiğini unutmayalım! Üretim sırasında ortaya çıkan bu atıklara görünmez atık diyoruz. Örneğin bir kot pantolon için bize daha ulaşmadan önce 49 kilogram hammadde kullanılıyor.2

Bu kot ile işimiz bitince biz onu atıyoruz… Peki nereye gidiyor? Yakılma veya gömülme ilk seçenekler. Eğer siz tekstil atıklarıyla ayrıştırdıysanız veya şans eseri geri dönüşüme gittiyse elbette geri dönüştürülebilir özellik de taşıyorsa bir geri dönüşüm merkezine gitme ihtimali de seçenekler arasında. Ancak unutmayalım ki geri dönüşüm sonsuz bir döngü değil ve her geri dönüşüm aşamasında ortaya çıkan yeni üründe niteliksel kayıp yaşanıyor.

Bu girişten anlaşılacağı üzere sıfır atık, israfı sıfırlamakla neredeyse eşanlamlı. Bu nedenle öncelikle tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmek ve ardından 3 temel ilkeyi benimsemek önemli. Buna göre;

  • Atıkları kaynağında azaltıyoruz.
  • Eşyaların kullanım ömrünü uzatıyoruz.
  • Bir kere oluştuktan sonra atıkların en iyi şekilde işlenmesine katkıda bulunuyoruz.

Bu ilkeleri hayata geçirmek üzere kendi deyimiyle sıfır atık yaşam biçiminin annesi Béa Johnson bir yol haritası hazırlamış ve bu yol haritasında 5R olarak bilinen aşamaları ortaya koymuş.3

Reddet: Hayır diyerek güçlenmek

İlk aşamada tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli ve yaşam biçimimizi yeniden tasarlamalıyız. Bu aşamanın en önemli özelliği, ihtiyacımız olmayan her şeyi ve tek kullanımlık ürünleri reddetmek! Aynı zamanda doğaya yük olan ürünleri ve uygulamaları da hayatımızdan çıkarmak.

Birkaç örnekle somutlaştıralım: Tek kullanımlık plastik eşyalar (plastik poşet, pipet, yemek kapları, su şişeleri, vb.), tanıtım ürünleri ve eşantiyonlar, ambalajlı gıdalar (ekmek, plastiğe sarılmış sebze meyveler, atıştırmalıklar, vb.) gibi.

Bunun yanı sıra gereksiz asansör kullanımı, yürüme mesafesindeki yerlere arabayla gitme, duş süremizi uzun tutma gibi uygulamaları da reddetmemiz, kaynaklarımızı korumak açısından önem taşıyor. Ben bu aşamayı “Hayır” diyebilme sanatı olarak görüyorum. Hayır dedikçe hayata dair seçimlerinde güçlendiğini hissediyor insan…

Azalt: Tüketim alışkanlıklarımızı dizginlemek

İkinci aşamada ise tüketim alışkanlıklarımızla ilgili farkındalığı artırmak var. Bir başka deyişle ürün kullanımımızı azaltmaktan söz ediyoruz.

Bilmem kaçıncı tişörte, ayakkabıya, telefona ihtiyacımız yok. Bu nedenle yaşantımızı keyifle sürdüreceğimiz ölçüde ihtiyaçlarımızı karşılamak ve israftan kesinlikle kaçınmak gerekiyor. Kıtlık korkusuyla ihtiyacımız olmayan her şeyi sepete atmaktan ziyade doğaya ve bize verdiği tüm kaynaklara güvenmek ve bu kaynaklarla ihtiyaçlarımızı karşılamak önem taşıyor.

Tam da bu nedenle fazla eşyalarımızı başkalarıyla paylaşabiliriz. Bunun dışında ambalajlı gıda almak yerine kendi kaplarımızla alışveriş yapabiliriz. Ekmeğimizi, peynirimizi, sebze-meyvemizi, baharatlarımızı, vb. evimizden götürdüğümüz kaplara koyabiliriz. Araba kullanırken ayağımızı gaza temkinli basarak benzin tüketimimizi azaltabilir veya evimizin derecesini 1 derece düşürerek doğalgaz kullanımımızı sınırlandırabiliriz.

Atıklarımızı azaltmanın en verimli ve keyifli yöntemlerinden bir diğeri de evde yapmak! Kurabiyeden, ekmekten tutun atıştırmalıklara, evcil hayvan evinden sehpaya kadar pek çok şeyi evde kendimiz yapabiliriz.

Tekrar Kullan: Her ürün için ikinci bir hayat

Üçüncü aşamada ürünlerin yeniden kullanılması var. Bu noktadaki temel hedef, doğadan gelen kaynakların uzun süre kullanılması, yeniden değerlendirilmesi ve dönüştürülmesi.

Kiralamak, ödünç almak, ikinci el alışverişe yönelmek, ihtiyacı olanlara vermek, tamir etmek, çok amaçlı ürünleri tercih etmek gibi seçenekleri hayatımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bir eşyayı uzun süre kullandıktan sonra paylaşıyor ve paylaşamadıklarımızı başka amaçlarla yeniden kullanıma sokuyoruz. Bir başka deyişle hayatımızdaki her ürünün değer süresini uzatıyoruz.

Bizim artık kullanmadıklarımız veya işimize yaramayanlar başkaları için değere dönüşürken evdeki tişörtlerden temizlik bezi, toprak kaplardan saksı yaparak eşyalarımıza veya gıdamıza değer katıyoruz. Yani türetiyoruz.

Türetim ekonomisi dediğimiz ve her değerin yeni bir değer yaratmak için kullanıldığı sistemin temelinde bu yeniden değerlendirme fikri yatıyor. Bu sayede doğal kaynakların kullanılmasıyla üretilen her ürün için ikinci bir hayat başlıyor!

Geri Dönüştür: Başka çaren kalmadıysa

Dördüncü aşamada, ilk 3 aşamada sözü edilen ilkeleri uygulamamıza rağmen önleyemediğimiz atıklarımız için geri dönüşüm seçeneği var. Geri dönüşümün bir sıfır atık çözüm olmadığını artık hepimiz biliyoruz.

Geri dönüşüm, ancak ilk 3 aşamadaki ilkeleri iyiniyetli ve istekli biçimde yerine getirdiysek kalanlar için bir çözüm. Bu nedenle geri dönüşümden doğa yararına fayda elde etmek istiyorsak doğayla uyumlu içeriğe sahip ürünleri kullanmalıyız. Buna göre doğada uzun süre kalan, mikroplastik oluşturacak şekilde çözünen ve sentetik içerikli ürünleri kullanmamalıyız.

Ayrıca kullandığımız her konvansiyonel ürünün doğal ve temiz bir alternatifi olduğunu unutmayalım yeter… Cam, metal, ahşap ve kağıt geri dönüşümü en kolay olanlardan… Ama unutmayalım ki her dönüşüm süreci enerji kaybı, ürün kalitesinde gerileme, yeni bir üretim süreci demek.

Sözün özü; evet, geri dönüşüm için doğru şekilde atıklarımızı ayrıştırmalıyız ve doğru kutularla buluşturmalıyız. Bu yöndeki taleplerimizi ve beklentilerimizi belediyelere ve merkezi yönetimlere iletmeliyiz. Bir yandan da son çare olan geri dönüşümün bizi ve dünyamızı tek başına kurtarmayacağını unutmamalıyız…

Kompost Yap: Şehirde toprakla buluşmak

Son seçenek ise şehirde toprakla buluştuğumuz bir yöntem aslında… 4 kişilik bir ailenin çöpünün ortalama olarak %30’unu gıda atıklarının ve organik atıkların (hatta bu ortalama bizim ülkemizde %50’lere ulaşıyor) oluşturduğunu biliyoruz. Bu atıklar gömülse veya yakılsa büyük bir israfa neden olurdu. O yüzden bu atıkları kompost ediyoruz.

Organik atıkları ve bahçe atıklarını aerobik bir biyolojik süreç sonucunda mikro-organizmalar yardımıyla dönüştürerek toprak için son derece yüksek verimliliğe sahip bir gübre elde ediyoruz.

Kompost etmek, organik atıkları yakılmaktan ve gömülmekten kurtaran bir çözüm aslında. Bir başka deyişle oksijen ve suyun bulunduğu bir ortamda sebze-meyve kabuklarını, bahçedeki biçilmiş otları, düşen yaprakları, pişmemiş gıda atıklarını vb. geri kazanıyoruz.

Kompostun, solucan kompostu, sıcak kompost, soğuk kompost veya bokaşi kompostu gibi pek çok yöntemi var. Kendi yaşantımıza ve koşullarımıza uygun olanı seçmek önemli. Örneğin solucan kompostumuza sebze ve meyve kabuklarını, çay ve kahve artıklarını, yumurta kabuklarını, ahşap parçaları, bahçedeki yaprakları ve bahçe atıklarını, tırnak, saç, tuvalet kağıdı rulosunu ve mürekkepsiz kağıdı attık ve çok değerli solucanlarımız bunlarla beslendiler. Bize, evdeki, bahçedeki veya parktaki toprakla buluşturmak üzere besleyici bir gübre üretiyorlar!

1, 0’dan büyüktür: Harekete geçmekten çekinmeyin…

Sıfır atık uygulamalarında temel amaç, insanın ve diğer tüm canlıların ve cansızların, doğal dengeyi sarsmadan dünya üzerindeki bütüncül iyiliğini korumak. Dünyamızın fazla sabrının kalmadığını biliyoruz. O nedenle “1, 0’dan büyüktür” deyip hızla harekete geçmeli ve elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Ne kadar ve nasıl yapabiliyorsak hepsi yanımıza, dünyamıza kar kalır. Önemli olan bir cesaretle kendimizi sıfır atık yaşamın ve sürdürülebilir geleceğin kollarına atmak…

Küçük bir liste belki yeni başlayanlar için faydalı olur:

  • Yanınızda mataranızı ve hatta mümkünse kahvenizi/çayınızı taşıyın
  • Plastik poşet kullanmayın ve bez çantaya geçin
  • Gıdanızı iyi saklayın
  • Evde suyunuzu filtre edin
  • İhtiyacınız kadar alışveriş yapın
  • Başta gıda olmak üzere paketli ürünleri kullanmayı azaltın (illa paketli alacaksanız en büyük boy olanları tercih edin)
  • Gıda atıklarını yeniden değerlendirin
  • Gıda ürünlerini cam kaplarda ve kavanozlarda saklayın
  • Yerel ürünleri tercih edin (hatta yaşadığınız yere en yakın olanları)
  • Atıklarınızı doğru ayrıştırın
  • Temizlik, kişisel bakım, giyim, gıda alışverişlerinizde temiz içerikli ürünleri seçin
  • Tek kullanımlık ürünlerden vazgeçin
  • Streç filmden kendinizi kurtarın

Adım adım ilerleyen bu yolculukta bir ileri aşamadaysa;

  • Katı sabun ve şampuana geçin
  • Kompost yapın
  • Evinizde kendi sebze-meyvenizi yetiştirin
  • Temizlik ve kişisel bakım ürünlerinizi kendiniz yapın
  • Tamir edin
  • Açık satış yapan güvenilir yerleri tercih edin (kasaptan baharatçıya mahalle esnafı gibi)
  • Alışverişe giderken yanınızda kaplarınızı götürün
  • İkinci el alışveriş alternatiflerini değerlendirin
  • E-faturaya geçin
  • Evde yapabileceğiniz ürünleri deneyin
  • Yemeğinizi yanınızda taşıyın

Unutmayın; en iyi atık üretilmemiş atıktır!

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 5 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

  1. Zero Waste International Alliance, https://zwia.org
  2. ADEME, https://www.ademe.fr.
  3. Béa Johnson, Zéro Déchet, 100 Astuces pour alléger sa vie, Editions des Arenes, 2013.

Zeynep İnanç

Dr. Zeynep İnanç - Yirmi yılı aşkın bir süredir doğayla uyumlu yaşam pratikleri ve sıfır atık alışkanlıklar konularında deneyim biriktirmekte ve uluslararası planda çevrenin korunması çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Sıfır atık, permakültür, içsel dönüşüm, sorumlu dijitalleşme ve şirketler için çevresel sorumluluk gibi konularda çeşitli sertifika programlarına ve eğitim seminerlerine katıldı. Bu deneyim ve birikimlerini paylaşmak üzere Adım Adım Sıfır Atık sosyal girişimini kurdu. Eğitim seminerleri, konferanslar, denetim ve deneyim çalışmalarıyla sürdürülebilirlik ve sıfır atık merkezli danışmanlık ve proje tasarımı yapıyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend