Süleymani suikastı sonrası muhtemel senaryolar neler?

2020 tüm dünya için beklenmedik ve sarsıcı bir gelişmeyle başladı. ABD’nin bir füze saldırısıyla İran’ın Ortadoğu politikalarında en önemli ismi Kasım Süleymani’yi öldürmesi sadece İran ve ABD için değil, bölgeyle ilgili tüm aktörler için üzerine dikkatle düşünülmesi gereken bir hamleydi.

“Şimdi ne olacak?” sorusu, stratejiye, Ortadoğu’nun dinamiklerine, ABD Başkanı Donald Trump’ın kişiliğine ve İran’ın diplomasi geleneğine biraz bile vakıf olan hemen herkesin aklındaydı. Çevremizdeki yanıtlara bakarken, İran’dan İsrail’e, Rusya’dan Çin’e, Arap coğrafyasından ABD’ye konuşulan rasyonel senaryolara da göz atmak istedik.

3 Ocak’tan beri İran medyasının ana gündem maddesi Kasım Süleymani ve bu suikast sonrası İran’ın vereceği olası tepkiler. Ancak İran’daki yönetimin vereceği merakla beklenen tepki üzerine en rasyonel haberlerden biri, Fars Haber Ajansı’nda 7 Ocak’ta yayınlandı.

İran’ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı ve İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve Amiral Ali Şemhani’nin açıklamalarına yer veren haberin başlığı “13 intikam senaryosundan en zayıf senaryo, Amerika için tarihi bir kabustur” idi. Her ne kadar bu sözler medyaya yansısa da, dikkat çekmeyen detaylar İran’ın muhtemel hamlesine yönelik ipuçları veriyordu:

“Kahraman millete şu kadarını söz veriyoruz ki şehid kardeşimizin kanının intikamını almaya yönelik operasyon tek bir operasyon formatında gerçekleşmeyecektir. Amerikalıların komuta üsleri sayılan 11 ana üssü kapsayan ve ülkenin doğu ve batı sınırlarıyla en az mesafeye sahip toplamda 19 üs, ülkenin kuzeyinde ve güneyinde bulunan 8 Amerikan üssü ile birlikte teyakkuz halinde. Bu üslerin askeri teçhizat ve personellerinin ayrıntılı istatistiklerine vakıfız ve onların en küçük değişikliklerini de gözetim altında tutuyoruz.”

Henüz 8 Ocak sabaha karşı İran’ın Irak’taki iki ABD üssüne yönelik saldırısı gerçekleşmemişken yayınlanan haberde, Şemhani tepkilerinin bölgedeki Amerikan kuvvetlerine yönelik olacağını ve saldırının muhtevasını da açıklıyordu:

“Eğer bölgedeki Amerikan kuvvetleri üslerde siper almayı tercih ederlerse, kuvvetlere ek olarak üsleri de imha ederiz.”

İran bu bölgesel gücünü koruyabilecek mi?

ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiki ve İran’ın azılı düşmanı olması hasebiyle İsrail de gelişmeleri yakından takip eden ve belki de olabilecekler üzerine en çok akıl yürüten ülkelerden biri.

İsrail’in sol eğilimli gazetesi Haaretz’de yayınlanan iki dikkate değer analiz, Kasım Süleymani suikastına farklı bir açıdan bakıyordu. “Süleymani suikastından sonra 4 kritik soru” başlıklı makalede özetle bu olaya dair soru işaretlerine odaklanıyordu:

İran –Irak savaşında bir milyon kişinin ölmesinden sonra, yeni bir savaşa girmek için hem yeterli insan gücü olmayan hem de kaynakları sınırlı İran’da Kasım Süleymani doğrudan çatışmalar yerine, asimetrik savaş ve vekâlet savaşları stratejisi geliştirmişti. Süleymani’nin yönetimin karar alma mekanizmalarına artık katılamayacak olması ve öldürülmesinin yarattığı öfke, İran’ı doğrudan çatışmalara sürükler mi?

“İran –Irak savaşında bir milyon kişinin ölmesinden sonra, yeni bir savaşa girmek için hem yeterli insan gücü olmayan hem de kaynakları sınırlı İran’da Kasım Süleymani doğrudan çatışmalar yerine, asimetrik savaş ve vekâlet savaşları stratejisi geliştirmişti. Süleymani’nin yönetimin karar alma mekanizmalarına artık katılamayacak olması ve öldürülmesinin yarattığı öfke, İran’ı doğrudan çatışmalara sürükler mi?

Süleymani, inanılmaz derecede etkili biriydi. Hizbullah’ı orta ölçekli bir yapıdan, Lübnan’daki en etkili güç haline getirdi, ABD işgalinden sonra Irak’ı istikrarsızlaştıran kişiydi, Suriye’de Esad yönetimi onun sayesinde ayakta kaldı, onun yokluğunda İran bu bölgesel gücünü koruyabilecek mi?

IŞİD’e karşı üstü örtülü de olsa, birlikte hareket ettiği Süleymani gibi bir figürü öldürmek, şüphesiz stratejik bir hareket. Ama daha önce de onu öldürme fırsatı olan ABD neden şimdi harekete geçti? Trump bu emri bir anlık bir refleksle mi verdi, ABD’deki başkanlık seçimlerinde pozisyonunu mu güçlendirmek istedi?

Bir süre önce İran’a karşı sert tutum alınmasını isteyen Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’u kovan Trump, ne oldu da bu suikasta karar verdi? Bu suikasttan sonra ortaya çıkan tekin olmayan ve bilinmezlerle dolu ortamda her ikisi de ayakta kalma mücadelesi veren aşırı gururlu bir ABD Başkanı ve en akil insanını kaybetmiş İran yönetimi, dünyayı nereye sürükleyecek?”

Kazanan Netanyahu mu?

Yine Haaretz’de, 6 Ocak’ta yayınlanan “Trump Süleymani’nin hatasından faydalandı, Netanyahu en kârlı çıktı” başlıklı analizde, durum İsrail iç politikası açısından değerlendiriliyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu aylardır hakkında rüşvet, yolsuzluk ve emniyeti suiistimal iddialarıyla başa çıkmaya çalışıyordu. Son olarak İsrail Başsavcılığının üç ayrı yolsuzluk dava açmaya karar vermesi üzerine iyice sıkışmış ve milletvekili olduğu sürece mahkemeye çıkmasını önleyecek dokunulmazlığa başvurma çaresini bulmuştu. Makaleye göre, ABD’nin Süleymani suikastıyla İsrail’de yeniden “güvenlik durumu” manşetlere taşındı, bir İran saldırısı ihtimali diğer tüm konuları gündemden uzaklaştırdı. Gazeteye göre, Süleymani suikastından en kârlı çıkan, kendisi hakkındaki iddiaların şimdilik gündemden düştüğü Netanyahu oldu.

Rusya için hangi senaryo çok riskli?

Rus Kommersant gazetesinde, Marianna Belenkaya imzasıyla yayınlanan değerlendirmede, Süleymani suikastının muhtemel bölgesel sonuçları Rusya’nın çıkarları açısından ele alınıyor.

Pek çok çevrede, Süleymani’nin 2015’te Rusya’yı Suriye’ye askeri müdahaleye ikna eden isim olduğuna inanıldığını belirten yazar, Rus ordusuyla Süleymani arasında çok yakın ilişkiler olduğunun altını çiziyor.

“Bundan sonra neler olabilir?” sorusuna dair muhtemel senaryoları değerlendirirken de şu yorumu yapıyor:

“Eğer Suriye, Washington – Tahran arasındaki çarpışmanın sahasına dönüşürse, bu durum Moskova için çok büyük bir problem olur. Suriye’deki İran yanlısı gruplar Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın askeri gücünün önemli bir bölümünü oluşturuyorlar ve Şam kontrolündeki bölgelerde Rusya ile koordineli çalışıyorlar. Rusya için, İran desteği olmadan, sahada harekete geçmek zor olabilir.”

“Eğer Suriye, Washington – Tahran arasındaki çarpışmanın sahasına dönüşürse, bu durum Moskova için çok büyük bir problem olur. Suriye’deki İran yanlısı gruplar Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın askeri gücünün önemli bir bölümünü oluşturuyorlar ve Şam kontrolündeki bölgelerde Rusya ile koordineli çalışıyorlar. Rusya için, İran desteği olmadan, sahada harekete geçmek zor olabilir.”

ABD – İran savaşırsa, Çin bundan nasıl etkilenir?

Bölgenin görünmez, uzak aktörlerinden Çin ise temkinli bir şekilde gelişmeleri izliyor, kendi çıkarları açısından ihtimalleri değerlendiriyor. Çin Komünist Partisi’ne yakın, dış politika ve uluslararası konuları şahin bir bakış açısıyla değerlendiren Huanqiu Shibao gazetesi “İran’ın durumu oldukça hassas, basitçe değerlendirilemez” başlıklı bir editör yazısında meseleye Çin açısından bakıyor ve İran’a desteğini de dile getiriyor:

“…. Eğer ABD ve İran savaşırsa bu Çin için faydadan daha çok zarar getirir. Ortadoğu’daki bu kaos Amerikan’ın enerjisinin önemli bir kısmını tüketip, Çin’in üzerindeki mevcut baskıyı hafifletebilir. Zira eğer Ortadoğu kaotik ise, ABD’nin bundan sakınması mümkün değil. Ama Çin’in Ortadoğu petrolüne bağımlılığı ABD’nin bağımlılığından çok fazla. Ayrıca Çin’in İran ve Irak’ta büyük yatırımları var. Ortadoğu kaosunun ABD ve Çin’in çıkarları üzerine etkisi farklı ve karmaşık bir durum.

Ortadoğu’daki kaos, ABD’nin Çin’e karşı olan stratejik tavrını çok etkilemeyecektir. Belki öncelik sırasını değiştirebilir. ABD’nin politikasındaki bu muhtemel değişiklik çok kısa vadeli olur ve Çin için de çok faydalı değildir. Çünkü ABD, Çin’i stratejik rakip olarak görüyor ve bu pozisyonu değiştir(e)mez. Çin bölgesel çatışmaları kendisine karşı olan baskıları hafifletme stratejisi olarak göremez. Çin, ABD baskısı ile başa çıkabilmek için uzun soluklu uzun vadeli stratejiler geliştirmelidir.

Çin’in ABD-İran çatışmasının yönünü etkileme kapasitesi de sınırlı. Bizim fikrimiz (Çin kastediliyor) her iki tarafın da kararının yön değiştirmesine etki etmesi zor.

Diğer yandan biz de kamuoyu ve etik açıdan önemli bir üçüncü tarafız. Süleymani’nin öldürülmesi uluslararası hukukun ihlali ve bölgesel barışın tehlikeye atılmasıdır. Bu Çin kamuoyunun olaya bakışında temel anlayış olmalıdır. Bölgedeki durumun yatışması ve dengeye oturması için İran’ın acısını daha çok paylaşmalıyız. İran büyük bir kayıp yaşadı ve uluslararası kamuoyundan daha çok anlayış görmeye ihtiyacı var.”

Süleymani’nin öldürülmesi uluslararası hukukun ihlali ve bölgesel barışın tehlikeye atılmasıdır. Bu Çin kamuoyunun olaya bakışında temel anlayış olmalıdır. Bölgedeki durumun yatışması ve dengeye oturması için İran’ın acısını daha çok paylaşmalıyız. İran büyük bir kayıp yaşadı ve uluslararası kamuoyundan daha çok anlayış görmeye ihtiyacı var.

Huanqiu Shibao gazetesinde yayınlanan “ABD yine Ortadoğu kısa vadeli bir iş olarak “suikast yaptı” başlıklı analizde ise ABD’nin Süleymani suikastı eleştiriliyor ve ABD açısından uzun vadeli muhtemel sonuçlara değiniliyor:

“Mezhep ve aşiret temelinde şekillenen Irak’ın siyasi yapısı, ülkenin nüfusunun yüzde 60’ının Şii olması nedeniyle Tahran’a büyük bir aktif alan açıyor.

İran ve Irak Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesini “suikast” ve “uluslararası terör eylemi” olarak görüyorlar.

Elbette, ABD daha güçlü ve güçlü araçlara sahip ve İran’da bile böylesine önemli yetkili birini öldürebilir. Fakat Süleymani’nin öldürülmesi Şii Müslümanlar arasında nefreti artıracak. Sonuç olarak Amerikan personeli Ortadoğu’da daha güvende mi olacak?

Washington’daki elitler Afganistan savaşından itibaren kaç üst düzey muhalifi öldürdüklerini düşünmeliler. Kendilerinden de çok sayıda can gitti, para harcadılar. Sonuçta Ortadoğu’da sadace anti-Amerikanizm yükseldi. İran’ın en büyük lideri Hamaney’in “şiddetli intikam” ifadesi bir tehditten daha fazlasıdır. İran kendisi doğrudan ABD’ye cevap vermese bile, bölgedeki bazı güçler aracğlığı ile karşılık vermeyecek mi?

ABD hükümeti bugün Ortadoğu sorununun uzun vadeli çözümü konusunda korkuyor. Ortadoğu sorununun çözümü konusunda uzun vadeli yatırım yapmakla ilgilenmek yerine, kendince kısa vadeli operasyonlar yapıyor.”

 

 

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

Yorumu Gör

avatar

Send this to a friend