Rusya, AB’yi kendi doğal gaz tuzağından kurtaracak mı?

Dünya, özellikle Avrupa tarihinin en büyük enerji krizlerinden birini yaşıyor. Doğal gaz fiyatları çıldırdı, maliyetlerin altından kalkamayan fabrikalar kapanmaya başladı. Ama krizin nedeni bizzat AB’nin kendisi olabilir. Çıkış yolu ne? Rusya ve Gazprom krizde nasıl hareket edecek?

Dünyada COVİD-19 pandemisinin toparlanma sürecinde artan taleple her türlü emtiada fiyat artışı bekleniyordu. Ama bu kadar da değil: Doğal gazın metreküp fiyatı 1 doları aştı. Maliyetler rasyonel olmaktan çıkınca Avrupa’da çelik, gübre ve çimento fabrikaları üretime ara verdi, enflasyon her yerde artmaya başladı. Peki, bu neden böyle oldu?

Uluslararası doğal gaz piyasası uzmanı Sergei Kapitunuv’a göre Avrupa kendi geliştirdiği fiyat mekanizmasının kurbanı… Kapitunuv, Carnegie Moscow Center’ın sitesinde yayınladığı yazısında fiyatların çıldırmasının AB’nin eseri olduğunu söylüyor ve krizden çıkışın anahtarının Rus Gazprom şirketinde olduğunu vurguluyor:

“Gaz piyasasındaki yaşanan çalkantı, büyük ölçüde Avrupa’nın kendisinden kaynaklanıyor. Son on beş yılda, geçen yıl pandemi nedeniyle olduğu gibi talep düştüğünde fiyatların da düştüğü, ama talep yükseldiğinde fiyatların yükseldiği fiyatlandırma modeli, AB ülkelerinin eseri.

Tarihsel olarak bakıldığında, Avrupa hem kendi doğal gaz endüstrisine sahipti hem de Sovyetler Birliği, Norveç ve Kuzey Afrika’dan doğal gaz ithal ediyordu. Doğal gaz üreticileri, doğal gaz yataklarını geliştirmeye ve boru hatları inşa etmeye milyonlarca dolar yatırım yaptıktan sonra bir tür geri ödeme garantisine ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden yıllarca gaz satışını garanti edecek uzun vadeli, yirmi ila otuz yıllık sözleşmelerin yapıldığı bir sistem kuruldu.

AB doğal gazda kendi tuzağına nasıl düştü?

Fiyat mekanizması uzun bir süre, petrol fiyatlarına ya da petrokimya ürünlerinde oluşan bir sepete bağlıydı. 2008’de petrol fiyatlarının varil başına 140 dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşınca, Rus doğal gazın fiyatı da 1000 metreküpü 500 dolara yükseldi ve bunun üzerine Avrupa harekete geçti. 2009’dan itibaren Gazprom, müşterilerinden dalga dalga gelen tahkim davalarıyla karşı karşıya kaldı. Davalar esas olarak fiyatlandırmanın petrol yerine uluslararası doğal gaz piyasası gösterge fiyatları üzerinden yapılmasını talep edilmesi için açılıyordu.

Sonraki on yıl içinde AB ülkeleri, Rusya ile doğal gaz sözleşmelerinde başvurulan fiyat belirleme mekanizmalarında önemli değişiklikler getirmeyi başardı. 2010 yılında, Gazprom’un imzaladığı sözleşmelerden sadece yüzde 10-15’inde hızlı teslimat ve ödemeye olanak tanıyan spot piyasa fiyatlandırması öngörülüyordu. 2020’nin sonunda bu rakam yüzde 87’ye yükseldi…

Bir diğer kırılma noktası, 2009’da kabul edilen AB Üçüncü Enerji Paketi oldu. Paketteki düzenlemeler Gazprom’un Avrupa’ya gaz taşımak için kullandığı boru hatlarına artık fiilen sahip olamayacağı anlamına geliyordu. Yeni mevzuat Rusya’yı Güney Akım boru hattı projesinden vazgeçmeye sevk etti ve hem Kuzey Akım 1’in Almanya’daki uzantısı OPAL’de hem de şimdi Kuzey Akım 2 ile sorunlara neden oldu.

Gazprom’un uzun vadeli sözleşmeleri de baskı altına girdi. Avrupa Komisyonu’nun açtığı ve altı yıl süren bir anti tröst soruşturması ve piyasa baskısı Gazprom’u sözleşmelerinden üçüncü taraf ülkelere yeniden doğal gaz ihracatını yasaklayan maddeleri kaldırmaya zorladı. Oysa bu tür madde bugün hâlâ LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) sözleşmelerinin çoğunda bulunuyor.

Bu süre zarfında, Rusya ile komşuları arasında gaz savaşları ve arz krizleri de yaşandı. Gazprom, 2014-2015 kışında, Ukrayna’ya doğal gaz akışını kesmeyi denedi, ancak bu, AB’deki müşterilerine tedariki etkileyince girişimi başarısız oldu.

Krizin gelişi geçen yıldan belliydi

Şimdi, petrole endeksli sözleşmeler, Gazprom’un gözünde bile tarihte kaldı. Gazprom, Batı Avrupa’da, Norveç ile hemen hemen aynı şartlarda ticaret yapıyor. Avrupa ülkeleri petrol endekslemesine devam etseydi, şimdi 1000 metreküp gaz için 300 dolar veya daha az ödüyor olacaklardı. Bugünkü fiyatlar, piyasayı kuralsızlaştırmaya yönelik amansız baskının sonucudur. Söz konusu baskı, fiyat şoku yaşanma olasılığını artırıyor. Nitekim bu yılki yüksek fiyatlar, geçen yılki düşük fiyatları dengeleyecek. Geçen yıl uluslararası doğal gaz piyasasında fiyatlar, Rusya’nın yurtiçi piyasasındaki fiyatlarla hemen hemen aynı seviyeye inmişti.

Avrupa ile ilişkilerindeki tüm zorluklara rağmen Gazprom geçen on yıl zarfında Rusya’nın kuzeyindeki doğal gaz sahalarının ve doğal gaz taşıma altyapısının geliştirilmesinin yanı sıra ayrıca ihracat için ana boru hatlarının inşasına büyük yatırım yaptı. Yamal Yarımadası’ndaki dev Bovanenkovo sahasında doğal gaz çıkarma faaliyetleri 2012’de başladı ve 2021’de planlanan tam kapasite olan yıllık 115 milyar metreküp üretim kapasitesine ulaşıldı. Gazprom daha da kuzeye doğru ilerliyor, başka bir Yamal sahası olan Kharasavey’i geliştiriyor. Tam kapasiteye ulaşıldığında bu yeni sahada yılda 32 milyar metreküp doğal gaz üretilecek.

Gazprom, yeni sahalara güvenerek, şirketin CEO’su Alexei Miller’ın deyişiyle yaklaşık 150 milyar metreküplük ek üretim kapasitesine sahip olduğunu söylemeyi sürdürüyor. Avrupa pazarındaki ikinci büyük tedarikçisi olan Norveç’in veya dünyanın en büyük LNG üreticisi Avustralya’nın yıllık üretiminden daha fazla olan bu hacim gerçekten muazzam. Herkes ikna olmuş değil, ama Gazprom gerçekten bu kadar ek üretim kapasitesine sahipse, o zaman Rus şirketi Avrupa’yı herhangi bir enerji krizinden tek başına çekip kurtarabilir.

Gazprom muazzam kapasitesini harekete geçirecek mi?

Bununla birlikte, bir kabiliyete sahip olmak onu kullanmayı zorunlu kılmıyor. Gazprom, yasal olarak uzun vadeli sözleşmelerinde öngörülenden daha fazla doğal gazı piyasaya arz etmek zorunda değil. Aynı şey taşıma kapasitesi için de geçerli. Boru hatlarında kısıtlama olursa Gazprom, omuz silkme, alternatif gaz boru hatları yoluyla arzı artırmayı reddetme ve Avrupa’ya sorunlarını kendisinin çözmesini söyleme hakkına sahip.

Bu mantık ticari açıdan son derece adil olabilir, ancak şirketin uzun vadeli ve sadık ortaklarının alıştığı “Gazprom büyüsünü” hesaba katmıyor. Gazprom’un 2018 kışındaki “Doğudan Gelen Canavar” soğuklarında iki hafta boyunca Avrupa’ya rekor seviyede doğal gaz sevkiyatı yapmasını sağlayan bu sihirdir. Gazprom’un kurtarıcı olduğu, sözleşmelerde öngörüldüğünden daha fazla doğal gaz sevkiyatı yaptığı başka fırsatlar da oldu.
Sonuç olarak, birçok ortağının gözünde Gazprom, Avrupa pazarında bir onaylı tedarikçiden daha fazlası haline geldi. Son yıllarda AB, Gazprom’a sadece güçlü bir baskı uygulamadı, onu kayırdı da… AB hiçbir zaman, 2014’teki Ukrayna krizinden sonra bile, Gazprom’u Rus dış politikasının aracı olarak görmedi. Doğal gaz devi, yaptırımlardan muaf tutuldu ve AB ülkelerine yeni gaz boru hatlarının inşasını tamamlamasına izin verildi. Böylece Gazprom, Avrupa’da yıllık 30-40 milyar dolarlık döviz geliri elde etmeye devam etti.

Gazprom’un “gazı” nasıl kaçar?

Ancak, mevcut krizde uygun fiyatlarla Avrupa’nın yardımına gelen Gazprom değil, örneğin Norveç ya da tedariklerini hızla Avrupa kıyılarına yönlendirebilen LNG tedarikçileri olursa, bu büyülü hava çabucak dağılabilir. Ayrıca daha sonra, 2021 gaz krizinden kaynaklanan kayıplarını hesabını yapan Avrupa ülkeleri, yeşil enerji dönüşümüne daha aktif bir şekilde yatırım yapmaya başlayabilir ve yavaş yavaş kendilerini sadece Rus doğal gazından değil, tüm doğal gazlardan vazgeçirebilir. Bu nedenle, Avrupa gaz piyasasının bir an önce istikrara kavuşturulması, yalnızca çökmekte olan Avrupalı şirketlerin değil, Gazprom’un da çıkarınadır.

AB çelişkili biçimde kendi enerji politikasının elinde esir oldu. Daha sakin zamanlarda Gazprom ile işbirliğini sınırladı, ama kriz vurduğunda şirkete arzı artırma çağrısında bulundu. Yine de Gazprom, Avrupa’daki bir doğal gaz tüccarından daha fazlasıdır. Bugün şirketten, piyasada kontrolü sağlaması ve piyasayı etkilemesi bekleniyor. AB pazarının yüzde 40’ına sahip olan Gazprom piyasanın hakimidir ve bu ona büyük bir sorumluluk getiriyor. Gazprom’un şu anda benzersiz konumunu nasıl ele alacağı, Rusya’dan Avrupa’ya uzanan tüm gaz boru hatlarının geleceğini belirleyecek.”

Bu yazı ilk kez 15 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

 

Sergei Kapitonov’un Carnegie Moscow Center sitesinde yayınlanan “Avrupa’nın Doğal gaz Krizi: Rusya Kurtaracak mı?” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://carnegiemoscow.org/commentary/85545

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Rusya, AB’yi kendi doğal gaz tuzağından kurtaracak mı?

Dünya, özellikle Avrupa tarihinin en büyük enerji krizlerinden birini yaşıyor. Doğal gaz fiyatları çıldırdı, maliyetlerin altından kalkamayan fabrikalar kapanmaya başladı. Ama krizin nedeni bizzat AB’nin kendisi olabilir. Çıkış yolu ne? Rusya ve Gazprom krizde nasıl hareket edecek?

Dünyada COVİD-19 pandemisinin toparlanma sürecinde artan taleple her türlü emtiada fiyat artışı bekleniyordu. Ama bu kadar da değil: Doğal gazın metreküp fiyatı 1 doları aştı. Maliyetler rasyonel olmaktan çıkınca Avrupa’da çelik, gübre ve çimento fabrikaları üretime ara verdi, enflasyon her yerde artmaya başladı. Peki, bu neden böyle oldu?

Uluslararası doğal gaz piyasası uzmanı Sergei Kapitunuv’a göre Avrupa kendi geliştirdiği fiyat mekanizmasının kurbanı… Kapitunuv, Carnegie Moscow Center’ın sitesinde yayınladığı yazısında fiyatların çıldırmasının AB’nin eseri olduğunu söylüyor ve krizden çıkışın anahtarının Rus Gazprom şirketinde olduğunu vurguluyor:

“Gaz piyasasındaki yaşanan çalkantı, büyük ölçüde Avrupa’nın kendisinden kaynaklanıyor. Son on beş yılda, geçen yıl pandemi nedeniyle olduğu gibi talep düştüğünde fiyatların da düştüğü, ama talep yükseldiğinde fiyatların yükseldiği fiyatlandırma modeli, AB ülkelerinin eseri.

Tarihsel olarak bakıldığında, Avrupa hem kendi doğal gaz endüstrisine sahipti hem de Sovyetler Birliği, Norveç ve Kuzey Afrika’dan doğal gaz ithal ediyordu. Doğal gaz üreticileri, doğal gaz yataklarını geliştirmeye ve boru hatları inşa etmeye milyonlarca dolar yatırım yaptıktan sonra bir tür geri ödeme garantisine ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden yıllarca gaz satışını garanti edecek uzun vadeli, yirmi ila otuz yıllık sözleşmelerin yapıldığı bir sistem kuruldu.

AB doğal gazda kendi tuzağına nasıl düştü?

Fiyat mekanizması uzun bir süre, petrol fiyatlarına ya da petrokimya ürünlerinde oluşan bir sepete bağlıydı. 2008’de petrol fiyatlarının varil başına 140 dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşınca, Rus doğal gazın fiyatı da 1000 metreküpü 500 dolara yükseldi ve bunun üzerine Avrupa harekete geçti. 2009’dan itibaren Gazprom, müşterilerinden dalga dalga gelen tahkim davalarıyla karşı karşıya kaldı. Davalar esas olarak fiyatlandırmanın petrol yerine uluslararası doğal gaz piyasası gösterge fiyatları üzerinden yapılmasını talep edilmesi için açılıyordu.

Sonraki on yıl içinde AB ülkeleri, Rusya ile doğal gaz sözleşmelerinde başvurulan fiyat belirleme mekanizmalarında önemli değişiklikler getirmeyi başardı. 2010 yılında, Gazprom’un imzaladığı sözleşmelerden sadece yüzde 10-15’inde hızlı teslimat ve ödemeye olanak tanıyan spot piyasa fiyatlandırması öngörülüyordu. 2020’nin sonunda bu rakam yüzde 87’ye yükseldi…

Bir diğer kırılma noktası, 2009’da kabul edilen AB Üçüncü Enerji Paketi oldu. Paketteki düzenlemeler Gazprom’un Avrupa’ya gaz taşımak için kullandığı boru hatlarına artık fiilen sahip olamayacağı anlamına geliyordu. Yeni mevzuat Rusya’yı Güney Akım boru hattı projesinden vazgeçmeye sevk etti ve hem Kuzey Akım 1’in Almanya’daki uzantısı OPAL’de hem de şimdi Kuzey Akım 2 ile sorunlara neden oldu.

Gazprom’un uzun vadeli sözleşmeleri de baskı altına girdi. Avrupa Komisyonu’nun açtığı ve altı yıl süren bir anti tröst soruşturması ve piyasa baskısı Gazprom’u sözleşmelerinden üçüncü taraf ülkelere yeniden doğal gaz ihracatını yasaklayan maddeleri kaldırmaya zorladı. Oysa bu tür madde bugün hâlâ LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) sözleşmelerinin çoğunda bulunuyor.

Bu süre zarfında, Rusya ile komşuları arasında gaz savaşları ve arz krizleri de yaşandı. Gazprom, 2014-2015 kışında, Ukrayna’ya doğal gaz akışını kesmeyi denedi, ancak bu, AB’deki müşterilerine tedariki etkileyince girişimi başarısız oldu.

Krizin gelişi geçen yıldan belliydi

Şimdi, petrole endeksli sözleşmeler, Gazprom’un gözünde bile tarihte kaldı. Gazprom, Batı Avrupa’da, Norveç ile hemen hemen aynı şartlarda ticaret yapıyor. Avrupa ülkeleri petrol endekslemesine devam etseydi, şimdi 1000 metreküp gaz için 300 dolar veya daha az ödüyor olacaklardı. Bugünkü fiyatlar, piyasayı kuralsızlaştırmaya yönelik amansız baskının sonucudur. Söz konusu baskı, fiyat şoku yaşanma olasılığını artırıyor. Nitekim bu yılki yüksek fiyatlar, geçen yılki düşük fiyatları dengeleyecek. Geçen yıl uluslararası doğal gaz piyasasında fiyatlar, Rusya’nın yurtiçi piyasasındaki fiyatlarla hemen hemen aynı seviyeye inmişti.

Avrupa ile ilişkilerindeki tüm zorluklara rağmen Gazprom geçen on yıl zarfında Rusya’nın kuzeyindeki doğal gaz sahalarının ve doğal gaz taşıma altyapısının geliştirilmesinin yanı sıra ayrıca ihracat için ana boru hatlarının inşasına büyük yatırım yaptı. Yamal Yarımadası’ndaki dev Bovanenkovo sahasında doğal gaz çıkarma faaliyetleri 2012’de başladı ve 2021’de planlanan tam kapasite olan yıllık 115 milyar metreküp üretim kapasitesine ulaşıldı. Gazprom daha da kuzeye doğru ilerliyor, başka bir Yamal sahası olan Kharasavey’i geliştiriyor. Tam kapasiteye ulaşıldığında bu yeni sahada yılda 32 milyar metreküp doğal gaz üretilecek.

Gazprom, yeni sahalara güvenerek, şirketin CEO’su Alexei Miller’ın deyişiyle yaklaşık 150 milyar metreküplük ek üretim kapasitesine sahip olduğunu söylemeyi sürdürüyor. Avrupa pazarındaki ikinci büyük tedarikçisi olan Norveç’in veya dünyanın en büyük LNG üreticisi Avustralya’nın yıllık üretiminden daha fazla olan bu hacim gerçekten muazzam. Herkes ikna olmuş değil, ama Gazprom gerçekten bu kadar ek üretim kapasitesine sahipse, o zaman Rus şirketi Avrupa’yı herhangi bir enerji krizinden tek başına çekip kurtarabilir.

Gazprom muazzam kapasitesini harekete geçirecek mi?

Bununla birlikte, bir kabiliyete sahip olmak onu kullanmayı zorunlu kılmıyor. Gazprom, yasal olarak uzun vadeli sözleşmelerinde öngörülenden daha fazla doğal gazı piyasaya arz etmek zorunda değil. Aynı şey taşıma kapasitesi için de geçerli. Boru hatlarında kısıtlama olursa Gazprom, omuz silkme, alternatif gaz boru hatları yoluyla arzı artırmayı reddetme ve Avrupa’ya sorunlarını kendisinin çözmesini söyleme hakkına sahip.

Bu mantık ticari açıdan son derece adil olabilir, ancak şirketin uzun vadeli ve sadık ortaklarının alıştığı “Gazprom büyüsünü” hesaba katmıyor. Gazprom’un 2018 kışındaki “Doğudan Gelen Canavar” soğuklarında iki hafta boyunca Avrupa’ya rekor seviyede doğal gaz sevkiyatı yapmasını sağlayan bu sihirdir. Gazprom’un kurtarıcı olduğu, sözleşmelerde öngörüldüğünden daha fazla doğal gaz sevkiyatı yaptığı başka fırsatlar da oldu.
Sonuç olarak, birçok ortağının gözünde Gazprom, Avrupa pazarında bir onaylı tedarikçiden daha fazlası haline geldi. Son yıllarda AB, Gazprom’a sadece güçlü bir baskı uygulamadı, onu kayırdı da… AB hiçbir zaman, 2014’teki Ukrayna krizinden sonra bile, Gazprom’u Rus dış politikasının aracı olarak görmedi. Doğal gaz devi, yaptırımlardan muaf tutuldu ve AB ülkelerine yeni gaz boru hatlarının inşasını tamamlamasına izin verildi. Böylece Gazprom, Avrupa’da yıllık 30-40 milyar dolarlık döviz geliri elde etmeye devam etti.

Gazprom’un “gazı” nasıl kaçar?

Ancak, mevcut krizde uygun fiyatlarla Avrupa’nın yardımına gelen Gazprom değil, örneğin Norveç ya da tedariklerini hızla Avrupa kıyılarına yönlendirebilen LNG tedarikçileri olursa, bu büyülü hava çabucak dağılabilir. Ayrıca daha sonra, 2021 gaz krizinden kaynaklanan kayıplarını hesabını yapan Avrupa ülkeleri, yeşil enerji dönüşümüne daha aktif bir şekilde yatırım yapmaya başlayabilir ve yavaş yavaş kendilerini sadece Rus doğal gazından değil, tüm doğal gazlardan vazgeçirebilir. Bu nedenle, Avrupa gaz piyasasının bir an önce istikrara kavuşturulması, yalnızca çökmekte olan Avrupalı şirketlerin değil, Gazprom’un da çıkarınadır.

AB çelişkili biçimde kendi enerji politikasının elinde esir oldu. Daha sakin zamanlarda Gazprom ile işbirliğini sınırladı, ama kriz vurduğunda şirkete arzı artırma çağrısında bulundu. Yine de Gazprom, Avrupa’daki bir doğal gaz tüccarından daha fazlasıdır. Bugün şirketten, piyasada kontrolü sağlaması ve piyasayı etkilemesi bekleniyor. AB pazarının yüzde 40’ına sahip olan Gazprom piyasanın hakimidir ve bu ona büyük bir sorumluluk getiriyor. Gazprom’un şu anda benzersiz konumunu nasıl ele alacağı, Rusya’dan Avrupa’ya uzanan tüm gaz boru hatlarının geleceğini belirleyecek.”

Bu yazı ilk kez 15 Ekim 2021’de yayımlanmıştır.

 

Sergei Kapitonov’un Carnegie Moscow Center sitesinde yayınlanan “Avrupa’nın Doğal gaz Krizi: Rusya Kurtaracak mı?” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://carnegiemoscow.org/commentary/85545

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x