Venezuela: Enerji jeopolitiğinin fay hattı

ABD’nin bir süre önce müdahale ettiği Venezuela enerji jeopolitiğinin fay hatlarında… Nasıl bir hibrit enerji savaşı yaşanıyor? Venezuela’da ne tür kritik madenler var? ABD’nin müdahalesi hangi aktörleri nasıl etkiledi? Neslihan Gökdemir Ağar yazdı.

2026 başında Donald Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik başlattığı enerji merkezli müdahale, küresel dinamiklerde yeni fay hatları üreten devasa bir jeopolitik kırılmaya yol açtı. Venezuela‘da “petro-devlet” modelinin çöküşüyle derinleşen bu kriz, Soğuk Savaş sonrası dönemin en karmaşık denklemlerinden birini şekillendiriyor.

ABD için Venezuela, yalnızca zengin doğal kaynaklara sahip bir Latin Amerika ülkesi değil; ulusal güvenlik, enerji tedarik zinciri ve Doğu Yarımküre’deki nüfuz mücadelesi açısından Doğu-Batı rekabetinin en kritik stratejik düğüm noktasıdır.

Krizin kronolojisi: Yapısal çöküşten doğrudan müdahaleye

ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Karakas’a düzenlediği hedefli hava harekâtı ve özel kuvvetler operasyonu neticesinde Nicolás Maduro ve eşinin yakalanarak ülke dışına çıkarılması bir gecede yaşanmadı. Bu durum, çeyrek asra yayılan kronolojik bir sürecin sonucudur:

·       1999–2007 (Kamulaştırma ve Şeffaflık Kaybı): Hugo Chávez döneminde devlet petrol şirketi PDVSA üzerindeki denetim sıkılaştırıldı; ExxonMobil ve ConocoPhillips gibi ABD’li devlerin varlıkları kamulaştırıldı. Petrol gelirleri teknik altyapı yerine sosyal programlara aktarılırken, nitelikli kadrolar tasfiye edildi.

·       2014–2018 (Fiyat çöküşü ve üretim krizi): Nicolás Maduro’nun iktidara gelişi, küresel petrol fiyatlarındaki düşüşle çakıştı. Yıllık 3,5 milyon varillik üretim kapasitesi, bakımsızlık ve altyapı çöküşü nedeniyle 1 milyon varilin altına geriledi. Ekonomi hiperenflasyona ve insani krize sürüklendi.

·       2019–2024 (Maksimum baskı ve gri piyasalar): ABD’nin devlet petrol şirketi PDVSA’ya uyguladığı geniş kapsamlı yaptırımlar, Venezuela’yı ham petrolünü Çin, Rusya ve İran merkezli gri piyasa ağlarına yöneltmeye zorladı. Ukrayna savaşı (2022) sonrası oluşan küresel arz darlığında ise Biden yönetimi, Chevron gibi devlere sınırlı muafiyet lisansları vererek kontrollü petrol akışına geçici izin verdi.

·       2025–2026 (Askeri tırmanma ve doğrudan müdahale): Trump’ın göreve gelmesiyle “maksimum Baskı” politikasına geri dönüldü. Chevron lisanslarının iptali, dolaylı ticaret yapan ülkelere ilave gümrük vergisi tehditleri ve nihayetinde 2026 başındaki askerî operasyonla kriz zirve noktasına ulaştı.

Hibrit ve asimetrik enerji savaşı

Venezuela krizi geleneksel bir sınır çatışmasından ziyade küresel ölçekte “hibrit bir enerji savaşı” niteliğindedir:

1.    Ağır ham petrolde yetki alanı savaşı: ABD’nin Meksika Körfezi’ndeki rafinaj tesisleri, dizel ve petrokimya üretimi için ağır (heavy sour) ham petrole bağımlıdır. Bu kaynağın Çin ve Rusya nüfuzuna girmesi, Washington tarafından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak kodlandı. Kayaç gazı ve petrolü devrimi ABD’ye hacim ve ihracat gücü verirken, Venezuela müdahalesi bu gücün ihtiyaç duyduğu kalite dengesini (ağır petrol) ve uzun vadeli rezerv sürdürülebilirliğini tamamlamış oldu.

2.    Petro-dolar sistemine müdahale: Venezuela’nın Çin ile petrol karşılığı kredi anlaşmaları yapması ve ödemelerde Yuan ile kripto varlıklara yönelmesi, petro-dolar sistemine doğrudan bir meydan okumaydı.

3.    Yenilenmiş Monroe Doktrini[1]: Çin ve Rusya’nın Venezuela’daki devlet petrol şirketi PDVSA’ya sağladığı finansal ve teknik destek, bölgeyi Monroe Doktrini çerçevesinde Doğu-Batı bloklarının çatışma sahasına dönüştürdü.

Yeşil Dönüşüm ve kritik madenler denklemi

Venezuela’nın küresel stratejideki yeri yalnızca 303 milyar varil ile dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin %17,4’üne sahip olmasından kaynaklanmıyor. Ülke, 195 trilyon ayak küplük doğal gaz rezervinin yanı sıra Orinoco Madencilik Yayı (Arco Minero del Orinoco) ile önümüzdeki yarım asrın yeşil enerji ve savunma sanayii hammaddelerini de bünyesinde barındırıyor:

Kritik maden varlığıEndüstriyel ve Jeopolitik Önemi
Koltan (Tantal & Niyobyum)Ev bataryaları, yarı iletkenler, akıllı telefonlar ve havacılık-savunma sanayiinin ana bileşeni. Venezuela, “siyah altın” olarak adlandırılan devasa koltan yataklarına sahip.
Nadir toprak elementleri (REE)Rüzgâr türbinleri, elektrikli motorlar ve füze sistemleri için gerekli. Tahmini 300.000 tonun üzerinde kaynak mevcut.
Boksit ve AlüminyumYeşil enerji altyapısı için elzem. Los Pijiguaos, 6 milyar tonluk yüksek kaliteli boksit rezervine sahip.
Demir cevheri ve nikelYeşil çelik üretimi ve batarya kimyası için kritik (14,6 milyar ton demir cevheri).
AltınYeraltında tahmini 2.300 tondan fazla rezerv ile ambargoları aşma ve stratejik finans aracı.

Çin’in kritik maden işleme zincirlerindeki monopolüne karşı ABD ve Batılı blok, Venezuela madenlerini Doğu Yarımküre’ye alternatif “kritik yedek” olarak değerlendiriyor.

Gelir yönetimi, ticari kontrol ve etik tartışmalar

Venezuela’dan elde edilecek ham petrol gelirlerinin ABD tarafından yönetilen ve denetlenen özel hesaplarda toplanması, ticari kararların siyasi ve ailevi nüfuz alanlarından etkilenip etkilenmediği sorusunu da gündeme getirdi.

Trump ailesinin kişisel şirketlerinin Venezuela’da tapulu bir mülkü ya da doğrudan kayıtlı bir petrol sahası yok. Ancak ABD devletinin Venezuela’daki müdahaleleri, Trump yönetiminin özel şirketler ve fonlar üzerinden kontrol sağladığı bir yapı üzerinden yürümeye devam ediyor.

Eylül 2026 itibarıyla Venezuela, “ABD kontrol ve güvencesinde yeniden yapılandırılan bir petro-ekonomi” modeline geçti. Yılın geri kalanında, ülkenin ana gündem maddeleri petrol altyapısının ihyası, Çin ve Batılı alacaklılar arasındaki borç krizinin yönetimi ve seçimli anayasal düzene geçiş adımları olarak öngörülebilir.

Küresel dengelerin sarsılması ve aktörlerin tepkileri

ABD’nin “Yenilenmiş Monroe Doktrini” çerçevesinde yürüttüğü bu operasyon; Doğu Bloğu aktörlerinin jeopolitik hesaplarını, enerji stratejilerini ve Ukrayna cephesini doğrudan veya dolaylı olarak derinden etkiledi. Venezuela’da yönetimin devrilerek enerji kontrolünün ABD ve Batı merkezli konsorsiyumlara devredilmesi, küresel aktörler üzerinde zincirleme etkiler yarattı:

·       Çin: İskontolu petrol akışı kesildi, 10 milyar doları aşan alacakları donduruldu. Gelişmeleri “Amerikan hegemonyasının kaba yüzü” olarak nitelendirse de Pasifik’e yansıyan askerî güç karşısında kırılganlığı arttı.

·       Rusya: Latin Amerika’daki en yakın askerî-politik müttefikini kaybetti. Enerji piyasasındaki fiyat denetim gücü zayıflarken, Ukrayna operasyonlarını finanse eden petrol gelirleri baskı altına girdi.

·       Ukrayna: ABD’nin küresel enerjideki hakimiyetinin artması ve Rusya’nın enerji kartının zayıflamasıyla dolaylı jeopolitik avantaj sağladı.

·       İran: Yaptırımları aşmak için kullandığı gölge filo ağları ve rafineri anlaşmaları feshedildi. Yaşananları “uluslararası korsanlık” olarak tanımlayan Tahran, derin bir izolasyon riskiyle karşı karşıya.

·       Japonya: Gelişmeleri “statükonun güçle değişimi ve hukuk krizi” olarak görse de ABD müttefikliğinin getirdiği ikilem ortasında kaldı.

Vanayı tutmak mı, değerini belirlemek mi?

ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi yalnızca petrolü fiziki olarak ele geçirmekle ilgili değildi. Asıl hedef; ağır ham petrolün küresel harmanlama zincirindeki yerini kontrol etmek, Doğu Bloku’nun iskontolu enerjiye erişimini kesmek ve petro-dolar dışı finansal kanalları tıkamaktı.

Venezuela’da yaşanan süreç, sadece bir ülkedeki rejim değişimi değil; Monroe Doktrini’nin 21. yüzyıl şartlarında “enerji hakimiyeti” konseptiyle yeniden yürürlüğe konulmasıydı.

Venezuela tecrübesi, devasa rezerv zenginliklerinin teknik altyapı, sermaye ve küresel sistemle entegre olmadan tek başına siyasi veya ekonomik bir güç yaratamayacağını gösteren en somut jeopolitik ders olarak tarihteki yerini almıştır.

KAYNAKÇA:

Washington Office on Latin America | WOLA

WOLA (Washington Office on Latin America): A Shocking U.S. Attack and a “Transition Without a Transition” in Venezuela (Ocak 2026 Raporu).

Washington Office on Latin America | WOLA

Brookings Institution: Making sense of the US military operation in Venezuela (Ocak 2026 Analizi).

Brookings Institution

Council on Foreign Relations (CFR): Venezuela: The Rise and Fall of a Petrostate (Backgrounder Series).

The Guardian: Venezuelan leader lands in New York after capture – as it happened (3 Ocak 2026 Canlı Takip Raporu).

Real Instituto Elcano: Great Power Rivalry in the Caribbean Basin: China, Russia and the US.

The Hudson Institute: Guerra, G., A Venezuelan Oil Deal with Many Layers: Restructuring Debt and Shifting Geopolitical Ties (2026).

TD Securities Global Strategy: Oil Market Expectations Following the Venezuelan Intervention (2026).

Rus devlet yayın organları (TASS, RIA Novosti, RT) ile hükûmete yakın gazeteler (Komsomolskaya Pravda, Izvestia) ve rleştirel/muhalif desler (Moscow Times vb.)

Çin devlet medyası (Xinhua, People’s Daily, Global Times)

İran’daki devlet kanalları (IRIB, Press TV) ile muhafazakâr gazeteler (Kayhan, Tehran Times)

Japon basını (Asahi Shimbun, Yomiuri Shimbun, Nikkei)

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 15 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Monroe Doktrini, 1823’te ABD Başkanı James Monroe tarafından ilan edilen ve Avrupa devletlerinin Amerika kıtalarında yeni sömürgeler kurmasını yasaklayan; ABD’nin ise Avrupa’nın iç işlerine karışmayacağını belirten dış politika ilkesidir.

 

Neslihan Gökdemir Ağar
Neslihan Gökdemir Ağar
Neslihan Gökdemir Ağar - Enerji ekonomisti, analist, gazeteci, Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı’nın (EPİDA) kurucu direktörü. Türkiye Enerji Forumu 2001-2050 kurucusu. Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu; üniversitedeki iktisat öğrenimine, İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde ve Moskova Üniversitesi'nde katkı sağladı. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nde ‘Enerji Teknolojileri Yönetimi’ alanında yüksek lisans yaptı. İngilizce ve Rusça biliyor. Piyasaların liberalleştiği 2001 yılından bu yana enerji, sürdürülebilirlik, 2050, ortak gelecek, enerji endüstrisi, küresel enerji dengeleri vb. konularda çalışıyor. 2001 yılında Ulusal Enerji Forumu (Türkiye Enerji Forumu 2001-2050)'nu "Ortak Geleceğimiz Enerji" ana temasıyla multidisipliner bir anlayışla Türkiye'de ilk kez hayata geçirdi. 2005 yılında serbest piyasaya geçiş sürecinde, ulusal ve uluslararası kamu ve özel sektöre rehberlik etmek amacıyla, Türkiye’de ‘Enerjide Bilgi İdaresi’ misyonunu geliştirmek amacıyla EPİDA’yı kurdu. Enerji alanında yazılar yazıyor, kitaplar hazırlıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

Venezuela: Enerji jeopolitiğinin fay hattı

ABD’nin bir süre önce müdahale ettiği Venezuela enerji jeopolitiğinin fay hatlarında… Nasıl bir hibrit enerji savaşı yaşanıyor? Venezuela’da ne tür kritik madenler var? ABD’nin müdahalesi hangi aktörleri nasıl etkiledi? Neslihan Gökdemir Ağar yazdı.

2026 başında Donald Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik başlattığı enerji merkezli müdahale, küresel dinamiklerde yeni fay hatları üreten devasa bir jeopolitik kırılmaya yol açtı. Venezuela‘da “petro-devlet” modelinin çöküşüyle derinleşen bu kriz, Soğuk Savaş sonrası dönemin en karmaşık denklemlerinden birini şekillendiriyor.

ABD için Venezuela, yalnızca zengin doğal kaynaklara sahip bir Latin Amerika ülkesi değil; ulusal güvenlik, enerji tedarik zinciri ve Doğu Yarımküre’deki nüfuz mücadelesi açısından Doğu-Batı rekabetinin en kritik stratejik düğüm noktasıdır.

Krizin kronolojisi: Yapısal çöküşten doğrudan müdahaleye

ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Karakas’a düzenlediği hedefli hava harekâtı ve özel kuvvetler operasyonu neticesinde Nicolás Maduro ve eşinin yakalanarak ülke dışına çıkarılması bir gecede yaşanmadı. Bu durum, çeyrek asra yayılan kronolojik bir sürecin sonucudur:

·       1999–2007 (Kamulaştırma ve Şeffaflık Kaybı): Hugo Chávez döneminde devlet petrol şirketi PDVSA üzerindeki denetim sıkılaştırıldı; ExxonMobil ve ConocoPhillips gibi ABD’li devlerin varlıkları kamulaştırıldı. Petrol gelirleri teknik altyapı yerine sosyal programlara aktarılırken, nitelikli kadrolar tasfiye edildi.

·       2014–2018 (Fiyat çöküşü ve üretim krizi): Nicolás Maduro’nun iktidara gelişi, küresel petrol fiyatlarındaki düşüşle çakıştı. Yıllık 3,5 milyon varillik üretim kapasitesi, bakımsızlık ve altyapı çöküşü nedeniyle 1 milyon varilin altına geriledi. Ekonomi hiperenflasyona ve insani krize sürüklendi.

·       2019–2024 (Maksimum baskı ve gri piyasalar): ABD’nin devlet petrol şirketi PDVSA’ya uyguladığı geniş kapsamlı yaptırımlar, Venezuela’yı ham petrolünü Çin, Rusya ve İran merkezli gri piyasa ağlarına yöneltmeye zorladı. Ukrayna savaşı (2022) sonrası oluşan küresel arz darlığında ise Biden yönetimi, Chevron gibi devlere sınırlı muafiyet lisansları vererek kontrollü petrol akışına geçici izin verdi.

·       2025–2026 (Askeri tırmanma ve doğrudan müdahale): Trump’ın göreve gelmesiyle “maksimum Baskı” politikasına geri dönüldü. Chevron lisanslarının iptali, dolaylı ticaret yapan ülkelere ilave gümrük vergisi tehditleri ve nihayetinde 2026 başındaki askerî operasyonla kriz zirve noktasına ulaştı.

Hibrit ve asimetrik enerji savaşı

Venezuela krizi geleneksel bir sınır çatışmasından ziyade küresel ölçekte “hibrit bir enerji savaşı” niteliğindedir:

1.    Ağır ham petrolde yetki alanı savaşı: ABD’nin Meksika Körfezi’ndeki rafinaj tesisleri, dizel ve petrokimya üretimi için ağır (heavy sour) ham petrole bağımlıdır. Bu kaynağın Çin ve Rusya nüfuzuna girmesi, Washington tarafından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak kodlandı. Kayaç gazı ve petrolü devrimi ABD’ye hacim ve ihracat gücü verirken, Venezuela müdahalesi bu gücün ihtiyaç duyduğu kalite dengesini (ağır petrol) ve uzun vadeli rezerv sürdürülebilirliğini tamamlamış oldu.

2.    Petro-dolar sistemine müdahale: Venezuela’nın Çin ile petrol karşılığı kredi anlaşmaları yapması ve ödemelerde Yuan ile kripto varlıklara yönelmesi, petro-dolar sistemine doğrudan bir meydan okumaydı.

3.    Yenilenmiş Monroe Doktrini[1]: Çin ve Rusya’nın Venezuela’daki devlet petrol şirketi PDVSA’ya sağladığı finansal ve teknik destek, bölgeyi Monroe Doktrini çerçevesinde Doğu-Batı bloklarının çatışma sahasına dönüştürdü.

Yeşil Dönüşüm ve kritik madenler denklemi

Venezuela’nın küresel stratejideki yeri yalnızca 303 milyar varil ile dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin %17,4’üne sahip olmasından kaynaklanmıyor. Ülke, 195 trilyon ayak küplük doğal gaz rezervinin yanı sıra Orinoco Madencilik Yayı (Arco Minero del Orinoco) ile önümüzdeki yarım asrın yeşil enerji ve savunma sanayii hammaddelerini de bünyesinde barındırıyor:

Kritik maden varlığıEndüstriyel ve Jeopolitik Önemi
Koltan (Tantal & Niyobyum)Ev bataryaları, yarı iletkenler, akıllı telefonlar ve havacılık-savunma sanayiinin ana bileşeni. Venezuela, “siyah altın” olarak adlandırılan devasa koltan yataklarına sahip.
Nadir toprak elementleri (REE)Rüzgâr türbinleri, elektrikli motorlar ve füze sistemleri için gerekli. Tahmini 300.000 tonun üzerinde kaynak mevcut.
Boksit ve AlüminyumYeşil enerji altyapısı için elzem. Los Pijiguaos, 6 milyar tonluk yüksek kaliteli boksit rezervine sahip.
Demir cevheri ve nikelYeşil çelik üretimi ve batarya kimyası için kritik (14,6 milyar ton demir cevheri).
AltınYeraltında tahmini 2.300 tondan fazla rezerv ile ambargoları aşma ve stratejik finans aracı.

Çin’in kritik maden işleme zincirlerindeki monopolüne karşı ABD ve Batılı blok, Venezuela madenlerini Doğu Yarımküre’ye alternatif “kritik yedek” olarak değerlendiriyor.

Gelir yönetimi, ticari kontrol ve etik tartışmalar

Venezuela’dan elde edilecek ham petrol gelirlerinin ABD tarafından yönetilen ve denetlenen özel hesaplarda toplanması, ticari kararların siyasi ve ailevi nüfuz alanlarından etkilenip etkilenmediği sorusunu da gündeme getirdi.

Trump ailesinin kişisel şirketlerinin Venezuela’da tapulu bir mülkü ya da doğrudan kayıtlı bir petrol sahası yok. Ancak ABD devletinin Venezuela’daki müdahaleleri, Trump yönetiminin özel şirketler ve fonlar üzerinden kontrol sağladığı bir yapı üzerinden yürümeye devam ediyor.

Eylül 2026 itibarıyla Venezuela, “ABD kontrol ve güvencesinde yeniden yapılandırılan bir petro-ekonomi” modeline geçti. Yılın geri kalanında, ülkenin ana gündem maddeleri petrol altyapısının ihyası, Çin ve Batılı alacaklılar arasındaki borç krizinin yönetimi ve seçimli anayasal düzene geçiş adımları olarak öngörülebilir.

Küresel dengelerin sarsılması ve aktörlerin tepkileri

ABD’nin “Yenilenmiş Monroe Doktrini” çerçevesinde yürüttüğü bu operasyon; Doğu Bloğu aktörlerinin jeopolitik hesaplarını, enerji stratejilerini ve Ukrayna cephesini doğrudan veya dolaylı olarak derinden etkiledi. Venezuela’da yönetimin devrilerek enerji kontrolünün ABD ve Batı merkezli konsorsiyumlara devredilmesi, küresel aktörler üzerinde zincirleme etkiler yarattı:

·       Çin: İskontolu petrol akışı kesildi, 10 milyar doları aşan alacakları donduruldu. Gelişmeleri “Amerikan hegemonyasının kaba yüzü” olarak nitelendirse de Pasifik’e yansıyan askerî güç karşısında kırılganlığı arttı.

·       Rusya: Latin Amerika’daki en yakın askerî-politik müttefikini kaybetti. Enerji piyasasındaki fiyat denetim gücü zayıflarken, Ukrayna operasyonlarını finanse eden petrol gelirleri baskı altına girdi.

·       Ukrayna: ABD’nin küresel enerjideki hakimiyetinin artması ve Rusya’nın enerji kartının zayıflamasıyla dolaylı jeopolitik avantaj sağladı.

·       İran: Yaptırımları aşmak için kullandığı gölge filo ağları ve rafineri anlaşmaları feshedildi. Yaşananları “uluslararası korsanlık” olarak tanımlayan Tahran, derin bir izolasyon riskiyle karşı karşıya.

·       Japonya: Gelişmeleri “statükonun güçle değişimi ve hukuk krizi” olarak görse de ABD müttefikliğinin getirdiği ikilem ortasında kaldı.

Vanayı tutmak mı, değerini belirlemek mi?

ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi yalnızca petrolü fiziki olarak ele geçirmekle ilgili değildi. Asıl hedef; ağır ham petrolün küresel harmanlama zincirindeki yerini kontrol etmek, Doğu Bloku’nun iskontolu enerjiye erişimini kesmek ve petro-dolar dışı finansal kanalları tıkamaktı.

Venezuela’da yaşanan süreç, sadece bir ülkedeki rejim değişimi değil; Monroe Doktrini’nin 21. yüzyıl şartlarında “enerji hakimiyeti” konseptiyle yeniden yürürlüğe konulmasıydı.

Venezuela tecrübesi, devasa rezerv zenginliklerinin teknik altyapı, sermaye ve küresel sistemle entegre olmadan tek başına siyasi veya ekonomik bir güç yaratamayacağını gösteren en somut jeopolitik ders olarak tarihteki yerini almıştır.

KAYNAKÇA:

Washington Office on Latin America | WOLA

WOLA (Washington Office on Latin America): A Shocking U.S. Attack and a “Transition Without a Transition” in Venezuela (Ocak 2026 Raporu).

Washington Office on Latin America | WOLA

Brookings Institution: Making sense of the US military operation in Venezuela (Ocak 2026 Analizi).

Brookings Institution

Council on Foreign Relations (CFR): Venezuela: The Rise and Fall of a Petrostate (Backgrounder Series).

The Guardian: Venezuelan leader lands in New York after capture – as it happened (3 Ocak 2026 Canlı Takip Raporu).

Real Instituto Elcano: Great Power Rivalry in the Caribbean Basin: China, Russia and the US.

The Hudson Institute: Guerra, G., A Venezuelan Oil Deal with Many Layers: Restructuring Debt and Shifting Geopolitical Ties (2026).

TD Securities Global Strategy: Oil Market Expectations Following the Venezuelan Intervention (2026).

Rus devlet yayın organları (TASS, RIA Novosti, RT) ile hükûmete yakın gazeteler (Komsomolskaya Pravda, Izvestia) ve rleştirel/muhalif desler (Moscow Times vb.)

Çin devlet medyası (Xinhua, People’s Daily, Global Times)

İran’daki devlet kanalları (IRIB, Press TV) ile muhafazakâr gazeteler (Kayhan, Tehran Times)

Japon basını (Asahi Shimbun, Yomiuri Shimbun, Nikkei)

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun en editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 15 Eylül 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Monroe Doktrini, 1823’te ABD Başkanı James Monroe tarafından ilan edilen ve Avrupa devletlerinin Amerika kıtalarında yeni sömürgeler kurmasını yasaklayan; ABD’nin ise Avrupa’nın iç işlerine karışmayacağını belirten dış politika ilkesidir.

 

Neslihan Gökdemir Ağar
Neslihan Gökdemir Ağar
Neslihan Gökdemir Ağar - Enerji ekonomisti, analist, gazeteci, Enerji Piyasası İzleme ve Derecelendirme Ajansı’nın (EPİDA) kurucu direktörü. Türkiye Enerji Forumu 2001-2050 kurucusu. Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu; üniversitedeki iktisat öğrenimine, İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde ve Moskova Üniversitesi'nde katkı sağladı. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nde ‘Enerji Teknolojileri Yönetimi’ alanında yüksek lisans yaptı. İngilizce ve Rusça biliyor. Piyasaların liberalleştiği 2001 yılından bu yana enerji, sürdürülebilirlik, 2050, ortak gelecek, enerji endüstrisi, küresel enerji dengeleri vb. konularda çalışıyor. 2001 yılında Ulusal Enerji Forumu (Türkiye Enerji Forumu 2001-2050)'nu "Ortak Geleceğimiz Enerji" ana temasıyla multidisipliner bir anlayışla Türkiye'de ilk kez hayata geçirdi. 2005 yılında serbest piyasaya geçiş sürecinde, ulusal ve uluslararası kamu ve özel sektöre rehberlik etmek amacıyla, Türkiye’de ‘Enerjide Bilgi İdaresi’ misyonunu geliştirmek amacıyla EPİDA’yı kurdu. Enerji alanında yazılar yazıyor, kitaplar hazırlıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x