Haset etmekle nasıl baş edilir?

Hasetin kaynağı nedir? Hayatımıza nasıl etki eder ve onunla nasıl başa çıkarız? Haset duygusunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün mü? İşte bu kötü duyguyu yenmenin yolları…

Haset, başkasında olan bir nimeti çekememe, kendisine faydası olmadığı halde kıskançlık sebebiyle karşısındakinin sahip olduğu nimetten mahrum kalmasını isteme; çekememe, bir tür kıskançlık.

Her duygu gibi evrensel ve doğal bir duygudur. Bazen kibirle ilgilidir ve bu acı verir, öfkeye sebep olur, kötücül yanımızı körükler, yaşam kalitemizi düşürür.

Kıskançlık, eğer aşırı değilse bir yanıyla işlevseldir. İlişkinin dinamiğini canlı tutar. Fakat haset; iyileşmesi güç olan bir yara gibidir. İstikrarlı ve artan oranlarda devam etmesi halinde kişinin psikolojik destek alması önemlidir.

Bu nahoş duyguyu tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da davranışlarımızla onu beslemeyi bırakabiliriz. Arthur C. Brooks’un The Atlantic web sitesinde yer alan yazısında hasetle baş etmenin yoları ele alınıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

“14. yüzyıl İtalyan şairi Dante’nin İlahi Komedya’sının “Purgatorio” [Araf] adlı 13. kantosunda, yedi ölümcül günahtan biri olan ‘Haset’in kurbanı olan insanlara verilen nihai ceza anlatılıyor. Onları bir uçurumun kenarında tehlikeli bir şekilde tünemiş olarak gösteriyor. Haset gördükleri şeyle başladığı için gözleri kapalı bir haldedir. Düşmemek için hayatta hiç yapmadıkları bir şeyi yaparak birbirlerine destek olmaları gerekir. Bu oldukça acımasız bir ceza olsa da, Katolik inancında On Emir’den yalnızca biri değil, ikisi tarafından yasaklanan tek günahın haset olduğu düşünüldüğünde, belki de bu kadar acımasız olması şaşırtıcı değildir.

Belki de öteki dünyada karşılaşacağınız ceza konusunda Dante’den daha az endişe duyuyorsunuz. Haset duygusunun, başkalarının sahip olduklarına duyulan kızgınlık dolu arzunun, size gerçek hayatta ve şu anda cehennemi veya arafı yaşatabileceğine dair pek çok kanıt var. Hepimiz hasetin nasıl bir his olduğunu, içimizdeki sevgiyi nasıl tatsızlaştırdığını ve ruhumuzu nasıl kuruttuğunu biliriz. Sırf bir başkasının talihinin bize kıyasla yetersiz kaldığından dolayı acı çekmesinden zevk alan içimizdeki çirkin, kindar kuruntuları nasıl da ortaya çıkarıyor. The American Scholar dergisinin editörü Amerikalı yazar Joseph Epstein’ın yazdığı gibi, “Yedi ölümcül günah arasında sadece haset hiç zevk vermez.”

Kısacası haset mutluluğu öldürür. Ne yazık ki bu tamamen doğal bir duygudur ve hiç kimse bundan tamamen kaçamaz. Ancak haseti daha iyi anlarsanız, onu beslemeyi bırakabilir ve uçurumun kenarından dönebilirsiniz.

Hasetin kaynağı

Hasetin doğal, evrimsel kökenlerine ilişkin olası açıklamaları tahayyül etmek kolaydır. Sosyal karşılaştırma, toplumdaki konumuzu ölçme biçimimiz ve dolayısıyla kaynaklar ve potansiyel eş adayları açısından rekabetçi kalmak amacıyla ne için çabalamamız gerektiğini bilmek için kullandığımız bir yöntemdir. Başkalarının gerisinde kaldığımızı fark ettiğimizde, hissettiğimiz acı, genellikle bizi kendimizi geliştirmeye ya da başkalarını yıkmaya teşvik eder. Tüm bunlar insanların hala mağaralarda yaşadığı zamanlarda ölüm kalım meselesi olabilirdi, ancak bugün büyük ölçüde anakronik kalıyor. Elbette sosyal medya paylaşımlarınız başkalarından daha az ilgi görüyor diye yalnız ölmeyeceksiniz. Ancak yine de bunun acısı aynı derecede şiddetli olabilir.

İyi haset – kötü haset

İnsanların bu acı karşısındaki davranış biçimleri, bazı akademisyenlerin iyi huylu haset ile kötü huylu haset arasında ayrım yapmasına yol açtı. İyi huylu haset mutsuzluk vericidir, ancak kişi kendini geliştirme ve haset duyulan kişiye özenme arzusu ile hareket eder. Bunun aksine, kötü huylu haset, diğer kişiye zarar vermeyi amaçlayan düşmanca düşünceler ve davranışlar gibi tamamen yıkıcı eylemlere yol açar. İyi huylu haset, diğer kişiye duyulan hayranlığın hak edildiğine inandığınızda ortaya çıkar; kötü huylu haset ise hak edilmediğine inandığınızda devreye girer. Bu yüzden ünlü bir savaş kahramanına haset besleyebilir, ama ona kötülük dilemezken, yakışıklı bir Hollywood aktörünün dokuzuncu evliliğinin de başarısız olduğu haberini sevinçle karşılayabilirsiniz.

Haset, özellikle de kötü huylu olduğunda, sizin için çok kötüdür. Öncelikle, bunun acısı gerçektir: Nörobilimciler, diğer insanlara karşı haset duygusu beslemenin beynin hem fiziksel hem de zihinsel acıyla ilişkili olan ön singulat korteksini uyardığını keşfettiler. Aynı zamanda bu, geleceğinizi de mahvedebilir. Bir grup akademisyen, 2018 yılında Social & Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırma için rastgele seçilmiş 18 bin kişiyi inceledi ve haset deneyimlerinin zaman içinde kişilerin ruh sağlığını ve mutluluğunu olumsuz etkileyebileceği sonucuna vardı. Normalde insanlar yaşlandıkça psikolojik olarak daha sağlıklı hale gelirler; haset bu süreci yavaşlatabilir. Yapılan diğer araştırmalar iyi huylu haset duygusunun sizi daha hırslı hale getirebileceğini göstermiş olsa da, bu araştırmada haset duygusunun ilerleyen zamanlarda kesin bir şekilde ekonomik başarı getirdiğine dair herhangi bir bulguya rastlanılmadı.

Neye haset ediyoruz?

Farklı insanlar farklı şeylere karşı haset duyar. Örneğin, bütün gün lüks teknelere ve arabalara sahip olan insanları görüp bundan hiç etkilenmeyebilirim. Ama bana benim yaşımda gür saçlara sahip bir adamı gösterirseniz, beni gözlerim bağlı bir şekilde uçurumun kenarına bırakmış gibi olursunuz. Bununla birlikte, akademisyenler haset konusunda bazı genel kalıplara dikkat çekiyorlar. Örneğin, bazı araştırmalar insanların haset güttüğü şeylerin yaşla birlikte değişme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Gençler, haset duygusunu eğitim ve sosyal hayat, dış görünüş ve aşk hayatı konusunda yaşlılardan daha yoğun yaşayabilirler. Yaşlı insanlar genellikle bu tür şeylere omuz silker, ancak parası olan insanlara karşı haset besleme eğiliminde olurlar. Erkekler ve kadınlar farklı niteliklere karşı haset duygusu hissetme eğilimindedir. Birtakım araştırmaya göre, erkekler en çok sosyal statü ve prestije imreniyor. Kadınlar ise dış görünüşe karşı haset duyuyor. Her iki cinsiyet için de en büyük ikinci haset kaynağı romantik partnerleri cezbetmedeki başarıdır.

Haset duygusunu hissetmek için, görünüşte sizden daha şanslı olan insanlara maruz kalmanız gerekir. Sıradan sosyal etkileşimlerde bu yeterince basittir. Ancak insanları, hayatlarını olabildiğince göz alıcı, başarılı ve mutlu görünmek için sergileyen birçok yabancıya maruz bırakırsak haset duygusu tavan yapacaktır. Tabi ki sosyal medyadan bahsediyorum. Hatta akademisyenler, sosyal medyanın bu yıkı duygunun ortaya çıkmasına sebep olan son derece verimli koşulları nitelemek için Facebook haseti terimini bile kullandılar. Yapılan araştırmalarda, akademisyenler gerçekten de pasif Facebook kullanımının (elbette bu yalnızca Facebook ile sınırlı değildir) haset duygusunu artırdığını ve mutluluğu ölçülebilir bir şekilde azalttığını ortaya koydu.

Eğer parmaklarımı şıklatıp haset duygusunu hayatımdan çıkarabilseydim, bunu yapardım ve eminim siz de hayatınızdan çıkarırdınız. Ancak haset doğal bir olgudur ve belki de ondan kurtulmak en aydınlanmış olanlar dışında herkes için imkânsızdır. Cosimo de’ Medici 15. yüzyılda daha işe yarayan bir yaklaşıma sahipti. Haset duygusunu, doğal olarak ortaya çıkan istilacı bir ota benzetti. Ve haset duygusunu ortadan kaldırmaya çabalamak yerine – ki bu nafile bir çaba olacaktır – onu sulamayı kesmemiz gerektiğini öğretti.

1. Başkalarının hayatlarının sıradan kısımlarına odaklanın.

Bu istilacı otu esas olarak dikkatimizle suluyoruz. Arzu ettiğimiz, ancak bizde eksik olan niteliklere dikkatle odaklanırız. Örneğin, bir şovmenin şöhretine ve zenginliğine imrenebilir ve bu niteliklerin hayatınızı nasıl çok daha kolay ve eğlenceli hale getireceğini hayal edebilirsiniz. Ama biraz daha derinden düşünün. Şovmenlerin hayatının bu kadar harika olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Sahip oldukları para ve şöhret mutlu bir evlilik getiriyor mu? Üzüntüyü ve öfkeyi ortadan kaldırıyor mu? Muhtemelen hayır; hatta belki de tam tersi.

Psikologlar bu gözlemi haset duygumuzu köreltmek için kullanabileceğinizi öne sürüyor. 2017 yılında araştırmacılar bir gruptan, olağanüstü iyi koşullar içinde yaşadıklarını düşündükleri demografik olarak benzer insanları değerlendirmelerini istedi. Yalnızca bu koşullara odaklanmanın katılımcıların kendi hayatlarıyla acı verici bir zıtlığa, dolayısıyla haset duygusuna yol açtığını buldular. Ancak katılımcıların bu insanların da her gün mutlaka yaşadığı iniş çıkışları düşünmeleri istendiğinde, onlara yönelik haset duyguları azaldı.

2. Haset makinesini kapatın.

Sosyal medya üç sebepten dolayı haset duygusunu artırır: Sizden daha şanslı insanların hayatlarını gözler önüne serer; insanların iyi talihlerini kitlelere sergilemesi her zamankinden daha kolaydır; ve sizi gerçek hayatta etrafınızda olmayan insanlar ile aynı sanal ortama sokarak kendinizi onlara karşılaştırmanıza sebep olur. Ünlülerin ve influencer’ların paylaşımları özellikle güçlü ve gereksiz bir haset kaynağıdır. Bunun çözümü sosyal medyayı terk etmek değil; tanımadığınız veya yalnızca istediğiniz şeye sahip oldukları için paylaşımlarına baktığınız kişileri takip etmeyi bırakmaktır. Sosyal medyayı gerçek arkadaşlarınızla iletişimde kalmak, ilginç ve motive edici şeyler öğrenmek ve belki biraz gülmek için kullanın. Zaten hâlihazırda arkadaşlar arasında yeterince haset var; bunu tüm dünya nüfusuna yaymayın!

3. Haset duymaya değmez tarafınızı gösterin.

Başkalarına duyduğunuz haset duygusunu azaltmak için çabalarken, kendiniz de haset duygusunun hedefi olmaya çalışmaktan vazgeçin. Güçlü yönlerinizi sergilemek ve zayıf yönlerinizi yabancılardan saklamak istemeniz doğaldır. Bu, size kendinizi iyi hissettirse de bir hatadır. Gerçeği kendinizden ve başkalarından gizlemek, kaygı ve mutsuzluğa giden bir yoldur. Meslektaşım Alison Wood Brooks ve çalışma arkadaşlarının 2019 yılında Journal of Experimental Psychology‘de girişimciler üzerine yaptıkları bir çalışmada gösterdikleri gibi, katılımcılar sadece neyi doğru yaptıkları konusunda değil, aynı zamanda bu yolda nasıl başarısız oldukları konusunda da dürüst olduklarında, gözlemciler daha az kötü huylu haset duygusuna maruz kaldı. Ama dikkatli olun: Başarısızlıklarınız gerçek olmalı. Böbürlenmenin alçakgönüllülük kisvesine büründürüldüğü sözde mütevazı palavralar, bir kilometre öteden algılanabilir ve sizi başkalarının gözünde daha az sempatik hale getirir.

Haset duygusuna karşı en iyi panzehir muhtemelen şudur: her ne olursa olsun kendi sahip olduklarınızı takdir etmek ve bunun için minnet duymak. Pek çok araştırma minnettarlığın haset duygusunu yok ettiğini gösteriyor, ama siz bunu zaten biliyorsunuz. Öyleyse bu bilgiyi iyi bir şekilde kullanın: Bir dahaki sefere içinizdeki haset hayvanı sesler çıkardığında onu sizi seven insanları, zevk aldığınız şeyleri ve sahip olduğunuz iyi talihi düşünerek susturun.”

Bu yazı ilk kez 3 Kasım 2022’de yayımlanmıştır.

 

Arthur C. Brooks’un The Atlantic internet sitesinde yayınlanan “Envy, the Happiness Killer” başlıklı yazısından öne çıkan bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişilebilir: https://www.theatlantic.com/family/archive/2022/10/envy-happiness-social-media/671786/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Haset etmekle nasıl baş edilir?

Hasetin kaynağı nedir? Hayatımıza nasıl etki eder ve onunla nasıl başa çıkarız? Haset duygusunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün mü? İşte bu kötü duyguyu yenmenin yolları…

Haset, başkasında olan bir nimeti çekememe, kendisine faydası olmadığı halde kıskançlık sebebiyle karşısındakinin sahip olduğu nimetten mahrum kalmasını isteme; çekememe, bir tür kıskançlık.

Her duygu gibi evrensel ve doğal bir duygudur. Bazen kibirle ilgilidir ve bu acı verir, öfkeye sebep olur, kötücül yanımızı körükler, yaşam kalitemizi düşürür.

Kıskançlık, eğer aşırı değilse bir yanıyla işlevseldir. İlişkinin dinamiğini canlı tutar. Fakat haset; iyileşmesi güç olan bir yara gibidir. İstikrarlı ve artan oranlarda devam etmesi halinde kişinin psikolojik destek alması önemlidir.

Bu nahoş duyguyu tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da davranışlarımızla onu beslemeyi bırakabiliriz. Arthur C. Brooks’un The Atlantic web sitesinde yer alan yazısında hasetle baş etmenin yoları ele alınıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

“14. yüzyıl İtalyan şairi Dante’nin İlahi Komedya’sının “Purgatorio” [Araf] adlı 13. kantosunda, yedi ölümcül günahtan biri olan ‘Haset’in kurbanı olan insanlara verilen nihai ceza anlatılıyor. Onları bir uçurumun kenarında tehlikeli bir şekilde tünemiş olarak gösteriyor. Haset gördükleri şeyle başladığı için gözleri kapalı bir haldedir. Düşmemek için hayatta hiç yapmadıkları bir şeyi yaparak birbirlerine destek olmaları gerekir. Bu oldukça acımasız bir ceza olsa da, Katolik inancında On Emir’den yalnızca biri değil, ikisi tarafından yasaklanan tek günahın haset olduğu düşünüldüğünde, belki de bu kadar acımasız olması şaşırtıcı değildir.

Belki de öteki dünyada karşılaşacağınız ceza konusunda Dante’den daha az endişe duyuyorsunuz. Haset duygusunun, başkalarının sahip olduklarına duyulan kızgınlık dolu arzunun, size gerçek hayatta ve şu anda cehennemi veya arafı yaşatabileceğine dair pek çok kanıt var. Hepimiz hasetin nasıl bir his olduğunu, içimizdeki sevgiyi nasıl tatsızlaştırdığını ve ruhumuzu nasıl kuruttuğunu biliriz. Sırf bir başkasının talihinin bize kıyasla yetersiz kaldığından dolayı acı çekmesinden zevk alan içimizdeki çirkin, kindar kuruntuları nasıl da ortaya çıkarıyor. The American Scholar dergisinin editörü Amerikalı yazar Joseph Epstein’ın yazdığı gibi, “Yedi ölümcül günah arasında sadece haset hiç zevk vermez.”

Kısacası haset mutluluğu öldürür. Ne yazık ki bu tamamen doğal bir duygudur ve hiç kimse bundan tamamen kaçamaz. Ancak haseti daha iyi anlarsanız, onu beslemeyi bırakabilir ve uçurumun kenarından dönebilirsiniz.

Hasetin kaynağı

Hasetin doğal, evrimsel kökenlerine ilişkin olası açıklamaları tahayyül etmek kolaydır. Sosyal karşılaştırma, toplumdaki konumuzu ölçme biçimimiz ve dolayısıyla kaynaklar ve potansiyel eş adayları açısından rekabetçi kalmak amacıyla ne için çabalamamız gerektiğini bilmek için kullandığımız bir yöntemdir. Başkalarının gerisinde kaldığımızı fark ettiğimizde, hissettiğimiz acı, genellikle bizi kendimizi geliştirmeye ya da başkalarını yıkmaya teşvik eder. Tüm bunlar insanların hala mağaralarda yaşadığı zamanlarda ölüm kalım meselesi olabilirdi, ancak bugün büyük ölçüde anakronik kalıyor. Elbette sosyal medya paylaşımlarınız başkalarından daha az ilgi görüyor diye yalnız ölmeyeceksiniz. Ancak yine de bunun acısı aynı derecede şiddetli olabilir.

İyi haset – kötü haset

İnsanların bu acı karşısındaki davranış biçimleri, bazı akademisyenlerin iyi huylu haset ile kötü huylu haset arasında ayrım yapmasına yol açtı. İyi huylu haset mutsuzluk vericidir, ancak kişi kendini geliştirme ve haset duyulan kişiye özenme arzusu ile hareket eder. Bunun aksine, kötü huylu haset, diğer kişiye zarar vermeyi amaçlayan düşmanca düşünceler ve davranışlar gibi tamamen yıkıcı eylemlere yol açar. İyi huylu haset, diğer kişiye duyulan hayranlığın hak edildiğine inandığınızda ortaya çıkar; kötü huylu haset ise hak edilmediğine inandığınızda devreye girer. Bu yüzden ünlü bir savaş kahramanına haset besleyebilir, ama ona kötülük dilemezken, yakışıklı bir Hollywood aktörünün dokuzuncu evliliğinin de başarısız olduğu haberini sevinçle karşılayabilirsiniz.

Haset, özellikle de kötü huylu olduğunda, sizin için çok kötüdür. Öncelikle, bunun acısı gerçektir: Nörobilimciler, diğer insanlara karşı haset duygusu beslemenin beynin hem fiziksel hem de zihinsel acıyla ilişkili olan ön singulat korteksini uyardığını keşfettiler. Aynı zamanda bu, geleceğinizi de mahvedebilir. Bir grup akademisyen, 2018 yılında Social & Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırma için rastgele seçilmiş 18 bin kişiyi inceledi ve haset deneyimlerinin zaman içinde kişilerin ruh sağlığını ve mutluluğunu olumsuz etkileyebileceği sonucuna vardı. Normalde insanlar yaşlandıkça psikolojik olarak daha sağlıklı hale gelirler; haset bu süreci yavaşlatabilir. Yapılan diğer araştırmalar iyi huylu haset duygusunun sizi daha hırslı hale getirebileceğini göstermiş olsa da, bu araştırmada haset duygusunun ilerleyen zamanlarda kesin bir şekilde ekonomik başarı getirdiğine dair herhangi bir bulguya rastlanılmadı.

Neye haset ediyoruz?

Farklı insanlar farklı şeylere karşı haset duyar. Örneğin, bütün gün lüks teknelere ve arabalara sahip olan insanları görüp bundan hiç etkilenmeyebilirim. Ama bana benim yaşımda gür saçlara sahip bir adamı gösterirseniz, beni gözlerim bağlı bir şekilde uçurumun kenarına bırakmış gibi olursunuz. Bununla birlikte, akademisyenler haset konusunda bazı genel kalıplara dikkat çekiyorlar. Örneğin, bazı araştırmalar insanların haset güttüğü şeylerin yaşla birlikte değişme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Gençler, haset duygusunu eğitim ve sosyal hayat, dış görünüş ve aşk hayatı konusunda yaşlılardan daha yoğun yaşayabilirler. Yaşlı insanlar genellikle bu tür şeylere omuz silker, ancak parası olan insanlara karşı haset besleme eğiliminde olurlar. Erkekler ve kadınlar farklı niteliklere karşı haset duygusu hissetme eğilimindedir. Birtakım araştırmaya göre, erkekler en çok sosyal statü ve prestije imreniyor. Kadınlar ise dış görünüşe karşı haset duyuyor. Her iki cinsiyet için de en büyük ikinci haset kaynağı romantik partnerleri cezbetmedeki başarıdır.

Haset duygusunu hissetmek için, görünüşte sizden daha şanslı olan insanlara maruz kalmanız gerekir. Sıradan sosyal etkileşimlerde bu yeterince basittir. Ancak insanları, hayatlarını olabildiğince göz alıcı, başarılı ve mutlu görünmek için sergileyen birçok yabancıya maruz bırakırsak haset duygusu tavan yapacaktır. Tabi ki sosyal medyadan bahsediyorum. Hatta akademisyenler, sosyal medyanın bu yıkı duygunun ortaya çıkmasına sebep olan son derece verimli koşulları nitelemek için Facebook haseti terimini bile kullandılar. Yapılan araştırmalarda, akademisyenler gerçekten de pasif Facebook kullanımının (elbette bu yalnızca Facebook ile sınırlı değildir) haset duygusunu artırdığını ve mutluluğu ölçülebilir bir şekilde azalttığını ortaya koydu.

Eğer parmaklarımı şıklatıp haset duygusunu hayatımdan çıkarabilseydim, bunu yapardım ve eminim siz de hayatınızdan çıkarırdınız. Ancak haset doğal bir olgudur ve belki de ondan kurtulmak en aydınlanmış olanlar dışında herkes için imkânsızdır. Cosimo de’ Medici 15. yüzyılda daha işe yarayan bir yaklaşıma sahipti. Haset duygusunu, doğal olarak ortaya çıkan istilacı bir ota benzetti. Ve haset duygusunu ortadan kaldırmaya çabalamak yerine – ki bu nafile bir çaba olacaktır – onu sulamayı kesmemiz gerektiğini öğretti.

1. Başkalarının hayatlarının sıradan kısımlarına odaklanın.

Bu istilacı otu esas olarak dikkatimizle suluyoruz. Arzu ettiğimiz, ancak bizde eksik olan niteliklere dikkatle odaklanırız. Örneğin, bir şovmenin şöhretine ve zenginliğine imrenebilir ve bu niteliklerin hayatınızı nasıl çok daha kolay ve eğlenceli hale getireceğini hayal edebilirsiniz. Ama biraz daha derinden düşünün. Şovmenlerin hayatının bu kadar harika olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Sahip oldukları para ve şöhret mutlu bir evlilik getiriyor mu? Üzüntüyü ve öfkeyi ortadan kaldırıyor mu? Muhtemelen hayır; hatta belki de tam tersi.

Psikologlar bu gözlemi haset duygumuzu köreltmek için kullanabileceğinizi öne sürüyor. 2017 yılında araştırmacılar bir gruptan, olağanüstü iyi koşullar içinde yaşadıklarını düşündükleri demografik olarak benzer insanları değerlendirmelerini istedi. Yalnızca bu koşullara odaklanmanın katılımcıların kendi hayatlarıyla acı verici bir zıtlığa, dolayısıyla haset duygusuna yol açtığını buldular. Ancak katılımcıların bu insanların da her gün mutlaka yaşadığı iniş çıkışları düşünmeleri istendiğinde, onlara yönelik haset duyguları azaldı.

2. Haset makinesini kapatın.

Sosyal medya üç sebepten dolayı haset duygusunu artırır: Sizden daha şanslı insanların hayatlarını gözler önüne serer; insanların iyi talihlerini kitlelere sergilemesi her zamankinden daha kolaydır; ve sizi gerçek hayatta etrafınızda olmayan insanlar ile aynı sanal ortama sokarak kendinizi onlara karşılaştırmanıza sebep olur. Ünlülerin ve influencer’ların paylaşımları özellikle güçlü ve gereksiz bir haset kaynağıdır. Bunun çözümü sosyal medyayı terk etmek değil; tanımadığınız veya yalnızca istediğiniz şeye sahip oldukları için paylaşımlarına baktığınız kişileri takip etmeyi bırakmaktır. Sosyal medyayı gerçek arkadaşlarınızla iletişimde kalmak, ilginç ve motive edici şeyler öğrenmek ve belki biraz gülmek için kullanın. Zaten hâlihazırda arkadaşlar arasında yeterince haset var; bunu tüm dünya nüfusuna yaymayın!

3. Haset duymaya değmez tarafınızı gösterin.

Başkalarına duyduğunuz haset duygusunu azaltmak için çabalarken, kendiniz de haset duygusunun hedefi olmaya çalışmaktan vazgeçin. Güçlü yönlerinizi sergilemek ve zayıf yönlerinizi yabancılardan saklamak istemeniz doğaldır. Bu, size kendinizi iyi hissettirse de bir hatadır. Gerçeği kendinizden ve başkalarından gizlemek, kaygı ve mutsuzluğa giden bir yoldur. Meslektaşım Alison Wood Brooks ve çalışma arkadaşlarının 2019 yılında Journal of Experimental Psychology‘de girişimciler üzerine yaptıkları bir çalışmada gösterdikleri gibi, katılımcılar sadece neyi doğru yaptıkları konusunda değil, aynı zamanda bu yolda nasıl başarısız oldukları konusunda da dürüst olduklarında, gözlemciler daha az kötü huylu haset duygusuna maruz kaldı. Ama dikkatli olun: Başarısızlıklarınız gerçek olmalı. Böbürlenmenin alçakgönüllülük kisvesine büründürüldüğü sözde mütevazı palavralar, bir kilometre öteden algılanabilir ve sizi başkalarının gözünde daha az sempatik hale getirir.

Haset duygusuna karşı en iyi panzehir muhtemelen şudur: her ne olursa olsun kendi sahip olduklarınızı takdir etmek ve bunun için minnet duymak. Pek çok araştırma minnettarlığın haset duygusunu yok ettiğini gösteriyor, ama siz bunu zaten biliyorsunuz. Öyleyse bu bilgiyi iyi bir şekilde kullanın: Bir dahaki sefere içinizdeki haset hayvanı sesler çıkardığında onu sizi seven insanları, zevk aldığınız şeyleri ve sahip olduğunuz iyi talihi düşünerek susturun.”

Bu yazı ilk kez 3 Kasım 2022’de yayımlanmıştır.

 

Arthur C. Brooks’un The Atlantic internet sitesinde yayınlanan “Envy, the Happiness Killer” başlıklı yazısından öne çıkan bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişilebilir: https://www.theatlantic.com/family/archive/2022/10/envy-happiness-social-media/671786/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x