18 Eylül 2020

İnsan

Yorum yap

Yazdır

Uzaktan eğitim annelerine sakin kalma rehberi

Okullarda online eğitim başladı. Bu dönemde velilerden beklenti büyük: Evde online derslere katılımı denetlemek, gerekirse katkı sağlamak, ödevlerin denetimini yapmak, öğrencinin odaklanmasına yardımcı olmak… Çevrimiçi veli olmak, günümüzün yeni gerçeği.

Çalışan anneler içinse bu durum oldukça zor. Çağımızın çalışan annelerinin genel sorunu, her ihtiyacı gidermeye çalışırken yaşadıkları yetersizlik hissi. Tüm ihtiyaçlara yetişmeye çalışan anneler ise bir yarım kalmışlık, eksiklik, suçluluk, tükenmişlik vb. duygular içerisinde çoğu zaman. Hem işte hem evde hem de annelikte mükemmel olma çabası ve çevrenin de annelerden bütün bunlara yetişmeleri yönündeki beklentisi, bu nedenle her gün küçük dünyalarında (kimse fark etmeden) yaptıkları kahramanlıklar, sessiz zaferler ve gene de tüm alanlarda eksik hissetmeleri…

Çevrimiçi veli olma halinin çağımızın çalışan kadınının hayattaki bölünmüşlüklerine etkisi ne? Kadınlar ve özellikle çalışan anneler bu yetersizlik hissiyle nasıl başa çıkabilir?

Çevrimiçi veli olma halinin hayatımıza getirdiği değişiklikler

Pandemi nedeniyle neredeyse mart ayından beri tüm seviyelerde eğitim çevrimiçi olarak veriliyor. Evde çevrimiçi eğitim alan çocuklarımızın yanında biz de çevrimiçi veliler olduk. Çocuklarımızın ertesi günkü dersleriyle ilgili materyallerini yazıcıdan çıktı alıyoruz, ders programına uygun saatlerde çocuklarımızın derse bağlanmalarını sağlıyoruz, derslerini kamera dışında kalmaya dikkat ederek izliyoruz, bazen kendimizi kaptırıp kopyalar veriyoruz, verilen ödevleri takip ediyoruz, vs. Kısacası, örgün eğitim sürerken bir velinin almadığı birçok sorumluluğu çevrimiçi veliler olarak almak zorunda kaldık.

Bu zorunluluk beraberinde birçok alışılagelmedik deneyimi bize yaşattı. Örneğin; sınıf ortamının mahremiyetine girdik. Öğretmenlerin dersi nasıl işlediğine birebir şahit olabiliyoruz. Çocuklarımızın sınıf içi performanslarını birebir gözlemleyebiliyoruz ve sınıftaki diğer öğrencilerle kıyaslayabiliyoruz. Eğitimcilerin de bizlerden beklentisi arttı; çocuklarımızın derse katılımlarını denetlememizi, ödevlerini düzenlememizi, faaliyetleri birlikte yapmamızı yani eğitime her zamankinden çok daha fazla katkıda bulunmamızı bekliyorlar. Bu beklenti çalışan veya çalışmayan tüm velilerde, özellikle de annelerde, farklı içerikte ve şiddette kaygılara yol açtı.

Çalışmayan anneler bu açıdan nispeten daha şanslıydı; ev işlerinden biraz feragat etmek zorunda kalsalar da çocuklarının yanı başında, eğiticilerin beklentilerini aşağı yukarı karşılayabilecek düzeyde bir çevrimiçi velilik performansı gösterebildiler. Belki roller bazen biraz da olsa karıştı; annelik ve öğretmenlik rolleri arasındaki geçişlerde zaman zaman zorlandılar. Ama çoğunlukla çevrimiçi veliliği iyi kotarabildiler.

Çalışan annelerin çevrimiçi velilik sınavı

Çalışan anneler içinse durum biraz daha zordu. Evden çalışanların evde olması durumu daha da kolaylaştırmadı aslında; çevrimiçi velilik saatleri ile mesai saatleri birbiriyle çakıştı, bu iki sorumluluk arasında bir sınır çizmek zor oldu, neticede hem mesaileri hem de performansları bölündü. Her ikisine de katkıda bulunmaya çalışırken çoğunlukla ikisine de tam anlamıyla konsantre olamaz duruma geldiler. Ve zaten çalışan annenin temel zorluğu olan hiçbir sorumluluğu tam olarak yerine getiremediğine dair eksiklik duygusu, çocuğunun yanında olamamanın yarattığı suçluluk ve işle ev arasındaki dengeyi kuramamanın getirdiği yetersizlik hissi bir de işin içine çevrimiçi veli olmanın sorumlulukları binince daha da arttı.

Aynı sorunların belki de en fazla yaşandığı grup ise mesleği gereği evden çalışamayan anneler oldu. Evden çalışan annenin sorunlarına ilaveten bu grup bir de çocuğuna vekaleten çevrimiçi velilik yapacak uygun kişiyi bulma güçlüğü ile karşı karşıya kaldı. Aile büyükleri ve bakıcılar bu görev için fazla teknolojiden uzaklardı. Bu nedenle bu durumda olan birçok çevrimiçi veli çocuğuna bu alanda destek verebilecek, çevrimiçi araçlara hâkim öğrenci ve öğretmenler tutmaya başladılar. Bu durum da tabi ki, ek bir gider kaynağı oldu.

“Her şeye sahip olmak” isteyen çağımızın çalışan Amazon kadını

Çalışan annenin çevrimiçi velilik sınavı, aslında çağımızın başarıya önem veren, mükemmeliyetçi, hayatın kontrol edilebilir yanını iyi kotarmış, azla yetinmeyen, talepkâr ve mücadeleci – hatta bunca rolü üstlenen kadınları tarihteki Amazonlara benzetmek yanlış olmaz- kadın modelinin bölünmüşlüğü için güzel bir örnek.

Çağımızın Amazon kadını kendisinden bir veya iki kuşak öncesinde yaşayan kadınlara göre çok daha iyi bir eğitim almış durumda ve çalışan kadın oranı eski nesillere göre çok daha arttı. Artık kadının evdeki rolleri arasında evi çekip çeviren kişi ve anne olma dışında, evin ekonomisine katkıda bulunan kişi olma rolü de var. Çağımızın Amazon kadını için bu fazladan gelen rol mükemmeliyetçi özelliğine çok iyi uydu çünkü her şeyin en iyisine sahip olma ihtimali çok cazipti.

“Çocuk da yaparım, kariyer de” sloganı ile yola çıkan Amazon kadını, bu çeşit çeşit rolün hakkını vermek için bölünmüşlüklere razı oldu. Fakat toplumun kadından genel beklentisi olan evin kadını ve anne olma önceliği, Amazon kadınının her şeye sahip olma çabası içerisinde karşısına çıkan en önemli zorluklardan biri oldu. Çalışan kadın olmak hem toplumun ondan beklentisine hem de kendi zihnine ve yüreğine işlenmiş beklentilere ters düştü ve çalışan kadın bu nedenle evi, eşi ve çocukları ihmal ediyor olmakla ilgili hep bir eksiklik, hep bir suçluluk duygusu yaşar oldu.

Şimdiyse pandemi nedeniyle bu baskı altındaki kadının yeni bir role daha bürünmesi gerekiyor: Çevrimiçi velilik. Bu yeni rol, özellikle evden çalışamayan annelerin geri planda sinsice bekleyen eksiklik ve suçluluk duygularının hortlamasına neden olabilir ve bu durum tükenmişlikten depresyona kadar giden rahatsızlıklara yol açabilir. Çalışan ve bu dönemde sorumlulukları daha da artan kadınların sırtlarındaki yükü azaltmaları için bazı durumlara bakış açılarını, bu hallerdeki bazı tutum ve davranışlarını değiştirmeleri gerekir.

Çalışan anne olmanın yarattığı suçluluk duygusundan kurtulmak

Çalışan annenin suçluluk duygusunu ortaya çıkaran etkenleri bulmak bu duygudan kurtulmanın ilk basamağıdır.

Yapılan çalışmalar bu suçluluk duygusunun hem kadının kendisinin hem de eşinin geleneksel cinsiyet rol beklentilerinin olmasından, yapılan işin maddi ve manevi açıdan tatminkâr olmamasından ve çevresel destek sistemlerinin zayıf olmasından kaynaklandığını gösteriyor.1 2Kişinin kendi içindeki geleneksel cinsiyet rollerindeki beklentileri sorgulaması, maddi ve manevi açıdan tatmin edecek bir iş bulması ve sosyal destek sistemini arttırması bu suçluluk duygusunun azalmasında yardımcı olacaktır. Çalışıyor olmaktan doyum sağlamanın genel “iyi olma” halini de olumlu etkileyerek anneliğe katkıda bulunacağını da unutmamak gerekir.

Ve tabii ki çalışan annelerin en büyük tesellisi olan “nicelik değil nitelik önemli” sözünü de burada hatırlatmakta fayda vardır: Çocukla geçirilen uzun ama boş saatlerdense, kısa ama kaliteli saatler çocuk-anne ilişkisi açısından daha faydalıdır.

Mükemmel değil “yeterince iyi” olmaya razı olmak

Mükemmel olma çabası, çalışan annenin iş ve ev arasındaki bölünmüşlük duygusunu en fazla arttıran etkenlerden biridir.3 Araştırmalar mükemmel anne olma çabasının kişi üzerindeki baskıyı arttırarak tükenmişlik sendromu yaşama olasılığını arttırdığına ve bu durum da annelik işlevselliğini olumsuz etkilediğine işaret ediyor.4

Mükemmel anne olma çabasından kurtulmanın ilk yolu, mükemmel anne diye bir kavramın olmadığını kabul etmektir. Mükemmel anne diye bir şey yoktur ve “yeterince iyi anne” olmak sağlıklı bir birey yetiştirmek için yeterlidir. Çağımızın filozoflarından biri olduğunu düşündüğüm Nil Karaibrahimgil’in Annelere Ninni şarkısında söylediği gibi: “Elinden geleni yaptın, daha ne? Hadi şimdi uyu güzel anne”.

Zamanı iyi kullanmayı öğrenmek

Aslında hayatta her şey için zaman var ve çoğu kez sıkışmamızın nedeni zamanımızı iyi planlayamamaktan kaynaklanıyor. Çalışan ve aynı zamanda çevrimiçi veli olan bir annenin zamanı iyi kullanmaktan başka bir şansı yok.

Bunun için bir gün boyunca yaptıklarınızı gözden geçirip nelere gereksiz bir vakit ayırdığınızı tespit etmek (sosyal medyada geçirilen zaman gibi) ve bu boş eylemleri hayatınızdan çıkarmak iyi bir ilk adım olacaktır.

Size bir getirisi olmayan, gereksiz iş yüklerine “hayır” demeyi öğrenin. “Multi-task” olmaya çalışın yani bir anda birden fazla işle ilgilenmek için uygun olan işleri tespit edip (trafikte beklerken gerekli telefon konuşmalarını bitirmek, kameranızın açık olmasına gerek olmayan zoom toplantılarında bir yandan sporunuz yapmak gibi) bunları bir arada yapın.

Dengeyi kurabilmek için destek almak

Bizzat sizin tarafınızdan yapılması gerekmeyen işler varsa (ev temizliği gibi) bunlar için maddi imkanlarınız doğrultusunda yardımcılar bulun. Sosyal destek sisteminizi genişletin; geniş aile bireylerinden yardım isteyin. Unutmayın; yardım istemek bir yetersizlik ya da beceriksizlik göstergesi değildir.

Sizin gibi çevrimiçi veli olan kişilerle görüşün, yazışın, dertleşin (sınıf annelerinin WhatsApp grupları gibi). Eşinizden destek almayı deneyin; onun da yapabileceği işler için ondan yardım isteyin.

Çocuğunuza sağlayacağınız huzurlu bir ev ortamının en önemli şartının huzurlu bir evlilik olduğunu unutmayın ve ilişkinizi ihmal etmeyin. Örneğin; haftada bir geceyi “sosyal gece” ilan edip eşinizle birlikte yapmaktan hoşlandığınız aktivitelere zaman ayırın.

Kendi ihtiyaçlarının da karşılandığına emin olmak

Bütün bu koşuşturma içerisinde en önemli kısım olan kendinizi ihmal etmeyin.

Unutmayın; siz sağlıklı ve iç huzur olan bir birey olmazsanız ne çevrimiçi veliliğiniz, ne anneliğiniz, ne de iş hayatınız verimli olacaktır. Günlük koşuşturma ve rutin işlerin dışında, “canınızın isteklerine” de kulak verin ve bunları da günün öncelikli aktiviteleri haline getirmeyi unutmayın.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 18 Eylül 2020’de yayımlanmıştır.

  1. Losoncz I, Bortolotto N. Work-life balance: The experiences of Australian working mothers. Journal of Family Studies 2009; 15: 122-138.
  2. Steiner RS, Krings F, Wiese BS. Remeber the children, honey! Spouses’ gender-role attitudes and working mothers’ work-to-family conflict. Applied Psychology 2019; 68: 250-275.
  3. Mitchelson JK. Seeking the perfect balance: Perfectionism and work-family conflict. Journal of Occupational and Organizational Psychology 2009; 82: 349-367.
  4. Meeussen L, van Laar C. Feeling pressure to be a perfect mother relates to parental burnout and career ambitions. Frontiers in Psychology 2018; doi:10.3389/fpsyg.2018.02113.

Aslıhan Dönmez

Prof. Dr. Aslıhan Dönmez - Psikiyatri uzmanı ve nörobilim doktoru. Çalışma alanları kaygı bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları. Uzmanlık alanı Bilişsel Davranışçı Terapi. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak dersler veriyor.

Yorumu Gör

avatar
Send this to a friend