Toplum

2 Ekim 2020

Yazdır

Bildiğimiz sosyal medyanın sonu mu geliyor?

Enformasyon toplumu dijital dönüşüm ütopyasının bir sonraki aşamasına pandeminin sağladığı olağanüstü şartlarla hızlı bir geçiş yaptı. Sosyal medya bu değişime yön verirken bir yandan yenilenme sürecini hızlandırdı.

Yakından bakıldığında bu değişim, ABD merkezli büyük dijital ekonomilere dönüşen sosyal medya platformlarının kendi içinde rekabet oluşturması ve ortaya çıkan know how’ın toplumsal talebe göre kullanılması olarak özetlenebilir. Örneğin Snapchat’i ele alalım. 2011’de oluşturulan uygulama, paylaşımdan 24 saat sonra “kaybolan veri” özelliği ile gençlerin en çok kullandığı uygulama olarak öne çıktı. Bu ilgi üzerine Facebook önce Snapchat’i satın almayı denedi başaramayınca Facebook’un sahip olduğu Instagram, Snapchat hikayelerinin ana özelliklerini kopyalayarak 2016’da Instagram Hikayelerini kullanıma sundu. Sonuç olarak bu uygulama transferinin ardından Instagram, bir yıl içinde Snapchat’ın önüne geçti.

Silikon Vadisi’nin bu rekabetçi yapısı kendi içinde teknolojik ilerleme için de bir dinamik oluşturuyordu. Sosyal medyanın hızlı gelişimi ile oluşan veri trafiği ve sermaye ABD merkezli güçlü bir yapı oluşturdu. Son günlerde bu güçlü kalenin oyuna giren yeni aktörlerle sarsılmaya başladığına tanık oluyoruz.

TikTok oyunun kurallarını değiştirdi

Pekin merkezli ByteDance şirketinin sahip olduğu video paylaşım platformu TikTok’un hızlı yükselişi oyunun kurallarını değiştirmeye başladı. 2017’de oluşturulan TikTok, 1 milyar kullanıcıya diğer tüm platformlardan daha hızlı ulaştı ve en çok indirilen uygulamalardan biri oldu. Girişim yatırımları analiz platformu CB Insights 2020 verilerine göre, TikTok’un sahibi olan ByteDance’ın piyasadaki değeri Elon Musk’ın Uzay çalışmaları ile öne çıkan Space X şirketini de geride bırakarak ilk sıraya yerleşti.

Dünya çapında başarılı olan Çinli teknoloji devleri tarafından üretilen sosyal medyalar, Tik Tok ve benzer bir hikayeye sahip WeChat (Tencent), oluşturdukları “Büyük Veri” ile ABD siyasetinde sadece ekonomik değil politik bir kaygıya da neden oldular. TikTok’un gelişmiş algoritmaları, kullanıcıların beğenilerini, yorumlarını ve her video için harcanan zamanı yakalayarak bireysel tercihleri hızla öğrenme becerisi ile de öne çıktı.

Aslında, TikTok, Facebook, YouTube, Instagram tarafından şekillenen amatör eğlence kültürü unsurlarını yeniden birleştirmenin dışında çok da farklı bir yenilik getirmemişti. Facebook, Snapchat için uyguladığı taklit yoluyla çoğaltma çabalarını Tik Tok’un klonu sayılabilecek Lasso’yu devreye sokarak denedi ama beklediği sonucu alamadı.

ABD hükümeti TikTok’un bu engellenemez yükselişini durdurmak üzere yasaklama ve satın alma arasında kalarak çözümler üretmeye çalışıyor. En son gelinen aşamada bir Amerikan şirketi tarafından satın alma süreci başlatıldığına dair haberler yayılmaya başladı. ABD kökenli şirketler tarafından gerçekleştirilen satın alma ya da yönetim kadrosuna ABD kökenli yöneticilerin yerleştirilmesi sosyal medya merkez bloğunu kırmak için oluşan tehdidi bu seferlik uzaklaştırabilir. Ama Çin sosyal medya merkez kalesini kuşatabildiğini ve zorlayabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Yakın bir zamanda bunu tekrar deneyeceğini öngörebiliriz.

Blockchain teknolojisi merkezi olmayan bir sosyal medya yaratabilir mi?

Mayıs 2016’da hizmete giren Steemit.com, alternatif, eşitlikçi bir sosyal medya sitesi olarak kendisini bir şirketin eline teslim etmek yerine kullanıcılarına güç kazandıran bir site olma iddiası ile öne çıktı. BitShares’in kurucusu Daniel Larimer ve eski bir finansal analist olan Ned Scott tarafından oluşturulan Steemit sosyal ağ platformu, blockchain teknolojisi üzerine inşa edildi. Bu blok zincirin işleyişi merkezi olmayan bir bilgi kaydı sistemi oluşturulmasına dayanıyordu.

Diğer bir ifadeyle, verileri herhangi bir merkeze depolamak yerine blockchain kullanan tüm taraflar arasında bilginin paylaşılmasına göre işleyen bir sistem kuruldu. Bu zincirdeki her bilgi yığını bir blok olarak adlandırıldı. Bu bloğa bilgi eklendiğinde yani yeni bir işlem gerçekleştiğinde – örneğin kullanıcının paylaşım yapması, oyun oynaması bir mesajı beğenmesi olabilir- önceki bloklara yeni bir blok bağlanarak bir zincir oluşturuldu. Bu sistemde eski bloklar asla silinmiyor ve yenileri basitçe eklenebiliyor. Böylece, zincirdeki önceki tüm blokları görmek her zaman mümkün hale geliyor. Blok zincirinde her yeni işlem gerçekleştiğinde, ilişkili bilgiler (örneğin, alıcı, satıcı, görüşler, fiyat) blok zinciri ağındaki her bilgisayarla paylaşılıyor ve doğrulanıyor. Doğrulandıktan sonra işlem bir blok halinde kaydediliyor ve mühürleniyor.

Steemit platformunun yaratıcıları Larimer ve Scott, Reddit, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya şirketlerinin, kullanıcıların oluşturduğu içerik üzerinden kurucuları ve hissedarlarına büyük paralar kazandırırken içerik oluşturucuların hiçbir şey kazanmadıklarını ve bunun değişmesi gerektiği fikrini savunuyorlar. Herkesin kazanabileceği, kullanıcıların mikro ödemelerle ödüllendirildiği bir serbest pazar oluşabileceği görüşündeler. Bu yaklaşıma göre, sadece yayınlayarak, etkileşim kurarak veya oyun oynayarak gelir elde etmek mümkün olacak.

Dijital emek, ortak fayda ve kolektif zeka

Aslında bir süredir devem eden dijital emek tartışmalarında da benzer bir yaklaşımın geliştirildiğini görüyoruz. Dijital platformlar üzerinden oluşturulan iş birliği modelleri, kullanıcılara ortak fayda sağlayan ve toplumsal katkı oluşturan bir kolektif zeka oluşturabiliyor. Bilginin ve oluşturulan faydanın tek bir merkezde toplanması yerine paylaşılması yaklaşımı giderek daha fazla destekçi buluyor. Tüm bu iddialarının yanında, Steem blok zincirinin merkezi olmayan bir yapıya sahip olmasına rağmen, sosyal medya web sitesi Steemit.com özel bir şirkete (Steemit, Inc.) ait olduğunu da not etmek gerekiyor.

İlk sosyal medya sitesi olarak 1997’de kurulan Six Degrees’den bugüne sosyal medya hızlı bir yükseliş grafiği yaşadı. 2004’de Mark Zuckenberg’in Facebook’u kurması ise sosyal medyaya güçlü bir merkezi yapı kazandırdı. Facebook kendi pazarını tasarladı, kendi teknolojilerini oluşturdu ve para kazanmak için tamamen yeni kanallar geliştirdi. Kısaca, Facebook kendi kurallarını oluşturdu ve yeni amaçlara hizmet etmek için eskilerini yeniden tasarladı.

Alternatif sosyal medya platformlarının yükselişi

Son yıllarda alternatif sosyal medya platformları yaygınlaşmaya başlıyor. Steemit’in dışında, 2015’de Minds; 2016 Gab; 2017’de BitChute ve 2019’da Thinkspot alternatif sosyal ağ platformları olarak yerlerini almaya başladılar.

Bu alternatif platformların kullanıcıları, sosyal medyanın merkezi yapısının oluşturulan içeriğin üzerinde kontrol kurmasından; bot hesapların ve trollerin oluşturduğu bilgi kirliliğinden ve emek vererek oluşturulan içerik üzerinden sosyal medya şirketlerinin büyük kazanç sağlamasından duydukları rahatsızlığı ifade ediyorlar. Alternatif platformlar ise daha özgür, iş birliğine dayalı merkezi yapısı olmayan yeni bir yaklaşım iddiası ile giderek daha fazla ilgi çekiyor.

Facebook’un tahtı sarsılıyor mu?

Facebook’un daha küçük, daha rekabetçi parçalara bölünmesi, kısıtlanmasının gerektiğini savunanların sayısı artıyor. Örneğin, Zuckerberg’in Harvard’daki oda arkadaşı ve firmanın kurucularından Chris Hughes, New York Times’da yazdığı bir yazıda, “Çok uzun süredir siyasetçiler Facebook’un patlayıcı büyümesini hayranlıkla izliyorlar ve kullanıcıların korunmasını ve pazarların rekabetçi olmasını sağlama sorumluluklarını göz ardı ediyorlar…ama artık Facebook’u dağıtmanın zamanı geldi” diye ifade etti. Dile getirilmeye başlanan tüm bu rahatsızlığa rağmen henüz Facebook’a dur diyebilecek bir politik güç bulmak zor.

Ama bu güçlü yapının, hem TikTok gibi dışardan yeni aktörlerin oyuna girmesiyle hem de kullanıcıların alternatif sosyal medya arayışıyla sarsılmaya başladığını görüyoruz. Dünya nüfusunun %40’nın henüz internet ulaşımının olmadığı, yarısından fazlasının hala daha sosyal medya kullanmadığını da not etmek gerekir. Yaygınlaşan teknoloji alt yapısı ve yeni kuşağın öne çıkmasıyla eklenecek yeni kullanıcıların tercihleri sosyal medyanın yeni yapısını belirleyebilir.

KAYNAKÇA

Casadesus-Masanell, Ramon, Alexander White, Karen Elterman, “Steemit: A New Social Media?.” Harvard Business School 19 Aralık 2019.

Chris Hughes, “It’s Time to Break Up Facebook,” New York Times, 9 Mayıs 2019, https://www.nytimes.com/2019/05/09/opinion/sunday/chris-hughes-facebook-zuckerberg.html

Çapraz Yeşim Ceren, “Sosyal Medya Uygulamalarında Yok Olan Mesaj/Veri Kavramı ve Gençlerin Kullanım Motivasyonları”, Galatasaray Üniversitesi İletişim Dergisi, (29) , 235-256.

Fannin Rebecca. “The strategy behind TikTok’s global rise.” Harvard Business Review 10.2019 (2019): 10-25.

Fuchs, Christian, “Digital labor”, The Routledge Companion to Labor and Media, 2015.

CBinsights, How TikTok’s Owner Became The World’s Most Valuable Unicorn https://www.cbinsights.com/research/report/bytedance-tiktok-unicorn/ (erişim 20.09.2020)

Knowles Tom, Facebook stranglehold makes it “too big to fail”, The Times, 12 Ağustos 2020 https://www.thetimes.co.uk/article/facebook-stranglehold-makes-it-too-big-to-fail-ghwq77cx0

Enformasyon Toplumu Sohbetleri, https://www.youtube.com/channel/UCnOKi8ZUpS5uBEVDyGFC6A

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 2 Ekim 2020’de yayımlanmıştır.

Nazlı Ülbay Aytuna

Doç.Dr. Nazlı Ülbay Aytuna, Galatasaray Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünü tamamlamış, Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Devlet burslusu olarak gittiği Fransa’da Paris I Pantheon Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında gerçekleştirmiştir. 2012 yılında iletişim bilimleri alanında doçent olmuştur. Siyasi iletişim, ikna stratejileri, dijital iletişim alanlarında yayınları bulunmaktadır. Halen Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler vermektedir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend