31 Aralık 2019

Toplum

Yorum yap

Yazdır

Galiba yalnız değiliz

Aslında iki sene önce tohumları atılmış bir projeydi Fikir Turu… O günlerde sonuca ulaşamasa da, “bir yerlere tohumu ektik, elbet bir gün filizlenir” diyerek o dönem bu sayfayı kapatmıştık. 2019’un bahar aylarında fikir yeniden canlandı, pek çok insanın katkı verdiği umut, kaygı, bol araştırma, tartışma, çalışma, fikir jimnastiği, uykusuz geceler ve telaş dolu günlerin sonunda 29 Temmuz’da Fikir Turu ete kemiğe büründü.

Amaçlarımızı, prensiplerimizi belirlediğimizde yol haritamız da ortaya çıktı. İçeriği sağlam yazılarla, tartışmalarla Türkiye’nin düşünce hayatına katkı yapmak ilk hedefimizdi. 2019’da 70’i aşkın yazardan (çeviriler hariç) 100’e yakın makale yayımladık.

Biz içeride kendi meselelerimizle boğuşurken, dışarıda neleri kaçırdığımızı, dünyada ne tür tartışmaların olduğunu, oralarda nelerin yazılıp çizildiğini okurlarımızın dikkatine getirmeyi istiyorduk. Bu amaçla İngilizceden, Arapçadan, Rusça ve Çinceden o coğrafyaların nabzını tutan yazılardan çeviriler yaptık.

Fikir hayatına yeni yazarlar kazandırdık

Fikir hayatına yeni yazarlar kazandırmak, bizi özellikle heyecanlandıran amaçlarımızdan biriydi. Bu alanda iyi iş çıkarttığımızı düşünüyoruz, yeni insanlar tanıdık, onları başka insanlara tanıttık. Fikir Turu’nun okurlara merhaba dediği gün, manşetinde yer alan ABD savunma sanayiiyle ilgili nitelikli analizi henüz 30’una gelmemiş Emre Kaya kaleme aldı. Siyaset bilimci Onur Eylül Kara ise minör siyaset yazısıyla aslında bizim de yapmaya çalıştığımız işe dair farkındalığımızı artırdı; yani bir sorun, bir ihtiyaç ya da bir hayal etrafında bir araya gelmek ve elimizdeki kaynaklarla, sahip olduklarımızla, içinde yaşadığımız koşullar ne kadarına izin veriyorsa onu hemen şimdi ve burada yapmak. İşte Fikir Turu’nun stratejisi de buydu.

Bu süreçte kendimizi de daha iyi anlamaya çalıştık. Mesela Doç. Dr. Kerem Karaosmanoğlu, bu toprakların anlaşılmaz derecede tutkun olduğu, vazgeçemediği komplo teorilerini akademik ve bilimsel bir perspektifle kaleme aldı. Her geçen gün bir bataklık gibi bizi daha fazla içine çeken kutuplaşma sorununu, sadece bizim yaşamadığımızı, farklı ülkelerde hangi meselelerin etrafında ve nasıl yaşandığını Prof. Senem Aydın Düzgit ve Andrew O’Donahue’nun son derece bilgilendirici yazısı sayesinde öğrendik. Yine Türkiye’nin hızla yaşlandığına ve buna nasıl hazırlanmamız gerektiğine değindik, yeniden yaygınlaşan aşı karşıtlığının neden eğitimli çevrelerde kendine taraftar bulabildiğine ve bunun çok tehlikeli sonuçlarına da baktık…

Toplumsal değişimin kodlarını çözmeye çalıştık

Toplumdaki değişimin kodlarını da çözmeye çalıştık. Misal, toplumun yüzde 75’i artık şehirlerde yaşıyor. Alışveriş merkezleri (AVM) ise artık yaşamımızın ayrılmaz bir parçası. Prof. Feyzan Erkip sayesinde AVM’lere bugüne dek hiç düşünmediğimiz olumlu ve olumsuz yönleriyle baktık. AVM’lerin aslında yaşlılar, bebekli ve küçük çocuklu insanlar, bedensel engelliler gibi sokaklarda rahatça gezinemeyenler için de bir kurtarıcı olduğunu farkettik. Zira hâlâ bu kesimler, şehirlerimiz planlanırken çok dikkate alınmıyor. Oysa kentleri dönüştürmek mümkün. Dr. Deniz Altay Baykan kadın dostu kentlerin hayal olmadığını ve nelerin yapılabileceğini örnekleriyle kaleme aldı. Bir diğer bilim insanı Doç. Osman Balaban, ‘kentler dikey mi yatay mı büyümeli?’ tartışmasını ne denli yanlış zeminlerde yaptığımızı farklı bilgilerle ortaya koyarak ezberimizi bozdu.

Tüketim var gücüyle hayatımızı esir alırken, Hale Acun Aydın minimalizm akımını anlatarak tüketim rüzgarına karşı durmanın ipuçlarını verdi, bize gelen geri bildirimlere bakılırsa, okurlarımızdan bazıları da, tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmişler. Hatta itiraf edelim bu yazı ikimizin de hayatına kalıcı şekilde dokundu, birimiz ev eşyalarının bir kısmından kurtuldu, birimiz de sürekli termosla geziyor artık.

Hayatlara dokunmak ve olumlu katkılar yapmak da başka bir amacımız. Örneğin sosyal medya sayesinde çok geniş bir kitleye ulaşan ve büyük bir farkındalık yaratan Gıda Dedektifi gıdaların etiketlerini okumayarak neleri riske ettiğimiz konusunda bizleri uyardı.

Genç araştırmacı Büşra Eser fast-food’ların ülkemize girişinden bugünkü otantik mutfak, sokak tatları merakına sosyal değişimimizin izlerini yeme – içme kültürümüzde takip etti. Prof. Emre Erdoğan ise, pek çok farklı açıdan gündeme gelen Suriyelilere bir de “karşılaşma mekanları, kaynaşma potası” mutfaklar üzerinden bakmamızı sağladı.

Sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası ama her şey o kadar hızlı gelişiyor ki, sosyolojimizin dönüşümünü kavramak çok zor. Dr. Sinan Aşçı ‘Adab-ı muaşeretin yeni hali’ diyerek bu mecranın nezaket kurallarını bize anlattı. Dr. Uğur Dolgun ise sanal alemin sosyolojisini ve o platformlarda neyi neden yaptığımızı anlatırken, çok görmek istemediğimiz internetin karanlık yüzüne de ışık tuttu. İsmail Hakkı Polat ise ekonominin yeni ayağı kripto paraları ve Türkiye’nin önündeki büyük fırsatı yazdı.

Psikiyatristler, psikologlar, felsefeciler de hayata dair hepimizi ilgilendiren sorulara yanıt aradılar bizim için. Prof. Kemal Sayar modern çağda dost olma kavramının nasıl değiştiğini, Prof. Acar Baltaş ise vicdanlı çocuk yetiştirmenin yollarını anlattı. Prof. Dr. Aslıhan Dönmez pek çok insanı ilgilendiren duygularla yemek ilişkisini, duygusal yemeyi ele aldı. Prof. Ahmet İnam kaybettiğimiz özgürlüğümüzü, Emre Konuk ise deprem travmasını atlatmada ailenin önemini bilimsel bir araştırmanın verileri eşliğinde yazdı.

İlham veren insan hikayeleri

Her yazımızı ayrı ayrı sevdiğimizi söylememiz gerek, makaleler üzerinde kuyumcu titizliğiyle çalışmayı da seviyoruz. Bu titizliğimizin zaman zaman yazarlarımızı bıktırdığını da düşünmüyor değiliz…

Bütün yazılarımız bizim için önemli ama kişisel öykülerin anlatıldığı ilham verici yazılarımızı ayrı bir önemsiyoruz doğrusu. Örneğin Latife Selin Şahin -ki kendisi Türkiye’den yurt dışına transfer olan ilk kadın engelli sporcumuz, ilham veren öyküsünü içtenlikle anlattı. Bizlere ilham veren bir diğer isimse, Ahmet Yerlikaya idi. Çevreden toparlardığı kitapları köy köy gezerek ihtiyaç duyan çocuklara dağıtan genç adam Amerika’da Girişimcilik Eğitimi’ne varan hikâyesini bizimle paylaştı.

Yola çıkarken, kendimize verdiğimiz sözlerden biri de, çevre konularına duyarlı olmaktı, zira günlük tartışmaların bıktırıcı etkisi yüzünden yaşamsal önemde olan bu konunun üzerinde yeteri kadar durulmadığını düşünüyorduk. Poşetleri terk etsek de, bitiremediğimiz plastik bağımlılığımızla savaşmanın yollarını Deniz Bayram’ın makalesinden; iklim değişikliğiyle beraber yaşarken hayatımızı nasıl değiştirmemiz gerektiğini Prof. Orhan Şen’den; önlem almazsak küresel ısınmanın bizi hem de yakın bir tarihte nasıl gıdasız bırakacağını, kahve ve çikolatanın 50 yıl sonra lüks olacağını Birleşmiş Milletler Gıda Hakkı Özel Raportörü Prof. Hilal Elver’den öğrendik.

Tartışmaların bilgi eksikliğiyle ve yalnızca kendini haklı çıkarma maksadıyla yapılmasına üzülüyoruz. Bu nedenle Fikir Turu’nun kutuplaşmadan rahatsız her kesimden ve konusunda uzman yazarların katkılarını özgürce sunabilecekleri bir buluşma platformu olmasını istedik.

Faydalı bilgi tartışmalarına yer verdik

Fikir Turu olarak, tartışmaların, daha iyisini bulmaya ve birbirimizi anlamaya hizmet edecek şekilde yapılmasını çok önemsiyoruz. Fakat, tartışmaların bilgi eksikliğiyle ve yalnızca kendini haklı çıkarma maksadıyla yapılmasına da üzülüyoruz. Bu nedenle Fikir Turu’nun kutuplaşmadan rahatsız her kesimden ve konusunda uzman yazarların katkılarını özgürce sunabilecekleri bir buluşma platformu olmasını istedik. Kazdağları konusunda kıyasıya tartışmalar yapılırken, Prof. Ünal Akkemik bize, orada göz ardı edilen gerçek hazine endemik bitkileri anlattı; yaz aylarında sıkça gündeme gelen orman yangınlarında helikopter kullanımı tartışmasına Prof. Tuncay Neyişçi bilgisiyle farklı bir ışık tuttu. Düşünce özgürlüğü meselesine Prof. Ali Yaşar Sarıbay bambaşka bir açıdan yaklaştı.

Tartışmalarda bilginin ve olguların öne çıkması için en çok çabaladığımız alanlardan biri de dış politikaydı. Küreselleşme sonrası dünya, yönünü bulmak için, kıyasıya bir mücadeleye sahne olurken, etrafımız vekalet savaşlarıyla çevrilirken, Suriye, Irak, İran gibi yakın komşularımızda gerçekten neler olduğunu, Avrupa Birliği’nin nereye doğru gittiğini, ABD’nin yönünü bulmaya çalışırken, dünyayı nasıl etkilediğini, bilgiye dayalı kapsamlı analizlerle aktarmaya çalıştık. Burada bize çok değerli katkı sağlayan pek çok isim oldu, onları bir araya getiren bir düşünce platformu olduğumuz için kendimizle gurur duyuyoruz.

Ortak meselelerimizi gündeme getirdik

Fikir Turu’na çıkarken verdiğimiz sözlerden biri de, kutuplaşma içinde gözden kaçırdığımız ve bir türlü tartışmaya vakit bulamadığımız, tartışsak da çözüm üretemediğimiz ortak meselelerimizi gündeme getirmekti. Eğitim ve teknoloji, bunların başında geliyordu. Eğitimde toplumsal eşitsizliklere dikkat çekmeye çalışırken, dünyanın farklı ülkelerinin, şirketlerinin, üniversitelerinin yapay zeka çağına nasıl hazırlandığına değindik. İtfaiye teşkilatımızın nasıl örgütlenmesi gerektiği, finansal okur-yazarlılığımızı arttırmak gibi spesifik konulara birlikte kafa yorduk. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı da yapmış ve futbol kulüplerinin artık sürdürülemez hale gelmiş mali yapısını düzeltmeyi hedefleyen planı hazırlayan Hüsnü Güreli, yapılandırma planını tüm detaylarıyla Fikir Turu için yazdı.

Yıllardır kendi çabalarıyla Türkiye’nin tek peynir dergisini çıkaran Prof. Yavuz Öztürkler ve Metin Öztürk ise “Ezine neden rokfor olamadı?” yazısıyla aslında sadece ezinenin değil, belki de Türkiye’nin en büyük sorununu anlattı.

Şimdiye kadar çok istememize rağmen, yeteri kadar eğilemediğimiz alanlar da var tabii. Kültür ve sanat dünyamız bunların başında geliyor. Kültür ekonomisinin aslında inşaat sektöründen daha kârlı olduğunu, müzik tarihimizin hangi etkiler altında nasıl evrildiğini veyahut Star Wars serisinin ardındaki siyaseti, meselelere farklı açılardan yaklaşan yazıları okurlarımıza sunduk gerçi ama daha fazlasını yapmak istiyoruz.

Sessizlerin sesi

Biz her türlü gazetecilik faaliyetinin ‘sessizlerin sesi’ olması gerektiğini düşünen bir gelenekten geliyoruz. Fikir Turu’nda da mülteci ve çocuk haklarını dezavantajlı diğer grupları, hayvan haklarını gündeme getirmeye çalıştık. Henüz sayfalarımıza taşıyamadığımız daha çok konu var maalesef. Önümüzdeki yıl bu konularda daha da fazlasını yapmayı arzuluyoruz, çünkü bu alanda ne yapılsa eksik kalıyor gibi geliyor bize.

Bu 6 ayın sonunda, bize umut veren ve işini en iyi şekilde yapmaya ve çeşitli konularda farkındalık yaratmaya çalışan pek çok kişiyle tanıştık. Epey şey öğrendik, okuduklarımızdan çok heyecanlandık, güzel yazılar ortaya çıkınca keyiflendik, bize gelen yorumlardan da amaçlarımızı okurlara yansıtabilmiş olduğumuzu anlıyoruz. Ezcümle, bu zaman zarfında şunu fark ettik: Galiba yalnız değiliz. Yeni bir yıla girerken, bundan daha umut verici bir duygu olabilir mi, bilmiyoruz.

Sanıyoruz ki ektiğimiz tohum farklı düşünceler, fikirler ve yazarlarla güzel bir fidana dönüştü, bir ormana dönüşmesi dileğiyle…Hepinize önce sağlık, sonra huzur, umut, şans, başarı ve bol gülümseme diliyoruz.

Bu yazı ilk kez 31 Aralık 2019’da yayımlanmıştır.

Semin Gümüşel Güner

Semin Gümüşel - İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden sonra Galatasaray Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yaptı. Gazeteciliğe 1996’da Siyaset Meydanı programında başladı, ardından Aktüel, Nokta ve Newsweek Türkiye dergilerinde, Al Jazeera Türk’te ve Habertürk’te çalıştı.

Ayşe Karabat

Ayşe Karabat - Fikirturu editörü. ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümünü bitirdi. Yazmayı ve gezmeyi sevdiğinden gazetecilik yapmaya karar verdi. 1994’ten itibaren çeşitli radyo, TV ve gazetelerde çalıştı. Bir ara Filistin’de ve Lübnan’da yaşadı. Hayat yolunu sık sık Danimarka’ya düşürdü. Ortadoğu meselelerine merakı nedeniyle Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri ve Suriye Savaşları adlı iki kitap yazdı.

Yorumu Gör

avatar

Send this to a friend